BİR REKOR:
Esmer adam telefonun başında avazı çıktığı kadar bağırıyordu:
- 242 ton mu dediniz ? olamaz yanlışınız var.hiçbir gemi bir günde bu kadar balık yakalayamaz.Tartı fişlerini bir daha kontrol ediniz.

Hayır ! Sebastian Ricardo Vargas’ın tahmin ettiği tartı hatası yoktu. Prospera adlı Peru bandıralı balıkçı gemisi o gün tam 242 ton balık yakalamıştı.Peru Balıkçılık Örgütü sekreteri Vargas o akşam ülkenin bütün limanlarından gelen raporların toplamını yapınca bir kere daha hayret içinde kalacaktı. Takvimler 1 Aralık 1971’i gösteriyordu ve son 24 saat içinde Peru kıyılarında tutulup limanlara getirilen balık 165 000 tona ulaşmıştı.Türkiye kıyılarında bir yılda tutulan balık miktarından fazla olan bu rakam bir dünya rekoru idi ve bugüne kadar geçilemedi.
Pasifik Okyanusundaki akıntıların özelliği olarak çok zengin bir balık yaşamı içeren Peru kıyıları için sonuç normal gözükebilir.Ne var ki .Dünya balıkçıları ileri teknolojinin yarattığı olanakları kullanarak Peru kıyılarının özelliğini taşımayan denizlerde de rekor düzeyde avlanma yapabilmenin uğraşı içindedirler.
İZLENEN BALIK SÜRÜLERİ
Genellikle balık avcılığı ‘’Balığın yerini bulma’’ ve ‘’Balığı yakalama’’ işlemleri olmak üzere iki kısımda oluşur.Balıkçılığın gelişmesi İkinci Dünya Savaşı sonrası endüstriyel gelişmeye uygun olarak ve bu gelişmenin paralelinde yürümüştür.Kurulan balık ürünü fabrikalar için düzenli ve ucuz ham madde gereksiniminin karşılanması ancak düzenli ve ucuz balık avcılığının gelişmesiyle mümkündü.
Balık avcılığına çıkanların en büyük zaman kaybı balık sürülerinin yerini bulmak için oluyordu.Halbuki büyük balıkçı tekneleri o kadar pahalı idi ki ,personel ve amortisman masraflarını karşılamak için günde ortalama 10 ton balık tutmaları gerekiyordu.
Ultrasonik dalgaları deniz içine gönderip onların yansıma müddetlerini hesap ederek deniz derinliğini saptayan aletlere ‘’SONAR’’ dendiğini hepimiz biliriz.İkinci Dünya Savaşında sonarlar balık sürülerinin yarattığı yankıları deniz tabanı veya denizaltı zannedip önemli yanılgılara uğradılar.Savaş bittikten sonra sonarların bu mahzuru değerlendirilerek balık sürülerinin yerlerini saptanması işinde kullanılması düşünüldü.Endüstrinin gelişmesine ayak uydurma zorunluluğunda olan balıkçılar zaten kendi tecrübelerini biyologlar,makine elektrik ve gemi mühendislerinin bilgileri ile birleştirerek bir teknolojik çalışma içine girmişlerdi.O güne kadar geleneksel balıkçılık yalnız tecrübeye dayanırken şimdi teknolojinin yardımına gereksinme duyuluyordu. Derinlik saptayan sonarların balık sürülerinin yerlerini bulan ‘’Sonar izleyici’’ler haline gelebilmesi için yoğun araştırmaların yapılması gerekti.
