8 sonuçtan 1 ile 8 arası

Konu: Cumhuriyet'in kurucusu

  1. #1
    ___BALIKCI FORUM___ aFaLa - ait Kullanıcı Resmi (Avatar)
    Üyelik tarihi
    Feb 2008
    Yaş
    56
    Mesajlar
    12.942
    Tecrübe Puanı
    2443

    Standart Cumhuriyet'in kurucusu

    Cumhuriyet'in kurucusu Gazi Mustafa Kemal Atatürk'ün ebediyete intikalinin üzerinden 72 yıl geçti. 1923'te, dillere destan bir kahramanlıkla kurduğu Türkiye, bugün onu geride kalan 72 yılda olduğu gibi yine büyük bir özlem ve minnettarlıkla anıyor

    Ölümünün üzerinden yıllar geçse de, açtığı yolda ilerliyor, ilkelerini büyük bir bağlılıkla uyguluyoruz.... BALIKCILAR FORUM olarak Gazi Mustafa Kemal'i ölümünün 72. yılında saygıyla ve özlemle anıyoruz





    Büyük balık küçük balıktan uzun yaşar
    Metabolizması yüksek balık düşük olandan uzun yaşar
    Soğuk sudaki balık sıcak sudakinden uzun yaşar


  2. #2
    Reİs Burhan Reis - ait Kullanıcı Resmi (Avatar)
    Üyelik tarihi
    Nov 2009
    Yaş
    59
    Mesajlar
    5.695
    Tecrübe Puanı
    933

    Standart



    Eklenti 6655

    10 KASIM

    Eklenti 6656

    Eklenti 6657

    Eklenti 6658

    Atatürk'ün sağlığının bozulmasına ve ölümüne neden olan hastalık konusunda çeşitli iddialar vardır. Bir karaciğer rahatsızlığına dair hemen herkes hemfikirdir. Ancak hastalığın adı konusundaki tartışmalar günümüzde bile devam etmektedir. Atatürk'ün sağlığı 1937 yılından itibaren bozulmaya başladı. 1938 başlarında iştahsızlık ve halsizlik hissetmeye başladı. Vücudunun çeşitli yerlerinde kaşıntılar meydana geliyor ve burun kanamaları güçlükle önleniyordu.

    Eklenti 6659

    Siroz teşhisi konulması

    Bu kaşıntıların Çankaya Köşkü'ndeki karıncalardan meydana geldiği öne sürüldü ve köşk ilaçlamaya alındı. Atatürk de özel bir kür tedavisi için Yalova Termal'e gönderildi. Termal Otel'de, 22 Ocak 1938 günü Atatürk'ü muayene eden Dr. Nihat Reşat Belger, karaciğer rahatsızlığından kuşkulandı ve Atatürk'e siroz teşhisi koydu. Doktor Belger, Atatürk'e mutlak surette perhiz yapmasını tavsiye etti. Atatürk, Termal Otel'deki tedavisine bir süre daha devam etti, ancak doktorların bütün itirazlarına rağmen 1 Şubat 1938'de tedaviyi yarıda bırakarak Bursa'ya hareket etti.

    Fransa'dan doktor getirtilmesi

    Atatürk'ün sağlık durumunun ciddiyet göstermesi hükümeti de telaşlandırdı. Başbakan Celâl Bayar,Avrupa'dan iki hekim getirilmesini önerse de Atatürk o günlerdeki Hatay Sorunu yüzünden hastalığının dışarıda duyulmasının iyi olmayacağını düşündüğünü belirtti ve bunu reddetti. Türk doktorların kapsamlı bir muayene yapmasını kabul etti. Nihayet 6 Mart 1938 günü beş doktor Çankaya Köşkü'nde Atatürk'e bir konsültasyon yaptılar ve siroz hastalığı teşhisini yenilediler. Atatürk'ün kesinlikle alkolü kesmesi gerektiğini ve yoğun çalışma temposunu biraz düşürmesini istediler. Atatürk bu önerilere olumlu yanıt verdi. Bu muayeneden bir süre sonra Başbakan Celâl Bayar'ın tavsiyesi üzerine Paris Tıp Fakültesi'nden Prof. Dr. Noel Fissenger Ankara'ya davet edildi. Fransız doktor Atatürk'ü muayene etti ve diğer doktorların teşhis ve tavsiyeleriyle örtüşen bir tanı-tedavi ortaya koydu. Fransız doktorun sözleri ve tavsiyeleri ve tavırları Atatürk'ü oldukça memnun eder cinstendi. İlk teşhisten sonra Fissinger Atatürk'e "Efendim, büyük savaşlar kazanmış olabilirsiniz ancak bu olayda vaka sizsiniz ve bende sizin komutanınızım, lütfen bu hususu unutmayınız" telkininde bulunmuş ve Atatürk'de gerçekten doktorun tavsiyelerini ciddi şekilde uygulamıştır.

