Sayfa 1/5 12345 SonSon
48 sonuçtan 1 ile 10 arası

Konu: Akademisyen gözüzüyle lüfer kampanyası

  1. #1
    Moderators limancı66 - ait Kullanıcı Resmi (Avatar)
    Üyelik tarihi
    Dec 2009
    Mesajlar
    285
    Tecrübe Puanı
    50

    Standart Akademisyen gözüzüyle lüfer kampanyası

    Selam Deniz Dostları ve Emekcileri

    Günlerdir medyada başlatılan seninki kaç santim,lüfer yok olmasın ,istanbul lüfere hasret kalmasın adı altındaki kampanyaları formumuzda çeşitli konu başlıkları altında hep beraber tartışmaktayız ,bende bu konuyla ilgili akademik bilgilerle aslında konun kök nedenine ulaşmak istedim sağolsun arkadaşlarımız bulabildiiklerini bizimle paylaştı en azından bu konu hakkında bilgilemiz sadece yüzeysel olarak değil ilmi olarakta pekişti.
    nacizane bende bu konuda biraz araştırma yapıp sanal alemde tanıştığım

    Marmara Denizi ne kendisini adamış gönüllü olarak birçok araştırmalar yapmış olan sayın Hidrobiyolog M.Levent Artüz e mail yoluyla ulaşarak konu hakkındaki yorumlarını aldım bu yorumu aynen sizlerle paylaşıp yorumlarınıza sunuyorum.


    Benim bu konudaki görüşlerim kesin ve net.
    Zaten mantık da savunduğum tezin en önemli dayanağı. Ancak, bazı zamanlarda bilgi sahibi olmadan fikir sahibi olduğumuz içindir ki, kaş yapalım derken göz çıkartıyoruz.
    Bilgi karmaşası ve kirliliği konusunda çok şey yazılabilir. Emin olduğum ise; bu güne kadar yapılan manuplasyonların tuttuğu ve en bilgili sandığımız kesimlerin bile bu aldatmacalara kandığıdır.
    Bunları senelerdir dile getirmeye çalışıyorum, burada tekrar etmeyeceğim.
    Sorularınıza gelince;
    Peşinen belirteyim; bu kampanyada talep edilenler tam anlamı ile yerine getirilse bile, durumda iyi yönde bir gelişme olmayacak, aksine durum daha da kötüye gidecektir.
    Duyarlılık iyi bir şeydir. Ancak hedefin iyi seçilmesi gereklidir.

    Diyelim ki; düzenlemelerde tüm bilimsel kriterlere uyumlu maddeler yürürlüğe sokuldu.
    Bu düzenlemelere harfiyen uyuldu.
    Hatta abartalım; balık avcılığı süresiz olarak tümü ile tamamen yasaklandı ve her birey kayıtsız şartsız buna uydu.
    5 sene sonra durumun ne olacağını öngörürsünüz?
    Her yer balıkla mı dolacaktır veya ortalama iyimser bir tahminle; durum bu günkünden daha mı iyi olacaktır?
    Hiç sanmıyorum. Hatta eminim diyebilirim.
    Çünkü, ne yaparsak yapalım beyhude olacaktır.
    Biz su ürünlerinin yaşadıkları ortamı tahrip ediyoruz ve etmeye de devam edeceğiz.
    Bu durum ortadan kaldırılmadıkça, hatta yapılacaklar global bilimsel kriterlere uysa bile, yapılacak her türlü eylem “artizlikten” öteye geçemez.

    Sucul ortamın gerçek anlamda ihtiyacı olan "ortamın düzeltilmesi" (regenerasyonu) dir.
    Bir hazneye su doldurduğunuzu ve buna belirli aralıklarla düzenli olarak mürekkep damlattığınızı farzedin.
    Her yeni damla damladığında, mürekkebin yoğunluğu bir önceki damla kesitinden daha fazla olacaktır.
    Denizlerimizde, özellikle de temel göç yolu olan Marmara Denizi de her geçen dakika sonrası, bir önceki dakikadan daha fazla kirlidir.
    Denizlerimiz şu anda çok ama çok fazla kirlenme yükü altındadır.
    Sadece Istanbul, hiç arıtılmaksızın 2.5milyon metreküp/gün atıksuyu "derin deniz deşarjı" adı altında Marmara Denizi ve Boğaziçine (bu da Marmara) basmaktadır ve görüldüğü üzere de bu durum gelecekte de devam edecektir.
    Tüm kıyı hattımızda da durum aynıdır.
    Bu durumda, eğer önlem alınmazsa, denizlerimiz her geçen dakika, bir önceki andan daha kirli olacaktır.
    Ortamın olmadığı durumda, avcılıktan, sürdürülebilirlikten, türlerden ve diğer unsurlardan bahsetme olanağı yoktur.
    "Seninki kaç cm.." sloganından hareketle, fonksiyonun her zaman boyuttan önemli olduğunu hatırlatmak isterim...
    Yani canlılığı olmayan balığın, boyunun da önemi kalmayacaktır.


