+ Yeni Konu aç
Sayfa 1/6 123456 SonSon
56 sonuçtan 1 ile 10 arası

Konu: Denizlerimizde Balık Miktarının Azalmasının Nedenleri ve Çözümü

  1. #1
    Vip Üye bnymnblr - ait Kullanıcı Resmi (Avatar)
    Üyelik tarihi
    Feb 2009
    Yaş
    36
    Mesajlar
    1.208
    Teşekkür Edenler
    Tecrübe Puanı
    184

    Standart Denizlerimizde Balık Miktarının Azalmasının Nedenleri ve Çözümü

    Öncelikle denizlerimizin birinci sorunu kirliliktir.
    Karadeniz kaynaklı kirlilik akıntı yoluyla diğer denizlerimize taşınmaktadır. Ayrıca denizlerimize akan kanalizasyon derelerinde etkin arıtmanın olmayışı özellikle Marmara Denizini bitiş noktasına getirmiştir. Yapılan arıtma tesislerinin bir çoğu ön arıtma yapmaktadır.

    Halihazırdaki tesisler bile eleman yetersizliğinden tam olarak çalıştırılmamakta. Geçmiş dönemki İSKİ Genel Müdürü Dursun Ali Çodur da, atıksu arıtma tesisleri işletmelerini özelleştirmek istemelerinin sebebinin personel sıkıntısı olduğunu belirtti. Bu yıl atıksu arıtma tesislerinden 350 personelin emekli olacağını dile getiren Çodur, bu personelin yerine yeni elemanlar da alınamadığını ifade ederek, “Ne yapayım, bu tesisleri iş yapamaz hale mi getireyim? Hizmetlerin devam etmesi için bu tesislerin özelleştirilmesi lazım.” Dedi

    Diğer şehirlerin kıyı belediyelerin atık sularının akıbeti ise daha vahimdir. Hal böyle olunca denize akan atıksular ve Karadeniz kaynaklı kirlilikle birleşince oluşan müsilaj, balıkların ve balık yavrularının hem oksijensiz kalmasına, hem de beslenecek bir besin bulamamalarına neden olmakta bunun sonucu olarak da denizlerde balık üreme alanları gittikçe daralmaktadır. Bu da denizlerimizdeki balık miktarını büyük ölçüde azaltmaktadır.

    -Bu işin çözümü çok geniş kapsamlıdır. Özellikle Karadeniz’e kıyısı olan ülkelerin bu konuda masaya oturup Karadeniz’ e verilecek kirliliğin ileride ne gibi sonuçlar doğuracağının hesabını yaparak yatırımlarını daha çok atıksu arıtma proseslerine çevirmelidirler.
    -Karadeniz, Marmara, Ege, Akdeniz’e kıyısı olan tüm il belediyeleri atık sularını tam olarak arıtmak durumundadır. Türkiye’ nin atıksu arıtma işine 30 milyar euro ayırması gerekiyor. (http://www.arkitera.com/h1608-cevre-...yeti-agir.html)

    Tabiki sadece atıksuların arıtılması da sürdürülebilir balıkçılık açısından yeterli bir durum değil.
    Öncelikle denizlerde sürdürülebilir balıkçılık açısından çeşitli fikirler ortaya atılmış bir çoğu üzerinde de etkin bir rol oynanılmamıştır.

    Örneğin denizlerimizde 2-3 yıl balık avlamak yasaklansın tarzından fikirler ortaya atılmış fakat uygulanabilirliği açısından mümkün olmadığı görülmüştür.
    Bu sebepleri sıralayacak olursak
    Bu işe büyük paralar yatıran kişilerin bu yasak boyunca büyük zarar görmesi anlamına gelir.
    Balıkçılığın 2-3 yıl kadar yasaklanmasından sonra gene aynı şekilde deniz talan edilirse, denizlerimiz balık yönünden tekrar zayıflayacaktır.
    Balıkçılığı 2-3 yıl yasaklamadan
    Sürdürülebilir balıkçılığı sağlamanın
    Tek ama tek bir yolu var
    “Deniz rezervleri"
    Deniz Rezervleri, denizlerin belirlenmiş bir bölümünde sonsuza kadar insan baskısının yasaklanmasıdır. Diğer bir deyişle Denizlerde bazı bölgelerin belirlenip bu bölgelerde sonsuza kadar balıkçılık faaliyetleri yasaklanmalıdır. Bu bölgeler balıkların üreme alanları olacaktır. Bu bölgelerde üreyen balıklar rezerv bölgelerinden çıktıklarında av verecek potansiyeli ortaya çıkaracaktır.
    Bu yöntem trol avcılığının verdiği zararı indirmede en etkili yöntemdir. Trol avcılığını yasaklamakta; pratikte lafta kaldığına göre, en etkin yöntemin Akdeniz, Ege, Marmara ve Karadeniz'in bir bölümünü sonsuza kadar balık avcılığına yasaklanmalıdır.


