Sayfa 1/2 12 SonSon
14 sonuçtan 1 ile 10 arası

Konu: Balıkçıyı balıkçıdan başka kimse kurtaramaz

  1. #1
    ___BALIKCI FORUM___ aFaLa - ait Kullanıcı Resmi (Avatar)
    Üyelik tarihi
    Feb 2008
    Yaş
    55
    Mesajlar
    12.841
    Tecrübe Puanı
    2432

    Icon10 Balıkçıyı balıkçıdan başka kimse kurtaramaz

    Asiye nasıl kurtulur ?

    BALIKÇIYI BALIKÇIDAN BAŞAKA KİMSE KURTARAMAZ



    Hattı zatında, yazı içindeki alt paragraflarda konu “Asiye nasıl kurtulur” için de açıklandı.
    Bununla beraber, burada konuyu derinliğine biraz daha açmak gerekirse, “BALIKÇIYI BALIKÇIDAN BAŞAKA KİMSE KURTARAMAZ”. Neden derseniz? Son sözcüğü derinliğine irdelemek gerekirse, aşağıda verildiği şekilde açıklayabilirim.
    Türkiye balıkçılığını 1972 yılından beri sağlıklı yönettiğini ve balıkçıyı mutlu ettiğini sanan yönetimler. Bunun böyle olmadığını balıkçının vaveylalarından (çığlıklarından) anladılar. Lakin iş işten geçti. Ekonomik önemi olan çoğu balık stokları çöktü. Ekmeğini balıkçılıktan elde eden çilekeş balıkçı, kabzımal, balıkla ilgili gıda sanayi ve balık lokanta işletmecileri televizyon programlarında ve yazılı basında ülke balıkçılığı ve balıkçılığın geleceği konusunda fikir üretir sorunlara çare üretir konuma geldiler.
    Siz balıkçılar olarak, balıkçılık sektöründen sorumlu kurumun balıkçılığımızın geleceği hakkında, bu gün içinde bulunduğu darboğazdan çıkış için, plan, program ve projelerinin olduğu ve balıkçılığın geleceği ve sürdürülebilirliği için kısa ve orta vadede sorunlara çözüm olacak mevcut plan ve projelerinden bahsedildiğini duydunuz mu?
    Eğer cevabınız “evet” ise işler yolunda demek. Fakat cevap “hayır” ise, siz balıkçılardan balık bekleyen yoğun bir tüketici kesimi var. Tüketiciye olan sorumluluğunuz için, kullandığınız balıkçılık kaynaklarında sizin tarafınızdan yapılan üretim(balıkçılık) hatalarının bilimsel yönden araştırılmasını ve araştırma için alt yapı olanaklarının sağlanmasını örgütlü bir yapı içinde tek elde toplamanız gerekir. Her ne kadar yasa da, su, deniz akarsu ve doğal göller hazineye ait deniyorsa da, bu kaynaklar içinde gıda açısından stratejik önemi olan sucul canlı kaynakları üreten siz lisanslı balıkçılarsınız. Biliyorsunuz yasa derki “cürüm işleyen cezasını çeker” Tabi yasa koyucu bu uygulamayı sucul canlı kaynakların yönetiminden sorumlu kuruma da sorması gerekir. Fakat şimdilik bunu bir kalem geçiniz. Nedenine gelince, gelişmiş demokratik ülkelerde gıda açısından stratejik önemi ve projesi sonsuz olan ürünler, politikadan arınmış özerk yapılanma içinde kurumsallaşır.
    Dünyada Balıkçılık ve Kaynak Yönetimleriyle ilgili iki yöntem vardır. Kömür ve Petrol gibi madensel kaynakların aksine sucul canlı kaynaklar yenilenebilen doğal kaynaklardır. Eğer doğal canlı kaynakların korunması ile ilgili yeterli önlemler alınabilirse, bu kaynakları sürdürülebilirliği optimum düzeyde gerçekleşir ve bu kaynakların projeleri sonsuzdur. Bunu yapabilmek için balıkçılık eylemimizi düzenlemek, kaynağın işletilmesini azamide tutmak için, kaynağı çevreleyen eko sistemi muhafaza ve iyi idare etmek zorunluluğu vardır. Balıkçılık kaynaklarının yönetiminden kasıt, balıkçılığın optimum düzeyde işletilmesidir.
