DENİZ BALIKÇILIĞININ ÇÖKÜŞ NEDENİ TEŞHİS VE TEDAVİ ÖNERİLERİ
Ömer Faruk KARA (20.01.2017)
Deniz ve Balıkçılık Bilimcisi
Deniz Balıkları Üretimini Gerçekleştiren Balıkçılık Türleri:“Geleneksel kıyı balıkçılığı” ve “ Endüstriyel balıkçılık” Türkiye deniz balık üretimini gerçekleştiren 2 önemli balıkçılık türüdür. Endüstriyel balıkçılık türü de, demersal (dip) balıkların üretiminde etkili olan trol ve pelajik (göçmen) balıkların yoğun avlanmasında kullanılan gırgır balıkçılığı olmak üzere iki gruba ayrılırlar. Türkiye deniz balıklarının üretimini sağlayan bu iki balıkçılık türünün ekonomisine, fiziki yapılarına ve avcılık etkinlik profiline göz attığımızda; av araçları donamı, av sahaları özelliği, balık üretiminin kişi başı çaba karşılığı ürün miktarının tekne/groston ve motor beygir gücüne (hp) düşen miktarları ve avlanan balık türlerinin pazar fiyatları farklıdır. Balıkçılık sektörü, yarattığı istihdam ve istihdama bağlı kişi başı yatırım maliyetlerinin diğer sektörlere göre çok ekonomik olmasının yanında,(*) yaşam için önemli protein kaynağı olan balığın, genelde fiyat açısından her vatandaşın rahatlıkla ulaşabileceği değerde oluşu, projesi sonsuz deniz balıkçılığını sürdürülebilirlik açısından en üst düzeye taşımak zorundadır. Geleneksel Kıyı Balıkçılığı: Yukarda sözü edilen iki balıkçılık türünden geleneksel kıyı balıkçılığı ele alındığında; balıkçılık bir aile işletmeciliği boyutunda olup, genelde denizlerin sahile dikey 3-7 millik uzağına kadar yayılım gösteren ve 0-60m.ler arasında değişen derinliklerde, 2-4 kişiden oluşan personelle gerçekleşir.Geleneksel kıyı balıkçılığında kullanılan av tekne boyları 6-12m.ler, tekne motor güçleri 10-70hp arasındadır. Bu balıkçılık türünde, genelde günübirlik avlanma süreci içinde (sabah ve akşam) denize açılan balıkçılar, galsama, fanyalı yüzey ve dip ağları, yemli olta (ince, kalın 500-1000 adet arası ve üzeri olta taşıyan parakete) , çapari vb. av araçlarıyla balık avını gerçekleştirirler.Geleneksel kıyı balıkçılığının yatı ağlarıyla (galsama, uzatma dip, fanyalı ağlar) yapılan üretiminde, eğer balık sürüsü ağın bırakıldığı ortamdan geçerse avlanabileceği için, avlanma pasif yani rastgeledir. Yemli olta ile yapılan avlanma balığı cezbetme özelliği taşıdığı için, avcılık bir ölçüde aktiftir. Türkiye denizleri sahillerinde yaklaşık 12 600 adetten fazla olduğu bilinen geleneksel balıkçı filosunun denizlerimizdeki dağılım miktarları farklılık gösterir. Örneğin; 2011 yılı TÜİK kayıtlarına göre, Doğu Karadeniz’de 2 421, Batı Karadeniz’de 1 795, Marmara denizinde 2 326, Ege denizinde 4 455 ve Akdeniz’de 1 676 adettir. Filonun istihdam ettiği personel yaklaşık 35 000 aktif balıkçıdır.Bu av filosunun hamsi üretimi hariç, Türkiye denizleri toplam pelajik ve demersel balık üretimine katkısı %8-10 arasında değişmektedir. Geleneksel kıyı balıkçılarının sene içinde hava muhalefeti nedeniyle, çalıştıkları gün sayısı farklı denizlerimizde farklı olmakla beraber, sene içinde ortalama 180 gün av yapabilmektedirler.(*)Türkiye ‘de bugün bir kişiye iş yaratmak için yapılan yatımın maliyeti çeşitli sektör ve bölgelerde değişik olmakla beraber ortalama 424 000TL/kişidir. (Kaynak; http://www.dunya.com/ekonomik-veriler/bir-kisiye-istihdamin-maliyetiTürkiye’yi çevreleyen denizler (Karadeniz, Marmara, Ege ve Akdeniz) balık verimlilikleri açılarından farklı boyutta olmaları nedeniyle, geleneksel kıyı balıkçılarımızın da, mevsimlik veya günlük ortalama av üretimleri farklıdır. Bununla beraber, Türkiye denizleri genelinde, geleneksel kıyı balıkçısının sene içindeki toplam demersal ve pelajik balık üretim miktarları 35-40 bin ton /balık yıl olduğu tahmin edilebilir. Bu da yaklaşık tekne başına ortalama 3 ton balık/yıldır.Yukarda geleneksel kıyı balıkçılığı için, özetlenen bilgiler (balık av araçları, avcılık etkinliği, avcılığın yapıldığı fiziki alan, çalışan personel adedi, avlanmanın genelde rasgele ve günübirlik bir süreçle noktalanması) bu av yönteminin, hedef tür balık stoklarından küçük ölçekli üretim yapabilme kapasitesinde oluşu nedeniyle, balık stoklarının çöküşünde bir etkinliğinin olmadığını göstermektedir. Geleneksel kıyı balıkçılığında; 8-9 m. boyunda, 28hp gücünde su soğutmalı dizel motor,10- 20 posta(*) sade, fanyalı ağ, çapari, 2 parakete sepeti (toplam 1500 olta) vb. olta takımları ve tekne aksesuarları dahil, 2 kişiden oluşan bir ekibin toplam yatırım tutarı, teknenin yeni ve ikinci el olmasına göre, 25-30 bin TL arasında değişir. 3-4 kişilik bir ekiple çalışan ve 10-12 m. boylarında olan, 40-70hp gücünde bir geleneksel kıyı balıkçısının yatırımı tutarı ise, 50 000 TL civarındadır.Yukarda örneklenen kıyı balıkçılığının en az 2 kişiye istihdam yaratması veya 2 kişilik bir ekipten oluşan balıkçı için, Türkiye kişi başı ortalama yatırım veya istihdam yaratmada güncelliği olan 424 000TL.nin çok altında %7 gibi, küçük bir değerde olduğu görülmektedir. Buda geleneksel kıyı balıkçılığı sektörünün, işsizliğin tavan yaptığı günümüzde, yarattığı istihdam, düşük ölçekli av etkinliği nedeniyle, stokların sürdürülebilir avında, olumlu katkısı göz önüne alındığında, sektörün korunup, optimum düzeyde yararlanılması, balıkçılığımızın geleceği açısından önem arz etmektedir. Geleneksel kıyı balıkçılığının, diğer paydaşlarla (endüstriyel balıkçılarla) av sahalarının paylaşımı üzerine olan sorunları, hakkaniyet çerçevesinde asgari müştereklerde uzlaşılarak başarılmalıdır.