Sayfa 1/4 1234 SonSon
37 sonuçtan 1 ile 10 arası

Konu: balıkçı ve balıkçı reisleri ne davet

  1. #1
    vip
    Üyelik tarihi
    Oct 2009
    Mesajlar
    353
    Tecrübe Puanı
    49

    Standart balıkçı ve balıkçı reisleri ne davet

    üyeler tarafından yazılan olumsuz,olumlu,yazıların doğruluğunu başkasından duyarak yanlış anlamalara neden olduğu ,gırgırcı,trolcu,voliçi,uzatmacı.kalkancı,bindirme çi,manyatcı,algarnacı,dip ağcılığı,oltacı ve diğer avcılık çeşitlerini yaparak sektörün içinde olan her kez ister rumuzla ister kendi adında bu foruma katılsın yapmış olduğu avcılık türünü bilgilerini nedenlerini sorunlarını çözümlerini,sektörün selameti için neler yapıla biliri,yapmış olduğu avcılık ile ilgili karşı görüşlülere sistemin anlatılması paylaşılması bilmediklerini öğrenmelerini sağlıyacaktır.ayrıca sizler yazmaz konuşmazsanız.sizlerin adına bilende bilmeyende yazar ve konuşur sonuçta bölünme ,. avcılık türleri arasında çatışmalar başlar .buda hiç hoş olmayan olayları getirir.önçelikle bizler balıkçıyız ve buna inanmalıyız bizim bizden başka dostumuz yok,herkez şapkasını önüne koysun düşünsün avcılara kimler ne gözle bakıyor,ne hakları ellerinden alınıyor,alınmaya çalışılıyor.kavgamız onlara karşı birlikle,beraberlikle olacaktır.DOSTLAR

  2. #2
    % 10O Lazoğli - ait Kullanıcı Resmi (Avatar)
    Üyelik tarihi
    Aug 2009
    Yaş
    53
    Mesajlar
    1.275
    Tecrübe Puanı
    0

    Standart teşekkür

    yazıların temennilerin için teşekkürler inanıyorumki bu sesleri herkez duyuyordur biz devam edelim sizlerin bilgi ve çabası sektörde etkili olacaktır


    34 D 1316

    BAKIRKÖY/İSTANBUL


    KİM NE YAPARSA KENDİNE YAPAR

  3. #3
    Balıkçı
    Üyelik tarihi
    Jul 2009
    Mesajlar
    495
    Tecrübe Puanı
    79

    Standart

    forumdan çok daha fayda alınmak isteniyorsa öncelikle dışardan kaynak alınarak oluşturulan mesajlar ayrı bir başlık adı altında ayrı bir yerde toplanmalı.çünkü tam bir konu üzerinde konuşulmaya başlanıyor bir anda gündem değişiyor.

  4. #4
    Vıp üye İhtiyar - ait Kullanıcı Resmi (Avatar)
    Üyelik tarihi
    Oct 2009
    Mesajlar
    4.641
    Tecrübe Puanı
    957

    Standart

    Teşekkürler.

    Acizane birkaç şey söylemeye çalışayım, sonra geliştiririz.

    Kanaatimce balıkçının ve balıkçılığın sorunları iki kaynaktan geliyor.

    1-Doğrudan balıkçılıkla ilgili olanlar.
    2-Balıkçılık dışı etkiler.

    Balıkçılıkla ilgili olan problemlerin başında,

    Aşırı ve bilinçsiz avlanma var.

    İsterseniz diğerlerini ayrı ayrı sayar, isterseniz hepsini bu başlıkta ele alabilirsiniz.
    Küçük balıkların tutulması, balığın, yatak yaptığı, yumurta dökeceği yerlerden sürülüp çıkarılması ve avlanması, yumurtlama zamanında avlanması, ihtiyaçtan fazla avlanması hep aşırı avcılık veya bilinçsiz avcılık sayılır.
    Son örnek tekir balığı.
    Mubarek, nasıl da üremiş, öyleyse dibini çıkarana, tohumunu kurutana kadar tutalım.
    10 liraya tekirin kasası mı olur?
    Üsküdar'da kilosunu 5 liraya satıyorlar, millet artık dönüp bakmıyor bile. Bu yanlış.
    Ama onu tutan, bin kasa tutsam onbin lira eder, iyi para diye düşünebilir.
    Balıkçıya kendiliğinden tutma denmez. Ben tutmazsam öteki tutar.
    Burada devletin denetimi gerekiyor, bu da balıkçılık dışı etki sayılır, kontrol yok, herkes kafasıına, ihtiyacına ve vicdanına göre tutuyor veya yeter bu kadar diyor.
    ...
    Küçük balıkçıyı koruyan hiçbir merci yok. Mesela yine yasal bir düzenlemeyle, sözgelişi, boğazlar ve kıyılarda belli kesimler, küçük ağ ve olta balıkçılarının istifadesine tahsis edilse, oralarda büyükler avlanmasa, efendim iyi ama gırgır balık tutmazsa millet balık yiyemez, bu çok kabul gören bir söz, doğru da.
    Peki binlerce olduğunu düşündüğüm küçük balıkçı ve onların ailelerinin yaşama hakkı yok mu?
    Ziraat Bankası, bir dönemde açık deniz balıkçılığını teşvik için kredi vermişti.
    Kimileri çok uygun şartlarda verilen bu krediyi alıp iç etmiş, kimileri de namuslu davranıp, 50-60 m. lik büyük tekneler yaptırmıştı.
    Acaba bilen var mı, bu krediyle yapılan kaç tane tekne vardır ve bunlardan kaç tanesi Büyükdere koyunda, Paşabahçe koyunda çevirmektedir?
    Tekne (takım, ağ) boylarına göre, avlanma alanları belirlenemez mi?
    Açık deniz için yapılan tekneler açık denizde avlansın denemez mi?