    Kaynak yönetimi kaynak ölçüm ve değerlendirilmesine dayandırılarak yürütülür. Diğer bir ifade ile, canlı sucul kaynağın veya balıkçılık kaynağının sağlıklı bir aşamada olup olmadığı, birkaç yöntemle kaynağın verimlilik boyutları incelemeye tabi tutulur. Araştırma ve inceleme sonucu canlı sucul kaynağın sorunları saptanırsa, kaynağın sürdürülebilirliği, kaynağın yapılanması için gerekli girişimler ortaya konur. Daha özel bir anlatımla, kaynağın kullanım şeklinde, bir suiistimal veya dejenerasyon varsa örneğin, küçük balıkların korunması, balıkçılık gücünün dondurulması, bazı avcılık yöntemlerinin düzenlenmesi, gibi yaptırımlar gündeme gelir. Tabi bu gibi uygulamalara başvurulurken canlı sucul kaynakların biyolojik bilgileri ile sucul ortamın limnoloji ve oşinografi bulguları hesaba katılır.
    Bu gün dünyada irdelenen iki balıkçılık yönetim tipi vardır. Bunlardan biri, “Serbest Girişli ve Yukardan Yönetimli” ve/yada Hükümet kontrollü politika altında yürütülen balıkçılık yönetimi. Bu yönetim şekli Avrupa ve ABD görülmektedir. Bu yönetimde temel anlayış, kaynağın sürdürülebilir ve korumak amacıyla yönetilmesi ve isteyen herkesin balıkçılıkla iştigal edebilmesidir. Çünkü sucul canlı kaynaklar insanların ortak malıdır. Sistem içinde kota uygulanması da vardır ve bu her yıl saptanır. Çünkü bazı türler, balık kaynaklarının yönetimini gerektirir. Biyolojik açıdan avlanmaya kota sistemi getirilmesi mantıklıdır. Fakat uygulamada teknik olarak zordur. Örneğin memeliler (Balina yunus – ayı balıkları) ve kemikli balıklardan (Orkinos, Herring, Salmon v.b. türler) Bu yaptırımlar çok miktarda insan gücü ve parayı gerektirir. Yine örnek olarak ABD tarafından Bering Denizi Alautdin adaları demersal balıkçılık kaynakları için yönetim girişimi ve kontroller gösterilebilir.(Discowary TV deki yengeç avcılığı gibi)
    Diğer bir yönetim şekli, balıkçılığa “Sınırlı Giriş ve Tabandan Tavana Yönetim” Bu yönetim şekli uzak doğu ve Japonya’da başarılı olarak uygulanmaktadır. Bu balıkçılık yönetiminde birçok sahil balıkçılığı ve finanse edilmiş büyük ölçekli balıkçılık (Trol- Gırgır-Parakete) ve balıkçılık kaynaklarından ibaret olup, balıkçılık ruhsatı olan, sadece bölgesel balıkçı kooperatif üyeleri, birlikleri ve balıkçılardır. Dolayısıyla Japon balıkçılığı sınırlı giriş ve tabandan tavana doğru olan yönetim şekliyle idare edilir. Bu sistemde balıkçılık yatakları yapılan ruhsat müracaatlarına göre kullanılır.
    Sistemin özelliği, balıkçıların gönüllü olarak balıkçı tekne sayısını, büyüklüğünü, araç – gereçlerini ve av mevsimlerini kendilerinin kontrol ederek canlı sucul kaynaklarını korumalarıdır. Görüldüğü gibi hükümetin canlı sucul kaynak yönetimi için, ayrıca bütçeye yüksek miktarda fon ayırmasına gerek yoktur.
    Balıkçılık kaynakları yönetim stratejileri ise, mevcut balıkçılık verilerinin (üretim, balıkçılık gücü istatistikleri ve balık biyolojisi ile ilgili bilgiler) doğru olarak anlaşılması, balıkçılık ve kaynakların yönetiminde temel unsurdur.
    Bunun için her balıkçılık yatağı veya kaynağının balıkçılık istatistikleri ile ilgili olan veriler (balıkçı tekne sayısı, tekne özellikleri, av araç-gereç adet ve özellikleri, senede çalışılan gün sayısı v.b.) sahada yapılan çalışmalarda konunun uzmanı olan kişiler tarafından toplanmalıdır. Ayrıca av sahalarından balığın karaya çıkarıldığı alanlarda balıkların boy –ağırlık – yaş ve seks gibi biyolojik ölçüm verileri yine konunun ehil kişileri tarafından ölçülmelidir.
