2 sonuçtan 1 ile 2 arası

Konu: Balıklar: Hamsi

  1. #1
    Reİs cumhur gezen - ait Kullanıcı Resmi (Avatar)
    Üyelik tarihi
    Mar 2008
    Yaş
    53
    Mesajlar
    2.690
    Tecrübe Puanı
    0

    Standart Balıklar: Hamsi

    HAMSİ (Engraulis encrasicolus)
    F- Engraulidae
    L- Engraulis encrasicolus
    İ- Anchovy
    M- Platika, Çatal kuyruk, Trina

    Morfolojik Özellikleri:
    Y.F.= D 12-15, A 17
    Vücut iğ şeklinde hafif yassılaşmış olup yanlarda yuvarlaktır. Alt dudak mevcut değildir, üst çene ise uzun olup, sırt rengi koyu mavi siyahımsı, alt taraf açık renklidir. Yan tarafları parlaktır. Ortalama 40.000 yumurta yumurtlarlar, ömürleri 4 yıl kadardır.
    M.U.= 18 cm.
    O.U.= 9-13 cm.
    C.O.Y.= 1 +
    C.O.U.= 9-12 cm.






    HAMSİ

    Clupeiformes Engraulidae

    Engraulis encrasicholus
    Ülkemizde ticari amaçla avlanan balıkların başında hamsi gelir. Batı ve Doğu Karadeniz'in tütünü, çayı, fındığı ne kadar ünlüyse hamsisi de o denli isim yapmış, folkloruna ve günlük yaşamına girmiştir. "Hamsiyi koydum tavaya" diye türküleri söylenmiş, fındık ağaçlarının dibinde gübre olmuş, mutfaklarında sayısız yemekleri yapılmıştır. Hamsi Karadeniz insanının yaşamının bir parçasıdır. Ekim ortasından nisana kadar küçüğü, büyüğü bu balığa çalışır, takımına girer, denize açılır, ağını diker, kasalanmasına yardım eder, sıra sıra dizilmiş "manavların kamyonlarına taşır, satışını yapar, nasibini alır.

    Geçici pelajik balıklardan olan hamsi Engraulidae familyasındandır. Bilimsel adı Engraulis encrasicholus'tur. Füze biçimindeki gövdesi büyük ve parlak pullarla kaplıdır. Bu pullar deriye iyice intibak etmediği için kolaylıkla dökülür. Üst çenesi alt çenesine oranla daha büyük olup ağzı geniştir. Çenelerinde çok yumuşak kadife dişler mevcuttur. Sırtı mavi, yeşilimsi ve lacivert renkte olup yan tarafları gümüşi, karnı beyazdır. Kuyruk yüzgecini ve gövdesini oynatmak suretiyle süratle hareket edebilir. Hamsi sürü halinde dolaşan korkak bir balıktır, ağzını açarak suda öne doğru yüzer. Yumurtadan henüz çıkmış balık yavruları ve planktonları yer, bunların dışında avlayabileceği başka yemi yoktur. Buna karşılık uskumru, torik, kofana, orkinos, mersin balığı, köpekbalığı ve yunuslara; su üstünde kabardıklarında martı, karabatak gibi deniz kuşlarına yem olurlar. Kendilerine saldıran iri balığın karşısında sürü halinde bir araya toplanıp öbek teşkil eder ve pul bırakıp hücum eden balığa karşı suda bir perde meydana getirirler. Bu suretle kayıp vermelerine rağmen, sürüyü bir ölçüde korumuş olurlar. Tam donanımlı takımlarda balığın bulunduğu yeri, derinliği tespit eden ve ekran üzerinde gösteren echo-sounder aleti mevcuttur. Bu tür aygıtların kullanılmadığını varsayarsak, hamsi sürüleri gece ve gündüz, yerlerini üç şekilde belli ederler. Karadeniz balıkçılarının kullandığı tabirlerle bunlar:

    - Kızartı (kızarıntı)
    - Yağıntı
    - Açıntı

    diye adlandırılır.

    Gündüz hamsi sürüleri akışları sırasında büyük balıkların saldırısına uğrayıp denizde muazzam bir kitle meydana getirirler. Tonlarca balığın bu şekilde bir araya gelip sıkışması ve kabarması sonucu denizin üzerinde kırmızımsı kahverengi bir renk belirir. Deniz kuşlarının devamlı suya çakılmaları ve denizin rengi, balığın yerini belli eder. Buna kızartı veya kızarıntı denir.


    Gece veya gündüz hamsi sürüsü suyun üs­tüne kabarıp oynağa kalkar. Suyun üstünde bu şekilde sıçramaları yağmurun denize yağması gibi görünür. Buna da yağıntı denir. Gece av sırasında teknede ayakla yere vurulduğu zaman suyun yüzeyine doğru yükselen sürü ürker ve bir anda yön değiştirir. Bu hareket sonucu denizde büyük bîr yakamoz meydana gelir ve deniz bir an için süt beyaz olur. Buna da açıntı denir.

    Azak Denizi'nden Doğu Karadeniz ve Kafkasya sahillerine ekim ayında inen hamsi sürüleri kışı sahile yakın, 100-150 metre veya daha derin çukurlarda (löngöz'lerde) geçirirler. Nisan ortasında havaların ısınmaya başlamasıyla beraber yumurta dökmek üzere tekrar Azak Denizi'ne dönüş yaparlar. En fazla dört yıl yaşayan hamsilerin Karadeniz'de üremeleri mayıstan ağustos sonuna, Marmara ve Akdeniz'de ise marttan hazirana kadar sürer. Bir dişi hamsi ortalama 40-50 bin yumurta döker. Hamsi sürüsünün davranışı beslenme yöntemine göredir. Sürü ileriye doğru yüzdüğü takdirde öndekiler besini alır, arkadakiler aç kalır. Onun için bir süre sonra öndekiler iki yana dönüp sürünün gerisine giderler. Böylece hepsi sırayla beslenir. Bu yöntemin sonucunda sürü bir "damla" biçimini alır. Planktonlar yoğun olduğu zaman ise öndekiler yelpaze gibi açılır ve sürü "oval" bir şekil alır. Bu oval şeklin uzun ekseni ilerleme çizgisiyle dik bir açı teşkil eder. Sürünün yüzdüğü derinlik planktonun hareketine bağlıdır. Gündüzleri yüzeye çıkıp geceleri aşağıya inebilirler.
    Hamsilerin ortalama boyları 12 cm.'dir. 18-20 cm.'e kadar olanlarına rastlanır. Kışın 100-150 metre derinliklerdeki löngöz'lere inebildikleri gibi yazın su yüzeyinden, 20 metreye kadar değişik derinliklerde yüzerler. Sıcak, ıhman ve soğukça olan bütün denizlerde bulunurlar. Yağlı ve çok lezzetli eti olan hamsinin ızgarası, tavası, buğulaması, haşlaması, içli tavası gibi kendine has çeşitli yemekleri yapılır. "Hamşur" ekmek denilen mısır unuyla pişirilmiş ekmeğin içine katılan hamsi parçaları ekmeğe ayrı bir lezzet verir.

    Jeolojik devirlerde, Boğazların açılmasından sonra, hamsi sürüleri Akdeniz'den Karadeniz'e doğru çıkış yapmış ve bu suları bünyelerine uygun bulup benimsemişlerdir. Hamsiler denizlerimizde yaşadıkları bölgenin etkisinde kalarak değişik şekillerde göçlerini yaparlar. En kesif hamsi sürüleri Karadeniz'de bulunur. Yaşadıkları bölgelere göre de üç bölüme ayrılırlar:

    1. Azak Denizi ile Doğu Karadeniz arasında yaşayan hamsiler
    2. Batı Karadeniz hamsileri
    3. Marmara'da yaşayan hamsiler

    Aynı familyadan olmalarına rağmen boy ve göçleri açısından Doğu Karadeniz, Batı Karadeniz ve Marmara hamsileri birbirinden farklıdır.

    1. Doğu Karadeniz Hamsisi

    Azak Denizi'nden Samsun'a kadar inen deniz kuşağında yaşayan hamsiler ortalama 11 cm. boyunda olup Batı Karadeniz hamsilerinden biraz daha küçüktürler. En büyüklerinin boyu 15 cm.'dir. Burnu daha küt, gözleri daha büyük, kafası daha kısadır. Eylül sonlarında deniz sıcaklığı +10 dereceye indiğinde Azak Denizi'nden Doğu Karadeniz sularına doğru göçe başlarlar. Bu sırada yağlı ve çok lezzetlidirler. Bir yaşım tamamlamış olan bu sürüleri ekim ortasında daha yaşlı, iki-üç ve dört yaşında ve daha iri boyda olanlar takip eder. Doğu Karadeniz sahillerimizde ekimin ikinci haftasında hamsi avı sezonu açılır. Takımlar denize açılmadan önce kurbanlar kesilir, dualar okunur ve kurban kanı takımın ana ve yedek motoruna sürülür. Bu av için özel olarak hazırlanmış hamsinoz gözlü gırgır ağları bir kez daha elden geçirildikten sonra güneş batışından önce denize çıkılır. Av gece geç saatlere kadar devam eder. Fatsa Körfezi'nde yüzlerce teknenin av için gezmelerini ve balığa çıktıkları zaman gırgır ağlarını mola edişlerini seyretmeye doyum olmaz.

