BARBUNYA (Muhllus barbatus)
F- Mullidae
L- Mullus barbatus
İ- Striped mullet
M- Asıl Barbunya, Kepez Barbunyası, Çalı Barbunyası, Sultan Balığı.

Morfolojik Özellikleri:
Y.F.= D1 VIII-IX, D2I, 8, A 1-6, P 1-7, V 1-5
Vücut yanlardan basık, oval şekilde baş irice yandan görünüşü buruna doğru yuvarlak, alnı dikey, yüzgeçleri sarı, vücudu pembe-kırmızı, baş, vücut büyük, kolayca dökülebilen pullarla kaplı, alt çenenin altında uzunca iki bıyığı vardır. Alt çenede diş yoktur. Yan çizgisi aralıksız ve düzdür. Dorsal yüzgeç renksiz veya düz renklidir. Barbunya balığı Tekir balığından burnunun hemen dik oluşu, ağzın göz hizasına ulaşması, göz çukuru altında üç adet pul bulunması, vücudunun yanları, ilk sırt yüzgecinin bantsız oluşu ile ayrılır.
M.U.= 25 cm.
O.U.= 13-15 cm.
M.A.= 350 gr.
O.A.= 50-75 gr.






BARBUNYA

Percıformes Mullidae

Mullus barbatus
Mullidae familyasından olan barbunya balığının bilimsel adı Mullius Barbatus’tur.
Yerli balıklarımızdan olan barbunyalar yaz aylarında Ege, Akdeniz, Marmara ve Karadeniz kıyılarının kumluk, çamurluk ve ilişkenli diplerinde yaşarlar. Kış aylarında ise bünyelerine uygun sıcaklıktaki derin sulara çekilirler. Ege Denizi’nde yaşayan barbunya balıklarının bir kısmı ilkbaharda Çanakkale Boğazı’nı geçerek Marmara’ya girerler. Marmara’daki balıkların da bir kısmı yine aynı mevsimde Karadeniz’ e çıkarlar. Sonbaharda Karadeniz’dekiler Marmara’ya, Marmara’dakiler Ege’ye göç ederler. Bu sürüler gezici balıklar arasında sayılırlar. Ilıman denizlerin sahillerinde küçük sürüler halinde yaşayan barbunyaların ortalama boyu 17- 20 cm’dir. Dişileri erkeklerine oranla daha iridir. 40 cm boyunda 500 gr. civarında olanlarına rastlanır. Balıkçılar irilerini eşek barbunyası ya da topuk barbunyası diye adlandırırlar.

Kafa tarafı kuyruk bölümüne göre daha iri olan barbunyanın gövdesi elips biçimindedir. Yanları basık, karnı tombulcadır. Sırtı koyu sarıyla kızılımsı kahverengi olup yanları pembemsi kırmızı, karnı beyazdır. Yaşadıkları çevreye göre renk değiştirebilen barbunyaların pulları iridir ve gövdesine iyice intibak etmemiştir. Derisi de ince olduğundan bu pullar kolayca temizlenir.

Dipte yaşayan balıklardan olduğu için barbunyanın iri gözleri başının üstüne doğru gelişmiştir. Ağzı küçüktür. Üst çene daha iri olup çenenin üstünü kapatır. Bu çenelerde çok küçük dişler bulunur. Alt çenesinin altında bulunan iki bıyığıyla kumları karıştırıp yiyecek arar. Barbunyanın gelişmiş yüzgeçleri gövdesine orantılı olarak normal büyüklüktedir. İki sırt yüzgeci, karın, anüs ve kuyruk yüzgeçleri dikensizdir. Barbunyanın yanal çizgisi belirgin olup gayet muntazam teşekkül etmiştir.
Üreme mevsimi mayıs-ağustos ayları arasındadır. Yavrular yumurtadan çıktıktan sonra bir ay süreyle orta sularda yaşarlar. Daha sonra dibe inerek ömürlerini kumluk ve çamurluk yerlerde deniz kurtları, balık yumurtaları ve karideslerle beslenerek geçirirler. Narin yapısı ve ince derisine rağmen ömürleri on-on iki yıl arasındadır.

