Sayfa 6/8 İlkİlk 12345678 SonSon
74 sonuçtan 51 ile 60 arası

Konu: 4/1 Tebliğ TİCARİ

  1. #51
    Reİs bangocu - ait Kullanıcı Resmi (Avatar)
    Üyelik tarihi
    Aug 2011
    Yaş
    56
    Mesajlar
    2.473
    Tecrübe Puanı
    0

    Standart Cevap: 4/1 Tebliğ TİCARİ

    Ben şahsen sizinleyiz demeye gerek duymuyorum,bizim amacımızda duruşumuzda belli.
    Genede yanınızdayız diyorum.Amacı balıkçılıkla bir alakası olmayan bu çirkin oyunu oynayanları şiddetle kınıyorum.
    https://scontent-frx5-1.xx.fbcdn.net...f3&oe=5C00E32D
    Körler Ülkesinde Görmek Suçtur.!

  2. #52
    Reİs cumhur gezen - ait Kullanıcı Resmi (Avatar)
    Üyelik tarihi
    Mar 2008
    Yaş
    54
    Mesajlar
    2.691
    Tecrübe Puanı
    0

    Standart Cevap: 4/1 Tebliğ TİCARİ

    Fikri zikri PARA OLANIN insanlıkdan çıkmış örneğini görüyoruz.
    Defne hanım bu pis oyunun karşısın da sizlerin yanındayız.
    ".. Aptallığın en büyük kaniti aynı şeyi defalarca yapıp" farklı" bir sonuç almayı ummaktır.."

    Albert Einstein




  3. #53
    ___BALIKCI FORUM___ aFaLa - ait Kullanıcı Resmi (Avatar)
    Üyelik tarihi
    Feb 2008
    Yaş
    56
    Mesajlar
    12.963
    Tecrübe Puanı
    2445

    Standart Cevap: 4/1 Tebliğ TİCARİ

    Bunlar dünde aynı bugünde aynılar hıç değişmezler at çamur belki tutar davanızdan dönmeyin bence





    Büyük balık küçük balıktan uzun yaşar
    Metabolizması yüksek balık düşük olandan uzun yaşar
    Soğuk sudaki balık sıcak sudakinden uzun yaşar


  4. #54
    dkoryurek dkoryurek - ait Kullanıcı Resmi (Avatar)
    Üyelik tarihi
    Apr 2010
    Mesajlar
    2.398
    Tecrübe Puanı
    548

    Standart Cevap: 4/1 Tebliğ TİCARİ

    Vatan denizdeki balık, havadaki kuştur

    Levon Bağış
    18.08.2016

    Uskumrudan çok bahsederim, bilirsiniz. Dolmasından, çirozundan, artık denizlerimizde olmayışından... Geri dönülmez yok oluşu beni üzer, o yüzden bahsederim. Bunu oburluğuma yoranlar olduğunu iyi bilirim. Zannederler ki, bir daha uskumru dolma yiyemeyeceğim, çiroz bulamayacağım için söyleniyorum. Ama şunu unutuyorlar: Bir İstanbullu olarak, uskumru benim için sadece bir balık değil, doğup büyüdüğüm adanın kokusu, rahmetli mamamın sunduğu lezzet. Herkeste bir anısı vardır mutlaka ama artık balığın kendisi yok. Uskumrunun arkasından yapılan güzellemeler boş laftan öteye gidemiyor. Keşke birileri köküne kibrit suyu dökülmeden laf etseydi, belki hâlâ İstanbul’da uskumruya rastlardık.

    O nedenden, lüfere sahip çıkmaya çalışanlara yıllardır azıcık da olsa destek olmaya çalışıyorum. Boğaz’ın efendilerinden biri olduğu için lüferin kendisine saygıda kusur etmiyorum ama yetmiyor. Hiçbir çaba, açgözlülüğümüz karşısında fayda etmiyor.

    Bir ara ufaktan umutlanır gibi olmuştuk. 2012 yılında lüfer avlanma boyları değiştirildi, 14 santimetre olan limit 20 santimetreye çıkarıldı. Aslında bunu sağlayan, bir avuç gönüllünün, boylarından büyük çıkan sesleriydi. Ben hiç sevmesem de, Greenpeace “Seninki kaç santim” diye bir sloganla bir kampanya başlatmış ama bu işin esas sözcülüğünü Fikir Sahibi Damaklar üstlenmişti. İstanbul’a unutulan bir bayramını tekrar kazandırmış, Lüfer Bayramı’nı organize etmişlerdi. ‘Lüfer Koruma Timi’ adı altında, yavru balık yeme suçunu işleyenlere yaptıklarının hata olduğunu hatırlatıyorlardı. Bakanlarla, il tarım müdürleriyle, kendilerini tehdit eden balıkçılarla ne kadar çok görüştüklerini, onlara ne kadar laf anlatmaya çalıştıklarını iyi biliyorum.