    Son kez Ankaralıların karşısına çıkışı

    Atatürk'ün rahatsızlığı ve özellikle Avrupa'dan doktor getirtilmesi, dünyada geniş bir yankı buldu. Atatürk'ün ölmek üzere olduğu ve siyasi mirasını kime bırakacağı yönündeki haberler üzerine Atatürk tüm dünyaya sağlıklı olduğunu göstermek istercesine 19 Mayıs 1938 günü Ankara Stadyumu'nda halkın karşısına çıktı. O gün son defa Ankaralıların karşısındaydı. Kutlamalar çok parlak geçti hatta o günün anısına Ankara Stadyumu'nun adı 19 Mayıs Stadyumu olarak değiştirildi.

    Hatay Sorunu'nun çözülmesi

    Atatürk aynı gün törenden sonra Mersin'e hareket etti. Daha sonra Adana'ya geçti. Askeri geçit törenleri yaptırdı ve ordunun başında olduğunu herkese gösterdi. Yaptıkları işe yaramıştı, dış basında hastalık, hatta "ölüyor" tarzı haberler kesildi. Fransızlar Hatay konusunda tüm şartları kabul ettiklerini bildirdiler. Ancak bu seyahat Atatürk'ün hastalığını iyiden iyiye arttırmıştı. Atatürk 26 Mayıs 1938 günü son defa Ankara'dan ayrıldı, İstanbul'a hareket etti.

    Atatürk, İstanbul'da 1 Haziran 1938'den 25 Temmuz 1938'e kadar Savarona Yatı'nda kaldı. Yaz sıcakları üzerine tekrar Dolmabahçe Sarayı'na döndü. Bu arada Hatay sorunu da çözüldü ve Türk Ordusu Temmuz ayı başlarında Hatay'a girdi.
    Atatürk'ün karaciğerindeki rahatsızlık iyiden iyiye artmıştı. Doktor Fissenger ve Türk doktorların tekrar yaptıkları muayeneler karında su toplanmaya başladığını gösteriyordu.



    Vasiyeti

    5 Eylül 1938 günü Atatürk vasiyetin yazdı ve bütün malvarlığını belirli şartlarla, genel başkanı olduğu Cumhuriyet Halk Partisi'ne bıraktı. Kız kardeşine ve manevi çocuklarına, İsmet İnönü'nün çocuklarına para yardımı yapılmasını belirtti. Ayrıca Türk Dil Kurumu ve Türk Tarih Kurumu'na da belirli miktarlarda yardım yapılmasını istedi.

    6 Eylül 1938'de Fransız doktor Fissenger üçüncü defa İstanbul'a geldi. Atatürk'ün karnında biriken su iyice artmıştı. O gün yapılan su alma işlemi ile Atatürk'ün karnından tam 6 litre su alındı. Fakat buna karşılık Atatürk'ü daha da rahatlatmak için 12 litre su alındığı söylendi.18 Eylül 1938'de Başbakan Celâl Bayar, Dolmabahçe Sarayı'na geldi ve dört yıllık ekonomik plan dosyasını Atatürk'e sundu. Atatürk ülke ekonomisi için çok önem taşıyan projelerin gerçekleştirilmesi için Türkiye'nin önünde en fazla üç yıl olduğunu, bir dünya savaşı çıkacağını ve bir an önce bu projelerin hayata geçirilmesini istedi.