DAHA GENİŞ OLANAKLAR PEŞİNDE
Bugün balıkçı gemilerindeki sonar izleyiciler o denli gelişmiştir ki balıklara çarparak yansıyan dalgalarla deniz tabanına çarparak yansıyan dalgalar bilgisayarlar tarafından birbirinden ayrılır ve değişik kalınlıkta çizgiler oluştururlar.Bu sırada başka bir bilgisayar görülen sürünün yoğunluğunu,büyüklüğünü,hızını,yönünü saptayarak geminin bu sürüye yetişmesi için hızının ve yönünün ne olacağını belirler.Hemen hemen her modern balıkçı gemisinde vardır bu donanım......(Yazının yazıldığı tarih göz önüne alınarak şimdiki gemilerin teknik donanımını varın siz hayal edin arkadaşlar)Ancak izleyici sonarların izleme yarıçapı 5 mil çıvarındadır.Halbuki açık denizlerdeki balık sürülerinin hareketini saptamak için bu izleme dairesi yarıçapı yetersiz kalır.
Daha büyük alanların kontrolü için ortak çalışan gemilerden oluşan filolar kurulur.Ne var ki, bu denli büyük yatırımların gerektirdiği kar oranı düşük oluyor ve balıkçılık endüstrisinin gelişmesini önlüyordu.Daha teknik önlemler gerekliydi
Balıkların ses çıkardıkları ,koku ve tat aldıkları ve birçok balık türünün bu iş için özel organlarının geliştiği biyologların dikkatini çekti.Deniz altındaki sesin çok iyi yansıması,birçok türün sesleriyle bulunması yöntemini getirdi.Örneğin balinanın değişik frekanstaki şarkıları,yunusların tıkırtıları,su kaplumbağalarının ve bazı balık türlerinin davul sesine benzer gürültüleri su altında normal kulakla 2-3 mil uzakta rahatça duyulurken ,özel sualtı mikrofonları ile 15-20 mil uzaktan seçilebiliyordu.Bunun üzerine balık seslerini içeren arşivler balıkçı gemilerine verildi ve gemiler akustik izleyicilerle donatıldı.Ayrıca daha büyük alanları kontrol altına almak isteyenler için alıcı,verici telsiz aletleri içeren akustik şamandıralar geliştirildi.
Bazı tür balıklarında deniz ısısına karşı çok duyarlı olduğu görüldü.Örneğin mezgit balığı sürüleri 5-13 C,Morina sürüleri ise 1,75-3 C ısısı olan sularda bulunuyordu.Bu bakımdan deniz suyu ısısının kontrolü çok önemli bir duruma geldi.Bir çok devlet bu iş için özel meteoroloji örgütleri kurarken Japonlar kızılötesi ışınlarla deniz ısısını uçaktan ölçme yöntemini uygulamaya başladılar.Sovyet balıkçıları ise bütün gemilerden toplanan verileri büyük bilgisayarlarda değerlendirerek balıkçı filolarını Moskova’dan yönetme yolunu seçtiler.Bu suretle bugün Japonların yıllık balık üretimleri 15 milyon tona yaklaşırken Sovyet Rusya’nın da 10 milyon tonu geçmiştir.
Son zamanlarda ufak balıkçı tekneleri için son derece güvenli yeni bir balık yeri bulma yöntemi gelişti.Bu kadar büyük teknolojiye sahip Japon veya Sovyet balıkçı gemilerini izlemek.....
AVI AYAĞA GETİRMEK.
Açık denizde bu denli rekabet Dünya balıkçılarını başka bir yönteme itti.Balıkların ayaklarına gitmek yerine onları ayaklarına getirme yöntemi.Bunun sonucu da balıkların değişik dış etkiler karşısındaki tutumlarını inceleyen bir bilim dalı doğdu ‘’Balık Psikolojisi’’
Balıkları ses,ışık ve kimyasal maddeler etkilemektedir.Bunların en etkilisi kimyasal maddeler olmasına rağmen bugün balık avcılığında kullanılan ışık ve sestir.Balıkları davet eden en etkili sesler karideslerin yemlenirken çenelerinden çıkan ses,acı çeken balık sesi ve çiftleşme sesleridir.Bu sesler laboratuarlarda bantlara kaydedilir ve balık sürülerinin gelmesi istenen noktalardan güçlü denizaltı hoparlörleri ile yayınlanır.İyi bir vericinin etki alanı 30 mil çapa kadar erişebilir.
