Sayfa 1/2 12 SonSon
17 sonuçtan 1 ile 10 arası

Konu: Bir hatıra ve KÜÇÜK BALIKÇILARI ÖLDÜRMESİNLER.

  1. #1
    Vıp üye İhtiyar - ait Kullanıcı Resmi (Avatar)
    Üyelik tarihi
    Oct 2009
    Mesajlar
    4.641
    Tecrübe Puanı
    957

    Standart Bir hatıra ve KÜÇÜK BALIKÇILARI ÖLDÜRMESİNLER.

    Fi tarih.
    Bebek ve Vaniköy'de lüfer yemli, Çubuklu ve Paşabahçe'de torik yemli tutuluyor.

    Sandal 5- 5,5 metre, İstinye Hüsnü usta yapımı, kürekler palalı, kollar pazulu, yapıştım mı atlıyor sandal ama ne çare gitmiyor babam.
    Elde örülmüş, kazıl yakalı, ağaç mantarlı, kurşunları elde yapma kalıpta dökülmüş, 30 kulaç kadar bir ağ var, akşam alacasında çıkıp birkaç voli vuruyoruz kıyılarda istrongilosa.
    Baba, biz de gitsek ya lüfere ya da toriğe, palamuta. Küreği ben çekerim, sen otur, yem hazırla.
    Yok oğlum, ben kürek çekmekten korkmuyorum, Paşabahçe ne ki, buradan kürekle iki çifte kayıkla Eskihisar'a gitmişiz, mesele o değil.
    Anlamıyorum ki, gençlik işte.
    Voli vuruyoruz, karaborsadan 15-20 tane bazen bir iki kilo istrongilos çıkıyor, zaten fazla zaman da yok, oltacılar geliyor.
    Hasan abi, yem var mı, bana 30 tane, bana 20 tane, bana da kalsın haa!
    Taneyle yem satıyoruz, parayı alıp bereket versin, Allah rast getirsin, diyor babam, rahmetli.
    Sonunda kalırsa birkaç yem de biz kesip Küçüksu'da, burası da deniz diye birer olta koyveriyoruz.
    BabA biz niye gitmiyoruz yemliye, hem de yem sıkıntımız yok.
    Oğlum, bize yarın için ekmek parası lazım, yem garanti, yemli ümit.
    Gidenlere Allah rast getirsin, biz yem tutup satmaya devam edelim, gelirse bir iki balık, burada da tutarız, zilliyi keseriz.
    Anlıyorum o zaman, az ama garanti olan çok ama hayali olandan iyidir.
    Bize yarın ekmek parası lazım.

    Küçük balıkçı bu işte, aradan 50 sene geçti, değişen bir şey yok.
    Küçük balıkçı kedi gibi bulunduğu yakın çevreye bağlı yaşayandır, balığın peşinden, ümidin peşinden gitme imkanı da lüksü de yoktur.
    Senede iki defa, balığın Karadeniz'den Marmara'ya, baharda da Marmara'dan Karadeniz'e çıkışı sırasında boğazdan geçen balıktan ne kadar yakalayabilirse, onunla bütün sene geçinmek zorundadır.
    O zamanlar orkinos vardı, torik vardı, kılıç vardı, Sonbaharda balığı altına alır, sabah akşam salar, kıyılara indirirdi.
    Kıyılarda da her yere ağ bağlanabilirdi, güngörmüş yalı sahipleri, bizi görünce hoş geldiniz, rastgele, biz de balık isteriz, derlerdi.
    Şimdi ne o orkinoslar kaldı, ne torikler, ne de o yalı sahipleri.
    Küçük balıkçıdan, onun imkanlarından başka her şey değişti, her değişiklik onun aleyhine oldu.
    Gırgırlar büyüdükçe büyüdü, Marmara'da orkinosu, toriği bitirdi, balık boğazda kıyılara inmez oldu.
    Yalılar satıldı, yeni sahipleri bizim köyümüzde bize kafa tutar oldu, gelme, yanaşma, yaklaşma diye uzaktan haykırdılar.
    Yalıyı alan denizi de almış sayılırdı sanki, yalıların canım kayıkhanelerini betonla doldurup bahçe yaptılar, sonra denizin ortasına şamandıralar atıp, sahile ipler çektiler, bırak kıyıya ağ bağlamayı, geçişi bile engellediler.
    Yasaktı, geçiş yollarına şamandıra atamazlardı, engel koyamazlardı, kanun vardı.
    Attılar, iplerle yolu kestiler, kanun gelmedi, kimse bir şey demedi.




