Deniz Koruma Alanları
Denizlerdeki milli parklar olarak tanımlanabilen Deniz Koruma Alanları (DKA), tüm dünyada sualtı ve kıyı değerlerinin korunması için önemli bir araç olarak kullanılmaktadır. Bu alanlar, yerel ihtiyaçlara cevap verebilecek şekilde, değişen koşullara uyum sağlayacak dinamik tasarımlara sahiptir. Yasal bir temele dayandırılan bu koruma alanlarının amaçları şöyle sayılabilir:

-Biyolojik çeşitliliğin korunması
-Doğal kaynakların sürdürülebilir yönetimi
-Tehlike altındaki türlerin korunması
-Kullanıcılar arasındaki anlaşmazlıkların giderilmesi (örneğin balıkçılık)
-Araştırma ve eğitim etkinlikleri için fırsatlar oluşturulması
-Ticari ve rekreasyonel etkinliklerin sürdürülebilir gelişiminin sağlanması
-Ayrıca deniz koruma alanlarından oluşan ağlar tek tek DKA'ların daha etkin korunmasını ve yönetimini sağlar.

Günümüzde tüm dünya denizlerinde binden fazla deniz koruma alanı bulunmaktadır. Ancak bu koruma alanları dünya denizleri üzerine kum taneleri gibi dağılmış ve oldukça küçük alanları koruma altına almış durumdadır. Avustralya'nın 340.000 km2 büyüklüğündeki Büyük Bariyer Rifi gibi dev alanları kapsayan koruma alanları bulunmasına karşın, çoğu oldukça küçüktür. Yalnızca balina avıyla ilgili sınırlamaların bulunduğu Balina Sığınakları bu koruma alanlarının dışında tutulduğunda, deniz koruma alanları dünya denizlerinin %1'inden daha küçük bir alanı kapsamaktadır. Ayrıca bu alanların çoğu ne yazık ki amaçlarına hizmet edecek şekilde yönetilmemekte ve büyük oranda etkisiz kalmaktadır. Tüm dünyadaki deniz koruma alanlarının %50'sinden az bir bölümü koruma amaçlarına gerçek anlamda hizmet etmektedir.

WWF (Dünya Doğayı Koruma Vakfı) tüm dünyada birçok deniz koruma alanı projesi kapsamında çalışmalar yürütmektedir. Bu çalışmalar öncelikli alanların belirlenmesi, yönetim planlarının hazırlanması, politikaların geliştirilmesi, eğitim çalışmaları ve araştırma alanlarında yoğunlaşmaktadır.

WWF, etkili olarak yönetilen ve uygun büyüklüklerdeki bir deniz koruma alanları ağının tüm dünyanın üçte ikisini kaplayan deniz ve okyanuslarda, öncelikli alanlarda oluşturulmasını amaçlamaktadır. Bu koruma alanları ağının oluşturulması, denizlerdeki biyolojik çeşitliliğin ve balık stoklarının korunabilmesi için büyük önem taşımaktadır.

Deniz Koruma Alanları; deniz altı, kıyı ve ilgili kara parçalarından oluşan, sınırları tanımlanmış ve içerdikleri biyolojik değerlerin yasalar tarafından korunduğu bölgelerdir.

Deniz koruma alanlarının yönetim esasları

Deniz koruma alanları yerel ve ulusal öncelikler göz önüne alınarak tasarlanmalı ve ilan edilmelidir.

Bölgede yaşayan yerel ilgi sahipleri ve halkın, deniz koruma alanı oluşturulması sırasında her aşamada etkin olarak katılımı ve onayı sağlanmalıdır.

Deniz koruma alanları yasal bir temele dayandırılmalıdır.

Tüm deniz koruma alanlarının ilgi sahiplerinin katılımıyla oluşturulmuş yönetim planlarının bulunması gerekir.

Yerel halk bu alanların yönetiminde söz sahibi olmalıdır.

Deniz koruma alanlarında eğitimli koruma personeli bulundurulmalıdır.

Deniz koruma alanları finansal olarak kendi kendine yetebilecek bir sisteme sahip olmalıdır.

Deniz koruma alanları bütünleşik kıyı yönetimi kavramı çerçevesinde kıyı ile ilişkilendirilebilir.

Deniz koruma alanlarının yönetimi düzenli olarak gözlenmeli ve değerlendirilmeli, gerekli iyileştirmeler sürekli olarak yapılmalıdır.
Kusursuz bir statü, ancak Türkiye için henüz geçerli değil. Türkiye, biyolojik ve estetik açıdan eşsiz birçok deniz ve kıyı değerine sahip olmasına karşın, DKA kavramına yasalarında yer verilmemiş ve yasal dayanak oluşturulamamıştır. Bu yasal tanımın yapılmasını sağlamaya yönelik olarak WWF-Türkiye 2002 yılında Türkiye'de ilk Deniz Koruma Alanları Çalıştayı'nı düzenlemiştir.

alıntıdır