2 sonuçtan 1 ile 2 arası

Konu: Denetim eksikliği 1

  1. #1
    _Amatör_ Levent - ait Kullanıcı Resmi (Avatar)
    Üyelik tarihi
    Sep 2009
    Yaş
    46
    Mesajlar
    3.298
    Tecrübe Puanı
    368

    Standart Denetim eksikliği 1

    Göl, gölet ve akarsularımızın nasıl denetlendiği, ya da denetlenip denetlenmediği konusunda bilgim yok. Ancak Almanya'daki bir arkadaşımın izin belgesi (Amatör Balık Avlama Sertifikası) almadan, nehirde balık avladığı ve ayrıca avlanması yasak olan bir türü yakaladığı için iki ayrı ceza ödediğini biliyorum.
    Aylığının yarısını ceza olarak ödeyeceğini gören arkadaşım, "Etmeyin eylemeyin, ben bunun yasak olduğunu bilmiyordum. vb. vb.." dese de cezadan kurtulamıyor. Sonra bir de nasihat çekiyorlar. "Bu nehirdeki balıklar sonsuz değil. Kimi türler çok azaldığı için avcılığı yasak. Kimi türleri belli mevsimlerde avlamak yasak. Kimi türler ise belirlenmiş boy ve ağırlığın dışında yakalanabilir. Eğer kursa katılıp sertifika alsaydınız, bunları öğrenmiş olacaktınız."
    Bize gelince, kursa bilgiye gerek yok. İki fotoğraf ve on YTL. verdizmi 5 yıllık balık avlama ruhsatı alırsınız. Hem de profesyonel. Beş yıl sonunda ruhsatınızın yenilenebilmesi için bir su ürünleri kooperatifinden "balıkçılık yapıyor" diye belge gerekiyor. Hayır, hayır, yanlış anlamadınız. Ben de yanlış yazmadım. İki fotoğrafla gidin tarım müdürlüğüne. On YTL verin beş yıllık profesyonel balık avlama ruhsatı alın. Mesleğinizin ne olduğu hiç önemli değil. İsterseniz bir bilim dalında profesör olun. Ancak beş yıl sonra bir kooperatiften balıkçılık yaptığınıza ilişkin belge getirmelisiniz. Yoksa ruhsat alamazsınız. Diyelimki amatör bir ruhsat aldınız. O zamanda bir balıkçı teknesiyle balık avlamaya gidemezsiniz.
    Tarım ve Köyişleri Bakanlığı'nın yıllara dayalı birikimi sonucu düzenlediği 37/2 numaralı sirkülere baktığımızda, sorun çözümlenmiş gibi görünüyor. Amatör balık avcılığı teorik olarak oldukça iyi tanımlanıp, koşullara bağlanmış. Ancak, denetim konusu amatörün bilincine ve insafına bırakılmış. Yasa,teorik olarak, Sahil Güvenlik,Bakanlık denetim elemanları, jandarma, ormancı, kır bekçisi, belediye zabıtası, muhtar ve o bölgedeki aklınıza gelen tüm kamu çalışanlarını denetimle görevlendirmiş. İyi hoş da, görevlilerin önce bu sirkülerden haberdar olmaları gerekmez mi ?
    İşte o öykünün tam zamanı. Yıllar önce bir gırgır gemisi 50 kasa kadar kefal yakalamış. Ancak kefaller olması gereken boydan çok küçük. Balıkçılar şikayet etmişler. Tesadüfen ben de mezat yerine gittim. Tarım İlçe Müdürlüğü'nden bir görevli geldi. Elinde sirküler, balıkçılara, "bu hangi tür kefal ?" diye sordu. Pata Muharrem abi, kimseden lafını esirgemez bir balıkçıydı. Görevliye "bize soracağına balıklara sorsana !" dedi. Hepimiz gülüştük. Çünkü sarıkulak, diğer kefal türlerinden en kolay ayırt edilebilendi. Kulağının (solungaçların en dışındaki sert dokulu kısım) üstünde çok belirgin sarı bir kısım vardır. Pata Muharrem abinin "bize soracağına balıklara sorsana !" deyişi bundandı.
