AB-Türkiye Ortaklık Konseyi
Dışişleri Bakanları düzeyinde gerçekleşen AB/Türkiye Ortaklık Konseyi; Dışişleri Bakanı Ahmet Davutoğlu, Devlet Bakanı ve Başmüzakereci Egemen Bağış ve AB Dönem Başkanı İspanya’nın Dışişleri Bakanı Miguel Angel Moratinos’un katılımları ile 10 Mayıs 2010 tarihinde gerçekleşti. Türkiye’nin AB ile müzakere sürecinin ele alındığı toplantıda, Dışişleri Bakanı Moratinos, Türkiye-AB arasında üyelik görüşmelerinin kararlılıkla devam etmesine ilişkin İspanya Başkanlığı’nın görüşlerini dile getirerek, Haziran 2010 sonunda sona erecek İspanya’nın AB Başkanlığı döneminde Türkiye ile birkaç müzakere başlığının daha açılmasını umduklarını belirtti. Bugüne kadar 35 başlıktan 12’sini açan Türkiye’nin -- Fransa ve Güney Kıbrıs’ın bloke ettiği başlıklar ile – halihazırda açılabileceği dört başlık bulunuyor. Söz konusu açılabilecek “Gıda Güvenliği, Veterinerlik ve Bitki Sağlığı”, “Kamu Alımları”, “Rekabet Politikası” ve “Sosyal Politika ve İstihdam” başlıklarında ise öncelikle Türkiye’nin açılış kriterlerini yerine getirmesi gerekiyor.
Ortaklık Konseyi görüşmelerinde Türkiye heyeti, AB’nin müzakere sürecinin başında vermiş olduğu sözleri yerine getirmesini ve görüşmelerde yeni siyasi engellerin oluşturulmamasını talep etti.
AB ise, hazırladığı ortak tutum belgesinde, Ortaklık Anlaşması Ek Protokolü’nün Türkiye tarafından halen yerine getirilmemesine ilişkin üzüntüsünü dile getirerek, Güney Kıbrıs Rum Kesimi ile ilişkilerin bir an önce normalleştirilmesi gerektiğinin altını çizdi. AB tarafı aynı zamanda Türkiye Büyük Millet Meclisi tarafından kabul edilen Anayasa Değişiklik Paketi konusunda memnuniyeti dile getirerek, şiddet içermeyen düşünce için özgürlüğün temini ve yasal düzenleme gereğine dikkat çekti.
AB Dış İlişkiler Konseyi, AB Deniz Güvenliği Kararlarını Kabul Etti
AB’nin Denizcilik Güvenliği Stratejisi, AB Dış İlişkiler Konseyi’nin 26 Nisan 2010 tarihli toplantısında kabul edildi. AB’nin denizcilik alanındaki güvenliğe katkıda bulunmasını isteyen Konsey, bunun AB ve üye devletlerdeki sivil ve askeri güçler arasındaki işbirliği ile sağlanabileceğini dile getirdi. Bu bağlamda Konsey, Dış İlişkiler ve Güvenlik Politikası Yüksek Temsilcisi Catherine Ashton ile Komisyon ve Üye Devletlerin “denizcilik alanında küresel bir güvenlik stratejisi” üzerinde çalışmalarını ve özel bir görev timi oluşturulmasını talep etti.
Yaptığı açıklamada Somali kıyılarında yapılmış askeri operasyon Atalanta’dan da bahseden Konsey, bu operasyonun devam etmesini talep ederken, deniz korsanlarının tutuklanmasının korsanlığa karşı mücadelede etkili bir yöntem olduğunu vurguladı. Öte yandan Kenya ve Seyşellerin korsanların tutulması ve tutuklanması konusunda AB ile transfer anlaşması imzaladığı bilgisi de kamuoyuyla paylaşıldı. Konsey deniz korsanları ile mücadele kapsamında Catherine Ashton’a yaptığı çağrıda Aralık 2010’da görev süresi dolan Atalanta Operasyonunun uzatılmasını istedi.
