Sayfa 2/5 İlkİlk 12345 SonSon
48 sonuçtan 11 ile 20 arası

Konu: Akademisyen gözüzüyle lüfer kampanyası

  1. #11
    Moderators limancı66 - ait Kullanıcı Resmi (Avatar)
    Üyelik tarihi
    Dec 2009
    Mesajlar
    285
    Tecrübe Puanı
    50

    Standart

    Alıntı dkoryurek Nickli Üyeden Alıntı Mesajı göster
    limancı66,

    siz 3 başlık halinde sorduğunuz sorulara Levent hoca'nın cevabında bir karşılık bulabildiniz mi sahiden? şimdi Levent hoca yazmış da yazmış, ama ne diyor neticede: ne sizin sorulara bir cevap vermiş ne de lüfere dair bir şey söylemiş.. kendi hassasiyeti olan kirlilikten bahsetmiş! başımla! zira doğru, sucul kaynaklarımıza kirliliğin verdiği muazzam bir zarar var ve evet, kesinlikle bu konuda Levent hoca'yla taraf da olurum ama --soru bu değil ki!

    sizin sorularınız son derece gerçekçiydi. örneğin dediniz ki av yasağı gelirse bu avı biz kaçırır mıyız, başkası avlar mı... doğru muyum?

    tekrar görüşüne başvurmanız halinde Levent hoca'nın sizin şu 3 sorunuza verdiği cevabı okumayı çok isterdim..

    muhabbetle,
    D.

    not:

    herkese kolaylık olması açısından Ptesi sorduğunuz o 3 soruyu buraya aktarıyorum

    1. lüfer balığı göç balığdır bildiğim kadarıyla bu çinekop sarıkanat nereden nereye göç eder, nerede havyar bırakır bırakılan havyarlar nerede büyür?

    2. lüfer balığının gelişimi nedir yani yumurtadan çıkan balık kaç yılda, kaç ayda
    hangi duruma gelir?

    3. diyelim ki 25 cm den küçük lüfer tutulmadı yasaklandı bu balıklar boğazda kalır mı? Bu balıkları yine bizim balıkçımız tutabilir mi?


    Sayın dkoryürek

    öncelikle tüm forumdakiler şunu bilmeli ki ben bu kampanyalara söylenenlere yazılanlara karşı değilim bunun böyle bilinmesini isterim benim amacım da sizler gibi sadece liferin değil tüm balıklarımızın sularımızda bol olması gelecek nesillerimizin bu balıklardan faydalanması yönündedir bu bağlamda bu tip kampanyaların bilimsel olarakta insanlara anlatılması yönündedir bu yüzden akademik çalışmalarla da örneklenmesi taraftarı olduğum için araştıryorum bulduklarımı paylaşyorum .

    gelelim sorularınıza bu soruların cevabını bana kendi sitesindeki linkte olduğunu belirtti bu lingi ekliyorum

    http://www.artuz.com/Artuz/LeventDen...t/PDF/0011.pdf

    hepimizin amaçları aynı ancak sizinde olduğu gibi hepimizin hassasiyetleri var evet levent hocanın hassasiyeti kirlilikte olabilir ama mantıksızmı sizcede balık üremiş bollaşmış ancak aşırı deniz kirliliğinden dolayı balıklar ağır metallerle yüklenmiş ve kansojen bir hal almış bizlerde bunları ya tutarak yada satın alarak tüketmişiz oldumu şimdi .bana göre levent hocada 2003 yılında yukarıda linkte yapmış olduğu araştırmada bu hassasiyetini belkide bizlerden önce belirtmiş zira kendide bilinçsiz avcılıktan
    bahsetmekte ve önerilerini ta 2003 yılında ilgililere bildirmiş.

    Aslında hepimiz aynı şeyleri hedefliyoruz ama galiba yöntemlerimiz farklı

    yine söylüyorum ben farklı düşünmüyorum ve diyorum ki sizinki kaç santim ?

    Saygılarımla
    Marmara/1966/Gemlik

    Denize denizden bakmakla karadan bakmak arasındaki farkı bilir misin...

