PDA

Orijinalini görmek için tıklayınız : Türkiye'de gırgır balıkçılığı



LüFerCi
09.11.08, 23:46
Türkiye'de gırgır balıkçılığı

Balıkçı motorlarında anlatmadan geçilmeyecek olan bir yer var o da kamara. Günün her saatinde muhabbetin hiç eksik olmadığı, çayların bardaklardan hiç boşalmadığı ve sigaranın her an tüttüğü bir ortam. Tayfalar çektikleri sıkıntılı hayatın yükünü bir nebze azaltmak için gelecekleri adına hayaller kurar, ümitleri ile yaşarlar. Bütün bunların gerçekleşmesi de nerede, ne zaman ve ne miktarda tutulacağı belli olmayan balığa bağlıdır. Türkiye'de balıkçılık özellikle de bu yazıda bahsedeceğim gırgır balıkçılığı şu ana kadar hayatımda gözlemlediğim işler arasında en zor olanı. Balıkçı reislerinin yaşadıkları zorlukları yakından görme fırsatına sahip birişi olarak hayat mücadelesinde gösterdikleri dirayet karşısında onlara karşı hep hayranlık beslemişimdir. Düşünsenize ailenizden, evinizden uzakta belirsizliğe doğru açıldığınız denizde nerede, ne zaman, ne miktarda tutacağınız veya tutamayacağınız balığın peşinde koştuğunuzu... Bu meslekteki belirsizliği göstermesi açısından uğurlanma şeklini bilmek bile yeterli "rastgele"...

Bu yazıdan amacım ilkel bir meslek gibi gözüken balıkçılık mesleğinin aslında ne kadar komplex, gerektirdiği çaba bakımından da ne kadar yıpratıcı olduğunu, ne kadar kapsamlı bir tecrübe, teknik bilgi ve de sistematik bir yönetim anlayışı gerektirdiği gibi konular üzerinde duracağım. Denizde uğraştığınız şey insan, makina ve bunlar arasındaki ilişkilerden öte; doğa, makina, insan ve de bunların birbirleriyle olan iletişimi... Avlanma mantığı

http://www40.brinkster.com/cibalikapi/BalikYazilari/images/balikcilar_3.jpgGırgır balıkçılığının avlanma mantığı şu şekilde: Çember şeklinde uzunca bir ağ (yaklaşık 1500 m uzunluğunda, 130 metre derinliğinde) denize dökülür, sonra bu ağın altı basılır (ağın alt yakasında demir halkalar vardır ve bu halkaların içinden geçen çelik tel vasıtası ile ağın altı sıkıştırılarak kaldırılır), ağ adeta bir havuz olur. Ağ çekildikçe bu havuz ufalır ve en son içindeki balık ufalan ağda sıkışır ve balık motorun içine alınır. İş anlatıldığı gibi basit değil tabii, denizdeki balığın bulunması, ağın balığı içine alacak şekilde dökülmesi, çekilmesi, balığın motora alınması, kasalanması, buzlanması gibi bir çok iş var. Bu çeşit balıkçılığı yapan motorların uzunlukları 30 metreden 55 metreye kadar değişiyor. Bugün gırgır balıkçılığı yapacak donanıma sahip 50 metre uzunluğunda bir tekne yapmak en az 1 milyon dolar tutar. Bu işi yapanların %50'si İstanbul'da yasayan Trabzon ve Rizeliler, diger büyük bir kısmı Doğu Karadeniz'de. Bu işi yapabilmek için çocukluktan balıkçılığa başlanması gerekiyor çünkü tecrübe çok önemli ve bilinmesi gereken dünya kadar iş var. Aslında Türkiye'de balıkçılık tekniği ve teknelerin yapısı gelişen teknolojiye paralel olarak ve de Karadeniz insanın pratik zekasının getirdiği avantajlarla çok hızlı ilerlemiş, bir de devletin bu alana hiç müdahalesi olmaması da önemli bir etken. 20 yıl önce 20 metre teknelerle yapılan işi şimdi 50 metrelik teknelerle yapıyorlar. Bu tür teknelerde en az 20 tane tayfa bulunması gerekir.

İlginç bir kazanç sistemi

Tayfalar genelde Ordu, Samsun gibi illerden gelir. Trabzon ve Rizeliler genelde emir altına girecek tipte insanlar olmadıkları için bu illerden hiç tayfa gelmez. Tayfaların kazanç sistemi ise çok ilginç. Tayfalar motorun yaptığı kara orantılı olarak kazanıyorlar. Satılan balıktan masraflar (mazot, kumanya) çıkarılıyor ve geriye kalan kar tayfalar ve motor sahipleri arasında paylaştırılıyor. Bu tür kazanç sisteminden dolayı asgari ücret, standard maaş gibi kavramlar yok. Kar zarar sistemi gibi bir sistem. Kazanç değişkenliğinin çok olduğu bu meslekte sabit ücretle bu işin yapılmasının imkansız olduğunu gören balıkçılar bu tür bir sistem geliştirmişler. Motorun sahibi kar ettiği kadar tayfa kar eder. Aslında bu motordaki sosyal dengenin sağlanması açısından da önemli bir etken. Her ne kadar belirsizliğin hakim olduğu bir meslek olsa da balık tutulduğu dönemlerde çalıştığı kadar kazanacağını bilen tayfa fazla çalışmaktan çekinmez veya çalışmaktan kaçmaz. Ekonomik açıdan volatilitenin maksimum seviyelerde oynadığı günümüz Türkiyesi'nde de zero-sum game mantığından yani birinin kar ettiği kadar diğerinin zarar ettiği bir mantaliteye alternatif olabilecek türden bir anlayış.

