Sayfa 3/4 İlkİlk 1234 SonSon
34 sonuçtan 21 ile 30 arası

Konu: Işıkla balık avcılığı

  1. #21
    Balıkçı
    Üyelik tarihi
    Apr 2011
    Mesajlar
    234
    Tecrübe Puanı
    74

    Standart

    sabah altidan aksamin altisina ne musellim kaldi ne taslar bir tek kolyos dahi yok deniz adeta kurumus sonar masmavi gecen seneye kadar kova ile tutardik kolyosu gecen sene uluslar arasi su diye actilar her aksam dikilinin onunde yaktilar lambayi limmi sigligina yaktilar reislerin soyledigi en az bas sene kolyos kayip balik havyar dokemediki insallah bes sene sonra tutariz

  2. #22
    Reİs
    Üyelik tarihi
    Mar 2009
    Yaş
    32
    Mesajlar
    136
    Tecrübe Puanı
    0

    Standart

    abi dikilidenmisin

  3. #23
    Balıkçı Adayı
    Üyelik tarihi
    Jan 2010
    Mesajlar
    169
    Tecrübe Puanı
    25

    Standart

    Alıntı lipaririza Nickli Üyeden Alıntı Mesajı göster
    sabah altidan aksamin altisina ne musellim kaldi ne taslar bir tek kolyos dahi yok deniz adeta kurumus sonar masmavi gecen seneye kadar kova ile tutardik kolyosu gecen sene uluslar arasi su diye actilar her aksam dikilinin onunde yaktilar lambayi limmi sigligina yaktilar reislerin soyledigi en az bas sene kolyos kayip balik havyar dokemediki insallah bes sene sonra tutariz
    İzmir körfezinde çok değil 2-3 sene önce uskumru avlarken kolyozlar havada uçuşur herkes karşıdan karşıya kolyoz fırlatır eğlence yapardı. Havalarda uçuşan kolyozu arar olduk. Sular gerçi bu yıl geç ısındı tek tük tutan varmış ama bakalım asıl mesele uskumru olacak mı?

  4. #24
    Reİs bangocu - ait Kullanıcı Resmi (Avatar)
    Üyelik tarihi
    Aug 2011
    Yaş
    54
    Mesajlar
    2.305
    Tecrübe Puanı
    0

    Standart Cevap: Işıkla balık avcılığı

    Hatırlamakta fayda var
    Körler Ülkesinde Görmek Suçtur.!

  5. #25
    Vıp üye İhtiyar - ait Kullanıcı Resmi (Avatar)
    Üyelik tarihi
    Oct 2009
    Mesajlar
    4.596
    Tecrübe Puanı
    926

    Standart Cevap: Işıkla balık avcılığı

    Alıntı bangocu Nickli Üyeden Alıntı Mesajı göster
    Hatırlamakta fayda var
    Bizim hatırlamamız neye yarar, kural koyan sorumsuzlar hatırlasın.
    Herkes, ne yaparsa kendisine yapar.

    M.Mahir Ersin
    İstanbul 1945

  6. #26
    dkoryurek dkoryurek - ait Kullanıcı Resmi (Avatar)
    Üyelik tarihi
    Apr 2010
    Mesajlar
    2.390
    Tecrübe Puanı
    546

    Standart Cevap: Işıkla balık avcılığı

    15 Eylül itibarıyla ışıkla avcılık 45 gün izinli olacak Marmara'da. lüferde bilimsel veri var ama yasaya bir türlü temel olamadı. zaten gırgırcıların da tercihlerine uymuyor, iyice vardan sayılmıyor. peki bu denizde ışıkla avcılığa ilişkin bir veri mi var da izni verildi acaba? hani, sahiden. benim beğenip beğenmeme manasında değil. yasa neye göre yapılıyor diye bir hayli meraktayım. mesela Aydın'ın kanaati ne bu konuda, onu duymak çok isterim. yok, yok yasa neye göre yapılıyor diye sormuyorum. ışıkla avcılık iyi bir şey mi, mesela? zararı falan var mı? Aydın bu iznin çıkmasını nasıl değerlendiriyor?