    Görevlinin düştüğü duruma çok üzüldüm. O'na güldüğüm için de kendime biraz kızdım. Çünkü, bu O'nun değil, O'nu bu göreve atayan Bakanlığın, Bakanın ayıbıydı.
    Denizlerimizde denetim Sahil Güvenlik botları tarafından yapılmaktadır. Bakanlığın Koruma Kontrol diye bir birimi varsa da onları denizlerde görmek oldukça zordur. Eskiden bazen gemileri arızalı olurdu. Bazen kaptanları olmazdı. Kimi zamanda geminin mazotu. Şimdi ne durumdalar iyi bilmiyorum. Ancak, eğer Gediz Ağzı'nın sığ sularında tül ığrıpla tırnak büyüklüğünde binlerce çipura yavrusu yakalanıyorsa, o yavrular yakalanırken, diğer türlere ait binlerce yavru katlediliyorsa, yasak dönemde balık hallerine trol balığı gelip satılabiliyorsa,
    Bakanlığın Koruma Kontrol Şubesi'nin nasıl çalıştığını siz değerlendirin.
    Denizlerdeki denetimin tamamen Sahil Güvenlik botlarına bırakılmış olması, denetim yetersizliğini de beraberinde getirmiştir. Çünkü, Sahil Güvenlik yaklaşık yirmi kalem görevin yanında bu işi de yapmaya çalışmaktadır. Kaldı ki işi sadece balıkçıları denetlemek olsa bile, eğer karadaki bir kurum ile birlikte çalışmaz ise, yeterli denetimi sağlaması olanaksızdır.
    Bu yıl 15 Nisan-15 Eylül tarihleri arasında trol yasağı getirilmiştir. Oysa kimi trollerin uluslararası sulara çıktığı, D (diğer) ruhsatlı gemilerle kıyıya balık sevkettiği yaygın şekilde konuşulmaktadır. Hatta D ruhsatlı büyük gemilerin trol takımıyla çalıştığı iddiaları var. Örneğin Midilli Adası'nın arkasında
    çalışan bir trol takımı, D ruhsatlı bir gemiyle kıyıya balık gönderiyorsa, kıyıda bunu denetleyecek bir kurum yoksa, Sahil Güvenlik ne yapabilir ?
    Denetim eksikliği, balıkçılığımızın en büyük sorunu olagelmiştir. Sahil Güvenlik ile eşgüdüm içinde çalışacak karada (kıyılara, liman ve balık hallerine hakim) bir kurumun yapılanması gerekmektedir. Ayrıca, Sahil Güvenlik personel, bot ve diğer ekipmanlar açısından güçlendirilmelidir. Aksi halde, yasadışı avcılık engellenemez. Çünkü, teknoloji yasadışı avcılığı da kolaylaştırıyor. Cep telefonu aracılığı ile Sahil Güvenlik botlarının ve denizdeki kuşkulu her trafiğin yasadışı avcılık yapanlara bildirildiğini, bilmeyen yok.
    Yasadışı balık avcılığının önlenebilmesi için, en azından yaşamı denize bağlı insanların görevlilere yardımcı olması gerekir. Kendini ülkesine karşı sorumlu sayan her yurttaş, denizde yasadışı bir eylem gördüğünde, Sahil Güvenlik botlarını ya da 158'i aramalıdır. Gerçi 158'de karşınıza sizin acelenizden haberi olmayan bir bant kaydı çıkar ya neyse. Ancak biraz sabır.
    Bir tanıdığım üç gün önce, "Sözde trol yasağı var. Yine trol balığı geldi." dedi. "Kim, nereden, nasıl getirdi ? Söyle görevlilere haber verelim." dedim. "Git işine be abi. Benim başımı derde mi sokacaksın. Ben sana böyle bir şey söylemedim." dedi. Bu sözler karşısında şaşırdım. Adamın yüzüne baktım. Hani o mafya filmlerinde, mafya aleyhine bilgi verenlerin yüzündeki ürkeklik ve korku vardır ya, işte o yüzlerden birini görür gibi oldum. Yazık.
    Memleketim, diyebileceğimiz bir tek Türkiye var. Havasından suyundan, kıyısından dağından, balığından pulundan sorumlu olduğumuz.
    Hoşçakalın .
    Şevki Avcı
    FOÇA