    2. Batı Karadeniz Hamsisi

    Sinop'tan, Trakya sahillerine ve îğne-ada'ya kadar olan bölgede yaşayan Batı Karadeniz hamsileri, Doğu Karadeniz hamsilerine oranla daha iridir. Boyları 18 cm'ye kadar ulaşır. Kasım ortalarından itibaren Trakya sahillerine ve Marmara'ya doğru göç ederler. Akış sırasında torik, palamut ve kofana gibi büyük balıklar hamsi sürülerini İstanbul boğazına doğru sürerler. Boğaz mahallinde gırgır ağlarıyla avcılığı yapılan hamsilerin İstanbul Boğazı'na girdikten sonra da ığrıp, manyat ve tarlakoz ağlarıyla Sarıyer, Çubuklu, Bebek, Çengelköy ve Kireçburnu sahillerinde avı devam eder. Bu akış şubat ortalarına kadar sürer. Adalar civarı, Gemlik Körfezi, İzmit ve Bandırma'nın derin sularına çekilip kışı geçirirler. Bu devre içinde aynı sulara giren ve kışlayan orkinos balıklarına da yem olurlar. Nisan sonlarında derin suları terk edip İstanbul Boğazı'ndan geçerek tekrar Karadeniz'e yumurta dökmek üzere akış yaparlar. Su seviyesinden 20 metre kadar derinliklere yumurta dökmeleri mayıs-eylül ayları arasındadır.

    3. Marmara Hamsisi

    Marmara'ya yerleşmiş olan bu hamsi sürüleri göç etmezler. Batı ve Doğu Karadeniz hamsilerine oranla daha küçüktürler. Kışın Gemlik, Bandırma ve İmralı açıklarında gırgır ağlarıyla avları yapılır. Zaman zaman yaz ortasında sardalya sürülerine de karışırlar. Hamsinin oltayla avı yapılmamasına rağmen Boğaz'da tesadüfen çok ince ve küçük çapari takımına atladıkları olur. Şayet olta takımı yapılması gerekiyorsa parlak beyaz iğne yerine sinek iğneyle ve beyaz tüyle çapari hazırlanırsa daha iyi sonuç alınabilir.
    -------------------------------------------------------------------------------------
    Hamsi aklı
    Hamsi, kış mevsiminde balık sevenler için vazgeçilmez bir deniz ürünü, balıkçılar için her balık sezonunda yeni bir umut kapısı, bu sene av mevsimi verimli olacak mı kaygısının temelindeki ufak tefek, narin bir balık.

    Bilmem Hamsi'ye hiç benim gözümle baktınız mı? O ufacık narin gövdenin başında size bakan bir çift iri gözün bakışları bana hep o muzip, akıllı, yaramaz çocukları hatırlatır. "Aman sen de! Hamsinin de aklı mı olur, nasıl görmek istersen öyle bakabileceğin bir canlı işte...Zaten deniz ortamında daha neler var neler...Hem akıllı sıfatını yakıştıracaksan, sirklerde gösteri yapan metrelerce zıplayan, top süren yunuslar, beyaz balinalar, foklar var, hem de beyinleri kocaman. Hamsi işte, toplasan beyni ne kadar, olsa olsa içgüdüsü vardır...Eh, yaşayan her canlının da içgüdüsü var zaten". İşte yine kendim ettim, kendim buldum: Ortaya bir soru atayım dedim ve cevaplarını da kendim aramaya başladım. Hemen bir sürü yanıt da buldum, ya da yakıştırdım.

    Konuya bir de bilimsel gözle bakalım: Engraulis hakkında Bilim Teknik Dergisi'nin Temmuz 2000 sayısında detaylı bilgi verilmiş ve Hamsi'nin davranış biçimleri konusunda açıklamalarda bulunulmuştu. Bu yazıda hamsi yumurtalarının elips biçimli olup, suda yüzdüğü (pelajik), su sıcaklığına bağlı olarak 24 saat içerisinde larva oluşabildiği açıklanmakta. Genellikle (Mayıs ayında) bırakılan (erken batın) yumurtalardan çıkan larvalarda yüksek ölüm oranları görülmekte. Bu durumun, larvaların dikey göç sırasında soğuk suyla karşılaşmalarından kaynaklandığı da öne sürülmekte. En yüksek yaşam oranınınsa, Haziran sonu - Temmuz başında bırakılan yumurtalarda görüldüğü bildirilmekte. Hamsi yumurtlama alanlarıysa, bazı araştırmacılara göre kuzeybatı kıta sahanlığı bölgesi, Türk araştırmacılara göre de Türkiye'nin Münhasır Ekonomik Bölgesi'nde yer almakta.

    Yapılan bu araştırmaların doğal sonucu olarak hamsi yumurtalarının hayatta kalma oranıyla deniz suyu sıcaklığı arasında doğal bir ilişki olduğu hemen akla gelir ve zaten de öyle kabul edilegelmiş. Peki bu ufacık canlı, yumurtadan çıkınca ne yiyecek? O dönemde veya anda ortamda gerekli besin maddesi var mı? Bunu araştıran pek olmamış. Ben de işin bu yönüyle ilgilendim ve ortaya çok ilginç bir bağlantı çıkarabildim.

    Sahra tozlarının etkisi üzerinde uzun süre araştırma yapmış biri olarak, benim yaklaşımım tabii ki yine Sahra kökenli tozlara bağlı. Sahra kökenli tozların gündüz vakti yağmurla denize inmesi halinde deniz ortamında Emiliania huxleyi (Ehux) adlı alglerin çoğalmasına neden oldukları bilinmekte. Bu tozla yüklü gündüz yağmurlarının deniz suyuna girmesini izleyen ilk iki günde olgunluğa erişen bu alglerin çapı 10 mikrona, sayılarıysa litrede birkaç yüzmilyona ulaşabilmekte. İşte bu canlıların bulunduğu dönemde ortaya çıkan hamsi larvası, bu alglerin bulunmadığı bir döneme göre çok daha iyi beslenebilecektir. Bu alglerin çoğaldığı dönemleri uydular aracılığıyla izlemek de mümkün olmakta. O halde ilk aşamada, hamsinin yumurtlama dönemi olan Mayıs - Eylül döneminde uyduyla izlenen alglerin yoğunluğuyla, yumurtadan çıkan larvaların sağlıklı gelişimi arasında da doğal bir ilişkinin olması beklenmelidir.

    İlk aşamada bunu bekleyip ikinci aşamada ne yapılabilir sorusu aklınıza geldiyse, onu da hemen açıklayayım: İkinci aşama da bu alg patlamasına müdahele etmek ve hamsinin yumurtlama dönemi süresince Karadeniz'de bulutları Sahra'dan getireceğimiz tozlarla tohumlamak ve alg patlamasını devamlı kılarak hamsi sürülerinin iyi beslenmesini ve hamsi stoklarının sürdürülebilirliğini sağlamak.