Birleşik Deniz Kuvvetleri, EUNAVFOR ve NATO Deniz Korsanlığı Hakkında Ortak Öneri Yayınladı
Birleşik Deniz Kuvvetleri, Avrupa Birliği Deniz Kuvvetleri (EUNAVFOR) ile NATO çok riskli bölgeler Aden Körfezi, Hint Okyanusu ve Somali Havzası’ndan transit geçiş yapmakta olan gemilerin güvenliğine yönelik ortak bir öneri belgesi yayınladı. Söz konusu bölgelerde bulunan ticari gemileri korsan saldırılarından korumak için Deniz Kuvvetleri ilgili birimlerinin 7/24 görev başında olduğu belirtilen raporda, ticari gemilerin kendi güvenlikleri için izlemeleri gereken “En İyi Yönetim Uygulamaları’nın” (Best Management Practices) önemi de vurgulandı. Yayımlanan “En İyi Yönetim Uygulamaları” uyarınca, ticari gemilerde korsan saldırılarına önlem olarak bir sığınma ve toplanma yeri bulunması ve kurallara uymayan gemilerin Deniz Kuvvetleri tarafından kayıt altına alınması öngörülüyor.
Avrupa Denizcilik Gözetim Sistemi için ilk Toplantı Yapıldı
Avrupa Komisyonu, Avrupa Savunma Ajansı (EDA) ve EDA üyelerinden oluşan istişare grubu Wise Pen 5 Mayıs’ta ilk toplantılarını gerçekleştirerek, Avrupa genelinde, askeri ve sivil amaçlı bir gözetim sistemi oluşturulması doğrultusunda ilk adımı attı. Söz konusu gözetim sisteminin kurulması kararı Kasım 2009’da düzenlenen Avrupa Birliği Dış ve Genel İlişkiler Konseyi’nde alınmış ve Wise Pen grubu sistemin tesis edilmesine yönelik hazırladığı raporu 26 Nisan 2010 tarihinde EDA Yönetim Kurulu’na sunmuştu. Sistem, Avrupa Birliği sınırları kapsamındaki yüzey suların gözetimi için bölgesel bilgi alışverişi ve denizcilik istihbarat sisteminin kurulmasını amaçlıyor. Gizlilik şartı kapsamında, halihazırda balıkçılar, ticari filo, donanma ve sahil güvenlikten alınacak mevcut bilgi ve araçlar üzerine inşa edilmesi öngörülen sistem çerçevesinde, ileride Avrupa Deniz Emniyeti Ajansı’nın, Deniz Emniyeti ve Güvenliği Bilgi Sistemi (MSSIS) ile birleştirilmesi öneriliyor.
Yunanistan, Helen Tersanelerine verilen Devlet Yardımı kapsamında Adalet Divanı’na Sevk Edildi
Avrupa Komisyonu, Helen Gemi Tersaneleri’ne kanunsuz yapıldığına hükmedilen devlet yardımına ilişkin Komisyon’un 8 Temmuz 2008 tarihli kararına uymadığı gerekçesi ile Yunanistan’ı Avrupa Adalet Divanı’na havale etti. Komisyon, Temmuz 2008’de aldığı kararda; Yunan devleti ve zamanın devlet bankası ETVA tarafından piyasa değeri altında yardım sağlandığı ve yardım zamanında Helen Tersaneleri’nin diğer bankalardan kredi alamayacak derecede kötü durumda olduğu gerekçesiyle verilen devlet yardımının rekabeti olumsuz etkilediğine hükmetmişti. Bu kapsamda Yunanistan’ın, 1997 ve 2002 yıllarında Komisyon tarafından onaylanan yeniden yapılandırma ve kapatma yardım paketine sadık kalmadığı belirtilmişti. Avrupa Komisyonu ilgili kararında şirketin 230 milyon Euro değerindeki devlet yardımını faizi ile birlikte geri ödemesi istenmişti. Bu bağlamda, Avrupa Komisyonu ve Yunanistan arasında 2008 yılı Temmuz ayından beri devam eden görüşmeler sonuç vermedi ve konu 14 Nisan 2010’da Adalet Divanı’na sevk edildi.
