8 sonuçtan 1 ile 8 arası

Konu: Deniz kirliği 3

  1. #1
    TUNCAY ŞEKER

    Deniz kirliği 3

    DENİZ KİRLİLİĞİ :
    Çağımızda doğatı en fazla tehdit eden tehlikelerin başında Çevre Kirlenmesi Gelmektedir. Çağımızda doğa ve çevre kirlenmesi, hava, kara, su ve denizlerde yaşayan canlıların doğal gelişmelerini ileride giderilmesi mümkün olmayacak şekilde olumsuz yönde etkilenmektedir. Yeryüzünde hayatın kaynağını oluşturan su ve deniz kirlenmesi, çevre kirlenmesinin önemli bir kesimini oluşturmaktadır. Günümüzde deniz kirliliği deniz suyundan oksijen azalmalarına, denizlerde yaşayan canlılarda zehirlenme belirtilerine neden olmakta ve denizdeki canlıların ve deniz kaynaklarının giderek yok olamsına neden olamktadır.
    DENİZLER’DE MEYDANA GELEN KİRLİLİĞİN ;
    1-Deniz kıyıları boyunca kurulmuş bulunan yerleşim merkezleri ve sanayi tesislerinden,
    2-Hava yolu araçlarından,
    3-Denizlerde kurulmuş bulunan platform ve boru hatlarından,
    4-Gemilerden,
    meydana geldiği görülmektedir. Burada gemilerden meydana gelen kirlenmelerin,
    a-Kazadan kaynaklanan kirlenmeler,
    b-Kasıtlı veya bilgizice yapılan kirletmeler
    şeklinde iki ana grupta ortaya çıktığı tespit edilmiştir.
    GEMİ VE DENİZ ARAÇLARIN’DAN KAYNAKLANAN KİRLENME :

    Türkiye, deniz ulaştırması açısından dünyanın en önemli noktalrından birisinde bulunmaktadır. Karadeniz ile Akdeniz arasındaki tek deniz ulaşım yolu İstanbul ve Çanakkale Boğazları ile Marmara deniz vasıtası ile sağlanmaktadır.

    Boğazlarımızdaki deniz trafiği, özellikle İstanbul Boğazı gibi yoğun yapılaşmanın görüldüğü noktalarda doğal ve yapay çevre bakımından çok ciddi çevresel riskler yatmaktadır. Bunlar;
    Gemilerin normal operasyonlarından kaynaklanan sintine ve balasat gibi atıklar ile çöplerini denize boşaltmaları,

    Gemilerin legal veya illegal yollardan taşıdıkları tehlikeleri atıkların veya maddelerin denize boşaltılamsı,kaza durumunda denize petrol veya diğer zararlı maddelerin yayılması gibi onuçlara yol açabilecektir. Gemilerin ve diğer deniz araçlarından denizlerin kirletilmesine neden olan maddeler, özellikle uluslararsı sözleşmeler ve deniz kirlenmesini önleme kuralları gözönünde bulundurularak, beş başlık altında toplanabilir.

    Bunlar,
    a-PETROL VE PETROL TÜREVİ MADDELER
    b-ZEHİRLİ SIVILAR
    c-AMBALAJLI ZARARLI MADDELER
    d-PİS SULAR
    e-ÇÖPLER’DİR.

    Ayrıca gemilerin limanlarda yükleme ve boşaltma işlemleri ve temizlik işlemleri sırasında meydana gelen kirlilik en önemli kirlilik konularından birini teşkil etmektedir. Özellikle petrol tanklarının yıkanması sırasında ortaya çıkan büyük problem olmaktadır.

    Gemilerin sıntine sularını denizlere basmaları, gemilerdeki diğer pis suların ve ambar temizleme işlemi sıarsında çıkarılan çöp ve atıkların denizlere atılması, kirli balasat sularının denize verilmesi, gemilerin gaz_free işlemlerinden kaynaklanan kirlilik, gemileri yakıt ikmali ile ham petrol ve petrol ürünleri, LNG veya LPG ile kimyasal yükler ve benzeri yükleri taşıyan gemiler Boğazlarımızda önemli ölçüde çevre kirliliği yanında, can ve mal güvenliklerini de tehlikeye sokmaktadır.