    Bu gün yaşadığımız durum içersinde en az suçu olan kesim balıkçılardır. Hatta uluslararası yerleşmiş teamüllere göre “kirleten öder” prensibi çerçevesince balıkçının tazminat hakkı bile mevcuttur.
    Ancak hedef saptırılmakta, “kolektörler”, “pompalama istasyonları” arıtma tesisi olarak lanse edilmekte, denizel yaşam alanı ortadan kaldırılmaktadır.
    Tebiğler ile “usülsüz avcılık” legal hale getirilip, sadece suçu devletin hazırladığı ve 4 (dört) sene yürürlükte kalacak (4 senelik periodu öngörebilen!) düzenlemelere uymak olan balıkçıya söz konusu büyük kirlenme faturası rücu edilmek istenmektedir.
    Durum kısaca bundan ibarettir.
    Saygılarımla,
    M. Levent Artüz

    Marmara/1966/Gemlik

    Denize denizden bakmakla karadan bakmak arasındaki farkı bilir misin...

  2. #2
    Vip Üye bnymnblr - ait Kullanıcı Resmi (Avatar)
    Üyelik tarihi
    Feb 2009
    Yaş
    41
    Mesajlar
    1.158
    Tecrübe Puanı
    185

    Standart

    Evet özellikle Marmara'da ağırlıklı sorun kirlilik. Levent artüz'ün Marmara Denizinde yaptığı araştırmada denizin birçok bölgesinin dipyapısında oksijen seviyesinin balık yaşamına uygun olmadığını ifade ediyordu.

    Tabana fitoplankton patlamasının meydana getirdiği yığışma bu bölgeyi oksijensiz bırakmaktadır.

    Fitoplankton patlamasına neden olan etki ise denize verilen kirliliktir.

    Denize verilen kirlilik; bu kirliliği absorbe etmeye yarayan fitoplankter miktarının artmasına neden olmakta,

    artan fitoplankterler dipte yığışmaya ve oksijensizleşmeye neden olmakta bu durumda bu bölgede balık yaşamı mümkün olmamaktadır.

    Bu durum, balığın Marmara'da yatak yapıp üremesine önemli anlamda engel bir durum teşkil etmektedir.

    Marmara'da ağırlıklı olarak göçedip yerdeğiştiren pelajik balıklar bulunmakta. Kirlilik özellikle Kalkan mezgit gibi dip balıkların ticari oranda bulunmamasına neden olduğu gibi balıkların üremesine de ciddi anlamda engel teşkil etmektedir.
    Bünyamin

  3. #3
    ___BALIKCI FORUM___ aFaLa - ait Kullanıcı Resmi (Avatar)
    Üyelik tarihi
    Feb 2008
    Yaş
    56
    Mesajlar
    12.923
    Tecrübe Puanı
    2441

    Standart

    Deyerli hocamız Ömer Faruk KARA alıntıdır ..

    Sayın Afala,

    "Sevgili Deniz dostları" diye başlayan yazısıyla bir arkadaşımız Lüfer ve yavruları hakkında bilgi edinmek istemiş. Bu konuda Samsundan Yakup Hoca, grafiklerle lüfer balığının sıfır yaşından bu güne kadar ölçülebilen boy,yaş ve ağırlıklarını vermiş. Bu balıkda diğer balıklar gibi, sekse erişinceye kadar ortamdaki yem bolluğu ve su sıçaklığına bağlı olarak hızlı büyüyen bir balıktır.

    Literatüre bakmadan mevcut bilgilerim ışığında ekte sunduğum bilgi notumla arkadaşa yardımcı olmaya ve konu hakkında bilgilendirmeye çalıştığım gibi, her zaman olduğu üzere konu hakkında çözüm önerisi getirmeyide ihmal etmedim.

    Şüphesiz daha detaylı bilgiye "google"le sörf yaparak ulaşabilir.

    Bu vesileyle,

    Sizin ve tüm balıkçı dosların yeni yılını en samimi duygularla kutlar, Yeni yılın Balıkçımıza ve balıkçılığımıza bol şanslar getirmesini dilerim.

    Sevgi ve saygılarımla,

    Ö.Faruk KARA


    Evet Lüfer bir göç balığıdır. Dünya üzerindeki yayılım alanları, oldukça geniştir. Lüferin yayılımını sınırlayan faktör deniz suyu sıcaklığıdır. Düşük sıcaklıklarda örneğin 12-13 derecelerde yem alamaz yani beslenemez. 12 derece sıcaklıkların altında örneğin 7-8 derecede kırgın yer ve daha düşük sühunette ölürler. O nedenle, Lüferin dünya denizlerindeki seyahati veya göçü deniz suyu sıcaklığının balığın yaşamı için gerekli optimum sıcaklık şartlarıyla sınırlıdır. Lüfer yemini oluşturan balıkların yayılım sahalarında bulunur. Bize gelişi Atlantik Okyanusundan Akdeniz e geçerek olur. Tabi buna Süveyş kanalıda dahil. Yaşamı için yem balığı bulduğunda Akdeniz ve Ege denizini terk etmesine gerek yoktur. Çünkü Akdeniz ve Ege denizinin yaz kış sahip olduğu su sıcaklığı Lüferin hayatta kalmasına imkan verecek deniz suyu sıcaklık derecelerine sahiptir.Lüfer Akdeniz ve Ege denizinde yeterli yem bulamadığı için, yemin peşinde Marmara denizine girer. Marmara denizinde Karadeniz ve Akdeniz orijinli iki suyun bulunması, Lüferin kışın da Marmara denizinde yaşayabilmesine olanak sağlar.



