4 sonuçtan 1 ile 4 arası

Konu: Ahtapot Türleri

  1. #1
    Reİs cumhur gezen - ait Kullanıcı Resmi (Avatar)
    Üyelik tarihi
    Mar 2008
    Yaş
    53
    Mesajlar
    2.690
    Tecrübe Puanı
    0

    Ahtapot Türleri

    CEPHALOPODA (KAFADANBACAKLILAR)
    Marmara denizinin batı kesiminden İskenderun körfezine kadar olan sularda yaşayan ve bilimsel sınıflandırmada Sefalopod, yani Kafadanbacaklılar olarak tanımlanan su ürünleri, Türkiye’miz sularında zannedildiğinden çok daha fazla tür zenginliğine sahiptirler.
    Sefalopodlar Yumuşakçalar (mollusca) sınıfının önemli gruplarından birisini oluşturur. Bu grupta bulunan canlıların tümü salt denizel organizmalardır. Özellikle tuzluluğun belirli bir düzeyde olduğu denizlerde yaşarlar. Bu nedenle tuzluluğu düşük (o/oo 16-18) olduğu Karadeniz’de yaşayamazlar. Buna karşın tuzluluğun binde 30'un üzerinde olduğu Türkiye suları Ege ve Akdeniz’de, bol miktarda bulunurlar. Sefalopodlar tuzluluğa olduğu kadar su sıcaklığına da bağımlılık gösterirler. Bu nedenle yaşadıkları ortamda ani sıcaklık düşüşleri kütlesel göçlerine neden olur.
    Sefalopodlar SEKİZKOLLU (octo-) ve ONKOLLU (decapoda) olmak üzere iki grupta toplanırlar. Özellikle sekiz kollularda insan göz yapısına yakın, çok gelişmiş gözler bulunur. Bunun yanı sıra ahtapotlar, omurgasız canlılar arasında en gelişmiş, en iri ve çok iyi çalışan bir beyine sahiptirler. Bu nedenle de öğrenme yetenekleri iyice gelişmiştir.
    Günümüzde pek çok deniz araştırmaları laboratuarında ahtapotların ruhsal davranışları, öğrenme yetenekleri üzerinde kapsamlı araştırmalar yapılmaktadır. Bu araştırmaları sürdüren bilim adamlarının oybirliği ile vardıkları sonuç, ahtapotların deniz ortamındaki en akıllı yaratıklar olduğudur. Bunu avlanan bir ahtapotun gözlerindeki anlamdan da çıkartmak olasıdır. Şayet zıpkınlanmış bir ahtapotun koyu yeşil parıltılı gözlerine bakacak olursanız, oradaki derin acı ve matemle birlikte nefret dolu protestoyu belirten ifadeyi uzun süre unutamazsınız.
    Sefalopodların darda kalınca insana dahi saldırmaları, yumuşacık fakat son derece güçlü gövdeleri ile öteberimize sürtünmeleri ve özellikle de güçlü vantuzları ve bir kırbaçı andıran kolları ile sarılı vermeleri, insanı haklı olarak ürkütmekte, bunun sonucu olarak da pek çok efsanenin tarih öncesi dönemlerden günümüze dek taşınmasına neden olmaktadır.
    New Fundland adaları dolaylarında 17m ye kadar varan ve vantuzları, 5-6cm çapa ulaşan ahtapotların bulunması da insanların bu yaratıklardan, meze tabağına girene kadar, korkmalarına neden olmaktadır.
    Bütün sefalopod türlerinin bir özelliği de anüse yakın bölgelerinde bir mürekkep kesesine sahip olmalarıdır. Bu yaratıklar tehlike karşısında düşmandan korunmak amacı ile bu mürekkebi püskürterek oluşan kara bulut arkasında uzaklaşır.
    Bu arada bilimcilik taslayıp Sefalopodların, tüm iç organlarını saran bir "Manto" ve bunun içinde yer alan iki adet solungacın bulunduğunu, bu mantonun ritmik hareketler ile sıkışıp genişleyerek, solunum için gerekli oksijeni içeren suyu, tıpkı bir huniyi andıran sifonu aracılığı ile solungaçlara ilettiğini, Mantoya dolan bu suyun bir jet gibi dışarıya püskürtülmesi ile, organizmanın su içersinde gerisin geri yüzdüğünü anlatacak değilim. Bunları herhangi bir biyoloji kitabından okumak olasıdır.


