5 sonuçtan 1 ile 5 arası

Konu: Çocuğun adını doğru koymak!

  1. #1
    ___BALIKCI FORUM___ aFaLa - ait Kullanıcı Resmi (Avatar)
    Üyelik tarihi
    Feb 2008
    Yaş
    56
    Mesajlar
    12.941
    Tecrübe Puanı
    2443

    Standart Çocuğun adını doğru koymak!



    30 Ocak 2010 / 09:40

    Yalıkavak Çevre ve Fok Araştırmaları Derneği Başkanı Nezih Bilecik'in "su ürünleri" ve "balıkcılık" terminolojileri ile ilgili makalesi'ni Vira olarak sizinle paylaşıyoruz.
    Kasım 2009’un ikinci haftasında “Baş Müzakereci ve Devlet Bakanı Egemen Bağış, balıkçıların sorunlarını çözmek için Deniz Ürünleri Genel Müdürlüğü’nün kurulacağını açıkladı” içerikli bir bilgi bilgi sunar üzerinden kamuoyuna yansıtıldı.
    Son derece olumlu olan bu tasarım, ne yazık ki 40 yıldır gözlerden kaçırılan bir yanlışlığın veya hatalı olan isimlendirmenin sürdürüleceğinin de sinyallerini veriyor.
    1970’li yıllardan beri sürdürülen yanlışlık “Su Ürünleri” sözcükleri idi. Gelecek dönemde ise bu kere eşdeğer yanlışlığın “Deniz Ürünleri” olarak sürdürüleceğinin telaffuz edilmesidir. Oysa bu iki tanımlamada yanlıştır; doğrusu ise “Balıkçılık”tır.
    Balıkçılık sözcüğü işlevsellik açısından tüm dünya ülkelerinde tanımına ve konumuna paralel olarak kullanılmaktadır. Ülkemizde ise balıkçılık sözcüğü yerine 40 yıl öncesinde yapay olarak gündeme oturtulan “su ürünleri” sözcükleri kullanılmaktadır. “Su Ürünleri Kanunu”, “Su Ürünleri Daire Başkanlığı”, “Su Ürünleri Kooperatifi”, “Su Ürünleri Derneği”, “Su Ürünleri Sirküleri”, “Su Ürünleri Tüzüğü”, “Su Ürünleri Hali”, “Su Ürünleri Federasyonu” ve “Su Ürünleri Fakültesi” hep bu sözcüklerin yanlış kullanıldığı örneklerdir. Oysa konunun yani sektörün uluslararası terminolojide karşılığı tek kelime ile “balıkçılık” tır.
    Bu nedenle devletin yönetim kadrolarınca ve özellikle siyasi otorite temsilcilerince “Balıkçılık”, “Su Ürünleri” ve “Deniz Ürünleri” sözcüklerinde doğrunun saptanabilmesi açısından konuyu sorgulamalarında yarar vardır.
    Evvela doğru tanımlamayı ortaya koyalım ki diğer yanlışlıkları belirleyebilmek kolaylaşsın.
    Balıkçılık nedir? Balıkçılık en dar anlamıyla denizlerde, göllerde ve akarsularda balıkların ve diğer sucul ortam canlılarının (midye, ıstakoz, yengeç, ahtapot, yunus, balina vs) çeşitli yöntemlerle avlanılmasıdır. Balıkçılık çok sayıdaki bilimsel disiplin dallarını içeren bir kulvardır. Bu çerçevede balıkçılığın birincil düzeyde ilgi alanına giren bilim dallarını; oseanografi (deniz bilimi), deniz biyolojisi, limnoloji (göl bilimi), hidrobiyoloji, balık bilimi (ihtiyoloji) ve balıkçılık biyolojisi oluşturur.
    Şimdi bu sözcüklere bilimsel yönden minimal düzeyde açıklık getirmeye çalışalım. Buna göre;
    Oseanografi (Deniz Bilimi): Okyanus ve denizleri tüm yönleriyle bilimsel olarak inceler.
    Deniz Biyolojisi: Denizel ortamdaki tüm hayvansal ve bitkisel organizmaların tanımını yapar; daha sonra bunların fizyoloji, üreme, gelişme vb. biyolojik özelliklerini açıklar.
    Limnoloji (Göl Bilimi): İç sulardaki biyolojik yaşamı, verimliliği ve bu olaya etki eden doğal faktörleri kimya, fizik, biyoloji, bakteriyoloji, jeoloji gibi çeşitli bilimlerin yöntemlerinden yararlanarak nitel ve nicel yönlerini belirler.
    Hidrobiyoloji: Sucul ortamda yaşayan tüm bitkisel ve hayvansal canlıları inceler.
    Balık Bilimi (İhtiyoloji): Tek tek balıklar üzerinde morfolojik, anatomik, histolojik, fizyolojik, çalışmaları konu olarak ele alır.
    Balıkçılık Biyolojisi: Balık biliminden elde edilen bulguların ışığı altında, balık topluluklarının nerede, ne zaman, ne miktarda ve ne durumda olduğunu araştırır. Bu amaçla:
    a) Sucul ortamda yaşayan canlı topluluklarının yaşam koşullarını, içinde bulundukları ortam koşullarıyla olan karşılıklı ilgi ve etkilerini inceler,

