Olta : Mantara bağlı misinaya verilen ad.
Olta takımı : Olta, beden, köstek, iğne ve iskandillerden oluşan balık tutma aracı.
Orkoz : Bir akıntının kıvrılarak aksi istikamete gitmesi.
Orsa : Yelkenleri, mümkün olduğu kadar rüzgarın geldiği yöne çevirerek gitmek. Eş anlamı: Rüzgarüstü.
Pabuç : İzmaritin büyüğü.
Palavra : Yolcu gemilerinde üst güvertenin altındaki güverte.
Paçoz : Kefale verilen başka bir ad.
Peçuta : En büyük palamut türü.
Peleme : Altı düz kayık.
Plankton : Denizlerde yaşayan mikroskopik canlılar.
Platerina : Kefal türü bir balık.
Pruva : Teknelerin ön tarafı, baş kısmı.
Pruva rüzgarı : Baştan esen rüzgar.
Sakata gelmek : Ağların batıklara, kayalara, kekemoza takılarak yırtılması.
Sarıkanat : Lüferden küçük, çinekoptan büyük lüfer türü.
Sancak : Geminin sağ tarafı.
Sekstant : Yer bulmak için güneş, ay ve yıldızların ufuklarla olan açısını saptayan alet.
Sinara : Büyük zoka.
Sivri : Toriğin büyüğü.
Subya : Mürekkep balıklarının mürekkebe benzeyen sıvısı olan türü.
Şip : Mersinbalığı türü.
Teke : Daha çok deniz kıyılarındaki su birikintileri içinde yaşayan çok küçük boy karides.
Tekgöz yem : Balığın ağzından kuyruğa kadar kesilerek ikiye ayrılmış yemi.
Tırlamak : İğneye yakalanan lüfer balığının kurtulmak için yaptığı sert hareketler.
Topuk : Denizdeki lokal sığlıklar.
Tıramola : Yelkeni bir bordadan öbür bordaya almak. Eş anlamı KAVANÇO.
Vardavela : Teknelerde, denize düşmeyi engellemek ve tutunmak için teknelerin etrafına çekilen teli tutan demir ayaklar.
Viya : Dümeni ortaya alarak gemiyi bulunduğu doğrultuda yürütmek için verilen emir.
Voli : Fanyalı ağlarla ağın bir ucu kıyıya, bir ucu da açığa uzatılarak hilal şeklinde dökülüp toplanması.
Volta : Bir misinayı, ya da bir halatı kendi üzerine veya başka bir yere bir kere dolamak.
Vonoz : Palamutun yavrusu; Uskumru yavrusu.
Yaka : Ağların alt ve üst kenarları. Kurşun takılı yakaya kurşun yakası, mantar takılı olanada mantar yakası deniz.
Yaprak yem : Akyem balıklarından çıkarılan fileto halindeki yem.
Zindandelen : Palamutun büyüğü.