    Bu nedenle, balıkçılık kaynaklarının yönetim stratejilerinde bu konularda ehil personeli içeren bir organizasyona gereksinim vardır.
    Canlı sucul kaynaklar yenilenebilen kaynaklar olduğu için, yıl içinde çeşitli faktör ve değişenlere bağlı olarak farklılık gösteren sucul kaynak içi dinamiklerin (fiziksel, kimyasal ve biyolojik parametreler) program dâhilinde sürekli izlenmesi gerekir. Bu da balıkçılık yönetiminin kendi araştırma olanakları ve üniversitelerin balıkçılık araştırma birimleriyle yardımlaşarak oluşturulan bir sistem içinde sağlanabilir.
    Nitekim bizde, ulusal balıkçılığın kalkındırılması amacı doğrultusunda, K/871 sayılı kanunla Ekonomi ve Ticaret Bakanlığı bünyesinde 28.08.1952 tarihinde “Et ve Balık Kurumu” kurulmuştur. Bu kurum kurulduğu tarihten itibaren balıkçılık araştırma konusunda İ.Ü. Fen Fakültesi Hidrobiyoloji Araştırma Enstitüsünü finanse etmiştir.
    1972 yılında ulusal balıkçılığın yönetimi, Tarım Orman ve Köyişleri Bakanlığı bünyesinde kurulan Su Ürünleri genel Müdürlüğüne verilmiştir. 1984 yılında Tarım Bakanlığı içinde yapılan düzenlemelerde Genel Müdürlük teşkilatı Daire Başkanlığına indirilmiştir. Daha sonraki yıllarda yapılan düzenlemeler ve uygulamalar sonucu balıkçılık yönetimi bir hayli sıkıntı yaratan çok başlı bir yönetim şekline girmiştir.
    Balıkçılık yönetiminin en önemli çalışma konularından biri, kaynaklardan sürdürülebilir optimum düzeyde avcılık yapmaktır.
    Buda, araştırmalar sonucu balıkçılık sahalarından elde edilen, aylık mevsimlik av ve ortam parametre veri değerlendirmeleri ışığında, gelecek sezon için balıkçılık düzenlemesinin yapılmasıyla sağlanabilir.
    Bu düzenlemeler, avın yasaklandığı zaman, av alanları, kullanılan av araçları, balıkçılık türüne sınırlamalar, avlanan balık türü için boy veya yaş sınırlaması, ağ göz açıklığı sınırları kalitatif yada balıkçılık gücünün (balıkçı tekne adedi, av araç gereç sayısı) sınırlamaları veya kota getirilerek avlanan balığın sınırlanması gibi kantitatif olabilir. Tüm bu verilerin elde edilmesi ve sonuçlanması şüphesiz balıkçılık araştırmaları için, gerekli olan ehil personel ve teknik alt yapı ile mümkündür.
    Balıkçılık yönetiminin üretim açısından sağlıklı karar verebilmesi, balıkçılık kaynak sörveyleri ve sörveylerin devamlılığı ile mümkündür. Bu sörvey sonuçları şüphesiz canlı sucul kaynakların akıllı kullanımını sağladığı gibi, değerlendirilmeyen canlı kaynaklarında boyutları saptanarak ekonomiye kazandırılması sağlanabilir.
    “BALIKÇIYI BALIKÇIDAN BAŞKASI KURTARAMAZ” derken, kullandığınız kaynağın inisiyatifini (sorumluluğunu) kendi bünyenize alın demek istedim. Hani derler ya “ kendi göbeğini kendin kes”
    Yukarda balıkçılık kaynaklarının yönetim stratejilerinin nasıl olması konusunu özetledim. Bu içerikteki çalışma ve araştırmaların Türkiye balıkçılığından sorumlu kurum tarafından bu güne değin gerçekleşmediği malumunuz. Burada “balıkçı kendi göbeğini nasıl keser” sorusunun yanıtı, yukarda özetlenen balıkçılık yönetim stratejilerini balıkçının örgütlü yapısı içinde kendinin başarmasıdır.
    Biliyorsunuz onlarca yıldır, hükümetler Milli Eğitimimizde başarılı olamadılar. Hem İlköğretim hemde Yüksek ve Üniversite öğretiminde. Fakat toplum eğitimsiz kalmadı. Eğitimi, sosyal dayanışma sorumluluğu içinde oluşturdukları Vakıf Üniversitelerinde mütevelli heyet yöntemi ile, tercih edilir ve kabul görür bir düzeye getirerek yönetmekte ve başarabilmekteler.
