3 sonuçtan 1 ile 3 arası

Konu: Denizlerimiz Tehlike Altinda

  1. #1
    ___BALIKCI FORUM___ aFaLa - ait Kullanıcı Resmi (Avatar)
    Üyelik tarihi
    Feb 2008
    Yaş
    56
    Mesajlar
    12.966
    Tecrübe Puanı
    2445

    Standart Denizlerimiz Tehlike Altinda

    EVSEL ATIKLARenize sahili olan ve olmayan yerleşim bölgelerinin doğrudan yada akarsuları kullanarak denize bıraktığı atık sular ağırlıklı olarak içeriğinde asit bazlı çözücüler bulunan temizlik malzemeleri (yormadan temizleyen, kireçleri anında çözen bulundurmakta ve bu maddeler doğaya müthiş zarar vermektedir.) Her yıl milyonlarca litre kirleticiyi attığımızı düşünürsek durumun vahameti daha da anlaşılacaktır. Vatandaş, evinin temiz ve huzur verici ortamında bunu düşünmez. Aşağıdaki yöntemlerin etkisiyle de sofrasına gelen balıkların pahalanmasından yada bulamamaktan, sahillerin ve denizin pisliği yüzünden denize girememekten şikayet eder. Dolaylı yoldan kirletici rolünün çoğu zaman farkında bile değildir. Ya da elinden bir şey gelmez zannıyla çaresizlikle tepkisiz kalır. Fakat her türlü temizliğini en gelişmiş temizleyicilerle yapmaya da devam eder.

    SANAYİ TESİSLERİ ve ATIKLARI: Bu tesislerin üretimleri sırasında açığa çıkan atık sular için arıtma tesisi kurulması zorunluluğu olmasına rağmen maliyetlerin yüksek oluşu nedeni ile bu yapılmaz ve akla gelebilecek her türden ölümcül madde sorumsuzca akar sulara ve denizlere bırakılmaktadır. Sanki bu işleri yapanların bu doğaya ihtiyacı yokmuş gibi.
    Örnek, her gün medyada dere, göl ve denizlerde ölü balıkların sahillere vurduğunu sağır sultan bile duydu. 1992-93 Kışında Marmara kıyılarında hummalı bir şekilde insanlar balık topladı. Önceleri herkes kendi bölgesinde lokal bir durum gibi algıladı ve toplanan her türden balığın, özellikle Karagöz ve Eşkine gibi pahalı balıkların keyfini sürdü. Yaptığımız dalışlarda manzaranın korkunçluğu hepimizi çok üzdü. Her yerde dip balık ölüleriyle doluydu. Karagözler, Eşkineler, lapinler, hanoslar, pisiler ve daha pek çokları yığınlar halinde dipte yatıyorlardı. Bunu takip eden birkaç yıl neredeyse deniz bomboştu. Neyse ki doğa hala güçlü, yaralarını sarıyor. Daha ne zamana kadar? Duyduk ki körfezdeki bir fabrika arıtamadığı atık su fazlasını adaların arkasından tankerle denize boşaltmış. Dedikodu dendi; ama bu balık ölümlerinin nedeni de açıklanamadı. Karadeniz’e atılan kimyasal madde dolu fıçılar ki bunların sahipleri gelişmiş ülkeler. Yarattıkları sorunlar göz ardı edilip incelenmiyor bile.
    Deniz mahsulleri yanlış yöntemlerle avlandıkları için zarar görüyorlar. Ne var ki kirlilik yaşam alanlarını telafi edilmez biçimde yok ediyor. Denizlerin en büyük düşman; KİRLİLİKTİR.