    Şimdi bu günkü duruma, yani birinci aşamaya, hamsinin yumurtlama dönemiyle Karadeniz'de izlenen alg patlamaları arasındaki ilişkiye uydu verilerini inceleyerek bir göz atalım: Her nekadar bir deniz bilimcisi olmama karşın, ilgi konumun, yani Sahra tozlarının, atmosferik olaylardan etkilenmesi nedeniyle, atmosferdeki periyodik mevsimsel salınımlarla daha yakından ilgilenmemizin gerektiğini düşünmekteyim. Zaten atmosfer ve deniz, ayrılmaz bir parçadır. Atmosferdeki değişimler, her zaman denizde de etkilerini -arada bir zaman farkı olsa da- gösterir. Örneğin, bu ilişki denizlerin geç ısınıp geç soğuması biçiminde kendini gösterir. Bu nedenle de uydu verilerinin incelenmesine geçmeden önce, uzun dönemli klimatolojik bulgulardan Karadeniz'in atmosferindeki sıcaklık ve daha da önemlisi güneş enerjisinin dağılımına bir göz atalım: Daha önce de bahsettiğim gibi, atmosfer ile ilgilenmemizin nedeni Sahra tozunun fotokimyasal indirgenmesinin bulut içerisinde olmasından kaynaklanıyor. Hernekadar uzun dönemli ölçümler yer seviyesinde yapılmaktaysa da, uzun dönemli ölçümlerin ortalaması bize atmosferin üst katmanlarındaki ortalama sıcaklık ve güneş enerjisi dağılımı hakkında fikir verebilir. http://imkpc3.physik.unikarlsruhe.de/klima/index.html adresinden 1961-99 arası ortalama değerlere ulaşmak mümkün. Buna göre hamsinin yumurta dökme dönemi olarak bilinen Mayıs-Eylül dönemleri içerisinde Karadeniz'de güneş enerjisi ve atmosferin yere yakın katmanındaki sicaklıklar 1961-1999 seneleri ortalamalarına göre şöyle değişmekte:

    Aylar
    Hava Sıcaklığı 0C Güneş Enerjisi W/m2
    Ocak 0-2.5 60-70
    Şubat 0-2.5 70-80
    Mart 2.5-5 110-120
    Nisan 5-7.5 150-160
    Mayıs 10-12.5 200-210
    Haziran 15-17.5 240-250
    Temmuz 20-22.5 260-270
    Ağustos 22.5-25 260-270
    Eylül 17.5-20 190-200
    Ekim 7.5-10 120-130
    Kasım 5-7.5 70-80
    Aralık 2.5-5 40-50

    Tablonun detaylı incelenmesi, hamsinin yumurtlama dönemi olarak kabul edilen Mayıs-Eylül döneminde deniz suyu sıcaklıklarının 10 ile 22.5 derece arasında değiştiğini gösteriyor. Buna göre 10 derecelik suda da yumurta bırakmaya başlayabilen hamsinin, deniz suyu sıcaklığı Eylül ayında 17.5 derecede iken yumurta dökmeyi kesmesi beklenemez. Oysa aynı dönemde güneş enerjisinin, Mayıs döneminde metrekareye 200 Watt sınırını aştığını, Eylül dönemindeyse metrekarede 200 Watt sınırının altına düştüğünü görebiliriz. Şimdi tekrar benim yaklaşımıma dönelim, ben Sahra kökenli tozların Karadeniz enlem ve boylamında 200 Watt m2 sınırının üstünde bulut içerisinde fotokimyasal döngüye girebildiğini ve denize yağışla inmesi halinde alg patlamalarına ve özellikle de Emiliania huxleyi patlamalarına yol açtığını iddia ediyorum. Sahra kökenli tozların, bulut içinde güneş enerjisiyle fotokimyasal indirgenmesi sonucunda ortama Fe(II), ve kil minerali parçalanması sonucunda da ortama ek olarak magnezyum (Mn), çinko (Zn) ve fosfat (P04) çıkardığını biliyoruz. Bu denli iyon içeren bulutun yağışla deniz ortamına inmesi de sözü edilen Emiliania huxleyi patlamalarına yol açmakta ve bu patlamalar uydu verileriyle net bir biçimde izlenebilmekte.

    http://orbit-net.nesdis.no-aa.gov/or.../ehux_www.html sitesinden yerküredeki tüm denizlerde izlenen Ehux patlamaları, bir haftalık ortalamalar olarak verilmekte. Buna göre, Karadeniz'de 2000 yılında Mayıs sonundan Temmuz sonuna kadar süren bir zaman diliminde bu algın yoğun bir şekilde var olduğunu görebiliriz.

    Hamsinin yumurta bıraktığı dönem olarak bilinen bu zaman süresinde oluşan balık larvalarının ortamdaki besin nedeni ile çok daha sağlıklı gelişeceklerini öne sürmek doğal bir bekleyiş. Bu nedenle de 2001 yılı balık sezonunda gayet verimli bir avlanma mevsimi gözleniyor. Peki 1998, 1999 yılı alg patlamalarına bakarak 1999 ve 2000 yılı avlanma süreçleri için herhangi bir öngörü yapabilir miydik? Avlanma sezonlarını geçirmiş olmamız geçmişe dönüp öngörü yapmamızı engelleyecek değil ya! Haydi bir öngörüde bulunalım ve bu amaçla SEAWIFS adlı uydunun verilerine dayanarak 1999 ve 2000 yıllarında Karadeniz'deki alg patlamalarına bir göz atalım. 1998 yılı süresinde Karadeniz'de 720 birim olarak kaydedilen alg patlamaları, 1999 yılında 321 birim olmuş. 2000 yılındaysa 854 birim alg patlaması izlenmiş bulunmakta. Benim ortaya koyduğum yeni yaklaşıma göre, 1988 verilerine bakarak 1999 yılı balık sezonunda bol av beklemek normal olacaktır. 1999 senesinde izlenen 321 birim alg patlamasıysa, 2000 yılında balık avının neredeyse yarı yarıya azalabileceğini göstermekte. 2000 yılında izlenen 854 birimlik alg patlaması, 2001 yılının 1999'a göre daha verimli olması gerektiğini gösteriyor. 2001'deyse kaydedilen alg patlamasında korkunç bir düşüş izlenmekte. Bu duruma bakarak, gelecek sezon beklenebilecek durumla ilgili herhangi bir öngörü yapmak dahi istemiyorum, ama durum ortada.

    Tabloda en son sütunda verilen rakamlar ise Karadeniz'de avlanan balık miktarını göstermekte ve öngörümüz ile uyum göstermektedir. Bir başka deyişle 1998 senesinde izlenen 720 birimlik Ehux patlaması etkisini 1999 senesinde 350 bin ton balık olarak göstermiştir. 1999 senesinde izlenen 321 ünite bir önceki seneye göre neredeyse yarı yarıya azalma göstermiş ve av miktarı da göreceli olarak azalmıştır. 2000 yılında Ehux patlaması 854 ünite olarak izlenmiş ve 2001 senesinde yaşanan balık bolluğuna neden olmuştur. 2001 senesinde ise sadece 27 ünite Ehux patlaması izlenmiş olması 2002 sezonu için hiç te iç açıcı öngörülerde bulunmamızı engellemesine rağmen öne sürdüğüm yaklaşım için güzel bir deneme olacaktır.

    Bu çarpıcı beklenti bu sene izlenen balık artışını Karadenizdeki Menimiopsis leyidi'nin azalmasına, Marmara denizindeki avlanmanın sıkı kontrol edilmesine, balıkçıların otokontrol mekanizmasını geliştirmiş olmasına bağlayan savların da hangisinin haklı olduğunu da ortaya koyacağı için önemlidir.

    Benim ortaya attığım Ehux ve balık yoğunluğu arasındaki bağlantı aslında Karadeniz'in dip çamurlarında da kendini göstermektedir. Karadeniz'in 2000 metre ortalama derinliğindeki dip çamurlarından alınan örneklerde, beyaz ve siyah tabakalaşmalar izleniyor. Beyaz iz bırakan çökeltiler yukarıda sözü edilen Emiliania huxleyi’nin kalıntıları olan kalsiyum karbonat çökelleri. 1980'li yıllarda yapılan araştırmalarda ayrıntılı bir şekilde incelenen bu tabakalaşma olayından yararlanarak Karadeniz dip çamurunun yaşının belirlenebileceği öne sürülmüştü. Ancak bu amaçla deniz içine belirli derinliklerde yerleştirilen sondalarla uzun süreli yapılan kayıtlarda bir sene süresince kayda değer bir çökelme bulunamamış ve tabakalaşmanın belirli bir periyodu olmaması nedeniyle bu yöntemle yaş tayini yapılamayacağı sonucuna varılmıştı.

    Karadeniz dip çamurundaki tabakalaşma, beyaz renkli çökeller Emiliania huxleyi'nin kalyum karbonat kabuklarından oluşmakta. Kahverengi görünen silikatlı çökellerse, Şubat ayında oluşan alg patlamasının ürünü.

    Balıkçılar arasında da hamsinin bir yıl bol, ertesi yılsa kıt olacağı inanışı yaygın. İşte yeni bir yaklaşım ve denizlerdeki alg patlaması ile balık arasındaki ilginç ilişki. Şimdi bana "Peki bunun neresi yenilik? Tabii ki balıkla alg, yani besin arasında doğal bir bağlantı olacaktır" diyebilirsiniz. Benim ortaya koymaya çalıştığım en önemli konu da burada başlıyor. Öyle ya, balığın sürdürülebilir avcılığı için besin maddesi olan alg gerekliyse ve ben o algın patlamasına bir şekilde müdahelede bulunabiliyorsam, istediğim kadar balık tutma olgusunu bir anda gerçekleştirebilirim. Sözü daha da uzatmadan, ne yapılabilir, ona hemen gelelim. Hamsinin yumurtlama dönemi olarak kabul ettiğimiz sezonda Karadeniz'de bulut tohumlama işini gerçekleştirmek hem de hiç vakit kaybetmeden yapmak durumundayız. Bu şekilde, denizlerde uygun dönemlerde alg yoğunluğunu balığın yumurtasının gelişimi süresince var ederek hamsinin ertesi yıl av döneminde daha bol olmasını sağlayabiliriz.