    Sekse erişme cağında ( Lüfer 25- 30 cm. boy yine Lüferin büyüğü olan ve ikinci kez üreme olgunluğuna erişmiş Kofana) Marmara denizi veya Karadeniz de bulunan lüfer-Kofana Mayıs ayı ortalarında veya Haziran başında deniz suyu Sıçaklığına bağlı olarak yumurtalarını peyderpey Ağustos ayı ortalarına kadar döker. Döllenmiş yumurtadan çıkan yavrular, ortamlarında yeterli besin bulduklarında, hızla büyürler. Örneğin Mayıs ayı ortalarında yumurtadan çıkan birey kasım sonunda 17-20 cm. boya erişebilir. Lüfer balıkla beslenen yırtıcı bir balık olup, 18-28 dereceler arasındaki su sıcaklıklarında yemini yer kusar bir daha yer. O derece yırtıcı et obur bir balıkdır. Lüfer yumurtalarını olgunlaştıkça döktüğü için, farklı aylarda yumurtadan çıkan bireyler arasında 3-5 cm.lik boy farkı ve 10-15 gr.lık ağırlık farkları vardır. Yaz aylarında Marmara ve Karadeniz de yumurtadan çıkan lüfer bireyleri bu denizlerde yeterli yem buldukları gibi deniz suyu Sıçaklığı da balığın semizleşmesine yardımcı olmaktadır. Taki Karadeniz’in deniz suyu sıcaklığının kasım aralık aylarında soğumaya yüz tutmasına kadar. Lüfer düşük Sıçaklığa tolerans gösteremediği ve yem balığı olsa dahi yem alamadığı için, Karadeniz in bulabilirse 12 derece ve üstündeki sıcaklığa sahip koy körfezlerde yatak yapacak ve de Karadeniz boğazı yoluyla Marmara denizine kışlamak için göç yapacaktır. Kışın Marmara denizinde üste Karadeniz den gelen ve sıcaklığı 8-10 dereceye kadar düşen bir su kütlesi ve bu su kütlesinin altında Ege denizinden gelen ve Karadeniz e akışı olan, yaz kış sıcaklığı değişmeyen (13-14 derecelerde) Akdeniz orijinli su vardır. Düşük sühunete tahammül gösteremeyen balıklar örneğin istavrit-Palamut-Torik, Lüfer-Kofana gibi birçok tür Marmara denizinin derinliklerinde bulunan Akdeniz orijinli suda kışlama göçü veya yatak yaparlar. Kışın Marmara denizini terk etmeyen Lüfer Palamut gibi balıklar beslenemedikleri veya besin alamadıkları kış sürecinde zayıf ve yağsızdırlar. ilkbaharda suların ısınmasıyla hızlı beslenme döngüsünü sekse erişenlerin yumurta dökmesi takip eder.



    Lüferin yukarda bazı eksiklikleriyle özetlenen hayat hikayesi bilinirse, sürdürülebilir avlanmayı da, bu bulgular ışında yapmak gerekir.



    Demekki, defne yaprağı cinekop, sarıkanat gibi lüferin bir yaşından küçük türleri için kullanılan yerel isimler, lüfer balığının sekse erişip döl vermemiş yavrulardır. Bu balıklar sekse erişinceye kadar örneğin bir senede 25-30 cm. boya erişiyorlar. Bu boy balıkta 300 -350 gr. Ağırlığa ulaşıyor. Eğer balıkçı olarak bizler bu balığı 4-6 aylıkken avlarsak, 10-12 adet çinekop 1 kg. gelir. Şayet sabredip, bu balığı bir yaşında ve bir yaş üstü avlarsak, 2-3 adet lüfer 1 kg. gelir. Buradan 6-8 aylık bir süreçte 1 kg. çinekopun %300 ağırlık artışı ve buna bağlı olarak fiyat açısından çinekopa nazaran artı bir değerde kazandığını hesaba kattığımızda düşünmeden rastgele avcılık yaptığımızı anlamış oluruz.



    Diyeceksiniz ki, çinekopu biz avlamasak Karadeniz de başka ülkeler avlar. Karadeniz de sular soğumadan çinekop ve lüferi bizler dahil diğer ülkelerde uzatma ağı ve yemli olta ile avlanmanın dışında avlayamaz. Bu tür avlanmada üretim az olduğu için stokları tüketemez. Sular sıcak olduğunda her lüfer ve cinekop yeminin kovalar. Bu durumda balıklar yoğun sürü oluşturmazlar. Ancak sular soğuduğunda, lüfer palamut gibi balıklar düşük sıcaklıklarda hareket kabiliyetleri yavaşlar, yem alamaz ve sürü oluştururlar. Bu durum balıkların özellikle gırgır la yoğun avlanmasına, hatta balık dipte yatak yapmışsa trolle de avlanmasına olanak yaratır.



    Marmara denizi bir iç denizdir. Türk balıkçısından başka balıkçı avlanamaz ve Trol balıkçılığı yasaktır.



    Çözüm:

    Marmara Denizi Av Yasağı Sirkülerinin Gözden Geçirilmesidir.