    Lüferin yasal av boyu 27 cm olarak belirlenseydi üremek için bir şansı olacaktı ve İstanbul, Boğaz’ın bu büyük değerine hasret kalmayacaktı. 2011 yılında yasal avlanma boyu 20 santimetre yapıldı. Evet, mücadele kazanılmış değildi belki ama gidişatın iyi olduğunu hissettiriyordu herkese.

    Ama her zamanki gibi yine memleketimiz bizi ters köşe yaptı. Bu hafta alelacele çıkarılan yeni bir tebliğ, lüferin avlanma boyu 20’den 18 santimetreye düşürüldü. “Bu birkaç santimin ne önemi var?” demeyin, hayati önemi var. Bu balık bu kadar ufak avlandığında yumurtalarını hiç bırakamadan yani üreyemeden yakalanmış oluyor. Birleşmiş Milletler Gıda ve Tarım Organizasyonu FAO “Sürdürülebilirlik adına, türün en az bir kez üremesine fırsat verilmeli” derken tam olarak bundan bahsediyor. Lüfer İstanbul’daki varlığını sürdürmek için üremeli ama biz ona izin vermemeye çok kararlıyız.

    Üstelik, bu idam fermanın verilmesine önayak olanlar, en birinci vatansever arkadaşlar. Onlar, lüferin avlanma boyunun düşürülmesinin kendilerinin ekmeğiyle oynamak isteyenlerin komplosu olduğuna çok inanıyorlar.

    Denizin içinde ne varsa kendisinin sanan gırgır reislerinin cahilliği ve tatlı su kurnazlığı karşısında diyecek bir şey yok ama biz yıllar önce “Çinekop başka balık, lüfer başka balık” diyen çok vatansever ‘uzmanlar’ da gördük; çinekopu biz avlamazsak Yunan sahillerine gidecek, orada Yunanlılar avlayacak diye üzülüyorlardı.

    Şimdi bu gırgır reislerinden, kendini muhbir vatandaşlığın cazibesine iyiden iyiye kaptıran biri çıkmış, lüfer için mücadele edenlere “balık imamı” falan gibi, akla hayale gelmeyecek ahmaklıkta iftiralar atıyor. Lüfer yaşasın diye uğraşanlara ‘vatan haini’ yaftası yapıştırmaya çalışıyorlar. Ve kendilerini ‘vatansever’ olarak niteliyorlar.

    Kendi üç kuruş çıkarlarını savunanlar vatansever ama bu memleketin havasını, suyunu, canlısını savunmaya çalışanlar vatan haini ‘balık imamı’, öyle mi? Hadi lan oradan! (Daha oturaklısını ve yakışanını da yazardım ama gazetenin seviyesi aşağı çekmeyeyim.)

    Bu vatan en çok kendini çok sevdiğini iddia edenlerden çekti. Ve ne gördüyse, o kendini vatansever zannedenlerin vatan hainliğiyle suçladıklarından gördü.

    Bizde vatanı sevenler, şehvetle ve ancak ondan alacak bir şeyleri varsa ve alacakları ne kadar çoksa o kadar severler.

    Onlar için vatan, ormanını kesip site yapmak, zeytinlikler arasına termik santral yapmak ya da yavru balıkları tonlarca avlayıp nakde çevirmek.

    Biz onlardan değiliz. Ya da kendimizi onlardan saymıyoruz. Şimdi kendimizi onlardan ayırmak için bir şeyler yapmalıyız. Gerçekten, vatanımızı, şehrimizi, gezegenimizi korumak için bir şeyler yapmalıyız. Çünkü vatan, denizdeki balık, havadaki kuş, özgürce akan nehir, sürekli olarak yakılmayan orman, üzerinde huzurla yaşayan insanlardır. Bunları korumak, var etmek zorundayız. Korumak için bir yerlerden başlamak, tahmin ettiğimizden daha kolay. Çiftleşme zamanından önce tutulmuş, 27 santimetrenin altındaki balığı yemeyerek, almayarak, satanlardan alışveriş yapmayarak başlayabiliriz.