    Aydın, hani üçüncü tekil şahıs yazmış sayma beni. dedin ya taşınıyordum, fırsatım olmadı yazmaya, ben de bari bu konuyu bir açayım istedim sana. ne diyorsun? uygun mudur mesela alınan bu karar, sence?

  7. #27
    Reİs bangocu - ait Kullanıcı Resmi (Avatar)
    Üyelik tarihi
    Aug 2011
    Yaş
    54
    Mesajlar
    2.305
    Tecrübe Puanı
    0

    Standart Cevap: Işıkla balık avcılığı

    Alıntı İhtiyar Nickli Üyeden Alıntı Mesajı göster
    Bizim hatırlamamız neye yarar, kural koyan sorumsuzlar hatırlasın.
    Biz hatırlamayacağız,biz biliyoruz zaten sonuçlarını yaşadık daha önce kaybettiğimiz yitirdiğimiz balık türlerinde,yazıldı buralarda sayfa sayfa.İnsan oğlu yabani hayvanları ehlileştirdi eğitti,bir kendini eğitemedi.Yenik düştü ihtiraslarına ve aç gözlülüğüne.

    Marmara'da ışıkla balık katliamı yapılacak diyoruz,duyan varmı? Bu konuda bilim insanlarından bir açıklama bir yazı bir söz varmı? ben duymadım varsa buradan duyuralım.Varmı ben bu işi uygun buldum bir zararı olmayacak balık nesline diyen biri?


    Marmara'da ışıkla balık katliamı yapılacak bunun vebalini taşıyanlar tarihler boyu bu vebalin altından kurtulamayacak.


    MARMARA'DA IŞIKLA AVCILIĞA HAYIR DİYE HAYKIRIYORUM.
    Körler Ülkesinde Görmek Suçtur.!

  8. #28
    Vıp üye İhtiyar - ait Kullanıcı Resmi (Avatar)
    Üyelik tarihi
    Oct 2009
    Mesajlar
    4.596
    Tecrübe Puanı
    926

    Standart Cevap: Işıkla balık avcılığı

    Hani, hatırlamak ve lamba dediniz ya, ben de yıllar öncesini hatırlayıverdim birden şu yazımı lambaya izin veren beyinlere okutabilir miyim acaba dedim, lambanın ne işe yaradığını belki öğrenirler.

    .....

    USKUMRUNUN İNTİHARI

    .....

    -Hadi,oğlum kalk, dedi babam, ayağıma hafifçe dokunarak,

    -Hadi kalk, yoksa geç kalacağız. Güneş doğmadan denizde olmamız lazım.

    Boşanan bir zemberek gibi fırladım yataktan. Kolay mı, akşamdan beri tavşan uykusunda, hep bu anı bekliyorum.

    Yüzümü ne zaman yıkadım, giyinip çıkmam kaç dakika sürdü, bilmiyorum. Kendimi kapının önünde buldum.
    Hazırdım. Ben de çiroz tutmaya gidiyordum.

    50'li yıllardı, mevsim ilkbahar, Nisan'ın sonu, Mayıs'ın başıydı. İlkokula gidiyordum herhalde.
    ...

    Sandala binip dereden cıkmaya başladık. Küçüksu'ya doğru ağır ağır ilerlerken babam, başını küpeşteden uzatmış karanlık suları delercesine dibi gözlüyordu.

    Bu karanlıkta ne görülürdü ki, hiiç. Ümit işte diyordum, dibe bakıyor, balık görecek de ağı çevireceğiz.

    Ağ dediğim, babamın kendi yaptığı, kışın Ocak-Şubat'ta, denizde kılçık yokken, derede kefal tuttuğumuz, kolları 15, torbası 3-4 kulaç olan minyatür bir manyat.

    DERE IRIBI diyoruz.İşte bu mevsimde de, senelere göre değişmekle beraber, Nisan'dan Haziran ortalarına kadar çiroz tutuyoruz, kıyılarda.

    Babamın telaşlı sesi düşüncelerimi bölüyor.

    -Sıya oğlum sıya, çabuk, balık geçiyor. Sen de şu ipi al, atla kıyıya.