    b) Bu toplulukların biyolojik özelliklerini ortaya koyar,

    c) Ekonomik değerlerini, avcılık yöntem ve olanaklarını araştırır,

    d) Bu konuda zorunlu olan sayılama çalışmalarını yapar.

    e) Balık stoklarının belirlenmesinde, işletilmesinde çözümsel (analitik) ve bütünsel (holistic) modeller kullanır ve geliştirir. Bunu yaparken matematikten yararlanır ve sayılarla çalışır.
    Dolayısıyla balıkçılığın asli temel yapısını uygulamalı bağımsız bir bilim dalı olan balıkçılık biyolojisi oluşturur.
    Evrensel açıdan konunun asli yönünün bu olmasına karşın; ülkemizde 1970’li yıllardan itibaren “balıkçılık” sözcüğü, kendisi de uygulamalı bir biyoloji dalı olan ziraat ekolü’nün bir bölüm temsilcileri tarafından özellikle gündemden düşürtülmüştür.
    Peki, nedir su ürünleri? Aslında bu sözcükler bilimsel açıdan veya diğer yaklaşımla uluslararası terminolojide yeri olmayan ve dilimizde de kullanım içeriği açısından kastedilmek istenen anlamı ifade etmeyen iki sözcüktür.
    Ülkemizde genel şekliyle avcılık yoluyla yakalanan balıklar, omurgasızlar ile yetiştiricilikten elde edilen sucul ortam canlı türleri için kullanılmakta olan “su ürünleri” sözcükleri anlam bakımından yanılgının ve hatanın bir sembolü konumundadır. Bu nedenle “su ürünleri” sözcükleri bilimsel manada hiçbir şekilde “balıkçılık” teriminin karşılığı olarak kullanılamaz. Bu terminolojik hata Türkiye’yi dünya ülkeleriyle bilimsel ve ekonomik açılardan bütünlüğü sağlamaktan soyutlamaktadır.
    “Su Ürünleri” sözcüklerinin aslında seçilen kelimelerden dolayı bir anlamı vardır. “Su” ve “Ürün/Ürünleri” olarak bir araya getirdiğinizde oluşan tablo şudur. “Su Ürünü” veya “Su Ürünleri” doğrudan doğruya suyun kendisi ile ilgilidir. Yani suyun yapısında varolan unsur veya unsurlarla bağlantılıdır. Su ürünü esas olarak suyun içerisinde eriyik olarak varolan kimyasal yapının fiziksel olarak görüntüye giren halidir. Örneğin; deniz suyunda erimiş halde bulunan NaCl (Sodyum klorür) belli bir işlemden (evaporasyon/buharlaşma) geçirilmesi sonucunda elde edilen sofra tuzu bir su ürünüdür; diğer tanımlamayla suyun bir ürünüdür. Keza yine deniz suyu bünyesinde bulunan KCl (Potasyum klorür) yani silvin bir su ürünüdür. Benzer şekilde suyun bünyesinde eriyik halinde bulunan yüzlerce ham maddeyi, çeşitli fakat çok pahalı yöntemlerle elde etmek olasıdır ki bu ürünler geçirdikleri son aşama seviyesinde suyun ürünü olarak tanımlanırlar.
    Temel olarak “su ürünü” cansız bir yapıyı veya oluşumu çağrıştırır. Oysa suyun içerisinde bağımsız olarak yaşayan organizmalar daha açık tanımlamayla balıklar, ahtapot, balina, midye, yengeç vb canlılar sudan oluşan/kaynaklanan bir yapı değildir. Bunlar, canlılar âleminin tek hücrelisinden en gelişmiş organizmasına kadar doğanın üretkenlik prensipleri içerisinde ilk canlıların devreye girdiği andan itibaren yani milyonlarca yıldır var olan türlerdir. Bu türler sucul ortamlarda yaşamlarını bağımsız olarak sürdürürler. Suyun ürünü olmak ayrı şey, suyun içerisinde yaşamak farklı şeydir. Sadeleştirilmiş haliyle balık/balıklar suyun ürünü değil, suyun içinde yaşayan canlı/canlılardır. İşte sucul ortamda yaşayan canlı organizmaların tümü dünyada balıkçılık ürünü olarak isimlendirilmiştir. Burada bir yanılgıya düşmemek gerekir, balıkçılık tanımlaması içerik olarak sadece balık türleri ile sınırlı olmayıp, balık dahil tüm sucul canlıları içerisine alır.