    AHTAPOT'LAR (OCTOPODA): Adlarından da anlaşılacağı gibi, bu gruptaki türler baş çevresinde sıralanmış sekiz (octo) ayağa veya kola sahiptirler. Bu kolların iç yüzeyinde, hayvanın avına veya sert cisimlere yapışmasını sağlayan güçlü vantuzlar bulunur. Octopodlarda yüzgeç yoktur, bazı türlerde, kolların dip tarafında ince membran halinde deri bağlantıları bulunur.
    Türkiye sularında ve Akdeniz’de bu gruba (ordo) ait altı tür bulunmaktadır.
    Bunlar:
    Argonauta argo Linnaeus, 1758
    Octopus vulgaris Cuvier, 1797
    Octopus macropus Risso, 1826
    Octopus salutii Vérany, 1836
    24Denizler alemi © Popüler bilim


    ARGONAUTA ARGO- ARGONOT
    Sefalopoda ordosunda yer alan ve sularımızda rastlanan türlerden yalnızca Argonot'un dişi fertlerinde diğer yumuşakça türlerininkine benzeyen bir dış kavkı bulunur. Erkek fertlerde ise, bu oluşum yoktur. Bunun nedeni bu kabuğun hayvanın korunmasından ziyade yumurtaların saklanmasına yaramasıdır.
    Argonot'a Saroz Körfezi, Gökçeada'dan Fethiye'ye kadar olan sularda rastladık. Bu türün Doğu Akdeniz sularında da bulunması kuvvetle olasıdır.
    Argonot'un ergin dişileri 20cm kadar, buna karşın ergin erkekleri 1cm kadar olabilir. Yalnızca dişi fertlerde bulunan kabuk, kağıt gibi ince, çok zarif kıvrımlara sahip, beyaz renkte ve çok kırılgandır. Argonot'un kabuğu aslında bir yumurta kutusu görevi yapar. Bu kabuk, salyangozlarda olduğu gibi, mantonun bir oluşumu değildir ve dişinin farklılaşmış bir çift kolu tarafından oluşturulmuştur. Argonot'un vücut rengi, hayvanın o andaki "haleti ruhiyesine" bağlı olarak ani değişiklikler, noktalı veya benekli desenler gösterir.


    Argonauta argo – Argonot
    Argonauta argo Argonot zemin üzerinde sürünerek hareket ettiği gibi, su içersinde de serbest yüzebilmektedir. Zarif, ancak kırılgan kabuğundan, süs eşyası yapılması dışında ekonomik değeri yoktur.

    OCTOPUS VULGARIS- ADİ AHTAPOT
    Vücut bir torba şeklindeki mantosu ile oval biçimdedir. Dışta bir kabuk olmadığı gibi, bir iç iskeleti de yoktur. Gövdeden belirgin şekilde ayrılan kafa bölümünde çepeçevre sıralanmış sekiz adet koldan yan tarafa gelenler, karın ve sırt tarafta yer alanlardan daha uzundurlar. Kolların uzunluğu gövdeye oranla 4-5 kere daha fazladır. Üreme mevsiminde erkek fertlerin sağ taraftaki üçüncü kolu, üreme (kopulasyon) organı olarak farklılaşır. Erkek fert üreme organına dönüşen bu kolu ile dişinin manto boşluğuna bir paket halinde spermlerini bırakır. Üreme yumurta ile olur. Dişinin manto boşluğunda gelişen yumurtalar jelatinimsi bir ipliğe bağlı olarak yosunlar, dal parçaları gibi cisimlere bağlanarak bırakılır. Yumurtlama bizim sularımızda Mart'tan Ekim'e kadar olan uzun sürede gerçekleşir.
    Uç tarafa doğru birer kamçı gibi incelen kolların alt yüzeyinde. iki sıra halinde sıralanmış vantuzlar yer alır ki, bu octopus genusunun karakteristik özelliğidir. Ahtapot'un vücut rengi derideki pigment hücreleri (kromotoforlar) nin durumuna göre sarımsı-griden, şarap kırmızısına kadar değişik renkler sergiler. Kromotoforlardaki bu değişiklikler, hayvanın korku, irkilme, savunma ve hücum iç güdüsüne, başka bir deyimle de o andaki haleti ruhiyesine bağlıdır.
    Türkiye sularında rastlanan adi ahtapotlar kolları ile birlikte en fazla 90-110 cm kadar olabilirler. Genellikle , 50-70 cm arasındadır.
    Ahtapotlar kaya oyukları, gemi batıkları, denize atılmış künk ve testi gibi oyuk maddeler içersinde yaşarlar. Bu oyukların önüne yığdıkları salyangoz kabukları,çakıl ve yosunlar ile kendilerine adeta bir kale oluştururlar. Ahtapotun vücudu yassılaşıp uzayabildiğinden, incecik taş yarıklarından dahi kolayca geçebilir. Genellikle sığ sularda bulunur , yengeç ve salyangozlarla, nadiren de balıklarla beslenirler.
    Adi ahtapot başta Akdeniz ülkeleri olmak üzere pek çok ülkede sevilerek yenen ticari değeri yüksek bir deniz ürünüdür. Genellikle kıyıdan zıpkın, özel yapılmış sepetler ve dip trolü ile avlanırlar. Çok lezzetli olmakla birlikte eti çok sert olduğundan pişirilmeden önce iyice dövülmesi, sirke veya şarapta bırakılarak etin yumuşatılması gereklidir.