Birleşik Krallık, AB Sülfür Yönergesi’ni 20 Nisan 2010 tarihinde yürürlüğe koydu
Birleşik Krallık, bazı sıvı yakıtlarda sülfür oranının azaltılmasına ilişkin Avrupa Birliği’nin 2005/33/AT sayılı Yönergesi’ni 20 Nisan 2010 tarihi itibari ile yürürlüğe koydu. İlgili yasanın yürürlüğe girmesi ile, Birleşik Krallık limanlarında demirli gemiler, kütle ağırlığı %0,1’in üzerinde sülfür ihtiva eden gemi yakıtı kullanamayacak. Bu bağlamda, gemilerden, limana girişte uygun yakıt bulundurması isteniyor. Birleşik Krallık Denizcilik ve Sahil Güvenliği Ajansı (MCA) yasa ile ilgili kılavuz bir belge yayımlarken, Avrupa Komisyonu’nun Topluluk limanlarında demirlemiş gemiler tarafından düşük sülfür oranına sahip yakıtların kullanımına ilişkin güvenli uygulama hakkında 21 Aralık 2009 tarihli ve 2009/1020/AB sayılı Önergesi kapsamındaki hükümlerin uygulama kararını liman yönetimlerine bıraktı.
İtalya Çevre Bakanlığı, AB Sülfür Yönergesi kapsamında Genelge Yayınladı
İtalya Çevre Bakanlığı, yakıtlardaki sülfür oranının düşürülmesine ilişkin 6 Temmuz 2005 tarihli ve 2005/33/AT sayılı Avrupa Parlamentosu ve Avrupa Konseyi Yönergesi’nin uygulanmasına ilişkin olarak 19 Nisan’da bir Genelge yayımladı. Genelge, Avrupa Komisyonu’nun Aralık 2009 tarihli Önergesini konu alıyor. Komisyon Önergesi, gemilerin, donanım iyileştirme planlarının (retrofit plan) hazır olduğunu kanıtlaması halinde, %0,1’nin altında sülfür içeren yakıt kullanımı için Üye Devletlere geçici bir dönem için esnek uygulama sağlıyor. Bu kapsamda, İtalya Çevre Bakanlığı söz konusu esneklik kapsamında limanlardan kademeli uygulama yapılması isterken, Yönerge hükümlerinden ödün verilmemesini ve yaptırımların orantılı olarak uygulanmasını talep etti. İtalya, Yönerge gereklerini yerine getirmeyen fakat iyileştirme planı bulunan gemiler için esnek uygulamanın Ağustos 2010’da dolduğunun altını çizerek, planların bulunmaması halinde gemilere asgari 15.000 Euro ceza uygulanacağını duyurdu. İtalya’da yakıt değişimi için farklı tür gemiler için farklı zamanlar öngörülürken, bu sürenin azami 2 saat aşmaması gerekiyor.
AB’li Paydaşlar Ortak Balıkçılık Politikası’nı Tartıştı
Avrupa Birliği’nin Ortak Balıkçılık Politikası’na ilişkin olarak 2-3 Mayıs tarihlerinde Vigo, Corunna’da düzenlenen konferansta balıkçılıkta bölgesel yönetişim konusunda ilerleme sağlanmakla birlikte, Üye Devletler arasında diğer iki öncelikli konuda – balıkçılık kotaları ile küçük ölçekli balıkçılık ve endüstriyel balıkçılıkta uzlaşı sağlanamadı. Konferans sonuç raporu daha sonra AB balıkçılık bakanlarının 4-5 Mayıs tarihli gayri resmi toplantısında ele alındı.
Yönetişim kapsamında, balıkçı temsilcileri, sivil toplum örgütleri, AB üye devletleri, Avrupa Komisyonu ve Avrupa Parlamentosu temsilcilerinden oluşacak bir Avrupa bölgesel komitesi oluşturulması öngörülürken, ilgili komitenin, Konsey ve Parlamento tarafından tayin edilecek amaçlar doğrultusunda teknik konularda fikir teatisinde bulunması ve ilgili hedeflerin yerine getirilmesi için çalışma yürütmesi öngörülüyor.