    Ağabeyim sıya ederken, ben makas ipini kaptığım gibi sandalın kıçından yarım metre genişlikteki kumsala atlıyorum.

    Ağı çeviriyorlar. Torbayı atınca bana, -Ağır ağır çek, diye işaret ediyor.

    Başlıyorum çekmeye, ağır ağır, hızlı çek dese yandım. Gücüm yetmiyor ki daha fazlasına.

    Ağı çevirip sandalı baştankara ederek kıyıya atlıyorlar. Ağabeyim bana yardıma geliyor, babam da kıç koluna asılıyor.

    Çekiyoruz ama ben balık falan görmüyorum.

    Derken babam, tamam, ağın içinde balık var, kurşun yakasını yerden kaldırma, istavrit varsa kıyıya gelip ağın altından çıkmasın, diyor.

    Biraz daha çekince ana ağzının mantarı dikiliyor. Bakıyorum, babamın yüzünde belli belirsiz bir sevinç.

    Anlıyorum, torbada epey balık var.

    Nihayet torbayı alıyoruz. İki çavalye çiroz, müthiş bir titremeyle, minicik pullarını etrafa sıçratıp yüzümüze gözümüze yapıştırıyorlar.

    Gün ağarmaya başlıyor. Biraz sonra şafak sökecek.

    Ağaçlar yeşillenmiş, kuşlar coşkuyla ötüşüyor.

    Deniz çarşaf gibi sakin, hava mis kokuyor. Anlatılamaz bir güzellik.

    -Hey Allah'ım diyorum, kendi kendime, kimbilir, şu yalılarda yaşayan zenginlerden kaçı bu güzelliği görüyor. Muhtemelen, çoğu, günün bu en harika saatlerini uykuda geçiriyor.

    İçimi kaplayan acıma duygusu, mutluluğumu bastırıyor.

    Sonra, kendime dönüyorum. Baban kaldırmasaydı, sen de leş gibi uyuyordun ya, şimdi elaleme akıl mı öğretiyorsun, diyorum.

    Öyle bir bahar sabahı, öyle bir seher vakti ki,

    sanki şarkı benim için yazılmış.

    -Bahar gelince ben hep böyle olurum, mutluyum...

    .....

    Bu hikaye, her bahar, her sabah, ayrı bir güzellikte yıllarca devam etti. Taaaa Kİ....
    ...
    O sabah da birkaç voli yapmış, Küçüksu'daki son volide gerçekten VOLİYİ VURMUŞTUK. Balığı çavalye alacak gibi değildi.

    Ambara boşalt oğlum kepçeyi, dedi, başka çare yok, ambara boşalt.

    Ağabeyim, torbadan kepçelediği çirozları sandalın içine boşaltmaya başladı.

    Allah bereket versin, bugün iyi bir gün.

    Ben kürekteyim. Balık, oturağın altına kadar doldu. Artık eve dönme vakti, ama nasıl kürek çekeceğim.

    Bacaklarımı gergi tahtasının üstüne uzatmış, pul yağmuru altında kürek çekmeye çalışıyorum. Palaları denizden çıkarmak için topaçları bastırdıkça dizlerimi dövüyorum.

    ...

    Biz uğraşırken vakit epey ilerledi. Ama Beykoz'dan saat altıda kalkan ilk otobüs hala geçmedi. Başka bir araba da görmedim. Sabahın sessizliği, olanca ihtişamıyla devam ediyor.

    Ben, artık babam bana söz verdiği yeni ayakkabıyla pantolonu alır diyorum. Sevinçliyim.

    Derken bir askeri araç belirdi. Bizi görünce durdular.

    Biri bağırdı...-Heeey,siz ne yapıyorsunuz orada?

    -Birşey yapmıyoruz balık tutuyoruz. Ne var, ne oldu?

    -Çabuk evinize gidin, ihtilal oldu. Sokağa çıkma yasağı var.

    -Hay Allah, ihtilalinizin de yasağınızın da sizin de.....

    Başka zaman mı bulamadınız ihtilal yapacak. İlkbaharın yazla kucaklaştığı bu güzelim günde, 27 Mayıs'ta, sandalı yüklemişken, nerden çıktı şimdi bu ihtilal.