    Üniversitelerimiz bünyesinde yer alan konumuz ilgilisi fakültelerimizde bu yanlışlık umursamazcasına çağdışı bir zihniyetle sürdürülmektedir. Oysa akademik kuruluşlarda bilimsel olarak hiçbir yanlışlığın olmaması gerekir. Bu oluşumda, “böyle gelmiş böyle gider” zihniyetinin egemen olduğu dikkati çeker. Bu konuda ilgili fakültelerimizdeki uygulamalar tutarsız ve güven yitirticidir. Bu sözcüklerin kullanımında uluslararası uygulamalarda farklı kendi ülkesel ortamımızda farklı uygulama yadırganacak boyuttadır. Bu ikilemin düzeltilmesi hususunda akademisyenlerin resmi makamlara başvuruda bulunmamaları, ayrıca kendi akademik ortamlarında da girişim yapmamaları bilimsel zihniyetle bağdaşmayan düşündürücü bir tablodur. Bu tabloyu açmakta ve analiz etmekte yarar var.
    Türkiye’de çoğu üniversiteler Türkçe sözcüklerle sürdürdükleri hatalı uygulamayı, yani “su ürünleri” sözcüklerini İngilizce’ye çevirme sürecinde çok ilginç bir şekilde zorunlu olarak düzeltme durumunda olmaktadırlar. Örneğin Ege Üniversitesi tarafından yayınlanan Su Ürünleri Dergisi’nin kapağında hem Türkçe hem de İngilizce başlıklar bulunmaktadır. Yazılar aynen şu şekildedir. ‘Ege Üniversitesi Su Ürünleri Fakültesi’ oysa İngilizce’sinde ise ‘Ege University Faculty of Fisheries’. Yine aynı şekilde kapakta ‘Su Ürünleri Dergisi’nin İngilizce karşılığı ise ‘Journal of Fisheries’ olarak verilmektedir. Bu uygulama bir yanlışlığı açık bir şekilde gözler önüne sermektedir. Neden Türkçe’de kullanılan sözcüğün eşdeğer karşılığı İngilizce olarak verilmemektedir. Çünkü kullanılması gereken kelime amaçtan çok uzakta ve bilimsel terminolojide yeri olmayan sözcük konumundadır. Bu nedenle İngilizce yazılanı doğrudur. Türkçe olarak yazılan ve uygulanan yanlıştır. Buna göre Ege Üniversitesi Su Ürünleri Fakültesi kullanımı hatalı ve yanlış, buna karşılık ‘Ege University Faculty of Fisheries’ yani tercüme edilmiş haliyle ‘Ege Üniversitesi Balıkçılık Fakültesi’ doğrudur. Aynı şekilde Su Ürünleri Dergisi yanlış, ‘Journal of Fisheries’ yani tercüme edilmiş haliyle ‘Balıkçılık Dergisi’ doğrudur.
    Oysa, kamu kuruluşlarında, yasada, tüzükte, sirkülerde su ürünleri sözcüklerinin hatalı olarak kullanılması akademik kuruluşları bağlayan bir durum değildir. Çünkü akademik kuruluşlar özerktir. Yayınlarında yabancı dilde isimlendirmeyi doğru yapan bu kuruluşların, uygulamalarını kendi diline de taşımaları gerekmez mi? Hatta Su Ürünleri Fakülteleri’nin isimlerini “Balıkçılık Fakültesi” olarak düzeltmeleri gerekmez miydi? Bunu yapmadıklarına veya yapamadıklarına göre ortada ya bir umursamazlık veya işin kolayına kaçma var demektir. Çünkü eğitim ve araştırma dünyasında özel uğraşı bölümü ne olursa olsun tek temel hedef gerçekleri ortaya koyabilmek ve en sağlıklı uygulama ortamlarını oluşturabilmektir. Bu nedenle akademisyenlerce özellikle araştırmalarda, hatasızlık veya en azından gerçeğe en yakın sonuçları elde etmek ana ilkedir. Dolayısıyla, bu sözcüklerin konumu da genel felsefeden doğal olarak soyutlanamaz. Ama bu örnekte bunun soyutlandığı görülüyor, peki neden soyutlanıyor? Bunun cevabının da realist akademik çevrelerce verilmesi gerekiyor.