    Kendisini korumaya almış bir Adi Ahtapot Octopus vulgaris.

    OCTOPUS MACROPUS- UZUN KOLLU AHTAPOT
    Vücut şekli ve diğer özellikleri açısından adi ahtapotu andırır. Bu türde kollar gövde uzunluğuna oranla 6-7 kere daha fazladır. Kolların dip tarafında adi ahtapottakinin aksine, membrandan yapılmış bağlantılar bulunmaz. Renk hayvanın o andaki durumuna göre sarımsı turuncudan tuğla kırmızısına kadar ani değişimler gösterir. Türkiye sularında kuzey Ege’den İskenderun körfezine kadar uzanan kıyı bölgesinde, sığ kaya oyukları ve sazlıklar arasında yaşar. Boyu kollar da dahil, en fazla 100-120cm, genelde 50-70cm kadardır.


    Octopus macropus
    Ticari değeri yüksek olan bu tür de, aynen adi ahtapot gibi dövülerek ve sirkede yumuşatılarak pişirmeye hazırlanır.

    OCTOPUS SALUTII- ÖRÜMCEK AHTAPOT.
    O. vulgaris'e çok benzeyen bu türün farkı, kollar arasında gerilmiş olan geniş, şemsiye şeklindeki membrandır.
    Akdeniz’in çeşitli bölgelerinde ve kaynaklara göre Ege’de sıklıkla yaşayan bu türe Türkiye sularında rastlanmamıştır.


    Octopus salutii ve kollar arasındaki membran

    ELEDONE TÜRLERİ
    Gecenin neftisi, Ege akşamlarının koyu laciverdi ile birleşince, sahildeki restoranda en has ordövr bir ahtapot salatası olacaktır. İlk lokmayı ağzımıza Götürdüğümüzde, her zamankinden farklı, alışık olmadığımız, fakat hoş bir tatla karşılaşmışsanız, bunu külahı yana kaymış aşçıbaşının kerametine kolayca bağlayabilirsiniz. Yanınızdakilere "işte burayı bunun için sık sık geliyorum" diye hava da atabilirsiniz.
    Bu hoş kokulu tat, büyük bir olasılıkla size sunulan ahtapotun türünden gelmektedir. Türkiye sularında yaşayan sekiz kollulardan Eledone türlerinin, size sunulma olasılığı, çok daha bol olmaları ve avcılıklarının daha kolay olması nedeni ile, adi ahtapotunkinden oldukça yüksektir.

    ELEDONE TÜRLERİ:
    İlk bakışta Octopus'lardan ayırt edilmesi güç bir genusa ait olan Eledone (Ozaena) türleri, Batı Marmara’dan İskenderun’a kadar ve octopus türlerine oranla daha bol miktarda bulunurlar.
    Bu genusda Türkiye sularında bulunan iki tür yer almaktadır. Bunlar:
    Eledone moschata (Lamarck, 1798)
    Eledone cirrhosa (Lamarck, 1798)
    türleridir.
    Bu türleri octopuslardan ayıran en önemli ve belirgin özellik kollardaki vantuzların tek sıralı oluşudur. Bu özellik pişirilmiş olsalar dahi kolaylıkla ayırt edilebilir.
    Tüm sefalopodlarda olduğu gibi Eledone türlerinde de gövdeden kolayca ayırt edilebilen ve çevresinde sekiz adet kolun sıralandığı bir kafa bölümü ve burada octopuslardakine oranla daha küçük gözler yer alır.