    İnsanlar, denize merak saldı, kahve köşelerinde zehirlenmektense kıyıda balık tutmayı öğrendiler, hem stres attılar hem eğlendiler.
    Biz de ne güzel, bravo dedik, sevindik.
    Gitgide sayıları çoğaldı, amatörler dediler onlara, derken kıyıdan bağırdılar, açıktan geç, oltam var, oysa sandalı gördüğü halde atmıştı oltasını, bir dakika bekleyememişti.
    Sen açıktan geç, o ne anlar, akıntıdan rüzgardan, zaten zar zor gidiyorsun , olsun, yine de açıktan geç, oltası var.
    Kıyılarda; ağ atacak, ip bağlayacak yer kalmadı, batık şamandıralar, ilişkenlere ilişken ekledi, yoldan, denizden geçme imkanı kalmadı.
    Balıkçıya ruhsat verilecek dediler, balıkçıdan önce beyler koştu, aldı ruhsatı.
    Denizde kıyamet gibi balıkçı ruhsatlı tekne, pek azı balıktan anlıyor ama hepsi balıkçı.!
    Amatör 5kg tutabilir dediler, sırasında balıkçı tutamıyor 5 kg balığı.
    Amatör tuttu, satan sattı, duyarlı davranıp satmayan komşularına dağıttı.
    Ne fark var, ikisi de balıkçının müşterisini aldı.
    Büyükler güçlerine güç katıp , güçlerini kullanarak, Boğazda gırgır, Yeniköy_Paşabahçe hattının kuzeyine kadar avlanabilir hükmü çıkarttılar.
    Boğazın içi, Büyükdere, Paşabahçe koyları balığın yatacağı yer, yatırmadılar, ne var ne yok süpürdüler.
    Onlar da haklıydı, onca yatırım yapmışlardı, balığı bulunca elbette tutacaklardı.
    Peki ya küçük balıkçı sonra ne yiyecekti?
    Boğazda balık bitince hepsi gittiler, küçük balıkçı bomboş denizde, bomboş ceplerini karıştırarak, boş gözler ve boş ümitlerle günlük ekmeğini çıkarmak için ne yapacağını bilmez halde çabalayıp durdu.

    Bu bir balıkçılık meselesi değildir.
    Bu bir insanlık meselesidir, binlerce küçük balıkçının açlığa mahkum edilişinin acı gerçeğidir.

    Yasa çıktı, ruhsatlı tekneni, sadece bir defa ve en fazla %20 büyütebilirsin dediler.
    YAni sen, bütün gelişen teknolojiye rağmen 50-60 yıl öncesinin şartlarına mahkumsun, o günkü balık olmasa da sen aynı şartlarda çalışmak zorundasın.
    Sen 5 - 5,5 m.lik sandalını 7-8 m. yapamazsın, sen kamaralı bir tekneye sahip olamazsın, sen hep rüzgarın, yağmurun, karın altında çalışmak zorundasın, çünkü sen küçük balıkçısın, küçük kalmaya mahkumsun.
    Sen ey küçük balıkçı, tuvalet gibi en insani bir ihtiyacını bile insanca gideremezsin, sen çişin gelince küpeşteden denize etmek zorundasın.
    Sen üşüyünce basit bir kamaraya girip, biraz ısınmak belki bir çay yapıp içmek gibi işler yapamazsın, bunlar senin için lükstür ve sen lüks yaşayamazsın.
    Balıklar artık kıyıya gelmiyor dedik, açığa ağ atsan bile yine 50 sene önceki gibi ufacık sandalda kol kuvvetiyle çekmek zorundasın, daha büyük bir tekne edinip bir hidrolik makara koymak sana yasaklanmıştır. Kullanamazsın.
    Herkes, ne yaparsa kendisine yapar.

    M.Mahir Ersin
    İstanbul 1945

  2. #2
    dökülük

    Standart

    Eklenti 3902



    Sadece balıkçının değil, aynı zamanda 5000 yıllık insan hikayesi anlattığın.
    İyiki varsın.