    Biz bu balığı ne yapacağız, kime nasıl satacağız.

    Ya benim yeni ayakkabıyla pantolon ne olacak.

    İçimden taşan duygularla, sabahın sessizliği kadar sessiz, haykırıyorum.

    -Ben size ne yaptım. Ne ben sizi tanırım, ne de siz beni. Öyleyse neden benim yeni ayakkabımla pantolonuma karşı ihtilal yaptınız.

    Kabataş Erkek Lisesi birinci sınıfındayım. Üstüm başım temiz ama kimbilir ne zaman yeniydi.

    Babam mütevekkil, durumu farkediyor.

    -Üzülme oğlum. Biz de bunları çiroz yaparız.

    İyi, yapalım da bu kadar balığı eve nasıl taşıyacağız.

    Baksana adam, sokağa cıkmak yasak, diyor. Umurunda mı senin balığın, açlığın, yeni ayakkabın.

    O da görevini yapıyor.!!!

    Balıkları bir şekilde eve taşıyoruz. Babam annemin de yardımıyla 500-600 kg balığı tuzluyor, barsaklarını çekiyor, ipe diziyor. Bahçeye gerdiğimiz iplere asıyoruz, kurusunlar diye.

    Sahi, çiroz da ne güzel yenir be.
    Ben sıcak sıcak yemeyi severim. Ateşin üzerinde güzelce alazlayacaksın.
    Sonra bir gazete kağıdının arasında dikine tutup dirhemle döveceksin. Ben terazinin dirhemiyle döverdim çirozları. Sonra iki elinin arasına alıp güzelce yuvarladın mı, kabukları dökülür, yanıkları gider. Dövülünce ezilmiş, lif lif olmuş, dişetlerimi yakardı yerken.

    Ben sirkeli sevmem, yumuşasın diye sirkeye yatırırlar ama, bana sertleşmiş gibi geliyor. Kimbilir belki de sirke sevmediğim içindir.

    .....

    O günden sonra ırıpla bir daha çiroz tutamadık.

    Geldiler gelmesine ya. Bir tuhaf, bir garipti gelişleri.

    Artık o dipten geçen, ağın içinde dolaşan yemyeşil bulutlar yoktu.

    Şimdi artık ben de görebiliyordum onları, babamın karanlık suları delen bakışlarıyla gördüğü uskumruları.

    Ama bunlar farklıydı, beyazdı benim uskumrularım, hem de dipte, çok fazla hareket etmiyorlardı.

    Janjanlı sedef, bembeyaz karınlarını suyun yüzüne çevirmiş, hafif kuyruk hareketleriyle, yüzmüyor, adeta dipte yuvarlanıyorlardı.

    Gözüm, rıhtımın taşlarına ilişti.

    Aman Allah'ım, o da ne... taşların arasındaki her delikte birkaç uskumru, kuyruk sallayarak, sanki rıhtımı delmeye çalışıyorlar.

    Elimle kuyruğundan tutup çekiyorum, çıkarıp suya bırakıyorum, tekrar bir delik bulup giriyorlar.

    Panikliyorum.

    Artık onları yakalamayı değil, nasıl kurtaracağımı düşünüyorum.

    Lütfen, güzel uskumrular, lütfen kalkın, Karadeniz'e az kaldı, gayret.

    Size yalvarıyorum, ne olur kalkın, yüzün, biraz gayret edin.

    Ne o ? Yoksa bana mı darıldınız, intihar mı ediyorsunuz?

    Bilmiyor musunuz, intihar çok büyük günahtır.

    Hem biz sizi yumurtalı döneminizde tutmadık ki. Yumurtanızı dökmüş, yaylaya, Karadeniz'e gidiyordunuz. Adı üstünde, çirozdunuz siz.

    Hiçbir resmi yasak yokken, biz yasakları kendi şuurumuzla koyuyorduk, bilmiyor musunuz?

    Yavru balıkları, büyü de gel, diye denize atardık. Yengeçleri bile öldürmezdik.Parmaklarımızı sıkıştırmalarına aldırmadan, ağdan canlı çıkarıp tekrar geldikleri denize geri gönderirdik.
    Bilmiyor musunuz?