    Trol için Karadeniz'de 3 mil açıkta çekmeye izin var, peki hiçbir tekne daha kıyıda trol çekmiyor mu?
    Çekiyorsa kaç tanesi yakalanıp ceza almış, Sarayburnu'nda oltacıları kovalayan, ceza kesenlerin görev alanına bunlar da girmiyor mu?

    Hep büyüklere dokunduk, biraz da tam tersinden söz edelim.

    Kıyılarda binlerce belki onbinlerce amatör var. Aralarında bilinçli ve iyi niyetli olanlar da var ve sayıları da azımsanmayacak ölçüde fakat çoğunluğu, kıraçaları (14 cm. den küçüğünü tutmak yasak) kovalarına dolduruyor, bazıları tezgahı kurmuş satıyor (satmaları yasak).
    Kıyıda ip bağlayacak yer bulursa ağ atmaya çalışan küçük balıkçının kafasına, sandalına kıyıdan kurşun yağdırıyorlar.
    Denetleyen var mı, denetlemek kimin görevi, öncelik meslek sahibinin değil mi?
    Adam keyif için gelmiş, üç beş balık tutacak, öteki ekmek parasına koşuyor, ağdan üç beş kilo balık çıkacak da satacak.
    Gırgır, trol, balığı dağlar gibi yığmış balıkhaneye, istavrit, tekir, hamsi, mezgit, kasası 10 liraya kadar düşmüş, rezil olmuş, küçük balıkçı balığını kaça satacak da geçinecek, üstelik, kıyıdan küfür ve kurşun yağıyor.

    Bebek koyu balık avlama sahası olarak geçiyor.
    BAkın bakalım, kıyıya yanaşacak, bir ip bağlayacak yer kalmış mı?
    Her taraf küçüklü büyüklü teknelerin işgali altında.
    Peki bu teknelerin devlete bir faydası var mı yoksa sahipsiz memlekette istedikleri gibi at mı oynatıyorlar?
    Eskiler bilir, Bebek voli yeridir, şimdi denizin ortasında şamandıra kaynıyor, her taraf ilişken.
    Şamandıra dedim de aklıma geldi, rahmetli babam Kanlıca koyunda( biz körfez diyoruz)yazın 10-15 kulaçlık parçalar halinde tekir ağı atar, bir saat arayla çeker, tekrar atar, böylece iki üç kilo balık tutar, geçimimizi sağlardı.
    (O zaman Savarona ve bir ara da Ertuğrul yatı orada demirli dururdu.)
    Şimdi körfeze bırakın ağ atmayı tekneyle girmek bile marifet, her taraf şamandıra dolu, şamandıralar da 20-30 belki 40 metrelik iplerle kıyıya bağlı.
    BAzısı yarı batık, bazısı, terkedilmiş gibi ama hepsi orada duruyor.
    Demek ki yalıyı alan onun önündeki en az 30 metre açığa kadar denizi de almış oluyor.
    Oysa, geçiş yollarına karada da denizde de bir şey koymak, bırakmak yasak.
    Kanun öyle diyor, ama bu kanun denizde işlemiyor.

    Sahil Muhafazaya sordum, yetki bizde değil, Büyükşehir Belediyesi'nde dediler.
    VE eklediler, kesinlikle denize şamandıra atamazlar.
    Eeee! atmışlar, üstüne üstlük kıyıya kadar ip bağlayıp geçişi yasaklamışlar, mayınlı arazi, yaklaşmayın.

    Tur tekneleri günün her saatinde boğazda cirit atıyor, ne rota var, ne hız sınırı, Rumelide rıhtımın dibinden giderken birdenbire sancak alabanda edip Anadoluya yöneliyor, ne sığlık şamandırası dinliyor, ne balıkçı sandalı, ağ çeken teknelerin üstüne bodoslama tam yol gidiyor.
    Haydi bunlar sorumsuz ve kontrolsuz, ya devletin teknelerine ne demeli, üzerinde Kıyı Emniyeti yazan ve habire boğazda bir aşağı bir yukarı gidip gelen resmi tekneler, boğazda küçük tekneler için ölüm tehlikesi, abartmıyorum, bunları gören balığı falan unutup, dalgasından batmamak için savaşıyor.
    Değişti de benim mi haberim yok, yoksa hala geçerli mi, bir kanun vardı, boğazda karaya göre 10 milden fazla gitmek yasak diye.
    Ne 10 mili, sürat teknesi geminin bordasından kopamıyor, uçuyor gemi, denetleyen var mı?
    Boğazda trafiği tek yönlü yaptılar, bir aşağıdan bir yukarıdan ipini koparan hücuma geçmiş, birbirlerini iskeleden sancaktan geçiyor, adeta yarış ediyorlar, eskiden rotaları belliydi, biz de rotalarını bilir ona göre seyrederdik, şimdi ne rota var ne bir şey, aynı anda iki üç gemi birden yanyana gidiyor.
    Bunların yukarıda sebep oldukları tehlike bir yana pervaneleri aşağıda nasıl etki yapıyor dersiniz?
    Denetleyen var mı?BAlık boğazda nasıl barınsın?
    Adam rotasından çıkmış, neredeyse rıhtımı elliyor, hababam düdük çalıp ballıkçıları kovalamaya çalışıyor, olmadı şikayet, koş sahil güvenlik, balıkçılar balık tutuyor.

    Daha çok şey var, herkes biliyor da ... her neyse.

    Selam ve sevgiler.
    Herkes, ne yaparsa kendisine yapar.