  3. #3
    Vıp üye İhtiyar - ait Kullanıcı Resmi (Avatar)
    Üyelik tarihi
    Oct 2009
    Mesajlar
    4.641
    Tecrübe Puanı
    957

    Standart

    O ufacık sandalla denizde kol kuvvetiyle ağ çekerken, o da ne, bir şey kopmuş geliyor, denizi dağlara çıkararak, hızla yaklaşıyor, sıkı tutun batacağız, deniz geliyor.
    Kütük gibi bir tekne, sanki özellikle fazla dalga çıkarabilmek için tasarlanmış, yaklaşınca bakıyorum, bordasında KIYI EMNİYETİ yazıyor.
    Nasıl emniyetse, küçük teknelerin emniyetini sıfıra indiriyor.
    O zaman hatırlıyorum, Boğazda karaya göre 10 milden fazla gitmek yasaktı, kanun vardı.
    Tam bunu düşünürken aman dikkat, şu koca tekne birden alabanda etti, üzerimize geliyor.
    Nasıl kaçacağız, kaçamazsın, ya atlatacak ya batacağız.
    Gezi teknesiymiş, turist gezdiriyor ve müşterilerine balıkçıyı gösteriyormuş.
    Neyse ağ çekiliyor, oh be kazasız atlattık.
    Haydi karşıya geçelim.
    Eeee! nasıl geçeceğiz, bir gemi diğerini geçiyor, üçüncü de ikisini birden geçmeye çalışıyor, bütün boğazı kaplamışlar, nereye gidecekleri de belli değil.
    Sahi, kara trafiğinde bir takip mesafesi vardı, denizde böyle bir kural yok mu?
    Bekleyip bir fırsat bulup karşıya geçince, üç beş kilo istavriti ayıklayıp satmaya sıra geliyor.
    Kaça balıklar?
    7 lira.
    Aaa çok pahalı.
    ???
    5 kg balık 35 lira eder, iki kişi pay edeceksin, Allaha şükür şimdi iyi kötü bir motor da var, o da su ile çalışmıyor, masrafı var.
    ...
    Küçük balıkçı devletten hiçbir şey istemiyor.
    Devlet kapısında bekleyip çalışsa da çalışmasa da bir maaş almaya uğraşmıyor.
    Bütün istediği, ayaklarına pranga, ellerine kelepçe vurulmasın.
    Bıraksınlar, imkanı olan, teknesini biraz büyütüp insanca avlanabilsin, ne yaparsa yapsın, bulunduğu yerden ayrılmaz o, balıklar üzerine de hiçbir baskı oluşturmaz, yapacağı yine bir olta sallamak, yine aynı miktarda ağ atmak ama biraz daha insanca, biraz daha rahatça.

    Küçük balıkçıları öldürmesinler.
    Bu bir balıkçılık meselesi değil, bir insanlık, bir yaşama kavgası meselesidir.
    Bırakın, kendi imkanlarıyla , devlete yük olmadan yaşamaya çalışanlar, yaşasınlar.
    KÜÇÜK BALIKÇILARI ÖLDÜRMESİNLER.
    Herkes, ne yaparsa kendisine yapar.

    M.Mahir Ersin
    İstanbul 1945

  4. #4
    Balıkçı Kulek Reis - ait Kullanıcı Resmi (Avatar)
    Üyelik tarihi
    Aug 2009
    Yaş
    73
    Mesajlar
    1.854
    Tecrübe Puanı
    219

    Standart

    Portreyi iyi çizmişsin İhtiyar ellerine sağlık
    H.Hüseyin Külek
    1946-İstanbul-Ataköy-(A rh-)
    Bulutlar ağlamasa yeşillikler nasıl güler




    Söz veriyorum
    Çinekop tutmayacağım,satın almayacağım,Tutanlara engel olacağım

  5. #5
    ___BALIKCI FORUM___ aFaLa - ait Kullanıcı Resmi (Avatar)
    Üyelik tarihi
    Feb 2008
    Yaş
    56
    Mesajlar
    12.942
    Tecrübe Puanı
    2443

    Standart

    teşekkürler abi cok güzel ellerine sağlık





    Büyük balık küçük balıktan uzun yaşar
    Metabolizması yüksek balık düşük olandan uzun yaşar
    Soğuk sudaki balık sıcak sudakinden uzun yaşar