Balıkçılık hakları konusunda ise İspanya’nın istediği devredilebilir kota uygulamasına Fransa, Almanya, İtalya ve İrlanda karşı çıktı. Avrupa Komisyonu devredilebilir kota uygulaması konusunda yaptırım yapmak istemezken, söz konusu uygulamanın balıkçılık filosundaki kapasite fazlasını azaltabileceğini düşünüyor. Bu sebeple, Komisyon kademeli olarak devredilebilir kota uygulanmasını öneriyor.
AB, Balıkçılık Reformlarını 2011 Yılı Sonuna kadar Tamamlamak İstiyor
AB üyesi 27 ülkenin balıkçılıkla ilgili bakanlarının katılımı ile İspanya’nın Vigo liman şehrinde 5 Mayıs 2010’da düzenlenen gayri resmi toplantıda, Avrupa Komisyonu’nun Balıkçılıktan sorumlu Üyesi Maria Damanaki, 2008 yılında başlayan AB’nin “Ortak Balıkçılık Politikası” kapsamındaki reformların 2011 yılı sonuna kadar tamamlanmasını istediklerini açıkladı. Damanaki, fazla avlanma ve balıkçı gemi filosundaki kapasite fazlası yüzünden AB’de balıkçılık alanında önemli reformların gerçekleştirilmesi gerektiğini vurguladı.
Toplantı sonucuna ilişkin bir açıklama yapan, Avrupa Birliği’nin Dönem Başkanı İspanya’nın Tarım ve Balıkçılıktan sorumlu Bakanı Elena Espinosa ise kota fazlası balıkların denize dökülmesinin önüne geçilmesi için yeni çözüm yollarının bulunması ve bölgesel balıkçılık yönetim organizasyonlarının daha aktif rol üstlenmesi gibi konularda anlaşma sağlandığını kaydetti.
Balıkçılık sektörünün sosyal yanının da ele alındığı bakanlar düzeyindeki toplantıda, küçük ölçekli balıkçılık ile endüstriyel balıkçılığın farklı şekillerde ele alınması konusunda anlaşmaya varılırken, iki balıkçılık türündeki farklı uygulamaların hangi kriterlere göre belirleneceği konusunda anlaşma sağlanamadı.
Komiser Maria Damanaki, Avrupa’da balıkçılık hususunda en fazla tartışma yaratan devredilebilir bireysel avlanma kotaları hakkında çalışmaların sürdüğünü aktararak, devredilebilir kota sisteminin ulusal seviyede fazla kapasite ile mücadele için iyi bir araç olabileceğini sözlerine ekledi. Bununla birlikte, Danimarka, Hollanda ve Estonya gibi üye ülkeler, yabancı balıkçılık şirketlerinin kotaları ele geçirmesinden duyulan kaygı sebebi ile AB düzeyinde devredilebilir kota uygulamasına sıcak bakmıyor.
Sonuç olarak, Üye Devletler avlanmaya izin verilen toplam yakalama (total allowance catch), bireysel olarak devredilebilir avlanma kotası ile denizde kalınan gün sayısı sistemi arasında bir karara varamadı.
AB Ortak Balıkçılık Politikası reform çalışmaları konusunda, AB Balıkçılık Bakanları gayri resmi toplantısı ve Avrupa Tarım ve Balıkçılık Bakanları Konseyi’nin 19 Nisan 2010 tarihli Lüksemburg toplantısında kaydedilen gelişmeler, 28-29 Haziran 2010 tarihlerinde Lüksemburg’ta düzenlenecek Bakanlar Konseyi’nde yeniden ele alınacak.
AB Balık ve Su Ürünleri İthalatına ilişkin AP Taslak Raporu
Avrupa Parlamentosu (AP) Hıristiyan Demokrat Grubu’ndan Fransız Parlamenter Alain Cedec tarafından hazırlanan balık ve su ürünleri taslak raporu; ithalatın düzenlenmesi, Pazar mekanizmalarının uyarlanması ve tüketiciye bilgi verilmesine odaklanıyor. AP Balıkçılık Komitesi tarafından 2 Haziran’da oylanması beklenen Rapor, Temmuz’da AP Genel Kurulu’nda görüşülecek.