    M.Mahir Ersin
    İstanbul 1945

  5. #5
    TAYFA YakoMoZ - ait Kullanıcı Resmi (Avatar)
    Üyelik tarihi
    Mar 2008
    Mesajlar
    295
    Tecrübe Puanı
    42

    Standart

    Alıntı Ali güney Nickli Üyeden Alıntı Mesajı göster
    üyeler tarafından yazılan olumsuz,olumlu,yazıların doğruluğunu başkasından duyarak yanlış anlamalara neden olduğu ,gırgırcı,trolcu,voliçi,uzatmacı.kalkancı,bindirme çi,manyatcı,algarnacı,dip ağcılığı,oltacı ve diğer avcılık çeşitlerini yaparak sektörün içinde olan her kez ister rumuzla ister kendi adında bu foruma katılsın yapmış olduğu avcılık türünü bilgilerini nedenlerini sorunlarını çözümlerini,sektörün selameti için neler yapıla biliri,yapmış olduğu avcılık ile ilgili karşı görüşlülere sistemin anlatılması paylaşılması bilmediklerini öğrenmelerini sağlıyacaktır.ayrıca sizler yazmaz konuşmazsanız.sizlerin adına bilende bilmeyende yazar ve konuşur sonuçta bölünme ,. avcılık türleri arasında çatışmalar başlar .buda hiç hoş olmayan olayları getirir.önçelikle bizler balıkçıyız ve buna inanmalıyız bizim bizden başka dostumuz yok,herkez şapkasını önüne koysun düşünsün avcılara kimler ne gözle bakıyor,ne hakları ellerinden alınıyor,alınmaya çalışılıyor.kavgamız onlara karşı birlikle,beraberlikle olacaktır.DOSTLAR
    Alıntı mertkurtq Nickli Üyeden Alıntı Mesajı göster
    yazıların temennilerin için teşekkürler inanıyorumki bu sesleri herkez duyuyordur biz devam edelim sizlerin bilgi ve çabası sektörde etkili olacaktır
    Alıntı ireis Nickli Üyeden Alıntı Mesajı göster
    forumdan çok daha fayda alınmak isteniyorsa öncelikle dışardan kaynak alınarak oluşturulan mesajlar ayrı bir başlık adı altında ayrı bir yerde toplanmalı.çünkü tam bir konu üzerinde konuşulmaya başlanıyor bir anda gündem değişiyor.
    Alıntı İhtiyar Nickli Üyeden Alıntı Mesajı göster
    Teşekkürler.

    Acizane birkaç şey söylemeye çalışayım, sonra geliştiririz.

    Kanaatimce balıkçının ve balıkçılığın sorunları iki kaynaktan geliyor.

    1-Doğrudan balıkçılıkla ilgili olanlar.
    2-Balıkçılık dışı etkiler.

    Balıkçılıkla ilgili olan problemlerin başında,

    Aşırı ve bilinçsiz avlanma var.

    İsterseniz diğerlerini ayrı ayrı sayar, isterseniz hepsini bu başlıkta ele alabilirsiniz.
    Küçük balıkların tutulması, balığın, yatak yaptığı, yumurta dökeceği yerlerden sürülüp çıkarılması ve avlanması, yumurtlama zamanında avlanması, ihtiyaçtan fazla avlanması hep aşırı avcılık veya bilinçsiz avcılık sayılır.
    Son örnek tekir balığı.
    Mubarek, nasıl da üremiş, öyleyse dibini çıkarana, tohumunu kurutana kadar tutalım.
    10 liraya tekirin kasası mı olur?
    Üsküdar'da kilosunu 5 liraya satıyorlar, millet artık dönüp bakmıyor bile. Bu yanlış.
    Ama onu tutan, bin kasa tutsam onbin lira eder, iyi para diye düşünebilir.
    Balıkçıya kendiliğinden tutma denmez. Ben tutmazsam öteki tutar.
    Burada devletin denetimi gerekiyor, bu da balıkçılık dışı etki sayılır, kontrol yok, herkes kafasıına, ihtiyacına ve vicdanına göre tutuyor veya yeter bu kadar diyor.
    ...
    Küçük balıkçıyı koruyan hiçbir merci yok. Mesela yine yasal bir düzenlemeyle, sözgelişi, boğazlar ve kıyılarda belli kesimler, küçük ağ ve olta balıkçılarının istifadesine tahsis edilse, oralarda büyükler avlanmasa, efendim iyi ama gırgır balık tutmazsa millet balık yiyemez, bu çok kabul gören bir söz, doğru da.
    Peki binlerce olduğunu düşündüğüm küçük balıkçı ve onların ailelerinin yaşama hakkı yok mu?
    Ziraat Bankası, bir dönemde açık deniz balıkçılığını teşvik için kredi vermişti.
    Kimileri çok uygun şartlarda verilen bu krediyi alıp iç etmiş, kimileri de namuslu davranıp, 50-60 m. lik büyük tekneler yaptırmıştı.
    Acaba bilen var mı, bu krediyle yapılan kaç tane tekne vardır ve bunlardan kaç tanesi Büyükdere koyunda, Paşabahçe koyunda çevirmektedir?
    Tekne (takım, ağ) boylarına göre, avlanma alanları belirlenemez mi?
    Açık deniz için yapılan tekneler açık denizde avlansın denemez mi?

    Trol için Karadeniz'de 3 mil açıkta çekmeye izin var, peki hiçbir tekne daha kıyıda trol çekmiyor mu?
    Çekiyorsa kaç tanesi yakalanıp ceza almış, Sarayburnu'nda oltacıları kovalayan, ceza kesenlerin görev alanına bunlar da girmiyor mu?

    Hep büyüklere dokunduk, biraz da tam tersinden söz edelim.