    Çevreci bir yaklaşımla, bana tabiatı olumsuz bir şekilde etkileyeceğim suçlamasını da yöneltemezsiniz. Çünkü, önerdiğim yöntemde doğanın kullanmış olduğu toz, bulut ve güneş enerjisi dışında hiç ama hiç bir şey yok. Burada aklıma takılan bir başka konu da şu. Şu benim koca gözlü, akıllı hamsilerim nasıl oluyor da yumurta sezonu süresince ortalama 10 kez yumurta bırakıyor. Acaba o ufacık beyinler yağmurla denize inen Fe(II), manganez, çinko ve fosfatı algılayıp yumurtlama içgüdülerini mi harekete geçiriyor? Bir başka deyişle, acaba yumurtlama sayısını da Sahra'dan gelen tozların gündüz vakti denize inmesi sonucu oluşan bir tetikleyici düzen mi kontrol ediyor. Bir an öyle olduğunu kabul edelim: Bakın o zaman sistem nasıl da kendini açığa çıkaracak. Sahra kökenli tozların doğanın neredeyse tüm canlılarınca anında kullanılan indirgenmiş demir sunabildiğini biliyoruz. Böyle yağmurların oluşabilmesi, bir takım olasılıkların gerçekleşmesine bağlı; yani bizim bulunduğumuz konumda Sahra kökenli toz olacak, gündüz vakti yağmurla deniz ortamına inecek ve güneş enerjisi o dönemde yer seviyesinde metrekarede 200 W seviyesinin üzerinde olacak. Yapılan çalışmalar Sahra kökenli tozların özellikle Mart-Kasım döneminde Anadolu'ya pulslar halinde ve en az on kez veya daha fazla gelebildiğini göstermekte.

    Yukarıdaki tozlar İçel Erdemli yakınlarında belirlenen tozların senelik dağılımını göstermekte ve 30 ug/m3 sınırının üzeri lokal olmayan toz kaynağını yani çöl kökenli tozları göstermektedir. Aynı toz harekeketinin Karadeniz'i de etkileyebileceği bilinmekte. Balık yumurtlama dönemi olan Mayıs-Eylül arasında Karadeniz üzerinden en az on toz bulutu geçebilmekte. İşte benim yeni yaklaşımıma temel teşkil edecek olgu bu. Yani, hamsinin yumurta dökmesini sahra tozlarının tetikleyebileceği olgusu. Eğer balığın yumurta dökmesini bu alg patlaması tetikliyorsa, doğal olarak bu yıl balığın yumurtasını dökmemiş olması ve dolayısıyla yıl balık stoklarında aşırı bir düşme beklememiz doğal olacaktır. Aslında bu yaklaşım çok doğal bir sürecin açıklaması da olabilmekte. Olgunluğa erişen balık, yumurta bırakmak için bir tetikleyici beklemekte. Hem öyle bir tetikleyici ki, balığın yumurtasını bırakmasından 24 saat sonra oluşan larvayı da besleyecek olan algın oluşumunu da gerçekleştiriyor. Bundan daha elverişli bir ortam olamaz, ve bence, o ufak ama tabiatın akışını genetik olarak nesilden nesile devam ettiren o hamsi tüm bunları biliyor.

    O gözlerin bakışlarının ardında muziplik sezinlediğimi söylemiştim, eminim hamsi tabiatın akışını bizden daha iyi algılayabiliyor. Bize düşen düşüncelerimizin önündeki zincirleri kırabilmek, bakın o zaman tabiat nasıl da kendini ele veriyor, dizginleri bizim kontrolumuza geçiyor.

    Alıntı:denizce.com dan
    --------------------------------------------------------------------------------------

    Hamsi kendisi küçük kültürü büyük bir balık. Çoğumuzun sandığı gibi yalnızca Karadeniz’e özgü değil; pek çok denize yayılmış. Ne var ki, hiçbir yerde Karadeniz de olduğu gibi yöre halkının yaşamıyla bütünleşmiş değil. Bu balık yöre balıkçıları için bir temel geçim kaynağı olmakla kalmamış; bu denize komşu illerimiz için bir sembol haline gelmiş. Hamsi, Karadeniz halkı dışındakilerin düş gücünü aşan çeşitlilikteki yemekleriyle de ünlü... Üstelik şöhreti yeni de değil. Ünlü gezgin Evliya Çelebi Seyahatnâmesinde hamsiye değinmeden edememiş. Ancak tarihlere geçmiş bu balık şimdilerde tarihe karışmak tehlikesiyle karşı karşıya. Artan av miktarları, bu küçük balığı, ve sembolü olduğu mizahi kültürü tehdit ediyor.

    HAMSİ ülkemiz sularında özellikle Karadeniz de kış aylarında gırgır adı verilen çevirme ağlarıyla avlanan doğal ürünümüz. Engraulis (yani hamsi) cinsi türler genellikle bütün tropik ve subtropik denizlerde yaşayıp, köy kesimlerinde sürüler oluşturuyorlar. Hatta zaman zaman nehir deltalarında da görülebiliyorlar. Hamsi özellikle Karadeniz ve Azak Denizinde bol miktarda bulunan bir balık türü. Bu balığın Karadeniz deki türleri, Engraulis encrasicolus ponticus ve Engraulis encrasicolus maeticus.

    Bunlardan Engraulis encrasicolus ponticus, Karadeniz hamsisi olarak
    sıkça bahsedilen tür. Karadeniz hamsisinin boyu 18-20 cm ye kadar büyüyebilir. Engraulis encrasicolus maeticus ise Azak hamsisi olarak bilinir ve
    boyu 15 cm ye kadar ulaşır. Azak Denizinde ürer ve beslenir ve kışlarken
    kuzey Kafkasya dan Sukumi''ye kadar ve kısmen de Kırım açıklarında dolar. Kışlama döneminde bu tür yalnız BDT üyelerince avlanır. Yalnız bazı
    araştırmacılar, bu türün Türkiye sahillerine kadar indiği ve avlandığını ileri
    sürüyorlar.

    Hamsinin Davran ve Göçü

    Karadeniz hamsisi kuzey-güney yönünde kışlama, beslenme ve üreme göçü yapar. Güney yönünde kışlamak ve kuzey yönünde de beslenme ve üreme göçünün hızı günde 10-20 mil olur. Sürüler, genellikle Anadolu, Kafkasya ve Kırım sahillerinin l k alanlarında kışlarlar ve sık sürüler oluştururlar. Sürü yoğunluğu, gündüz oluşan sık sürülerde metreküpte 500-800 birey, seyrek sürülerde 200-400 birey/m3 iken bu, geceleri 20-60 birey/ m3''e kadar iner. Hamsi gece gündüz arasında dikey göç yaparak, gündüzleri derin suya ( 70-90 m) inerken geceleri sahillere doğru ve yüzeye (10-40 m) çıkar.

    Hamsinin Besini

    Hamsi, plankton yiyen bir balıktır. Beslendiği organizmalar, Calanus cinsi Copepoda (Kürekayaklılar), Cirripedia (Dola kayaklılar) ve Mollusca (Yumuşakçalar) larvalar oluşturuyor. Hamsi, aynı beslenme basamağında
    olan çaça, tirsi, sardalya, taraklılar ve medüzler gibi diğer organizma ve organizma gruplar ile aynı besin maddesi için yarışır.

    Sürüler, Martta Türkiye kıyılarındaki kışlama alanından kuzeydeki
    beslenme ve üreme alanına göçe başlarlar. Nisan ortasından Ekime kadar
    tüm denize yayılmış olan hamsi özellikle Karadeniz''in kuzey kesiminde
    bulunur. Sıcaklık ve iklimsel değişmelere bağlı olarak genellikle Kasımda güney göçü başlar. Güneye göçün başlama zamanları ile göçün şiddet ve miktarlarında yıldan yıla önemli farklılıklar söz konusu.

    Hamsi kuzey-güney-kuzey göçünde ya kıyıyı izler ya da doğrudan denizi karşıdan karşıya geçer.

    Üreme

    Karadeniz hamsisi cinsel olgunluğa bir yılda ulaşır. Mayıs-Eylül ayları arasında 10 ve daha çok batında yumurtlama gerçekleşir. Bir yaşındaki genç balıklar ilk kez yumurtlama sezonunun sonuna doğru yumurta bırakırlar. Bireysel ortalama doğurganlık 42,000 yumurta olarak bulunmuştur.