Raporda, AB pazarındaki balık ürünlerinin %60’ının ithal edildiği ve AB’de balık ve su ürünleri üretiminin sanayi ve tüketici talebinin altında olduğu vurgulanıyor. Kültürel kimliğin korunması, istihdam alanı yaratılması ve iyi kalitede ve güvenli gıda arzının temin edilmesi için, ekonomik açıdan uygulanabilir, balıkçılık ve su ürünleri faaliyetlerinin ve küçük ölçekli operasyonların sürdürülmesi gerektiğinin altı çiziliyor.
Ticaret ve gümrük politikası kapsamında Rapor, AB’nin belirli ülkeler ile ticari tercihleri ve sanayinin ihtiyacı doğrultusunda, anlaşma temelinde veya tek taraflı olarak, makul gümrük koruma önlemlerinin alınmasını öneriyor. Cedec, tarım gibi balıkçılık ve su ürünlerinin de doğal kaynağa dayalı stratejik sektörler olduğuna ve tamamen serbest ticaret anlayışını benimsememiş zayıf kesimleri içerdiğine dikkat çekiyor. Bu anlamda, balıkçılık ve su ürünlerine ilişkin ticari görüşmeler kapsamında yetkinin Avrupa Komisyonu’nun Ticaret Komiseri’nden, Denizcilik ve Balıkçılık Komiserine geçmesi talep ediliyor.
Raporda; çevre, toplum, sağlık ve kalite açısından ise ithal edilen ürünlerin, AB üretiminde talep edilen tüm gerekleri karşılaması isteniyor. Bu bağlamda, Cedec, üçüncü ülkelerdeki düşük işgücü maliyeti ve sosyal standartların, rekabet açısından, AB için ciddi bir dezavantaj oluşturduğunu vurguluyor.

Rapor, aynı zamanda, Balıkçılık Pazarının Ortak Örgütlenmesi’nin (COM) gözden geçirilmesi sürecinde, ithalatta rekabetin ve AB ürünlerinin normal ve yeteri derece kar ile pazarlanmasının dikkate alınmasını istiyor.
Tüketicinin bilgilendirilmesi kapsamında, ürün kalitesinin ve takibinin yapılabilmesi için ürün üzerinde bulunması gerekli bilgilere yönelik şeffaf kriterlerin getirilmesi gerektiği ifade edilirken, özel sertifikalandırma sistemlerinin kontrolsüz artışının önüne geçilmesi için söz konusu ürünler için AB eko-etiket uygulamasının başlatılması talep ediliyor.
AB’de artan balık ve su ürünleri ithalatını, son 10 yılda dünya genelinde artış gösteren balık çiftlikleri ile ilişkilendiren Rapor, AB balıkçılık ve su ürünleri sektörünün dünya genelindeki
üretimin sadece %2’sini oluşturduğunu ve bu kapsamda sürdürülebilir bir politika oluşturulmasının önemine değiniyor.
AB-Comoros Balıkçılık Ortaklık Anlaşması
11 Mayıs 2010 tarihli kararında, Avrupa Konseyi, Comoros ile Balıkçılık Ortaklık Anlaşması’nın yenilenmesi kapsamında görüşmeler için Avrupa Komisyonu’nu yetkilendirdi. 1 Ocak 2005 tarihinde yürürlüğe giren AB-Comoros Balıkçılık Ortaklık Anlaşması 31 Aralık 2010 tarihinde sona eriyor.
AP Milletvekili’nden Boyalı Vatoz Balığı Hakkında Rapor
Avrupa Parlamentosu üyesi Fransız Alian Cadec Avrupa Komisyonu’na sunduğu raporda, 2009 yılından beri yürürlükte olan boyalı vatoz balığının avlanma yasağının kaldırılması gerektiğini belirtti. Cadec yazdığı raporda mevcut yasağın son bilimsel tavsiyeler ışığında çok abartılı ve orantısız bir önlem olduğunu ve balıkçılar tarafından tutulduktan sonra denize geri atılan balıkların hayatta kalma oranının belli olmadığını kaydetti. Boyalı vatoz balığı, Fransa’nın Britanya bölgesinde avlanan balıkların %35’ni oluşturmaktadır.