Ülkemizde sayıları bir hayli yüksek, teorik ve temel balıkçılık eğitimi görmüş henüz iş bulamamış veya işini kuramamış, özellikle balıkçılığı seven ve istekli, su ürünleri mühendis ve teknisyenleri için, “Geleneksel kıyı balıkçılığı” yatırım değerinin küçük ölçekli olması nedeniyle en az iki arkadaşın bir araya gelerek işlerini kurabilmelerinde bir fırsat olabilir. Balıkçılık ve Su Ürünleri Genel Müdürlüğünün, bu konuda istekli olan su ürünleri mühendis ve teknisyenlere üretime katkıda bulunmasını sağlamak için, devletin maddi imkan ve teşviklerinin verilmesinde öncülük etmesi, sosyal devlet olmanın tartışmasız bir gereğidir.Deniz balıkçılığında demersal ve pelajikbalıklar adı altında işletilen, önemli iki balık stok grubu vardır. Geleneksel kıyı balıkçısı her iki grup balık stoklarını avlama yöntemine sahip avaraçlarıyla donanımlıdır. Yemli olta ile olan avcılığın dışındaki sade ve fanyalı ağlarla yapılan avlanma pasiftir. Eğer, ağın bırakıldığı ortamda balık varsa veya balık oradan geçerse, rastgele yapılan avcılık olduğundan, verim azdır. Diğer bir tabirle avlanma aktif değildir. Deniz balıkçılığımızda hedef tür balıkların stoklarında izlenen çöküşün ana sebeplerine gelince; mevcut endüstriyel balık av gücü filosunun adet olarak fazlalığıdır. ------------ (*)Bir posta ağ 100m.dir.Endüstriyel balık av filosunu, demersalbalıkların yoğun üretimini gerçekleştiren TROL ve pelajik balık sürülerinin avında etkin olan GIRGIR av teknelerioluşturur. Trol ve gırgır balıkçı filosu, bir birinden farklı habitatları yaşam alanı olarak seçmiş hedef tür demersal ve pelajik balıkları, az caba veya emek yoğun üretimle avlarlar. Trol filosu, dip balıklarını deniz tabanını trol ağı ile süpürerek, gırgır filosu ise, denizde sürü oluşturan pelajik balıkları, balık bulucu akustik aletlerle görüp, çevirme ağı (gırgır) ile avlar. Gırgır Balıkçılığı: Sularımızda aktif olarak çalışan gırgır balıkçı tekne adetleri 2011 TÜİK kayıtlarına göre 726 kadardır. Bu teknelerin denizlerimizdeki dağılımları, Doğu Karadeniz’de 154, Batı Karadeniz’de 230, Marmara da 174, Ege denizinde 95, Akdeniz’ 73 adettir.Gırgır balıkçılık türünün sularımızda avlanma alanları genellikle sahil, sahil ötesi mesafeleri içermektedir. Sularımız gırgır balıkçı tekneleri sahip oldukları tekne boyu, motor gücü ve sahip olduğu seyir donanımı ve güvenliği açılarından sahil ötesi sularda avlanabilme, balığı arayıp bulma ve liman yapmadan lojistik açıdan 3-5 gün denizde kalabilme imkanına sahiptir. Böyle olmakla beraber, genelde gırgır balıkçımız balığın sahil sularına geldiğinde avlamayı tercih etmekte, bilimsel anlamda tartışılan “24 m. derinden daha sığ sularda gırgır avcılığı yapılamaz” yasa hükmüne rağmen, gırgır balıkçımızın çoğu kez bu hükme riayet etmemesi, geleneksel kıyı balıkçısıyla sorun yaşamasına neden olmaktadır.Gırgır balıkçılığı, az caba veya emek yoğun üretime dayanan bir balıkçılık türüdür. Sularımızda avlanan gırgır teknelerinin avcılık etkinliği, tekne boyutlarına, hedef tür balık seçimine, ağ büyüklüğüne ve aktif çalışan 20-40 kadar balıkçı adedine bağlı olarak, yıllık balık üretim miktarı 500 – 2 000 ton balık/yıl arasındadır. Sularımızda av yapan gırgır teknelerimizin boyutları 18- 63m.ler arasında ve motor güçleri 400-2400hpdır. Boyları 30-50 m. arasında olan gırgır teknelerinin sularımızdaki dağılımı; Doğu Karadeniz’de 73, Batı Karadeniz’de 62, Marmara’da 70, Ege denizinde 11, Akdeniz’de 7 adet olup, 50 m. boyun üzerinde olan 8 adet tekne Doğu Karadeniz’de ve 2 adet tekne de Marmara denizindedir (TÜİK 2011). Marmara ve Karadeniz gırgır av tekneleri 1-2 adat arasında değişen aktarma teknesi adı verilen balık taşıma teknesine sahiptir. Yine orkinos gırgır tekneleri de 1-2 adet livar veya balık taşıma teknesi kullanır. Bu açılardan bakıldığında gırgır balıkçılığı, yarattığı istihdam ve yoğun üretilen balığın dağılımını sağlayan iş kolları açılarından her gırgır av teknesi, küçük bir işletme görünümündedir. On yıllardır, deniz balık stoklarının üretim miktarlarında görülen azalma ve avlanan hedef tür demersal, pelajik balık türlerinin her sene, boy ortalamalarında görülen küçülme, deniz balık stoklarımızın çöküşünün habercisi olmuştur. Bu durum, geleneksel kıyı balıkçısı dahil, endüstriyel balıkçılarında pastadan aldıkları payın her yıl azalmasını ve balıkçılığın ekonomik olmaktan uzaklaşması sonucunu doğurmuştur.Projesi sonsuz deniz balıkçılığımızın çöküş sarmalından düze çıkması için, bilimsellik içeren “sürdürülebilir balıkçılık”kavramının gündeme taşınması ve bu bağlamda, balıkçılığın çöküşünde görülen sorunların aşılmasına çare olarak 2014 yılında, mevcut av filosunun sayıca azaltılması yoluna gidilmiştir. Bu maksatla, 130 milyon TL tutarında bir meblağın balıkçıya hibe şeklinde verilerek, muayyen bir miktar av filosunun “geleneksel kıyı balıkçısı, gırgır ve trol teknesi” avcılıktan alıkonulması sağlandı. Fakat bu gün için stoklarda bir iyileşme izlenemedi. Konu bilimsel yönden doğru olmakla beraber, yapılan yanlış; stokları yoğun avlayan veya birim av gücü yüksek olan “endüstriyel balık av gücü” yerine, günlük av üretimi en düşük olan, “geleneksel kıyı balıkçısı” av filosunda küçülme yapıldı. 