    Hamsinin ömrü 2-3 yıldır. Geçirdikleri birinci kıştan sonra olgunlaşırlar. Yumurtlama 17-18°C''deki kıyıya yakın sığ sularda 5-10 metreler arasında gerçekleşir. Yumurtlamanın olduğu suyun tuzluluğu 12-18 ppt ve pH si da 8-3 ile 8.4 arasında değişmektedir. Yumurtalar elips eklinde olup suda yüzerler (pelajik). Su sıcaklığına bağlı olarak 24 saat içerisinde larva oluşur. Daha çok 5-30 metreler arasında dağılan planktonik larvalar diğer planktonlarla beslenirler.

    Genellikle (Mayıs ayında) bırakılan (erken batın) yumurtalardan çıkan larvalarda yüksek ölüm oranlar görülmektedir. Bu durum larvaların dikey göç
    sırasında soğuk suyla karşılaşmalarından kaynaklanır. En yüksek yaşam
    oranıysa Haziran sonu-Temmuz başında bırakılan yumurtalarda görülüyor.

    Bazı araştırmacılarca hamsinin ana yumurtlama alanının kuzey ve kuzey-
    batıdaki sahanlık bölgesi olduğu söylense de, H. Einarson ve N. Gürtürk ün yayınlarıyla Orta Doğu Teknik Üniversitesi-Deniz Bilimleri Enstitüsü nün yaptığı çalışmalardan elde edilen sonuçlara göre önemli miktarlarda hamsi yumurtasının Türkiye''nin Münhasır Ekonomik Bölgesinde daldığı görülüyor.

    Karadeniz ve Hamsi

    Türkiye su ürünleri üretiminin % 90 denizlerden elde ediliyor. Avlanan toplam su ürünü kaynaklarının% 82 siyse Karadeniz''den gelmekte. Türkiye''nin toplam olarak avladığı deniz balıkları, avcılığın görece az olduğu dönemle, avcılığın yine görece yüksek olduğu dönem olan 1950-1980 yılları arasındaki 30 yılda 4 kez artarak yılda 400.000 tona ulaşmış bulunuyor.

    Bu artış bir yandan gerçekten avlanan miktarın artmasından kaynaklanırken, bir yandan da hamsi ve istavrit gibi balıklara ait istatistiklerin daha iyi toplanabilmesinden ileri geliyor.

    1958-1986 arasında kalan 28 yılda avlanan hamsi miktarı 4.4 kez artmış durumda. Bu av karaya çıkartan Karadeniz gırgır filosundaki gelişme oldukça hızlı ve yüksek. Bu tür bir gelişmeyi, büyüklükleri çevresel koşullarla sınırlı stokların kaldırması zordur ve geçmişte av miktarlarının ciddi azalması da
    bunu doğrular görünüyor.

    Karadeniz bölgesinde artan av ve avcılık baskısı, önceleri sanki bitmezmiş gözüyle bakılan hamsi stoklarının 1988/1989 sezonuyla birlikte önemli miktarlarda azalmasına neden olmuş bulunuyor. Bu azalmanın bir başka
    nedeni olarak da, Karadeniz''deki biyo kitlesi anormal derecede artan ve
    hamsinin besinine ortak olan taraklı medüz ( Mnemiopsi leidyi) gösterilebilir.

    1988/89 avcılık sezonuyla birlikte azalan fakat şimdi artmış görünen
    hamsi avının sürekliliğinin sağlanması, yani sürekli yüksek ürünün alınabilmesi için bazı önemli noktaların dikkate alınarak gerekli önlemlerin uygulamaya konulması gerekiyor.

    1978-1989 yılları için ODTÜ-Deniz Bilimleri Enstitüsünce yapılan çalışmalarda balıkçılığın durumu ele alınmış ve Karadeniz kıyımızda kışlayan hamsinin verebileceği sürekli en yüksek ürün 1968-89 dönemine ait verilerle 346 bin ton olarak tahmin edilmiştir. Bulgar bilim adamlarından Prodanov ve Stoyanova ise, F.Bingel ve ekip arkadaşlarınca daha önce sunulan verileri de kullanarak, tüm Karadeniz''de aynı dönem için 540 bin ton, 1968-95 dönemi içinse 461 bin ton en yüksek sürekli ürün miktarları tahmin etmiş bulunuyorlar.

    Bu değerlerden de görülebileceği gibi bütün Karadeniz için tahmin edilen miktarlar Karadeniz kıyımızda kışlayan hamsi için tahmin edilen miktarlara oldukça yakın. Bu veri ve sonuçların da Karadeniz hamsi avının yüksek değerlere çıkması hem araştırıcı hem uygulayıcı ve düzenleyici organlarda ve hem de ulusal kaynak ve kamu mal olan hamsiden geçimini sağlayan balıkçılarda sevinç yerine kaygı uyandırmalı. Bugün artmış görünen hamsi avı yarın yeniden azalabilir. Onbir yıl önce (1988/ 89) hamsi çöküşünün nedenlerinden biri de 1987/88 döneminde yaşanan "iyi avcılık" sezonunun aslında aşırı avcılığa yol açmış olmasıdır. Buna bağlı olarak av, izleyen yıllarda azalmıştır. Yakın geçmişte yaşanmış bu gerçeğin yol gösterici bir niteliği olmalıdır. Çünkü olası ikinci hamsi çöküşünde birincisindeki kadar şanslı olunmayabilir ve stokların kendilerini toparlaması çok daha uzun sürebilir, hatta kendilerini hiç toparlamayabilirler.

    Öz olarak belirtilen nedenlerden dolayı ülkemiz kıyılarındaki hamsi avının iyimser bir yaklaşım olarak 300 bin tonu aşmaması gerektiği ve bunun sağlanması için gerekli hassasiyetin gösterilmesi önem taşıyor. Bu çerçevede son olarak önemli bir noktanın altının çizilmesinde yarar var: insanlar doğal değişmeleri ve bunun sucul stoklara getirdiği artma ve azalmalar kontrol edemiyor ve henüz bunu önceden de kestiremiyorlar. İnsanların tek kontrol edebilecekleri faaliyet balıkçılıktır. Biyolojik koşullar gerektirdiği zaman tüm diğer uygulama ve siyasi kaygıya dayalı karar ve uygulamalar geri plana itilmelidir. Çünkü doğa affetmez.

    Hamsi Ailesi

    Dünya üzerinde yaşayan balıklar, kabaca toplam omurgalıların yarısını oluşturur. Bu da 24,600 tür demektir. Balıklar dünyanın hemen hemen bütün sucul ortamlarında bulunabiliyorlar. Himalayalar''daki yüksek dağ göllerinden, okyanusların binlerce metre derinliklerine kadar tüm sucul ortamlarda balıklar yaşamlarını sürdürebiliyorlar. Balıklar bu geniş ve değişik yaşam alanlarına uyum göstermek için zaman içinde evrilmiş bulunuyorlar.

    Yaşam alanları tatlı su ve deniz olarak ayrıldığında balıkların % 58’i denizlerde, % 41’i tatlı sularda ve % 1’i de hem tatlı hem de tuzlu sularda yaşadığı anlaşılıyor. Balıklar, ilk çağlardan günümüze değin önemli bir protein kaynağı olmuştur ve buna bağlı olarak da balıkçılık eskiden günümüze önemli gelişmeler göstermiştir. Avcılığı yapılan balık türlerinin en yaygın ve ekonomik öneme sahip takımının Ringagiller (Clupeiformes) olduğuna kuşku yok. Bu takım içinde en önemli aileyse kuşkusuz hamsi balıkları (Engraulidae) ailesi. Engraulidae ailesi içinde 16 cins ve 139 tür yer alır. Hamsiler içinde en çok avlanan ve özellikle son yıllarda dünya üretiminin % 10’unu veren cins ise Engraulis’tir.

    Yüksek av veren bu cinste yer alan hamsi türleri de şunlardan oluşuyor: Engraulis anchoita (Arjantin hamsisi), Engraulis australis (Avusturalya hamsisi), Engraulis capencis (Güney Afrika hamsisi), Engraulis encrasicolus (sularımızda da yaşayan Avrupa hamsisi), Engraulis eurystole (Gümüş hamsi), Engraulis japonicus (Japon hamsisi), Engraulis mordax (Kaliforniya hamsisi), Engraulis ringes (Peru hamsisi).