Işık da balıkları çeken çok eskiden beri bilinen bir yöntemdir.2000 yıl önce Egeli denizcilerin meşaleler yakarak balık avladıkları bilinir.Japonlar deniz üzerine ışıktan bir yol yaparak ve ışıkları balık psikolojisinin istediği şekilde yakıp söndürerek balıkları açık denizden kıyıdaki konserve fabrikasının havuzuna sokacak yeni bir yöntemi uyguladıkta olduklarını da teknik balıkçılığın son haberleri arasındadır.
Sovyet balıkçıları ise balıkları ağ içine aldıktan sonra kaçmamalarını ve kolayca gemiye alınmalarını sağlamak için ışıktan faydalanmaktadırlar.Ağın içine indirilen bir balık pompasının emici ağzı kuvvetli projektörlerle donatılmakta,balıklar o yöne doğru toplandıkça pompalarla emilerek güverteye alınmaktadır.
DAHA NELER BEKLENİYOR.
Balık psikologları ses,ışık,kimyasal maddeler ve elektrik akımına karşı her tür balığın tepkisini inceledikçe yepyeni ilginç sonuçlara varıyorlar.Bu arada kimyasal maddeler ,laser ışını ve elektrik akımı balık yerini saptama,çağırma ve tutma işlemleri de çok yakında laboratuar aşamasından çıkmak üzeredirler.Örneğin yılan balıklarının Marmara Denizi büyüklüğünde bir denize dökülecek bir kaşık alkol veya gülyağından etkilendikleri.Som balıklarının doğduğu nehir sularını yıllar sonra koku yetenekleri ile buldukları anlaşıldı.Deniz yüzüne alçak titreşimli ses verildiği vakit balıkların diplere doğru indiği ve derinliklerini sesin frekansına göre ayarladıkları Japon araştırmacıların son buluşları arasında..Işıkla balıkları bir yöne çekme olanağı da katılınca balık sürülerinin deniz hacminin üç ekseninde kontrolü sağlanmaktadır.
Elektrikten yararlanmak ise yepyeni bir yöntemin geliştirilmesini sağladı.Yapılan deneylerde balıkların alternatif akımdan rahatsız oldukları ,doğru akım altında kalınca da kuyrukları katoda ,başları da anoda bakacak şekilde kuvvet çizgileri üzerinde sıralandıkları görüldü.Bu soncu elde eden Sovyet balıkçıların uyguladığı ağsız balık yakalama yöntemi geleneksel balk yakalama yöntemlerini sona erdireceğe benzemektedir.
İnsanlar henüz besin gereksinimlerinin %43 ünü denizlerden elde ediyorlar.Ne var ki aç insanların denizler gibi büyük besin depolarına saldıracakları çağlar çok yakınımızda gözüküyor.Gönül ister ki,insanlar modern teknolojiden yararlanarak daha fazla besin elde etme uğraşını sürdürürken doğal dengeyi de bozmamayı düşünebilsinler.
Faydalanılan kaynaklar:
IDYLL.C.Pthe Sea Against Hunger,Apollo
Editions ,1978. New York.
CHRISTIY,Francis.T. Denizlerin Serveti Ne Kadardır ve Ne Kadar Sürecek. Bilim ve Teknik, No 79,Haziran 1978,Ankara.
BARLAY.Jean-Jacques,Balıkların Kimyasal Konuşması,Bilim ve Teknik ,No 56,Temmuz 1972.Ankara
SEZGİNER,Aydın. Akıntılar,Bilim ve Teknik,No 141,Ağustos 1979,Ankara
MAIDEN,Luis ,The Continental Shelf ,National Geographic Magazin.April 1978 Washington
ANON,Fishery of japon.Japan Fishing A ssciation,1975,Tokyo