    Çanakkale Boğazı girişinde, balığın boğaza girişine olanak yaratabilecek güvenceli makul bir sahanın yoğun av gücüne sahip gırgır, voli, uzatma ağı balıkçılığına 1 Nisan-31 Ağustos arasında kapatılması en sağlıklı uygulama olacaktır. Bu sahanın boyutları, Çanakkale Boğazı çıkışından en az güneye doğru 20 deniz mili mesafeyi kapsayan, yine kuzeyde Saroz Körfezi’ne doğru 20 deniz mili gibi kabul edilebilir mesafede olmalıdır. Avcılığa yasak sahalar belirlenirken Gökçeada ile Bozcaada’nın haritadaki konumu ve balıkçılık av alanlarının bu yasaktan minimum etkilenecek boyutta olmasında, adalıların mağduriyetinin önlenmesinin de dikkate alınması gerekmektedir



    Çanakkale boğazının Ege denizine açılan av yasağı alanlarını Eylül ayından Nisan ayına kadar serbest olmalıdır. Bunun nedeni ise, sonbahar ve kış mevsim sürecinde, Marmara denizinde bulunan, ekonomik önemi yüksek olan Palamut-Torik, Kofana –Lüfer stoklarının Ege denizine ve uluslar arası sulara göç dönüşlerini balıkçılık ekonomimize kazandırmaktır. Ege denizine göce yönelen balıklar Marmara balık havuzundan kaçan balık anlamına gelir.



    Yine benzer bir uygulamaya daha kapsamlı bir şekilde İstanbul Boğazı içinde gereksinim bulunmaktadır. Burada en önemli fark Çanakkale Boğazı’nda sadece güney kesimine kısıtlama getirilirken, İstanbul Boğazı’nda ise hem güney hem de kuzey girişine de kısıtlama getirilmesidir. Konunun detaylarına gelince; kuzeyde İstanbul Boğazı Karadeniz çıkış ağzından pergel ayağını 25 mil açarak çizilecek olan yarım dairenin içinde kalan; güneyde ise Kızkulesi’nden Marmara Denizi’ne çizilecek 15 millik yarım dairenin kapsadığı alan içinde kalan, yani tüm İstanbul Boğazı dahil, yoğun av gücüne sahip balıkçılık türlerinden gırgır, trol, uzatma ve voli ağlarıyla balık avlamanın bütün sene yasaklanması; bu sınırlar içinde kalan bölgede 1 Kasımdan 31 Mart’a kadar sadece çapari, yemli olta ve parakete ile avcılığın serbest bırakılmasıdır. Bu önlem, Marmara Denizi balıkçılığını ve balıkçılığın sürdürülebilir gelişimini olumlu yönde sağlayabilecek bir uygulama modelidir.



    Marmara Denizi balıkçılığına çözüm önerileri yaratmak, bunun olumlu ve olumsuz çıktılarını irdelemeye alaraktan hazırlanacak bir balıkçılık sirkülerinin, sürdürülebilir balıkçılık için balıkçılarımıza önemli kazanımlar doğuracağı zamana bağlı olarak ortaya çıkacağı hiç kuşkusuzdur.



    Ömer Faruk KARA





    Büyük balık küçük balıktan uzun yaşar
    Metabolizması yüksek balık düşük olandan uzun yaşar
    Soğuk sudaki balık sıcak sudakinden uzun yaşar


  4. #4
    DALGIÇ-BALIKÇI mangusta57 - ait Kullanıcı Resmi (Avatar)
    Üyelik tarihi
    Feb 2009
    Yaş
    50
    Mesajlar
    60
    Tecrübe Puanı
    0

    Standart

    Sayın LİMANCI66 gayet güzel bir konuya değinmişsiniz. Tebrik ederim. Ben de sizin bu bilgilerinize dayanarak soruyorum: Marmara denizinin en kirli bölgesi neresi? Diyelimki İzmit körfezi. Bütün ağır sanayiinin olduğu kirlenmenin en yoğun olduğu bölge. Boğaza göre akıntılarda okadar güçlüdeğil. Buradaki kirliliğe göre burda balık neredeyse olmaması lazım. Hala oltayla balık tutan hatta oltayla, balıkçılıkla geçim sağlayan insanlar var. Bu demek oluyorki balık, insan, yaşayan canlılar bulundukları yaşam koşullarına bir şekilde adapte oluyorlar. Bu koşullar yaşanacak durumun altına düşmesi durumundada yaşam sona eriyor.
    Şu varki yaşamak için yaşama mücadelesi hakkı verilmeyen hatta bebekken katledilen hiçbir canlının yaşama,üreme şansı yoktur. Bana göre deniz kirliliği, ışık kirliliği, ses kirliliği kesinlikle ve kesinlikle göz önünde tutulması gereken büyük bir etken. Büyük bir sorun. Ama asıl sorun yaşamak için yaşama mücadelesi hakkı verilmeyen canlılar.Bebekler. Usülsüzce ve aşırı yapılan katliyamlar nesilleri sona erdirmektedir. Kimse balık tutulmasın, demiyor. Gırgırcısıda, Trolcüsüde, küçük balıkçısıda hepsi bizim insanlarımız. Herkesin avlanmaya balık tutmaya hakkı var. Ama bu koyulan kurallar(boy, üreme zamanı) yasaklar çerçevesinde olmalı. Hiçbir balıkçı diğerinin hakkına tecavüz etmemeli. Balıklara vereceğimiz yaşama şansını birbirimizede vermemeliyiz.
    Kimse kimsenin hakkına tecavüz etmemiş olsa dünyada terör diye birşey olmaz.
    SAYGILARIMLA...

