Türkiye'nin yoğun gündemi içerisinde kendisine pek yer bulamayan İstanbul'un sembol balıklarından lüfer yok olma tehlikesiyle karşı karşıya.

Güngör URAS / MİLLİYET
İSTANBUL LÜFERSİZ KALMASIN
Defne Koryürek’ten bir mesaj aldım. “Lüfer ciddi olarak yok olma tehlikesiyle karşı karşıya. İstanbullu eskiden ‘derya kuzusu’ adını verdiği balığını kendi tutar, taptaze tüketirdi. Bugün ise marketlerde ve süpermarketlerde satılan çiftlik levreklerini ve ithal somon balıkları ile diğer tür ithal balıkları yiyoruz.

Yanlış avlanma sonucu lüfer yok oldu. Lüfer, İstanbul’un keyfi, kültürü, sembolü! Elbirliği ederek, güçbirliği kurarak lüfere sahip çıkalım. Sahip çıkalım ki, benim kızım Refika’nın kuşağı, hayatında lüferi tadabilmiş son kuşak İstanbullu olmasın.“

Lüfer önümüzdeki ay yumurtasını bırakmak için Ege’den Marmara’ya geçecek ve sonra da Karadeniz’e çıkacak. Eylül ayından itibaren hamsi ve istavrit sürülerinin peşi sıra Boğaz’a inecek. Bu balığın 10 cm’den küçüğüne “defne yaprağı”, 10-15 cm arasındakine “çinakop”, 15-20 cm arasındakine “sarıkanat”, 20-30 cm arasındakine “lüfer” ve daha büyüklerine de “kofana” adı verilir.



Fikir Sahibi Damaklar
Defne Koryürek ile Mehmet Gürs’ün öncülüğünde faaliyet gösteren “Fikir Sahibi Damaklar” topluluğu, Türkiye Deniz Araştırmaları Vakfı ve İÜ Su Ürünleri Fakültesi’nin işbirliği ile “İstanbul lüfere hasret kalmasın” adını verdikleri bir kampanya başlatıyorlar. Kampanya programı kapsamında önümüzdeki pazartesi günü bir konferans düzenlendi.
Ortaköy’de komşum Merdol Karaman babadan balıkçı. O da yıllardır “Torik ve palamut yok oluyor” diyerek feryat eder.
“Toriğin çifti bu yıl 600 TL idi. Palamudun yüzünü göremedik” diyor. Merdol Karaman’ın anlattığına göre, torik Atlantik’ten Cebelitarık, Akdeniz, Ege yoluyla gelir, mayıs ayının başından itibaren Çanakkale ve İstanbul boğazlarından geçerek yumurtlamaya Karadeniz’e çıkarmış.


Havadan denetlensin
Torik balıkları Karadeniz’de ne kadar çok yumurtlarsa, eylül ayından itibaren o yumurtalardan çıkan o kadar çok palamut ve torik, İstanbul Boğazı’na akın edermiş.



Geliniz görünüz ki lüferde olduğu gibi, torikte de Karadeniz’e yumurtlamaya giden balıkların nisan ve mayıs ayından itibaren kanun dışı avlanması, bu balıkların üreyememesine neden oluyormuş.



Bu sorun kararname, nizamname çıkarmakla çözülemiyor. Merdol Karaman’ın pratik çözüm önerisi var. Diyor ki, Tarım Bakanlığı, balıkların yumurtlamak için Çanakkale Boğazı’ndan girişinden Karadeniz’e çıkışına kadarki dönemde helikopterle havadan denetim yaparsa, bu önemli dönemde kötü niyetli, balığın neslini kurutan avlamalar önlenebilir. Yoksa, “Nerede eski balıklar?” diye ağlamaya devam ederiz.




08 Nisan 2010 11:10