4 sonuçtan 1 ile 4 arası

Konu: Boğaziçi’nde Dalyanlar

  1. #1
    __BALIKCI FORuM__ kenane - ait Kullanıcı Resmi (Avatar)
    Üyelik tarihi
    Aug 2009
    Mesajlar
    2.419
    Tecrübe Puanı
    352

    Standart Boğaziçi’nde Dalyanlar



    Boğaziçi’nde Dalyanlar

    İstanbul’da, Ege’de ve Akdeniz’de bazı yerlere verilen isim DALYAN. Aslına bakarsanız denize kurulan bir çeşit tuzak, tabi balık yakalamak için. Balıkların geçtiği, yaşadığı ve yemlendiği yerlere kurulan dalyanlar sadece Boğaziçi’nde sayıları yirmi civarındaydı.


    Günümüzde ise sadece Beykoz Yalıköy’de iki dalyan kuruluyor. Biri küçük, biri büyük dalyan. Küçüğü kıyıya yakın diğeri biraz daha açıkta kurulan büyük dalyan direkleri biraz daha derinde kaplamadığı alanda biraz daha büyük dalyanı ilk defa görenler bu direklerin denize nasıl çakılmış diye düşünebilirler. Çakmak söz konusu değil, altlarına ağırlık taş ve demir bağlayarak suya indirilen direkler önce birbirlerine, sonra da kıyıya bağlanıyor. Sonra ağlar takılıp bir yönü açık bırakılıyor. Açık yerden giren balık kapak ağı kapatılarak kepçe ile alınıyor. Tabii eski bolluk berekette kalmadı. Çaça hamsi, istavrit avlamak için sıraya giriyoruz. Çocukluğumun, gençliğimin Beykoz’unda ise orkinoslar, kılıç balıkları, torikler yakalanırdı. Şimdilerde sıraya girip de aldığımız balıklar fakir fukaraya bedava dağıtılırdı.


    Denizi kirlettik, balığı bitirdik, bizi ne dedelerimiz, ne de torunlarımız affetmeyecek. Ne balık kaldı ne de balıkçı. Sahillerimizde artık Norveç uskumrusu ızgara yapılıp satılıyor. O eskilerde kalan yağlı zamanında ızgara yapılırken alev alan uskumru ve pişerken kokusu yedi mahalleyi saran lüferin, kofananın tadını bir yana bırakalım, kokusu bile artık hayal oldu. İstavriti, hamsiyi sofrada görünce selama duruyoruz. Ne balık kaldı, ne de balıkçı. Tutan kahvecilik yapıyor, satan da günümüzde domates satıyor.


    Dönelim eski dalyanlara ve reislere Boğaziçi’nin köyleri başta Beykoz olmak üzere halkı, balıkçı, bahçıvan ve oduncu balık ve dalyan işini daha ziyade Rumlar yapıyor. Eski reisler Ardiriko, Apostol, Sokrati ve benim yetiştiğim Süreyya Bey, Menekşe Mustafa Çakrazlı, Ali Reis ve şimdiki genç reis o da Aslan Çakrazlı aileden balıkçı dalyancı Mustafa Kılıç. Dalyan az çok da olsa gene Beykoz’un bereketi. Sabah akşam sahilde oturup bekleşiyoruz. Bazen bir torba, bazen de birkaç balık alıp sevinçle evimize dönüyoruz.
    Eski bolluğu düşünüyorum da uskumrunun, palamudun bol olduğu yılları bütün sahiller asım, asım çirozlarla dolar, tekneler dolusu lakerdalar ve tuzlu balıklar yapılırdı. Günümüzde belki de Beykoz’a kurulan bu dalyan son olacak o da emsalleri gibi sadece adı kalacak diğer Boğaziçi’nin dalyanları gibi.
    Eskileri bir sıralarsak, Filburnu, Tellitabya, Keçilik, Bağlaraltı, Büyükliman, Büyükdere, Beyazpark, Bebek, Yeniköy, Fenerbahçe bunlar ilk aklıma gelenler, İstanbul ve civarında elliye yakın dalyan kurulurmuş ve bütün bu dalyanlarda balık alırmış ve tabii ki bütün boğaz ve İstanbul halkı balığa doyarmış.


    Eski bir tabir vardır daha ziyade denizden ve gemiden korkanlar kullanırlar. Suyu bardakta, gemiyi resimde derken biz de herhalde bir süre sonra balığı resimde göreceğiz.


    1970’li yılların sonundaki bir kurban bayramındaki palamut bolluğunu hiç unutmadım. Beykoz motor iskelesi önü ve Yalıköy kırmızı yalının önü caddeye balık yığılmış, elli kuruş, bir lira evde et telaşı da var. Ben gene de on adet palamut alıp eve götürdüm. Tekrar çarşıya indim. Dost ahbap bayramlaşmak için herhalde. Gözüm doymamış ki on balık daha alıp eve gönderdim. Balığı getirene, bizim hanım eve gelmesin demiş. O bollukta rahmetli Şeref abi ve Hilmi abiden lakerda yapılmasını öğrendim. Benim lakerdamla alay edenler sonra bir dilim daha getir diye yalvar yakar oldular. İşin ilmini bana öğretenleri rahmetle anıyorum.