    Balık Var da aşağı inmiyor tarzında yapılan yaklaşımların
    içinin boş olacağını bize şu bir kaç yıl çok iyi gösterecek.
    Bu iş gerçekleşmezse balık potansiyeli denizlerimizde inanılmaz azalacak.
    Yarınınızı kurtarmanız bugününüzü nasıl geçirdiğinize bağlı
    Bu işin başka yolu yok.
    Yarın tutacak balık görmek istiyorsanız,
    aşağıdaki adrese yarınlarda balık tutmak için Deniz rezervleri istiyoruz diye mail gönderin. Bu iş sadece KKGM nin bir dediğine kalmış bir durum. Onun bir tebliğ yayınlaması deniz rezervleri oluşturulması açısından yeterlidir.


    Mesajınıza şunu yazabilirsiniz

    Karadeniz, Marmara, Ege ve Akdeniz'in bazı bölümlerinin sonsuza kadar balık avcılığına yasaklanmasını (Deniz Rezervleri) istiyoruz. Bu yasaklanan bölge, balıkların üreme alanı olup; balıklar rezerv bölgelerinden çıktıklarında av verecek potansiyeli ortaya çıkaracaktır.

    http://195.140.196.201/bimerwebform/default.aspx

    Bu yazılan yazıların ciddiyetini bu satırları yorumlayabilen anlar.Samimiyetiniz ne kadar güçlüyse davranışınız sizi aydınlatacaktır.
    Bu iş için öncelikle niyet ve kararlılık gerekir.
    Benim bir ara Tarım ve Köyişleri Bakanlığına Gönderdiğim yazı ve cevabını da bu vesileyle yayınlıyorum.

    TARIM VE KÖYİŞLERİ BAKANLIĞINDAN BANA GELEN YAZI

    Sayı:B.12.0.KKG.0.17/106.01.38.01/01/-2427 74699
    Konu: B.E: (Deniz rezervleri hakkında) 10.10.2008 035886


    Karadeniz ve Marmara Denizinde Deniz Rezervleri oluşturulması böylelikle balık türlerinde ve miktarlarında artış sağlanabileceği yönünde önerinizi belirttiğiniz e-postanız incelenmiştir.

    Su Ürünleri Kanununda değişiklik yapılmasını öngören kanun değişikliği taslağı Türkiye Büyük Millet Meclisi komisyonlarında görüşülmektedir. Bahsetmiş olduğunuz konu ile ilgili düzenlemelere yasal dayanak olacak hususlar da bu taslak içerisinde yer almaktadır.

    Bilgilerinize rica ederim.

    Dr. Durali KOÇAK
    Bakan a.
    Genel Müdür V.


    Bu başvuruyu aşağıdaki internet adresi üzerinden yapmıştım
    http://195.140.196.201/bimerwebform/default.aspx

    Keşke bu konuda bir seferberlik olsa
    olmaz olmaz demeyin
    sizde bir mail gönderin
    Elden bir şey gelir mi bilmem ama
    şunu düşünmek lazım
    Balık populasyonunu koruyan
    Çok basit ve anlaşılır ve de uygulanabilir bir metoddur bu
    Sürdürülebilir balıkçılık adına ……….
    Bünyamin

  2. #2
    TAYFA ADA - ait Kullanıcı Resmi (Avatar)
    Üyelik tarihi
    Feb 2008
    Mesajlar
    333
    Teşekkür Edenler
    Tecrübe Puanı
    45

    Standart

    Paylaşim için cok teşekkürler hemen cekiyorum arkadaşim duyarlığın için cok teşekkürler
    adalı

  3. #3
    Vip Üye bnymnblr - ait Kullanıcı Resmi (Avatar)
    Üyelik tarihi
    Feb 2009
    Yaş
    36
    Mesajlar
    1.208
    Teşekkür Edenler
    Tecrübe Puanı
    184

    Standart

    http://195.140.196.201/bimerwebform/default.aspx
    yukarıdaki adrese
    aşağıdaki mesajı yollamakla kolumuz ağrımaz.