    Hem hamsiler hem de bütün balıklar içerisinde avlanan miktarlar bakımından en önemli tür Engraulis ringens''tir. Bu balık Peru açıklarında avlanır. 1960’lı yıllardan sonra endüstriyel ölçeğe çıkan Peru hamsisi avı, 1970’te ulaştığı yaklaşık 13 milyon tonluk en yüksek düzeyden 1971’den sonra düşmeye başlamış ve hatta 2 milyon tonun altına inmiş bulunuyor.

    Hamsi türlerinin balıkçılık açısından önemli diğer iki türüyse, Japon hamsisi (Engraulis japonicus) ve Avrupa hamsisidir (Engraulis enrasicolus). Engraulis japonicus adından da anlaşılacağı gibi Japon denizinde avlanan bir tür. Bu türün av değerleri Peru hamsisi kadar olmasa da yine de dünya denizlerinde avlanan en önemli küçük pelajik balık türleri arasında yer alıyor. Ülkemiz denizlerinde özellikle de Karadeniz de önemli miktarlarda avlanan Engraulis encrasicolus da dünyada en çok avlanan hamsi türlerinden. E. Encrasicolus, diğer iki hamsi türüne göre daha değişik su özelliği olan denizlerde yaşıyor. Avrupa hamsisi (veya bildiğimiz hamsi) Kuzey denizi, Kuzey Doğu Atlantik, Akdeniz, Ege, Marmara ve Karadeniz de Azak Denizi dahil olmak üzere dağılmış durumda. Avrupa hamsisi, Karadeniz başta olmak üzere bulunduğu tüm denizlerde hem kıyı, hem de uzak mesafe (açık deniz) avcılığı yapan ülkeler tarafından avlanıyor.

    Hamsiler Neden Bol?

    Hamsilerin avcılık açısından bu kadar değerli olmalar ve bu kadar çok miktarda avlanmalarının nedenleri bu canlının ekolojik ve biyolojik özelliklerinde aranmalı. Hamsiler kabaca üçüncü beslenme basamağında zooplankton ile beslenirler. Bununla birlikte, bazı hamsilerin diyetinde fitoplanktonlar da yer alıyor. Bu nedenle beslenme basamağı biraz daha arkaya çekilmiş oluyor. Beslenme ağının alt kısımlarından beslenmek, hamsi türlerine zengin besin kaynağı sağlıyor ve sonuç olarak da zengin stoklar oluşturmalarına neden oluyor.

    Hamsinin Avlanması

    Geçmişte, motorlu araçların olmadığı çağlarda hamsi ve benzeri balıklar, insan gücü ve sonralar yelkenle hareket eden deniz araçlarında bugünkülerden çok küçük ağlarla avlanmaktaydı. Zamanla motorize olan ve bu nedenle de giderek büyüyen tekneler değişik düzeneklerin yardımıyla daha büyük çevirme ağlar kullanmaya başladılar. Örneğin bugün çoğumuzun normal kabul ettiği gırgır ağ makarası ülkemize 1950''li yıllarda Et ve Balık Kurumu vasıtasıyla geldi. Bugün bu makaralar hidrolik sistemlerle çalışıyor. Hamsiler bilindiği gibi sürü oluştururlar. Balıkçılar önceleri yerini tecrübeye dayalı bilgileriyle saptadıktan sonra bunların etrafını kaçamayacakları bir ateş ile çevirip avlamaktaydılar.

    Günümüzde tek fark, 1980''li yılların başından bu yana su altı radar denen
    sonarların sürünün yeri ve büyüklüğünü saptamada kullanılması ve daha büyük ağların yardımcı tekne kullanılarak sürünün etrafına sarılması, avlanan balıkların bir taşıyıcı tekneyle pazara ulaştırılması.

    Hamsi genellikle gırgırlar ile avlanmakta birlikte, nadir olarak tek ya da çift tekneyle çekilen orta su trol ağı ile de avlanmakta.

    Hamsi Tüketimi

    Tüketim bir seçim sorunu. Ülkemiz insanlar su ürünlerini taze tüketmeyi yeğlerler. Avın taze tüketilemeyen küçük bir kısmıysa, eskiden tarlalara gübre olsun diye atılırken günümüzde balık unu ve yağına dönüştürülüyor. Diğer ülkelerde avlanan hamsilerse konserve, salamura, taze olarak ve sonuçta yine balık unu ve ya fabrikalarında işlenerek değerlendiriliyor.

    Görülebildiği kadar hamsimiz her yönüyle yararlı bir canlı olup neredeyse her derde deva bir özelliğe sahiptir. O halde küçüklüğüyle ters orantılı üne sahip bu balığın avlanmasında biraz daha sorumlu davranılması gerekiyor.

    Evliya Çelebi ve Hamsi

    Çoğumuz balık pazarlarında ya da seyyar satıcı tepsilerinde, bir diğerimiz gırgır tekneleri avların boşaltırken ve belki de önemli bir kısmımız annelerimizin mutfağında hamsiyi görmüşüzdür. Belki bu canlıya dikkat etmiş belki sadece bakıp geçmiş ya da afiyetle bir güzel yemişizdir. Hamsi ile karşılaşmamız hangi şekil ve düzeyde olursa olsun bu balığı merak edenler şüphesiz pek çoktur ve şimdi bu meşhur canlıyı yine meşhur bir ismin ağzından tanıyalım. 1670’lerde Trabzon a seyahat eden Evliya Çelebi bölge balıklarıyla ve özellikle hamsiyle ilgili görüşlerini şöyle dile getirmiştir:

    "Beğenilen balıklar: Levrek balığı, kefal balığı gayet lezzetlidir. Bir karıştan uzun kırmızı başlı tekir balığı, uskumru balığı ve daha bin çeşit balıklar vardır. Amma bunların hepsinden fazla Lazların üzerine düştükleri, alışverişi hakkında kavga ettikleri hamsi balığı. Bu balık Hamsinde (kış mevsiminin 50 günlük bir bölümü) çıktığı için, hamsi balığı derler. Balığın çıkışını dellâllar halka haber verirler. Dellâlların bir çeşit mürves ağacından boruları vardır. Bir kere su urunca, Ahça çomakla bir mendil hamsi ver diye ince sırmalı mendillere bal koyup giderler. Balığın suyu akarak giderken, bazıları suyun aktığına acıyarak, Bre balığın suyunu akıtıyorsun. Suyuna bir pilavcık sallasana diye şaka ederler. Şu beyitleri de söylerler:

    Trabzondur yerümüz

    Ahça tutmaz elümüz

    Hamsi paluk olmasa

    Nice olurtu halumuz" sayfa 458-459

    Meşhur hamsimizin diğer baz özelliklerini yine Evliya Çelebi''den öğrenelim:

    "Bu balık bir karış, ince ve morca cilalı, gümüş gibidir. Faydası o derecedir ki, yedi gün devamlı yiyen kimsenin şehveti son derece artar. Çok kuvvet verici ve hazmı kolaydır. Yemeğinde balık kokusu olmadığından, yiyene hararet vermez. Ağır hastalığına tutulan adam yese şifa bulur. Bir evde yılan ve çıyan olduğu zaman, hamsi balığının başı tütsü edilirse kaçar" sayfa 459.

    Hamsi yemeklerine de yine merhum Evliya Çelebi ile başlamak yanlış olmasa gerektir. Diyor ki " bunu" yani hamsiyi " yemek Trabzonlulara hastır ki kırk çeşit yemeğini pişirirler. Kebabı, çorbası, yahnisi, böreği ve baklavası olur. Fakat pilaki derler, bir çeşit tavası vardır ki şöyle yapılır: Önce bu hamsi balığını güzelce temizleyip onar onar kamışa dizerler. Maydanoz, kereviz, soğan ve pırasayı ince kıyıp tarçın ve siyah filfil ile karıştırdıktan sonra, pilaki tavasının içine bir kat hamsi, bir kat bundan döşeyip Trabzon'' un âb-ı hayata benzer zeytinyağın üzerine dökerler. Bir saat kadar kuvvetli ateşte pişirildikten sonra yerken ki, doğrusu sevilecek mübarek bir yemek olur. " sayfa 459

    --------------------------------------------------------------------------------

    HAMSİ BEREKETİNİN ARDINDAKİ GERÇEK



    Karadeniz''e, 1980 yılında Kuzey Amerika kıyılarından, gemilerin balast suları ile gelen ve hamsinin besin kaynağı plaktonlarla beslendiği için hamsi varlığını tehdit eden ''''Mnemiopsis Leidyi'''' adı verilen canlının, yine aynı yöntemle Karadeniz''e gelen ''''Beroe'''' isimli başka bir canlı tarafından kontrol altına alındığı bildirildi.