2014 yılında başlayan ve peyderpey devam eden deniz balıkçılığı av filosundaki küçülmeye rağmen endüstriyel balık av gücümüz, özellikle aktif gırgır av gücü 600 tekneyi kapsamaktadır. Mevcut gırgır teknelerinin yaklaşık % 30 uzak yol ve açık deniz balıkçılığı yapacak seyir ve lojistik donama sahiptir. Şüphesiz teknelerin bu özelliği ve taşıdığı personeli nedeniyle sene içinde yeterli balık avlayamadığında veya bulamadığında, ekonomik açıdan zor duruma düşecektir ve düşmektedirler. Türkiye sularında bu zamana kadar yapılana pelajik balıkçılıkta gırgırla üretilen hedef tür balıklar, başta hamsi olmak üzere, sardalye, istavrit, palamut, lüfer, kolyoz, uskumru, orkinos ve çaça balığı diye sıralayabiliriz. Bu balıkların en büyük bölümünü 100- 380 bin ton yıl/balık üretimi olan hamsi teşkil eder. Bununda en büyük kısmının avı Karadeniz ve Marmara denizinde gerçekleşir. Yine bu denizlerde istavrit, çaça balığı, palamut lüfer gırgır balıkçılığının favori avlarıdır. Marmara denizi, Ege ve Akdeniz’de sardalye, kolyoz, uskumru, akya, orkinos balıkları gırgır balıkçılığı için önemli balıklardır. Orkinos kotaya tabi olduğu için, kura sonucu seçilen sınırlı sayıda gırgırlar bu balığın avından yararlanabilmektedir.Bu gün mevcut gırgır filosunun %30 nu 30m.ve üzeri gırgırlar oluşturmaktadır. Yalnız bu gırgırlar, başta hamsi olmak üzere yıllık üretimimiz olan yaklaşık 400 -450 bin ton yıl/ pelajik balık üretiminin tamamını üretebilecek av gücüne sahiptir. Diğer bir ifade ile bu teknelerin her biri av mevsiminde ortalama 2 000 ton balık/yıl üretim yapsa 200 tekne 400 bin ton balık üretir. Bu büyüklükte (30m.nin ürerinde) ve en az 30 personelle ürettiği balığın %70-80 oluşturan hamsi balığı olunca ancak balıkçılık ekonomik olabilir. Mevcut gırgır av filosu tablomuza baktığımızda, (kayıtlı görünen 600 adet gırgır av teknesi) mevcut balık rezervlerimizin (500 bin ton deniz balığı/yıl) çok üzerinde bir av gücü büyüklüğe sahip olduğumuz tartışma götürmeyen bir gerçektir. Sahip olduğumuz gırgır av filomuzun gelecek için de, hedef tür pelajikbalık boylarının küçülmesine ve stokların çökmesine neden olacağını göz ardı edemeyiz. Bu güne değin önemli teşvik ve yatırımlarla erişmiş olduğumuz gırgır av filomuzun etkin ve ekonomik olarak kullanımı için, filonun avdan çekilmesi yerine, bu özellikleri taşıyan filoyu (30-50m.ve üzeri boydaki gırgır tekneleri) gereksinimi olan yakın çevremizdeki denizlerde, ortaklaşa çalışma imkanlarınıaramak öncelikli hedefimiz olmalıdır. Ya da; bu filoya talip olmak isteyen ülkeleri araştırarak, teknenin değerinde elden çıkarmak, elde edilen kaynağı, daha küçük boyutlu örneğin 18-20m.boyunda 360-400hp gücünde motor ve 16-20 personelle gırgır ağ donanımına uygun, ülke balıkçılığımız için ekonomik olabilecek bir boyuta taşımak, balıkçılığımızın geleceğine olumlu ışık tutacaktır. Hedef tür pelajik balık stoklarımızın çöküş göstergesi olan, mevcut türlerin satış boyun altında en az kendini bir defa yenileyerek stoka katkıda bulunamadan, gırgır balıkçılığı tarafından yoğun avlanıyor olma konusu, demersal balık stoklarının yoğun avlanmasında etkin olan “endüstriyel trol balıkçılığı” için de geçerlidir.Trol Balıkçılığı:Sularımızda aktif olarak çalışan trol balıkçı tekne adetleri 2011 TÜİK kayıtlarına göre 700 kadardır. Bu teknelerin denizlerimizdeki dağılımları, Doğu Karadeniz’de 127, Batı Karadeniz’de 154, Marmara da 116, Ege denizinde 87, Akdeniz’ 216 adettir. Trol balıkçılık türü için, sularımızda kullanılabilir balıkçılık av sahaları, yasal olarak sahilin 3 mil açığından itibaren başlayan deniz alanlarıdır. Trol, dip trol ağı ile zemin süpürülerek dip ve dibe yakın habitatlarda yaşayan demersal balık türlerinin yoğun avlanmasında önemli aktif bir “endüstriyel balıkçılık” türüdür.Sularımız trol balıkçı teknelerinin büyük çoğunluğu, sahip oldukları tekne boyu, motor gücü, seyir donanımı ve güvenliği açılarından sahil ötesi sularda avlanma ve liman yapmadan lojistik açıdan 3-5 gün denizde kalma imkanına sahiptir. Trol balıkçılığı deniz zeminini trol ağı ile süpürerek yapılan bir avcılık türü olduğu için, deniz zemininin engebeli ve ilişkenli sahaları trol ağının çekimine uygun değildir. Avcılıkta deniz zemininin topografı yapısının trol çekimine uygun olup olmadığı, akustik balık bulucu ile izlenerek saptanır. Karadeniz’in de dahil olduğu Akdeniz çanağında, bir iç deniz olan Marmara denizinde trol balıkçılığı kanunen yasaktır. Bu durumda, Marmara denizi liman kayıtlarında yer alan 116 trol teknesinin büyük çoğunluğunun Ege ve Akdeniz’de çalışmakta olduğundan söz edilebilir.Doğu Karadeniz’in deniz dibi, topoğrafı yapısının trol çekimine elverişli olmayışı açısından bölgede trol balıkçılığı gelişmemiştir. Karadeniz’in trol balıkçılığına en elverişli sahaları Orta Karadeniz olup, Samsun ve Sinop körfezlerinde, trol balıkçılığına elverişli sahalar, sahilin 3 milden sonra 100m.derinine kadar ancak uzanabilir. Çünkü 100m.derinden sonra başlayan oksijensiz (H2S) tabaka Karadeniz trol balıkçılığını sınırlamaktadır. Karadeniz trol balıkçılığında bir diğer elverişli saha, İğne ada - Kefken arasındadır. Bu sahalarda da trol balıkçığını sınırlayan, Karadeniz için geçerli olan 100m.derinden sonra başlayan oksijensiz tabakadır. Türkiye denizleri derinliklere göre, dip balıkları verimlilik alanların dağılım boyutları tablo 1 de verildiği gibidir.Tablo:1 Türkiye denizleri derinliklere göre, dip balıkları verimlilik alan dağılımları(Kaynak. JICA. 1993)