  5. #55
    dkoryurek dkoryurek - ait Kullanıcı Resmi (Avatar)
    Üyelik tarihi
    Apr 2010
    Mesajlar
    2.398
    Tecrübe Puanı
    548

    Standart Cevap: 4/1 Tebliğ TİCARİ

    Serkan İnanç: Lüfere birlikte sahip çıkmalıyız

    Bahar Kılınç
    18 Ağustos 2016

    Gıda, Tarım ve Hayvancılık Bakanlığı’nın geçen Pazar resmi gazetede yayınladığı tebliğle lüfer avlama limiti 20 cm’den 18 cm’e düştü. Denizdeki doğal hayatı korumak isteyen STK’lar, insanlar ve lüfer severler bu limite karşı çıktı. Amatör ve Sportif Olta Balıkçılığı Federasyon Başkanı Serkan İnanç’la lüferin önemi ve avlanma limitinin aşağıya çekilmesinin sonuçları üzerine konuştuk.

    LÜFER KARADENİZ, İSTANBUL BOĞAZI VE MARMARA DENİZİ KIYILARINDA BİR KÜLTÜRÜN SEMBOLİK İFADESİDİR.

    -Lüferin Türkiye sularındaki yeri ve öneminden bahseder misiniz?

    Denizlerde avlanan amatör balıkçılar açısından balıkçılık kültürünün en değerli türlerinden birisi olan Lüfer, küçük ölçekli geleneksel kıyı balıkçılarının da ekmek kapısıdır. Aslında her ikisinin ortak paydası ve her ikisinin de ortak sevdasıdır Lüfer.

    Karadeniz, İstanbul Boğazı ve Marmara Denizi kıyılarında bir kültürün sembolik ifadesidir. Bu öyle bir semboldür ki amatörü ve geleneksel balıkçıyla çok geniş bir toplumun bir anlamda bayramına denk düşer.

    Ağustos ayının ortalarında Marmara’da görülen ilk lüferler ardından gelecek olan diğer türlerinde müjdecisi, habercisidir. Her ne kadar Marmara ve Karadeniz’de sezonun ilk balığı Palamut olsa da müjdeci Lüferdir.

    Lüferin ardı sağlıklı, protein içerikli ve lezzetli denizden gelen gıdadır.

    LÜFERİN AVLANMA LİMİTİ 2004-2012 YILLARI ARASINDA 14 CM

    -Lüferin avlanma limitiyle ilgili tarihteki gelişmeler nelerdir? Geçmişteki avlanma limiti tartışmalarından ve lüferin şu anki neslinin durumundan bahseder misiniz?

    1996 yılından günümüze kadarki süreçte lüferin avlanılabilir boy limitleri;

    01/04/1996 – 31/03/1997 tarihleri arasında 20 cm.
    01/04/1997 – 31/03/1998 tarihleri arasında 20 cm.
    01/04/1998 – 31/03/1999 tarihleri arasında 20 cm.
    01/04/1999 – 31/08/2000 tarihleri arasında 20 cm.
    01/09/2000 – 31/08/2002 tarihleri arasında 20 cm.
    01/09/2002 – 31/08/2004 tarihleri arasında 14 cm.
    01/09/2004 – 31/08/2006 tarihleri arasında 14 cm.
    01/09/2006 – 31/08/2008 tarihleri arasında 14 cm.
    01/09/2008 – 31/08/2012 tarihleri arasında 14 cm.
    01/09/2012 – 31/08/2016 tarihleri arasında 20 cm.
    01/09/2016 – 31/08/2020 tarihleri arasında 18 cm.’dir.

    Son yıllarda Lüfer ile simgeleşen balığımıza sahip çıkma çabaları sadece amatör balıkçıların ya da geleneksel kıyı balıkçılarının değil endüstriyel balıkçılar ve tüm halkımızın yararına talepler içermektedir. Yapılan kampanyalara bakıldığında hiç kimse olaya, “balığı sen avlama, ben avlayayım” gözüyle bakmamaktadır. Aslında temel amaç; “balığı koruyalım, çoğalsın, hepimiz daha çok ve daha uzun süre yararlanalım” dır.

    Bu sebeple her balıkçı grubunu bu kampanyaların bir parçası yapmak gerekiyor. Bunun içinde bilimsel dayanaklarla dolu planlar mutlaka yapılmalıdır.

    Lüfer, balıkçılığımızda ki genel çöküşten en çok etkilenen türlerden birisidir. Özellikle nüfusa paralel olarak balığa olan talebin katlanarak arttığı son yıllarda Çinekop (12 – 20 cm arasındaki lüfer) avcılığı gelenek haline gelmiş, çok sayıda tekne özel olarak Çinekop sezonunu beklemiş ve yıllardır bu ufak balıkları avlayarak geçim sağlamışlardır. Avlanacak bireylere en az bir kez üreme fırsatı verilerek bir stokun devamlılığı sağlanabilir. Bunu biliyor olmalarına rağmen daha halen bu kötü alışkanlıktan vazgeçmemeleri sebebiyle de Lüfer yok oluş yaşamaya başlamıştır. Yok oluşun en büyük sebeplerinden birisi de gırgır avcılığındaki ileri teknoloji ve av kapasitesinde ki aşırı artıştır diyebiliriz. Kapasitesi aşırı artan bir filo ve bu filonun deniz ekosisteminin en hassas alanları olan kıyılarda yarattığı tahribat yine başlıca sebeplerden birisidir. Ayrıca bir başka sebep ise üreme göçünü tamamlayıp dönüşe geçen lüfer stoklarının Marmara’da aşırı avcılık nedeni ile beslenecek hedef türleri bulamamasıdır.

