Sayfa 2/2 İlkİlk 12
17 sonuçtan 11 ile 17 arası

Konu: balikçinin hikayesi

  1. #11
    __BALIKCI FORuM__ kenane - ait Kullanıcı Resmi (Avatar)
    Üyelik tarihi
    Aug 2009
    Mesajlar
    2.419
    Tecrübe Puanı
    352

    Icon10 Yüzü Zeytin Aşkımın 2.Bölümü

    Yüzü Zeytin Aşkımın / 2. Bölüm


    Limana girdi… Tekneyi her zamanki yerine kadar götürüp, ahşap iskeleye bordaladı. Nefessiz kalmış motor, öksüre öksüre sustu. Bir oh çekti. Tekne şaşkınlığını üzerinden atamamış, utanmış, korkmuş bir vaziyette limanın durgun sularına bakıyor, arada sırada kaçamak bakışlarla sahibini izliyordu. Ahşap tekne, “çıt” çıkarmıyordu.

    Sol ayağından kanlar akıyordu. Pervane ayak parmak uçlarını kapmış, etlerini yırtmıştı. Elleri kan içindeydi. Ağladı. Yaşlarını sildi gözlerinden, kanlı elinin tersiye. Yaşıyordu, sağlam denilebilecek kadar iyi durumda sayılırdı tüm yaralarına rağmen. Kıç güverteye sırtüstü uzandı. Kahkahalar attı acıyla. Birinin onu duyup yardıma gelmesi için “İmdat” diye bağıramayacak kadar gururluydu… Mendirekte şarap içen ve bir yandan olta atan köyden birkaç genç yardımıyla tekneden çıktı. Evine getirdiler balıkçıyı.


    “Çocuklara hiçbir şey söyleme, yoksa…” diyebildi sadece karısına. Başka konuşmadı. Yaraları pansuman edilirken, baygın, uykuya daldı.

    Yaklaşık bir hafta dinlenmesi gerekti. Evin avlusunda yırtık ağları onardı. Arada sırada çocuklarla oynadı. Onları koklamak ne güzeldi... Karısıyla fazla konuşmadı… Mahcuptu. Yenikti kendine. Kahveye hiç inmedi. Kendini ziyarete gelen eş, dosta kaçamak yanıtlar vererek, ortadan kaybolmayı yeğledi.

    Paragat takımını sahilde buldular. Takım tamamen boşalmıştı. Bir kısmı balıkçıların ağlarından çıktı. Sadece sepet kaldı geriye. Yeni bir takım yapmak için en az üç gün çalışacaktı. Elleri hızlı çalışmasına izin vermedi.

    Akşamları bira içerdi… Bazen de şarap… Gece eve gitmek istemediği anlardı bu anlar. Yorgun, yenik kimi zaman beş parasız… Karısı ona ne kadar şefkatli davransa da onun şevkatini acıma gibi algılar ve kadını aşağılardı. Görücü usulüyle evlendiği karısını ancak içki içince sevebilmiş, sevişebilmişti...Ona da haksızlık yapar, farkeder, yine utanır ve yine denize giderdi ya... “Senin elinden zehir olsa yerim valla, hele şu hoşmerimin yok mu? diye arada bir övmeyi, gönlünü almayı ihmal etmezdi çok nadir de olsa...

    Yüzünde, zeytin ağaçlarınkine benzer izler vardı. Oysa ki o zeytin ağaçlarına yaklaşmaz, bakmaz, umursamaz bir tavır içindeydi hep… Yalan söylüyordu işin açıkçası, yüzü “zeytin” dese de... Ruhu, poyrazın, lodosun en dayısına kafa tutan fakat tek bir yanlış hamlede boynu kırılan, vahşi

    orkidelere benziyordu artık...”Yorgunum” diyordu bazen bana, utana sıkıla... O bir yandan çeker hani bir yandan da balık... Biraz sen ona gidersin ve biraz o sana gelir… Ve bir anda tınnnn diye bir ses…. Kalbin “Geçmesin, olmasın!!!” diye atmaya kıyamadığı o an, o sessizlik… Kaçan balık, bir daha kaçan balık, koyu lacivertteki yalnızlık, hiç olmazsa bu sayede yine hayaller ve yine hayaller, devam eder....
    Bunların arasında bir sağa bir sola yığılarak, kah kendiyle dalga geçerek, gülerek, kah küfrederek, gezinip duruyor ve böyle yaşıyordu hep o.