Barbunya Avı

Barbunya balığının avı genellikle fanyalı ağlarla yapılır. Ayrıca kumluk ve çamurluk sahalarda, balıkların küçük sürüler halinde yatak yaptığı yerlerde manyat, tarlakos ve trol ağlarıyla da avlanır.

Yaz ve sonbahar av için en verimli mevsimlerdir. Fanyalı ağlarla yapılan avda, ağ kıyı yollu olarak suya yarım ay şeklinde bırakılır. Bu işlemden sonra denize taş atarak veya ortası delik ve ipe bağlı kış kış taşlarını denize atıp çekmek suretiyle dipte yayılmış muhtemel sürü ağın açık ağzına doğru ürkütülüp ağa vurdurulur.

Yine fanyalı ağla yapılan diğer bir av şekli de akşam güneş batarken güneş istikametine doğru ağın denize yılankavi ve yarım ay şeklinde bırakılıp ertesi sabah güneş doğmadan toplanmasıdır. Geçen süre zarfında bir yerden diğer bir yere hareket eden sürü ağa vurarak kendi kendine yakalanır. Bu arada sadece barbunya değil, daha birçok cins balık vurabilir. Dikkat edilmesi gereken husus ağın güneş doğmadan toplanmasıdır. Aksi halde güneşle beraber beslenmeye başlayan çağanozlar, Akdeniz ve Ege’de çok sık görülen deniz çiyanları ağı basıp yakalanan balıkları parçalayarak yerler.

Barbunya balığının yatak yaptığı yerlerde tonoz adı verilen sepetlerle de avı yapılır. Her takımda on beş sepet vardır. Yem olarak parçalanmış koyun kemiği kullanılır. Yirmi dört saatte bir yoklanıp tekrar denize bırakılan sepetlerden barbunyanın dışında genellikle izmarit, iskorpit de çıkabilir.

Barbunya oltayla da avlanır. Yemi deniz kurdu veya deniz solucanı olan bu takımın yapılış şekli şöyledir:

50 metre uzunluğunda O.50’lik misina kelebeğe (mantara) sarıldıktan sonra ucuna 3 cm. ‘lik bir fırdöndü takılır. Bu işlemden sonra bedeni teşkil edecek 1 mm. çapında ve 85 cm. uzunluğundaki çelik telin tam ortası karga burun pensle kıvrılıp küçük bir kulp meydana getirilir. Telin iki ucu da kıvrılıp kütleştirilir. Kulpun üst kısmına 15 cm. uzunluğunda çift kat 0.40’lık misina bağlanıp diğer ucuna kasa yapılır ve oltanın ucundaki 3 cm’lik fırdöndünün boş gözünden geçirilerek kasalanır. Kulpun aşağı doğru 10 cm. uzunluğunda 0.50’lik bir misina bağlanıp ucuna kasa yapılır ve 180 gr’lık bir iskandile takılır. Çelik telin sağına ve soluna kulptan itibaren 13’er cm. arayla üçer adet 20 cm. uzunluğunda 0.35’lik köstek bağlanır. Bu kösteklerin ucuna 7 no. çapraz kalaylı iğneler takıldıktan sonra iğnelerin sapından yukarı doğru 8 cm.’lik bir mesafeye küçük birer kıstırma (sarma kurşun) takılır. Bunlar yemlerin dibe yatmasını sağlar. Böylelikle oltanın yapımı tamamlanır. İğnelere deniz kurdu taktıktan sonra çelik telli beden yavaşça denize koyverilir. Olta dibi bulunca çok hafif kürek üstünde av mahallinde akış yapılır. Balık oltaya atlayınca hemen çalınmamalıdır. Sürü halinde bulunan barbunyalardan birkaç tanesi atlayabileceği için balığın yemi iyice yutmasını beklemek lazımdır.

Eti son derece lezzetli ve makbul olan barbunyanın tavası, ızgarası, haşlaması yapılır. Balık çorbasına bir-iki tane atılırsa çorbanın hem çeşnisini hem de lezzetini artırır.



NOT: BİLGİLER ÇEŞİTLİ SİTELERDEN ALINTIDIR, HEPSİNİN EMEĞİNE TEŞEKKÜRLER