Denizler
Derinlikler: metre
Alan km2
Karadeniz
0-125
Marmara
20-200
200-500
6 000
1 334
Ege
20-200
200-500
17 000
14 450
Akdeniz
20-200
200-500
9 400
3 320
Toplam
32 400
19 104
Karadeniz’de 0-125m.derinlik konturu ile sınırlı alanların toplamı 10 - 12 000 km2dir. Karadeniz’de demersal ve vepelajikbalıkların yaşam alanları sınırlayan ve genelde 100m.derinden itibaren başlayan oksijensiz su kütlesi, Karadeniz’in çok geniş boyutlu su hacmine sahip olmasına rağmen, denizin canlı hayat döngüsü, ancak sınırlı bir su hacmi içinde cereyan edebilmektedir. Buna rağmen Karadeniz dünyada verimli denizler içinde yer alan bir denizdir. Karadeniz dip balıklarının yaşam alanlarını sınırlayan diğer bir önemli faktör 100 m. derinlik konturunun, Orta ve Batı Karadeniz hariç hemen kıyının 1-2 mil açığında noktalanmış olmasıdır. Orta ve Batı Karadeniz de TÜİK 2011 kayıtlarına göre toplam 281 trol teknesi aktif olarak çalışmaktadır.Karadeniz’in dip balıkları ve semi pelajik bir tür olan mezgit balığının yoğun üretimi Karadeniz trol avcılığı ile gerçekleşir.Karadeniz dip balıklarının 2011 TÜİK kayıtlarına göre gerçekleşen üretim miktarı yaklaşık 14 000 ton demersal balık/yıldır. Bu üretimin en az %8-10luk bölümünün geleneksel kıyı balıkçıları tarafından üretildiği dikkate alındığında, mevcut trol av gücünün üretimi 12 600-12 800 ton demersal balık/yıldır. Bu da 12 800 ton balık/281 trol = 45 ton balık/yıl tekne başı ortalama üretim eder.Bu miktar balığın 7-8 bin tonunu mezgit balığının oluşturduğu dikkate alındığında, Karadeniz trol balıkçılığının ekonomik olduğu düşünülemez. Bu da, trol balıkçısını üretimini artırmak ve ekonomik boyuta taşımak için, kanunen kendine tanınan 3 mil sınırını zaman zaman ihlal ederek geleneksel kıyı balıkçısı ile av sahası kullanım sorunları yaşamasını tetiklemektedir. Trol balıkçılarının da, gırgır balıkçıları gibi, geçimini sağladıkları hedef tür balık stoklarını aşırı sömürerek geleceklerini ipotek altına aldıklarını, uyarılara rağmen kavrayamadıkları, Marmara denizinde trolle balık avlamanın yasak olmasına rağmen, trollerin bu denizde kaçak olarak çalıştığı maalesef bilinen bir gerçektir.Denizlerimizde trol balıkçılığının Karadeniz’den sonra en yaygın olduğu sahalar Ege denizi ve Akdeniz’dir. Ege denizinin yüzölçümü 214 000 km2dir. Şu anda Ege'nin; %48,85'i açık denizler, %43,68'ni Yunan karasuları ve %7,47'sini de Türk karasuları oluşturmaktadır. Ege denizi dışından gelen trol tekneleri (Karadeniz ve Marmara) Ege ve Akdeniz’in uluslararası sularında 200-500 m. derinlerde av yapmaktadırlar.Ege ve Akdeniz trol teknelerinin büyük çoğunluğu ( %90) kara suları ve kıta sahanlığının 100 – 150m.derinlerine kadar olan sahalarda av yapmaktadırlar. Bu durum kara suları ve kıta sahanlığımızın yoğun bir şekilde sömürüldüğünü gündeme getirmektedir. Bu da, adı geçen sahalarda avcılık yapan trollerin birim av gücü verilerinde (groston ve tekne beygir gücüne düşen ürün miktarı) av veriminin yıldan yıla küçülmesine ve trol balıkçılığının ekonomik olmaktan uzaklaşmasına neden olmaktadır (Kara, Gurbet,1999)2011 TÜİK kayıtlarına göre Ege ve Akdeniz’de çalışan trol tekne adedi 419 dur. Bu denizlerimizde gerçekleşen demersalbalık üretim miktarı 15 500 ton balık/yıldır. Bu üretimin en az %8-10 luk kısmı geleneksel kıyı balıkçıları tarafından üretildiği dikkate alındığında, mevcut trol av gücünün ortalama üretimi 14 250 ton balık/yıldır. Bu da 14 250 ton balık/419 trol = 34 ton demersal balık/yıl tekne başı ortalama üretim eder. Bu teknelerin senede çalışabildikleri aktif gün sayısı 150–170 gün arasında değişmektedir. Bu da bir trol teknesinin ortalama av veriminin 200 – 225 kg. balık/gün olduğunu gösterir. Demersal ve pelajik balık tür çeşitliliği açısından zengin, fakat türlerin stok büyüklükleri açısından fakir olan Akdeniz ve Ege denizinde, demersal balık stoklarının çöküşünde etken olan en önemli faktör, trol av tekne adedinin fazlalığı ve her sene küçülen demersal balık pastasından daha fazla pay almak için gösterilen aşırı av cabasıdır.Demersal balık nüfusunun çöküşünde trolün etken olan yoğun av baskısı yanında, çoğu trol teknelerinin kullandığı trol ağ donamının, seçicilik özelliği olmayan “eski Akdeniz tipi” dip trol ağı oluşudur. Denizlerimizde kullanılan çoğu trol ağının, deniz tabanını (2-2,5 mil saat hızla) süpürmesi esnasında, ağ gözlerine binecek olan su direncini en aza indirgeyecek ağ kesim tasarım ve dizaynı yoktur. Ayrıca, kullanılan “eski Akdeniz tipi” dip trolünün kanat ve omuzları ağ kesim tasarımı içermediği için, ağın deniz tabanını taraması esnasında, trolün maksimum boyutta yatay ve dikey ağız açıklığına imkân vermemektedir. Trol için yatay açıklık, ağın alt ve üst yakasına monte edilen ve “model” olarak isimlendirilen kesimli veya artırma ile örülen iki ağ parçası ile bir ölçüde sağlanabilmektedir. (Şekil 1) Eski Akdeniz tipi trol ağının sahip olduğu tasarım ve donam şekli, trolün çekimi sırasında ağın seçicilik, yatay ve dikey ağız açıklığı özelliklerini en düşük düzeyde tutmaktadır. Bu olumsuz durumlar ağın avcılık etkinliğini minimuma indirgediği gibi, hedef dışı satış boyunun altında balık türlerinin yoğun avlanmasına olanak sağlar.Şekil: 1 Akdeniz Modeli Eski tip iki görünümlü dip trol ağı (Kara 1977)