    Gemi kazalarından bazılarını özetlemek gerekirse:
    1-Independenta; 15.11.1979 , Haydarpaşa önlerinde 100.000 ton’dan fazla ham petrol yüklü tanker infilak etmiştir,
    2-Blue Star; 28.10.1988 , İstanbul Limanı’nda 1.000 ton amonyak gazı denize yayılmıştır,
    3-Jambur-Datongsham; 29.03.1990 , İstanbul Boğazı’nda 2.600 ton gazoil denize akmıştır,
    4-Rabinion-18; 14.11.1991 , İstanbul Boğazı’nda 20.000 canlı hayvan yüklü gemi batmıştır,
    5-Nassia; 13.03.1994 , İstanbul Boğazı’nda yaklaşık 2.000 ton ham petrol denize akmıştır.
    DENİZ KİRLİLİĞİ VE KAYNAKLARI :
    Üç tarafı denizlerle çevrili ülkemizde, tüm dünyada olduğu gibi, deniz kirliliği ve kıyılar ile ilgili sorunlar ayrı bir onem taşımaktadır.

    Sanayi, deniz taşımacılığı, şehirleşme, turizm ve atıkların boşaltılamsının yanısıra oluşan deniz kazaları ile de her geçen gün denizlerimiz daha hızlı kirlenmeye başlamıştır. Özellikle Karadeniz’de olduğu gibi ülke dışındaki su havzalarından taşınan kirlilik de denizlerimizi büyük ölçüde kirletmektedir.

    Denizlerin kullanım alanlarında birisi, kirlilik veren deşarjlar için bir alıcı ortam olarak kullanılmasıdır. Bu kirlilik deniz kıyısındaki yerleşim yerleri ve endüstrilerden doğrudan verilebildiği gibi akarsular, yağmur suları ve hava kirliliği ile de daha uzak bölgelere taşıma yoluyla verilebilir. Bunun yanında endüstriyel olarak petrol ve petrol türevlerinin yaygın bir şekilde üretilip kullanılması, kullanım sonucu yapılan deşarjlar, deniz taşıması ve kazalar denizlerin kirlenmesinde önemli rol oynarlar.

    Ege Denizi’nde kirleticiler genellikle;
    1-Yerleşim sonucu evsel atıklarla,
    2-Sanayiden kaynaklanan atıksu deşarjlarıyla,
    3-Yağış sonucu yıkanma ve üzülmeyle,
    4-Tarımsal faaliyetler sonucuyla,
    5-Liman faaliyetleri ve deniz trafiğiyle,
    6-Denize ulaşan nehir ve akarsular vasıflarıyla,ulaşırlar

    Ege Bölgelerinde sanayi gelişimine paralel olarak gerçekleşen nüfus artışı yurdumuz ortalamasının üzerindedir. Turizm sonucu özellikle yaz aylarında nüfus çok artmakta ve kirlilik yükü normalin çok üzerine çıkmaktadır. Mevcut altyapı da yetersiz kaldığından sorunlar ortaya çıkmaktadır.
    Akdeniz ise gerek turistik çekicilik ve buna bağlı nüfus yoğunluğu ve gerekse endüstriyel açıdan hızla gelişen ülkelerin kendisini çevrelemesi ile kirliliklere karşı karşıyadır. Kentleşme,turizm,sanayi vb. aktiviteler sonucu oluşan atıkların miktarı, bu faaliyetler sonucu doğal bitki örtüsünün değişmesi ve erozyonun ortaya çıkması, ayrıca tarımsal faaliyetler sonucu ortaya çıkan kirlilik Akdeniz’in genel sorunudur. Endüstriyel ve tarımsal faaliyetler ile turizm kaynaklı mevsimsel nüfus artışına bağlı evsel atık miktarlarının artışının yanı sıra, yat turizmi, denizyolu taşımacılığı kaynaklı atık ve petrol türevleri de önemli kirlilik kaynaklarındandır.