    Fok gibi gezinen, soluyan, bir görünüp bir yok olan, bir aşıktı o. Gücünün ve denizdeki ustalığının kendisine verdiği büyüklük, efendilik duygusu, alkolle birleşince, acımasız bir kişiliğe bürünürdü. Alkol onun sığınağıydı. İstemediği düşünceler korkulardan uzaklaşıp rahatça ava çıkmak, avı, denizi, ağı, yemi, balığı, kerterizlerini, hareketlerinin teknesiyle olan uyumunu düşünmek, planlamak, rüzgara yüzünü vermek, dalgalarla sevişmek, savaşmak, tüm bedeni titreyinceye kadar üşümek, yorulmak ve ardından bitkin bir halde… Duru ve karanlık sonsuzluğun ortasına attığı çapanın insafına kendini teslim ederek, gözlerini yumduğu, bir sığınak.


    Avlandığı kıyılarda yaşayan ve ağlarından, paragatından balık çalan foku kendine benzetirdi. Mağarasında uyuyan yalnız yaşayan foku bu yüzden severdi, hem de çok.

    Susardı, korkardı talihinden, anlatmazdı kimseye “fokun nerede yaşadığını”... Yaşadıklarına şahit olduğunu düşünür,onunla konuşur bazen balıkların ve bazen de sessizce sevgilisinin nerede olduğunu... Sorardı ona…

    Mağaranın önünde durup paragatı yemlerken sesinin yankılarını dinleyerek türkü söylerdi foka; beni kızdırdığını bilip, kahkahalarla gülerek.


    Saatlerce kayaların üzerinde oturup, yanında üç beş takım ince misina, mazmoz için iki çay kaşığı kopanesti, kırık dökük bayat ekmek, bolca yedek iğne, taze sardalya; sargoz avlardı… Dikkatini dalgalara ve dalgaların içinde kıyıya doğru sürüklenen misinasına verir, herşeyi unuturdu. Kayalar, köpükler ve rüzgar. Bu üçünün arasına usulca büyük bir zerafetle saldığı olta onu geceye bağlardı… Sevgilinin ince ve ürkek elini tutmak gibi heyecan vericiydi, oltanın ucundaki hassas dokunuşlar. Elinin hassasiyeti yetmezse, dudakları arasına alırdı misinayı, gözlerini yumardı.


    Yaklaşık bir kiloluk sargoz, kendine, karısına iyi davranmak için yeterli bir sebepti… Çocuklara sevdikleri çikolatadan almayı unutmamalıydı. Kafasında kurduğu arzunun gerçekliğine yaklaşmış olmaktan mutlu, şarabını yudumladı… Balığa baktı, öptü, sepete koydu. Ayağa kalktı. Denize sırtını verdi. Patika yolun üstündeki zeytin ağacının yanından geçerken, durdu. Sigarasını yaktı, Midilli’ ye doğru baktı . Gülümsedi.


    Ağaca yaklaştı ve fısıldadı :
    “Bir daha ki sefere. Güzelim. Bir dahaki sefere ...”

    yazar : o.v.

  2. #12
    __BALIKCI FORuM__ kenane - ait Kullanıcı Resmi (Avatar)
    Üyelik tarihi
    Aug 2009
    Mesajlar
    2.419
    Tecrübe Puanı
    352

    Standart

    Not: Yazardan devamını veya kitabını istedik. Bakalım ne olacak!
    .



    "Denizlerimize içtiğimiz suya gösterdiğimiz özeni gösterelim."

