4 sonuçtan 1 ile 4 arası

Konu: Deniz Ekosistemleri ve Önemi

  1. #1
    Vip Üye trololog - ait Kullanıcı Resmi (Avatar)
    Üyelik tarihi
    Sep 2009
    Mesajlar
    562
    Tecrübe Puanı
    83

    Standart Deniz Ekosistemleri ve Önemi

    Eklenti 11758
    Ekosistem; yaşamları ve varlıkları birbirine bağlı veya birbirini destekleyen canlıların oluşturduğu bir düzendir. Sular ve çevresinde sulara ve suda yaşama bağlı olarak oluşmuş ekosistemlere sucul ekosistem denir.

    Denizel ekosistemler Dünya'nın sucul ekosistemleri arasında en büyüğüdür. Okyanusları, tuzlusu bataklıkları ve gelgit alanlarını, haliçler ve lagünleri, mangrov ormanları ve mercan resiflerini, denizlerin derinliklerini ve deniz tabanını kapsar.
    Denizel ekosistemler daha düşük tuz içeriğine sahip tatlı su ekosistemlerinden oldukça farlıdır. Deniz suları Dünya yüzeyinin üçte ikisini kaplar. Bu alanlarda bitki yaşamının hayvan yaşamını veya tam tersine hayvan yaşamının bitkilerin yaşamını besin zinciriyle desteklediği bir düzen olduğu için ekosistem olarak kabul edilirler.

    Deniz ekosistemleri, hem deniz hem de karasal çevrenin genel sağlığı için çok önemlidir. WRC (World Resource Center) e göre kıyısal yaşam alanları tek başına bütün denizel biyolojik üretimin yaklaşık 1/3 ünden sorumludur ve acısu ekosistemleri (yani; tuzlusu bataklıkları, deniz çayırları, mangrov ormanları) yer yüzünün en verimli bölgelerinden biridir. Ayrıca, mercan resifleri gibi diğer deniz ekosistemleri dünyada deniz biyoçeşitliliğine en yüksek düzeyde gıda ve barınak sağlar.

    Deniz ekosistemlerinin genellikle büyük bir biyo çeşitliliğe sahip olduğu ve istilacı türlere karşı iyi bir direnç gösterdiği düşünülmektedir (her yeni gelecek canlının bir tüketicisi mevcuttur ya da gelişir) . Ancak, çalışmalarda ortaya çıkan sonuçlar her zaman önde gelen araştırmacılar tarafından bir istilanın başarısını belirlemekten sorumlu mekanizmalar hakkında ortaya koydukları bu teoriye uygun olmadığını göstermektedir (mesela Akdenizdeki balon balığı ve diğer lesepsiyen balık türleri ve zehirli yosun istilası).


    İlave ve düzeltmelerle vikipedi İngilizce sayfasından tercüme edilmiştir.
    Konu trololog tarafından (14.04.12 Saat 11:37 ) değiştirilmiştir.
    Yoklukla boşluk doldurulmaz.
    Y. Erdem
    SİNOP

  2. #2
    Vip Üye trololog - ait Kullanıcı Resmi (Avatar)
    Üyelik tarihi
    Sep 2009
    Mesajlar
    562
    Tecrübe Puanı
    83

    Standart

    KARADENİZ



    Güneydoğu Avrupa ile Anadolu yarımadası arasında yeralan kuzeyinde Ukrayna, kuzeydoğusunda Rusya, doğuda Abhazya ve Gürcistan; güneyde Türkiye ve batıda Romanya ve Bulgaristanla çevrili, Atlantik Okyanusu'na Akdeniz, Ege Denizi ve Marmara Denizi aracılığıyla bağlanan bir iç denizdir. İstanbul boğazı vasıtasıyla Marmara, Kerç boğazı Azak Denizi'ne bağlanmaktadır.

    Karadeniz, 8 bin 350 kilometre kıyı şeridine sahip, 461.000 km² alan kaplayan (Azak Denizi dahil, Marmara Denizi hariç), en geniş yeri doğudan batıya 1.175 km, en derin noktası 2.210 m olan, Marmara Denizi vasıtasıyla Ege Denizi’ne bağlanan, batıdan doğuya böbrek formunda bir denizdir.

    Tuzluluk oranı %1,8 dolayındadır. M.Ö. 6'ıncı binyıla dek bir tatlı su gölü olan Karadeniz, bu tarihten sonra tuzlu bir denize dönüşmüştür.