  5. #5
    dkoryurek dkoryurek - ait Kullanıcı Resmi (Avatar)
    Üyelik tarihi
    Apr 2010
    Mesajlar
    2.398
    Tecrübe Puanı
    548

    Standart

    limancı66,

    siz 3 başlık halinde sorduğunuz sorulara Levent hoca'nın cevabında bir karşılık bulabildiniz mi sahiden? şimdi Levent hoca yazmış da yazmış, ama ne diyor neticede: ne sizin sorulara bir cevap vermiş ne de lüfere dair bir şey söylemiş.. kendi hassasiyeti olan kirlilikten bahsetmiş! başımla! zira doğru, sucul kaynaklarımıza kirliliğin verdiği muazzam bir zarar var ve evet, kesinlikle bu konuda Levent hoca'yla taraf da olurum ama --soru bu değil ki!

    sizin sorularınız son derece gerçekçiydi. örneğin dediniz ki av yasağı gelirse bu avı biz kaçırır mıyız, başkası avlar mı... doğru muyum?

    tekrar görüşüne başvurmanız halinde Levent hoca'nın sizin şu 3 sorunuza verdiği cevabı okumayı çok isterdim..

    muhabbetle,
    D.

    not:

    herkese kolaylık olması açısından Ptesi sorduğunuz o 3 soruyu buraya aktarıyorum

    1. lüfer balığı göç balığdır bildiğim kadarıyla bu çinekop sarıkanat nereden nereye göç eder, nerede havyar bırakır bırakılan havyarlar nerede büyür?

    2. lüfer balığının gelişimi nedir yani yumurtadan çıkan balık kaç yılda, kaç ayda
    hangi duruma gelir?

    3. diyelim ki 25 cm den küçük lüfer tutulmadı yasaklandı bu balıklar boğazda kalır mı? Bu balıkları yine bizim balıkçımız tutabilir mi?

  6. #6
    Dostlar
    Üyelik tarihi
    May 2010
    Mesajlar
    1
    Tecrübe Puanı
    0

    Standart

    Merhabalar,
    Kampanyaları hafife almanın son derece yersiz olduğunu düşünüyorum. Bu kampanyalardan bilimsel çıkarımlar yapmak akademi dünyasının işidir. Hatta denizlerimizdeki ekosistem üzerindeki baskıları kamuoyuna anlatmak hocalarımızın işidir lakin Defne Koryürek gibi bir insan bir vatandaş olarak hassasiyet göstermiş bir duyarlılık örneği sergilemiş ve bir kampanyaya öncülük etmiştir. Bu onun hakkıdır iyiki de böle bir kampanya yapmıştır. Bu kampanya sayesinde bir çok şey öğrendim. Gönül arzu ederdi ki bu kampanyayı akademi dünyası yıllar önceden yapmış olsun!
    Saygılar
    Alp O. Bolat

  7. #7
    Reİs Burhan Reis - ait Kullanıcı Resmi (Avatar)
    Üyelik tarihi
    Nov 2009
    Yaş
    59
    Mesajlar
    5.695
    Tecrübe Puanı
    933

    Standart

    Marmara Denizi Lüfer (Pomatomus saltatrix L., 1766) Balıklarının Yaş Dağılımı ve Çatal Boy-Otolit Boyu Arasındaki İlişki
    *Tevfik Ceyhan, Okan Akyol
    Ege Üniversitesi, Su Ürünleri Fakültesi, 35100 Bornova, İzmir, Türkiye
    *E mail: tevfik.ceyhan@ege.edu.tr

    Giriş
    Pomatomidae familyasının yegâne üyesi olan lüfer balıkları (Pomatomus saltatrix), dünya denizlerinin ılıman ve tropik sularında ve genellikle kıtasal kenar üzerinde bulunmaktadır (Briggs 1960, Wilk 1977).
    Göçmen olan lüfer balıkları Atlantik Okyanusu’nda Nova Scotia’dan, Bermuda, Küba, Venezuella’ya, Brezilya’dan Uruguay’a; Azor Adaları, Portekiz’den Senegal’e olan alanda ve Angola’dan Güney Afrika’ya dağılım göstermesinin yanı sıra, Hint Okyanusu’nda; Güney Afrika’nın doğu kıyıları, Madagaskar, Malay Yarımadası, Tazmanya, Güney ve Batı Avustralya’da bulunmaktadır (Wilk 1977, Champagnat 1983). Ayrıca Akdeniz’in kuzeyinde yoğun olmak üzere tamamında, Karadeniz ve Azak Denizi’nde de yer almaktadır (Slastanenko 1956, Tortonese 1975).
    Türkiye denizlerinde lüfer balıkları Karadeniz ile Ege arasında mevsimsel beslenme-üreme göçü yaptıkları esnada, özellikle batı Karadeniz ve Marmara Denizi’nde yoğun olarak avlanmaktadırlar. Lüfer balıkçılığında gırgır, trol, alamana ve olta başlıca av araçlarıdır. Av, bazı yıllar maksimuma çıkarak 25.000 tonları bulmaktadır (Anon. 2000). Bu miktar aynı zamanda dünya lüfer üretiminin yaklaşık %36’sını oluşturmaktadır.
    Dünyada lüfer balıkları üzerine yapılmış çok sayıda araştırma olmasına rağmen, Türkiye sularında yok denecek kadar azdır. Bunlardan, lüferlerin dağılımı ve avcılığı hakkındaki ilk bilgiler Deveciyan (1915) ve Slastanenko (1956)’ya aittir. Türkiye sularında bu türün göçü ve biyolojisi üzerine en kapsamlı çalışmayı Türgan (1959) yürütmüştür. Onu Akşıray (1987)’ın biyolojisi ve avcılığı üzerine olan, Alpbaz ve Kınacıgil

