Can Kardeşler Su Ürünleri Sanayi ve Ticaret A.Ş. Yönetim Kurulu Başkanı Ali Kaya, dedelerinden kalan balıkçılık mesleğini geliştirerek uluslararası düzeye taşıdı.
Ali Kaya, “1987’de yaptırdığımız 17 metre uzunluğundaki ahşap bir tekneyle işimizi geliştirmeye başladık. Bugün ise, balıkçılık sektörüne yaptığımız yatırımlar ve 12 tekneyle uluslararası alanda balıkçılık yapıyoruz” dedi.

KALİTEDEN TAVİZ YOK
“Balıkçı bir aileden geliyoruz, dededen kalan bu mesleği bugünlere kadar taşıdık. Balıkçılık işini 1976 yılına kadar küçük çapta yaptık. Daha sonra 4 kardeş birleşerek Karadeniz Ereğli’de 17 metre uzunluğunda ahşap bir tekne yaptırdık. 1987’de de Can Kardeşler Su Ürünleri Firmasını kurduk. Ayrıca Samsun ve Sinop bölgesinde balık unu, balık yağı tesisini kurarak hayata geçirdik. Yine adı entegre tesisi olarak bilinen balıkları şoklama tesisimiz var, bu tesislerimizde çalışmalar ara vermeden devam ediyor. Can Kardeşler olarak şu anda 12 tekneyle uluslararası balıkçılık yapıyoruz. Bu bizim tek işimiz, tüm çabamızı ve mesaimizi bu mesleğe harcadık, başka bir yan iş yapmadık. Kaliteden taviz vermedik. Son olarak, yakın bir zamanda Gürcistan’da balık unu ve yağı tesisi kurmayı planlıyoruz.”

İHRAC EDİYORUZ
“Dedelerimiz deniz çocukları olduğu için balıkçılık yaparak geçimlerini sağlıyordu. O yıllarda küçük çapta balıkçılık çok yaygındı. O zamanlar Karadeniz’de balık bolmuş, sargan, istavrit, hamsi, lüfer bolca avlanıyordu. Biz bütün yatırımlarımızı hamsiye endeksli yapıyoruz. Hamsi kar getiriyor. Avladığımız hamsileri piyasaya veremiyoruz, balık unu ve yağı fabrikalarımızda değerlendiriyoruz. Balık unu dünya piyasasında çok fazla talep görüyor, balık yağını önceden yurtdışına hayvan yemi olarak ihraç ediyorduk, şimdi ise insanların da kullandığı bir gıda olarak ihraç ediyoruz. Balık yağı, daha çok ilaç sanayinde kullanılıyor. Şirket olarak, bu yıl Norveç’e 3 milyon 500 bin dolarlık ihracat gerçekleştirdik. 2009’da 5 milyon dolarlık hamsi yağı ihracatı yaptık. Amerika’ya ve Almanya’ya da ihracat yapıyoruz.”

ANINDA ŞOKLAMA
“Teknelerimizde 10 ton balığı -40 derecede 24 saat şoklanmış şekilde muhafaza edecek tesislerimiz var. Kalitesinin bozulmaması için avlanan balıklar anında şoklanıyor. Şoklanan hamsileri 1 yıl sonra yediğinizde denizden yeni çıkmış gibi lezzetli oluyor. Burada bir düzeltme yapmak istiyorum; evlerimizdeki derin dondurucularda şoklanan hamsiler tam şoklanmış olarak biliyoruz. Bu kesinlikle doğru değildir, derin dondurucuların soğutma derecesi -18’dir bu şu demek oluyor; -18’in adı muhafazadır. Eksi 18’in üzerinde şoklanan hamsileri şoklanmış sayarız. Biz evde hamsi şoklayıp yiyoruz diyen kişiler, sakın yanlış anlamayın siz evlerinizde şoklanmış hamsi yemiyorsunuz. Sadece -18’de muhafaza edilmiş hamsi yiyorsunuz. Derin dondurucu olarak kabul ettiğimiz buzdolaplarında balıkların büyüklüğüne göre örneğin palamut en fazla 1 ayda tüketilmelidir. Hamsi ise1,5 ayda tüketilmeli.”

