İstanbul Akvaryum’u, Genel Müdürü Mehmet Sami Milli ilk olarak Vira’ya anlattı. Milli ile akvaryuma dalış yapan Vira ile derinlere inmeye ne dersiniz! O halde dalış takımlarınızı hazırlayın…

Köpekbalığı, orkinos, ahtapot, hamsi ve daha yüzlerce balık karaya çıkıp, devasa bir akvaryuma girecek. Henüz inşaat aşamasında olan İstanbul Akvaryum, kapılarını açtığında; geçtiğiniz her tünelden, her denizden ayrı bir zevk alacaksınız. Çünkü baktığınız her pencerede bir dünya ile karşılaşıp, projeksiyonlardan da denizler ve balıklar ile ilgili çok çeşitli bilgileri öğrenebileceksiniz. Böylece deniz ve balık kültürünüzü geliştirme şansını bulacaksınız. Meraklılarının sabırsızlıkla beklediği İstanbul Akvaryum’u, Genel Müdürü Mehmet Sami Milli ilk olarak Vira’ya anlattı. Milli ile akvaryuma dalış yapan Vira ile derinlere inmeye ne dersiniz! O halde dalış takımlarınızı hazırlayın…

Bu proje nasıl bir fikirle ortaya çıktı?
İBB’nin bir projesidir. Yurtdışından esinlenerek, bu projeye öncülük ettiler. Yeni dönemde de desteklendi. Fikir bu şekilde ortaya çıktı.

Projenin sahibi kim?
Bu arazinin üzerinde bulunan tüm yapıların işletme hakkı İstanbul Akvaryum Limited şirketindedir. Akvaryum yapısını yaptıran İstanbul Büyükşehir Belediyesi’dir. Akvaryum dışındaki alanları AVM’yi ve akvaryumun temalandırma işleri ile balık teminini İstanbul Akvaryum Limited Şirketi üstlenmiştir. İstanbul Büyükşehir Belediyesi akvaryum yapısının bütçesini üstlenmiştir. Bundan sonra yapılacak olan yatırımı intifa hakkı modeliyle İstanbul akvaryum LTD ŞTİ’ye 30 yıllığına ihale etmiştir.


Projenin ana hatlarından bahsedebilir misiniz?
Üç tarafı denizlerle kaplı ülkemizde deniz habitatı ile ilgisi az olan insanımıza denizle ilgili bilgileri interaktif olarak aktarmak için yola çıktık. Dünyanın en büyük birinci akvaryumu Valencia’daki akvaryumdur, ikincisi Lizbon’da, üçüncüsü de Türkiye’deki bu akvaryum olmaya aday. Akvaryum yapısının konsepti şu şekilde dizayn edilmiştir; ziyaretçi ilk olarak Karadeniz bölümünden başlayıp, Türkiye’deki denizleri ziyaret edip, daha sonra yavaş yavaş dünya denizlerine iniyor. Her bölümde ayrı bir konsept var. Tüm tankların kendine has bir niteliği var. Her bölümde çeşitli teknolojiler kullanılarak oluşturulan bilgi bölümleri var. Duvarlarda projeksiyon cihazından sunumlar yapılacak. Buradan öğrenciler ya da ziyaretçiler denizler hakkında bilgi edinebilecek. Her bölümde ayrı balık bulunacak ve bu balıklar kendi denizine ait olacak. Denizlerimizde batık, mercan ve daha birçok sürpriz bulunacak. Örneğin, Karadeniz bölümünde Nuh’un Gemisi konseptini işledik. Ayrıca tatlı su balıklarını da unutmadık ve akvaryum yapısının içinde bir yağmur ormanı inşa ediyoruz. Burada sürüngenler ve çeşitli tatlı su balıkları olacak.

Revize edildiğini söylediniz. Buna neden gerek duyuldu?
Revize edilen kısım akvaryum yapısı değil, akvaryumun dışındaki bölümler. Bu proje daha önce kabul görmüştü ama bu projeyi şu anda uygulayamıyoruz. Ama sonuçta biz akvaryumla ilgilendiğimiz için gerisi çokta önemli değil.