    Heeey, bak gene o deliğe giriyorlar, çıkın ordan be , artık o torik, kofana canavarları da yok, sizi kıyıya sıkıştıracak. Kalkın işte, yüzüp gidin Karadeniz'e.

    Bütün yalvarmalarım boşuna..gitmediler.

    Gitmediler ve tabii...bir daha da gelmediler.

    -Küstü, dedi bazı balıkçılar. Yunan'a gitmiş.

    Aradan 45 yıl geçti, hala anlamış değilim, uskumruların neden intihar ettiğini.

    Benden başka merak eden oldu mu bilmiyorum.

    Zaten, Hidrobiyoloji Araştırma Enstitüsü'nü , masraf oluyor diyerek, Baltalimanı'ndan kaldırıp, Sapanca gölünün kıyısına hapseden zihniyetin, merak etmesini de beklemiyorum.

    50'li yılllarda yaptıkları araştırmalarla günümüze ışık tutan, o zamana kadar bilinmeyen birçok balığı sularımızda bulan, göç yollarını, yumurtlama alanlarını keşfeden araştırmacıların ve onlara istedikleri balığı tutarak araştırmalarına kendi çapında katkıda bulunan Anadoluhisar'lı usta oltacı Saim Ağabey'in hatırası önünde saygıyla eğiliyorum.
    ...

    Son Düzenleyen İhtiyar; 15.05.12 at 14:37

    Herkes, ne yaparsa kendisine yapar.

    M.Mahir Ersin
    İstanbul 1945
    Herkes, ne yaparsa kendisine yapar.

    M.Mahir Ersin
    İstanbul 1945

  9. #29
    Balıkçı
    Üyelik tarihi
    May 2012
    Yaş
    61
    Mesajlar
    48
    Tecrübe Puanı
    16

    Standart Cevap: Işıkla balık avcılığı

    Üyelik tarihi
    Aug 2016
    Mesajlar
    2
    Teşekkür Edenler

    Tecrübe Puanı
    0

    Standart Cevap: Işıkla balık avcılığı

    Beyler youtube da dolaşırken bi kanala denk geldim olta metaryellerinin nasıl yapıldıgını anlatıyor abone olun bence
    https://www.youtube.com/channel/UCqF...pwS-aKzG8pB2_g

    Yine konuyla ilgisi olmayan bir cevap.
    Mod arkadaslardan ricam bu yaziyi baska bir yere tasiyin lütfen.

    Saygilar
    hey gidi eski günler hey...

  10. #30
    Balıkçı
    Üyelik tarihi
    Aug 2012
    Mesajlar
    252
    Tecrübe Puanı
    97

    Standart Cevap: Işıkla balık avcılığı

    Mahir Reisim, onların kafaları lamba, önlerine eğik kafaları. anlamazlar, görmezler, paranın sıcaklığından başka bir şey hissetmezler.

Sayfa 3/4 İlkİlk 1234 SonSon

Konu Bilgileri

Users Browsing this Thread

Şu an 1 kullanıcı var. (0 üye ve 1 konuk)

Benzer Konular

  1. Cevap: 8
    Son Mesaj: 03.03.15, 07:58
  2. Gelibolu’da BALIKÇILIK
    By kenane in forum Balıkçı Kahvesi
    Cevap: 5
    Son Mesaj: 06.07.10, 19:04
  3. Amatör balıkçılık raporu.!!! (M.Zengin)
    By yeşil in forum Balıkçı Kahvesi
    Cevap: 7
    Son Mesaj: 19.05.10, 17:23
  4. Denizcilik bakanlığı için kampanya başlatalım...
    By sondakika1 in forum Balıkçı Kahvesi
    Cevap: 47
    Son Mesaj: 14.04.10, 06:01
  5. Cevap: 0
    Son Mesaj: 07.04.09, 21:35

Bookmarks

Yetkileriniz

  • Konu Acma Yetkiniz Yok
  • Cevap Yazma Yetkiniz Yok
  • Eklenti Yükleme Yetkiniz Yok
  • Mesajınızı Değiştirme Yetkiniz Yok
  •  
BALIKCI FORUM