    Avrupadan beş büyük ırmak Karadeniz'e dökülür:
    Dinyeper, Dinyester, Don Irmağı, Kuban Irmağı, bütün doğu ve orta Avrupa’yı kapsayan Tuna.
    Tuna tek başına her yıl 203 kilometre küp tatlı suyu Karadeniz’e taşır. Bu miktar Kuzey Denizi’ne akan bütün tatlı sulardan fazladır.
    Türkiye'den ise belli başlı dört ırmak Karadeniz'de sonlanır: Sakarya, Kızılırmak, Yeşilırmak ve Çoruh.

    Bu denize dökülen Avrupa ve Asya akarsularıyla birlikte Karadeniz havzasının alanı denizin kendisinden 5 kat daha geniştir ve yaklaşık 2.2 milyon km2'dir. Karadeniz ve Çevre tuzluluk oranı oldukça fazladır.

    Karadeniz'in flora ve faunası evsel ve endüstriyel kirlenme nedeniyle her geçen gün fakirleşmektedir.

    KARADENİZ ve KIYILARINDAKİ ÖZEL EKOSİSTEMLER

    Dünyadaki her denizin kıyılarında delta, bataklık ve benzeri ekosistemler bulunur. Fakat Karadeniz kıyılarındaki deltalar, delta gölleri, subasan ormanlar (longoz) çok daha özel biyolojik çeşitlilik ve çevresel düzen bakımından önemli alanlardır.
    Yine Karadeniz derin sulardaki H2S gazına rağmen, giderek yok olan deniz dibi midye bankları ve sığ sırtlar ve derin kuyulardan oluşan bangoz sistemiyle özel bir öneme sahiptir.
    Kıyılardaki sulak alanlar Avrupa ve Sibiryadan Afrikaya olan kuş göç yollarının üzerindedir. Bu nedenle önemli kuş yaşam alanlarıdır. Fakat tarımsal kullanım amacıyla bataklıklar ve göllerin kurutulması ve yine tarımda kullanılan gübre ve ilaçlar nedeniyle göçmen ve yerli kuş populasyonları da büyük yara almıştır.


    H2S (HİDROJEN SÜLFÜR = KÜKÜRTLÜ HİDROJEN)
    Irmaklardan gelen organik madde miktarı deniz suyundaki bakterilerin normalde ayrışabileceğinden daha fazla olduğundan, bakteriler deniz suyunda normalde bulunan çözünmüş oksijen yerine deniz suyunun bir bileşeni olan sülfür iyonlarından oksijeni temin ederler. Bu işlemin sonucunda ortaya son derece zehirli hidrojen sülfür (H2S) gazı çıkar ve 200 metrenin altında yaşamı engeller.

    Karadeniz dünyanın en büyük hidrojen sülfür rezervidir. 150-200 metre arasında değişen derinliklerin altında yaşam yoktur. Suda oksijen bulunmaz ve H2S yüklüdür. Hidrojen Sülfür bulunduğu yerdeki tüm eko sistemi öldürür, sahil balıkçılığını yok eder ve eğer yüzeye çıkarsa gemilerin altını yarattığı kimyasal bileşimle siyah renge boyar.

    Özellikle Tuna Nehri tüm Orta ve Doğu Avrupa ile Balkanlar'ın endüstri ve evsel atık sularının boşaltıldığı bir yüzeysel su olup, doğal yaşam için ölümcül miktarda organik ve inorganik maddeyi Karadeniz'e getirmekte kirlilik oradan Boğazlar yoluyla da Marmara Denizi'ne taşınmaktadır.

    İSTİLACILAR VE MİSAFİRLER
    1980'lerin ortasında bir geminin balast suyu ile Karadeniz'e gelen ve orijini Doğu Amerika kıyıları olan Mnemiopsis leiydi (Taraklı deniz anası) adlı canlı türünün doğal düşmanı olmadığı için Karadeniz'i istila etmiş, balık larvalarının temel besinleri olan zooplanktonları ve bizzat balık larvalarını yiyerek balık sayısında önemli oranda düşme yaşanmasına sebep olmuştur.
    Daha sonra gelen başka bir taraklı medüz (Beroe ovata) bir önceki taraklı medüzü baskı altına alarak hamsi ve çaça balığının yok oluşunu önlemiştir.
    Eklenti 11760