  2. #12
    DALGIÇ-BALIKÇI mangusta57 - ait Kullanıcı Resmi (Avatar)
    Üyelik tarihi
    Feb 2009
    Yaş
    50
    Mesajlar
    60
    Tecrübe Puanı
    0

    Standart

    Alıntı limancı66 Nickli Üyeden Alıntı Mesajı göster
    sayın mangusta 57

    deniz nekadar kirlenirse kirlensin balık bu yaşama ayak uydurur mu diyorsunuz

    Diğer bebelerin tutulmasına gelince sonuna kadar yanınızdayım hiçbir zaman onaylamıyorum elbetteki kısıtlamalar getirilmeli elbetteki yaptırmlar olmalı ve hercanılıya yaşama ve üreme şansı verilmelidir

    saygılarımla
    Sayın LİMANCI66, söylediklerinize yazdıklarınıza katılıyorum. Aynı konuyu savunuyoruz. Ben yalnızca kirli olan denizde dahi bir kısım balığın yaşadığına dikkatinizi çekmeye çalıştım. İzmit körfezinin kirliliğini suyun 7m derinlikten sonra gece gibi kara olduğunu biliyorum. Zira ben 31 yıllık dalgıcım. Ama benim birincil (Primary) olarak savunduğum, balık polülasyonundaki azalmanın asıl birincil sebebi usülsüz, bilinçsiz, korsan, aşırı avcılık.
    Kirlilik büyük bir problem ciddi bir problem. Ama yaşama şansı verilmeyen üreme şansı verilmeyen canlılar daha büyük bir problem. Zira tüm denizlerimiz kirli değil. Gökova körfezindeki balığıda kirlilikmi bitirdi sizce???
    Kirlilik kesinlikle ele alınması gereken bir problem ama asıl sorun usülsüz, bilinçsiz, korsan, aşırı avcılık. İlk olarak bunun önüne geçmeliyiz.
    Saygılarımla...

  3. #13
    Vip Üye bnymnblr - ait Kullanıcı Resmi (Avatar)
    Üyelik tarihi
    Feb 2009
    Yaş
    41
    Mesajlar
    1.158
    Tecrübe Puanı
    185

    Standart

    Alıntı buranaki Nickli Üyeden Alıntı Mesajı göster
    Haddim olmayarak ben cevap vereyim
    Eğer bu denizlerimizde veya bazı bölgelerde şu aşamada bu hayvanın havyarı tutup canlanıyorsa .genc ve anaç bireylerin denizlerimizde yaşamasına şu anki kirliliği bir angel olarak görmüyorum.Tabiki İzmit körfezi ayrıcalıklı olabilir.
    Bu üreme, denizdiplerininin oksijen tutma kabiliyeti ile sınırlıdır. Kirlilikten dolayı denizin üst seviyelerinden oluşan fitoplankton canlılar, aşağıya güneş ışığının gitmesine engel olduğu gibi, dipyapısının zayıflamasına neden olurlar.
    Bünyamin

  4. #14
    Moderators limancı66 - ait Kullanıcı Resmi (Avatar)
    Üyelik tarihi
    Dec 2009
    Mesajlar
    285
    Tecrübe Puanı
    50

    Standart

    Alıntı buranaki Nickli Üyeden Alıntı Mesajı göster
    Haddim olmayarak ben cevap vereyim
    Eğer bu denizlerimizde veya bazı bölgelerde şu aşamada bu hayvanın havyarı tutup canlanıyorsa .genc ve anaç bireylerin denizlerimizde yaşamasına şu anki kirliliği bir angel olarak görmüyorum.Tabiki İzmit körfezi ayrıcalıklı olabilir.
    Sevgili buranaki

    bence iyi düşün derim

    dikkatini çekmedimi tüm balıkçılarımız sadece göç balıklarını tutuyor balık akmadımı oda yok ayrıca hepimiz konuşuyoruz balık kanal geçti kendini göstermedi vs vs

    ki bu ortamda en müsait alan senin bulunduğun alanlar aslında marmaranın entemiz alanlarındasınız siz ve buhalde bile sıkıntı çekiyorsunuz balık bulmakta

    biz eskiden balıkçılık az olduğunda gemlik körfezinden sizin oralara gelirdik ve dil pisi kalkan kırlangıç tutardık

    ama bunların çoğu yerli yatak balıklardı ne oldu bunlara neredyseyok oldu bunları gözardı etme
    Marmara/1966/Gemlik

    Denize denizden bakmakla karadan bakmak arasındaki farkı bilir misin...