Balıkçımızın karşılaştığı bu darboğazın alternatifi, Avrupa Birliği ve gelişmiş ülkelerin kullandığı yüksek ağız açan dip trollerinin balıkçılığımıza kazandırılmasıdır. Her iki dip trolünün karşılaştırmalı plan, donam ve işlev özellik ve eko sisteme olan etkileri aşağıda ifade edildiği şekildedir. Akdeniz Tipi Dip Trolü İle Yüksek Ağız Açan Dip Trolünün Avcılık Etkinliği Açısında Karşılaştırılması ve Ekosisteme Etkileri.Yüksek ağız açan dip trolünü oluşturan farklı göz genişliğindeki, ağ gözleri eksiltme ve artırma şeklinde olan ağ gözü kesim tekniği ile elde edilen iki görünümlü ağ panelin güçlendirme ipi ile bir birine çatılması şeklinde bir plan dahilinde donatıldığı için, ağın çekimi sürecinde trolün her bir ağ gözüne binen su direnci aynıdır. Bu durum trolün çekimi sırasında, ağ gözlerinin maksimum açılmasını ve ağın seçicilik özelliğini artırır. Dolayısıyla ana makineye binen çekim gücü azalır.Yüksek ağız açan dip trolünde, ağın alt ve üst yaka kanatlarından itibaren başlayan plan dahilinde simetrik olan ağ kesim tekniği, trolün yatay ve dikey ağız açıklığının maksimum düzeyde gerçekleşmesini sağlar. Bu da trolün birim zamanda “eski Akdeniz modeli” dip trolüne nazaran daha fazla alan taraması ve /ya da daha fazla su süzmesine olanak sağlar. Bu da trole avcılık etkinliği veya üretim açılarından üstünlük kazandırır. Yüksek ağız açan dip trolü, ağ kollarından torbaya kadar farklı göz genişliğinde ağlardan ağ kesim tekniği ile donatıldığı için, maksimum seçicilik üstünlüğüne sahiptir. (Şekil 2-3-4) Trol ağının sahip olduğu bu seçicilik özelliği demersal balık stokları üzerine olacak olumsuzluğu en asgari düzeye indirger.Yüksek ağız açan dip trolü teknede az yer işgal eder. “Eski Akdeniz” dip trolünde maçalarda bulunan ve üçlük tabir edilen, çekim esnasında suyu bulandıran halatlar, yüksek ağız açan dip trolünde bulunmaz. Yüksek ağız açan dip trol ağı, pislik ve çamur tutmaz. Buda teknenin çekim gücünü zorlamaz. Yüksek ağız açan dip trolleri sahip oldukları üstün seçicilik nedeniyle, avlanan ve güverteye dökülen balıklar genelde satış boyundadır. Bu da balıkçının güvertede zaman kaybının asgariye inmesine olanak yaratır.Yüksek ağız açan dip trolü plan ve donanımı teorik ve uygulamalı eğitim, bilgi ve beceri ister. Ağ yırtıldığında tamiri zordur. Bununla beraber ağ birçok bölümlerden oluştuğu için, tamiratta yırtılan bölüm çıkarılır, yerine kesilen yeni bölüm monte edilir.Trol çekimleri yasal sınır olan sahilin 3 mil açığında yapılmak zorundadır. Sahilin 3 mil açığı genel olarak 40-60 m. derinlikleri içermektedir. Bu derinliklerde zemin yapısını oluşturan materyal kumlu-çakıllı, çamurludur. Zemin topografyası uzun mesafelerde tatlı bir meyille derinleşir ve ya topuk oluşturur. Bu zemin yapısını oluşturan materyal içinde, birçok demersal balık türünün yemini oluşturan bentik canlı organizmalar vardır. Trolün çekim sürecinde, gerek trol kapılarının gerekse trolün kurşun yakasının zemini süpürmesi sonucu, balıkların yemini oluşturan bir hücreli ve omurgasız bentikcanlılar zemine çıkar ve zemin bulanır. Dolayısıyla, trol operasyonu sürecinde ve operasyondan sonra demersal balıkların yoğun besin bulmasına müsait ortam doğar. Bu da trol çekimi sürecinde, hedef dışı kalan avlanamayan balıkların besinlerini doğadan daha kolay bulmalarına yardımcı olur. Şekil: 2 Yüksek ağız açan iki görünümlü dip trolü (Brabant, andNédélec 1979)
Şekil:3 İki görünümlü yüksek ağız açan dip trolünün yandan görünüşü ve ağın etkinliğini
sağlayan aksesuarlar ile ağa monte edilişi (Brabant, andNédélec 1979)
Şekil:4 Yüksek ağız açan dip trolünün çekim esnasında su içinde kazandığı görünüm. Kaynak: New productsfromDenmark, 1985 ISSN 0108-1497 16 p. (Danishfishing. PublishedbytheRoyalDanishMinistery of ForeignAffairs. AsiastiskPlads 2. DK-1448 Copenhagen K. Denmark.)Deniz balıkları türlerinin %90 ındanfazlasının yumurtlama ve yumurtaların gelişmeleri denizin pelejialinde gerçekleştiği için, trol balıkçılığı balık yumurta ve larvalarına zarar veremez. Eğer trol avı, yasal sınırlar içinde uygulanmayıp, yavru balıkların gelişimlerini tamamladığı sığ sahil sularında icra edilirse, sıfır yaş grubu yavru balıkların stoktan çekilmesi sonucu canlı sucul kaynaklara telafisi güç zararlar vereceği yadsınamaz.Balık Nüfusunda Yenilenme ve Yenilenmeyi Sınırlayan Faktörler:Balık nüfusunun kendini yenileyebilmesi şüphesiz diğer canlılar gibi üremeyle gerçekleşir. Balıkların yaşam alanı sucul ortamdır. Bu ortam içinde üreyen balıkların yaşam döngüleri, beslenme büyüme, üreme, göç, yaşlanma