    DOĞAL YAŞAM

    Tür çeşitliliği açısından zengin olmayan Karadenizde üç tür yunus (tırtak (Delphinus delphis), mutur (Phocoena phocoena) ve afalina (Tursiops truncatus)) ve su samuru (Lutra lutra) yanında günümüzde yok olduğu düşünülen Akdeniz Foku (Monachus monachus) olmak üzere 5 tür memeli yaşar.
    Eklenti 11762Eklenti 11761


    Günümüzde palamut ve lüferle sınırlı kalan Akdeniz göçmeni balıklar arasında 40 yıl önce orkinoz, kılıç, uskumru, kolyoz gibi türleri de saymak mümkündü.
    Ekolojik sorunlar yüzünden günümüzde Karadeniz kökenli mersin balıkları, uskumru, orkinoz, kılıç balığı kaybolmuş, kalkan, çivisiz kalkan, pisi, kırlangıç, bakalyaro, minekop, yerli kefaller (altınbaş ve has kefal), mahmuzlu camgöz, palamut ve lüfer miktarı azalmış hamsi, çaça ve istavrit ise soyunu korumuştur.
    Dünyanın en lezzetli ve kıymetli hamsisi olan Karadeniz hamsinin ortalama boy ve ağırlığı azalmış ve stok dengesi bozulmuştur. İstavrit balığı stoğu ise daha dengesiz hale gelmiştir.

    Önümüzdeki kısa dönem içerisinde balık stoklarının korunması yönünde önlem alınmaz ise Karadeniz çoğu zehirli plankton ile deniz anası gibi balık dışı organizmalardan ve sudan oluşan kirli bir çorbaya dönecektir.
    Bunun önlenmesi için çevre kirliliği yanında özellikle düzensiz balık avcılığı konusunda mutlak önlemler alınması gerekir.


    Vikipedideki ilgili sayfadan değiştirilip geliştirilerek hazırlanmıştır.
    Konu trololog tarafından (14.04.12 Saat 12:51 ) değiştirilmiştir.
    Yoklukla boşluk doldurulmaz.
    Y. Erdem
    SİNOP

  3. #3
    Vip Üye trololog - ait Kullanıcı Resmi (Avatar)
    Üyelik tarihi
    Sep 2009
    Mesajlar
    562
    Tecrübe Puanı
    83

    Standart

    MARMARA DENİZİ


    Karadeniz'i Ege Denizi ve Akdeniz'e bağlayan bir iç denizdir. Karadeniz'e İstanbul Boğazı, Ege Denizi'ne Çanakkale Boğazı ile bağlanır. Türkiye'nin Asya ve Avrupa kısımlarını da birbirinden ayırır.
    Yaklaşık olarak 240 km uzunluğa ve 70 km genişliğe, 11,500 km² yüzölçümüne sahip ve en derin yeri -1270m dir. Marmara denizinde, görülen akıntı tipi, normal deniz ve okyanuslardaki dairesel tip yerine, doğu batı yönünde bir akıntıdır. Denizin yüzeyi Karadeniz kökenli, dibi ise Ege-Akdeniz kökenli tuz, sıcaklık ve oksijen oranı bakımından farklı su kütlerinden oluşur.

    HAYVAN VARLIĞI (FAUNA)
    1950'lerde İstanbul kıyılarında bile görülebilen Akdeniz fokları, denizde yaşayan durumu ne kritik canlı türüdür. Tüm dünyada 600 bireyin kaldığı düşünülen bu memelilerin Marmara popülasyonu, denizinin güneyinde Kapıdağ Yarımadası ve civar adalarda yaşarlar.
    Caretta caretta türü deniz kaplumbağalarının günümüzde Marmarada, Kazanağzı mevkiinde yaşayan popülasyonunun ile ilgili yapılan çalışmalar, türü ait bireylerin tespit edilememesi ile sonuçlanmıştır. Buda türün Marmara denizinde yok olduğunu düşündürmektedir. Buna rağmen zaman zaman başka deniz kaplumbağaları denizde görülmektedir. Örneğin 1997 yılında Marmara'da Deri sırtlı deniz kaplumbağası ağlara takılmıştır.
    Bunların dışında zaman zaman yakalanan köpekbalıkları ve İstanbul kıyılarında da gözlenebilen çeşitli yunus türleri Marmara faunasının diğer parçalarıdır.