  5. #15
    Moderators limancı66 - ait Kullanıcı Resmi (Avatar)
    Üyelik tarihi
    Dec 2009
    Mesajlar
    285
    Tecrübe Puanı
    50

    Standart

    evet sana sonuna kadar katılıyorum

    daha önce bağzı konular içeriisindede yazdım ne su ürünleri kanununda nede tebliğlerde gırgırın göz açıklığı ile ilgili birtek madde yok orkinos hariç bakın tebliğlerde hamsi yanlış bilmiyorsam en küçük 9 cm den küçüğü avlanmayacak diyorsa tebliğede maddeyi koyacaksın atıyorum hamsi avlayacak ağların göz açıklığı 8 mm den küçük olamaz diye ama böyle bir uygulama yok

    adamlar sonarla buluyor balığı üstüne çıkamdan mola küçük çıkarsa yeme denetim yok bakanlığa dilekçe ile başvur cevap sahil güvenli su urünleri koruma kontrol görev başındadır kontroller yapılmaktadır diyorlar gelde inan gözünle gördüğünemi yoksa verilen cevabamı?


    İşin en enterasnıda medyada forumlarda bunca kampanya yapılırlen Asıl bu işin sahipleri profösyonel balıçılardan çıt yok tamam birliklerin ve birkaç koop başkanının şahsi çırpışları hariç ama bu koop ve birliklerin ortakları yine kendi bindiği dalı kesmeye devam ediyor.Bu gün ötv siz mazot olasa birçoğu denize çıkamaz.hergeçen sene borçlarına borç katılıyor teknelerine el konuluyor haciz geliyor.işte bu yüzdende devletin bir an önce önlem alması gerekiyor
    Marmara/1966/Gemlik

    Denize denizden bakmakla karadan bakmak arasındaki farkı bilir misin...

  6. #16
    Reİs Burhan Reis - ait Kullanıcı Resmi (Avatar)
    Üyelik tarihi
    Nov 2009
    Yaş
    59
    Mesajlar
    5.695
    Tecrübe Puanı
    933

    Standart

    Alıntı limancı66 Nickli Üyeden Alıntı Mesajı göster
    Sevgili buranaki

    bence iyi düşün derim

    dikkatini çekmedimi tüm balıkçılarımız sadece göç balıklarını tutuyor balık akmadımı oda yok ayrıca hepimiz konuşuyoruz balık kanal geçti kendini göstermedi vs vs

    ki bu ortamda en müsait alan senin bulunduğun alanlar aslında marmaranın entemiz alanlarındasınız siz ve buhalde bile sıkıntı çekiyorsunuz balık bulmakta

    biz eskiden balıkçılık az olduğunda gemlik körfezinden sizin oralara gelirdik ve dil pisi kalkan kırlangıç tutardık

    ama bunların çoğu yerli yatak balıklardı ne oldu bunlara neredyseyok oldu bunları gözardı etme
    Tabiki kirliliğin sucul ortamda bulunan canlılar üzerinde etkileri çok büyük.Ben bazı bölgelerimiz için belirttim.Ayrıca Karadenizden başlayıp boğazlar ve Marmarada Balığın tepesinde gece gündüz 50 Hz cıhazlarla dolaşılırsa tabiki balık kıyılamaz balık rahatsız olur ve kıyılamadan transit geçer .Rivayete göre bu gibi cıhazların yaydığı dalgaların deniz altında bulunan dalgıcı bile bayıltacak güçtelermiş.Ufacık balıklar ne yapsın.Oltacı arkadaşlar anlatıyor üç beş balık alınan bölgeden radarları açık gırgır teknesi geçtiği zaman bir tane bile balığın kalmadığını söylüyorlar.Aslında bu gibi cıhazların sucul ortama yaptığı etkileride araştırılısa daha iyi olacağı kanısındayım.
    ><((((º>`·.¸¸.·´`·.¸¸.-> BALIKÇI FORUM <-.¸¸.·`´·.¸¸.·`<º))))><

