çevre ve ekolojiyi korumak için uluslar arası bir çok antlaşmalar yapılmıştır,bunların bir çoğuna türkiye de imza atmış olmasına rağmen,iktidarlar doğayı yerli ve yabancı sermayenin kar alanına çevirmiştir.anayasada yer alan,insanın sağlıklı bir doğa ve çevrede yaşama hakkını bu güne dek görmezden geldiler.
Neo liberal politikalarla barajlar,nükleer ve termik santral projeleriyle zengin bir doğaya sahip olan türkiye nin ekolojik dengesini bozdular.çevre karşıtı politikalarla illerimizi ve k.deniz bölgesinde yapmayı pilanladıkları hidroelektirik ve nükleer santralleriyle türkiye nin en zengin doğa alanlarında birçok bitki,132 memeli,454 kuş,106 sürüngen,345 bitki türü ile 80 bin canlı türünün yok olması için adeta çaba sarfedilmektedir.
Bu doğa alanları içerisinde yer alan ve yer yüzünde başka hiç bir yerde olmayan canlı türlerinin yaşadığı yerler,uluslar arası çevre örgütleri tarafından ''sıfır yok oluş''adı altında tanımlanmaktadır.bu son derece önemli alanlar uluslar arası çevre sözleşmeleri olan cr ve en katogorilerine de alınmıştır.
Günümüzde k.deniz,denizi,karası ve havasıyla bir bütün olarak çevre kirlnmesi felaketiyle karşı karşıyadır.bilim adamları bu durumu ''kriz''olarak nitelendirmektedir.k.denizin çevresel sorunlarının ana nedenlerini araştırmak ve çözmek için bir araya gelen bölge ülkeleri 21 nisan 1992 de bükreş te toplanarak k.denizin kirletilmeye karşı korunması sözleşmesini imzaladılar.sözleşmenin 6.maddesi sözleşmeyi imzaalayan 6 ülkenin (türkiye,bulgaristan,romanya,ukrayna,rusya ve gürcistan)k.denizin deniz çevresinin kara kökenli kaynaklar tarafından çeşitli maddelerle kirletilmesini önlemeyi ve ortadan kaldırmayı taahhüt etmişlerdir.
Bu anlaşmanın ardından rio 92 dünya çevre ve kalkınma konferansında k.denize kıyısı olan ülke devlet ve hükümet başkanları,çevre bakanları tarafından sorunlar dile getirildi.
Nisan 1993 te odessa da 6 ülke çevre bakanları tarafından ortak politika bildirgesi (odessa bildirgesi)imzalandı.30 haziran 1996 da k.deniz eylem pilanı hazırlanarak 31 haziran 1996 da istanbul da imzalandı,türkiye nin ise eylem pilanını hazırlaması 2000 yılına sarkmıştır.
K.deniz kıyısı olan 6 devletin haricinde,volga,tuna,dinyeper ve dinyester nehirleri aracılığı ilede sınır ötesi ülkeler tarafından da kirletilmektedir.almanya,avusturya,slovenya,macari stan,hırvatistan,sırbistan,bulgaristan,romanya ve ukrayna nın atıklarıyla birlikte,817.000km karelik havzasıyla 820 km eni ilebu havzada deyişik uzunluklarda 120 fazla kol alır.alplerden ve karpatlardan gelen 300 den fazla da kol almaktadır.
Tuna ortalama olarak bir yılda k.denize 200 milyar m küp su taşırken,çakıl,kum ve mil gibi maddeleride taşır ve bunların ağırlığı 8 milyar tonu geçmektedir.bunların yanı sıra 900 ton bakır,60 ton civa,1000 ton krom,4.500 ton kurşun,6.000 ton çinko,60.000 ton fosfor,340.000 ton azot ve 50.000 ton da petrol kirliği getirmektedir.
2000 yılında romanya nın baia more bölgesinde bulunan altın madeninin siyanür havuzunun çökmesi sonucu tisa ve tuna vasıtasıyla k.denize dökülmesi olması gerekenden %20 nin üzerinde siyanüürün denizlerimize dökülmüştür.
Milli karasularımız bakanlar kurulunca su ürünleri üretim bölgesi ilan edilerek bu bölgelerin kontrol ve korunmasını tarım bakanlığı ve çevre bakanlıklarına vermiştir.tarım bakanlığının izni olmadan bu bölgelerden kum,çakıl alınamaz ve kara alanlarından denizlerimize evsel atık bırakılamaz denilmektedir.
Böyle olmasına rağmen birçok tehsis atıklarını denize bırakıp ekosistemin ölmesine ve balık stoklarımızın azalmasına ve yatak yapmamasına sebep olmaktadır.çünki bahsi geçen atıkların çoğu ağır metal içermektedir.
Bu tesisler,d.karadeniz bakır işletmeleri,samsun azot sanayii,küre bakır işletmeleri,türkiye taş kömür işletmeleri,adapazar şeker fabrikaları,kilyos r.karaburun arası kömür işletmeleri,%10 biyolojik artma yapıp %90 atığı marmaraya bırakan iski,gebze den başlayarak körfezin sonuna dek uzanan kimya,petol ve ağır sanayii ve bandırma gübre fabrikası vs.vs.vs.hal böyle olunca denizlerimizde balık tükenmiş,20 cm lik lüfer yok,pasadonya çayırları tükendi,marmarada kaykayın sebebi hamsi ve çaçanın bitirlmesinin sonucunda bizleri suçlayanlar,hele şapkanızı çıkarın önünüze bir koyunda iyi düşünün,bu denizlerin çanlılarını biz balıkçılarmı bitirdik?
Bir tv.reklamıyla sözlerimi bağlayacağım,dikkat ederseniz tv.reklamlarının %90 nı temizlik maddeleri ki bunlar çok ağır kimyasallardır ençok ilgimi çeken bir reklam var,adam üç cam kavanozla çıkıyor reklama birinde yanmış motor yağı,diğeri reçel,çay,kahve lekesini çıkartıyor,diğer kavanoza beyaz tülbente rendelediği kırmızı lahanayı sokuyor,elinde de sihirli bir kutu var motor yağına döküyor karıştırıyor motor yağı bembeya,deyil beyaz tülbent lahana bile bembeyaz.
Merak ediyorum işi bitince lavaboya döktüğü bu sihirli leke çıkarıcı denizleri ne hale getirir.bu düşüncelerle sizleri başbaşa bırakır saygılar sunarım.