    Allah, hepimize en kıymetli hazinemiz olan aklı vermiş. Tabi, balıkçıyı unutmamış ona da aklı vermiş. Eğer aklını mesleğinde (balık avcılığında) yanlış ve bencil kullanırsan, yani, avladığın balığa, en az bir kere yumurta dökerek neslini devam ettirme fırsatı vermezsen seni balıkçı olarak sürüm sürüm süründürürüm demiş. Bunun için, mesleğiniz olan balıkçılığın inceliklerini öğrenin, siz balıkçıların geçimini sağlayan ekonomik öneme haiz balık türlerinin yaşam döngülerini iyi öğrenin. Bu konularda bilgisi olan bilim insanlarından hizmet içi eğitim alınız. Bireysellikten ayrılın, meslektaşlarınızla (gırgır, trol, küçük balıkçı, kültür balıkçısı, kabzımal, dalyan balıkçısı v.b) asgari müştereklerde anlaşarak güçlü bir örgüt yapısı içinde, birlik olun.( Balıkçılık kooperatifi, Türkiye balıkçılık kooperatifleri birliği gibi, veya Türkiye Balıkçılık Vakfı gibi yapıda kurumsallaşınız) Bu kurumsal yapı içinde, balıkçılık konusunda teorik ve uygulamalı bilgi birikimi olan akademisyen, uzman ehil kimseleri görevlendiriniz.
    Yukarda özetlenen iyi niyetli düşüncelerin hayata geçebilmesi için, farklı balıkçılık türlerinin (gırgır, trol, küçük balıkçı, dalyan hatta kültür balıkçıları) Türkiye balıkçılık kaynaklarının sürdürülebilirliği için, asgari müştereklerde birleşmesi ve fikir birliği içinde olmaları gerekir. Çünkü bu farklı avcılık türleri, farklı av araçlarıyla, farklı bölge ve derinliklerde avladıkları balıkları birbirlerinden farklı av güçlerinde (miktarlarda) avlıyorlar. Bir hedef balık türünün azalması, tüm balıkçıları ve pazarlamada aracı olan kabzımalı ilgilendiriyor. Bu da, balıkçılık sektörünün bir zincirin baklaları gibi, birbirlerine göbekten bağlı olduğunun önemli bir kanıtıdır.
    Buradan, sürdürülebilir balıkçılık için, hazırlanacak veya geliştirilecek balıkçılık projesinin finans kaynakları veya finansmanı, geçimini balıkçılıktan ve balıkçılık sektörü halkalarından temin eden bireylerin ve kurumların kazançlarının binde 5 lik (%05) kısmını örgütlü yapıya (Balıkçılık Kooperatifi veya Balıkçılık Vakfı kurumuna) hibe veya zekât olarak yasal bir yapılanma içinde vermekle sağlanabilir.
    Diğer bir ifade ile balıklar balıkçıya şu mesajı vermektedir. “Ey balıkçılar, her sene beni ne miktarlarda avlayacağınızı (tüketeceğinizi) ölçebilmek için, beni avlayarak kazandığınız paranın %05 ni her sene kuracağınız balıkçılık araştırma fonuna zekâtınız olarak vermeniz, benim neslimin hayatta kalabilmesi ve siz balıkçılarında neslinin devam edebilmesi için zorunludur”.
    Buradan balıkçı örgütleri örgüt yapısı içinde, balıkçılık araştırma fonu oluşturarak, Balıkçılık Araştırma Vakfı veya Enstitüsü kurabilir. Bu araştırma vakfı veya enstitüsü orta ve uzun vadede üreteceği balıkçılık araştırma ve geliştirme projeleri ışığında, bölgesinin veya Türkiye denizleri balıkçılığının yol haritasını belirler.
    Yukarıda balıkçılığımızın sağlıklı şekillenmesi ve yol haritasının hazırlanması için, yazıya döktüğüm gerçekler ve önerilerin tartışılması, eleştirilmesi, sağlıklı ve uygulanabilir alternatiflerin oluşması dileğimdir. Şüphesiz bunlar mümkündür.
    Son söz “ölçülmeyen kaynaklar değerlendirilemez, dolayısıyla sağlıklı yönetilemez”
    Balıkçı dostlara rastgele der, kucak dolusu sevgi ve selamlar,