    LÜFER STOKLARININ KORUNMASININ EN ETKİN VE GÜVENLİ YOLU KIYILARDAKİ GIRGIR AV BASKISININ HAFİFLETİLMESİDİR

    -Lüferin boyunun 18 cm’e çekilmesi nasıl sonuçlar doğurabilir?

    Tabi ki avlanacak bireylere en az bir kez üreme fırsatı verilerek bir stokun devamlılığı sağlanabilir. Erişkin bir lüfer yüzbinlerce yumurta bırakır. Bu yumurtadan çıkan yavruların sayıları ise on binleri aşar. Tabii ki lüferde avlanabilir boy limiti 20 cm’den 18 cm’e düşmesi sürdürülebilirlik açısından büyük bir kayıptır.

    Fakat günümüzde lüfer üzerine yapılan tartışmalar avlanma boyunda kilitlense de Lüfer stoklarının korunmasının en etkin ve güvenli yolu kıyılardaki Gırgır av baskısının hafifletilmesidir. Bu hafifleme sadece avlanan lüfer miktarında bir düşüşe sebep olmayacaktır. Kıyılardaki endüstriyel avcılığın azaltılması Lüfer stokunun beslendiği türler üzerinde de bir rahatlama sağlayacaktır. Bir lokantada yemek varsa masalar dolu olur. Mutfağında yemek olmayan lokantanın masalarının dolmasını beklemek beyhude bir çabadır.

    Lüfer stoklarının korunması için yapmamız gereken boy kısıtlamasını kıyılardaki endüstriyel av baskısının azaltılması ile desteklemektir.

    Örneğin; Gırgır avlanma derinliği minimum 30 metre olmalı. Kışı Marmara’da geçiren lüferlerin kışladığı sahalarda bu derinlik 50 metreye çıkartılmalıdır. Yine balıkçılığa tam kapalı sahalarla Gırgır avcılığına kapalı sahalar tespit edilerek büyütülmeli ve bu alanlar etkili denetim yapılarak korunmalıdır.

    Gırgır avcılığı: Pelajik balık sürülerinin etrafının uzun bir ağ ile çevrilip ağın alt kısmının istinga halatı denen bir halatla birleştirilerek balığın dışarı çıkışını engellenmesiyle yapılan avcılık türüdür. Tek veya çift tekneyle yapılabilir. Türkiye’de 1970 lere kadar çift tekneyle yapılırken ekipmanın gelişmesiyle tek tekneyle yapılması yaygınlaşmıştır.

  6. #56
    dkoryurek dkoryurek - ait Kullanıcı Resmi (Avatar)
    Üyelik tarihi
    Apr 2010
    Mesajlar
    2.398
    Tecrübe Puanı
    548

    Standart Cevap: 4/1 Tebliğ TİCARİ

    Eşkıya, deryaya hükümdar olmaz

    ÖZGÜR GÜRBÜZ
    19.08.2016


    Lüferi nasıl bilirsiniz? Bu soruyu sormaya hazırlanın çünkü bu balığın da cenaze namazını kılmak üzereyiz. Gıda, Tarım ve Hayvancılık Bakanlığı’nın yayımladığı balık avını düzenleyen son tebliğ ile lüferin avlanması için sınır kabul edilen alt boyu 20 cm’den 18 cm’ye düşürüldü. Hâlbuki lüferin üremesi için 27 cm’ye gelmesi gerek. Başka türlü söylersek, yeni düzenleme lüferin denize bir yavru daha bırakmasına izin vermeden avlanmasına olanak sağlıyor. Akıl ve mantık ise balığın neslini devam ettirilebilmesi için üremesine izin verilmesi gerektiğini söyler. Balıkçıların lüferi birkaç yıl değil tüm meslek hayatları boyunca avlayabilmeleri için de bu gerekli. Balıkçılık, birkaç yıl içinde köşeyi dönüp, gelecek nesilleri düşünmeyenlerin ellerine kalmadıysa durum böyle olmalı. Demek ki bu ülkede akıl da, mantık da, balıkçı gibi balıkçı da kalmamış. Ya da var ama sesleri çıkmıyor, çıkamıyor.