    Karadeniz, Marmara, Ege ve Akdeniz'in bazı bölümlerinin sonsuza kadar balık avcılığına yasaklanmasını (Deniz Rezervleri) istiyoruz. Bu yasaklanan bölge, balıkların üreme alanı olup; balıklar rezerv bölgelerinden çıktıklarında av verecek potansiyeli ortaya çıkaracaktır
    Bünyamin

  4. #4
    ___BALIKCI FORUM___ aFaLa - ait Kullanıcı Resmi (Avatar)
    Üyelik tarihi
    Feb 2008
    Yaş
    51
    Mesajlar
    12.772
    Teşekkür Edenler
    Tecrübe Puanı
    2206

    Standart

    teşekkürler bende yolladım bünyamin....
    Son zamanlarda özellikle marmarada yasaklar olması gerekli diyorum karadenizde ve egede bölgesel yasaklar olması gerekli ne gırgır ne trol nede ağ balıkçılığı olmaması gerekli






    Cengiz Kaya
    İstanbul


  5. #5
    Vip Üye bnymnblr - ait Kullanıcı Resmi (Avatar)
    Üyelik tarihi
    Feb 2009
    Yaş
    36
    Mesajlar
    1.208
    Teşekkür Edenler
    Tecrübe Puanı
    184

    Standart

    Alıntı aFaLa Nickli Üyeden Alıntı Mesajı göster
    teşekkürler bende yolladım bünyamin....
    Son zamanlarda özellikle marmarada yasaklar olması gerekli diyorum karadenizde ve egede bölgesel yasaklar olması gerekli ne gırgır ne trol nede ağ balıkçılığı olmaması gerekli
    Deniz rezervleri yönteminde zaten denizler kısmı olarak avcılığa yasaklanıyor. Ancak burada şöyle bir ayrıntı var. Bölgesel olarak balıkçılığa yasaklanan yerlerde trol, gırgır ve ağa izin verilmiyor. Bu bölgeler genelde rezerv özelliği taşıyabilecek noktalarda yapılıyor. Mesela yoğun atıksularının olduğu bölgeler rezerv alanı niteliği taşımıyor. Bunun dışındaki bölgeler rezerv alanı kapsamında değerlendirilecek bölgelerdir. Zaten deniz rezervleri, özünde bölgesellik ve süreklilik taşıyor. Yani denizlerimizin bir kısmının sonsuza kadar balıkçılığa yasaklanması anlamını taşıyor.
    Bünyamin

  6. #6
    BALIKÇI oltacı tayfun - ait Kullanıcı Resmi (Avatar)
    Üyelik tarihi
    Feb 2008
    Yaş
    57
    Mesajlar
    1.094
    Teşekkür Edenler
    Tecrübe Puanı
    119

    Standart

    Alıntı bnymnblr Nickli Üyeden Alıntı Mesajı göster
    Deniz rezervleri yönteminde zaten denizler kısmı olarak avcılığa yasaklanıyor. Ancak burada şöyle bir ayrıntı var. Bölgesel olarak balıkçılığa yasaklanan yerlerde trol, gırgır ve ağa izin verilmiyor. Bu bölgeler genelde rezerv özelliği taşıyabilecek noktalarda yapılıyor. Mesela yoğun atıksularının olduğu bölgeler rezerv alanı niteliği taşımıyor. Bunun dışındaki bölgeler rezerv alanı kapsamında değerlendirilecek bölgelerdir. Zaten deniz rezervleri, özünde bölgesellik ve süreklilik taşıyor. Yani denizlerimizin bir kısmının sonsuza kadar balıkçılığa yasaklanması anlamını taşıyor.
    paylaşim için teşekkürler...

    bu yasaklar nerde var suan tek izmit körfezinde ve imrali adasında yasak var ok seneler öne adalarda vardı kaldırdılar yasakları
    http://www.balikcilar.net/image.php?type=sigpic&userid=11&dateline=122962411  7
    Balıkçılık sevgi,
    Sabır,
    Soğuk kanlılık ve refleks ister!!!!!