    Ö.Faruk KARA





    Büyük balık küçük balıktan uzun yaşar
    Metabolizması yüksek balık düşük olandan uzun yaşar
    Soğuk sudaki balık sıcak sudakinden uzun yaşar


  2. #2
    Reİs Burhan Reis - ait Kullanıcı Resmi (Avatar)
    Üyelik tarihi
    Nov 2009
    Yaş
    58
    Mesajlar
    5.682
    Tecrübe Puanı
    931

    Standart

    Buradan, sürdürülebilir balıkçılık için, hazırlanacak veya geliştirilecek balıkçılık projesinin finans kaynakları veya finansmanı, geçimini balıkçılıktan ve balıkçılık sektörü halkalarından temin eden bireylerin ve kurumların kazançlarının binde 5 lik (%05) kısmını örgütlü yapıya (Balıkçılık Kooperatifi veya Balıkçılık Vakfı kurumuna) hibe veya zekât olarak yasal bir yapılanma içinde vermekle sağlanabilir.
    Diğer bir ifade ile balıklar balıkçıya şu mesajı vermektedir. “Ey balıkçılar, her sene beni ne miktarlarda avlayacağınızı (tüketeceğinizi) ölçebilmek için, beni avlayarak kazandığınız paranın %05 ni her sene kuracağınız balıkçılık araştırma fonuna zekâtınız olarak vermeniz, benim neslimin hayatta kalabilmesi ve siz balıkçılarında neslinin devam edebilmesi için zorunludur”.
    Buradan balıkçı örgütleri örgüt yapısı içinde, balıkçılık araştırma fonu oluşturarak, Balıkçılık Araştırma Vakfı veya Enstitüsü kurabilir. Bu araştırma vakfı veya enstitüsü orta ve uzun vadede üreteceği balıkçılık araştırma ve geliştirme projeleri ışığında, bölgesinin veya Türkiye denizleri balıkçılığının yol haritasını belirler.
    Yukarıda balıkçılığımızın sağlıklı şekillenmesi ve yol haritasının hazırlanması için, yazıya döktüğüm gerçekler ve önerilerin tartışılması, eleştirilmesi, sağlıklı ve uygulanabilir alternatiflerin oluşması dileğimdir. Şüphesiz bunlar mümkündür.
    Son söz “ölçülmeyen kaynaklar değerlendirilemez, dolayısıyla sağlıklı yönetilemez”
    Balıkçı dostlara rastgele der, kucak dolusu sevgi ve selamlar,
    Ö.Faruk KARA


    Tebrikler.Çok doğru yaklaşım.Teşekkürler.

    “ölçülmeyen kaynaklar değerlendirilemez, dolayısıyla sağlıklı yönetilemez”
    ><((((º>`·.¸¸.·´`·.¸¸.-> BALIKÇI FORUM <-.¸¸.·`´·.¸¸.·`<º))))><

  3. #3
    Balıkçının Dostu
    Üyelik tarihi
    Jan 2010
    Mesajlar
    201
    Tecrübe Puanı
    29

    Standart

    değerli hocam ; Erenköy buluşmamızda zamanımız elverdiğince sektörün yaklaşık 50 yıldan bu güne yaşadığı sorunlara ve gelecekte yaşayacağı olası sorunlara çözümöneren yol haritasının kimler tarafından , nasıl hazırlanması ve uygulayıcılarının/baş aktörlerin kimler olması konulu sohbetimizde geniş kapsamlı mütabakatın öncelikle oluşturulması ve asgari müştereklerin neleri içeriyor oluşuşunun önemine değinmiş olmanızdan müthiş heyecan duymuştum...tespitlerinizde bir akdemisyen bilgeliğini,bir balıkçı kararlılığını görmekten müthiş keyif aldım..sağolun... siz ve sizin gibileri kolay yetişmiyor.. ne yazıkki bizler de kıymetinizi değerinizi ve sektör için öneminizi kavramakta sıkıntı yaşıyoruz...ama balıkçı bu kez fırsatı kaçırmamakta karalı... balıkçı: kurtuluş/tedavi reçetesinin kendinde oldunun farkında...hocam ; hani derler ya ARTIK CİN ŞİEDEN ÇIKTI BUNDAN SONRA GERİYE ASLA DÖNMEZ.....bu yolda karalılıkla gidenlerin kervanına katılanlara selam olsun...yolları açık olsun.....saygılarımla...
    Halit KONANÇ
    balıkçınındostu.....

  4. #4
    Reİs
    Üyelik tarihi
    Sep 2009
    Mesajlar
    15
    Tecrübe Puanı
    0

    Standart

    Devlet bir balık ve balıkçılık politikası üretmelidir.
    Balıkçılar tekne , takım ve ağ bakımı için devletten çok ucuz kredi almalı,
    Devletin ve aracının aldığı komisyonlar toplamda %10 gibi bir orana düşmeli

    Kabzımallardan faizsiz alınan kredi, balıkların kayıt altına alınmasını ayrıca; yasal tebliğe aykırı avlanılan balığın satışına aracılık eden kabzımallar ile mücadelenin ve daha rahat komisyoncu değiştirmenin yolunu açar diye düşünmekteyim.