    Karadeniz ise yıllardan beri bölge insanları için geçim kaynağı, dinlence alanı ve hatta atıkların boşaltıldığı bir bölge olmuştur. Doğrudan veya nehirler yoluyla denize ulaşan arıtılmamış evsel ve endüstriyel atıklar, plansız yerleşme, nüfus artışı Karadeniz’in su kalitesine olumsuz etki yapan nedenlerdendir. Karadeniz’in kapalı bir deniz olması da bir dezavantaj oluşturmaktadır. Yörenin topografyasının uygun olmaması ve yerleşimin dğınık olması sebepleriyle altyapı hizmetlerinin sunulmasında sorunlar olmaktadır. Karadeniz ülkemizde Sakarya,Yeşilırmak ve Kızılırmak başta olmak üzere diğer akarsulardan gelen bazı kirletici yüklerin yanısıra neredeyse tüm Avrupa’nın kirletici yükünü taşıyan Tuna Nehri’nin sularının da almktadır.

    Ülke nüfüsünun yaklaşık %26′ını ve sanayinin %60′ını barındıran, tüm yüzölçümün ise sadece %9′luk bir bölümünü kaplayan Marmara Bölgesi’ndeki nüfus artışı ile buna bağlı olarak ortaya çıkan hızlı kentleşme ve sanayileşme sonucu, Marmara denizi, özellikle 60′lı yılların ikinci yarısından sonra belirginleşen bir kirlenme dönemine girmiştir. Marmara Denizi hacimce küçük ve açık denizlerden bir seri yatay ve dikey engeller ile yalıtılmış olduğundan, kısıtlanmış madde alışverişi sonucu kirlenme büyük bir hızla olmaktadır.

    Bu kısıtlama sonucu kirleticilerin büyük bir bölümü belirli tabakalarda kalmakta, yoğunluk ise göreceli olarak artmaktadır. 1980′li yıllardan bu yana Marmara’nın sahil bölgelerindeki hızlı yapılaşma, buna paralel olarak gelişen turizm ve artan nüfus olayının katkısı ile ilk aşamada Marmara Denizi’ne bağlı Haliç ve Körfezlerden, daha sonra da kıyı şeridinden başlayarak kıta sahanlığına doğru hızla ilerleyen bir kirlenme ve bunun sonucu olarak da deniz ekonmisinde geniş çaplı doğal denge bozukluklarına yol açmıştır.

    Marmara Bölgesi, sanayileşme bakımından ülkenin en gelişmiş bölgesidir. Özellikle İzmit Körfezi ile İstanbul Metropolitan alanı ve yakın çevresinde çok çeşitli sanayi faaliyetleri yer almaktadır. Sanayileşmeden kaynaklanan çevre kirliliği ise, özellikle bir içdeniz niteliğinde olan Marmara Denizi’nde oldukça kritik boyutlara erişen deniz kirliliğine neden olmaktadır.
    Başta kıyılarda olmak üzere çeşitli boyutlardaki dere, çay ve ırmaklara direkt deşarj yaparak gelişen sanayi tesislerinin atıkları kara kaynaklı deşarjlar olarak denize boşalarak kirliliğin daha da artmasına neden olmaktadır. Böylece büyük oranda evsel atıklar yanında, hızla gelişen sanayileşme ile ortaya çıkan endüstriyel atıklar, doğrudan veya dolayı yoldan Marmara Denizi’ne deşarj edilmektedir. Ayrıca giderek artan Deniz Trafiği sonucunda, deniz araçlarının balast ve sintine sularından kaynaklanan kirlenmenin yanısıra ham petrol taşıyan tankerlerden sızan petrol denizde çok geniş alanlara yayılarak önemli bir kirlilik yükü oluşturmaktadır.