  7. #17
    Moderators limancı66 - ait Kullanıcı Resmi (Avatar)
    Üyelik tarihi
    Dec 2009
    Mesajlar
    285
    Tecrübe Puanı
    50

    Standart

    50 /200 lük aynaa göre değilde cihaz çıkış gücüne göre desek daha iyi olur çünü bunlar zana ya 12 volt yada 24 voltla çalışan cihazlar bunların oltacıya ve kıyıcıya pek zarar verebileceğini sanmıyorum 1000 watlık bir cihaz çalışırken 50/200 ayna dipte dalgıç vardı şahit oldum birşey olmadı tabiiki bir ses dalgası oluyor.

    Ama esas sorun yaratanlar sonarlar özelliklede 220 voltla çalışanlar işte bunların çok tehlikeli olabileceğini hatta dipteki dakgıça dediğin gibi bir zarar vereceğini duydmuştum ancak bu konuda teknik bir bilgim yok
    Marmara/1966/Gemlik

    Denize denizden bakmakla karadan bakmak arasındaki farkı bilir misin...

  8. #18
    dkoryurek dkoryurek - ait Kullanıcı Resmi (Avatar)
    Üyelik tarihi
    Apr 2010
    Mesajlar
    2.398
    Tecrübe Puanı
    548

    Standart

    Alıntı limancı66 Nickli Üyeden Alıntı Mesajı göster
    Sayın dkoryürek

    öncelikle tüm forumdakiler şunu bilmeli ki ben bu kampanyalara söylenenlere yazılanlara karşı değilim bunun böyle bilinmesini isterim benim amacım da sizler gibi sadece liferin değil tüm balıklarımızın sularımızda bol olması gelecek nesillerimizin bu balıklardan faydalanması yönündedir bu bağlamda bu tip kampanyaların bilimsel olarakta insanlara anlatılması yönündedir bu yüzden akademik çalışmalarla da örneklenmesi taraftarı olduğum için araştıryorum bulduklarımı paylaşyorum .

    gelelim sorularınıza bu soruların cevabını bana kendi sitesindeki linkte olduğunu belirtti bu lingi ekliyorum

    http://www.artuz.com/Artuz/LeventDen...t/PDF/0011.pdf

    hepimizin amaçları aynı ancak sizinde olduğu gibi hepimizin hassasiyetleri var evet levent hocanın hassasiyeti kirlilikte olabilir ama mantıksızmı sizcede balık üremiş bollaşmış ancak aşırı deniz kirliliğinden dolayı balıklar ağır metallerle yüklenmiş ve kansojen bir hal almış bizlerde bunları ya tutarak yada satın alarak tüketmişiz oldumu şimdi .bana göre levent hocada 2003 yılında yukarıda linkte yapmış olduğu araştırmada bu hassasiyetini belkide bizlerden önce belirtmiş zira kendide bilinçsiz avcılıktan
    bahsetmekte ve önerilerini ta 2003 yılında ilgililere bildirmiş.

    Aslında hepimiz aynı şeyleri hedefliyoruz ama galiba yöntemlerimiz farklı

    yine söylüyorum ben farklı düşünmüyorum ve diyorum ki sizinki kaç santim ?

    Saygılarımla
    sevgili limancı66,

    kampanyamızın vicdani ve bilimsel gerekçelerinden ya da bu forumdaki balıkçımın iyi niyetinden hiçbir şüphem yok! sizin kampanyamıza karşı olabileceğiniz de, haliyle, aklımın ucundan dahi geçmedi!

    ama anlamakta zorlandığım bir konu var, biz lüfere aciliyetinden dolayı öncelik verdiysek, bu, neden eksik olsun ki? bir yangında bile önce yaşlılar ve bebekler kurtarılır, zira onlar en çaresiz olanlardır. denizlerimizde de lüfer o çaresizlikte, şu saatte. "hele bir ucundan başlayalım, ilk lüferi kurtaralım" demiş olmamızın sebebi budur.

    tüm balıkların sürdürülebilir koşullarda avlanmasına gelince --hangi erişkin ve vicdan sahibi buna hayır der ki! biz de demiyoruz. o yüzden de Greenpeace ile işbirliğimiz kampanyalarımızın birbirinden renk ve destek alarak güçlenmesini sağladı. baksanıza bu forumun yazanları bile karıştırıyorlar kaç kampanya var :)))) şaka bir yana, dilerim gayretimiz denizimize, balığımıza bereket olarak dönsün.