    Balıkçılık ile ilgili yazınsal kaynaklar incelendiğinde “su ürünleri” sözcükleri büyük olasılıkla ilk kez 1955 yılında Dr. Hüseyin Pektaş tarafından Balık ve Balıkçılık Dergisi’nin cilt 3, sayı 3, sayfa 20-25’de “Amerika Mektupları” başlığı altında yazdığı “Amerika’da ve Hususiyle Washington Eyaletinde Balıkçılık” adlı makalesinde sağlıksız bir tanımlamayla yer verdiği görülür. Daha sonra 1970’li yıllara girmeden önce Tarım Bakanlığı bünyesinde bu sözcüklerin yörüngesine oturtulduğu gözlemlenir. Çünkü ziraat/tarım ekolü bu sözcükleri çok benimsemiştir. Ziraat ekolünün ve mezunlarının asli kurumu olan Tarım Bakanlığı’nın gerek sözcük anlamıyla ve gerekse bilimsellikle örtüşmeyen bu kelimelere sımsıkı sarılmalarının ve benimsemelerinin temel nedenini şu şekilde izah edebilmek olasıdır.
    Ziraat ekolu ve Tarım Bakanlığı’nın genel felsefesi, ziraat fakültelerinden mezun olan mühendislerinin çalışma alanlarını genişletmektir. Ne var ki mesleki açıdan gıpta edilecek bu birlik, beraberlik ve dayanışma alışkanlıklarında bazen ipin ucunu kaçırdıklarıdır. Balıkçılık konusunu kendi güdümlerine alma örneğinde olduğu gibi. Böyle bir uygulamaya yönelmelerinin nedenini, eğitimini vermedikleri ve eğitimlerinin temel yapısı olarak ilgi alanlarına girmeyen balıkçılığı da bir kelime cambazlığı ile kendi eğitim sistemlerine dahil edip istihdam alanlarını genişletme kaygısı ile izah edebilmek olasıdır.
    Doğal olarak toplum ve kişiler balıkçılık eğitimi ile ziraat eğitiminin çok farklı eğitimler olduğunu ayırt edebilmektedir. Tarım Bakanlığı çatısı altında ziraat mühendislerinin balıkçılık konusunda görevli ve yetkili olmaları doğal olarak sırıtacaktır. Ama balıkçılık sözcüğünün yerine “su ürünleri” sözcüğünün kullanılması ve benimsetilmesi, toplumda asli sözcüğün gözlerden kaçırtılması için yeterli olmuştur. Aslında tarım ekolünden gelenlerin temel uğraş alanları karasal kökenli bitkisel ve hayvansal ürünlerin üretimlerinin yanı sıra tarımsal teknolojidir. Dolayısıyla tarım ekolü ve Tarım Bakanlığı yönetimlerinin geçmişte “su ürünleri” sözcüklerine bir can simidi gibi sarılmaları doğaldır. Sarılmışlar ve hedeflerine de ulaşmışlardır ama bu tablo etik olarak sorgulanması gereken bir durumdur.
    Dünyadaki ülkeler sucul ortamdan elde edilen gerek hayvansal ve gerekse bitkisel ürünlere ‘balıkçılık ürünü’ adını vermekte, bu sektöre de ‘balıkçılık sektörü’ demektedir. Dolayısıyla uluslararası kuruluşlarda/örgütlerde/komisyonlarda hiçbir şekilde ülkemizde kullanılan “su ürünleri” sözcüğüne yani İngilizce’siyle “water products” sözcükleri kullanılmaz ve kullanılmamaktadır; çünkü bu sözcükler hiçbir şekilde ‘balıkçılık’ olarak algılanmamaktadır. Konumuz itibariyle uluslararası terminolojide kullanılan tek sözcük “fisheries” yani Türkçe karşılığı olarak “balıkçılık” tır. Örneğin;
    International North Pacific Fisheries Commission (INPFC) - “Uluslararası Kuzey Pasifik Balıkçılık Komisyonu”.
    Indian Ocean Fishery Commission (IOFC) - “Hint Okyanusu Balıkçılık Komisyonu”.
    European Inland Fisheries Advisory Commission (EIFAC) - “Avrupa İç su Balıkçılığı Danışma Komisyonu” gibi.
    Yeri gelmişken şu hususu da belirtmekte yarar var. AB çerçevesinde balıkçılık ile ilgili olarak yıllardır toplantılar yapılmakta ve teknik raporlar yazılmaktadır. AB tarafından balıkçılık ile ilgili olarak kullanılan sözcük “fisheries” ten başka sözcük değildir. Hiç olmazsa bu konudaki uygulamada AB ile fikirsel açıdan örtüşmemeyi nasıl izah edebilirsiniz?