    AV YÖNTEMLERİ: Ülkemiz , yer ve coğrafi yapısı 8832 km'lik kıyı şeridi ile su ürünleri üretim kaynakları açısından oldukça şanslı sayılabilir. AET ülkeleri arasında su ürünleri üretiminde beşinci sırada yer almaktadır. Denizlerimizde yakalanan su ürünlerinin %92' pelajik (satıha yakın, diple ilişkisi olmayan türler), %8'de demarsal (yaşamı deniz tabanına bağlı türler)'den oluşmaktadır.
    Pelajik türler ülkemizde yaygın biçimde gırgır avcılığı yöntemiyle avlanılır. Kıta sahanlığımız genelde sığ olması sebebi ile gırgırların ağ yakaları dibi tarayarak kapanır ve kısmen de olsa tabanın bozulmasına neden olur. Kullanılan ağların derinliği ve çapı, iç deniz özelliği taşıyan denizlerimiz için fazla geldiği ortadadır. Demarsal türlerin avcılığında da yaygın olarak trol yöntemi kullanılır. Ülkemiz balıkçılığındaki uygulamalarda esas tehlike pelajik kaynakların kullanımında yapılan uygulamalardır. Denizlerimizde 1982-86 yılları arasında avlanan su ürünleri miktarı ortalama 500, 000 tondur. İstatistiklere bakıldığında ülkemizde, 1984-85-yıllarında yapılan avcılığın%92 pelajik, %8demarsal ürünler olduğunu belirtmiştik. Kaldı ki demarsal türlerin değişik ağlarla yakalanması da göz önüne alındığında ticari av yapan trol teknelerinin toplam üretimdeki yaklaşık %5'lik bir paya sahip olduğu görülür. Buna karşın balık azlığı ile ilgili tüm yüklenmeler bu%5'lik av yapan kesime yapılmaktadır. Oysa ki ülkemiz denizlerinde ticari yönden egemen yöntem gırgır avcılığıdır. Balıkçılığımızda yapılan modernizasyon ve tekne boyutlarının artırılması pelajik balık avcılığında kullanılan gırgır takımlarında olmuştur. Boyları uzatılmış, motor güçleri , ağ çapı ve derinliği artırılmış gırgır teknelerinin sürekli artış göstermesi ülke balıkçılığımız da alarm vermektedir. Bu uygulamalar sonucunda yapılan harcamalar, klasik balıkçı teknelerine göre çok artırılmıştır. Maliyet artışı tekne sahiplerini daha çok avlanmaya, deniz üzerinde daha çok aktif olmaya zorlamıştır, aşırı avcılık sonucu balık stoklarımızda çökmeler oluşmuş, balık topluluklarının kendilerini yenileyememesi pekçok türün neslinin ortadan kalkması gerçeği ile karşı karşıya gelinmiştir.

    ZIPKINLA AVCILIK: Tane ile av yapıldığından bu konu, olta ile avcılık kategorisine girer. Ne var ki net anlaşılması için konuyu iki gruba ayırmakta fayda var. Birinci grup;amatörce , ihtiyacı (balıkçıdan alacağı miktar) kadar avlanır. Gerçi, hiç ihtiyacı olmadığı halde sırf egosunu tatmin için ipin ucunu kaçıranları ve amatörlüğü aşan yöntemlere baş vurulduğunu duyuyoruz. İkinci grup; profesyonelce avcılık yapar. Yani, bilinen yöntemlerle dalar ve ekonomik değere haiz türleri avlar. Bu grubun fertleri sık sık diğer balıkçılarla çatışır.
    Azalan deniz mahsullerinin paylaşımı zorlaşmaya başlamıştır. Balıkçılar, seçme av yapan bu kişileri sevmeseler de görerek yapılan avın cazibesine kapılıp neredeyse her balıkçı teknesi dalış ekipmanı bulundurur hale gelmiştir. Ancak etik olarak toplu dalışlar esnasında kesinlikle avcılık yapılmamalıdır.
    Profesyonel zıpkınla balık avcılığı yapanları sınırlandırmak için balıkçıların ve çevrecilerin baskısı sonucu su ürünleri sirküleri ile yasaklamalar getirilmiştir. Yöntem yaygın biçimde kullanılmakta bu nedenle yasaklama yerine diğer resmi balıkçılık yöntemleri gibi algılanıp yasal çerçevesi çizilmelidir. Tane ile ve seçici avcılık yapılmasına rağmen yöntem, yerleşik(yuvalı) türler (Orfoz, Lahoz, Eşkine, sinarit, Ahtapot) üzerinde etkili olarak bazı bölgelerde azalmasına neden olabilmekle beraber bir türü yok edebilecek güce ulaşamaz. Dalıcının fiziki gücü, dalış fizyolojisi, kullanılan ekipmanların kitle avcılığına müsaade etmemesi gibi etmenlerle sınırlanır.

    LARVA VE YAVRU TOPLAYICILIĞI: Ülkemizde yaygın olarak Ege ve Akdeniz’de kültür balıkçılığı yapılmaktadır. Ağırlıklı olarak çipura ve levrek üretilmekte. Son zamanlarda kalkan, sinarit, mercan, karagöz gibi türlerde kafeslerde yetiştirilir oldu. Zannedilenin aksine kültür balıkları her zaman yumurtadan, anaç balıktan sağma yöntemi ile üretilmezler. Bazı kuluçkahanelerinde ürettikleri yavru, talebi karşılamaya yetmez. Kalan talep ki , bu büyük bir miktar, türlerin üremek için geldikleri akarsu ağızlarında bıraktıkları yumurtalardan çıkan larvaları veya palazların yakalanarak ihtiyaç sahiplerine satılmasıyla karşılanır. Bu arada av sırasında kullanılan yöntemler yüzünden milyonlarca yavru ölmektedir. Hem doğanın besin zinciri bozulmakta hem de yetişip, gelecek nesillerin üremesine engel olunmaktadır. Özellikle çipuranın Akdeniz ve Ege’de üreme alanlarının sınırlı olduğu düşünülürse bu türün doğadaki geleceğinin pek de parlak olmadığı ortadadır.