    Kıyılarda binlerce belki onbinlerce amatör var. Aralarında bilinçli ve iyi niyetli olanlar da var ve sayıları da azımsanmayacak ölçüde fakat çoğunluğu, kıraçaları (14 cm. den küçüğünü tutmak yasak) kovalarına dolduruyor, bazıları tezgahı kurmuş satıyor (satmaları yasak).
    Kıyıda ip bağlayacak yer bulursa ağ atmaya çalışan küçük balıkçının kafasına, sandalına kıyıdan kurşun yağdırıyorlar.
    Denetleyen var mı, denetlemek kimin görevi, öncelik meslek sahibinin değil mi?
    Adam keyif için gelmiş, üç beş balık tutacak, öteki ekmek parasına koşuyor, ağdan üç beş kilo balık çıkacak da satacak.
    Gırgır, trol, balığı dağlar gibi yığmış balıkhaneye, istavrit, tekir, hamsi, mezgit, kasası 10 liraya kadar düşmüş, rezil olmuş, küçük balıkçı balığını kaça satacak da geçinecek, üstelik, kıyıdan küfür ve kurşun yağıyor.

    Bebek koyu balık avlama sahası olarak geçiyor.
    BAkın bakalım, kıyıya yanaşacak, bir ip bağlayacak yer kalmış mı?
    Her taraf küçüklü büyüklü teknelerin işgali altında.
    Peki bu teknelerin devlete bir faydası var mı yoksa sahipsiz memlekette istedikleri gibi at mı oynatıyorlar?
    Eskiler bilir, Bebek voli yeridir, şimdi denizin ortasında şamandıra kaynıyor, her taraf ilişken.
    Şamandıra dedim de aklıma geldi, rahmetli babam Kanlıca koyunda( biz körfez diyoruz)yazın 10-15 kulaçlık parçalar halinde tekir ağı atar, bir saat arayla çeker, tekrar atar, böylece iki üç kilo balık tutar, geçimimizi sağlardı.
    (O zaman Savarona ve bir ara da Ertuğrul yatı orada demirli dururdu.)
    Şimdi körfeze bırakın ağ atmayı tekneyle girmek bile marifet, her taraf şamandıra dolu, şamandıralar da 20-30 belki 40 metrelik iplerle kıyıya bağlı.
    BAzısı yarı batık, bazısı, terkedilmiş gibi ama hepsi orada duruyor.
    Demek ki yalıyı alan onun önündeki en az 30 metre açığa kadar denizi de almış oluyor.
    Oysa, geçiş yollarına karada da denizde de bir şey koymak, bırakmak yasak.
    Kanun öyle diyor, ama bu kanun denizde işlemiyor.

    Sahil Muhafazaya sordum, yetki bizde değil, Büyükşehir Belediyesi'nde dediler.
    VE eklediler, kesinlikle denize şamandıra atamazlar.
    Eeee! atmışlar, üstüne üstlük kıyıya kadar ip bağlayıp geçişi yasaklamışlar, mayınlı arazi, yaklaşmayın.

    Tur tekneleri günün her saatinde boğazda cirit atıyor, ne rota var, ne hız sınırı, Rumelide rıhtımın dibinden giderken birdenbire sancak alabanda edip Anadoluya yöneliyor, ne sığlık şamandırası dinliyor, ne balıkçı sandalı, ağ çeken teknelerin üstüne bodoslama tam yol gidiyor.
    Haydi bunlar sorumsuz ve kontrolsuz, ya devletin teknelerine ne demeli, üzerinde Kıyı Emniyeti yazan ve habire boğazda bir aşağı bir yukarı gidip gelen resmi tekneler, boğazda küçük tekneler için ölüm tehlikesi, abartmıyorum, bunları gören balığı falan unutup, dalgasından batmamak için savaşıyor.
    Değişti de benim mi haberim yok, yoksa hala geçerli mi, bir kanun vardı, boğazda karaya göre 10 milden fazla gitmek yasak diye.
    Ne 10 mili, sürat teknesi geminin bordasından kopamıyor, uçuyor gemi, denetleyen var mı?
    Boğazda trafiği tek yönlü yaptılar, bir aşağıdan bir yukarıdan ipini koparan hücuma geçmiş, birbirlerini iskeleden sancaktan geçiyor, adeta yarış ediyorlar, eskiden rotaları belliydi, biz de rotalarını bilir ona göre seyrederdik, şimdi ne rota var ne bir şey, aynı anda iki üç gemi birden yanyana gidiyor.
    Bunların yukarıda sebep oldukları tehlike bir yana pervaneleri aşağıda nasıl etki yapıyor dersiniz?
    Denetleyen var mı?BAlık boğazda nasıl barınsın?
    Adam rotasından çıkmış, neredeyse rıhtımı elliyor, hababam düdük çalıp ballıkçıları kovalamaya çalışıyor, olmadı şikayet, koş sahil güvenlik, balıkçılar balık tutuyor.

    Daha çok şey var, herkes biliyor da ... her neyse.

    Selam ve sevgiler.
    Her Biriniz cok güzel yazmısınız arkadaşlar gündem beli zaten 3-5 baslık var ve bunların üzerinde durmak lazım arkadaşlar sesimizi duyurmak lazım yoksa cok geç kalıncak artık .....
    CEMAL KAPTAN
    İSTANBUL-TUZLA

  6. #6
    Amatör Balıkçı H.A.R.U.N - ait Kullanıcı Resmi (Avatar)
    Üyelik tarihi
    Dec 2008
    Yaş
    52
    Mesajlar
    89
    Tecrübe Puanı
    29

    Standart

    Alıntı İhtiyar Nickli Üyeden Alıntı Mesajı göster
    Teşekkürler.