    Sinop Su Ürünleri Fakültesi Deniz Biyolojisi Bölümü Öğretim Üyesi Doç. Dr. Levent Bat, Mnemiopsis Leidyi''nin denizanasına benzeyen ve hamsinin besin kaynakları ile beslendiği için hamsi popülasyonunu ciddi şekilde tehdit eden bir canlı olduğunu söyledi.
    Doç. Dr. Bat, araştırmacılar, ekolojik dengeyi bozan bu canlıdan nasıl kurtulunabileceğini düşünürken, yine gemilerin balast suları ile Karadeniz''e gelen ve bu canlı ile beslenen ''''Beroe Ovata'''' isimli canlı tarafından hamsi katili Mnemiopsis Leidyi''nin tüketilmeye başlandığını belirtti.

    Mnemiopsis Leidyi''nin Karadeniz''i istilası sonucu sadece hamsinin değil başka türlerin de etkilendiğini ifade eden Doç. Dr. Bat, balık stoklarının 1993 yılında 600 bin tondan 100 bin tona düştüğünü, hamsi avının ise 1988''de 295 bin ton iken 1990 yılında 66 bin tona gerilediğini söyledi.

    HAMSİNİN İMDADINA YETİŞTİ

    Mnemiopsis Leidyi''nin verdiği zarar ve bu türü kontrol altında tutabilmek için çözüm yolları düşünülürken, 1997 yılında Mnemiopsis''in doğal düşmanlarından ve bir başka taraklı denizanası türü olan Beroe''nin Karadeniz''e ikinci bir misafir olarak geldiğini anlatan Doç. Dr. Bat, bu türün 1999 yazı sonunda bütün Karadeniz''i kaplamasıyla ekolojide yeni bir değişim sürecine girildiğini vurguladı.

    Doç. Dr. Bat, Karadeniz''de yürütülen çalışmalar sonucunda Beroe''nin, Mnemiopsis popülasyonunun biyokütlesinin yüzde 26''sını tüketebildiğinin ortaya konulduğunu kaydetti.

    Karadeniz ekosistemi için tehlikeli boyutlara kadar gelen yabancı türlerin istilasının şimdilik tehlike olmaktan çıktığını dile getiren Doç. Dr. Bat, Türkiye ve Karadeniz''e komşu diğer ülkelerde yürütülen çalışmalarla, Karadeniz ekosisteminin geniş ölçekte ve mevsimsel olarak incelendiğini anlattı.

    Doç. Dr. Bat, Karadeniz''e kıyısı olan ülkeler tarafından NATO desteğiyle yürütülen ''''Beroe Ovata''nın Karadeniz ekolojisine etkisi'''' ile ilgili bir proje çalışması, geçen yıl ve bu yaz Rus bilim adamlarının Sinop''a gelmesi ile gerçekleştirildiğini ve halen devam ettiğini bildirerek, ''''Elde edilecek sonuçlarla Karadeniz''in biyo-ekolojik yapısı ile balıkçılığın nasıl etkileneceği ve hangi önlemlerin alınabileceği tespit edilecektir'''' dedi.

    Büyüklüğü en çok 100-120 mm olan Mnemiopsis Leidyi, zooplanktonlar, balık yumurtaları ve larvalar üzerinden besleniyor. Bu canlı, bir günde kendi vücut ağırlığının 10 katı miktarda beslenebiliyor.


    BALIKÇILARIMIZ ŞİMDİ DAHA BİLİNÇİ

    Son günlerde artan hamsi bolluğunun, balıkçıların ve vatandaşların yüzünü güldürdüğünü hatırlatan Doç. Dr. Bat, bu bereketin ardında önemli bir tesadüf yattığını belirterek, ''''Hamsinin azalmasındaki en önemli etken olan Mnemiopsis Leidyi''nin düşmanı
    Beroe''nin gemilerin balats suları ile gelerek, bu türü kontrol altına alması Karadeniz için büyük şanstı'''' diye konuştu

    NOT: BİLGİLER ÇEŞİTLİ SİTELERDEN ALINTIDIR, HEPSİNİN EMEĞİNE TEŞEKKÜRLER
    [/B][/COLOR]
    ".. Aptallığın en büyük kaniti aynı şeyi defalarca yapıp" farklı" bir sonuç almayı ummaktır.."

    Albert Einstein




  2. #2
    Amatör Balıkçı
    Üyelik tarihi
    Sep 2010
    Mesajlar
    55
    Tecrübe Puanı
    15

    Standart

    Hamsi
    Adı: Hamsi (Anchovy)
    Engraulis encrasicolus (Linnaeus, 1758)
    Engraulis maeticus
    European anchovy (İngilizce)
    Anchoa (İspanyolca
    Aile: Engraulidae (Anchovies)
    Takım: Clupeiformes (herrings)

    Sınıf: Actinopterygii (ray-finned fishes)
    Max. Boyut: 20 cm SL (male/unsexed; (Ref. 189))
    Max. Yaşam: 3 yıl (Ref. 3561)Füze biçimindeki gövdesi büyük ve parlak pullarla kaplıdır. Bu pullar deriye iyice intibak etmediği için kolaylıkla dökülür. Üst çenesi alt çenesine oranla daha büyük olup ağzı geniştir. Çenelerinde çok yumuşak kadife dişler mevcuttur.

    Sırtı mavi, yeşilimsi ve lacivert renkte olup yan tarafları gümüşi, karnı beyazdır. Kuyruk yüzgecini ve gövdesini oynatmak suretiyle süratle hareket edebilir.

    Hamsi sürü halinde dolaşan korkak bir balıktır, ağzını açarak suda öne dogru yüzer. (1)


    Dünya denizlerinde hamsi popülasyonu ve dağılım alanları
    Tropik ve subtropik denizlerin kıyı kesimlerinde sürüler oluşturan hamsi, zaman zaman nehir deltalarında da görülebilir. Hamsi özellikle Karadeniz bol miktarda bulunan bir balık türüdür. Bu balığın Karadeniz’deki türleri, Engraulis encrasicolus ve Engraulis maeticus’tur. Anadolu, Kafkasya ve Kırım sahillerinin ılık alanlarında kışlarlar ve sık sürüler oluşturur. Sürü yoğunluğu, gündüz oluşan sık sürülerde metreküpte 500- 800 birey, seyrek sürülerde 200-400 birey/m3 iken bu, geceleri 20-60 birey/ m3’e kadar iner. Hamsi gece gündüz arasında dikey göç yaparak, gündüzleri derin suya (70-90 m) inerken, geceleri sahillere doğru ve yüzeye (10-40 m) çıkar. Hamsi, plankton yiyerek beslenen bir balıktır. Sürüler, Mart’ta Türkiye kıyılarındaki kışlama alanından kuzeydeki beslenme ve üreme alanına göçe başlarlar. Nisan ortasından Ekim’e kadar tüm denize yayılmış olan hamsi özellikle Karadeniz’in kuzey kesiminde bulunur. Sıcaklık ve iklimsel değişimlere bağlı olarak genellikle Kasım’da güneye göçe başlar (2).


    Göçmen bir balık olan hamsi yaklaşık 3 yıl yaşar. Eşeysel olgunluğa ulaşma birinci yılın sonunda olur. Yani yumurtadan çıkan hamsi larvaları 11-12 ay sonra cinsi olgunluğa erişir ve yaşam boyunca iki defa döl verir. Her yumurtlama periyodunda 13.000-40.000 civarında yumurta bırakır. Hamsi balığında üreme genel olarak su sıcaklığının 17.5-27°C, tuzluluğun ‰ 12-18, pH’nın 8.3-8.4 ve derinliğin 5-10 m olduğu kıyı bölgelerinde meydana gelir (3).

    Karadeniz ekosistemi, özellikle Kuzeybatısındaki büyük nehirlerin taşıdığı besin tuzları (nitrat ve fosfat) konsantrasyonunun artması sonucu, çok köklü değişimlere uğramıştır. Besin tuzu dengesinin bozulması sonucu meydana gelen anormal değişimler, önce fitoplankton ve daha sonra da zooplankton kalite ve miktarında etkisini göstermiştir. Planktonun miktarında görülen bu artış, Türkiye'nin avladığı hamsi miktarının yıllara göre yükselmesinde muhtemelen önemli bir etken idi. Ancak 1988'lerden beri, Karadeniz, Kuzeybatı Atlantik'ten kazara taşındığı sanılan ve bilhassa üretimin yüksek olduğu denizlerde çok obur bir zooplankton tüketicisi olan bir ktenefor türü (Mnemiopsis leidyi) tarafindan istila edilmiştir. Mnemiopsis leidy’in kitle halinde varlığı, Karadeniz'in hamsi ve diğer pelajik balık av miktarlarında son yıllarda görülen ani düşüşte en etkin faktör olarak göze çarpmaktadır. (4)



    Çizelge de görüldüğü gibi, hamsideki su miktarının av sezonunun başlangıcında (ekim) nispeten daha yüksek olduğu belirlenmiştir. Kasım ve Aralık aylarında deniz suyu sıcaklığının düşmesinin de etkisiyle hamsinin su miktarı düşmekte ve buna paralel olarak yağ miktarı artmaktadır. Bu artışın bir nedeni de bu dönemde hamsinin iyi beslenerek yağlanmasıdır. Protein miktarının Ekim ayından Aralık ayına kadar artması hamsinin iyi beslenmesi ile paralellik göstermektedir. Ocak ayından itabaren hamsinin protein miktarındaki düşüşün hamsinin yumurtlama dönemine yaklaşmasından kaynaklandığı düşünülmektedir. Hamsi nisan ayından itibaren yumurtlamaya başlar (5).