    Komaya girmesi

    Hastalık gitgide ilerlemekteydi. Atatürk'ün karnında yeniden su toplanmıştı. Ekim ayında yapılan bir işlemle bu su da alındı.İşlemin ardından 16 Ekim 1938 günü öğleden sonra Atatürk ağır bir komaya girdi. Hükümet, ulusu Atatürk'ün sağlık durumundan haberdar etmek için 17 Ekim 1938'den itibaren Anadolu Ajansı aracılığı ile resmi tebliğler yayınlamaya başladı. Atatürk girdiği komadan 21 Ekim günü çıktı. Çok istemesine rağmen sağlık durumu elvermediği için 29 Ekim 1938 günü Ankara'da cumhuriyetin onbeşinci yıldönümü kutlamalarına katılamadı. Bayram nedeniyle Ankara'da düzenlenen törenlerde Türk Ordusu'na hitaben yazdığı bayram konuşmasını Başbakan Celâl Bayar okudu. Atatürk'ün hastalığı ve Dolmabahçe Sarayı'ndan çıkamayışı bayrama hüzün düşürdü.29 Ekim akşamı Ankara'dan dönen Kuleli Askeri Lisesi öğrencileri Dolmabahçe Sarayı önünden geçerken Atatürk'e büyük sevgi gösterilerinde bulundular. Atatürk'ün TBMM beşinci dönem dördüncü yasama yılını açış konuşmasını da 1 Kasım 1938'de Başbakan Celâl Bayar okudu.

    Vefatı

    7 Kasım 1938 günü üçüncü ve son defa Atatürk'ün karnından su alınması işlemi yapıldı. 8 Kasım 1938 akşamı saat 19.00'da Atatürk doktoru Neşet Ömer İrdelp'e bakarak "aleykümesselam" dedi ve son büyük komaya girdi.

    9 Kasım günü ve gecesi bu ağır koma devam etti. Atatürk, 10 Kasım 1938 perşembe sabahı saat 9'u 5 geçe, İstanbul Dolmabahçe Sarayı'nda hayata gözlerini yumdu.

    Atatürk'ün ölümü Ankara'yı yasa boğarken hemen ertesi gün toplanan Türkiye Büyük Millet Meclisi, Atatürk'ün silah arkadaşı ve 1937'ye kadar başbakanı olan Cumhuriyet Halk Partisi Malatya milletvekili İsmet İnönü'yü 348 milletvekilinin oy birliği ile Türkiye Cumhuriyeti'nin ikinci cumhurbaşkanlığına seçti.

    Cenaze Töreni

    Atatürk'ün naaşı 16 Kasım 1938 günü Dolmabahçe Sarayı tören salonunda katafalka konuldu. İstanbul halkı Büyük Önder'in önünden saygıyla geçti. Atatürk'ün cenaze namazı 19 Kasım 1938 günü Dolmabahçe Sarayı'nda Diyanet İşleri Başkanı Prof.Dr.Şerafettin Yaltkaya tarafından Türkçe dualarla kıldırıldı. Aynı gün çok büyük bir kalabalıkla cenaze Yavuz Zırhlısı ile İzmit'e oradan da aynı günün akşamı 20.30'da Ankara'ya uğurlandı.Ertesi gün (20 Kasım 1938) Ankara'da başta Cumhurbaşkanı İsmet İnönü olmak üzere devlet erkanı tarafından karşılanan cenaze TBMM önünde hazırlanan katafalka konuldu.Ankara halkı Atatürk'ün önünden saygı geçişlerini yaptı.21 Kasım1938 günü yabancı devletlerden gelenlerin de katıldığı çok büyük bir cenaze töreni ile Atatürk'ün cenazesi Ankara Etnografya Müzesi'ndeki geçici kabrine konuldu. Aynı günün akşamı Cumhurbaşkanı İsmet İnönü, Atatürk üzerine oldukça etkileyici bir radyo konuşması yaptı.

    Anıtkabir'e nakli

    Atatürk'ün ebedi istirahatgahı Anıtkabir'in yapımına 1944 yılında başlandı.İnşaat aşaması oldukça uzun sürdü ve 1953 yılında tamamlanabildi. Ölümünden 15 yıl sonra 10 Kasım 1953'te Atatürk'ün cenazesi Ankara Etnografya Müzesi'nden alınarak törenle Anıtkabir'e getirildi ve toprağa verildi.


    10 Kasım 1938 Perşembe,


    Eklenti 6660

    Kalbimizdesin ATAM


    Bu memleket tarihte Türk'tü, bugün de Türk'tür ve ebediyen Türk olarak yaşayacaktır.



    Ne mutlu Türküm diyene!