  6. #6
    Balıkçı
    Üyelik tarihi
    Feb 2010
    Yaş
    40
    Mesajlar
    73
    Tecrübe Puanı
    17

    Standart

    abi çok teşekkürler ellerine saglık evet. çok güzel anlatmıssın.evet insanlar ne yapsın bu kadar olumsuzluk kımse zaten doymuyodu yuvarlanıp gidiyodu her gün yeni bişey bu işlerin sonu oluyo ne nereye kadar gıder sonu ne olur hıc bılınmez ama cok kazanmasada balıkcı carkını döndürüyodu kayıgın bakımı bir dünya daha masrafları karsılayamaz oldu insanımız ama cok sey degıl buyuklerımız daha duyarlı olmalılar bu konuda çünkü bu işi yapan insanlar zaten denizin zor şartlarında ugrastıgından ayrı bırde bır cok engelller koyuluyo önüne.ve ayrıca bence av aynı ama avcı çok bide bunu düsünmek lazım derim

  7. #7
    vip
    Üyelik tarihi
    Oct 2009
    Mesajlar
    353
    Tecrübe Puanı
    49

    Standart

    içindeki hasreti,yangını okadar güzel anlatmışsınki.bütünkıyı balıkcılarının tercümanı olmuşsun.varol ihtiyar sağlıçakla kal ALLAH gönlüne göre versin.

  8. #8
    Balıkçı Adayı
    Üyelik tarihi
    Sep 2009
    Mesajlar
    178
    Tecrübe Puanı
    29

    Standart

    İhtiyar Reis...
    Böyle anlatılır mı? Gerçekleri bu kadar yalın anlatılır mı?
    İnsafın yok mu be İhtiyar...Gözlerim doldu..Sabah sabah üzüldüm aglamaklı oldum...
    Küçük balıkçıları öldürmesinler.
    Bu bir balıkçılık meselesi değil, bir insanlık, bir yaşama kavgası meselesidir.
    Bırakın, kendi imkanlarıyla , devlete yük olmadan yaşamaya çalışanlar, yaşasınlar.
    KÜÇÜK BALIKÇILARI ÖLDÜRMESİNLER.
    Gönlüne eline sağlık...Eski toprak boşuna denmez...

  9. #9
    Meraklı
    Üyelik tarihi
    Aug 2008
    Mesajlar
    27
    Tecrübe Puanı
    15

    Standart

    tebrikler bizde sizinle birebir yaşamış olduk çok duygulandık elinize sağlık

  10. #10
    Balıkçı Adayı
    Üyelik tarihi
    Jan 2010
    Mesajlar
    169
    Tecrübe Puanı
    27

    Standart

    Malesef hayatın her alanında durum böyle, büyükler habire büyüyüor, küçükler ezilip büzülüyor...

Sayfa 1/2 12 SonSon

Konu Bilgileri

Users Browsing this Thread

Şu an 1 kullanıcı var. (0 üye ve 1 konuk)

Benzer Konular

  1. Balıkçı ve Ruhu
    By Levent in forum Balıkçı Kahvesi
    Cevap: 3
    Son Mesaj: 25.06.10, 02:11
  2. Amatör balıkçılık raporu.!!! (M.Zengin)
    By yeşil in forum Balıkçı Kahvesi
    Cevap: 7
    Son Mesaj: 19.05.10, 17:23
  3. küçük balıkçılar örgütleniyor
    By oltacı tayfun in forum Güncel Deniz Haberleri
    Cevap: 2
    Son Mesaj: 26.09.09, 11:30
  4. Modern Türkiye'nin Balıkçıları
    By Hıcaz in forum Güncel Deniz Haberleri
    Cevap: 0
    Son Mesaj: 07.05.09, 09:27
  5. Modern Türkiye'nin Balıkçıları
    By denizkurdu85 in forum Güncel Deniz Haberleri
    Cevap: 0
    Son Mesaj: 22.04.09, 21:20

Bu Konudaki Etiketler

Bookmarks

Yetkileriniz

  • Konu Acma Yetkiniz Yok
  • Cevap Yazma Yetkiniz Yok
  • Eklenti Yükleme Yetkiniz Yok
  • Mesajınızı Değiştirme Yetkiniz Yok
  •  
BALIKCI FORUM