    Görünen köy kılavuz istemez. Dürüst balıkçıların hepsi, lüferin böyle sorgulanmadan avlanması halinde denizlerimizde nadiren görünen bir tür olacağını zaten söylüyor. Sivil toplum örgütleri, başta Slow Food Fikir Sahibi Damaklar Hareketi olmak üzere herkes yıllardır uyarıyor. Rakamlar da ortada. Uluslararası Doğa Koruma Birliği (IUCN) doğadaki türleri tek tek takip eden ve onların durumu hakkında bilgi veren en önemli kurum. 185 ülkeden 1300’ün üzerinde hükümet kuruluşu ve sivil toplum örgütünün ortak çalışmalarıyla hangi tür tehlikede, ne kadar tehlikede açıklarlar. Türkiye Cumhuriyeti’de bu oluşumun bir parçası, işin içinde. Ne diyor IUCN? Diyor ki, lüfer bizim “Kırmızı Liste”mizde yer alan, tüm dünyada nesli tehdit altındaki türlerden biri diyor. Kırmızı Liste’deki durumunu da, nesli tükenmişten başlayan dokuz risk kategorisi içerisinde, tükenmişten dört sıra sonra, hassas olarak belirlemiş.

    Sadece IUCN değil ki bu uyarıları yapan. Birleşmiş Milletler Gıda ve Tarım Örgütü de (FAO) sürdürülebilirlik adına türün en az bir kez üremesine fırsat verilmeli uyarısında bulunuyor. Bu işten ticari çıkarı olmayan herkes sorunu işaret ediyor.

    Ortada yanıt bekleyen birçok soru var…

    1. Gıda, Tarım ve Hayvancılık Bakanlığı, hal böyleyken lüferin avlanma boyunu artıracağına neden daha da kısalttı ve üreme yaşına gelmeden avlanmasına izin verdi açıklamak zorunda. Bunun bir bilimsel açıklaması var mı?

    2. Aynı tebliğde orfoz avını yasaklayarak çok doğru bir işe imza atan bakanlık lüfer de neden bu hataya düştü? Orfoz da lüfer gibi avlanma baskısı altındaydı. Çift cinsiyetli ilginç bir balık. 12 yaşına kadar dişi ardından erkek oluyor. Bu nedenle orfozun üreme yaşına gelene kadar avlanmaması gerekiyor. Bakanlık 2020’ye kadar av yasağı getirerek önemli bir adım attı. Lüferi kurtarmak için benzer bir tedbiri almak neden bu kadar zor? Kim engelliyor?

    3. Bir açıklamayı da balıkçılar yapmalı. Fikir Sahibi Damaklar Hareketi’nden Defne Koryürek, tüm iyi niyetiyle hem türü hem de balıkçılıktan geçimini sağlayanları korumaya çalışırken, ona sosyal medya dahil her fırsatta saldıran “balıkçılar” kimler?

    4. Koryürek’i FET֒cü ilan edip, bu tip çocuksu iftiralarla aradan çıkarmak gibi kimsenin yutmayacağı oyunlara bile başvuran bu balıkçılar gerçekten de İstanbul’daki kaptanları, ticari işletmeleri temsil ediyor mu? Ankara’daki devletimiz bu kişileri muhatap alıyor mu? İstanbul’daki dürüst, denizi seven, onu ekmek teknesi belleyen balıkçıların bu kişilere söyleyecek bir sözü yok mu?

    Bu sorularımıza yanıt gelirse, bu köşede yayınlarız. Makul bir yanıtınız yoksa yapılacak tek iş lüferle ilgili kısmı acilen düzeltmek olmalı. Yanıtları beklerken de yapılacaklar var tabii. Eşkıyanın deryaya hakim olmaması için iradenizi, tüketicinin gücünü ortaya koymalısınız. Balık tezgâhlarında gördüğünüz lüfere, yavrusu çinekop ve sarıkanata sırtınızı dönün. Bu kışı başka balıklarla geçirin. Eşe dosta haber salın. Lüfer alırsan ben yokum deyin. Yoksa sizin de denizin altını üstünü getirmek isteyen eşkıyadan bir farkınız olmaz.

  7. #57
    Balıkçı aydinpurmut - ait Kullanıcı Resmi (Avatar)
    Üyelik tarihi
    Sep 2011
    Yaş
    40
    Mesajlar
    594
    Tecrübe Puanı
    159

    Standart Cevap: 4/1 Tebliğ TİCARİ

    Arkadaşlar Merhaba;

    Forumda yazılan serzenişleri okudum!!

    Buradan gördüğüm ''Endüstriyel Balıkçıların kapalı kapılar arkasında istediklerini yaptırdığı'' söyleniyor.