    Acizane birkaç şey söylemeye çalışayım, sonra geliştiririz.

    Kanaatimce balıkçının ve balıkçılığın sorunları iki kaynaktan geliyor.

    1-Doğrudan balıkçılıkla ilgili olanlar.
    2-Balıkçılık dışı etkiler.

    Balıkçılıkla ilgili olan problemlerin başında,

    Aşırı ve bilinçsiz avlanma var.

    İsterseniz diğerlerini ayrı ayrı sayar, isterseniz hepsini bu başlıkta ele alabilirsiniz.
    Küçük balıkların tutulması, balığın, yatak yaptığı, yumurta dökeceği yerlerden sürülüp çıkarılması ve avlanması, yumurtlama zamanında avlanması, ihtiyaçtan fazla avlanması hep aşırı avcılık veya bilinçsiz avcılık sayılır.
    Son örnek tekir balığı.
    Mubarek, nasıl da üremiş, öyleyse dibini çıkarana, tohumunu kurutana kadar tutalım.
    10 liraya tekirin kasası mı olur?
    Üsküdar'da kilosunu 5 liraya satıyorlar, millet artık dönüp bakmıyor bile. Bu yanlış.
    Ama onu tutan, bin kasa tutsam onbin lira eder, iyi para diye düşünebilir.
    Balıkçıya kendiliğinden tutma denmez. Ben tutmazsam öteki tutar.
    Burada devletin denetimi gerekiyor, bu da balıkçılık dışı etki sayılır, kontrol yok, herkes kafasıına, ihtiyacına ve vicdanına göre tutuyor veya yeter bu kadar diyor.
    ...
    Küçük balıkçıyı koruyan hiçbir merci yok. Mesela yine yasal bir düzenlemeyle, sözgelişi, boğazlar ve kıyılarda belli kesimler, küçük ağ ve olta balıkçılarının istifadesine tahsis edilse, oralarda büyükler avlanmasa, efendim iyi ama gırgır balık tutmazsa millet balık yiyemez, bu çok kabul gören bir söz, doğru da.
    Peki binlerce olduğunu düşündüğüm küçük balıkçı ve onların ailelerinin yaşama hakkı yok mu?
    Ziraat Bankası, bir dönemde açık deniz balıkçılığını teşvik için kredi vermişti.
    Kimileri çok uygun şartlarda verilen bu krediyi alıp iç etmiş, kimileri de namuslu davranıp, 50-60 m. lik büyük tekneler yaptırmıştı.
    Acaba bilen var mı, bu krediyle yapılan kaç tane tekne vardır ve bunlardan kaç tanesi Büyükdere koyunda, Paşabahçe koyunda çevirmektedir?
    Tekne (takım, ağ) boylarına göre, avlanma alanları belirlenemez mi?
    Açık deniz için yapılan tekneler açık denizde avlansın denemez mi?

    Trol için Karadeniz'de 3 mil açıkta çekmeye izin var, peki hiçbir tekne daha kıyıda trol çekmiyor mu?
    Çekiyorsa kaç tanesi yakalanıp ceza almış, Sarayburnu'nda oltacıları kovalayan, ceza kesenlerin görev alanına bunlar da girmiyor mu?

    Hep büyüklere dokunduk, biraz da tam tersinden söz edelim.

    Kıyılarda binlerce belki onbinlerce amatör var. Aralarında bilinçli ve iyi niyetli olanlar da var ve sayıları da azımsanmayacak ölçüde fakat çoğunluğu, kıraçaları (14 cm. den küçüğünü tutmak yasak) kovalarına dolduruyor, bazıları tezgahı kurmuş satıyor (satmaları yasak).
    Kıyıda ip bağlayacak yer bulursa ağ atmaya çalışan küçük balıkçının kafasına, sandalına kıyıdan kurşun yağdırıyorlar.
    Denetleyen var mı, denetlemek kimin görevi, öncelik meslek sahibinin değil mi?
    Adam keyif için gelmiş, üç beş balık tutacak, öteki ekmek parasına koşuyor, ağdan üç beş kilo balık çıkacak da satacak.
    Gırgır, trol, balığı dağlar gibi yığmış balıkhaneye, istavrit, tekir, hamsi, mezgit, kasası 10 liraya kadar düşmüş, rezil olmuş, küçük balıkçı balığını kaça satacak da geçinecek, üstelik, kıyıdan küfür ve kurşun yağıyor.

    Bebek koyu balık avlama sahası olarak geçiyor.
    BAkın bakalım, kıyıya yanaşacak, bir ip bağlayacak yer kalmış mı?
    Her taraf küçüklü büyüklü teknelerin işgali altında.
    Peki bu teknelerin devlete bir faydası var mı yoksa sahipsiz memlekette istedikleri gibi at mı oynatıyorlar?
    Eskiler bilir, Bebek voli yeridir, şimdi denizin ortasında şamandıra kaynıyor, her taraf ilişken.
    Şamandıra dedim de aklıma geldi, rahmetli babam Kanlıca koyunda( biz körfez diyoruz)yazın 10-15 kulaçlık parçalar halinde tekir ağı atar, bir saat arayla çeker, tekrar atar, böylece iki üç kilo balık tutar, geçimimizi sağlardı.
    (O zaman Savarona ve bir ara da Ertuğrul yatı orada demirli dururdu.)
    Şimdi körfeze bırakın ağ atmayı tekneyle girmek bile marifet, her taraf şamandıra dolu, şamandıralar da 20-30 belki 40 metrelik iplerle kıyıya bağlı.
    BAzısı yarı batık, bazısı, terkedilmiş gibi ama hepsi orada duruyor.
    Demek ki yalıyı alan onun önündeki en az 30 metre açığa kadar denizi de almış oluyor.
    Oysa, geçiş yollarına karada da denizde de bir şey koymak, bırakmak yasak.
    Kanun öyle diyor, ama bu kanun denizde işlemiyor.

