Balıkçı Kooperatifleri Balıkçılık
endüstrisinin gelişimi ve balıkçıların refah
seviyesinin iyileştirilmesine odaklanmış, gelir
artışı, yaşam standartlarının ve üretimin
artırılması gibi hedefler taşıyan, sektördeki
avcılık, işleme, yetiştiricilik veya pazarlama
faaliyetlerini yürüten ilgililerin bir araya getirdiği
bir örgütlenme biçimidir.

Türkiye'de ilk kooperatifçilik hareketi,
Osmanlı imparatorluğu zamanında Mithat Paşa
tarafından ve zirai kredi alanında başlatılmıştır.
Diğer taraftan Cumhuriyet döneminde de
kooperatifçilik hareketi desteklenmiş,1936
yılında İçel'in Tekir köyünde, Mustafa Kemal
Atatürk tarafından bir Tarım Kredi Kooperatifi
kurulmuştur, Atatürk bu kooperatifin hem
kurucusu hem de 1 numaralı ortağı olmuştur.
Su ürünleri konusundaki kooperatifçilik hareketi
ise 1942 yılında, Halk Bankası'nın öncülüğünde
başlamıştır.

Dünyanın birçok yerinde olduğu gibi,
Türkiye'de de kıyı alanının en yoğun ve en eski
kullanıcıları balıkçılardır. Ancak balıkçılar
kendilerinden beklenilen kooperatifçilik
hareketindeki ivmeyi gösterememiş, var olan
birçok su ürünleri kooperatifi de kuruluş
amaçlarını gerçekleştirememişlerdir.
Kooperatifçilik bir gönüllülük hareketidir.
Belirli şartları taşıyan herkes kooperatife üye
olabilir. Üyelik kişinin özgür idaresiyle olur.
Üyeler kooperatifi yönetmede eşit hakka
sahiptir. Kooperatifler hiçbir kişi yada kurumun
yönetimi altında değildir. Kooperatifleri bir
başka şekilde şahıslar birliği olarak da tarif
edebiliriz. Bu nedenle kooperatiflerde temel
amaç hizmet, kontrol demokratiktir. Kar risturn
esasına göre dağıtılır. Hisseler piyasada alınıp
satılmaz. Kooperatifler yatay ve dikey olarak
birleşerek bir çok problemi kolaylıkla
aşabilecekleri gibi, menfaat grubu oluşturarak
da siyasi iktidara yasal, finansal konularda
baskı oluşturabilir.

Balıkçı kooperatifleri deniz balıkçılığı ve
yetiştiricilik sektöründe olmak üzere dünyanın
hemen her tarafında bulunmaktadır. Karadeniz
bölgesinde kooperatifler genellikle deniz
balıkçılığı konusunda faaliyet göstermektedirler.
Bu kooperatifler pazarlama, kredi temini, ucuz
girdi temini, ortakları adına kefalette bulunmak,
taşınır ve taşınmaz mallar edinmek, eğitim
hizmeti vermek gibi çeşitli konularda icraatta
bulunmaktadır. Yine ortakların her türlü
ihtiyaçlarının temini ve elde edilen su
ürünlerinin değerlendirilmesi, su ürünlerinin
ihracat ve ithalatı faaliyet alanlarındadır. Balıkçı
barınaklarının kiralama işlemleri balıkçı
kooperatiflerince gerçekleştirilmektedir.
Çoğunluğu küçük tekne sahiplerinden
oluşan bölge balıkçısı genelde balıkçı
kooperatifleri altında organize olmuşlardır.

Yanlış planlama, haksız rekabet, destekleme ve
teşviklerin doğru kullanılmaması ve yetersizliği,
eğitim eksikliği, beraber hareket edememe,
bölge kooperatiflerinin önemli sorunlarıdır. Buna
rağmen kooperatifçilik, balıkçılığın içinde
bulunduğu sorunları ortadan kaldırmak, bunun
yanında balık stoklarını ve balıkçı toplumunu
sürdürülebilir kılmak için en uygun araçlardan
biri olarak görülmektedir. Karadeniz bölgesinde
kar eden ve bu karı yılsonunda üyelerine
dağıtan; bir başka ifadeyle risturn ödemesi
yapan balıkçı kooperatifi sayısı son derece
sınırlıdır. Balıkçıların ağ malzeme, düşük faizli
kredi ihtiyacını karşılayan, düzenli işleyen
kooperatifler mevcuttur. Ancak bunların sayısı
çok azdır. Bölgede mevcut kooperatiflerin çoğu
genel kurullarda bir araya gelmekte bu
özellikleriyle adeta birer tabela kooperatifi
görüntüsü vermektedirler. Öyleyse balıkçılıkta
etkin organizasyona acil ihtiyaç vardır.