    Hamsi Tüketimi
    Tüketim bir seçim sorunu. Ülkemiz insanları su ürünlerini taze tüketmeyi yeğlerler. Avın taze tüketilemeyen küçük bir kısmıysa, eskiden tarlalara gübre olsun diye atılırken günümüzde balık unu ve yağına dönüştürülüyor. Diğer ülkelerde avlanan hamsilerse konserve, salamura, taze olarak ve sonuçta yine balık unu ve yağı fabrikalarında işlenerek değerlendiriliyor. Görülebildiği kadar hamsimiz her yönüyle yararlı bir canlı olup neredeyse her derde deva bir özelliğe sahiptir. (8)

    Evliya Çelebi ve Hamsi
    Çoğumuz balık pazarlarında ya da seyyar satıcı tepsilerinde, bir diğerimiz gırgır tekneleri avlarını boşaltırken ve belki de önemli bir kısmımız annelerimizin mutfağında hamsiyi görmüşüzdür. Belki bu canlıya dikkat etmiş belki sadece bakıp geçmiş ya da afiyetle bir güzel yemişizdir. Hamsi ile karşılaşmamız hangi şekil ve düzeyde olursa olsun bu balığı merak edenler şüphesiz pek çoktur ve imdi bu meşhur canlıyı yine meşhur bir ismin ağzından tanıyalım:

    1670’lerde Trabzon’a seyahat eden Evliya Çelebi bölge balıklarıyla ve özellikle hamsiyle ilgili görüşlerini şöyle dile getirmiştir:

    "Beğenilen balıkları: Levrek balığı, kefal balığı gayet lezzetlidir. Bir karıştan uzun kırmızı başlı tekir balığı, uskumru balığı ve daha bin çeşit balıkları vardır. Amma bunların hepsinden fazla Lazların üzerine düştükleri, alışverişi hakkında kavga ettikleri hamsi balığı… Bu balık Hamsinde (kış mevsiminin 50 günlük bir bölümü) çıktığı için, hamsi balığı derler. Balığın çıkışını dellâllar halka haber verirler. Dellâlların bir çeşit mürves ağacından boruları vardır. Bir kere su urunca, ‘Ahça çomakla bir mendil hamsi ver’ diye ince sırmalı mendillere balığı koyup giderler. Balığın suyu akarak giderken, bazıları suyun aktığına acıyarak, ‘Bre balığın suyunu akıtıyosun.. Suyuna bir pilavcık sallasana’ diye şaka ederler. Şu beyitleri de söylerler:

    Trabzondur yerümüz
    Ahça tutmaz elümüz
    Hamsi paluk olmasa
    Nice olurtu halumuz" …

    Meşhur hamsimizin diğer bazı özelliklerini yine Evliya Çelebi’den öğrenelim:

    "Bu balık bir karış, ince ve morca cilalı, gümüş gibidir. Faydası o derecedir ki, yedi gün devamlı yiyen kimsenin şehveti son derece artar. Çok kuvvet verici ve hazımı kolaydır. Yemeğinde balık kokusu olmadığından, yiyene hararet vermez. Ağrı hastalığına tutulan adam yese şifa bulur. Bir evde yılan ve çıyan olduğu zaman, hamsi balığının başı tütsü edilirse kaçar"

    Hamsi yemeklerine de yine merhum Evliya Çelebi ile başlamak yanlış olmasa gerektir. Diyorki "bunu" yani hamsiyi "yemek Trabzonlulara hastır ki kırk çeşit yemeğini pişirirler. Kebabı, çorbası, yahnisi, böreği ve baklavası olur. Fakat pilaki derler, bir çeşit tavası vardır ki şöyle yapılır: Önce bu hamsi balığını güzelce temizleyip onar onar kamışa dizerler. Maydanoz, kereviz, soğan ve pırasayı ince kıyıp tarçın ve siyah filfil ile karıştırdıktan sonra, pilaki tavasının içine bir kat hamsi, bir kat bundan döşeyip Trabzon'un âb-ı hayata benzer zeytinyağını üzerine dökerler. Bir saat kadar kuvvetli ateşte pişirildikten sonra yerkenki, doğrusu sevilecek mübarek bir yemek
    olur." (8)

    Hamsi Çeşitleri

    Karadenizde yaşayan ve bölge ülkeleri tarafından genellikle tüketilen çeşit: European anchovy




    Dünya genelinde 140 çeşidi bulunan hamsi’nin ekonomik değer açısından önem arz eden 42 farklı çeşidi:












    Karadeniz’de Hamsi’nin Göç ve Dağılım Haritası

    Kaynaklar ve Literatür

    1) Yelkenci, Türkiye'nin İlk Deniz Portalı
    2) Hasan Örek, Ferit Bingel Orta Doğu Teknik Üniversitesi, Deniz Bilimleri Enstitüsü
    3) Slastenenko, 1955-1956
    4) Journal of FisheriesSciences.com DOI: 10.3153/jfscom.2007024 1 (4):191-227 (2007)
    5) Muss, 1988
    6) Fishbase
    7) Itis Report
    8) Karadeniz Hamsimiz ve Hamsigiller (pdf)
    9) Karadeniz'in Değişen Ekosistemi ve Hamsi Balıkçılığına Etkisi (pdf)
    10) Son 20 Yılda Türkiye'deki Hamsi Avcılığı (pdf)
    11) İki Farklı Av Sahasında Ortasu Trolü ile Avlanan Hamsi Balığının Sürü Yapısı ve Av Veriminin İncelenmesi (pdf)
    12)Karadeniz Bölgesinin Yöresel Hamsi Yemekleri ve Hamsinin Besin Miktarındaki Mevsimsel Değişim(pdf)
    13) Karadeniz’de Ortasu Trolü ile Gece Süresince Avlanan Hamsi’nin Av Verimi ve Boy Kompozisyonunun... (pdf)
    14) Türkiye Sularında Avlanan Hamsi Balığının Balıkçılık Biyolojisi Yönünden Değerlendirilmesi (pdf)
    15) Hamsi balıkları populasyonlarındaki incelme ve incelmenin sebepleri (pdf)
    16) Edremit Körfezi'nde Yaşayan Hamsi Balığının Yumurta/Larvalarının Dağılım, Bolluk ve Moralite Oranı (pdf)
    17) Orta Karadeniz’de Av Sezonunda Hamsi’nin Boy-Frekans Analiz Metodu ile Populasyon Parametrelerinin Tahmini (pdf)
    18) Black Sea Web Maps
    Su Ürünleri Mühendisi
    Fatih Gençoğlu

Konu Bilgileri

Users Browsing this Thread

Şu an 1 kullanıcı var. (0 üye ve 1 konuk)

Benzer Konular

  1. Hangi balık Hangi mevsimde yenir
    By Hıcaz in forum Yemek Tarifleri Bölümü
    Cevap: 3
    Son Mesaj: 02.04.09, 09:49
  2. Yavru Balıklar Denize Ulaşamıyor
    By Hıcaz in forum Güncel Deniz Haberleri
    Cevap: 0
    Son Mesaj: 19.03.09, 01:17
  3. Hamsi el yakıyor
    By F I R T I N A in forum Güncel Deniz Haberleri
    Cevap: 0
    Son Mesaj: 10.03.09, 16:50
  4. Hamsi sezonunun sonuna geldik
    By LüFerCi in forum Güncel Deniz Haberleri
    Cevap: 0
    Son Mesaj: 09.03.09, 10:30
  5. hamsi ağı
    By emice41 in forum Balıkçı Borsası
    Cevap: 1
    Son Mesaj: 04.03.09, 13:03

Bu Konudaki Etiketler

Bookmarks

Yetkileriniz

  • Konu Acma Yetkiniz Yok
  • Cevap Yazma Yetkiniz Yok
  • Eklenti Yükleme Yetkiniz Yok
  • Mesajınızı Değiştirme Yetkiniz Yok
  •  
BALIKCI FORUM