    Sahil Muhafazaya sordum, yetki bizde değil, Büyükşehir Belediyesi'nde dediler.
    VE eklediler, kesinlikle denize şamandıra atamazlar.
    Eeee! atmışlar, üstüne üstlük kıyıya kadar ip bağlayıp geçişi yasaklamışlar, mayınlı arazi, yaklaşmayın.

    Tur tekneleri günün her saatinde boğazda cirit atıyor, ne rota var, ne hız sınırı, Rumelide rıhtımın dibinden giderken birdenbire sancak alabanda edip Anadoluya yöneliyor, ne sığlık şamandırası dinliyor, ne balıkçı sandalı, ağ çeken teknelerin üstüne bodoslama tam yol gidiyor.
    Haydi bunlar sorumsuz ve kontrolsuz, ya devletin teknelerine ne demeli, üzerinde Kıyı Emniyeti yazan ve habire boğazda bir aşağı bir yukarı gidip gelen resmi tekneler, boğazda küçük tekneler için ölüm tehlikesi, abartmıyorum, bunları gören balığı falan unutup, dalgasından batmamak için savaşıyor.
    Değişti de benim mi haberim yok, yoksa hala geçerli mi, bir kanun vardı, boğazda karaya göre 10 milden fazla gitmek yasak diye.
    Ne 10 mili, sürat teknesi geminin bordasından kopamıyor, uçuyor gemi, denetleyen var mı?
    Boğazda trafiği tek yönlü yaptılar, bir aşağıdan bir yukarıdan ipini koparan hücuma geçmiş, birbirlerini iskeleden sancaktan geçiyor, adeta yarış ediyorlar, eskiden rotaları belliydi, biz de rotalarını bilir ona göre seyrederdik, şimdi ne rota var ne bir şey, aynı anda iki üç gemi birden yanyana gidiyor.
    Bunların yukarıda sebep oldukları tehlike bir yana pervaneleri aşağıda nasıl etki yapıyor dersiniz?
    Denetleyen var mı?BAlık boğazda nasıl barınsın?
    Adam rotasından çıkmış, neredeyse rıhtımı elliyor, hababam düdük çalıp ballıkçıları kovalamaya çalışıyor, olmadı şikayet, koş sahil güvenlik, balıkçılar balık tutuyor.

    Daha çok şey var, herkes biliyor da ... her neyse.

    Selam ve sevgiler.
    Tesbitler çok güzel
    bebek koyu gerçekten facia
    İSTANBUL / 1967

  7. #7
    Meraklı f100 - ait Kullanıcı Resmi (Avatar)
    Üyelik tarihi
    Nov 2009
    Yaş
    66
    Mesajlar
    13
    Tecrübe Puanı
    11

    Standart

    peki tüm yasaklara rağmen yasaklara uyulmuyorsa,yasa var ama yasa uygulayıcısı bu yasaları uygulamıyorsa ne yapmak gerekir?Bu kadar kooperatif var küçüklü büyüklü birsürü balıkçı var bu uygulayıcılar hakkında suç duyurusu yapılıp dava açılamazmı.Bu nasıl bir ülkedir muz cumhuriyetinde yaşıyor gibiyiz.....gibisi fazla oldu galiba saygılar

  8. #8
    _Amatör_ Levent - ait Kullanıcı Resmi (Avatar)
    Üyelik tarihi
    Sep 2009
    Yaş
    46
    Mesajlar
    3.298
    Tecrübe Puanı
    368

    Standart

    İhtiyar(mahir bey)sürekli nokta atış yapıyor.Tecrübesi,Olgunluğu,Kültürü her halinden belli.Mahir abiye teşekkür ediyorum.Malesef Balıkçı camiası nedense cadı kazanı gibi kaynıyor.Sayın Ali Güneyinde konusu çok yerinde bir konu onada teşekkür ederim.Bu cadıkazanı nın sebeblerini soruyorum. camiaya çok çok kyıcığından bulaşmış birisi olarak.

  9. #9
    Çevre Dostu muratsadioglu - ait Kullanıcı Resmi (Avatar)
    Üyelik tarihi
    Apr 2008
    Mesajlar
    656
    Tecrübe Puanı
    177

    Standart

    Bravo ihtiyar!.Harika döktürmüşsün.Olayın adeta fotografını çekmişsin,eline sağlık.
    Senden önce de vurgulandı bunlar,eminim sonra da..
    Son yıllarda yeni bir huy,yeni kariyer oluştu amme hizmeti görenlerde:

    -Kardeşim o işe,biz bakmıyoruz.
    -Dışarda bekle,çağırırız,
    -Bizim,kurumun,karakolun yetkisi dışında,
    -Git bir dilekçe yazdır,biz sana bildiririz,.
    -Beşici katta 510 numaraya git,
    -Yanlış göndermişler,girişte 14'e gideceksin,
    -Kadromuz yetersiz,aracımız yok,bir taksi tutman gerek,
    -Mesai bitti,yarın geleceksin.
    -Ona bakan arkadaş namazda...
    say say bitmez.

    ''Sorumluluktan kaçma ve Mazeret uydurma Koleji'' açsan bu kadar uzman yetiştiremezsin.
    Bu aymazlıktan yararlananlar da hükmünü vermiştir:
    -''Yasalar ve yasaklar,ihlal edilmek içindir..''
    Takip ve uygulama olmazsa istersen milyon kanun,yönetmelik sirküler çıkar,yayınla.
    Okuyan,uygulayan,dinleyen yoksa...