Muhabbetin eksik olmadığı ortam: kamara

Balıkçı motorlarında anlatmadan geçilmeyecek olan bir yer var o da kamara. Günün her saatinde muhabbetin hiç eksik olmadığı, çayların bardaklardan hiç boşalmadığı ve sigaranın her an tüttüğü bir ortam. Tayfalar çektikleri sıkıntılı hayatın yükünü bir nebze azaltmak için gelecekleri adına hayaller kurar, ümitleri ile yaşarlar. Bütün bunların gerçekleşmesi de nerede, ne zaman
ve ne miktarda tutulacağı belli olmayan balığa bağlıdır. Etrafınızda dalgaların kırıp geçirdiği, denizin ortasında yapayalnız balık aramakla geçirilen saatlerde kamaradan başka ne paklar ki insanı.
Gırgır balıkçılığında kullanılan donanım ve aletlerin detayına girersek, en tepedeki kaptan kulesinde su üstü radarından, dikey radarına (echo sounder), sonarına, İstanbul'dan Rusya ile netlikle konuşabileceğiniz SSP telsizine, GPS (global positioning system) harita sistemine, otomatik plotuna, gyro pusulasına, normal-kara deniz telsizine, koca tekneyi kalem kadar bir çubukla
manevra ettirebileceğiniz hidrolik dümenine, denizin dibindeki değişik akıntıların hızlarını, vektörel olarak yönlerini veren akıntı cihazına (current indicator), hava durumu için barometresine kadar birçok cihaz vardır. Su üstü radarı denizin üzerinde yüzen gemi, kuş, sandal her şeyi gösteren bir cihazdır. Balıkçılar bu cihaz sayesinde sisli havalarda bile ağlarını rahatça denize
döküp, denizin üstünde 20 cm kadar yükseklik yapan ağın mantarlarını bu cihazlarla kontrol ederler. Fiyatı gösterdiği uzaklığa bağlı olarak değişiyor(~5000$). Genelde 50, 60 deniz mili seviyelerine kadar gösterir. Dikey radar teknenin altından geçen veya teknenin üstünden geçtiği balıkları gösteren bir radardır. Herhangi bir balıkçı teknesinden en az 2 tane bulunur (fiyatı
~7000$). Motorun altında bu radarın aynaları bulunur, bu aynalardan gönderilen değişik frekanstaki ses sinyalleri ile denizin dibi ile motorun arasında kalan cisimler ekranda değişik renk tonlarında belirir. Ekranda beliren değişik renklerdeki cisimlerden hangisinin balık, hangisinin parazit, hangisinin kaya vb. olduğunu anlamak reis için çok kolaydır. Aslında tüm bu cihazlar silah
çıktı mertlik bozuldu hesabı birçok adeti, alışkanlığı alt üst etmiş.

Eski teknikler: kuş sıçtı mola, oynak takibi...

Eskiden kuş sıçtı mola, oynak takibi, suyuna göre balık tutma teknikleri gibi gözlemlerin ağırlığı azalmış yerine bu teknik aletleri kullanma kabiliyetine bağlı olan bir balıkçılık gelmiş. SSP telsizi çok özel bir telsiz. Rusya'da batan Türk balıkçı tekneleriyle İstanbul'daki balıkçılar bu telsizler vasıtasıyla an ben an net bir şekilde konuşuyorlardı. GPS sistemi teknenin koordinatlarını gösteren ve de bağlı olduğu monitörde harita şeklinde teknenin izlediği yolu, hızı gösterir. Bu sistemle ayrıca belli önemli bulduğunuz koordinatlara değişik işaretler koyabilirsiniz. Mesela ağını belli bir yerde yırtan balıkçı o yerde bir daha ağ atmamak için o koordinata GPS vasıtasıyla bir işaret koyar hatta yorum bile yazabilir.

scubamen
24.08.09, 23:52
harika paylaşım tesekkurler

eskireis
25.08.09, 09:30
çok güzel tüm genel bilgileri vermişsin teşekkürler

torun35
02.09.09, 14:50
söyleyecek bir sey birakmamissin tesekkürler

Ali41
02.09.09, 19:32
paylaşım için teşekkürler.

kenane
02.09.09, 20:32
Çok detaylı ve birebir yazmışsın. Eline sağlık.

Merak ettim balıkçılar için olan yeni elektronik aletlerin merkezi bir eğitim yeri var mıdır?
GPS, radar, balık bulucu filan. Yoksa sadece ithalatçı firmaların insafına mı kalmış?

aFaLa
02.09.09, 20:32
paylaşim için teşekkürler güzel bir yazı olmuş

denizkurdu85
02.09.09, 22:03
paylaşım için tşk