    (1988)’in bölgesel (İzmir Körfezi) çalışmaları izlemiştir.
    Türkiye denizlerinin en önemli ticari türlerinin başında gelen lüferlerin, genellikle oldukça küçük boylarda avlandığı ve görece küçük boylu balıkların hangi yaşlara denk geldiğinin belirlenmesini amaçlayan bu çalışma, aynı zamanda otolit boyu ile vücut boyu arasındaki ilişkiyi ortaya koymaktadır.
    Materyal ve Yöntem
    Çalışma, Eylül 2003 ile Eylül 2004 tarihleri arasında aylık olarak Marmara Denizi’nde yürütülmüştür.
    Toplam 733 adet balık örneği ticari gırgır, alamana ağları, olta gibi av araçlarından ve bazı aylar İstanbul balık halinden rasgele örnekleme yöntemiyle alınmıştır. Yaş tayininde, Barger (1990)’in bu balıklarda yaş okuma uyuşmasını %92 ile en iyi otolitlerden elde etmiş olması nedeniyle sagittal otolitler tercih edilmiştir.
    Otolitler %3’lük NaOH çözeltisinde bir süre bekletilip, saf suya konmuş ve sert bir fırçayla temizlenmiştir. Daha sonra gliserine gömülen otolitlerin yaş halkaları binoküler altında iki ayrı okuyucuyla tespit edilmiştir. Büyük balıklara ait opak otolitleri okumak zorlaştığı için kesit alma tekniği, Metin ve Kınacıgil (2001)’e göre uygulanmıştır. Çalışmada IV yaş grubuna ait olan tek bireye (FL=45 cm) sadece kesit tekniği uygulanmış olup, hesaplamalara dâhil edilmemiştir.
    Balık boyu-otolit boyu ilişkisinde, longitudinal ölçüm için dijital kumpastan (±0,01 mm) yararlanılmış, ölçüme uygun olan toplam 688 adet otolit (291 erkek, 366 dişi, 31 belirsiz) değerlendirmeye alınmıştır. Regresyon için Y= a + bX lineer denklemi kullanılmıştır. Buna göre Y: otolit boyu, X:çatal boy; a ve b sabitlerdir.
    Bulgular
    Marmara Denizi’nden elde edilip yaşları okunan 733 adet lüfer bireyinin 0, I, II, III ve IV yaşındaki bireylerden oluştuğu tespit edilmiştir (Şekil 7). Yaşlara göre oransal dağılımları incelendiğinde ise, populasyonun en büyük grubunun %97 ile 0 ve I yaş grubu bireylerden oluştuğu gözlenmektedir (Tablo 1).





    Lüfer balıklarının çatal boyu ile otolit boyu arasındaki ilişkiler ayrı ayrı incelenmiş ve tüm cinsiyetlerde güçlü bir ilişki bulunmuştur (Şekil 8). En küçük otolit boyu 4,51 mm, en büyük otolit boyu ise 10,1 mm olarak tespit edilmiştir. Toplam bireylerde ortalama 193,9±1,1 mm balık boyuna karşılık gelen otolit boyu 6,6±0,03 mm’dir (Tablo 2).



    Tartışma ve Sonuç
    Marmara Denizi’nden balıkçılık sezonu boyunca elde edilmiş lüfer balıklarının yoğun olarak genç bireylerden oluştuğu saptanmıştır. Kuşkusuz yoğun av baskısına maruz kalan genç lüfer bireyleri (çinekop) büyüme fırsatı bulamamaktadır. Su ürünleri avcılığını düzenleyen sirkülerde (Anon. 2004) maalesef lüfer için değil, çinekop için boy yasağı uygulaması vardır. Bu durum, Türkiye’nin nasıl dünya üretiminin %36’sını tek başına karşıladığını açıklamaktadır. Zira ABD’de lüfer üzerine boy yasağı >30 cm olarak uygulanırken (Muller 2001), sularımızda 14 cm olarak, yani çinekop boyutundaki balıkların avlanmasına izin verilmektedir




