Türkiye'nin avcılık yoluyla balık ve diğer su ürünlerini yakalama teknikleri
konusunda ileri bir teknolojiye sahip olduğunu söyleyebiliriz. Son derece
gelişmiş cihazlarla donatılan balıkçı teknelerindeki teknik üstünlüğe
karşın, yakalanan su ürünleri miktarında önemli bir artış olmamıştır. Aksine ele geçirilen ürünlerin çeşitliliğinde azalma söz konusudur.

Sınır tanımayan bu teknolojik tırmanış kontrol altına alınmalı ve avlanmaya yasak getirilmelidir. Gerek avcılık, gerekse de yetiştiricilik yoluyla elde edilen su ürünleri miktarı, 1999 yılında 637 bin ton iken, bu rakam 2004 yılında 645 bin ton civa rında kalmıştır.

İnsanımızın yıllık balık tüketim miktarının ortalaması 7 kilogramdır. Bu da
uluslararası standartlar bazında çok düşük bir rakamdır. Bunun 20 kilograma çıkarılması ve balık tüketiminin artırılması için üretim kapasitesinin 2 milyon tona çıkarılması gerekir. Bunun için, stokların hangi önlemler ve yasalarla korunabileceği, güvenli ve sınırlı avcılığın denetiminin yapılması gibi konuların belirlenmesi gerekmektedir.

Balık ve diğer su ürünleriyle ilgili envanter çalışması yapmayan, stratejik
avlanma politikası olmayan toplumlar, bunun sıkıntısını zaman içinde
yaşayacaklardır. Bu nedenle, konu uluslararası boyutta ele alınmalıdır.

Günümüz standartlarında balıkçılık sektörünün bölgesel yapılanmasında önemli eksiklikler söz konusudur. Kontrol, organizasyon, yönetim ve araştırma gibi konulardaki eksiklikler, ulusal ekonomik değerle rin kaybolmasına neden olmaktadır.

Türkiye ve Yunanistan'ın sahip olduğu balıkçılık filosu düşünüldüğünde Ege
Denizi bu anlamda yoğun bir baskı altında kalmakta ve verimlilik her geçen gün düşmektedir. Ancak sınırlı ve kontrollü deniz avcılığı ile su altındaki zenginlikleri geleceğe aktarabiliriz