    Levent hoca'nın hassasiyetine gelince.. sonuna kadar haklı! denizlerimiz çöplükten beter kullanılmakta. haklısınız, o koşullarda yaşam kime yarar, ne kadar devam eder.. ve evet, denizlerimizin pisliği çözmemiz gereken meselelerden biri, hem de mümkün olan en kısa vadede.. ama hiç bir savaş, dostum, her cephede aynı anda savaşılarak kazanılmaz! önce en az finansal destekle en hızlı sonucu alacağınız cepheyi seçersiniz. lüferin avlanma alt boyunun değiştirilerek soyunun tükenmekten kurtarılması bu manada önemli bir cephe savaşıdır. bir başka cephe savaşı, örneğin, Adalar ve civarının koruma alanına dönüştürülmesi olabilir. bir diğeri Marmara'ya akıtılan pis suların filtrelenmesi projesi... bir diğeri kooperatiflerin satış noktaları açmalarının sağlanması ve balıkçının üzerinden komisyoncu baskısının kırılmasına fırsat yaratmak.. ve devam edebiliriz.. bu cepheler teker teker kazanılması gereken cephelerdir. her birinin başında da başka başka komutanlar olabilir ve olmalıdır. keşke Levent hocam bu temizlik işine önderlik etse ve bizim lüfere dair gösterdiğimiz kararlılığı o da bu suların temizlenmesi meselesine dair sergilese... Farsakoğlu da keşke şu Adalar pojesini seçimden öte hatırlasa, uygulamak için gayret gösterse.. balıkçım da SürKoop'u Bakanlık'ın karşısında güçlü tutacak finansal desteği kursa, planlasa.. bunların herbiri birer cephe, her biri başka başka köşelerden ama aynı kararlılıkla başlasalar.. işte o vakit denizlerimizin kurtuluş savaşı başlamış olur.

    ama hepsini birden bir kampanyanın içerisinde yapabilmek.. bakın, benim harcım değil. hergün okuyorum Baba Yalçın'ı, Ömer Faruk hocam'ı ve diyorum ki, iyi de, bu iş bir bütün olarak çözülemez (haa, çözülür, askeriyede çözülür --emir komuta zincirine sokar çözersiniz, doğru, ama gerçek hayatta...) dolayısıyla yaparım derseniz, buyrun. başım üstündedir yeriniz. yok, haklısın adım adım yapılır ancak diyorsanız bizim kampanyanın eksiklerini aramayın hiç, el atabildiğiniz yerden siz de bir meseleyi ele alın ve başlatalım şu kurtuluş savaşını.

    ne dersiniz?

    muhabbetle,
    D.

  9. #19
    greenpeace
    Üyelik tarihi
    Nov 2009
    Mesajlar
    183
    Tecrübe Puanı
    29

    Standart

    merhabalar,

    Geçenlerde de bu konuyu forumda tartışırken demiştim ki her bir tehdit tek tek ele alınıp çözüme kavuşturulmalıdır, çünkü her birinin neden-çözüm zinciri farklıdır. Bu bağlamda da denizlerimizi tehdit eden onca konuya ayrı ayrı el atmak ve kendi çözümü içinde mücadele etmek gerekir. Peki burada sorun STK ların öncelik verdiği konularda mıdır, yoksa bu konulara ayrı ayrı da olsa el atan başkalarının olmaması mıdır?