    Mustafa Kemal ATATÜRK



    ><((((º>`·.¸¸.·´`·.¸¸.-> BALIKÇI FORUM <-.¸¸.·`´·.¸¸.·`<º))))><

  3. #3
    % 10O Lazoğli - ait Kullanıcı Resmi (Avatar)
    Üyelik tarihi
    Aug 2009
    Yaş
    53
    Mesajlar
    1.275
    Tecrübe Puanı
    0

    Standart

    Ö z l ü y o r u z seni ATAM


    34 D 1316

    BAKIRKÖY/İSTANBUL


    KİM NE YAPARSA KENDİNE YAPAR

  4. #4
    Balıkçı
    Üyelik tarihi
    Jul 2010
    Mesajlar
    17
    Tecrübe Puanı
    11

    Standart

    Sana Hasret Sana Vurgun Gönlümüz
    Neredesin Mavi Gözlüm
    Nerde Nerde Nerdesin Dost
    Bu Gemi Bu Karadeniz
    Sarı Saçlım Mavi Gözlüm
    Nerde Nerde Nerdesin Dost

    Ararım İzini Dolmabahçeden
    Bir Daha Dönmezmi Bu Yola Giden
    İçimde Sen ,Gözümde Sensarı Saçlım Mavi Gözlüm
    Nerde Nerde Nerdesin Dost

    Kurban Olam Yürüdüğün Yollara
    Kara Peçe Yakışmıyor Kullara
    Uyan Bak Bizim Hallara
    Sarı Saçlım Mavi Gözlüm
    Nerde Nerde Nerdesin Dost

    Bulutlar Terinden, Dağlar Kokundan
    Sarhoştur Sevdiğim Mahsuni Bundan
    Bir Daha Gel, Gel Samsundan
    Sarı Saçlım Mavi Gözlüm
    Nerde Nerde Nerdesin Dost

    NUR ve HUZUR İÇİNDE UYU ATAM,BİZLER SENİN NEFERLERİNİZ,BİR GÜN YANINA GELENE KADAR ASLA YOLUNDAN ve İZİNDEN AYRILMAYACAĞIZ..

  5. #5
    Balıkçı mercan - ait Kullanıcı Resmi (Avatar)
    Üyelik tarihi
    Feb 2009
    Yaş
    60
    Mesajlar
    412
    Tecrübe Puanı
    95

    Standart

    ATAMIZI saygıyla anıyoruz, ona layık millet olmamız dilegiyle
    Dağ ne kadar yüce olsa da yol üzerinden aşar yeter ki yol arkadaşların sadık ve vefalı olsun.

  6. #6
    Balıkçının Dostu
    Üyelik tarihi
    Jan 2010
    Mesajlar
    201
    Tecrübe Puanı
    30

    Standart

    bize... "BAĞIMSIZLIĞIN"; onurlu ve şerefli bir duruşla kazanılacağını.. Bir toplumda fedakarlığın, kardeşliğin ve barışın hakim olduğu sürece korunacağını öğretmek için ömrünü tüketti....
    bu emaneti "BİZ NE KADAR SAHİPLENEBİLDİK"......?
    Halit KONANÇ
    balıkçınındostu.....

  7. #7
    Balıkçı sinbad - ait Kullanıcı Resmi (Avatar)
    Üyelik tarihi
    Oct 2010
    Mesajlar
    89
    Tecrübe Puanı
    17

    Standart

    Atam izindeyiz!
    İnsanın iyisi sözünden, balığın iyisi gözünden belli olur...





    GÜZELCELİ

  8. #8
    Balıkçı Adayı serdaryapici - ait Kullanıcı Resmi (Avatar)
    Üyelik tarihi
    May 2010
    Mesajlar
    193
    Tecrübe Puanı
    29