  7. #7
    Vip Üye bnymnblr - ait Kullanıcı Resmi (Avatar)
    Üyelik tarihi
    Feb 2009
    Yaş
    36
    Mesajlar
    1.208
    Teşekkür Edenler
    Tecrübe Puanı
    184

    Standart

    Alıntı oltacı tayfun Nickli Üyeden Alıntı Mesajı göster
    paylaşim için teşekkürler...

    bu yasaklar nerde var suan tek izmit körfezinde ve imrali adasında yasak var ok seneler öne adalarda vardı kaldırdılar yasakları
    Türkiye'de net olarak ifade edilmiş bir deniz rezerv alanı yok Sebebine gelince;
    Bu rezerv alanları ile o yasaklar arasında ciddi farklar vardır.
    İzmit Körfezinde uygulanan yasaklama sınırlı yasaklamadır. Deniz rezervi kapsamında değildir. Oysa deniz rezervleri denizlerin bir bölümünde madencilik ve sondaj faalliyetlerinden balık avcılığına ve denize deşarj olan atıksuların o bölgelere akıtılmaması gibi çok ciddi yasaklar getirmektedir.
    Daha da önemlisi denizlerin bir kısmında rezerv bölgelerinin sonsuza kadar avcılığı yasaklanmasını ifade eder.
    İmralı Adası ise güvenlik amaçlı olarak gemilerin yasaklanmasından ibaret bir durum teşkil etmektedir. Ancak bu durum bile oradaki balık populasyonunda ciddi artışlar kaydedilmiştir.

    Ancak deniz rezervleri ciddi anlamda uygulamaya sokulmak istense, Burada bazı çelişkili durumlar ortaya çıkmaktadır. Çünkü Bilim adamları Deniz Rezervlerinde bir denizin %20 si ile %50 si arasında yasak alanlar oluşturmanın zorunlu olduğunu ortaya koymuşlardır.
    Bu yasaklar dikkate alındığında Karadeniz'in en az 1/3 Marmara'nın tamamı, Ege'nin yarısı Akdenizde sahil hattı boyunca 1/3 ünün tamamen avcılığa yasaklanmasını ifade eder. (Trol, Gırgır, Ağ ile avlanma)
    Bu durum o bölgelerde geçimini balıkçılıkla sağlayan insanların bir anlamda bir çıkmaza girmelerine de neden olabilir. Her balıkçı yarın böyle bir uygulamayla karşı karşıya kalabileceğini düşünerek hareket etmek zorundadır. Ancak şu anda devletin böyle bir politikası yok. Böyle bir kararı uygulamaya sokmak istenirse geçimini bu işten sağlayan kişilerin durumlarına bakılmaz. O yüzden balıkçıların bu konuda bu işinin sonunun bu
    olduğunu anlayıp yaşamına ona göre bir yön vermek zorundadır.

    Yarın balık tutmak istiyorsak, bugün deniz rezervleri oluşturmak zorundayız.
    Şu anda yapılan durum Marmara denizinde adalar bölgesinde kısmı süreli yasaklamalar ile kendini göstermekte ancak bunların yararının da geçici olduğu belirli zaman diliminde yapılan yasaklar sonrasında güzel avlar olduğu ancak belli bir zaman sonra balık miktarının gene azaldığı gözlenmektedir.
    Bu durum, balık avcılığını yasaklamanın belli bir zamana değil de sonsuza kadar yasaklamayı zorunlu kılar.

    Ancak halihazırdaki gidişat devam ederse, deniz rezerv bölgeleri oluşturulmazsa, inanın bundan gene en fazla balıkçılar zarar görecektir.

    Sürdürülebilir Balıkçılık için artık denizlerde
    Deniz rezevleri oluşturulmalıdır.
    Bütün denizlerimizde avlanacak balıkçı teknelerine boy ve sayı miktarı olarak sınırlama getirilmelidir. Belirli sayının üzerinde Tekneye, gırgıra, trola ruhsat verilmemelidir.(Buradan trol avını desteklediğim anlamı çıkmasın)

    Dünyada artık, harekete geçirilebilir kaynakların şu anki dünya nüfusuna yetmeyeceği bir çağa girmiştir. (Potansiyel kaynaklar demiyorum. harekete geçirilebilir kaynaklar diyorum. )
    Bu çok zor, çetin ve acı sonuçları olacak bir çağdır.
    "Sürdürülebilirlik Çağı"
    Bu çağı idrak edemeyen toplumların felaketi olacaktır.
    Ta ki bilim toplumu olana dek...........
    Bünyamin

  8. #8
    S- Moderators LüFerCi - ait Kullanıcı Resmi (Avatar)
    Üyelik tarihi
    Mar 2008
    Yaş
    27
    Mesajlar
    3.785
    Teşekkür Edenler
    Tecrübe Puanı
    414