    Marmara denizi hem Akdeniz hem de Karadeniz türlerinden oluşan 300 ün üzerinde balık türüne ev sahipliği yapmaktadır.
    Fakat her geçen yıl bereket simgesi değerli türlerden biri yok olurken, yerine değeri olmayan yeni istilacı türler gelmektedir. Marmara Denizinin toplam canlı yaşatma kapasitesi (biyotop) her geçen yıl düşmekte ve değersiz türlere doğru yönelmektedir.


    BALIKÇILIK
    Antik çağlardan beri Marmara Denizinde balıkçılık önemli bir uğraştır. 2010 yılında Türkiye'de denizlerden avcılık yoluyla elde edilen balığın %8,36'si Marmara'da avlanmıştır. Fakat günümüzde aşırı avlanma, kirlilik gibi kimi faktörler Marmaradaki balık stoklarını tehdit etmektedir. Ticari değere sahip olan tür sayısı ve avlanan balık miktarı düşüş eğilimindedir.
    Marmarada 2004'te avlanan 68 bin ton balığa karşılık 2009'da 31 bin ton balık avlanmıştır.


    Marmara balık türleri ve av miktarında en büyük kayba uğrayan denizimizdir. Kirlilik konusunda atılan adımlara rağmen hala çok kirli bir denizdir. Karadeniz ve Akdeniz'den gelen akıntılar sayesinde tamamen bitiş gecikmektedir. Buna rağmen göçmen balıklar, derin deniz balıkları ve taş balıklarında bir toparlanma yerine sürekli göçüş gözlenmektedir.

    Balık azalması yanında kirliliğin artması nedeniyel bazı mikroskobik canlılar ve deniz anaları nüfusunda patlamalar yaşanmakta ve özellikle körfez ve limanlarda yaşam uzun süre tamamen bitmektedir.

    Aşırı avcılık ve kirlilik konusunda önlem alınmadığı taktirde, önümüzdeki yıllarda kendini müsilaj ve kızıl ölüm (red tide) olarak gösterecek bitiş göstergelerinin kalış süreleri artacak ve balıkçılığı tamamen bitirebilecektir. Bu durumda yeniden iyileşme sağlanabilmek için yıllarca beklemek gerekebilecektir.
    Konu trololog tarafından (15.04.12 Saat 13:05 ) değiştirilmiştir.
    Yoklukla boşluk doldurulmaz.
    Y. Erdem
    SİNOP

  4. #4
    Vip Üye trololog - ait Kullanıcı Resmi (Avatar)
    Üyelik tarihi
    Sep 2009
    Mesajlar
    562
    Tecrübe Puanı
    83

    Standart

    Balıkçılık ve bereket görüntüleri...
    Hep sürmesi dileğiyle.
    Fotoğraflara tıklayarak büyük boyda görebilirsiniz.

    Eklenti 11763

    Eklenti 11764

    Eklenti 11766

    Eklenti 11767

    Eklenti 11768

    Eklenti 11769

    Eklenti 11770

    Eklenti 11771

    Eklenti 11772

    Eklenti 11765

    Fotograflar AA. Sinop muhabiri Halit GÜMÜŞ
    Konu trololog tarafından (15.04.12 Saat 13:02 ) değiştirilmiştir.
    Yoklukla boşluk doldurulmaz.
    Y. Erdem
    SİNOP

Konu Bilgileri

Users Browsing this Thread

Şu an 1 kullanıcı var. (0 üye ve 1 konuk)

Benzer Konular

  1. Kıyı ve Deniz Ekosistemleri
    By Burhan Reis in forum Balıkçı Kahvesi
    Cevap: 0
    Son Mesaj: 30.12.11, 14:05
  2. Suda tarımın önemi
    By kenane in forum Kültür Balıkçılığı
    Cevap: 0
    Son Mesaj: 05.09.10, 10:26
  3. Dondurmanın Önemi
    By Burhan Reis in forum Sağlık Bölümü
    Cevap: 2
    Son Mesaj: 27.06.10, 06:47
  4. Tatlı Su Akvaryumlarında CO2 Önemi
    By Ali41 in forum Akvaryum Balıkları
    Cevap: 0
    Son Mesaj: 24.06.09, 20:27

Bookmarks

Yetkileriniz

  • Konu Acma Yetkiniz Yok
  • Cevap Yazma Yetkiniz Yok
  • Eklenti Yükleme Yetkiniz Yok
  • Mesajınızı Değiştirme Yetkiniz Yok
  •  
BALIKCI FORUM