Balıklarda İmmunite (Bağışıklık)

Balıklarda immunite temel olarak yüksek vertebralılarla aynı yapıdadır. İmmun yanıttaki başlıca farklılıklar balıklardaki diğer fizyolojik olaylarda olduğu gibi sıcaklığa bağlı olmasından kaynaklanmaktadır. Bu nedenle uzun bir süre balıkların immunite kabiliyetleri konusunda bir anlaşma sağlanamamıştır. Çünkü bazı araştırıcılar sıcaklık ve zaman faktörlerini dikkate almamışlardır. Balıkların immun sistemi memelilerin immun sistemine göre daha az karışık sistem olmasına rağmen cell mediated immunite ve humoral immunite gibi çeşitli müdafaa mekanizmalarını içermektedir.

İmmunite hayvanlarda enfeksiyonlara karşı korunmada en önemli bir fizyolojik mekanizmadır. Vertebralılarda immunite; primer (doğal) ve adaptive (kazanılmış) immunite olmak üzere iki tiptir. Primer immunite, doğuştan savunma (defence) mekanizmalarına dayanır ve vücuda girebilecek çok geniş bir zarar verme mekanizmasına karşı non-spesifik olarak çalışır. Bu savunma mekanizması (non-spesifik immun sistem) fagositik hücrelerin faaliyetini, interferonları ve vücutta çeşitli doğal olarak oluşan lizozim, C-reaktive protein, aglutinin ve lizin gibi maddelerin etkisini içerir.


Adaptive immunite kazanılmış bir bağışıklık durumudur ve vücudun reaksiyon verme kabiliyetine bağlı olarak zarar verici spesifik partiküler mikroorganizmalara karşı, spesifik reaktive lenfosit (cell mediated immunite) veya serum antikorlarının (humoral immunite) oluşmasıdır. Yeni yumurtadan çıkan larva balıklarda immun sistemin gelişmesi sırasında antijenle uyarılara karşın etkin lenfosit ve antikor üretim kapasitesi sınırlıdır. Bu eksiklik nedeniyle genç balıklar uyarıcılara karşı hassastırlar ve dolayısıyla hastalıklara karşı dirençleri zayıftır. Halbuki yüksek vertebralıların gençleri hayatlarının ilk bağımsızlık dönemi periyodunda annelerinden gelen pasif immunite ile donatılmış bir savunma kabiliyetine sahiptirler. Bu kolaylık anne tarafından çevresel antijenlere karşı aktif bir şekilde üretilen antikorların hazır bir şekilde annenin dolaşım sisteminden yavrusuna plesenta aracılığı ile veya ağız sütündeki (clostrum) antikorların yavru tarafından 2-40 gün içinde emilmesi suretiyle sindirim kanalından kan dolaşımıyla transferiyle sağlanmaktadır.

Primer (Doğal) İmmunite

Non-spesifik savunmalar patojenik etkenlere karşı geniş spektrumlu gerçek engellerdir. Bu engeller yapay olarak oluşturulan spesifik antikorlara göre sürekli kalıcı engellerdir. Genellikle vücudu istila eden cansız etkenlere karşı koruyucu olarak hizmet ettiği gibi potansiyel patojenlere karşı da koruyucu etki gösterirler. Non-spesifik sistemin koruyucu faaliyeti genellikle istila edici (invasive agent) etkenin antijenik yapısı ile direkt olarak ilgili değildir. Non-spesifik savunma daha çok balığın belirli bir hastalığa olan hassasiyeti ile ilgili temel sebeplerle alakalıdır. Non-spesifik savunma daha sıkı ve az geçirgen epidermisi, mukusu, makrofajlar tarafından sindirilen mikroorganizmaları opsonize eden kanın kimyasal komponentlerini ve konakçıyı geniş spektrumlu viruslara karşı koruyan interferonları içerir(anderson 1974, Pelczar et al.1986). Patojenlere karşı ilk müdafaa non-spesifik engeller ve inflamatory reaksiyon ile sağlanır(Timur G 1975 ). Daha sonra spesifik immun reaksiyon gerçekleşir. Bu reaksiyon önceki non-spesifik reaksiyonlardan spesifik olması ile ayrılır. İmmun reaksiyon patojenlerin balığın sistemlerini başarılı bir istilasından sonra başlar (anderson 1974).

Mukus ve epidermis balıklarda ilk müdafaa hattını oluşturur. Bu engellerle koruma çok etkilidir. Epidermal mukoza hücrelerinde devamlı olarak yenilenmek suretiyle salgılanır ve mukus balığın yüzeyinde birikmiş döküntülerin ve mikroorganizmaları kolayca kendisiyle birlikte uzaklaşmasını sağlar. Pullar, epidermis ve dermis fiziksel yaralanmaların neden olacağı açık yaralar ve bunun sonucu muhtemel enfeksiyonların oluşmasında koruyucu kalkan olarak görev yürütür .