    Şevki Avcı'yateşekkürlerimizle
    (eski bir yazı)

  2. #2
    _Amatör_ Levent - ait Kullanıcı Resmi (Avatar)
    Üyelik tarihi
    Sep 2009
    Yaş
    46
    Mesajlar
    3.298
    Tecrübe Puanı
    368

    Standart Denetim eksikliği 2

    Aç gözlülük, doyumsuzluk ve her şeyin daha fazlasını, daha da fazlasını istemek, bir hastalık türü olmalı. Ülke nüfusumuzun büyük bir bölümü, yoksulluk sınırında yaşamaktadır. Bu durumdaki kamu çalışanları, işçiler ve emekliler ek işlerle yaşamlarını biraz daha kolaylaştırmaya çalışmaktadır. Öte yandan evi, otomobili, 100-300 bin YTL'lik gemisi ve yılda 100 bin YTL. geliri olan bir balıkçının yasadışı işler yapmasını anlamak olanaksız. Bu bir hastalık belirtisi olmalı.

    Kendini "eski hırsız" olarak tanımlayan bir tanıdık ; "Çok utanılacak, pişman olduğum işler yaptım. Dinamitçilik, şebeke, yasak yer ve zamanlarda avcılık...Yani aklınıza gelecek her türlü haltı yedik. Geleceği hiç düşünmeden, çocuklarımızın geleceğini umursamadan. En çok da ne zoruma gidiyor biliyor musunuz ? Hani biz şimdi yasadışı avcılık yapanlara "hırsız" diyoruz ya. Demek ki bir zamanlar bana da "hırsız" diyorlardı. İşte bu çok ayıbıma gidiyor."

    "Eski hırsız" eski hırsızlık yöntemleri ile günümüzü karşılaştırıyor. "Eskiden böyle işler zordu. Yasak yerde avlanırken Sahil Güvenlik göründü mü trol takımını denize mola eder, güvertedeki yedek takımı ıslatır, kasalanmış balıkları güverteye döker, balık ayırıyormuş gibi yapardık. Sonra günlerce çapa sarkıtır denizde bıraktığımız takımı bulmaya çalışırdık. Eğer zamanımız olursa, takımın ucuna bir ip bağlar ipin ucuna da küçük bir şamandıra (klorak kutusu) ve sabun çuvalına doldurulmuş tuz bağlardık. Tuz şamandırayı batırırdı. Sahil Güvenlik etrafa bakınıp şamandıra arardı ama göremezdi. Çuvaldaki tuz eriyince şamandıra yukarı çıkar takımı alırdık. Şimdi GPS var. Takımı bırak denize, bir gün sonra gözlerini kapa gel takımı bul. Hem o zamanlar kimi balıkçı teknelerinde Sahil Güvenlik botlarından daha güçlü motorlar vardı. Şimdi hızlı hareket konusunda Sahil Güvenliğin üstünlüğü var. Helikopterler yasadışı avcılık yapanlar için caydırıcı bir araç."