Greenpeace, İspanya’dan küçük ölçekli geleneksel balıkçılığı korumasını istiyor
Greenpeace 3 Mayıs 2010 tarihinde İspanya’nın La Coruna kentinde yaptığı basın açıklamasında İspanya’nın küçük ölçekli geleneksel balıkçılığı koruması gerektiğini belirtti. Greenpeace’nin yaptığı açıklamada AB’de balıkçılık konusunda ilk sırada olan İspanya’nın AB’den aldığı fonları endüstriyel ölçekte balıkçılık yapacak balıkçı gemilerinin inşasına aktardığını, bu uygulamanın fazla kapasite sorununa yol açtığını duyurdu. Greenpeace, İspanyol gemilerinin denizde bulundukları sürenin %90’ını AB suları dışında avlanmaya ayırdıklarını ve bu sebeple okyanuslarda yasadışı şekilde avlandıklarının altını çizdi.
Komisyon, Güney Pasifik Konvansiyonu’nun imzalanması için Avrupa Birliği’ne Çağrıda Bulundu
Avrupa Komisyonu, “Güney Pasifik Okyanusu Açık Deniz Balıkçılık Kaynaklarının Korunması ve Yönetimi Konvansiyonu’nu” imzalaması, ve böylece Güney Pasifik Bölgesel Balıkçılık Yönetim Organizasyonu’nun (SPRFMO) oluşturulmasını desteklediğini göstermesi için Avrupa Birliği’ne 15 Nisan tarihinde çağrı yaptı. Avustralya, Şili ve Yeni Zelanda hükümetlerinin bölgesel bir balıkçılık organizasyonu oluşturulması için 2006 yılında başlattığı girişim, Güney Pasifik’te genel olarak göçmen olmayan türlerin korunması ve yönetimi ve bu sayede biyolojik çeşitliğinin korunmasını amaçlıyor. Avrupa Birliği, Güney Pasifik’te balıkçılığa olan ilgisi kapsamında, Konvansiyon üzerinde Kasım 2009’da mutabakata varmış ve 1 Şubat 2010 tarihinde imzaya açmıştır.
AP Çevre Komitesi, Sanayi Emisyonları Yasa Teklifini Görüştü
Avrupa Parlamentosu (AP) Çevre Komitesi, AB’nin yeni Sanayi Emisyon Yönergesi teklifi görüşmelerinde, AB Üye Devletlerinin isteğinin aksine sanayi tesislerinin, Yönerge hükümlerinden kısmi olarak muaf tutulmamasını sağlayan kuralları katılaştırma kararı aldı. Bu kapsamda, Komite, sanayi tesisleri tarafından çevresel koruma için ‘mevcut en iyi tekniklerin’ (BAT) kullanılmaması halinde, ulusal merciler tarafından verilecek izin çerçevesini kısıtladı.
Buna göre; bir işletmenin bulunduğu coğrafi konum ve yerel koşulların en iyi teknolojinin ve tekniklerin uygulanmasını önlemesi veya ekonomik maliyetin çevresel kazanımlara göre orantısız olması halinde ilgili hükümlerden istisna yapılmasına karar verildi. Aynı zamanda, AP milletvekilleri, AB üye devletlerinden, büyük yakım tesislerinin Yönerge’de detaylandırılan emisyon limit değerlerine 2019 yılı ortasına kadar uyum sağlamasının temin edilmesini istedi.
AB’de büyük ölçekli sanayi tesislerinden hava, toprak ve denize salınan emisyonlarına ilişkin ulusal otoritelerinden izin prosedürünü düzenleyen yeni Yönerge, Entegre Kirlilik Önleme ve Kontrol Yönergesi ve diğer yedi yasayı tek bir yasada birleştiriyor. Yasaya ilişkin AP’de ilk okuması 10 Mart 2009 tarihinde yapılırken, AB Çevre Bakanları 25 Haziran 2009’da yasa üzerinde siyasi mutabakata varmıştı. Yasa teklifinin, Avrupa Parlamentosu Genel Kurulu’nda Temmuz ayında oylanması bekleniyor. Çevre Komitesi’nin son oylaması Yönergenin uygulanmasını güçlendirmeyi amaçlıyor. Komite, Komisyonun, AB çapında sektör özelinde uygulanacak asgari limit değerler için bir değerlendirme yapmasını ve bu kapsamda yasa önerisi getirmesini istiyor.