ve ölüm evreleriyle noktalanır.Sucul ortam içinde balıkların hayatta kalmalarını sınırlayan olayları, bilimsel olarak, ortam içi fiziksel (sıcaklık, akıntı vb.), kimyasal (erimiş oksijen, tuzluluk, eser elementler, azot fosfat nitrat gibi), ve biyolojik (herbivor ve karnivor besin zinciri halkaları) faktörler olarak sınıflandırabiliriz.Sucul ortam içindeki canlı nüfusa, dışardan bir müdahale olmadığı durumda, sucul ortamın balık nüfusu, ortamın üretebildiği besin miktarına bağlı olarak artar veya eksilir. Yaşlılıktan olan ölümler ve karnivor canlıların herbivor canlıları tüketmesiyle azalan nüfus, stoku oluşturan dişi bireylerin yumurtlaması sonucu, yeni bireylerin stoka katılımıyla nüfusun yenilenmesi gerçekleşir. Ergin bireylerin adedi ve başarılı yumurtlama “0” yaş grubu bireylerin yoğunluğunu oluşturması açısından önemlidir. Eğer geniş boyutlu ve başarılı bir yumurtlamadan sonra, ortamda yırtıcı balık türlerinin yoğunluğu artarsa, bu ortamda geçici göçmen stok oluşur.Bu özet açıklamada, stoku oluşturan herbivor ve karnivor balık nüfusunun dengeli gelişim ve büyüme sürecinde, üreme ve stok içi tüketim (büyük balığın küçük balığı yemesi) olarak iki ortak (stoku tüketen ve üremeyle stoku yenileyen) paydaş vardır. Balık nüfusunu, sucul ortam dışında talan eden üçüncü paydaş insandır.Bilimsel açıdan, balıkçılık ergin balık bireyleri üzerine yoğunlaştığından, yumurtlayan ergin balıkların adedi üzerine olan balıkçılık av gücü etkisi, ergin olmayan balık adedinden daha yoğun olacaktır. Büyük ölçüde, yumurtlayanlar stoktan çekildiği için, gelecek yıla çok az miktarda stoku yenileyecek birey kalacaktır. Bu türlü avlanmaya, stoku yenileyebileceklerin yoğun avcılığı (recruitmentoverfishing) denir. Diğer bir avcılık kategorisi ise, “growthoverfishing” dir. Bu kategoride, balıkçılık yoğun bir şekilde, genç ve çok küçük bireyler üzerine yoğunlaşır. Bu avlanmanın sonunda, birey açısından fazla ürün alınır. Fakat ağırlık açısından çok az verim elde edilebilir. Bizde bu avlanmaya örnek; kıraça istavrit, çinakop ve palamut vonozu avında gerçekleşmektedir.Stokun devamını oluşturacak ergin bireyler, yumurtlama mevsimi içinde yumurtlamayı yaparlar ve yumurtlama sahasında, yumurtlamanın bir sonucu olarak bir nüfus yoğunluğu oluşur. Sınırlı saha içinde oluşan yoğun balık nüfusu çevre şartlarının gereği olarak yeterli besin bulabilirse gelişir, aksi halde ölür.Yüksek nüfus yoğunluğu keza parazit ve hastalıkların gelişmesine de neden olabilir. Yine yüksek stok büyüklüğünde genç bireyler kanibalizm yoluyla, ergin bireyler tarafından seyreltilir. İşte bunlar stok yenilenmesini sınırlayan faktörlerdir.Eğer geniş boyutlu ve başarılı bir yumurtlamadan sonra, ortamda yırtıcı balık türlerinin yoğunluğu artarsa, bu ortamda geçici göçmen stok oluşur. Bu da balık stoklarını balıkçı dışında talan eden bir olaydır. Stokların yenilenmesine etki eden çevre faktörlerine gelince; bunlar su sıcaklığı, besinşartları, akıntılar, rüzgarmodelleri, kuraklık, su kirliliği olarak sıralanabilir.Küçülen Balık Stokunun Yenilenebilmesi İçin Bilimsel Çareler:Bilimsel anlamda, işletilen bir balık stokunda, biri stoku üremeyle yenileyen dişi bireyler, diğeri karnivor (etçil) bireylerin herbivor türler dahil yiyerek, stokun optimum düzeyde doğallığını gerçekleştiren stok içi paydaşlardır. Üçüncü paydaş ise dışardan olup, stoktan balık avlayan insandır. Bu süreç insanın var olduğundan beri devam etmektedir.Hızlı nüfus artışı, geçmişe göre, hızlı gelişen balık av teknoloji, balıkçıların av alanlarını okyanuslara taşıması, balık av araçlarının birim av gücünün artması, artan balık talebi, balıkçının daha çok balık avlama içgüdüsü, stokların yoğun sömürülmesinin başlıca nedenleridir.Buna ilave olarak sanayileşme sonucu, deniz kirliliğinde izlenen hızlı artış, yumurtlama sahalarındaki yavru balık gelişiminin azalması, stoku yenileyen bireylerde gerçekleşen azalma gibi etkenler, günümüz balık nüfusunun yenilenmesini sınırlamaktadır.Bilimsel anlamda, sürdürülebilir balık üretiminin amentüsü, işletilen balıkçılık kaynağındaki hedef tür balıklara, eşeysel olgunluğa eriştikleri yaşam süreci içinde, en az bir kez kendini meydana getirme (yumurtlama) şansını vermektir. Doğal balık kaynaklarına 3. Paydaş olarak giren balıkçı, maalesef günümüzde, hedef tür balıklara kendini en az bir defa meydana getirme şansı tanımamaktadır. İşletilen balık stoklarının optimumsürdürülebilirliği üzerine olan balık popülasyon dinamiği araştırma sonuç bulguları, doğal balık kaynaklarından besin olarak yararlanan 3. paydaş olan balıkçılar, eğer kullandığı rezervin %30-35lik kısmını av sezonunda tüketirse, geriye kalan %60-65lik stok rezerv, işletilen balık kaynağını sürdürülebilir balıkçılık açısından sigortalar.