    En son nehir kuruduğunda, en son ağaç kesildiğinde,en son balık tutulduğunda,
    Beyaz adam paranın yenecek birşey olmadığını anlayacak.
    Kızılderili Şef Seattle

  10. #10
    vip
    Üyelik tarihi
    Oct 2009
    Mesajlar
    353
    Tecrübe Puanı
    49

    Standart

    Alıntı İhtiyar Nickli Üyeden Alıntı Mesajı göster
    Teşekkürler.

    Acizane birkaç şey söylemeye çalışayım, sonra geliştiririz.

    Kanaatimce balıkçının ve balıkçılığın sorunları iki kaynaktan geliyor.

    1-Doğrudan balıkçılıkla ilgili olanlar.
    2-Balıkçılık dışı etkiler.

    Balıkçılıkla ilgili olan problemlerin başında,

    Aşırı ve bilinçsiz avlanma var.

    İsterseniz diğerlerini ayrı ayrı sayar, isterseniz hepsini bu başlıkta ele alabilirsiniz.
    Küçük balıkların tutulması, balığın, yatak yaptığı, yumurta dökeceği yerlerden sürülüp çıkarılması ve avlanması, yumurtlama zamanında avlanması, ihtiyaçtan fazla avlanması hep aşırı avcılık veya bilinçsiz avcılık sayılır.
    Son örnek tekir balığı.
    Mubarek, nasıl da üremiş, öyleyse dibini çıkarana, tohumunu kurutana kadar tutalım.
    10 liraya tekirin kasası mı olur?
    Üsküdar'da kilosunu 5 liraya satıyorlar, millet artık dönüp bakmıyor bile. Bu yanlış.
    Ama onu tutan, bin kasa tutsam onbin lira eder, iyi para diye düşünebilir.
    Balıkçıya kendiliğinden tutma denmez. Ben tutmazsam öteki tutar.
    Burada devletin denetimi gerekiyor, bu da balıkçılık dışı etki sayılır, kontrol yok, herkes kafasıına, ihtiyacına ve vicdanına göre tutuyor veya yeter bu kadar diyor.
    ...
    Küçük balıkçıyı koruyan hiçbir merci yok. Mesela yine yasal bir düzenlemeyle, sözgelişi, boğazlar ve kıyılarda belli kesimler, küçük ağ ve olta balıkçılarının istifadesine tahsis edilse, oralarda büyükler avlanmasa, efendim iyi ama gırgır balık tutmazsa millet balık yiyemez, bu çok kabul gören bir söz, doğru da.
    Peki binlerce olduğunu düşündüğüm küçük balıkçı ve onların ailelerinin yaşama hakkı yok mu?
    Ziraat Bankası, bir dönemde açık deniz balıkçılığını teşvik için kredi vermişti.
    Kimileri çok uygun şartlarda verilen bu krediyi alıp iç etmiş, kimileri de namuslu davranıp, 50-60 m. lik büyük tekneler yaptırmıştı.
    Acaba bilen var mı, bu krediyle yapılan kaç tane tekne vardır ve bunlardan kaç tanesi Büyükdere koyunda, Paşabahçe koyunda çevirmektedir?
    Tekne (takım, ağ) boylarına göre, avlanma alanları belirlenemez mi?
    Açık deniz için yapılan tekneler açık denizde avlansın denemez mi?

    Trol için Karadeniz'de 3 mil açıkta çekmeye izin var, peki hiçbir tekne daha kıyıda trol çekmiyor mu?
    Çekiyorsa kaç tanesi yakalanıp ceza almış, Sarayburnu'nda oltacıları kovalayan, ceza kesenlerin görev alanına bunlar da girmiyor mu?

    Hep büyüklere dokunduk, biraz da tam tersinden söz edelim.

    Kıyılarda binlerce belki onbinlerce amatör var. Aralarında bilinçli ve iyi niyetli olanlar da var ve sayıları da azımsanmayacak ölçüde fakat çoğunluğu, kıraçaları (14 cm. den küçüğünü tutmak yasak) kovalarına dolduruyor, bazıları tezgahı kurmuş satıyor (satmaları yasak).
    Kıyıda ip bağlayacak yer bulursa ağ atmaya çalışan küçük balıkçının kafasına, sandalına kıyıdan kurşun yağdırıyorlar.
    Denetleyen var mı, denetlemek kimin görevi, öncelik meslek sahibinin değil mi?
    Adam keyif için gelmiş, üç beş balık tutacak, öteki ekmek parasına koşuyor, ağdan üç beş kilo balık çıkacak da satacak.
    Gırgır, trol, balığı dağlar gibi yığmış balıkhaneye, istavrit, tekir, hamsi, mezgit, kasası 10 liraya kadar düşmüş, rezil olmuş, küçük balıkçı balığını kaça satacak da geçinecek, üstelik, kıyıdan küfür ve kurşun yağıyor.