    BİLİNEN DİĞER YÖNTEMLER: Tüpgaz (LPG) kullanılarak Dinamitle kolay yoldan balıkların toplama yöntemi halen sürmekte balıkların zehirlenip, bayılması yada ölmesi sonucu yakalanması uygulamaları gerekmektedir. Bu günlerde daha çok akarsular ve göllerde uygulanmaktadır. Ayrıca sentetik sentetik türevli yada bitki kökenli diğer maddelerde kullanılmaktadır. Bazı bitkilerin öğütülmesi sonucu öldürücü veya anestezik etkisi kullanılarak av yapılmaktadır.

    DENİZE ZARARLI UYGULAMALARDAN BAZILARI:
    a)Demirleme Konusu: Her teknenin bir çapası var ve bunu bekleme yapacağı noktada kullanır. Yoğun olarak demirleme yapılan bölgelerde, örneğin mercanlar üzerinde, dalış sezonu boyunca yüzlerce kez adeta bombalanırcasına çapa atılır. Çapa tutuncaya kadar demir taranır ve bunun sonucu hassas habitatlar zara görmektedir.
    b)Ses Kirliliği: Özellikle deniz trafiğinin yoğun olduğu İstanbul boğazı ve çevresi gibi yerlerde deniz taşıtlarının yarattığı gürültü dayanılır gibi değil. Su ortamının sesi dört kat daha hızlı ilettiği düşünülürse durum suda yaşayan canlılar için daha da kötü, çünkü sesin kaynağından uzak da bile olsa bu canlılar etkilenmektedir.
    c)Sonar: Son teknolojilerle donanmış balıkçı filolarımız, millerce ilerideki bir istavriti bile görebilecek güce sahip cihazlarıyla avcılık yapmaktadır. Balıklar, vücutlarına dağılmış sinir algılama sistemleri sayesinde etraflarındaki gelişmeleri algılar ve durum değerlendirmesi yaparlar. Özellikle köpekbalığı türleri gibi sudaki en düşük ses dalgalarını algılayanlar için bu denli güçlü sonar dalgaları öldürücü dahi olabilmektedir. Denizlerimizdeki bir çok tür azalmış, hatta Uskumru, Orkinos, Kolyoz gibi türler de bazı bölgelerde tamamen yok olmuştur. Sonar üreticisi firmalar akustik sinyallerin canlılar üzerindeki olumsuz etkisini Kabul etmekle birlikte su canlılarının davranışıyla ilgili araştırmalar sürdürülmektedir.
    d)Deniz Dolguları ve Kıyı Düzenleme Çalışmaları: Değişik nedenlerle denizin doldurulması; Özellikle bu toprakla yapılıyorsa hem erozyona neden olmakta, hem de canlıların yaşam alanları toprak tortusu ile örtülmektedir.
    Dalgaların marifetiyle toprak denize çekiliyor. Millerce alan kızıl, kahverengine dönüyor. Akıntıların yardımıyla boğaza, buradan da Marmara’ya taşınıyor. Bu durum hava (yağış) ve denize (dalga) bağlı olarak haftalar bazen aylarca sürebiliyor.





    Büyük balık küçük balıktan uzun yaşar
    Metabolizması yüksek balık düşük olandan uzun yaşar
    Soğuk sudaki balık sıcak sudakinden uzun yaşar


  2. #2
    TAYFA küçükbalıkçı - ait Kullanıcı Resmi (Avatar)
    Üyelik tarihi
    Apr 2008
    Yaş
    25
    Mesajlar
    373
    Tecrübe Puanı
    59

    Standart cevap.

    abi oncelikle paylasımın için tesekkurler. onune gelen denize pisliği çounu atıyor yaa kardshm sn evindede ole mi yapıyorsun tuvaletini salona mı yapıyorsun yerlere çöp mü atıyorsun elbet atmıyorsun ozaman denizede evin gibi davranacaksın bu hayatın insanlığın temel kurallarındandın ama bizim insanımızda bu nerde hey gidi hey abi keske herkes bizim gibi dusunebilse

  3. #3
    Dostlar
    Üyelik tarihi
    May 2011
    Mesajlar
    1
    Tecrübe Puanı
    0

    Standart

    http://www.baliginsadecekuyruguvar.com/tr/index.php
    Tüm körfezlerimize uygulanması gereken bi proje!!
    Başta gökova körfezi olmak üzere diğer körfezlerimiz için bu projeyi mümkün oldukça fazle kişiye ulaştıralım !!!
    DENİZ DOSTLARI...

Konu Bilgileri

Users Browsing this Thread

Şu an 1 kullanıcı var. (0 üye ve 1 konuk)

Benzer Konular

  1. Denizde tehlike işaretleri
    By Hıcaz in forum Güncel Deniz Haberleri
    Cevap: 0
    Son Mesaj: 19.03.09, 01:26

Bu Konudaki Etiketler

Bookmarks

Yetkileriniz

  • Konu Acma Yetkiniz Yok
  • Cevap Yazma Yetkiniz Yok
  • Eklenti Yükleme Yetkiniz Yok
  • Mesajınızı Değiştirme Yetkiniz Yok
  •  
BALIKCI FORUM