    Bu konuda daha önce de söylemiştim; Slow Food bu konuda gerek bakanlığa gerek medyada yapmış olduğu kampanyalarda ve yayınlarda elinde bilimsel hiçbir dayanağı yoktu!! Boğaziçi Ünv. de yapılan konferaslar da konuşmacı olan hocaların yaptığı konuşmalarda '' biz yaptığımız şu bilimsel çalışma sonucunda şu sonuçları bulduk '' diyen hiçbir hocamıza rastlamadım.. Burada sadece ayırmak istediğim Van 100. Yıl Ünv. Sayın Mustafa Sarı hocamızdır!!! Sayın Mustafa Hocamızın '' inci Kefali '' ile ilgili yapmış olduğu çalışma ve konuya olan hakimiyeti takdir edilmesi gereken bir süreçtir. Benim görüşüm Denizlerimizin Korunması ve Balık Türlerimizin Korunması için Örnek alınması gereken bir çalışmadır. Benim bu zamana kadar balıkların popilasyonu ile ilgili görüş belirten bütün öğretim görevlileri balıklardaki popilasyon sorununun tek sorumlusunun '' Endüstriyel Balıkçılar '' olarak göstermelerinden ve dünyada yapılmış bazı çalışmaları veya yasakları örnek göstermekten başka bir söylem görmedim.

    Yasaklardan çok bu uygulamalara '' KURALLAR '' dememizin ve bu kuralları denizlerimizin yapısına göre yapılmış '' Bilimsel Çalışmalar '' ışığında uygulamaya çalışsak; kuralları koyarken bu konunun taraflarının görüşlerini alarak ilerlesek çok daha doğru bir yol izlemiş olacağız. Ancak burada kimin talebinin tersi bir '' Yasak '' uygulanmak istense karşı taraf maçta gol yemiş veya yenilmiş gibi karşı tarafa çephe almakta. Bu tarz yaklaşımda konunun çözüme ulaşmasından çok ortamın gerilmesine ve sonuca ulaşmayı engellemektedir.

    Bu sektörde Kıyı Balıkçıları ile ilgili şunu söylemek istiyorum. Bu sözlerime alınacak olan veya tepki gösterecek olan çok kişi olacağına da eminim!! Şu anda sektörü temsil eden SÜRKOOP Yönetimi ve buraya bağlı Kooperatiflerin yönetimlerinde gerçekten geçimini bu meslekten sağlayan kaç tane Kıyı Balıkçısı vardır??

    Bugün bu sektörü temsil eden SÜRKOOP Yönetimi Orkinoz Kotasından aldığı maddi kaynakları nerelere kullanmıştır?? Bir nevi Kıyı Balıkçısının hakkı olan bu kotayı bu arkadaşlarımız hiç sormamaktadır. Yönetimde bu konuda hiçbir açıklama yapmamaktadır. Kendilerinin balıkçılık ile ilgili bilgi, birikim ve tecrübelerini merak etmiyorum değil. Bir işe girerken insanlardan istenen CV bu mesleği seçen kişilerden istenmiyor. Bu meslekten geçimini sağlayan insanlar denizde ekmeğini ararken; emekli olup bir tekne alan veya bu işi hobi olarak yapan kişiler gerçekten denizden ekmeğini kazananları bu makamlarda temsil etmektedir. Bence bunu yaparken de tam olarak bilgi ile yapmadıkları ortadadır. Neden? diye soracaklar için cevabını hemen vereyim. Çünkü kendi fikirleri olmayan insanlar birilerinin aklı ile yönetir veya yönetilirler.

    Kulaktan kulağa oynu gibi bir başta söylenen kelimeyi en sonda alakasız bir kelime olarak çıkar. Aynı bunun gibi sektörü temsl edenlerde duyduklarını değil anlayabildiklerini anlatabildikleri kadar yetkili mercilere aktarıyorlar.

    Derinlik yasakları, avcılığa kapalı alan yasakları ve balık boy yasaklarının sonucunda geçen 4 yılda değişen olumlu bir sonuç gösterebilecek olan varmı?? Ancak ben size şunu söyleyeyim gırgırların giremediği Adalara kaçak troller cirit atıyor, kaçak troller boğazda yaz-kış trol çekiyor, koruma alanlarında yerel yönetimler dolgu çalışması yapıyor, derin dejar ile dnizlerimiz kirletilmeye devam ediliyor vs vs.

    Şu anda Palamut balığı tutuluyor ama buradan takip ediyorum '' Dalyanlar Yasaklansın '' diye herkes bağırıyor!!

