Mekan : Kandilli Balıkçı Suna’nın Yeri

Tel: (0216) 332 32 41
Adres: Kandilli İskele Caddesi 4-17, Üsküdar
Semt: Üsküdar

Harita





Kandilli İskelesi’nin hemen yanında 35 yıldır hizmet veren bu balıkçı lokantası denize sıfır konumda.


Her gün 12.00-00.00 arasında açık. Kredi kartları geçerli.


İstanbul’da yaşayan milyonlarca insanın eylülde bir kaçamak yapması için uzaklara gitmesine gerek yok. Boğazın Anadolu Yakası’nda biraz gezin, yeter. Anadolu yakasında sahil şeridinde uzun yürüyüşler yapmak, sabah Çengelköy’de simit ve çayla kahvaltı etmek, Kanlıca iskelesi civarında oturup bir şeyler içmek, Kandilli’de Suna’nın Yeri’nde balık keyfi yapmak insana gürültülü bir kentte yaşadığını unutturabilir. Kandilli’de vapur iskelesinin hemen yanındaki Suna’nın Yeri taze balıkları, kalamarı, sakin ortamıyla pahalı balıkçılara fark atabilecek bir mekan. Ne çok lüks, ne çok salaş. Fiyatlar, kişi başı 40-50 YTL arası.



İşletmecileri meyhane ve balıkçı kültürünün bir tutulmasından hoşnut değil: Burada içki servisi yapılmıyor. Balıklardan özellikle gümüş ve tekir, ara sıcaklardan balık köftesi, tatlılardan da ev baklavası denenmeli. Dışarıda iskelenin sağına ve soluna yayılmış şekilde 200 kişi; içeride ise 60-70 kişi birlikte yemek yiyebiliyor. Hafta sonları spesiyalleri olan midye dolması çıkıyor. Mevsime göre de enginar dolma, fava, pilaki ve zeytinyağlılar yapıyorlar. Mutfağın yıllardır değişmeyen isimleri ise Bayram Usta ve Cengiz Usta.


Restoranı 2007 yazında, İrfan Koç, Yılmaz Yıldız ve Kemal Yıldız Beyler işletiyorlardı. 35 yıllık restorana ismini veren Suna Türksezer Hanım, aynı zamanda zeytinyağlı mezelerin yapımından da sorumlu. Biz, balığımızın tadına varalım diye, meze olarak sadece kalamar tava aldık, gayet iyiydi. Tatlı olarak ev baklavalarını yedik, ben çok beğendim ama esas aşuresi çok meşhurmuş, aklımız onda kaldı.


Balıklar konusu malum, en güzel balık mevsiminde yenen balıktır. Biz levrek zamanı gitmiştik, ızgarası sulu ve çok lezizdi. Tazelik konusunda da zerre şüphemiz yok. Körpe rokalı karışık salata da sofrayı coşturdu.

Otoparkı mevcut.



Bir tanesi SUNA'NIN YERİ... Kandilli'de, tam denizin kenarında, püfür püfür esen, harika manzaralı bir yer. Fotoğrafta belli değil, ama tam köprüye karşı afiyetle balıklarınızı yiyorsunuz. Akşamüstü gittik, inanılmaz sıcak havaya rağmen oturduktan on dakika sonra şallara sımsıkı sarıldık. Rüzgarın, manzaranın ve balıkların keyfini çıkarmak için harika bir seçim. Balık restoranlarına özgü o kasıntılıktan tamamen uzak, çalışanlar pek sempatik, ortam pek keyifli.

Sadece alkol yok orası büyüyü bozuyor; ama "elma suyu" isterseniz kadehte olmasa da beyaz şarabınızı yudumlayabiliyorsunuz. : ))

Kandilli'ye yolunuz düşerse en azından bir kalamar ve "elma suyu" mideye indirmeden geçmeyin derim.

Anne tarafı egeli olan, zeytinyağlıların en güzelini yiyerek büyümüş biri olarak, dışarıda herkesin bayıldığı zeytinyağlılara "Abartmayın yahu, hiç de güzel değil ki bu!" burun kıvıran ve sonra Bade'nin (anneannem) zeytinyağlılarından yedirtip onların aklını alan ben dışarıda meze olarak zeytinyağlı hiç söylemem. Çünkü bilirim ki beğenmeyeceğim. Suna'nın yeri ezberimi bozdu. Fava yediğim en lezzetli favalardandı.

Yan masadaki kadının "Fava ne ki?" diye sorduğunu duydum. Siz de bilmeyenlerdenseniz ve bakla seviyorsanız mutlaka fava denemelisiniz, özellikle de bu Suna'nın Yerinde...