    Örneğin greenpeace'in denizler konusunda asıl çalıştığı ve ulaşmak istediği hedef, deniz rezerv alanları yani koruma alanları yaratmaktır. Bu alanların seçiminde en belirleyici kriter de deniz canlılarının (yani balık ve memelilerin) üreme, yumurtlama alanları gelir. Bizler bu hedefe ulaşmaya çalışırken bir yandan da sürdürülebilir ve sorumlu balıkçılık politikaları yerleştirilmezse koruma alanlarının da etkisi çok sınırlı kalır. Buna çok güzel bir örnek yıllardır özel çevre koruma alanı olan Gökova Körfezi ve aynı statüdeki alanlarımızdır. Buralarda bir sanayi tesisi, kıyı kökenli kirletici hele gökova'da yerleşim bile yokken yasadışı yapılan trol avcılığı, zıpkınla avcılık ve bazı tahrip edici avlanma yöntemleri nedeniyle bugün balık stokları son derece düşmüş durumdadır..yani balıkçılık yönetiminin olmadığı yerde kirlilik son derece sınırlıyken bile durum düzelememektedir.

    O nedenle konu tabi ki, yalnızca balık boyu degildir ama daha sürdürülebilir balıkçılığın temelinde yatan yasal avlanma boylarımız yanlış belirlenmiş iken bir sonraki adıma nasıl geçeceğiz ki arkadaşlar?

    Kaldı ki bazı türlerde aciliyet oldugu doğrudur, dünyada bu tartışmaları yaparken yokolan türlere örnek de çoktur. Pek yakında orkinos türünde yaşayacağımız gibi...Kalkan da yaşadığımız gibi...Mersin balıklarında yaşadığımız gibi...yani iş sadece lüferde de bitmiyor, bilimsel temelli bir avlanma boyu listesi oluşmalı ve uygulanması için de gereken herşey yapılmalı.

    Bir noktaya daha değineyim, mesajda denmiş ki asıl sorumlu olan devlettir diye...ee biz de aynı şeyi söylüyoruz, ne zaman balıkçı suçlu dedik ki zaten, yasadışı avlananlar ve bozuk yasaları arkasına alanlar dışında..bu işin sorumluluğu doğru politikalar ve uygulamalar üretemeyen yetkililerindir dedik hep.

    Neyse uzatmadan bu kampanyalara şu ana dek uzmanlardan çok iyi destek ve yardım geldi. Tabi ki Levent bey'in de değerli çalışmaları başka bir açıdan ışık tutmaktadır, ancak suürünleri ve denizbilimleri uzmanı biliminsanlarımızın konuya yaklaşımı tersine stokların tükenmesine etken öncelikli tehdit aşırı avlanmadır, ikincil ise kirliliktir şeklinde. Bu konuda sevgili hocalarımızdan Mustafa Zengin ve Nezih Bilecik'in gönderdiği mesajı onların izniyle sizinle paylaşıyorum:

    ''.. Denizlerimizde balık azlığı temel olarak balıkçılık bilimine muhatap olan hemen hemen herkes tarafından iki temel oluşuma bağlanmaktadır. Bunlardan birincisi aşırı avcılık; ikincisi ise denizel ortamdaki kirlilik nedeniyle oluşan ekolojik erozyon. Ortalıkta her şeyin en olumlu varsayıldığı dönemlerde bile bu husus bazı araştırıcılar tarafından özellikle vurgulanmıştır. Zamanında “Marmara Denizinde Balık Azlığının Nedenleri” konulu aşağı yukarı 75-80 sayfalık bir raporu yazma durumum olmuştu. Diğer taraftan Bodrum’da göre vli iken enstitünün 1988 yılındaki ilk yayını olan “Türkiye’de Trol Avcılığı Tartışmaları ve Gerçekler” isimli kitapçıkta da yukarıda belirtilen hususlar özellikle vurgulanmıştı. Bu nedenle 25-30 yıl öncesinde bile birincil önemde olduğu vurgulanan hususların temcit pilavı gibi yeni oluşan bir durummuş gibi işlenmesini yadırgıyorum....''


    herkese yılın son günlerinde keyifli anlar diliyorum:)
    banu
    Banu Dökmecibaşı

    www.greenpeace.org

  10. #20
    Dostlar
    Üyelik tarihi
    Apr 2010
    Mesajlar
    4
    Tecrübe Puanı
    0

    B (6)