AB’nin Akil Adamları “2030 Avrupa Projesi” Raporu’nu Açıkladı
Avrupa Birliği’nin (AB) Akil Adamlar Grubu, Avrupa Birliği’nin geleceğine ilişkin “2030 Avrupa Projesi: Zorluklar ve Fırsatlar” Raporu’nu, Avrupa Konseyi Başkanı Herman Van Rompuy’a 8 Mayıs 2010 tarihinde sundu. 12 akil adamdan oluşan ve İspanya eski Başbakanı Felipe Gongalez’in başkanlık ettiği düşünce grubu, Avrupa’nın geleceğine ilişkin çalışmalarına Aralık 2007’de başlamıştı. Hazırlanan 46 sayfalık rapor, Avrupa ekonomik ve sosyal modelinin güçlendirilmesi ve modernleştirilmesi, rekabetçilik, hukukun üstünlüğü, sürdürülebilir kalkınma, küresel istikrar, göç, enerji ve iklimin korunması ve küresel güvensizlik ve uluslararası suç ve terörizm ile mücadele gibi konuları ele alıyor. Türkiye’ye de değinen rapor, ‘AB, Türkiye dâhil olmak üzere mevcut resmi aday ülkelere olan taahhütlerine bağlı kalmalı ve müzakere sürecini devam ettirmelidir’ ifadesi yer alıyor. Rapor aynı zamanda, Avrupa’nın coğrafi sınırlarının olmadığının ve AB sınırlarının değerler üzerine kurulu olduğunun altını çiziyor.
AB Enerji konusundaki Yönergeleri Lizbon Antlaşması ile uyumlaştırıyor
AB Üye Devletleri ile Avrupa Parlamentosu, enerji verimliliğine ilişkin iki AB Yönergesinde değişiklik yapılması konusunda uzlaştı. Söz konusu değişikliklerden ilki enerji ve enerji kullanan ürünlerinde standart ürün bilgisi ve etiketlendirilmesi hakkındaki Yönerge’de yapıldı. Söz konusu değişikliğe göre, haneler ile ticaret ve sanayi sektörlerinde kullanılan enerji kullanan ürünler ve bazı enerji sarf etmeyen ürünler etiketlendirilecek.
Aynı zamanda bu etiketlerde ürünlerin enerjiyi ne kadar verimli kullandıklarını belirten skala da bulunacak. Buna ilaveten, ürünlerin enerji veya fiyatı ile ilgili bilginin gösterildiği reklamlarda ürünlerin hangi enerji verimliliği sınıfında bulunduğuna dair bilgilerin de belirtilmesi sağlanacak. Diğer bir değişiklik ise; Avrupa Birliği’ndeki tüm yeni binaların 31 Aralık 2020 tarihinde sıfır enerji harcayan binalara (zero energy building) dönüştürülmesini öngören binaların enerji performansı hakkındaki Yönergede gerçekleştirildi. Bu kapsamda, Yönergenin kapsamı genişletilerek, Üye Devletler arasında uygulama farklılıklarının ortadan kaldırıldı. Söz konusu Yönergelerdeki değişiklikler, Avrupa Parlamentosu’nun Mayıs 2010’da yapılacak Genel Kurul Toplantısı’nda oylamaya sunulacak.