    Balıkçının Göbeğini kendi kendine kesebilmesi için çıkar ilişkisinin kesilmesi gerekmektedir.



    Saygılarımla

  5. #5
    Vip Üye
    Üyelik tarihi
    Dec 2009
    Mesajlar
    272
    Tecrübe Puanı
    38

    Standart

    Kutsal kitabımız, oku diye başlar ama halkımızın çoğunun okuma alışkanlığı sıfır. Ö. Faruk Kara hocamıza, diğer fikir beyanında bulunan arkadaşlarada teşekkür ederim.Yazısında altı çizilip, ancak bizim denizlerimizin özelliğine göre ayarlanmak şartıyla.Balıkçıyı balıkçıdan başka kimse kurtaramaz, bu balıkçı hangi balıkçı.50 yıldır denizlerimizin tohumunu kurutanlarmı! Havyar zamanı, yasağı uzatmaya çalışanlarmı, uluslararası sular adı altında yukarı çıkacak balığın daha karasularımıza girmeden kumbaraya atmak için Ankara'da fink atanlarmı, nostalji adı altında, nerdeyse adları nostaljiye kalacak olan balıklara (seferberlik ilan etmek gerekirken ) havyar zamanı labirent (dalyan) tuzaklar kuranlarmı! Dış kaynaklı belgeselde: Balıkçılığın Kaderi Balıkçıların İyi Niyetine Bağlıdır der. 50 yıldır sirküler yazdıran endüstriyel balıkçılardan iyi niyetin kırıntısını gören varsa burda yazsın. Kabzımallardan varmı (onların umurunda olmaz, balık bitersede umurunda olmaz zerzavat satarım diye düşünür,olsaydı 50 yıldır olurdu) Esas reform, düzenlemelerde değil,Beyinlerde yapılandır.Zihinlerde Reform, Endüstriyel balıkçılıkta hiç böyle bir ışık gören varmı! Küçük balıkçı yok, Kıyı ve Geleneksel Balıkçılık daha uygun olur kanaatindeyim. Birtek katılamıyacağım konu: Ölçülmeyen kaynaklar değerlendirilemez, dolayısiyle sağlıklı yönetilemez. Bu bizim iç deniz statüsünde olan, Özellikli ,Duyarlı, Deniz Alanları, için sökmez. Sebebine gelince, Expo Channel tv.de sektör sorunlarında konuşan beşi biryerdeler ortadoğu Balkanların hatta AB'nin en büyük filosu bizde diye öğünüp kendilerine methiye düzüyorlardı. Biz ne diyorduk, av yasağı sonunda başlangıç düdüğü çaldığı zaman Karadeniz 1-1.5 Ay, Marmara, Kuzey Ege 3 gün,1 hafta, siz stok tespiti yapana kadar buraları haritadan silerler, bunuda bu işin eskisi olan herkes bilir. Bunun doğru olduğunuda kendi söylemlerinde görebilirsiniz. O söylem nedir? Hamsiyi sadece gece avlıyalım, 1.5 ay yerine 6 ay avlıyalım, Hamsi gündüz yatar, gece yürür. Yani kendi ağızlarından Karadeniz'i gece gündüz 1,5 ayda haritadan silerizin itirafı değilmidir. Bende bir itirafda bulunayım, bir tane olumlu düşünce varmış (deryada damla misalide olsa ) Konu gelmişken şu boğazların olta dışında ava kapatılma meselesine gelince şunu bir gözönünde canlandırın, Mavi Ormanın Son Kralında (Lüfer) yazılanlar doğrultusunda trol işini Marmara'da sıfır olacak şekilde Kabzımallarıyla birlikte hallettin, Boğazlarıda Gırgıra kapattın diyelim. Tatlı Su Kurnazları 50-60 tane Kumkapı'nın denizinde, 50-60 tanesi FB'nin denizinde 24 saat kafasında bekliyecek eğer burdan kuş uçurturlarsa taş olayım gece gündüz taş üstünde taş bırakmazlar.Gece gündüz buraları hergün haritadan silerler.M.O.S.Kralındaki haritaları iyi değerlendirin bu biyolojik koridor bütün olarak başka bir ülkede olsa tekneler takımlar üzerindeyken osahalardan bırakın haritadan silmeyi, ordan geçmesini bile men ederlerdi.Mavi Anayasa, ya zı la cak. Ancak denizlerimizdeki en büyük tehlike! Rh-Pova-Vİ virüsüdür.
    R- Rüşvet
    H- Hemşericilik
    P- Partizanlık
    O- Oy kaygısı
    V- Vurdumduymazlık
    A- Açgözlülük
    Vi- Bunu şimdi yazmıyorum pas geçiyorum. Arif olan anlasın.
    İkide anımı anlatayım sirküler toplantılarıyla ilgili Pendikte Galiba 2002-2004
    olacaktı. Ordaki konuşmada birisi, bilimsel rapor deyip duruyordu (taramalı için) 150bin $'lık cihazı çöpe atacağım deyip duruyordu, bende dedimki 1997'deki istihsal rakamlarında Marmara'nın payı %6 buranın tamamını endüstriyel balıkçılığa kapatsan ne yazar,burası Türkiye karasularının kileri 1 kuruş para harcamadan Dünya'nın en büyük balık üretme çiftliği olur, burda yatak yapıp çoğalacak balık nereye gidecek saatteki hızı 70 km olan orkinos kaçamadıda bunlar nereye gidecek Karadeniz'e çıkınca kafasına geçirirsin, balıklar yatak yapıp çoğalsa ürkütülmese fenamı olur, burda sadece oltayla balık tutulsun, diğer bütün denizler sizin olsun demiştim, oda sen çok kurnazsın bütün denizler sizin olsun Marmara bizim olsun(Gırgırların) demişti.
    ikinciside: Toplantı molasında, arkadaşlardan birisi toplantıdaki konuşmalarıma binaen seni Balıkçılık Bakanı yapalım, teknelerin pervaneleri istavrit keser, heryer et olur demişti, bende benim adım bile okunmasın yeterki adam gibi birşeyler yapılsın demiştim, ismi bende saklı tatlı kurnazı hemen atıldı, doğru söylüyorsun ama sen göremezsin dedi, niye dediğimde, ee seni vururlarda ondan dedi. Yazdıklarımızın hepsinin noktasına virgülüne doğru olduğunu onlarda biliyor.Hani bilinçsiz avcılık diyorlarya,çok afedersiniz, buna halk deyimiyle, domuzun art kıçını bilirlerde işlerine gelmez derler. Biraz uzun sürecek ama iddia ediyorum denizi et yaparım,Lüfer, Kofana tutarken eskiden olduğu gibi çişinizi bile yapmaya zaman bulamazsınız, ancak eksik gedik kalmaması için biraz uzun sürecek, 1-2 yıl gibi (çünkü bazıları radyasyon gibi heryere sızar) Ömrüm olursa gene sizlerle paylaşırım, beğenen beğendiğini alır beğenmediğiniz bana kalır. Yalnız herkes herkafadan ayrı ses çıkarsa, yani ben bunu yapayım, öbürü ben bunu yapayım herkes istediğinin gerekçesinide yazar ama sonuç başlangıçta varacağınızdan bir adım bile ilerde olmaz yani sıfıra sıfır elde var sıfır muhabeti olur.hepinizi seviyorum sizleri sevmiyen ölsün.Herşey gönlünüzce olsun. Saygılar.
    Baba Yalçın