Balıkçıların en çok yakındığı konu yakalanan
balıkların değer fiyatının altında satılmasıdır.
Kooperatifler daha düşük vergi ve daha az kar
marjıyla çalışarak bu problemi çözebilirler. Yine
deniz kirliliğiyle mücadelede, kontrol
çalışmalarında, avlanan balık kayıtlarının doğru
tutulmasında daha etkin rol oynayabilirler.
Balıkçılığın sorunları denizlerde
yaşanıyor. Ancak başta sektör çalışanları olmak
üzere tüm toplumu ilgilendiriyor. İki önemli
problem olan kirlilik ve aşırı avcılığın çözümü
için sürdürülen balıkçılık sisteminin yeniden
yapılandırılması gerekir. Bun şekilde balıkçı
kooperatifleri kanalıyla balıkçıların aktif katılımı
sağlanarak etkin bir otokontrol sistemini içeren
denetim sistemi kurulmalıdır.

Türkiye'de 2007 yılı rakamlarına göre
482 adet balıkçı kooperatifi bulunmakta olup
ortak sayıları 21719 dur. Karadeniz kıyı
kesiminde 20.558 kişi balıkçı veya tayfa olarak
balıkçılık sektöründe çalışmaktadır. Bu
balıkçılar 81 adet balıkçı kooperatifi altında
örgütlenmiştir. Küçük teknelerle genellikle
amatör balıkçılık kapsamında yan uğraş olarak
balıkçılık yapılmakta bu durum zaman zaman
sektörün anlaşılmasında sıkıntı doğurmaktadır.
Sektörde en geniş bölümü aile işletmeciliği veya
küçük balıkçı dediğimiz kesim oluşturmaktadır.

Bu kesim kıyılarda genellikle balıkçı
barınaklarında konuşlanmış, balıkçı
kooperatiflerini kurmuşlardır. Karadeniz
bölgesinde 130 adet balıkçı barınağı veya
çekek yeri bulunmaktadır. Küçük üreticiler
ürünlerini genellikle kabzımal yoluyla
pazarlamaktadır. İşte bu noktada kooperatiflere
büyük görevler düşmektedir. Çünkü
kooperatifler tutulan balığın pazarlanmasını,
değerlendirilmesini, özetle katma değer yaratan
diğer hizmetleri de ellerinde tutmalıdırlar.
Balıkçılıkta ilk halkadan son tüketim halkasına
kadar tüm hizmetler kooperatif bünyesinde
tutulduğunda elde edilen katma değerler
kooperatif içinde kalabilecek ve bu da balıkçıya
yansıyacaktır. Günümüzde üyeleri adına
girişimlerde bulunmak, gerekli durumlarda
onları temsil etmek, kooperatiflerin sorunlarını
tek ses olarak ortaya koyabilmesi açısından
avantaj olmasına rağmen; bir çok su ürünleri
kooperatifi kendilerini ilgilendiren çok önemli
konuların tartışıldığı, kararların alındığı
toplantılara katılmamaktadır.

Karadeniz denildiğinde akla ilk olarak
hamsi gelir. Trabzon, Ordu, Giresun,
Zonguldak, Bartın, Karabük, Sinop, Samsun ve
İstanbul'da toplam 100 kişiye "Karadeniz
denildiğinde aklınıza ne geliyor" sorusuna,
ankete katılanların %36'sı hamsi cevabı
vermiştir. Ancak son dönemde hamsi
avcılığında önemli problemler mevcuttur.
Balıkçı kooperatiflerinin bu günlerde en önemli
gündemini hamsi teşkil etmelidir. Esas kazanç
kaynağı olan hamsi olmazsa ne balıkçı ne de
kooperatifleşmenin anlamı olmayacaktır. Bunun
için yaşam savaşı verdiğini bildiğimiz balıkçı
kooperatifleri sıkıntıları aşmak için kendi
aralarında yardımlaşma şekilleri
geliştirmelidirler.

Balıkçı kooperatiflerinde önemli
sorunlardan biri de kıyı şeridinde avlanan küçük
balıkçılarla, trol ve gırgır kullanan büyük
balıkçılar arasındaki eşitsiz rekabettir. Ortak
çıkarları işbirliği yapmalarını gerektirdiği halde,
karlılık üzerine kurulu sistem, piyasa aracılığıyla
bunu engellemektedir. Büyük balıkçılar
kooperatif yönetimlerinde etkin rol alarak,
geleneksel işleyişi sürdürülmesinden yana tavır
almaktadır. Halbuki geleneksel işleyiş yerine
bilimsel temelde doğal sürece uygun balıkçılık
teknikleri geliştirilmelidir. Özellikle açık deniz
balıkçılığına uygun alanlar araştırılarak,
avlanma filosunun bir bölümü uluslararası
anlaşmalar çerçevesinde bu yöne teşvik
edilmelidir.

Özetle sektörün tüm temsilcileri balıkçı
kooperatiflerini işler hale getirerek ve balıkçı
kooperatifleri üst birlikleri şeklinde örgütlenerek,
balık stoklarının korunması ve geliştirilmesinde
aktif rol almaları sağlanmalıdır. Böylece
balıkçılığımızın sürüdürlebilirliği sağlanmış
olacaktır.

SÜMAE YUNUS Araştırma Bülteni, 7:3 Eylül 2007
Ali ÇANKAYA - SUMAE