    "Eski hırsız" şimdiye kadar hiç duymadığım bir çok yöntem hakkında bilgi sahibi. "37/1 Sirkülerde gırgırların birden fazla ışık kayığı (lamba) kullanamayacağı, ana gemi, yardımcı ve lamba kayığındaki toplam ışığın 8000 Watt'ı geçemeyeceği, aydınlatmanın su üstünde yapılacağı yazılır. Peki on metre kablo ile 5000 Watt'ta denizin içine sarkıtılırsa ne olur. Hiç. Sahil Güvenlik gelirken fişi prizden çekip, kabloyu toplamaya zamanın yoksa, bırakırsın denizin karanlığına. Eğer lamba kayığında 8000 Watt'tan fazla ampul yanıyorsa,

    Sahil Güvenliği radarında gören ana gemi, lamba ile Sahil Güvenlik arasına girip

    lamba kayığını perdeler. Lambacı fazla ampulleri ortalıktan kaldırır. Bunun çözümü var. Var olmasına var da kim yapacak. Ana gemi ve yardımcı gemideki ışık miktarını 8000 Watt'tan çıkıp, lamba kayığındaki jeneratör çıkışını kalan miktara ayarlayıp mühürlersin. Sorun kısmen çözümlenmiş olur. Ancak, unutmamak lazım ki hırsıza kilit dayanmaz."

    "Eski Hırsız" ı dinleyince "Vay canına, daha bilmediğimiz ne düzenbazlıklar var acaba?" demekten kendimi alamıyorum. Sağlıklı bir denetimin yapılabilmesi için Sahil Güvenlik ile balıkçı örgütlerinin eşgüdümlü olarak çalışması gerektiği konusundaki inancım pekişiyor. Ayrıca daha önce de belirttiğim gibi, kıyılara, limanlara, mezat ve perakende satış yerlerine hakim, siyasilerin ve yerel yöneticilerin oy hesaplarına alet olmayacak, özel kanunla kurulmuş resmi bir örgütlenmeye acil olarak ihtiyaç var. Aksi halde, Sahil Güvenlik ne kadar iyi çalışırsa çalışsın, denizlerimizde yasa dışı su ürünleri avcılığının önüne geçilemez. Çünkü, doyumsuz aç gözlülerin yasadışı avcılık için kendilerine göre haklı bir nedenleri var. AZ EMEK, AZ YAKIT, ÇOK KAZANÇ. Doğal zenginliklerimizin korunarak, gelecek kuşaklara yaşanılası bir dünya bırakmak mı? O da ne ki? Hadi canım sende.

    Memleketim, diyebileceğimiz bir tek Türkiye var. Havasından suyundan, kıyısından dağından, balığından pulundan sorumlu olduğumuz.

    Hoşçakalın .
    Şevki Avcı
    FOÇA


    Şevki Avcı'ya teşekkürlerimizle

Konu Bilgileri

Users Browsing this Thread

Şu an 1 kullanıcı var. (0 üye ve 1 konuk)

Benzer Konular

  1. Sabit su ürünleri perakende satış yerleri denetim genelgesi
    By Burhan Reis in forum Balıkçılık Hakkında Genel Bilgiler
    Cevap: 0
    Son Mesaj: 02.03.11, 22:13
  2. Sahil Güvenlik balıkçı teknelerinde denetim yaptı
    By aFaLa in forum Güncel Deniz Haberleri
    Cevap: 26
    Son Mesaj: 25.01.11, 16:58
  3. Sahil Güvenlik balıkçı teknelerinde denetim yaptı
    By Burhan Reis in forum Güncel Deniz Haberleri
    Cevap: 0
    Son Mesaj: 23.01.11, 04:10
  4. Denetim uçağı göz açtırmıyor
    By aFaLa in forum Deniz Kirliliği Haberleri
    Cevap: 4
    Son Mesaj: 19.11.10, 07:26

Bookmarks

Yetkileriniz

  • Konu Acma Yetkiniz Yok
  • Cevap Yazma Yetkiniz Yok
  • Eklenti Yükleme Yetkiniz Yok
  • Mesajınızı Değiştirme Yetkiniz Yok
  •  
BALIKCI FORUM