GÜRCİSTAN’DA DERNEK
“Balık av sezonu Eylül 1’de palamut, çinakop, istavrit ile başlıyor. Ekim 15-25 civarında tüm balıkları bırakıp hamsiye başlıyoruz. Kendi karasularımızda Ocak ayına kadar hamsi avı devam ediyor, Ocak aylarında ise, hamsi avlamak için Gürcistan’a gidiyoruz ve Nisan 15’e kadar orada çalışıyoruz. Gürcistan’da firmalardan hamsi avlamak için kota satın alıyoruz. Kotalı avladığımız Hamsiyi, kasalayıp taşıyıcı gemilerimizle Hopa’ya yolluyoruz. Buradan da kamyonlarla Türkiye’nin her tarafına dağıtıyoruz. Gürcistan’da zaman zaman sorunlarla karşılaşıyoruz. Cezalar çok yüksek, ceza kesebilmek için ellerinden geleni yapıyorlar. Gürcistan’da Türk balıkçılarının haklarını savunmak amacıyla bir dernek kurduk. Ben o derneğin başkan yardımcısıyım. Türkiye’den Gürcistan’a hamsi avlamak için gidecek olan balıkçılar derneğimizden izin alarak da av yapabilecekler. Bu konuyu Tarım Bakanlığına taşıyacağız, Gürcistan’da zaman zaman balıkçılarımızdan fazla para istiyorlar. Dernek vasıtasıyla bunu standart bir şekle getireceğiz. Ben kota olarak 200 dolar verirken arkadaşım 250 dolar vermeyecek, diğeri 300 dolar vermeyecek.”

SİYASETE UZAK DEĞİLİM
“Ben bir iş adamıyım ama siyasetin dışında da değilim. Bağlı bulunduğum partim olan AK Partiye dışardan destek veriyorum. 1992 yılında Refah partisine katıldım. Başbakanımız Recep Tayyip Erdoğan İstanbul’da belediye başkanı olduğu dönemde İstanbul’daki her şeyimi sattım. Fazilet partisinde ilçe başkanlığı yaptım. Saadet partisi kurulunca AKP’ye geçtim. Mevki makam sahibi olmak istemiyorum. Çarşıbaşı’na ve ülkeme hizmet etmek istiyorum. Beni meclis üyeliğine istediğiniz sıraya koyun dedim ve 5’inci sıraya koydular. Seçim zamanı Arabama posterimi astım köy, köy mahalle, mahalle dolaştım Allah’a şükür kazandık. Çarşıbaşı’na yapılan hizmetleri takip ediyorum, belediye olarak Çarşıbaşı’na çok iyi hizmetler getireceğiz.”

EĞİTİM İÇİN HER ŞEYE VARIM
Eğitim konusuna çok önem veriyorum. ‘İlim Çin’de de olsa alınız’ lafının üzerinden hareket ediyorum. Bu nedenle eğitim konusunda da yatırımlarımız var. Gerze Dikmen Kanlıçay mevkiine 350 kişilik bir yatılı okul yaptırdık. Çarşıbaşı’nın 17 köyündeki bütün okulların eksiklerini tamamladık. 2009 yılı içerisinde Yavuz köyünde bulunan bir anasınıfına ve Çarşıbaşı’ndaki ihtiyaçlı öğrencilere bin 500 adet mont yaptırdım. Yine Çarşıbaşı’nda bulunan okullara 5 bin adet kitap dağıttım. Eğitim konusunda yardım taleplerini şuana kadar geri çevirmedim çevirmeyeceğimde. Eğitim için elimden gelen tüm imkanları seferber edebilecek kadar cesaretliyim.

BALIĞI GÖRECEKSİN
Balıkçı teknesini yapmak önemli değil, teknenin ağını yapmak da önemli değil. Önemli olan suyunu atlayıp balığı bulmak, balığı bulmak için de, teknedeki balık bulucu cihazlar, sonarlar, iyi radarlar çok önemli şeylerdir. Aksi halde sen, 3-5 trilyon bir tekneye verirsin ama balığı görmedikten sonra, denizin (suyun) altındaki balığı görmedikten sonra hiçbir işe yaramaz. Gelişen dünyaya gelişen teknolojiye de ayak uydurmak zorundasın. Aksi hâlde, iflas edersin. O bakımdan, Türkiye'de ve tüm dünyada balıkçılık için gerekli olan bütün cihazlar, Karahasanoğlu balıkçılık teknesinde bulunmaktadır. Bu cihazların üzerine başka bir cihaz daha yok.”

AKSİLİKLER VE MUTLULUKLAR
Bizi en fazla mutlu eden şey ağımızda çok balık olmasıdır. Mutsuz eden de bir balık görürsün çevirirsin akımdan ve kaptanın bir acemiliğinden dolayı balık ağdan çıkar, o zaman ağı denizden alana kadar kahrolursun. Burada yüzde seksen kaptanın acemiliği geriye kalan da balıkların kurnazlığıdır. Bildiğim kadarıyla balıkların hafızası 4 saniyelikmiş, o süre içerisinde ağdan çıktı çıktı, aksi halde daha çıkamaz. Denizde aksiliklerle de karşılaşıyoruz, şöyle ki; bir ağda 50 milyarlık balık var bir ağaç geliyor takılıyor ağa ve 50 milyarlık balık gidiyor. Denizde çok neşeli anlarımız da olmuyor değil. Avdan dolu teknelerle dönmek kadar neşeli bir şey yok bizim için. En mutlu olduğum anların başında, Nisan’ın 15’inde balık avlama sezonu biter ve ben işçimin emeğinin karşılığını verdiğimde en mutlu insan olurum.





Kaynak : Kuzey Ekspres