Japonya'nın Kuşimoto kenti açıklarında 1890 yılında batan, 550 denizcinin hayatını kaybettiği Ertuğrul Firkateyni'ndeki kazılarda günışığına çıkarılan yeni eserler Bodrum'a getirildi.


Japonya’nın Kuşimoto kenti açıklarında 1890 yılında batan, 550 denizcinin hayatını kaybettiği Ertuğrul Firkateyni’ndeki 3 yıl önce başlanan kazılarda günışığına çıkarılan yeni eserler Bodrum’a getirildi. 70 santimetre çapında, 50 santimetre yüksekliğinde yemek kazanı, Ertuğrul’da hayatını kaybeden ‘sarıpolis’ lakaplı subay Osman Bey’in 3'üncü kuşak torunu turizmci Ayşe Vural Yoleri’yi duygulandırdı.

Türk Hava Yolları ve Kushimoto Belediyesi sponsorluğunda, Port Bodrum Yalıkavak Marina desteğiyle, Bodrum ve Karya Kültür Sanat ve Tanıtım Vakfı (BOSAV) ile Sualtı Arkeolojisi Enstitüsü işbirliğiyle gerçekleştirilen ‘Ertuğrul Firkateyni- Japonya’da bir Osmanlı Gemisi Projesi’nin 2010 dalış programı tamamlandı. Japonya’nın Kuşimoto Adası açıklarında 1890 yılında batan, 550 Türk denizcinin şehit düştüğü Ertuğrul Firkateyni’ndeki kazı çalışmalarında elde edilen yeni eserler Muğla’nın Bodrum İlçesi’ne getirildi.

BOSAV Başkanı Tufan Turanlı, Yalıkavak Port Bodrum Marina’da düzenlediği basın toplantısında, bu yılki kazı çalışmalarında bulunan eserleri basına tanıttı. Toplantıya Yalıkavak Belediye Başkanı CHP’li Mustafa Saruhan, Bodrum Sualtı Arkeoloji Müzesi Müdürü Yaşar Yıldız, THY Bodrum Satış Müdürü Fazilet Demir ve eserler üzerinde konservasyon çalışması yapan arkeologlar katıldı.

45 metre derinlikten, kapağı ile birlikte çıkarılan, 70 santimetre çapında, 50 santimetre yüksekliğindeki yemek kazanı ile Japon İmparatoru Meiji’nin Türk subaylarına hediye ettiği porselen tabak, bir Osmanlı subayına ait kemer tokası, İngiliz Viktoria Altın Para, Hon Kong ve Japon bakır paralarını tanıtan Tufan Turanlı, bugüne kadar toplam 527 saat 39 dakika dalış yapıldığını açıkladı. Turanlı, bu yıl 2 bin 114, toplamda ise 6 bin 825 eserin gün ışığına çıkarıldığını bildirdi.
Eserlerin konservasyon ve restorasyon çalışmalarının ardından Türkiye’nin birçok kentinde sergilendikten sonra Ertuğrul şehitlerinin bulunduğu Kushimoto kentine götürülüp Türk Müzesi’nde konulacağını, 2011 yılında da Osaka ve Wakayama eyalet müzelerinde sergileneceğini aktaran Turanlı, “Bu eserleri eylül ayından itibaren Mersin, Bodrum, İzmir ve İstanbul’da sergileyeceğiz. Sergiyi şehitlerin çoğunlukta olduğu Karadeniz sahillerine de götürebilmek için Kültür ve Turizm Bakanlığı’nın desteğini bekliyoruz. Dört yıldır sürdürmekte olduğumuz Ertuğrul Fırkateyni deniz araştırmaları beklediğimden çok daha başarılı oldu. Ama projenin asıl önemli bölümü bundan sonra, yani sergileme aşamasında. Bu kadar gayret ve zorlukla çıkardığımız eserleri Türk ve Japon halklarıyla paylaşamazsak tüm çabalarımız boşa gitmiş demektir. Hedefim bilhassa çocuklara ulaşabilmek, onlara denizi sevdirmek, tarihimizi anlatmak; bu sebeple sergilemeyi daha çok onlara yönelik gerçekleştirmeyi planlıyorum” dedi.

“Dedesinin yemek yediği kazan duygulandırdı”
Ertuğrul Firkateyni’nde görevli subay, ‘sarıpolis’ lakaplı Osman Bey’in 3'üncü kuşak torunu turizmci 29 yaşındaki Ayşe Vural Yoleri ile 5.5 aylık bebeği Yiğit Ali Yoleri ise toplantıda ilgi odağı oldu. Yoleri, kucağındaki bebeği ile dedesi Osman Bey’in yemek yediği kazanı incelerken duygulu anlar yaşadı. Gözleri dolu dolu olan Yoleri, “Ülkemizden binlerce kilometre uzakta ziyarete gittiği Japonya’da yaşamını yitiren dedemizin yemek yediği kazan ve gemiye ait eserlerle ilk kez karşılaşmanın heyecanını yaşadım. Bu benim ve oğlum için gerçekten tarihi bir gün. Barış ve dostluk adına ülkelerinden uzakta yaşamlarını yitiren dedem ve Türk askerlerinin ruhu şad olsun” dedi.
Turanlı, minik Yiğit Ali Yurteri’ye çocuklar için yazdığı Ertuğrul Fırkateyninin öyküsü kitabını hediye etti.

Ertuğrul firkateyni
Ertuğrul Fırkateyni, 1854 yılında Kırım Savaşı sırasında Taşkızak Tersanesi’ne sipariş edilmişti. 1864 yılında hizmete giren gemi aynı yıl makine ve kazan montajıyla toplarının çeşitlendirilmesi ve modernizasyonu için İngiltere’ye gönderilmişti. İstanbul’a gelmesinden sonra Girit harekatına katılmış, ancak Abdülhamid dönemiyle beraber onun da kaderi Haliç’e hapsedilmek oldu. Japonya seferine hazırlandığı sırada 25 yaşında bulunan Ertuğrul, Japonya gezisi için seçilmesinden takriben bir yıl evvel onarım ve havuz görmüştü. Özellikle ahşap kısımları yenilenmiş fakat makine ve kazanlarının altına isabet eden kısımlara dokunulmamıştı. Ertuğrul Fırkateyni 1890 yılında II. Abdülhamit tarafından bir iyi niyet elçisi olarak Japonya’ya gönderildi. 630 denizcisiyle 11 ay süren bir seferin ardından Japonya’ya varan Ertuğrul Firkateyni, Japonya’da İmparator Meici tarafından ihtimamla karşılandı. Zorluklarla tamamladıkları bu önemli görevden sonra denizcilerimiz tayfun mevsimi olduğu halde dönüş yolculuğuna çıktılar. Fakat yakalandığı tayfundan çıkamayan Ertuğrul, Japonya’nın güneyinde Oşiima adası açıklarında kayalıklara çarparak parçalandı ve Osman Paşa dahil sayıları net olarak bilinemese de yaklaşık 550 gemici şehit oldu. Oshima köylüleri 69 denizcinin kurtarılmasında ve şehitlerimizin defnedilmesinde büyük emek gösterdiler. Görevinden çok batışıyla iki halkı yakınlaştıran Ertuğrul Fırkateyni, bugün Türk ve Japon halklarını yakınlaştıracak yeni bir projenin çıkış noktasını oluşturmaktadır.

Radikal