Dünyada üçüncü dediniz. Bu akvaryumun nasıl bir farkı var?
Farkı, yeni nesil bir akvaryum. Klasik akvaryumlara girdiğiniz zaman 6-7-8 tanklardan sonra bir sıkılma süreci başlayabilir. Akvaryumumuzdaki her birim yeni bir heyecanı beraberinde getireceği için, her bölümde yeni bir şey yakalayıp, diğer bölüme geçeceksiniz. Burada balığın cinsinden, balığı göstermekten çok, gezi güzergâhını ne kadar süslerseniz o kadar iyi sonuç almaktasınız. Bu akvaryum her şeyiyle, şu andaki su hacmiyle, balık cinsiyle, gezi güzergâhındaki aktivitesiyle ciddi bir sıralamaya girdi. Üçüncü sıradayız ama daha yukarılara adayız. Çünkü yeni ve her şey en iyi sistemde yapılmış durumda. Barcelona’daki akvaryuma gidin her tarafı eskimiştir. Sadece akvaryumun içini görürsünüz orada. Gezerken duvarlarda bilgi aktarımı yoktur. Bu camın arkasından balıkları görürsünüz. Oradan istediğiniz enerjiyi almıyorsunuz. Duvardaki bilgisel aktarımlar çok önemli. “Touch Screenlar”la, kulaklıkla o bilgiler size aktarılıyor.

Hedef kitle nedir?
Biz buraya sadece Türkiye’deki ziyaretçileri değil, bunun yanında yurtdışından gelecek ziyaretçileri de bekliyoruz. Özellikle okullardan çok ilgi göreceğimizi düşünüyoruz. Bu ülkede su ürünleri ve denizcilik okulunda okuyan birçok öğrenci var. Ayrıca akvaryumların müptelası olan insanlar da var. Tabii şehir olarak nüfus çoğunluğunuz ne kadar ise, gezen ziyaretçi o kadar fazla olur. İstanbul da tam böyle bir şehir. Buraya Anadolu’dan gelecek ziyaretçi de çok olacak. Ziyaretle ilgili bir kaygımız yok.


Acaba deniz olmayan bir yerde böyle bir proje yapılabilir mi? Yapılacak mı?
Böyle bir düşüncemiz var. Önemli olan zaten deniz olmayan bir yerde bu projeyi yapmak. Deniz olmayan bir yerde bunu yaptığınız zaman, denizle ilgili bilgileri, aktiviteleri insanlar çok daha iyi alabiliyorlar. Ankara’da çok ufak akvaryumlar var ama bu konseptte bir akvaryum yok. Bunu yapmak çok meşakkatli bir iş. İyi bir irade, arkasında duran, bütçesi olan, iyi bir organizasyonu olan bir işte yapılabilir. Bu süreç kısa bir süreç değil.

Peki, Akvaryum’a insanlar geldiğinde nasıl vakit geçirecekler?
Her ziyaretçinin hiç sıkılmadan en az 2-3 saat vakit geçirebileceği bir ortam mevcut. Ziyaretçiler hemen gezinin başlangıcında farklı bir dünyada olduklarını hissedecekler. Ziyareti bitirdiğinde de belleklerinde çok farklı bir yer alacaklarını görecekler.