Mukus balığın eksternal yüzey bölgelerinde paraziter mikroorganizmaların yerleşmesini ve gelişmesini engelleyici faktörler içerir. Mukusun patojenlerle savaşma mekanizması konusundaki aktivitesi hakkında çok az çalışma yapılmasına rağmen genellikle epidermal mukus hücre ürünlerinde yüksek hayvanlar tarafından salgılanan göz yaşı, burun segresyonu ve insan tükrüğünde bulunduğu bildirilen lizozim enzimlerinin anologlarının bulunduğu düşünülmektedir. Bilindiği gibi bu lizozim ve enzimler birçok bakterinin mukopeptit tabakasının parçalanmasında rol almaktadır.

Adaptive (Kazanılmış ) İmmunite

Kazanılmış immunitede savunma mekanizmasının merkezi lenfosittir. Lenfositler kazanılmış immunitenin, humoral immunite, cell-mediated immunite (CMI) ve bellek (memory) gibi üç safhanın başlatılmasından ve yürütülmesinden sorumludur.

Humoral İmmunite

Antijen vücuda ilk kez girmesi halinde T ve B lenfositleri birlikte reaksiyon verirler. B lenfositler plazma hücrelerine ve ya hafıza (memory) hücrelerine dönüşürler.(Ellis 1978, 1988a, Minbay 1988, Ellis 1989, Arda 1994a,d) Plazma hücreleri kendilerinin oluşmasını uyaran antijene karşı özel antikor üretirken hafıza hücreleri daha sonra aynı antijenin ikinci kez vücuda girmesi halinde plazma hücrelerine dönüşebilecek özelliğe sahip hücrelerdir. T hücreleri farklı bir fonksiyona sahiptir. Başlangıçtaki T hücreleri, yardımcı (helper) hücreler olarak isimlendirilirler. Bu klon hücreleri antijenin başlangıç stimulasyonu (uyarısı) ile çoğalırlar. Uzun süre hayatta kalabilen yardımcı hafıza hücrelerine dönüşürler. Böylece ikinci bir uyarıda T hücrelerinin sayısı artar. Bunlar sayıları artan B hafıza hücreleri ile işbirliği yaparlar. Böylece ikinci uyarıda kandaki antikor üretimi daha hızlı gerçekleşir ve birinci uyarıya göre daha yüksek konsantrasyona ulaşır. Hafıza hücrelerinin hızlı ve yüksek seviyede reaksiyon kabiliyeti nedeniyle patojen ve aşıların uygulanmasını takiben dikkate değer artan bir dayanıklılık (resistans) oluşturur.

Cell Mediated Immunity ( CMI )

T lenfosit populasyonu T yardımcı klonlarının yanı sıra CMI dan sorumlu klonlarada sahiptir. Immun yanıtın bu bölümü geniş bir sahayı içine alır ve vücudu istila eden mikroorganizmaları fagosite ederek sindirmek suretiyle vücudun non-spesifik koruma mekanizmasını oluşturan makrofajların teminini sağlar.

Primer antijen stimulasyonunda T lenfosit klonları CMI da rol alan çeşitli farklı fonksiyonel hücrelere dönüşür. Bunlar arasında öldürücü hücreler, baskılayıcı hücreler ve lenfokin üreten hücreler bulunur.
Öldürücü hücreler (killer cells) : Bu sitotoksik T hücresi ile hedef hücrenin arasında fiziksel temas sonucunda oluşan bir mekanizma ile yabancı hücreleri eritme özelliğine sahiptirler.

Lenfokin üreten hücreler : Antijen stimulasyonu sonucunda bazı T hücresi klonları lenfokin adı verilen bir takım humoral faktörler üretirler. Bu faktörler makrofajların non-spesifik defans mekanizmasını arttırır. Bu aktive olmuş makrofajlar non-spesifik olarak enfeksiyonla daha fazla mücadele etme kabiliyetine sahip hale gelirler.

Öldürücü hücreler ve lenfokin üreten hücrelerin yanıtları pozitif immuniteyi oluşturur Baskılayıcı hücreler (Suppressor Cells) : İmmun yanıt oluşumu sırasında antikorların ve lenfokinlerin üretiminin kontrol edilmesi gerekir. Bu kontrol immun yanıtı bitiren veya negatif immunitenin oluşmasını sağlayan baskı yapıcı yani suppressor hücrelerin oluşmasıyla sağlanır.

kaynak