    ELEDONE MOSCHATA-MİSK AHTAPOTU.
    Misk ahtapotu (moschata) adını, kendine özgü kokusundan alır. Bu misk kokusu pişirildiğinde dahi algılanabilir. Misk ahtapotu Akdeniz’e has bir türdür Karadeniz ve Atlantik okyanusunda bulunmaz.
    Bu türde kolların uzunluğu gövdesinin 3-5 katı kadardır. Misk ahtapotunun boyu kollar dahil 50-60cm kadar olabilirse de, genellikle 25-35cm kadardır.
    Kolların kaidelerinde iyi gelişmiş bir zar (membran), ağız etrafında adeta bir şemsiye gibi yer alır. Ocak Haziran arasında oluşan üreme mevsiminde kollardan sağdan üçüncüsü, kopulasyon organına dönüşür, bu kolda yer alan vantuzlar son derece küçülürler.


    Eledone moscata
    Erkek misk ahtapotu bu kolu ile dişinin manto boşluğuna bir sperma paketi (kapsül) yerleştirir. Bazı durumlarda bu kolun bir parçası koparak dişinin manto boşluğunda kalabilir. Dişi misk ahtapotu 12-16 mm uzunlukta 100-500 yumurta bırakır. Ancak bu yumurtaları doğadan elde etmek mümkün olmamış, yumurtlama ile ilgili gözlemler, akvaryumdan elde edilebilmiştir.
    Diğer kafadanbacaklılarda olduğu gibi, renk hücrelerinin ani değişimi ile renkten renge girebilir, pembemsiden kahve rengine kadar düz veya lekeli durumlar alabilir. Genellikle açık renkli fon üzerinde siyahımsı benekler de oluşabilir.
    Misk ahtapotu octopuslara karşın sığ sularda bulunmaz, 15-90 m derinliğe kadar olan çamur ve kum zemin üzerinde ve yosunluklarda yaşar. Bu nedenle dip trolü ile oldukça bol avlanır.
    E. moshata'nın yaşam süresi 15-24 ay kadardır. Bu ise balıkçılık ekonomisi kurallarına göre, yumurtlama mevsimi sonundan (Temmuz), başlangıcına (Aralık) kadar sürede, yumurtlama şansını kullanmış 25cm'nin üzerindekilerin mümkün olduğu kadar avlanmasını, böylece doğal ölüme (natural mortality) fırsat vermemeyi gerektirir


    ELEDONE CIRROSA-KANCALI AHTAPOT.
    Morfolojisi, ekolojisi ve biyolojisi bakımlarından Eledone moschata'ya çok benzer. Karakteristik farkı, kolların arasında yer alan ince membran zarın çok daha dar oluşu ve bu membranın kollar boyunca her iki kenarda dipten uca doğru bir yaka şeklinde uzanmasıdır. E.cirrosa da misk kokusu bulunmaz. Üreme mevsiminde tipik bir kopulasyon organı şekline dönüşen sağ üçüncü koldaki vantuzlar, dikenli kancalar (cirrae) şekline dönüşürler.
    Dişi kancalı ahtapot 800-1500 adet 7.5mm uzunlukta yumurta bırakırlar (Akvaryum gözlemlerine göre). Yumurtlama mevsimi Mayıs- Ağustos arasındadır. Yumurtadan çıkan yavrular ilk aylarında, yaşamlarını bir süre planktonik ortamda sürdürürler. E. Cirrhosa'nın yaşam süresi 15-20 ay kadardır. E. moschata için balıkçılık ekonomisi açısından yazdıklarım bu tür için de geçerlidir


    . Kancalı ahtapot Eledone cirrosa
    Bu türe de Ege ve Akdeniz’de oldukça bol miktarda rastlanmaktadır. Akdeniz’de yasayan E. cirrhosa'ların dişileri ortalama 16 cm (800 gr), erkekleri ise 11cm (400gr) dolayındadırlar. Atlantik’te yaşayanlar daha iri olabilirler. Dişi fertler genellikle 30-80, erkekler ise 100m derinde kümeleşirler.
    Özellikle dip trolü ve uzatma ağlar ile avlanır. Eti lezzetli ve ekonomik değeri yüksektir, pişirmeden önce dövülerek yumuşatılmaları gerekir. Taze, soğutulmuş, dondurulmuş olarak piyasaya sunulur. Genç fertler yaşlılara oranla daha yumuşak ve lezzetli, bu nedenle de daha değerlidirler.