    Gelelim “Deniz Ürünleri” sözcüklerine. Bu sözcükler de “Su Ürünleri” sözcükleri ile eşdeğer anlamdadır. Tek farkı, su kelimesinin yerini deniz sözcüğünün alması ile bir makyaj işleminin yapılmasıdır. Konunun özünü su sözcüğü içermektedir. Dolayısıyla gelişimi analiz etmek yorumlamayı da kolaylaştıracaktır. Evvela su ile ilgili sınıflandırmayı hatırlatmakta yarar var. Genel şekliyle sular; tatlı sular, acı sular ve tuzlu sular diye üç ana grupta toplanırlar. Tatlı sular içeriğinde tuz bulunmayan sulardır. Örneğin nehir suları, göl suları, baraj suları gibi. Acı sular ise tatlı sular ile deniz suları arasında geçit teşkil eden ve düşük oranda tuz içeren sulardır. Örneğin nehirlerin denize aktığı yerlerde düşük tuzluluktaki ortamlar acı sular olup, Azak Denizi ve deniz ile bağlantılı olup tatlı sularla da beslenen pek çok lagün gölü bu sınıflamaya dâhildir. Deniz ise; Bir okyanus ile bağı olan ve büyük bir alan kaplayan su kütlesidir. Yani denizin özü ve özelliği tuzlu su olmasıdır. Dolayısıyla ha “su ürünleri” denilmiş ha “tuzlu su ürünleri” yani “deniz ürünleri” denilmiş hiç fark etmemektedir. Kurulması öngörülen “Deniz Ürünleri Genel Müdürlüğü” nün isim düzenlemesi “Su Ürünleri Genel Müdürlüğü” ile ayni eşdeğerde bir kelime düzenlemesidir; yani “su ürünleri” yerine “deniz ürünleri”. Dolayısıyla “balıkçılık” teriminin karşılığı olarak “deniz ürünleri” sözcüğünü de kullanamazsınız. Üstüne üstelik bu sözcükleri yanlış kullanmanın ötesindeki bu tanımlama ile bir yerde göllerdeki, barajlardaki ve ırmaklardaki sucul ortam canlıları da devre dışı bırakılmış olmuyor mu?
    Sonuç olarak tüm dünya balıkçılık sözcüğünü kullanmaktadır. Ülkemizde de 1970’li yılların başına kadar kullanılan sözcük doğal olarak balıkçılık olmuştur. Hal böyleyken o yıllardan beri belli kesimce yapay olarak birdenbire gündeme oturtulan ve bilimsel oluşumlarla hiçbir şekilde örtüşmeyen “su ürünleri” sözcüğünün, ilgili kanun, tüzük, sirküler, kooperatif, hal, dernek, bakanlık birimleri ile üniversitelerde dahi ısrarla sürdürülen bu yanlışlığın komple düzeltilmesinin zamanı hala gelmedi mi?
    Çocuğun adını geçmişte doğru koymayan bir Bakanlıktan ve Türkiye balıkçılığı ile eğitiminin özgeçmişini göz ardı eden üniversitelerin ilgili fakültelerinden, toplum olarak pek bir şeyler beklenmeme karamsarlığına düşmek istemiyorum. Ama şunu da kendi kendime söylemeden edemiyorum; Toplum olarak doğru bakış açısına ne zaman sahip olacağız? Devlet kuruluşları ve üniversiteler konumuz çerçevesinde nasıl oluyor da doğru bakış açısından kendilerini soyutlayabiliyorlar, anlayabilmek olası değil.
    Fırsat bu fırsat Sayın Egemen Bağış. AB ile ilgili konulardan da sorumlu Devlet Bakanı olarak; doğacağı varsayılan çocuğun adını “Deniz Ürünleri Genel Müdürlüğü” olarak değil “Balıkçılık Genel Müdürlüğü” olarak düzelttirin ve bu uygulamayla hem AB hem de diğer dünya ülkeleri ile Türkiye’nin hem bilimsel hem de ticari alanda entegrasyonunu sağlayan isim olunuz. Ayrıca bu atılımda ve düzenlemede Tarım Bakanı Sayın Mehdi Eker’i de aynı çizgide görmeyi ve onlardan 40 yıldır ulusal düzeyde sürdürülen bir yanlışlığı gidermelerini umuyor ve bekliyoruz.
    Nezih Bilecik
    Yalıkavak Çevre ve Fok Araştırmaları Derneği Başkanı
    (Deniz ve Balıkçılık Bilimcisi)