    Bakanlığımızca ( T.C. ÇEVRE BAKANLIĞI ), ülkemizin çevre kirliliği açısından en önemli bölgelerinden biri olan Marmara Denizi’nin kirliliğinin önlenmesi amacıyla ilgili tüm kurum, kuruluş temsilcilerinin katılımı sağlanarak 4-5 Ekim 1993 tarihleri arasında bir koordinasyon toplantısı gerçekleştirilmiştir. Toplantıda evsel, edüstriyel ve deniz araçlarından kaynaklanan kirliliğin giderilmesi amacıyla birtakım kararlar alınmış ve bu kararlar bir deklarasyon halinde yayımlanmıştır.

    Bakanlığımız ve İller Bankası genel Müdürlüğü ortak çalışmaları sonucu, Marmara Denizi’ni olumsuz etkileyen evsel kirlilik kaynaklarına ilişkin yatırım bazında öncelik sıralaması yapılmıştır. Marmara Denizi ve Boğazlar’da deniz trafiğinden kaynaklanan deniz kirliliğinin önlenmesi amacıyla yaptırılan bir proje ile bölgedeki son durum detaylı bir şekilde ortaya konarak eksiklikler tesbit edilmiş ve bu eksikliklerin giderilme yollarının belirlenerek yatırım aşamasına geçilmesi gerekmektedir. Bu çerçevede Bakanlığımızca 1997 Yılı Yatırım Programına bir proje teklif edilmiş ve proje kabul edilmiştir.

  2. #2
    TUNCAY ŞEKER

    Standart

    yorumları bekliyorum

  3. #3
    Vip Üye bnymnblr - ait Kullanıcı Resmi (Avatar)
    Üyelik tarihi
    Feb 2009
    Yaş
    41
    Mesajlar
    1.158
    Tecrübe Puanı
    185

    Standart

    Öncelikle bu kadar detayı gayet net bir şekilde açıkladığınız için teşekkür ederim. Bu bir anlamda bazı çevresel kirlenme verilerinin kaynağı durumunda bir bilgi.

    Ancak sorun o kadar büyük ki bu kadar büyük bir kirlenme ile karşı karşıyayız.

    Ancak bunların içerisinde sürekliliği ve miktarı açısından en endişe verici kirlilik evsel ve endüstriyel atıklardır. Evsel ve endüstriyel atıkların sadece katı atık toplama ünitesi ile arıtılamaz. İstanbul'da mevcut arıtma tesislerini incelediğimizde bunların birçoğunun önarıtma olduğunu ileri biyolojik arıtmaların çok az olduğunun bunların içmesuyu arıtmasında kullanılmaktadır.

    Geçen 10 yıllık süreçte dere ıslah çalışmaları Haliç'in çamurdan kurtarılması gibi bir çok önemli adımlar atılmış olmasına rağmen, sorun yumağı halindeki Marmaranın sorunları bir türlü bitmiyordu.

    Atıksu sorunu ile ilgili olarak okyanus kıyısı ülkelerin "derin deşarj" dediği okyanus dipsuyuna atıksuların verilmesiyle, verilen bu atıksuyun deniz ekosistemi tarafından önce seyreltilip sonra fitoplanktonlar tarafından absorbe edilmesi ile sonuçlanan bir çevrim süreci dünya üzerinde hızla yayılmaya başlamıştı
    Bünyamin

  4. #4
    Vip Üye bnymnblr - ait Kullanıcı Resmi (Avatar)
    Üyelik tarihi
    Feb 2009
    Yaş
    41
    Mesajlar
    1.158
    Tecrübe Puanı
    185

    Standart

    İSKİ yetkilileri de bu derin deşarj yönteminin Marmarada uygulanmasının işin üzerindeki yükten kurtulmanın en mantıklı yolu olduğunu düşündüler. bütün derelerin atıksularını yeraltından tünel açarak Marmaranın dipsuyuna verdiler. Ancak bir sorun gözden kaçtı. Bizim denizlerimiz birer içdenizdi. ve okyanustaki gibi büyük akıntılar ve canlı grupları içermiyordu. Ayrıca Karadeniz ve Akdeniz'den gelen akıntılarda üzerinde kirlilik barındıyordu.