    ----------------------------------------------------------------------------------------------------------------------------

    not: 24Denizler alemi © Popüler bilim : alıntıdır.
    ------------------------------------------------------------------------------------------------------------------------------
    arkadaşlar ahtapotlar hakkında ki bir başka konuyada buradan bakabilirsiniz : http://www.balikcilar.org/showthread.php?t=2467
    ".. Aptallığın en büyük kaniti aynı şeyi defalarca yapıp" farklı" bir sonuç almayı ummaktır.."

    Albert Einstein




  2. #2
    Çevre Dostu muratsadioglu - ait Kullanıcı Resmi (Avatar)
    Üyelik tarihi
    Apr 2008
    Mesajlar
    656
    Tecrübe Puanı
    177

    Ahtapot'un gözündeki acıya,nefrete dikkat!..

    Sağol Cumhur..Yararlı bir paylaşım..
    ''Yine mi Çevrecilik?..''diyen de çıkabilir.Bakar mısınız:

    Ahtapot Can derdinde
    :


    Günümüzde pek çok deniz araştırmaları laboratuarında ahtapotların ruhsal davranışları, öğrenme yetenekleri üzerinde kapsamlı araştırmalar yapılmaktadır. Bu araştırmaları sürdüren bilim adamlarının oybirliği ile vardıkları sonuç, ahtapotların deniz ortamındaki en akıllı yaratıklar olduğudur. Bunu avlanan bir ahtapotun gözlerindeki anlamdan da çıkartmak olasıdır.
    Şayet zıpkınlanmış bir ahtapotun koyu yeşil parıltılı gözlerine bakacak olursanız, oradaki derin acı ve matemle birlikte nefret dolu protestoyu belirten ifadeyi uzun süre unutamazsınız
    .
    Yaratılmışların en acımaz yaratığı İnsan,lezzet, zevk ve hava atma derdinde,:

    Gecenin neftisi, Ege akşamlarının koyu laciverdi ile birleşince, sahildeki restoranda en has ordövr bir ahtapot salatası olacaktır. İlk lokmayı ağzımıza Götürdüğümüzde, her zamankinden farklı, alışık olmadığımız, fakat hoş bir tatla karşılaşmışsanız, bunu külahı yana kaymış aşçıbaşının kerametine kolayca bağlayabilirsiniz.
    Yanınızdakilere "işte burayı bunun için sık sık geliyorum" diye hava da atabilirsiniz
    Bütün bu yazdıklarım,bu işi zevk için yapanlara..

    En son nehir kuruduğunda, en son ağaç kesildiğinde,en son balık tutulduğunda,
    Beyaz adam paranın yenecek birşey olmadığını anlayacak.
    Kızılderili Şef Seattle

  3. #3
    Reİs cumhur gezen - ait Kullanıcı Resmi (Avatar)
    Üyelik tarihi
    Mar 2008
    Yaş
    53
    Mesajlar
    2.690
    Tecrübe Puanı
    0

    Standart

    murat öncelikle imzan çok güzel olmuş.
    ülkemiz insanlarının büyük bir çoğunluğunda var olan :( (lezzet, zevk ve hava atma derdinde, ) egoları yüzünden bir çok değerlerimizi kaybediyoruz.
    ".. Aptallığın en büyük kaniti aynı şeyi defalarca yapıp" farklı" bir sonuç almayı ummaktır.."

    Albert Einstein




  4. #4
    Çevre Dostu muratsadioglu - ait Kullanıcı Resmi (Avatar)
    Üyelik tarihi
    Apr 2008
    Mesajlar
    656
    Tecrübe Puanı
    177

    Standart

    İmzamı beğendiğine sevindim Cumhur.:)
    Çevre,insan davranışları ve toplumsal konularda seninle tam bir mutabakat içinde olmaktan mutluyum.
    İyi ki varsın!..
    İyi ki varsınız güzel arkadaşlarım..
    Bu güller sizin..



    En son nehir kuruduğunda, en son ağaç kesildiğinde,en son balık tutulduğunda,
    Beyaz adam paranın yenecek birşey olmadığını anlayacak.
    Kızılderili Şef Seattle

Konu Bilgileri

Users Browsing this Thread

Şu an 1 kullanıcı var. (0 üye ve 1 konuk)

Bu Konudaki Etiketler

Bookmarks

Yetkileriniz

  • Konu Acma Yetkiniz Yok
  • Cevap Yazma Yetkiniz Yok
  • Eklenti Yükleme Yetkiniz Yok
  • Mesajınızı Değiştirme Yetkiniz Yok
  •  
BALIKCI FORUM