    Boğaziçi Ünv. Panelde MAREM PROJESİNİ Yürüten Sayın ARDÜZ hocalara sormuştum; 1954 yılından günümüze Marmara Denizi ne kadar kirlendi?? 8 kat daha kirli olduğunu söylemişlerdi. Peki bugün başlansa kaç yılda temizlenir? soruma ise üstüne hiç koymadan 10 yıl diye cevap vermişlerdi.

    Sektörün sorunlarının çözülmesi için '' BEN '' veya ''BENCE '' demekten vazgeçmeli ve '' BİZ '' ve '' BİZCE'' demek zorundayız.

    Balıkçıyı temsil edenler ise bu sektörü ve sektörün sıkıntılarını başkalarından değil o sorunları görebilmeli ve bunları en doğru şekilde yetkililere aktarabilmelidir. Sektörün sorunlarının tek çözüm noktası buradan başlamaktadır.

    Saygılarımla;
    Aydın Purmut
    Aydın PURMUT
    Sarıyer / İSTANB
    UL
    A RH ( - )

  8. #58
    dkoryurek dkoryurek - ait Kullanıcı Resmi (Avatar)
    Üyelik tarihi
    Apr 2010
    Mesajlar
    2.398
    Tecrübe Puanı
    548

    Standart Cevap: 4/1 Tebliğ TİCARİ

    Alıntı aydinpurmut Nickli Üyeden Alıntı Mesajı göster

    Şu anda Palamut balığı tutuluyor ama buradan takip ediyorum '' Dalyanlar Yasaklansın '' diye herkes bağırıyor!!
    Aydın, ne iyi ettin, yazdın.

    öncelikle palamut konusu burada bir hayli kanadı, ama tek bir reis olsun gırgır cenahından ses etmedi. hak yemeyelim, belki meşguldün. gözünden kaçtı. az tara istersen, orada en azından iki satır senin de kanaatin ilaç niyetine dursun. belki "BİZ"e dönüşmek daha kolay olur.

    muhabbetle,
    D.
    Konu dkoryurek tarafından (19.08.16 Saat 23:40 ) değiştirilmiştir.

  9. #59
    Reİs cumhur gezen - ait Kullanıcı Resmi (Avatar)
    Üyelik tarihi
    Mar 2008
    Yaş
    54
    Mesajlar
    2.691
    Tecrübe Puanı
    0

    Standart Cevap: 4/1 Tebliğ TİCARİ

    Bu sektörde Kıyı Balıkçıları ile ilgili şunu söylemek istiyorum. Bu sözlerime alınacak olan veya tepki gösterecek olan çok kişi olacağına da eminim!! Şu anda sektörü temsil eden SÜRKOOP Yönetimi ve buraya bağlı Kooperatiflerin yönetimlerinde gerçekten geçimini bu meslekten sağlayan kaç tane Kıyı Balıkçısı vardır??

    Bugün bu sektörü temsil eden SÜRKOOP Yönetimi Orkinoz Kotasından aldığı maddi kaynakları nerelere kullanmıştır?? Bir nevi Kıyı Balıkçısının hakkı olan bu kotayı bu arkadaşlarımız hiç sormamaktadır. Yönetimde bu konuda hiçbir açıklama yapmamaktadır. Kendilerinin balıkçılık ile ilgili bilgi, birikim ve tecrübelerini merak etmiyorum değil. Bir işe girerken insanlardan istenen CV bu mesleği seçen kişilerden istenmiyor. Bu meslekten geçimini sağlayan insanlar denizde ekmeğini ararken; emekli olup bir tekne alan veya bu işi hobi olarak yapan kişiler gerçekten denizden ekmeğini kazananları bu makamlarda temsil etmektedir. Bence bunu yaparken de tam olarak bilgi ile yapmadıkları ortadadır. Neden? diye soracaklar için cevabını hemen vereyim. Çünkü kendi fikirleri olmayan insanlar birilerinin aklı ile yönetir veya yönetilirler.
    4)1 tebliği çıktığından beri ENDÜSTRİYEL kökenli birçok arkadaş ağız birliği yapmışcasına SÜRKOOP eleştirisi karalaması kampanyası başlattılar NEDEN ACABA !?
    Bu tebliğide MARMARADA 50 mt IŞIK - LÜFERDE 18 cm aldınız ; büyük ikramiye sizlere çıkdı bu bağırma neden anlamadık ?