    Büyük balık küçük balıktan uzun yaşar
    Metabolizması yüksek balık düşük olandan uzun yaşar
    Soğuk sudaki balık sıcak sudakinden uzun yaşar


  2. #2
    Balıkçı
    Üyelik tarihi
    Jan 2010
    Mesajlar
    1.708
    Tecrübe Puanı
    237

    Standart

    Bence ''Su ürünleri'' doğru tanımlama.

  3. #3
    dökülük

    Standart

    Tüm dünya su ürünleri yetiştiricilik için kullanılır.
    Balıkçılık = fisheries

    Yetiştiricilik = Aquaculture

  4. #4
    Vip Üye trololog - ait Kullanıcı Resmi (Avatar)
    Üyelik tarihi
    Sep 2009
    Mesajlar
    562
    Tecrübe Puanı
    83

    Standart

    Niye tercih yapalım, hep bir şeylere arkamızı dönelim ki?

    Deniz ürünleri deyip içsuları görmezlikten gelmek yerine, dünyada benim bildiğim sadece iki dilde olan, dilimizin en büyük hazinelerinden biri olan "su ürünleri" teriminden neden vaz geçelim.

    Tokyo üniversitesinin en temel bölümünün Japonca yazılışı şöyle

    水産 大学
    Suisan daigaku

    Kelimesi kelimesine "su ürünleri yüksekokulu" demektir.