Şüphesiz işletilen bir balık stoku veya hedef tür bir stok için önerilen, bilimsel avlanabilir miktarın hayata geçirilebilmesi, kullanılan kaynağın balıkçılık bilimi ışığında araştırılmasıyla başarılabilir. Bu bağlamda konuyu balıkçılığımız açısından ele aldığımızda, denizel alanlarımızda işletilen balık stoklarımız hakkında on yıllardır güdümlü balıkçılık araştırma çalışmaları (Balık yumurta sıklık dağılımı ve akustik balık stok ölçümü) yapılmadan balıkçılık aktiviteleri sürmektedir. Bu gün gelinen noktada, gerek endüstriyel balıkçılık, gerek geleneksel kıyı balıkçıları ve balıkçılıkla iştigal eden esnaf balığın yokluğundan ve mevcut balıkların da satış boyu altında olduğunu yüksek sesle söylemekteler.Bu serzenişler, balıkçılığımızın çöktüğünü, çöküşün ana sebebinin, mevcut endüstriyel av gücümüzün (gırgır, trol) hâlihazır balık rezervini kısa zamanda tüketecek boyuta ulaşmış olmasıdır. İşletilen balık stoklarının avında, stoktan sene içinde avlanabilir av miktarını bilmeden yapılan üretim, genellikle aşırı avlanmayı tetikler. Balıkçılığımızda endüstriyel av gücümüzün büyüklüğünün neden olduğu aşırı avlanmanın tedavisi ancak balıkçılık bilimi ışığında güdümlü deniz araştırma çalışmalarında elde edilen verilerin, sağlıklı analiz ve yorumlarıyla hayatiyet bulabilir.Balıkçılığımızın Geleceği İçin Çözüm Önerileri: İşletilen balık stokları üzerinde yoğun olan endüstriyel balıkçılığın av baskısını oluşturan tekneler, yeterli sayıda avcılıktan çekildiğinde, hedef tür balık türlerinin eşeysel olgunluk süreçlerinin kısa ve uzun oluşlarına bağlı olarak, mevcut balık stoklarımızın yenilenmesi makul bir süreç içinde gerçekleşebilir. Burada sorun, avdan çekilmesi gereken endüstriyel av gücü sahiplerini mağdur etmeden, onların rızası ile örtüşen bir yöntemin nasıl olacağıdır.Gırgır ve trol av gücünün küçültülmesi, iç deniz (Marmara) ve günü birlik kıyı ötesi balıkçılığına uygun boyutun dışındaki, 30m.ve üzeri boya sahip gırgır av tekneleri için, “Dış İşleri Bakanlığı” kanalıyla, devletten devlete olan anlaşmalarla, Orta ve Batı Afrika, Aden körfezi, Somali ve benzer deniz alanlarında, gırgır ve trol balıkçımıza ortaklaşa üretim yapabilecek partnerler bulmak. Yine, 30-50m.boy ve üzeri gırgır av teknesini satmak isteyen balıkçılarımızı, bu teknelere gereksinimi olan ülkelerde, teknenin değerinde müşteri bulmak endüstriyel av gücümüzün küçültülmesinde rol oynayabilir.Av gücünü azaltmanın bir diğer yöntemi, av sezonunda avlanma süresini veya günlük yapılan av operasyonlarını azaltarak, yıllık üretilen balık miktarını küçültmek bir seçenek olabilir. Şüphesiz bu seçenekte, muayyen bir zaman süreci için, balıkçılığın ekonomik olmayacağı, birçok balıkçının sezonu zararla kapatacağı gerçeğini de unutmamak gerekir. Bu seçenekte, balıkçılık resmi otoritesinin balıkçıya ekonomik anlamda destek ve güvence olabilecek varsayımları gündeme alması kuşkusuz, sosyal devlet olmanın bir gereği olmalıdır. Denizlerimizle ilgili balıkçılık araştırma ve geliştirme faaliyetlerinin yeniden yapılanması, aşağıda verilen güncelleme ve çalışma başlıklarını kapsarsa, stoklarda olabilir azalmalarda, soruna çare üretme açısından daha güçlü olacaktır. • Denizlerimiz hedef tür balık üretimlerini gerçekleştiren kıyı balıkçı ve endüstriyel balıkçı teknelerini içeren, istatistik verileri en az 5 sene geriye giderek güncellenmeli.
• Denizlerimizle ilgili balıkçılık araştırma istasyon veya araştırma merkezleri faaliyetleri gözden geçirilmeli, en az iki yeni balıkçılık araştırma istasyonu (Marmara ve Ege deniz için) kurulmalı.
• Bu istasyon veya Balıkçılık Araştırma Merkezlerinin, bulunduğu denizin balıkçılık araştırma çalışmalarının üstesinden gelecek donamda araştırma gemileri planlanıp hayata geçirilmeli.
• En az 4 denizimizde olması gereken araştırma enstitü veya istasyonun deniz araştırma çalışmalarında elde edilen verilerin değerlendirilmesi ile ilgili laboratuvar donanımı ve yeterli konu ilgilisi bilim insan kaynakları yetiştirilmeli.
• Denizlerimizde çalışan geleneksel kıyı balıkçısı ve endüstriyel balıkçı teknelerinin, arşiv verileri varsa güncellenmeli (Gemi sicil kütüğü)
• Endüstriyel balık av teknelerinin seneler itibariyle, yüz yüze veya adrese dayalı hedef tür balıklar bazında yıllık av istatistik verileri varsa güncellenmeli.
• Mevcut balık araştırma istasyon veya merkezinin, sorumluluk alanı içinde olan (sahil kesiminde bulunan su ürünleri fakültelerinin varsa balık ölçüm veri çalışmaları) denizlerde üretilen hedef tür balıkların sene içinde ölçülen balık boy ortalamalarına ilişkin balıkçılık veri çalışmaları, varsa güncellenmeli.
• Gırgır ve trol teknelerinin 18- 30 m. 30-50m ve 50m üzeri boya sahip teknelerin kullandığı gırgır ağı boy ve derinlikleri, hamsi, palamut ve orkinos gırgır ağı özellikleri tespit edilmeli.
• Farklı denizlerde üretim yapan trol teknelerinin kullandıkları trol ağı donam ve dizaynları tespit edilmeli.
• Farklı denizlerimiz de üretim yapan geleneksel kıyı balıkçıların kullandığı sade, fanyalı dip ve yüzey ağların donam özellikleri tespit edilmeli.
• Güvenilir, balık av istatistiği, nasıl elde edilebilir. Karada ve denizde güvenilir av istatistiği elde edebilme konularında tartışarak bir format geliştirmeli.
• Avlanan hedef tür balıkların av sezonu boyunca, haftalık veya aylık periyotlarlaher sene için, ortalama boy ölçüm verileri oluşturarak, farklı denizlerimizde avlanan bu balıkların aşırı avlanıp avlanmadığının ön bilgisi saptanmalı.
• Hedef tür balıkların (pelajikdemersal) yumurtlama mevsiminde, her deniz için, güdümlü yumurta sıklık dağılım sörveyleri gerçekleştirilmeli.