    Standart

    Cumhuriyet’in ilk yıllarında Florya kıyıları yüzme öğrenmek için ideal bir yerdi. Atatürk de yüzmeye başlamak için burayı seçti. Eline geçen bir yüzme kitabından gördüklerini uygulamaya başladı. Sabahın ilk saatlerinde denize giriyor kendince yüzebilme hareketleri yapıyordu. Kısa bir sürede kulaç atmayı öğrendi. Bir yaz günü Başbakan İnönü Atatürk’ü Florya deniz köşkünde ziyarete geldiği sırada Gazi denizde yüzmekteydi. İnönü gelince Atatürk suyun içerisinden kendine seslendi: “İsmet oradan bir mayo giy de gel yarışalım!” Başbakan gülerek karşılık verdi: “Paşam ben yüzme bilmem ki!” Mustafa Kemal bu cevap üzerine tekrar seslendi: “Peki o zaman. Bir hafta sonra yüzmeyi öğren de gel. O zaman yarışalım.” İsmet Paşa bu söz üzerine Heybeliada’da bir deniz subayı nezaretinde yüzme dersleri almaya başladı. İlk denemesinde sandaldan suya “çivileme” bir atlayış yaptı. Sonra da bu atlayış kendisiyle özdeşleştirilerek “İnönü çivilemesi” olarak anılmaya başladı. Bir hafta sonra İsmet İnönü Atatürk’ü Florya Köşkü’nde ziyaret ettiğinde birlikte suya girdiler. Yarışmadılar ama birlikte yüzdüler.

    Atatürk sporu sever ekseriye hafif jimnastik eksersizleri yapardı.
    Atatürk İstanbul Florya’da bulunduğu zamanlarda her gün denize girmekte kürek çekmekte halkla haşır neşir olmaktadır.
    İsmet İnönü’nün yüzmeyi öğrenmesi Atatürk’ün direktifiyle olmuştur.
    Atatürk Florya’da yüzerken Başbakan İsmet İnönü gelir.
    Atatürk Seslenir:
    “İsmet gel! Gelde yarışalım” der
    İsmet İnönü kollarını açarak
    “Paşam ben yüzme bilmem ki “
    Bunu duyan Atatürk :
    “Sana bir hafta süre. Bir hafta sonra birlikte yarışacağız” der
    İsmet İnönü Heybeliada’daki Deniz Askeri Lisesi Sınıf Subayı Ulvi Tekeş’le tanışır. Kısa bir süre içinde yüzme öğrenmek istediğini bildirir.
    Heybeliada ile Kaşıkadası arasındaki derin bir yere deniz motoru ile gidilir. Ulvi Tekeş dalar İsmet İnönü’ye
    “Sayın Paşam atlayın” der
    “Nasıl atlayacağım”
    “Çivileme atlayacaksınız”
    İsmet İnönü anlatıldığı şekilde çivileme atlar. Bu İsmet İnönü’nün meşhur çivilemesidir. İlk atlayışıdır. Suyun yüzüne çıkınca kendini subayın kollarında bulur. Çırpınmaya başlar. Sonrada yüzme kurallarına uyarak birkaç gün içinde yüzmeyi öğrenir ve Florya’nın yolunu tutar.

    6 Eylül 1936 Pazar günü Moda koyunda yapılan yelken ve kürek yarışlarını Türkiye’de bulunan İngiltere Kralı VIII Edward ile birlikte Ertuğrul yatından izlemiştir. Florya plajında denizde mayo ile çekilmiş fotoğraflarını gazetelerde yayınlatarak halkımızı denizden yararlanmaya çağıran ilk insan da toplumumuzda Atatürk olmuştur. Atatürk’ün bütün bu hareketleri hep hesaplı hepsi bir amaca yöneliktir. Türk halkını kendi öz benliğine kavuşturmak küsmüş bulunduğu doğa ile barıştırmak hayatın anlamını daha fazla tanımasını sağlamaktır. Köşk’teki kürek çekme kondisyon aleti şimdi Anıtkabir müzesindedir.
    Serdar Yapıcı
    1968
    Küçükyalı/İstanbul
    Balıkçı

Konu Bilgileri

Users Browsing this Thread

Şu an 1 kullanıcı var. (0 üye ve 1 konuk)

Benzer Konular

  1. 10 Kasım Tarihte keşke bu gün olmasa idi
    By kenane in forum Atatürk Köşesi
    Cevap: 11
    Son Mesaj: 10.11.09, 17:10
  2. 29 Ekim Tarihte Türkiye Cumhuriyeti Günü
    By kenane in forum Atatürk Köşesi
    Cevap: 4
    Son Mesaj: 29.10.09, 23:27

Bookmarks

Yetkileriniz

  • Konu Acma Yetkiniz Yok
  • Cevap Yazma Yetkiniz Yok
  • Eklenti Yükleme Yetkiniz Yok
  • Mesajınızı Değiştirme Yetkiniz Yok
  •  
BALIKCI FORUM