    Kenan Haydan
    (Tevellüt; Teşrini evvel miladi 1964)
    YENİKÖY-İSTANBUL

    http://www.amazing-animations.com/animations/fish40.gifhttp://img451.imageshack.us/img451/3605/coadmin7nz9.gif


  3. #13
    __BALIKCI FORuM__ kenane - ait Kullanıcı Resmi (Avatar)
    Üyelik tarihi
    Aug 2009
    Mesajlar
    2.419
    Tecrübe Puanı
    352

    Icon7

    Yazarımızdan gelen yanıt:

    Kenan Bey ,

    Merhaba
    bu hikaye sınırlı şekilde yayınlanmıştı.
    sizlere nasıl ulaştığını bilmiyorum ama demek ki hikaye yayılmış ve yaşanmaya okunmaya başlanmış
    ben ilerleyen dönemde evet bir kitap halinde yayınlamayı hayal ediyordum
    şimdilik bir kitabım yok
    bu konuda dersimi çalışıp sizlere yardımcı olmayı değerlendireceğim
    ilginiz ve nazik mesajınız beni mutlu etti
    iletişimde kalmak umuduyla

    saygılarımla ,
    Ozan Veryer
    .



    "Denizlerimize içtiğimiz suya gösterdiğimiz özeni gösterelim."

    Kenan Haydan
    (Tevellüt; Teşrini evvel miladi 1964)
    YENİKÖY-İSTANBUL

    http://www.amazing-animations.com/animations/fish40.gifhttp://img451.imageshack.us/img451/3605/coadmin7nz9.gif


  4. #14
    Balıkçı Kulek Reis - ait Kullanıcı Resmi (Avatar)
    Üyelik tarihi
    Aug 2009
    Yaş
    73
    Mesajlar
    1.854
    Tecrübe Puanı
    219

    Standart

    Duygu dolu ibret dolu ders dolu bu öyküyü yazanlar yayınlayanlara sonsuz teşekkürlerimi sunarım
    H.Hüseyin Külek
    1946-İstanbul-Ataköy-(A rh-)
    Bulutlar ağlamasa yeşillikler nasıl güler




    Söz veriyorum
    Çinekop tutmayacağım,satın almayacağım,Tutanlara engel olacağım

  5. #15
    _Amatör_ Levent - ait Kullanıcı Resmi (Avatar)
    Üyelik tarihi
    Sep 2009
    Yaş
    46
    Mesajlar
    3.298
    Tecrübe Puanı
    368

    Standart

    Sayın Afala (Cengiz bey)gün yüzüne çıkardı Kenan bey de ayrıntılrına girdi konunun.Hepinizin ellerine sağlık

  6. #16
    __BALIKCI FORUM__ özgürdeniz - ait Kullanıcı Resmi (Avatar)
    Üyelik tarihi
    Sep 2009
    Yaş
    57
    Mesajlar
    5.203
    Tecrübe Puanı
    0

    Standart

    Biraz beni anımsattı bana,bende kıskanırım denizi kimseyi götürmem.İçerimde çokça kafayıda bulmam bilenler bilir,fenada sayılmam iyi oltacı,lakin evlenmedem görücü sevdiğimleyim allah ayırmasın.Şimdi yorumlasak her balıkçı biraz bohem yaşar derim.

  7. #17
    _Amatör_ Levent - ait Kullanıcı Resmi (Avatar)
    Üyelik tarihi
    Sep 2009
    Yaş
    46
    Mesajlar
    3.298
    Tecrübe Puanı
    368

    Standart

    Bu hikaye mi desem roman mı desem bunun gerçek öyküsünü kim anlatacak.meraktan çatlayacağım...

Sayfa 2/2 İlkİlk 12

Konu Bilgileri

Users Browsing this Thread

Şu an 1 kullanıcı var. (0 üye ve 1 konuk)

Bu Konudaki Etiketler

Bookmarks

Yetkileriniz

  • Konu Acma Yetkiniz Yok
  • Cevap Yazma Yetkiniz Yok
  • Eklenti Yükleme Yetkiniz Yok
  • Mesajınızı Değiştirme Yetkiniz Yok
  •  
BALIKCI FORUM