  6. #6
    __BALIKCI FORUM__ özgürdeniz - ait Kullanıcı Resmi (Avatar)
    Üyelik tarihi
    Sep 2009
    Yaş
    55
    Mesajlar
    5.203
    Tecrübe Puanı
    0

    Standart

    Toplantı molasında, arkadaşlardan birisi toplantıdaki konuşmalarıma binaen seni Balıkçılık Bakanı yapalım, teknelerin pervaneleri istavrit keser, heryer et olur demişti, bende benim adım bile okunmasın yeterki adam gibi birşeyler yapılsın demiştim, ismi bende saklı tatlı kurnazı hemen atıldı, doğru söylüyorsun ama sen göremezsin dedi, niye dediğimde, ee seni vururlarda ondan dedi.
    Benzeri bir muhabbette Liman Başkanlığındaki bir toplantıda olmuştu,güzergah ve trafikle ilgili bir toplantıydı yanılmıyorsam.Aslında kurallar konulup kontrol edilebilse Marmara hepimize yeter,gırgırda doyar klasik balıkçıda.
    Müfit Çıkrıkçıoğlu
    İstanbul

    KIYI BALIKCISI


  7. #7
    __kaptan nazan__ kaptan nazan - ait Kullanıcı Resmi (Avatar)
    Üyelik tarihi
    Nov 2009
    Mesajlar
    1.056
    Tecrübe Puanı
    0

    Standart

    Bir bürokrat şehirden kasabaya gidiyormuş. Bir köyün yakınından geçerken, ayağı kayıp bataklığa düşmüş.