    Standart

    Alıntı bnymnblr Nickli Üyeden Alıntı Mesajı göster
    Türkiye'de net olarak ifade edilmiş bir deniz rezerv alanı yok Sebebine gelince;
    Bu rezerv alanları ile o yasaklar arasında ciddi farklar vardır.
    İzmit Körfezinde uygulanan yasaklama sınırlı yasaklamadır. Deniz rezervi kapsamında değildir. Oysa deniz rezervleri denizlerin bir bölümünde madencilik ve sondaj faalliyetlerinden balık avcılığına ve denize deşarj olan atıksuların o bölgelere akıtılmaması gibi çok ciddi yasaklar getirmektedir.
    Daha da önemlisi denizlerin bir kısmında rezerv bölgelerinin sonsuza kadar avcılığı yasaklanmasını ifade eder.
    İmralı Adası ise güvenlik amaçlı olarak gemilerin yasaklanmasından ibaret bir durum teşkil etmektedir. Ancak bu durum bile oradaki balık populasyonunda ciddi artışlar kaydedilmiştir.

    Ancak deniz rezervleri ciddi anlamda uygulamaya sokulmak istense, Burada bazı çelişkili durumlar ortaya çıkmaktadır. Çünkü Bilim adamları Deniz Rezervlerinde bir denizin %20 si ile %50 si arasında yasak alanlar oluşturmanın zorunlu olduğunu ortaya koymuşlardır.
    Bu yasaklar dikkate alındığında Karadeniz'in en az 1/3 Marmara'nın tamamı, Ege'nin yarısı Akdenizde sahil hattı boyunca 1/3 ünün tamamen avcılığa yasaklanmasını ifade eder. (Trol, Gırgır, Ağ ile avlanma)
    Bu durum o bölgelerde geçimini balıkçılıkla sağlayan insanların bir anlamda bir çıkmaza girmelerine de neden olabilir. Her balıkçı yarın böyle bir uygulamayla karşı karşıya kalabileceğini düşünerek hareket etmek zorundadır. Ancak şu anda devletin böyle bir politikası yok. Böyle bir kararı uygulamaya sokmak istenirse geçimini bu işten sağlayan kişilerin durumlarına bakılmaz. O yüzden balıkçıların bu konuda bu işinin sonunun bu
    olduğunu anlayıp yaşamına ona göre bir yön vermek zorundadır.

    Yarın balık tutmak istiyorsak, bugün deniz rezervleri oluşturmak zorundayız.
    Şu anda yapılan durum Marmara denizinde adalar bölgesinde kısmı süreli yasaklamalar ile kendini göstermekte ancak bunların yararının da geçici olduğu belirli zaman diliminde yapılan yasaklar sonrasında güzel avlar olduğu ancak belli bir zaman sonra balık miktarının gene azaldığı gözlenmektedir.
    Bu durum, balık avcılığını yasaklamanın belli bir zamana değil de sonsuza kadar yasaklamayı zorunlu kılar.

    Ancak halihazırdaki gidişat devam ederse, deniz rezerv bölgeleri oluşturulmazsa, inanın bundan gene en fazla balıkçılar zarar görecektir.

    Sürdürülebilir Balıkçılık için artık denizlerde
    Deniz rezevleri oluşturulmalıdır.
    Bütün denizlerimizde avlanacak balıkçı teknelerine boy ve sayı miktarı olarak sınırlama getirilmelidir. Belirli sayının üzerinde Tekneye, gırgıra, trola ruhsat verilmemelidir.(Buradan trol avını desteklediğim anlamı çıkmasın)

    Dünyada artık, harekete geçirilebilir kaynakların şu anki dünya nüfusuna yetmeyeceği bir çağa girmiştir. (Potansiyel kaynaklar demiyorum. harekete geçirilebilir kaynaklar diyorum. )
    Bu çok zor, çetin ve acı sonuçları olacak bir çağdır.
    "Sürdürülebilirlik Çağı"
    Bu çağı idrak edemeyen toplumların felaketi olacaktır.
    Ta ki bilim toplumu olana dek...........
    Teşekkürler Bünyamin paylaşim için
    Ne yazıkkı denizlerimizde ne kadar stoklarımız var onu bile bilmiyorlardır
    BüleNt
    İSTANBUL