    Bebek koyu balık avlama sahası olarak geçiyor.
    BAkın bakalım, kıyıya yanaşacak, bir ip bağlayacak yer kalmış mı?
    Her taraf küçüklü büyüklü teknelerin işgali altında.
    Peki bu teknelerin devlete bir faydası var mı yoksa sahipsiz memlekette istedikleri gibi at mı oynatıyorlar?
    Eskiler bilir, Bebek voli yeridir, şimdi denizin ortasında şamandıra kaynıyor, her taraf ilişken.
    Şamandıra dedim de aklıma geldi, rahmetli babam Kanlıca koyunda( biz körfez diyoruz)yazın 10-15 kulaçlık parçalar halinde tekir ağı atar, bir saat arayla çeker, tekrar atar, böylece iki üç kilo balık tutar, geçimimizi sağlardı.
    (O zaman Savarona ve bir ara da Ertuğrul yatı orada demirli dururdu.)
    Şimdi körfeze bırakın ağ atmayı tekneyle girmek bile marifet, her taraf şamandıra dolu, şamandıralar da 20-30 belki 40 metrelik iplerle kıyıya bağlı.
    BAzısı yarı batık, bazısı, terkedilmiş gibi ama hepsi orada duruyor.
    Demek ki yalıyı alan onun önündeki en az 30 metre açığa kadar denizi de almış oluyor.
    Oysa, geçiş yollarına karada da denizde de bir şey koymak, bırakmak yasak.
    Kanun öyle diyor, ama bu kanun denizde işlemiyor.

    Sahil Muhafazaya sordum, yetki bizde değil, Büyükşehir Belediyesi'nde dediler.
    VE eklediler, kesinlikle denize şamandıra atamazlar.
    Eeee! atmışlar, üstüne üstlük kıyıya kadar ip bağlayıp geçişi yasaklamışlar, mayınlı arazi, yaklaşmayın.

    Tur tekneleri günün her saatinde boğazda cirit atıyor, ne rota var, ne hız sınırı, Rumelide rıhtımın dibinden giderken birdenbire sancak alabanda edip Anadoluya yöneliyor, ne sığlık şamandırası dinliyor, ne balıkçı sandalı, ağ çeken teknelerin üstüne bodoslama tam yol gidiyor.
    Haydi bunlar sorumsuz ve kontrolsuz, ya devletin teknelerine ne demeli, üzerinde Kıyı Emniyeti yazan ve habire boğazda bir aşağı bir yukarı gidip gelen resmi tekneler, boğazda küçük tekneler için ölüm tehlikesi, abartmıyorum, bunları gören balığı falan unutup, dalgasından batmamak için savaşıyor.
    Değişti de benim mi haberim yok, yoksa hala geçerli mi, bir kanun vardı, boğazda karaya göre 10 milden fazla gitmek yasak diye.
    Ne 10 mili, sürat teknesi geminin bordasından kopamıyor, uçuyor gemi, denetleyen var mı?
    Boğazda trafiği tek yönlü yaptılar, bir aşağıdan bir yukarıdan ipini koparan hücuma geçmiş, birbirlerini iskeleden sancaktan geçiyor, adeta yarış ediyorlar, eskiden rotaları belliydi, biz de rotalarını bilir ona göre seyrederdik, şimdi ne rota var ne bir şey, aynı anda iki üç gemi birden yanyana gidiyor.
    Bunların yukarıda sebep oldukları tehlike bir yana pervaneleri aşağıda nasıl etki yapıyor dersiniz?
    Denetleyen var mı?BAlık boğazda nasıl barınsın?
    Adam rotasından çıkmış, neredeyse rıhtımı elliyor, hababam düdük çalıp ballıkçıları kovalamaya çalışıyor, olmadı şikayet, koş sahil güvenlik, balıkçılar balık tutuyor.

    Daha çok şey var, herkes biliyor da ... her neyse.

    Selam ve sevgiler.
    Değerli tespitlerin bizlere yolgöstermeye devam ediyor sayın ihtiyar yiğit lakabı ile anılır.balık avlanma alanlarında,deniz üstünde,deniz altında,yapılacak her şey için,tarım bakanlığından,bağlama,şamandıra,tonoz,demirleme gibi işlerde.liman başkanlıklarında,trafik hattı seyir,kıyı emniyette,rıhtım ve kara bağlantıları,belediyelerde,konturol ve ceza yetkisi bunlarla birlikte sahil güvenlik ve deniz polisinde,bu yazdıklarımı sizlerde biliyorsunuz. tekrar hatırlatmak için yazıyorum.ukalalık olarak yorumlamayın,profesyenel balıkçıların sorunları,tespitiniz doğrultusunda,yoğunlaşılarak bu konuyu daha fazla,gündemde tutarak gerekli çalışmaları devam ettirelimki çözümlensin.DOSTLAR DOLMA TÜFEKLE BİRKERE ATEŞ EDERSİN,OTOMATİKLE HERZAMAN

Sayfa 1/4 1234 SonSon

Konu Bilgileri

Users Browsing this Thread

Şu an 1 kullanıcı var. (0 üye ve 1 konuk)

Benzer Konular

  1. Türkiye'deki Balıkçı Barınakları
    By kenane in forum Balıkçı Barınaklarımız & Balıkçı Koop'lar
    Cevap: 7
    Son Mesaj: 27.09.13, 10:27
  2. Türkiye Balıkçı Barınakları-TAM LİSTE
    By aFaLa in forum Balıkçı Barınaklarımız & Balıkçı Koop'lar
    Cevap: 6
    Son Mesaj: 08.11.10, 01:24
  3. Cevap: 4
    Son Mesaj: 01.12.09, 09:02
  4. Balıkçı barınakları yönetmeliğinde değişiklik
    By LüFerCi in forum Balıkçı Barınaklarımız & Balıkçı Koop'lar
    Cevap: 0
    Son Mesaj: 07.04.09, 21:38
  5. Balıkçı barınakları yönetmeliği
    By dökülük in forum KANUNLAR
    Cevap: 0
    Son Mesaj: 30.03.09, 13:11

Bu Konudaki Etiketler

Bookmarks

Yetkileriniz

  • Konu Acma Yetkiniz Yok
  • Cevap Yazma Yetkiniz Yok
  • Eklenti Yükleme Yetkiniz Yok
  • Mesajınızı Değiştirme Yetkiniz Yok
  •  
BALIKCI FORUM