CIP Eko-Inovasyon Proje Teklif Çağrısı
Avrupa Komisyonu, “Rekabetçilik ve Yenilikçilik Çerçeve Programı” (CIP) kapsamında 35 milyon Euro bütçeye sahip CIP Eko-Inovasyon için proje teklif çağrısı yaptı. Malzemelerin geri dönüşümü, sürdürülebilir bina ürünleri, yiyecek ve içecek sektörü ve yeşil iş uygulamalarına ilişkin proje teklifleri için yapılan çağrıdan, öncelikle küçük ve orta ölçekli işletmeler olmak üzere 45 ila 50 çevre dostu projenin yararlanması bekleniyor. Proje maliyetlerinin %50’sine kadar finansman sağlayacak fon için başvurular 9 Eylül 2010 tarihine kadar kabul ediliyor. Projelerin seçiminde ise yenilikçi yaklaşım, ürün veya hizmetin çoğaltımı ve pazarda uygulama potansiyeli ve özellikle kaynak verimliliği açısından projenin AB çevre politikasına katkısı rol oynayacak. 2008-2013 yılları için 200 milyon Euro bütçe ile hazırlanan AB’nin CIP Programı, doğal kaynakların kullanımı ile sürdürülebilir sonuçlar üreten projelerin hayata geçirilmesini hedeflemektedir. Proje çağrı detayları Avrupa Komisyonu’nun http://ec.europa.eu/environment/eco-...ication_en.htm web adresinde yer almaktadır.
Ajanda
17 Mayıs
-AB Tarım ve Balıkçılık Konseyi
-Avrupa Parlamentosu Balıkçılık Komitesi Olağandışı Toplantısı
-Eurogrup toplantısı
-AB-Mercosur Zirvesi
-Avrupa Parlamentosu Genel Kurul toplantıları, Strazburg, (17-20 Mayıs)

18 Mayıs
-AB Tarım ve Balıkçılık Konseyi
-AB Ekonomi ve Maliye Bakanları toplantısı
20 Mayıs
-Avrupa Denizcilik Günü, Universidad Laboral de Gijón
-Coreper II (20-23 Mayıs)
-Pan Avrupa Genel Direktörler Troyka Toplantısı, Madrid
-AB-Akdeniz Bakan düzeyinde Turizm Konferansı
-2010 Avrupa Yeraltı Suyu Konferansı (20-21 Mayıs)
25 Mayıs
-AB Rekabet Konseyi (25-26 Mayıs)
-18. AB-ASEAN Bakanlar Toplantısı (25-26 Mayıs)
27 Mayıs
-Su ve Denizcilik İşleri Genel Direktörleri Toplantısı, La Granja de San Ildefonso.
28 Mayıs
-Su ve Denizcilik İşleri Genel Direktörleri Toplantısı, La Granja de San Ildefonso.
31 Mayıs
-AB Tarım Bakanları Gayri Resmi Konseyi (30-31 Mayıs)
-AB Ulaştırma, Telekom ve Enerji Konseyi (30-31 Mayıs)
-Avrupa Parlamentosu Ulaştırma ve Turizm Komitesi Toplantısı
2 Haziran
-Denizcilik ve Balıkçılık Sanayinde Kazaların Önlenmesi ve Sosyal Güvenliğe ilişkin Uzman Toplantısı
3 Haziran
-Denizcilik ve Balıkçılık Sanayinde Kazaların Önlenmesi ve Sosyal Güvenliğe ilişkin Uzman Toplantısı
-AB Adalet ve İçişleri Konseyi
4 Haziran
-Helsinki Grubu Toplantısı
-AB’nin Adalet ve İçişleri Konseyi
7 Haziran
-Akdeniz için Birlik - EUROMED II. Zirvesi
-AB İstihdam, Sosyal Politika, Sağlık ve Tüketici Konseyi
-Eurogrup toplantısı
8 Haziran
-Ekonomi ve Maliye Bakanları Konseyi (ECOFIN)
-AB İstihdam, Sosyal Politika, Sağlık ve Tüketici Konseyi
-Trans-Avrupa Ağı’nın Bugünü ve Geleceği konulu Yüksek Düzey Toplantısı, Zaragoza (7-8 Haziran)
14 Haziran
-Genel İşler Konseyi ve Dışişleri Konseyi
-Avrupa Parlamentosu Genel Kurul toplantıları, Strazburg, (14-17 Haziran)
17-18 Haziran
-AB Hükümet ve Devlet Başkanları Haziran Zirvesi
Bilgilerinizi arz ve rica ederiz.
Saygılarımızla,

Murat TUNCER
Genel Sekreter