  9. #9
    TUNCAY ŞEKER

    Neden kara sularımızda balıklar azaldı

    Neden kara sularımızda balıklar azaldı sorusunu 8 mayıs 2009 tarihinde deniz ticaret odası meclis toplantısında sn.tarım bakanına ve mecliste bulunanlara sordum ve soruya vereceğiniz cevabıda biliyorum,diyeceksiniz ki,aşırı avlandınız,kaçak avlandınız balıklar bitti diyeceksiniz deyilmi diye sordum ve salonda evet uğultuları yükseldi.sizlere bu soruyu konuşmamın sonunda bir daha soracağım dedim ve konuşmama başladım.
    Karadenizden başladım,k.denize kendisinden 5 kat daha fazla su girdiğini,dinyeper,dinyester ve tuna nehirleri tarafından yılda %50 kirletildiğini,orta asya ve avrupa ülkeleri tarafından k.denizin kirletildiğini,2000 yılında romanyada altın madeninin siyanür havuzunun toprak kayması sonucu yıkıldığını ve bu siyanürün tisa nehri aracılığı ile tunaya oradanda k.denize aktığını,marmaranın haliçin temizlenmesi sırasında,2004 yılında belediyeler kanununda yapılan deyişiklikle kanalizasyonların derin dıranaj sistemiyle hiç bir arıtma yapılmadan kanala basıldığından ve izmit,bandırma örfezlerindeki sanayii kuruluşlarının hiç bir arıtması olmadığını,bu kirli sulara k.deniz den 5 kat fazla su girdisinin ist.boğazı aracılığı ile marmaraya akması zaten kirli olan suyu iyice kirletmesi,bu sularında çanakkale boğazı aracılığı ilede ege ve akdenize ulaştığını detaylarıyla anlattım.şimdi bir kez daha soruyorum denizleri bizlermi bitirdik?şimdi de herkese soruyorum özelliklede kendilerine çevreci adı veren sivil toplum örgütlerine denizlerin bitmesinde bu denli insan faktörü varken sizler konuşmaktan ve reklam yapmaktan başka ne yapıyorsunuz.hey millet sevgili meslaktaşlarım ya bizler neden dut yemiş bülbüllere döndük?neden hakkımızı arayamaz hale geldik,allah aşkına ayağa kalkın ve sirkelenin üzerinizdeki ölü toprağını atın ve kendinize gelin,bizler 28 ilde direk 81 ilde de endirek iş olanagı sağlayan bir sektörüz ve bu sektörden 20 milyon insana ekmek sağlıyoruz(bir oltacı kendisi,eşi ve iki çocuğu olsa 4 kişiye ekmek sağlıyor)buda türkiye nufusunun 4/1 ne tekabül eder.haydi ayağa kalkalım dirilelim gücümüzü birliğimizi ve dirliğimizi tüm dünyaya gösterelim.unutmayalımki bizler karsta,izmirde,çanakkalede ve dünyada destan yazanların torunlarıyız.hepinize saygı ve sevgilerimle rast gele.

  10. #10
    ___BALIKCI FORUM___ aFaLa - ait Kullanıcı Resmi (Avatar)
    Üyelik tarihi
    Feb 2008
    Yaş
    51
    Mesajlar
    12.772
    Teşekkür Edenler
    Tecrübe Puanı
    2206

    Alkis

    Evet ne yazıkkı bu denizleri insan oğlu hep birlikte oldurduk ve devam ediyoruz ....
    Söylenecek o kadar cok sey varkı hala denizlerimizi katediyoruz.....






    Cengiz Kaya
    İstanbul


+ Yeni Konu aç
Sayfa 1/6 123456 SonSon

Konu Bilgileri

Users Browsing this Thread

Şu an 1 kullanıcı var. (0 üye ve 1 konuk)

Benzer Konular

  1. Cevap: 7
    Son Mesaj: 02.02.13, 16:02
  2. Cevap: 0
    Son Mesaj: 07.04.09, 19:35
  3. Balık Çiftliklerine Cezayı SGK kesecek
    By Hıcaz in forum Güncel Deniz Haberleri
    Cevap: 1
    Son Mesaj: 07.04.09, 07:54
  4. Karasularımızda Balık Stokları Azaldı mı?
    By Hıcaz in forum Güncel Deniz Haberleri
    Cevap: 0
    Son Mesaj: 05.04.09, 07:29
  5. Hangi balık Hangi mevsimde yenir
    By Hıcaz in forum Yemek Tarifleri Bölümü
    Cevap: 3
    Son Mesaj: 02.04.09, 07:49

Bu Konudaki Etiketler

Bookmarks

Yetkileriniz

  • Konu Acma Yetkiniz Yok
  • Cevap Yazma Yetkiniz Yok
  • Eklenti Yükleme Yetkiniz Yok
  • Mesajınızı Değiştirme Yetkiniz Yok
  •