    Sürkoop yapısal içeriği KIYICI - ENDÜSTRİYEL ve ORTA KÇK TAKIMLAR temsilidir; velhasıl karma bir yapıdadır; koop - birlik-üstbirlik üyeliği ve yönetimine gelmenin tek yolu YEŞİL RUHSATLI KAYIK SAHİBİ OLMAKdır. Olmayan varmıdır olabilir !!? 2-3 ad geçmez onlarda etik yönetimde değillerdir.
    Kıyı balıkcısının hakkı olan ORKİNOS KOTASI şöyledir:
    Orkinos avcılığı
    MADDE 21–
    i) Her yıl, ülke kotasından, kıyı balıkçılığı için % 1,5, sportif ve rekreasyonel amaçlı balıkçılık için % 0,5 kota tahsisi yapılır. Sportif ve rekreasyonel amaçlı avlanan orkinosların satışı yasaktır.
    SÜRKOOP KOTASI : 1.5 TON MU OLMALIYDI ? -- DEMBİR KIYICI DEĞİL 10 TON HEPTEN FAZLA !?
    Sürkoopa bakanlık tarafından 10 ton kota veriliyorsa _ alanmı suçlu verenmi ? acaba bunu neden veriyor bakanlık ? karşılığında nelerin yapılmasını istedi acaba ?
    Bu kotanın geliri ile neler yapıldı yapılmadı merak edenler koopları üzerinden verirler dilekcelerini sorarlar, dıştanda kimseyi ilgilendirmez.
    Aydın kardeşim sen kinayeli balıkçı olmayan yönetimde demişsin ama isim vermemişsin !!? ben başka yeri ismen sorayım Mesala DEM-BİR başkanı balıkcımı !? veya dediğin balıkcılardan mı ?
    yoksa bu dediğinden mi ?
    Neden? diye soracaklar için cevabını hemen vereyim. Çünkü kendi fikirleri olmayan insanlar birilerinin aklı ile yönetir veya yönetilirler.
    Evet kıyı balıkcısının temsilci çoğunluğu olan SÜRKOOP belki yeteri kadar etkili etkin olamadı bunu bizlerde yeri geldiğinde en ağır şekilde eleştiriyoruz ama hiçbir zaman Maddi hesabını sormak aklımıza gelmedi.
    Şu anda Palamut balığı tutuluyor ama buradan takip ediyorum '' Dalyanlar Yasaklansın '' diye herkes bağırıyor!!
    Dalyanlar yasaklansın diyen yok, söylenen Siyasi güçle dokunulmazlık alan dalyanları madem denetliyemiyorsunuz, öyleyse av zamanını 15 haziranda başlatın dedilk gene 15 mayıs yapıldı !!? havyarlı balık avlamaya devam derse kanun KIYICI - OLTACI - ALAMANACI - uzatmacı da bende yakalarım der, sen asıl buna care bul kardeşim.
    Konu cumhur gezen tarafından (19.08.16 Saat 21:46 ) değiştirilmiştir.
    ".. Aptallığın en büyük kaniti aynı şeyi defalarca yapıp" farklı" bir sonuç almayı ummaktır.."

    Albert Einstein




  10. #60
    ___BALIKCI FORUM___ aFaLa - ait Kullanıcı Resmi (Avatar)
    Üyelik tarihi
    Feb 2008
    Yaş
    56
    Mesajlar
    12.963
    Tecrübe Puanı
    2445

    Standart Cevap: 4/1 Tebliğ TİCARİ

    Aynı Zaman'da 15 nisan 15 mayıs alamama ile avcılık yasak buda kıyıcı için bir darbe bunu unutmayalım





    Büyük balık küçük balıktan uzun yaşar
    Metabolizması yüksek balık düşük olandan uzun yaşar
    Soğuk sudaki balık sıcak sudakinden uzun yaşar


Sayfa 6/8 İlkİlk 12345678 SonSon

Konu Bilgileri

Users Browsing this Thread

Şu an 1 kullanıcı var. (0 üye ve 1 konuk)

Benzer Konular

  1. 3/1 tebliğ (tebliğ no: 2012/65)’de değişiklik
    By aFaLa in forum 3/1 Tebliğ TİCARİ
    Cevap: 0
    Son Mesaj: 25.10.12, 00:38
  2. 3. nolu tebliğ
    By srknrdn in forum KANUNLAR
    Cevap: 3
    Son Mesaj: 27.07.12, 14:45
  3. Tebliğ Hakkında.
    By Burhan Reis in forum SORUNLARIMIZ
    Cevap: 5
    Son Mesaj: 25.04.12, 23:08
  4. Tebliğ değişikliği
    By ramazan özkaya in forum SUR - KOOP - SU ÜRÜNLERİ KOOPERATİFİ MERKEZ BİRLİĞİ
    Cevap: 13
    Son Mesaj: 30.09.11, 23:38

Bookmarks

Yetkileriniz

  • Konu Acma Yetkiniz Yok
  • Cevap Yazma Yetkiniz Yok
  • Eklenti Yükleme Yetkiniz Yok
  • Mesajınızı Değiştirme Yetkiniz Yok
  •  
BALIKCI FORUM