    Alıntı buranaki Nickli Üyeden Alıntı Mesajı göster
    Haddim olmayarak ben cevap vereyim
    Eğer bu denizlerimizde veya bazı bölgelerde şu aşamada bu hayvanın havyarı tutup canlanıyorsa .genc ve anaç bireylerin denizlerimizde yaşamasına şu anki kirliliği bir angel olarak görmüyorum.Tabiki İzmit körfezi ayrıcalıklı olabilir.
    haddim olmayarak da olsa bir veteriner hekim olarak bende sizin yaklaşımıza cevap vermek istiyorum.bahsettiğiniz durum nasreddin hocanın eşeğini açlığa alıştırıp yemsiz bedava hizmet vermesi çalışmaları esnasında zavallı eşeğin açlıktan ölmeden önceki günde hala yaşıyor olmasına bakarak "tüh ne güzel tam da alışıyordu niye öldü anlamadım"demesine ne kadar benziyor.eğer siz balıkçılar ekmek kapınız olan denizin dilini anlayamazsanız kim anlayacak onun dilinden.zaten bu gün tarım bakanlığı da sizlerin mensup olduğu dernek ve kooperatiflerin baskısı karşısında yani deniz ağalarının siyasi baskıları karşısında bilimsellikten çok uzak kararlar alabilmektedir.sirkülerlerdeki 14 cm lik lüfer tanımına karşı çıkmanız lazım bence.Velev ki göç balığı,velev ki siz avlamazsanız bunu başkaları avlar kaygısı.bunun yolu yavru balığı katletmek değil ortak faydası olan ülkelerin ilgili kurumlarını bir araya getirip ortak karar alabilme ortak tavır takınabilmedir.balığın göç yolunu haramiler gibi kesip aman bir tane bile kaçırmayın dercesine boğazların giriş ve çıkışlarında ağır donanımlı balıkçı gemilerinin katliam yapmasına imkan veren düzenlemeleri yapmak ,yapılan katliamı hukuki hale getirebilir ama ya vicdan muhasebesi?çocuklarınıza daha uzun süre balıkçılık mesleği ile ekmek götürmek ve profesyonel balıkçı olmayan insanların da çocuklarına daha uzun seneler resim ve ansiklopedide değil balıkçı tezgahlarında ve aile sofrasında balık türlerini göstermelerini istiyorsak herkes bu konuda sığ düşünmeden ciddi bir perspektif çizmelidir diyorum.siz henüz bazı balıklar yaşayabiliyor o halde avlayalım derseniz denizle tek alakası buraya kirletici atık boşaltmak olan kişi ve kurumlar da "daha tamamı ölmedi,bakın yaşayan türler var olanla yetinin daha bu denizlerimiz çok atık kaldırır" deyip insafsızca atık boşaltmaya devam eder.yani günü kurtarmaya değil geleceği kurtarmaya bakılmalıdır.saygılarımla

Sayfa 2/5 İlkİlk 12345 SonSon

Konu Bilgileri

Users Browsing this Thread

Şu an 1 kullanıcı var. (0 üye ve 1 konuk)

Benzer Konular

  1. lüfere Başbakanlık koruması
    By dkoryurek in forum SORUNLARIMIZ
    Cevap: 71
    Son Mesaj: 01.01.11, 09:31
  2. Lüfer Kampanyası -- ıslak imzalı dilekçe örneği (I)
    By dkoryurek in forum Güncel Deniz Haberleri
    Cevap: 13
    Son Mesaj: 07.11.10, 04:19
  3. Lüfer kampanyası hakkında
    By dökülük in forum SORUNLARIMIZ
    Cevap: 4
    Son Mesaj: 04.09.10, 18:08
  4. 300 gr ağırlığında 35 cm boyunda 'Lüfer' aranıyor!
    By kenane in forum Güncel Deniz Haberleri
    Cevap: 9
    Son Mesaj: 05.08.10, 00:56
  5. Baliklar: Lüfer
    By cumhur gezen in forum Deniz Balıkları
    Cevap: 6
    Son Mesaj: 05.08.09, 14:48

Bookmarks

Yetkileriniz

  • Konu Acma Yetkiniz Yok
  • Cevap Yazma Yetkiniz Yok
  • Eklenti Yükleme Yetkiniz Yok
  • Mesajınızı Değiştirme Yetkiniz Yok
  •  
BALIKCI FORUM