Burada gerçek balıklar olacak. Bunların bakımı nasıl olacak. Sonuçta balık ölümleri de olabilir tehlikeli bir iş.
Bu kadar devasal bir yapı içerisinde anlatılan tüm denizlerdeki yaşam biçimini karada organize ediyorsunuz. Aslında bu bir bilimdir. Kendiliğinden ortaya çıkan bu sistemin insanların sahip olduğu tekniklerle karada oluşturmaya çalışıyorsunuz. Bu sürecin içine girdiğiniz zaman, bunun çok zor bir süreç olduğunu kavrıyorsunuz. Dışarıdan baktığınız zaman insanlar sadece balıkları görüyorlar, ama balıkların yaşadığı o birimleri oluşturmanın arkasında çok devasal teknik bir altyapı yatmaktadır. Sudaki kimyasalların oluşmasından, ısı değerlerinden, balıkların ilk geldikleri dönemlerde karantinadaki süreçlerden, tanklara aktarılmalarındaki süreçlere kadar çok meşakkatli ve bir o kadarda zevkli bir iş. Bunun kendi içinde de büyük riskleri de var. Sistemle ilgili belli maliyetlerden kaçtığınız zaman balıkların yaşamlarını riske sokacak bir takım olumsuz süreçleri de yaşama durumlarınız ortaya çıkabiliyor. Biz bu anlamda teknik olarak uluslararası ne gerekiyorsa o yönde hareket ettik. Bu işi en iyi bilen insanlarla, firmalarla çalıştık. Balıklar büyük denizlerdeki, okyanuslardaki, ara denizlerdeki özgür yaşamdaki kriterleri tam olarak yakalayamayabilirler ama buna yakın bir yaşam sürecini burada yakalayacaklar diye düşünüyoruz. Balığın canlı kalmasını sağlayan karantina bölgeleri, balığın hastanesi dediğimiz bölümlerde, balığın canlı kalmasını sağlayan kişiler küratörlerdir. Küratörlerin de altında ekip ve ekipmanlar vardır. Bu insanlar direkt küratörün altında çalışan insanlardır. Onlarda bu akvaryumun temiz kalması için, balıkların canlı kalması için yapılan yaşam destek ünitelerini ayakta tutan kişilerdir. Burada da bizimle çalışacaklar.


Bu yapıyı Florya’da kuruyorsunuz ulaşım açısından avantajı nedir?
Ulaşım olarak havaalanına yakın olması gelecek olan turist açısından avantajlı bir konum. İstanbul’un dışarıya açılan ilk penceresi burası. Ayrıca raylı sistem var, deniz var.

Denizden ulaşımda var galiba…
Şu anda projemizde yok ama denizden ulaşım mutlaka olacak.

Bu proje ne zaman bitecek?
2010 yılının Temmuz-Ağustos aylarında bitirmeyi düşünüyoruz. Hedefimiz o yönde.

Tanklardan bahsettik. Bu tanklar görsel olarak kalacak mı? Yoksa dalış yapılacak mı?
Onu da sağlayabiliriz. O kolay. Bunu ileride yapabiliriz. Bu programımızda var.

Şu anda yapım aşamasındasınız ama mutlaka insanlardan bazı tepkiler alıyorsunuzdur. Bu tepkiler nasıl?
Şimdiye kadar hep olumlu tepkiler aldık. Burası eğitim amaçlı yapılan bir yer. İnsanlar bir an önce bitmesini, bu aktiviteyi görmek istiyorlar. Okullar sürekli arıyorlar. Ne zaman başlıyorsunuz, gelip görmek istiyoruz diyorlar.

Ne tür balıklar ve toplamda kaç balık olacak burada?
Köpek balığı bile var. Gerçekte hangi denizde hangi cins balık varsa, buradaki tanklarda da o balıklar olacak. Toplam bin yüz çeşit balık olacak akvaryumda. Onunda listeleri de hazır. Hangi ülkeden nasıl getireceğimiz de belli.

Aslında akvaryum bir nevi deniz kültürüne hizmet ediyor da diyebiliriz.

Denizdeki eksik kültürünüzü burada giderebilirsiniz. Kendi kendinize şöyle bir hayal kurun; dünya denizlerinin içindeki habitatı çok merak ediyorum bunların hepsine dalıp o habitatın atmosferini yakalamak istiyorum tüm balıkları görmek, oradaki mercanları, gizemi yakalamak istiyorum. Buradaki akvaryum devreye girip sizi bu zahmetten kurtarıyor size çok ayrı bir dünya sunuyor. Direkt göz hizasında balıkları, oradaki kaya yapısını, mercanları aynı anda görebileceğiniz bir yapıyı hizmet olarak sunuyor.

Vira Dergisi