hepimiz biliyoruz ki,balıkçılığımızın dünü ile bugünü karşılaştırıldığında gözle görülür farklılıklar çıkmakta.stoklarımızda azlmalar ve bazı türlerimizde yokolma noktasında veya yok oldu.buna sebep olan unsurlarıda gayet iyi bilmekteyiz ana sebeb deniz kirliliği,aşırı ve yasak avcılık.akdeniz ve ege denizinde bazı koylar hariç ki buralar turizim amaçlı kullanılmakta,diğer hükümdarlık alanımıza giren milli karasularımız bakanlar kurulu tarafından su ürünleri üretim bölgesi ilan edilmiştir.bu bölgelerin kontrolu de bakanlar kurulunca tarım bakanlığı ve çevre bakanlığına verilmiştir,bakanlar kurulu açık bir dillede üretim bölgelerinde tarım bakanlığı izni olmadan kum,çakıl alınamaz ve bu bölgeler karasal kirletiçiler tarafından da kirletilemez.
bu karar bakıldığında taktir edilecek bir karar olmasına rağmen,denizlerimize baktığımızda uygulamada ve kontrollerde sıkıntılar olduğunu üzülerek görmekteyiz.denizlerimizde iki tür avcılık yaptığımız yani(pilajik ve demarsal)bu türlerin de yılın ilk yarısında mart,nisan,mayı ve haziran aylarından itibaren k.denize göçün başladığını yılın ikinci yarısında da eylül,ekim,kasım,aralık itibariylede geldikleri bölgelere güneye doğru göç ettiklerinide hepimiz gayet iyi bilmekteyiz.diğer türler ise yatak balıklarımız olup 12 ay sularımızda kalırlar.
yatak balıklarımız kara alanlarından su alanlarımıza bırakılan evsel ve sanayisel atıklarla da kirletildiği bunu kaçak ve aşırı avcılıklada desleklediğimizi de hepimiz gayet iyi biliyoruz.bu kirliliğin suda yeterli oksijeni yok ettiğini,baskın türlerin ortaya çıktığını(kay-kay)da hepimiz biliyoruz.üretim bölgelerimize paralel sahil şeridinde bulunan bir çogu devletimize ve şahıslara ait birçok sanayii kuruluşları olduğunu örneğin,doğu k.deniz bakır işletmeleri,artvin,rize,trabzon,giresun ve ordu illerinde bulunan fabrikalrın,samsun azot sanayii,küre bakır işletmeleri,türkiye taş kömürü işletmeleri,adapazarı şeker fabrikaları,kilyos-r.feneri karaburun arası kömür ocakları,marmarada hereke dil ovası arası kimya ve boya fabrikalrı,bandırma gübre fabrikası,istanbulda yaşayan 15 milyonun evsel atığı,bunların içerisinde kimyasal özellik taşıyan deterjanlar çoğunlukta,bunları %10 biyolojik arıtmadan geçirerek denize basan iski ege kıyılarında kurulu sanayi kuruluşları bunların çok büyük bölümünde arıtma olmadığı gibi olanında ne derece arttığını hepimiz gayet iyi biliyoruz.
bir çoğunuda sayamadığımız sanayi tarım ve çevre bakanlıkları taşra neşkilatları tarafından nekadar denetlendiğinide gayet iyi bilmekteyiz.bu hususta sektör olarak fevkalede şüphelerimiz olduğuda aşikardır.1993 yılında kastamonu inebolu bölgesinde kum midyesi avcılığı sırasında fevkalade bir deniz kirliği görülmesi üzere,trabzon ve bodrum su ür.fakültelerinden yardım istenmiş yapılan arştırmada küre bakır işletmesinin atıklarını zarbana deresine bıraktığı ve inobolu bölgesinde 800 m genişlikte 30 km uzunluğunda cevher atığı olduğu tespit edildiğini de bilmekteyiz.kilyos,r.feneri karaburun arasında 2.dünya savaşında sahile 850 m açıkta batan deniz altının da 15 yıl önce yapılan bir kazıda sahil şeridinden 800 m içerde bulunduğunu sahilin 1750 m kömür ocakları tarafından doldurulduğunuda gayet iyi bilmekteyiz.
daha düne kadar türkiye taş kömürü işletmelerinin yer altından çıkarttığı kömürleri lavvalarda deniz suyuyla yıkadığını atık suyunuda denize bıraktığınıda gayet iyi biliyoruz.istanbul da 15 milyon insanın deterjan ve kimyevi atıklarının marmaraya derin desaj yoluyla akıtıldığını,iski nin geri dönüşüm parasını aldığını biliyor,ama parayı ne yaptığını malesef bilemiyoruz.dolayısı ile bu atıklar sonucu zarar gördüğümüzü,iski nin se parayı aldığınıda biliyoruz.
bizleri yasalar önünde temsil eden t.bakanlığı üretim bölgelrimizin kirletilmesinde,çöplüğe dönüşmesinde ki tüm kurum ve kuruluşların takibe alınmasını,arıtmaların çalışıp çalışmadığının tespitlerinin yapılmasını bu hususta sektörümüze bilgi verilmesini talep edeceğiz.stoklarımızın zarar görmesine rağmen,neden olan sebeplerin ve buna sebep olan müsebbiblerin ortada olmasına rağmen neden t.bakalığı nın girişim yapmadığını,suçlu olarak biz balıkçıların gösterildiğini soracağız.
her sektörde olduğu gibi,bizde de kuralları ihlal eden,kişiler elbette var.bizlere düşen görev yasak avcılığı ortadan kaldırmak,bunu en aza indirgemektir.yasa gereği t.bakanlığımız tarafından hazırlanıp uygulamaya konulan halen yürürlükte olan su ür.av.düzenleyen sirküler neticesinde buğün bizler,yarın çocuklarımız ve neslimize istihdam sağlayacak olması,yüce türk milletinin besin kaynağını sağlayacak şekilde hazırlamalıyız.siyasi baskılara maruz kalmamalıyız.her yaptığımız veya yapacağımız hata malesef eksi olarak bizlere yansıyacağı da unutulmamalıdır.örneğin gırgır ağlarımızı sikülere göre derinliklerini yapmalıyız,sirkülerde serbest olan dalyan avcılığını kesinlikle yasak dönemde kurdurmamalıyız,trol avcılığına ab komisyon karaını uygulatmalıyız,t.bakanlığı ve üniversitelerimiz bir an önce stok tespitinin yapılması için çalışmalı,balıkçı barınakları gözden geçirilmeli balıkçılığın yoğun olduğu barınaklar da modern yapılara kavuşturulmalı tamkapasite hizmet verebilmesi için üst yapı tesislerinin yapımı için çaba sarfetmeliyiz.bildiğimiz gibi devletimizin bizlere verdiği ötv bazı kişilerce amacı dışında kullanılmakta ve bunun zararını malesef sektör olarak hepimiz çekmekteyiz,ayrıca kayıt dışılıktan bahsedilmekte ve büyük bölümümüzde malesef öyle,hem kayıt dışılığı hemde ötv kaçakçılığı için (bu şahsi önerim)fatura bedelinin yarısı kadar mazot alınmasına müsade edilmesi teklifini ediyorum.örneğin bu ay 100 milyonluk fatura yaptıysan beyanını yapacaksın 50 milyonluk mazot alacaksın.bu konuyuda tartışmaya açıyorum fikirleriniz rica ediyorum hepinize saygılar sunar önümüzdeki sirkülerin sektöre hayırlar getirmesini temenni ediyorum.