    İlk önceden dere ıslahı ve Haliç konusunda yapılan olumlu çalışmalar güzel gidip umutlu bir hava verdiyse de bu atıksu ve kanalizasyon derelerini Marmaranın dipsuyuna vermelerinin olumsuz etkisi uzunca bir zaman kendini gizledi. Çünkü kirlilik dere yoluyla kıyıda değil, denizin açığında ve dipte oluyordu. Ancak zaman içerisinde Marmara'da bazı şeylerin yolunda gitmediği bir araştırma sonucu ile ortaya çıktı.

    2007 yılında Hidrobiyolog Levent Artüz, Marmara Denizin geniş kapsamlı bir araştırma yaptı yapılan araştırmada birçok noktada deniz dipsuyunda oksijenin neredeyse olmadığını İstanbul Büyükşehir Belediye Başkanı Kadir Topbaşında bulunduğu bir toplantıda "Marmara Denizi kaybedildi" açıklamasını yapmıştı.

    Bu toplantıdan sonra Kadir Topbaş Eğer ileri biyolojik arıtma yapmazsak Marmarayı kaybedebiliriz açıklamasını yapmıştır. Daha sonra Ataköy’de ileri biyolojik arıtma tesisi yapımına geçildi.

    Şu anda Ataköyde yapılan ileri biyolojik arıtma tesisi bu konuya bir nebze olsun merhem niteliği taşıyacak bir tesistir. Tesis tamamlanma aşamasında 2,5 milyon kişinin atıksularını arıtacak ve bu arıtılan sular tekrar sanayide kullanılmak üzere sürekli çevrimi sağlanacaktır. Buda çevrim açısından güzel bir hadisedir.

    Ancak konuyu sadece İstanbul nüfusu üzerinden ele alacak olsak bile 20 mllyon nüfusu üzerinde barındıran İstanbul’un 1/8 ne tekabül eder. Yapılan uygulama güzeldir. Ancak yeterli olmayacaktır. Bu yüzden sadece İstanbul’un atıksu sorununu çözmede bu tesislerden 7 tane daha yapılması gerekmektedir. Bu da gösteriyor ki belediyenin bundan sonraki çalışmalarında atıksu yönetimine çok çok çok önem vermesi gerekiyor.
    Bünyamin

  5. #5
    Vip Üye bnymnblr - ait Kullanıcı Resmi (Avatar)
    Üyelik tarihi
    Feb 2009
    Yaş
    41
    Mesajlar
    1.158
    Tecrübe Puanı
    185

    Standart

    Bu olayı biraz daha farklı yaklaşacak olursak,

    Şu formül bize bir çok şeyi anlatıyor
    Bir su molekülünün oluşabilmesi için 2 hidrojen atomu ile 1 oksijen atomunun birleşmesi gerekir.
    Bu da demektir ki su molekülü oluşabilmesi için içerisinde zaten oksijen olması zorunludur.
    Okyanuslarda Fotosentezin ışık tepkimelerinde milyarlarca ton suyun parçalanmasıyla(fotoliz) hidrojen ve oksijen molekülleri serbest olarak dünya üzerine dağılır.
    Yani suyun olduğu yerde oksijende vardır. (su) H2O daki oksijen(O) den dolayı
    zaten suyun kendisi başlı başına bir oksijen kaynağıdır. Bünyesinde bulundurduğu oksijenden dolayı

    Fotosentezin ışık tepkimelerinde ATP ve NADPH2 üretimi için gerek duyulan Hidrojen ve elektronların kaynağı olarak su kullanılmaktadır. Suyun bu amaçla parçalanması olayına fotoliz denir. 2H2O--> 4H+ + 2e- + O2 Fotosentezle oluşan Oksijen de bu esnada açığa çıkar. Burada açığa çıkan oksijen çok yüksek düzeydedir

