Karadeniz: Karadeniz, okyanuslardan yalıtılmış kapalı bir denizdir. Ortalama 200
metre derinlikten sonra canlı yaşamın bulunmadığı bu deniz, yaşam alanı kaybı, aşırı avcılık,
deniz taşımacılığı ve karasal kaynaklı kirlilik, istilacı türler ve aşırı gübrelenme tehdidi
altındadır.
İnsanının yaşamı önemli ölçüde balıkçılığa bağlı olan Karadeniz’de bugün ticari değeri
olan 26 tür arasından sadece 6 türün avcılığı önem taşımaktadır. Aşırı avcılık, kalkan, hamsi,
uskumru, ton, kılıç balığı gibi ticari balık türü stoklarının azalmasına ve mersin balığı gibi
türlerin neslini tükenme noktasına getirmiştir. TKB Trabzon Su Ürünleri Merkez Araştırma
Enstitüsü tarafından doğal stokları artırmak için son dönemlerde kalkan balığı yavruları
üretilerek denize bırakılmaktadır. Diğer yandan, bu bölgede endemik olarak yaşayan ve soyu
nehirlerdeki kirlenmeye bağlı olarak azalan Karadeniz alabalığı Salmo trutta labrax’ın
korunması için de aynı Enstitüde çalışmalara başlanmıştır. Bu denizde yaşayan ve nesli
tükenmekte olan mersin balığı türlerinden mersin morinası Huso huso, sivruşka Acipenser
stellatus, şip Acipenser rudiventris ve Rus mersini Acipencer gueldenstaedti stoklarını
yenilemek için av yasaklarının sıkı bir şekilde denetlenmesi ve bu balıkların eski
habitatlarının koruma altına alınarak stokların balıklandırma ile takviyesi gerekmektedir.
Pelajik balık türlerinin (hamsi, istavrit, uskumru, palamut vb.) yumurtası ve larvalarıyla
beslenen ve Kuzey Amerika’nın Atlas Okyanusu kıyılarından gemi balast sularıyla gelen
yabancı bir tür olan taraklı medüz Mnemiopsis leidyi, Karadeniz’in önemli sorunlarından
yalnızca birisidir. Rus kefali olarak bilinen Pasifik kefali, Mugil soiuy yabancı bir tür olup
Karadeniz kıyılarında yerli kefallerin arasında baskın konuma geçmek üzeredir. Diğer yandan
deniz memelileri, Karadeniz’in kirliliği ve tesadüfen avlanma sonucu tehdit altındadır. PCB
ve DDT türü organoklorlu kirleticilerin miktarları yunus türlerinde sınır seviyelerinde
bulunmuştur. Nesli tükenmekte olan Akdeniz foku, genetik izolasyon ve habitat tahribi
sonucu Karadeniz’de neredeyse yok olmuştur.
Kara kökenli kirleticiler çoğunlukla Tuna Nehri Havzası’ndan kaynaklanmakta,
ötröfikasyon ve mevsimsel hipoksiye neden olmaktadır. Örneğin; her yıl %48’i Tuna Nehri tarafından taşınan 111 bin ton petrol ve bileşikleri Karadeniz’e akmaktadır. Yılda 50 bin
geminin girdiği Karadeniz, sintine atık suları ve petrol kirliliği tehdidi altındadır.
Karadeniz’in coğrafik yapısı nedeniyle ada ve adacık sayısı 6 adettir. Bunlar Kefken
Adası, Giresun Adası ile Tirebolu Adaları’dır. Tirebolu Adaları kıyıya en yakın adalar olup
insan baskısı ve balıkçılık nedeniyle öncelikle koruma altına alınması önerilmektedir. Bu
adaların sığ alanlarında (1-10 m.) Karadeniz ekosisteminin kirlenmemiş alanlarını temsil
edebilen Cystoseira barbata türü deniz yosunları bulunmaktadır. Kefken ve Giresun adaları
ise Batı Karadeniz faunal çeşitliliğine örnekler oluşturan alanlardır. Karadeniz’de İstanbul
Boğaz çıkışının özel duyarlı deniz alanları ilan edilmesi için çalışmalara başlanması ve bu
konuda Uluslararası Denizcilik Örgütü (IMO) ile işbirliği yapılması önerilmektedir.


Kaynak-Dokuzuncu Kalkınma Planı