    Balığın çeşidinin ve adedinin azalması balık tezgahlarında belli oluyor. Çeşitli şekillerde tatlı su ve kültür balıkları satılıyor. Hatta köpek balığının küçüğü yani keler tabir edilen balığa tulup çıkarıp başka isimlerde satıyorlar. Topikler torik diye, Norveç uskumruları palamut diye satılıyor. Alabalık ve tirsiyi de lüfer diye satanları görüyorum. Bir boğaz çocuğu, bir Beykozlu olarak en ağırıma giden arabanın arkasına konmuş livarda satılan tatlı su balıkları.
    Bolluk zamanında at arabasıyla Mümtaz abi uskumrum satardı. Çavalyenin iki tarafından tutup da bütün mahalleyi dolaşanlar ve kafasında tablasıyla dolaşıp balık satan Tığlı Recep, dedim ya balık da yok, balıkçı da yok oldu, balıkçı da rahmetli. Gene bir balık hatırasıyla yazımı noktalayayım. Aşağı mahalleden komşum Bedriye Hanım teyze balıkçı Galip Ağanın karısı bir akşam kalaylı bir bakır sahanda dört beş tane kırmızı barbunya getirdi. Yanında kırmızı soğan ve yeşilliği ile balığı anladım da, yanındakilere bir mana veremedim. Biraz daha dikkatli bakınca balığın sıcak olduğunu gördüm, erbabı o balığı öyle bir pişirmiş ki canlı gibi duruyor. Rengi bile bozulmamış resim gibi kırmızı ve pırıl pırıl. Yeme de yanında yat.


    Mehmet Ali YEŞİLBAŞ






    .
    .



    "Denizlerimize içtiğimiz suya gösterdiğimiz özeni gösterelim."

    Kenan Haydan
    (Tevellüt; Teşrini evvel miladi 1964)
    YENİKÖY-İSTANBUL

    http://www.amazing-animations.com/animations/fish40.gifhttp://img451.imageshack.us/img451/3605/coadmin7nz9.gif


  2. #2
    REİS LüFerCi - ait Kullanıcı Resmi (Avatar)
    Üyelik tarihi
    Mar 2008
    Yaş
    32
    Mesajlar
    3.474
    Tecrübe Puanı
    396

    Standart



    resimler bir harika .
    ama dalyan ve pınterleri tam yasak donemde kuruluyor katliyam aletlerı gıbı calişiyorlar
    BüleNt
    İSTANBUL


  3. #3
    TAYFA kılıç - ait Kullanıcı Resmi (Avatar)
    Üyelik tarihi
    Aug 2009
    Mesajlar
    339
    Tecrübe Puanı
    45

    Standart

    Paylaşım için teşekkürler.


    ''Eski bir tabir vardır daha ziyade denizden ve gemiden korkanlar kullanırlar. Suyu bardakta, gemiyi resimde derken biz de herhalde bir süre sonra balığı resimde göreceğiz''

    (Yukarıdaki yazıdan alıntıdır)
    Suat
    Kıyı balıkçısı
    Maltepe-İstanbul
    Av yerlerimizi temiz tutalım.Yedek malzemesiz ava çıkarken düşünelim?
    Sonra avımız sıkıntılı olabilir.Avınız ve yedeğiniz bol olsun... RASTGELE...

  4. #4
    S- Moderators Ali41 - ait Kullanıcı Resmi (Avatar)
    Üyelik tarihi
    Jun 2009
    Yaş
    59
    Mesajlar
    2.353
    Tecrübe Puanı
    333

    Standart

    Alıntı kılıç Nickli Üyeden Alıntı Mesajı göster
    Paylaşım için teşekkürler.


    ''Eski bir tabir vardır daha ziyade denizden ve gemiden korkanlar kullanırlar. Suyu bardakta, gemiyi resimde derken biz de herhalde bir süre sonra balığı resimde göreceğiz''

    (Yukarıdaki yazıdan alıntıdır)
    aynen arkadaşım balığı resimde ve ansiklopedilerde göreceğiz herhalde. paylaşım için teşekkürler.

    Ali TEZER

    KOCAELİ / İZMİT


Konu Bilgileri

Users Browsing this Thread

Şu an 1 kullanıcı var. (0 üye ve 1 konuk)

Bu Konudaki Etiketler

Bookmarks

Yetkileriniz

  • Konu Acma Yetkiniz Yok
  • Cevap Yazma Yetkiniz Yok
  • Eklenti Yükleme Yetkiniz Yok
  • Mesajınızı Değiştirme Yetkiniz Yok
  •  
BALIKCI FORUM