    Hepimizin önce Oktay Sinanoğlu hoca'nın "Bay bay Türkçe" adlı eserini okumamız lazım.

    Kelt halkını asimile etmek isteyen Romalıların nifak dil olarak ortaya çıkardığı toplama, kuralsız, değişken bir dil olan ingilizceye benzeteceğiz Türkçeyi diye ille de saçma sapan ingilizce terimlerin karşılığını niye arıyoruz.
    su ürünleri terimi ingilizcede yoksa onun eksikliği.

    Türkçe her halükarda İngilizceyi döver :) Hem de evire çevire... işte sayısal ispatı...


    deniz ürünleri = marine products
    İçsu ürünleri = inlandwater product
    balık=fish
    kabuklu=shelfish
    su birkisi= waterplant
    yosun= alg
    ...
    +
    ---------------------------
    su ürünleri

    Unutun fisheries, fishery, aquaculture kelimelerini...
    Su Ürünleri bunlardan başka bir şey.
    Biz gerektiğinde "balıkçılık", "balık avcılığı", "balık yetiştiriciliği", "su ürünleri yetiştiriciliği" "kabuklu ve eklembacaklı yetiştiriciliği" terimlerini zaten yerli yerinde kullanıyoruz, onlardan bizde bol bol var. Ama ingilizcede yada herhangi bir batı dilinde "SU ÜRÜNLERİ" terimi yok...
    Konu trololog tarafından (15.11.11 Saat 23:59 ) değiştirilmiştir.
    Yoklukla boşluk doldurulmaz.
    Y. Erdem
    SİNOP

  5. #5
    Vip Üye bnymnblr - ait Kullanıcı Resmi (Avatar)
    Üyelik tarihi
    Feb 2009
    Yaş
    41
    Mesajlar
    1.158
    Tecrübe Puanı
    185

    Standart

    1. Su Ürünleri Genel Müdürlüğü: Deniz göl ve nehir vb. gibi su ortamından elde edilen ürünleri ifade eden Genel Müdürlük düzeyinde bir oluşum.

    2. Sucul Kaynaklar Bakanlığı: Balığın ve diğer deniz canlıların kendisini bir ürün ve canlı olmakla birlikte, bu canlıların yaşadığı ortam olan suyu da kaynağın kendisi olarak gören ve multidisiplinel yaklaşım ile korunmasını hedefleyen bakanlık düzeyinde bir oluşum
    Bünyamin

Konu Bilgileri

Users Browsing this Thread

Şu an 1 kullanıcı var. (0 üye ve 1 konuk)

Benzer Konular

  1. DÇÖT Gösterimi(Power Point), Denizde Çatişma Önleme Tüzüğü
    By OfficeR in forum Denizcilik Dökümanları
    Cevap: 14
    Son Mesaj: 15.05.14, 23:31
  2. “Deniz Ürünleri Genel Müdürlüğü” mü? “Balıkçılık Genel Müdürlüğü” mü?
    By aFaLa in forum Nezih Bilecik HOCAMIZDAN SORUNLAR ve ÇÖZÜMLERİ
    Cevap: 64
    Son Mesaj: 27.01.12, 11:13
  3. Amatör Denizcilik Ehliyeti Sınavı Çalışma Soru-Cevapları
    By kenane in forum Denizcilik Dökümanları
    Cevap: 11
    Son Mesaj: 13.01.11, 21:57
  4. Balıkçı ve Ruhu
    By Levent in forum Balıkçı Kahvesi
    Cevap: 3
    Son Mesaj: 25.06.10, 02:11
  5. Çocuğun adını doğru koymak!
    By LüFerCi in forum Güncel Deniz Haberleri
    Cevap: 3
    Son Mesaj: 29.01.10, 10:38

Bookmarks

Yetkileriniz

  • Konu Acma Yetkiniz Yok
  • Cevap Yazma Yetkiniz Yok
  • Eklenti Yükleme Yetkiniz Yok
  • Mesajınızı Değiştirme Yetkiniz Yok
  •  
BALIKCI FORUM