    Bu nedenle

    Dünya denizlerine verilen kirlilik denizlerin oksijen üretme yeteneğini azaltmaktadır. Son 20 yılda dünya üzerindeki toplam oksijen oranı yüzde 0,03 oranında azalmıştır. Bu şu an için tehdit edici gözükmemektedir. Ancak ileride Dünya denizlerine verilen değer, ilerdeki nesillerin yaşam kalitesine çok önemli etki edecektir. Sürdürülebilirlik çağında insan nesli, denizlerin gerçek oksijen kaynağı, aynı zamanda yaşam kaynağı olduğunu anlamak zorundadır. Bunun yolu da deniz ekolojisi hakkında bilgi sahibi olmaktan ve bilgilenmekten geçer.

    Yaşamın kökleri denizlerdedir. Denizlerin tükenişi yaşam alanlarının da tükenişidir.
    Bünyamin

  6. #6
    Balıkçı Kulek Reis - ait Kullanıcı Resmi (Avatar)
    Üyelik tarihi
    Aug 2009
    Yaş
    73
    Mesajlar
    1.854
    Tecrübe Puanı
    219

    Standart

    Teşekkürler Bünyamin teknik olarak bu dünyada suya böyle bakan %25 insan olsun her şey eski günlere döner.Daha yeryüzüne ulaşmamış birçok yeraltı suyu şu anda insanların yüzeyde yaptıklarından kullanılamaz hale gelmiştir.Allah bizlere acısın.
    H.Hüseyin Külek
    1946-İstanbul-Ataköy-(A rh-)
    Bulutlar ağlamasa yeşillikler nasıl güler




    Söz veriyorum
    Çinekop tutmayacağım,satın almayacağım,Tutanlara engel olacağım

  7. #7
    Vip Üye bnymnblr - ait Kullanıcı Resmi (Avatar)
    Üyelik tarihi
    Feb 2009
    Yaş
    41
    Mesajlar
    1.158
    Tecrübe Puanı
    185

    Standart

    Tuncay Bey o kadar çok konu başlığı açmışsınız ki, ben en son bunu gördüğüm için buradan yazdım. Paylaşım için teşekkürler
    Bünyamin

  8. #8
    Dostlar
    Üyelik tarihi
    Dec 2009
    Mesajlar
    3
    Tecrübe Puanı
    0

    Standart

    Nerdeyse her turlu kirlilik sebebinden bahsedilmis. Benim gozume carpmadi belki ama balikci teknelerinin dipte kesip biraktigi aglar ve olta takimlarini goremedim sanki.
    Bir de madem kirlilikten bahsedilecek tek baslik yeterli olurdu diye dusunuyorum.
    Bora Karaali
    Istanbul 1972
    A rh +

Konu Bilgileri

Users Browsing this Thread

Şu an 1 kullanıcı var. (0 üye ve 1 konuk)

Benzer Konular

  1. bağlama kütüğü uygulaması ve subis uygulamaları
    By ramazan özkaya in forum KANUNLAR
    Cevap: 6
    Son Mesaj: 18.01.10, 20:40
  2. Deniz İş Kanunu
    By OfficeR in forum Denizcilik Dökümanları
    Cevap: 1
    Son Mesaj: 19.06.09, 18:58
  3. Deniz Atı
    By Hıcaz in forum Deniz Balıkları
    Cevap: 1
    Son Mesaj: 05.05.09, 21:34
  4. Deniz Meteorolojisi
    By Hıcaz in forum Metoroloji
    Cevap: 2
    Son Mesaj: 21.03.09, 15:07

Bu Konudaki Etiketler

Bookmarks

Yetkileriniz

  • Konu Acma Yetkiniz Yok
  • Cevap Yazma Yetkiniz Yok
  • Eklenti Yükleme Yetkiniz Yok
  • Mesajınızı Değiştirme Yetkiniz Yok
  •  
BALIKCI FORUM