    Regresyon analizi sonuçlarına göre, lüferlerin balık boyu-otolit boyu arasında kuvvetli bir korelasyon mevcuttur. Maksimum balık boyu 342 mm’ye karşılık gelen otolit boyu 10,1 mm olarak bulunmuştur. Doğal olarak otolit boyu balık boyuyla artmaktadır.
    Özellikle balık boyu-otolit boyu çalışmaları, predatörler tarafından tüketilen balıkların boy dağılımlarının saptanmasında kullanılabilecek önemli kanıtlardır. İlk olarak Harkönen (1986), Kuzey Atlantik balıklarından Gadus morhua’da otolit boyundan gerçek balık boyunun saptanabileceğini göstermiştir. Türkiye’de de sonraki yıllarda yapılan bazı çalışmalarda balık boyu-otolit boyu arasında kuvvetli korelâsyonlar elde edilmiştir (Cihangir ve Kaya 1988, Akyol 1995, Akyol ve diğ. 1997).
    Sonuçta, lüfer balıkları üzerine yapılmış az sayıdaki çalışmaya katkı sağlayabilecek bu araştırmayla, yaş okumalarının lüfer genç bireylerinde kolay yapılabildiği, büyük balıklarda ise kesit almak gerektiği ortaya konmuştur. Marmara Denizi’nden elde edilmiş lüferlerin büyük bir bölümü genç lüfer bireylerinden oluşmaktadır ve bu tür üzerine daha ileri çalışmalar sürdürülebilir avcılık için gereklidir.
    Ceyhan ve Akyol / E.Ü. Su Ürünleri Dergisi 23 - Ek (1/3): 369-372 372
    Kaynakça
    Akyol, O. 1995. Some biological and demecological characteristics of horse-mackerel (Trachurus trachurus L.,1758)in Izmir Bay (Aegean Sea)(in Turkish).DEÜ-FBE, M.Sc Thesis, 52 p.
    Akyol, O., Metin, G., Ünsal, S. 1997.Relationship between fork length and otolith length of sardine (Sardina pilchardus Walbaum, 1792)in Izmir Bay (Aegean Sea)(in Turkish). Mediterranean Congress, 9-11 Apr., Izmir, 959 p.
    Akşıray, F., 1987, Pomatomidae, (In Turkish). Türkiye Deniz Balıkları ve Tayin Anahtarı, 370-372 s.
    Alpbaz, A., Kınacıgil, T. 1988. An Investgatements on Bluefish (Pomatomus saltator L.,1758) Population in Izmir Bay, (In Turkish). E.Ü. Journal of Fisheries and Aquatic Science, C.5, S.19-20:36-54.
    Anon. 2000, Fishstat Plus: Universal Software for Fishery Stattistical Time Series. Version 2.3. FAO Fisheries Department,Fishery Information, Data and Statistics Unit. Rome
    Anon.2004. The commercial fish catching regulations in seas and inland waters in 2004-2006 fishing period: Circular .36/1 (in Turkish). TR-Ministry of Agriculture and Rural Affairs, General Directorate of Conservation and Inspection, Ankara,86 pp.
    Barger, L.E. 1990. Age and growth of bluefish Pomatomus saltatrix from the Northern Gulf of Mexico and US South Atlantic Coast. Fishery Bulletin, 88:508-809.
    Briggs, J.C. 1960. Fishes of world-wide (circumtropical) distribution. Copeia, 3:171-180.
    Champagnat, C.,1983, Pêche, Biologie Et Dynamique Du Tassergal (Pomatomus saltator, Linnaeus, 1766) Sur Les Côtes Senegalo-Mauritaniennes Travaux et Documents du L’ORSTOM (Office de la Recherche Scientifi que et Technique Outre Mer) 168: 1–279.
    Cihangir, B., Kaya, M. 1988. Relationship between otolith to total lengths of Merlangius merlangus euxinus (Nordmann, 1840) in the Black Sea. CIESM Rapp. Comm. Int. Mer Medit. 31, 2. pp.268.
    Deveciyan, K. 1915. Fish and Fishery, (In Turkish). Duyun-u Umumiye-i Osmaniye Varidat-ı Muhassasa İdare-i Merkeziye matbaası, 24-28 s.
    Harkönen, T. 1986. Guide to the otoliths of bony fishes of Northeast Atlantic. Danbiu ApS Biological Consultants. Henningsens Alle 58DK-2900 Denmark, pp.14-50.
    Metin, G., Kınacıgil, H.T. 2001. The sectioning Tecnique in Age Determination by Otolith, (In Turkish). E.Ü. Journal of Fisheries and Aquatic Science, 18(1-2):217-227.
    Muller, R.G., 2001, The 2000 Update of the Quota and Stock Assesment of Bluefish, Pomatomus saltatrix, on Florida’s Atlanci Coast. Florida fish and Wildlife Conservation Commission. Florida Marine Research Inst. 24 pp
    Slastanenko, 1956. Karadeniz Havzası Balıkları: Pomatomidae, (In Turkish). EBK Umum Müdürlüğü Yayınları, 344-346 s.
    Tortonose, E.,1975, Osteichthes. Fauna D’Italia, sotto gli auspici Dell’Accademia, Nazionale Italiana Di Entomologia e dell’Unione Zoologica, Italiana, 151-153 p.
    Türgan, G. 1959. About Biology of Pomatomus saltatrix L. (Bluefish), (In Turkish). Hidrobiologi Mecmuası, İstanbul Üniv. Fen Fakültesi Hidrobilogi Araştırma Enst. 5(1-4):144-180.
    Wilk, S.J. 1977. Biological and fisheries data on bluefish, Pomatomus saltatrix (Linnaeus). US Natl. Mar. Fish. Serv., Northeast Fish Cent. Sandy Hook Lab. Tech. Ser. Rep. 11:56 p.


    ><((((º>`·.¸¸.·´`·.¸¸.-> BALIKÇI FORUM <-.¸¸.·`´·.¸¸.·`<º))))><

  8. #8
    Moderators limancı66 - ait Kullanıcı Resmi (Avatar)
    Üyelik tarihi
    Dec 2009
    Mesajlar
    285
    Tecrübe Puanı
    50

    Standart

    sayın mangusta 57

    deniz nekadar kirlenirse kirlensin balık bu yaşama ayak uydurur mu diyorsunuz
    ben iç öyle zannetmiyorum bence vermiş olduğunuz izmit körfezi örnrğide yanlış geçmiş yıllarda izmit körfezinden tutulan balıkları tutabiliyormusunuz nerede kalkan tekir barbunya uskumru karagöz levrek hamsi lüfer çinekop körfezde bu balıkları tutabiliyorlarmı ?deniz kirliliğinden bahsediyoruz daha düne kadar körfezi dolaşırken sahilden geçerken araba içerisinde insanın midesi bulanıyordu şimdi kalkmış diyorsunuz ki körfezde oltayla balık tutuluyor hatta geçimini bu işten sağlayanlar bile var araştırdınız hiç daha önceleri izmit körfezi veçevreşerinde kaç pro balıçı vardı şimdi kaç balıkçı var bu konuda size katılmıyorum .