Çöken balık stoklarının yenilenmesinde çözüme ışık tutacak yukarda sıralanan önerilerin hayata geçirilmesi önemli bir başlangıç olabilir. Bunun için, deniz araştırmalarında elde edilecek verilerin bilimsel analizi ve ehil insan kaynaklarının yetişmesi için karasal ve denizel fiziki alt yapının hayata geçirilmesi ve balıkçılık yönetiminin yeniden yapılanması bir zorunluluktur. Plan ve projeye dayalı, orta ve uzun vadeli olacak deniz araştırma çalışmaları, projeye dayalı güdümlü hedef tür balık stokları akustik ölçüm tahmini, hedef tür balıkların yumurta sıklık dağılım ölçümleri ve senelik avlanabilir ortalama balık stok miktarının hesaplanmasıyla, gerekli endüstriyel av gücü planlanabilir.Mevcut hedef tür balık stoklarımızı koruyabilmek için, endüstriyel balık av gücünde olabilir kısıtlamalar, endüstriyel balık av gücü sakinlerini en az mağduriyetle avlanmalarını sınırlamak olmalıdır. Endüstriyel gırgır balıkçımızın Karadeniz ve Marmara’da en yoğun avladığı balık hamsi olup, avlanan senelik hamsi değerleri 380- 100 bin ton arasında değişmektedir.Gırgır balıkçılığının hedef tür balıkları arasında yer alan istavrit, sardalye, kolyoz, palamut, lüfer, orkinos, akya gibi balıkların geçmiş yıllardaki maksimum ve minimum üretim veri ortalamaları, gırgır balıkçılarıyla anlaşarak, gelecekteki av sezonu için, gırgırların avlanabilir miktar ölçüsü olarak saptanabilir. Böylece, mutabık kalınan av miktarına erişildiğinde, türün avına yasak getirerek, mevcut stoklara kendilerini yenileme fırsatı yaratılabilir. Bunun dışında özellikle, gırgırların palamut balığını vonoz, yine lüferi defneyaprağı, çinakop, sarıkanat, istavrit balığını kıraça istavrit olarak sıfır yaş grubunda avlamamaları, yine sardalye balığının en yoğun yumurtlama ayı olan şubat ayında en az bir aylık bir av yasağı sınırlamasıyla, stokunun yenilenmesine katkıda bulunmak balıkçı ve balıkçılığımızın sigortası olacaktır.Batı ve orta Karadeniz de çalışan 281 adet trol av gücü yoğunluğu, bu denizin en önemli semi pelajik (orta su ve dip hayatına adapte olan) mezgit balığı stoklarının miktar açısından küçülmesi yanında, mevcut stoku oluşturan bireylerin ortalama boylarının on yıllardır 12cm.nin üzerine çıkamamasına nedendir. Yine ekonomik önemi olan tekir ve barbun balıklarının avında yoğun av baskısı olan trol, aşırı avlanma sonucu, barbun, tekir, dil –pisi ve kalkan balıkları stoklarını çökertmesi yanında mevcut stoku oluşturan türlerin boy ortalamalarının eşeysel olgunluğa erişim boyunun çok altına inmesine neden olmuştur.Karadeniz’de başta mezgit balığı olmak üzere, dip balık stoklarının hızlı bir şekilde yenilenip, semizleşmesi için, bu stoklar üzerinde etkin av baskısı olan trol balıkçılığının en az 10 sene süreyle yasaklanması, Türkiye balıkçılığında ekonomik önemi olan, Kalkan ve mersin balığı stoklarının yeniden eski doğal boyutlarına ulaşmasını mümkün kılacaktır.Balıkçılık sektörünün içinde bulunduğu sorunlara çare olabilir düşüncesiyle yukarda özetlenen öneriler ışığında, balıkçılık yönetimi, süratle başta Karadeniz olmak üzere, Karadeniz balık araştırmalarının üstesinden gelecek, özel maksatlı güncel akustik balık stok ölçüm cihazlarıyla donatılmış bir balıkçılık araştırma gemisini gündemine almalıdır. Gemi için gerekli balık ve balıkçılık bilimine hakim ehil kadroları oluşturmalıdır. Marmara denizi, çevresinde 20 milyon insanın balık gereksiniminde çok önemli yeri olan bir iç denizdir. Balıkçılık verimliliği ve üretim açısından ikinci sıradaki bu deniz için, balıkçılık araştırma çalışmalarının üstesinden gelecek, bir balıkçılık araştırma istasyonu ve Marmara limanlarına bağlı güncel akustik stok ölçüm donanımına sahip özel maksatlı ikinci bir balık araştırma gemisini ve ehil araştırma kadrosunu oluşturmalıdır.Balıkçılık yönetimi, hedef tür deniz balıkları stoklarının yenilenebilmesine yol gösterecek bir projeyi öncelikle gündemine almalıdır.Bu maksatla, balıkçılık saha çalışmalarında bir fiil aktif görev almış, balıkçılık bilim insanlarından oluşan bir oturum düzenleyerek, mevcut hedef tür stokların yenilenmesine çare olabilecek, teorik ve uygulanabilir görüş ve önerilerin derinliğine irdelendiği bir rapor hazırlanmalıdır. Konu ilgililerinin mutabık kaldığı bu rapor, şüphesiz balıkçılık yönetiminin ileriye dönük, balıkçılıkla ilgili alacağı kararlarda, daha güvenilir ve etkin olmasında yararlı olacaktır.


KAYNAKCA:

BRABANT, J. C. andNéDéLEC, C., 1979.“Bottomtrawlsforsmall- scalefishing” FAOFish. Tech.Pap. (189): 40 p..JICA 1993: Marmara, Ege ve Akdeniz'de demersal balıkçılık kaynakları sörveyraporu.Tarım ve Köyişleri Bakanlığı TÜGEM. AnkaraKARA, Ö. F., 1977. “Data on fishingvesselsandgear in theMediterranean” P.165-178in GFCM StudiesandReviews No.56 edP.Y. Dremiéreand C. Nédélec. FAO.Rome.185 p.KARA, Ö. F. ve R. GURBET.,1999.”Ege Denizi Endüstriyel Balıkçılığı Üzerine Araştırma”
Tarım ve Köyişleri Bakanlığı, Tarımsal Araştırmalar Genel Müdürlüğü Su Ürünleri
Araştırma Enstitüsü Müdürlüğü Bodrum. Seri:B Yayın No: 5. 135 sayfa.

TUİK., 2011. Türkiye istatistik kurumu “Su Ürünleri istatistikleri” Yücetepe Mah.
Necatibey Cad. No: 114 06100Çankaya-ANKARA