    -"İmdat" diye bağırmış.

    -"Boğuluyorum. Kurtarın beni!"

    O civardan geçen bir köylü, sesini duyup yaklaşmış.

    Adam;
    -"Bataklığa düştüm. Kurtar beni!"

    Köylü; -“Geçmiş olsun" demiş ama kurtarmak için de hiç gayret göstermiyormuş. Hani neredeyse dönüp gidecek.

    Adam paniklemiş ister istemez,
    -"Lütfen" diye yalvarmış. -"Bir dal uzat. Kurtar beni!"

    Köylü,
    -"Olmaz" demiş. -"Sen şu anda ‘Hazine’ toprakları üzerindesin. ‘Hazine’den bir şey almak suçtur!"

    Adam;
    -“Ölümle yüz yüze gelmiş bir insana söylenecek şeyler mi bunlar? Sen, dalga mı geçiyorsun?" diye bağırmış, ağzına dolan çamurlara aldırmadan. -"Ölüyorum. Kurtar beni!"

    Köylü hiç istifini bozmadan cevap vermiş:
    -"Ben ‘Hazine'den mal alıp suçlu duruma düşemem. Fakat seni de böyle bırakacak değilim. Gidip muhtara haber vereceğim. O kaymakamı, kaymakam da valiyi arar mutlaka. Malmüdürüne sorulur. Şayet, hazine arazisi değilse, vali itfaiyeye talimat verir ve seni kurtarırlar."

    -"Yahu" demiş adam. -"Bunlar oluncaya kadar ben ölürüm."

    Köylü gülmüş.
    -"Ben ölmezsin demiyorum ki" demiş.

    -"Ölsen de, Mevzuata Uygun Ölürsün!"
    YA SEV ,YA TERKET !!!!

    Benim yaradılışımda fevkalade olan bir şey varsa ;TÜRK olarak dünyaya gelmemdir !!!

  8. #8
    Balıkçı Kulek Reis - ait Kullanıcı Resmi (Avatar)
    Üyelik tarihi
    Aug 2009
    Yaş
    72
    Mesajlar
    1.854
    Tecrübe Puanı
    217

    Standart

    Zaten bizleri öldüren de mevzuat değilmi? yakışmış Captain Nazan
    H.Hüseyin Külek
    1946-İstanbul-Ataköy-(A rh-)
    Bulutlar ağlamasa yeşillikler nasıl güler




    Söz veriyorum
    Çinekop tutmayacağım,satın almayacağım,Tutanlara engel olacağım

  9. #9
    __kaptan nazan__ kaptan nazan - ait Kullanıcı Resmi (Avatar)
    Üyelik tarihi
    Nov 2009
    Mesajlar
    1.056
    Tecrübe Puanı
    0

    Standart

    reisim zaten yakışsın diye uygun gördüğümden yazdım !!!
    bizler ne kadar nereye kadar uğraşırsak uğraşalım karşımızda hep baltacı paşanın baltası gibi mevzuat yokmu !!!
    YA SEV ,YA TERKET !!!!

    Benim yaradılışımda fevkalade olan bir şey varsa ;TÜRK olarak dünyaya gelmemdir !!!

  10. #10
    Reİs Burhan Reis - ait Kullanıcı Resmi (Avatar)
    Üyelik tarihi
    Nov 2009
    Yaş
    58
    Mesajlar
    5.682
    Tecrübe Puanı
    931

    Standart

    Teskkürler captain.Yazı hemde çok yakışmış.Bizleri üzen şu mevzuatlar olmasa.
    ><((((º>`·.¸¸.·´`·.¸¸.-> BALIKÇI FORUM <-.¸¸.·`´·.¸¸.·`<º))))><

Sayfa 1/2 12 SonSon

Konu Bilgileri

Users Browsing this Thread

Şu an 1 kullanıcı var. (0 üye ve 1 konuk)

Benzer Konular

  1. Balıkçı ve Ruhu
    By Levent in forum Balıkçı Kahvesi
    Cevap: 3
    Son Mesaj: 25.06.10, 02:11

Bookmarks

Yetkileriniz

  • Konu Acma Yetkiniz Yok
  • Cevap Yazma Yetkiniz Yok
  • Eklenti Yükleme Yetkiniz Yok
  • Mesajınızı Değiştirme Yetkiniz Yok
  •  
BALIKCI FORUM