    Diğer bebelerin tutulmasına gelince sonuna kadar yanınızdayım hiçbir zaman onaylamıyorum elbetteki kısıtlamalar getirilmeli elbetteki yaptırmlar olmalı ve hercanılıya yaşama ve üreme şansı verilmelidir

    saygılarımla
    Marmara/1966/Gemlik

    Denize denizden bakmakla karadan bakmak arasındaki farkı bilir misin...

  9. #9
    Reİs Burhan Reis - ait Kullanıcı Resmi (Avatar)
    Üyelik tarihi
    Nov 2009
    Yaş
    59
    Mesajlar
    5.695
    Tecrübe Puanı
    933

    Standart

    Marmara Denizi’nden balıkçılık sezonu boyunca elde edilmiş lüfer balıklarının yoğun olarak genç bireylerden oluştuğu saptanmıştır. Kuşkusuz yoğun av baskısına maruz kalan genç lüfer bireyleri (çinekop) büyüme fırsatı bulamamaktadır. Su ürünleri avcılığını düzenleyen sirkülerde (Anon. 2004) maalesef lüfer için değil, çinekop için boy yasağı uygulaması vardır. Bu durum, Türkiye’nin nasıl dünya üretiminin %36’sını tek başına karşıladığını açıklamaktadır. Zira ABD’de lüfer üzerine boy yasağı >30 cm olarak uygulanırken (Muller 2001), sularımızda 14 cm olarak, yani çinekop boyutundaki balıkların avlanmasına izin verilmektedir

    Bunun değişmesi lazım .
    Çinekop isminin sirkülerden çıkrılarak lüfer isimiyle avlanma boy limitinin 24 cm olarak uygulanması gerekmektedir.
    ><((((º>`·.¸¸.·´`·.¸¸.-> BALIKÇI FORUM <-.¸¸.·`´·.¸¸.·`<º))))><

  10. #10
    Reİs Burhan Reis - ait Kullanıcı Resmi (Avatar)
    Üyelik tarihi
    Nov 2009
    Yaş
    59
    Mesajlar
    5.695
    Tecrübe Puanı
    933

    Standart

    Alıntı limancı66 Nickli Üyeden Alıntı Mesajı göster
    sayın mangusta 57

    deniz nekadar kirlenirse kirlensin balık bu yaşama ayak uydurur mu diyorsunuz
    ben iç öyle zannetmiyorum bence vermiş olduğunuz izmit körfezi örnrğide yanlış geçmiş yıllarda izmit körfezinden tutulan balıkları tutabiliyormusunuz nerede kalkan tekir barbunya uskumru karagöz levrek hamsi lüfer çinekop körfezde bu balıkları tutabiliyorlarmı ?deniz kirliliğinden bahsediyoruz daha düne kadar körfezi dolaşırken sahilden geçerken araba içerisinde insanın midesi bulanıyordu şimdi kalkmış diyorsunuz ki körfezde oltayla balık tutuluyor hatta geçimini bu işten sağlayanlar bile var araştırdınız hiç daha önceleri izmit körfezi veçevreşerinde kaç pro balıçı vardı şimdi kaç balıkçı var bu konuda size katılmıyorum .

    Diğer bebelerin tutulmasına gelince sonuna kadar yanınızdayım hiçbir zaman onaylamıyorum elbetteki kısıtlamalar getirilmeli elbetteki yaptırmlar olmalı ve hercanılıya yaşama ve üreme şansı verilmelidir.
    saygılarımla
    Haddim olmayarak ben cevap vereyim
    Eğer bu denizlerimizde veya bazı bölgelerde şu aşamada bu hayvanın havyarı tutup canlanıyorsa .genc ve anaç bireylerin denizlerimizde yaşamasına şu anki kirliliği bir angel olarak görmüyorum.Tabiki İzmit körfezi ayrıcalıklı olabilir.
    ><((((º>`·.¸¸.·´`·.¸¸.-> BALIKÇI FORUM <-.¸¸.·`´·.¸¸.·`<º))))><

Sayfa 1/5 12345 SonSon

Konu Bilgileri

Users Browsing this Thread

Şu an 1 kullanıcı var. (0 üye ve 1 konuk)

Benzer Konular

  1. lüfere Başbakanlık koruması
    By dkoryurek in forum SORUNLARIMIZ
    Cevap: 71
    Son Mesaj: 01.01.11, 09:31
  2. Lüfer Kampanyası -- ıslak imzalı dilekçe örneği (I)
    By dkoryurek in forum Güncel Deniz Haberleri
    Cevap: 13
    Son Mesaj: 07.11.10, 04:19
  3. Lüfer kampanyası hakkında
    By dökülük in forum SORUNLARIMIZ
    Cevap: 4
    Son Mesaj: 04.09.10, 18:08
  4. 300 gr ağırlığında 35 cm boyunda 'Lüfer' aranıyor!
    By kenane in forum Güncel Deniz Haberleri
    Cevap: 9
    Son Mesaj: 05.08.10, 00:56
  5. Baliklar: Lüfer
    By cumhur gezen in forum Deniz Balıkları
    Cevap: 6
    Son Mesaj: 05.08.09, 14:48

Bookmarks

Yetkileriniz

  • Konu Acma Yetkiniz Yok
  • Cevap Yazma Yetkiniz Yok
  • Eklenti Yükleme Yetkiniz Yok
  • Mesajınızı Değiştirme Yetkiniz Yok
  •  
BALIKCI FORUM