EÜD&KARAOT DAYANIŞMA VE İSTİŞARE TOPLANTISI/İSTANBUL
Yer:Ekolojik Üreticiler Derneği
Şehit Muhtar Mahallesi Süslü Saksı Sokak No=13 Kat=3 Beyoğlu/İstanbul
Tarih: 24 mart 2012-Cumartesi Saat: 13. 00/18.00
PROGRAM
13.00 -13.05
Hoşgeldiniz ve Açılış Konuşması: Levent Gürsel Alev
13.05-13.25
Karaot Tohum Derneği Tanıtımı Yerel Tohum Mücadelemiz
Feray Karapınar-Karaot Tohum Derneği bşk.
13.25-13.45
Endüstriyel Balıkçılığa Karşı Kıyı Balıkçılarının Sorunları ve Örgütlenme
Müfit Çıkrıkçıoğlu-Marmara Balıkçıları Dernekleri Federasyonu bşk.yrd
13.45-14.05
Ekolojik Üreticiler Derneği Süreci /Amaç Yönelimler Bildirgesi Genel Çerçevesi
Levent Gürsel Alev-Ekolojik Üreticiler Derneği bşk.
14.05-14.30
Soru ve yanıtlar
14.30-15.00
Çay molası
15.00-16.00
Amaç ve Yönelimler Bildirgesi tartışması
16.00-16.20
Örgütlenme ile ilgili olanak ve mevcut düzeyimizin aktarılması ve ihtiyaçlarımız.
Levent Gürsel Alev-Feray Karapınar
16.20-18.00
Genel(ulusal),Yerel(bölgesel) ve uluslararası çalışma ve ihtiyaçların tartışılması ve karara bağlanması


AMAÇ VE YÖNELİMLER BİLDİRGESİ TASLAK METİN /MART 2012(EÜD&KARAOT)
“GEÇİCİ AÇIKLAMA BÖLÜMÜ
Bu metin Ekolojik Üreticiler Derneği ve kardeş örgütü Karaot Tohum Derneğinin etkinlik ve çalışmaları sonucunda kentsel ve kırsal alandan gelen anlamlı ve etkili üyelik talebi karşısında hazırlanmıştır.Yürütme kurulumuz birkaç kez kez derneklerin sadece üretici eksenli değil, aynı zamanda mücadelede bütünselliği taşıması gerçekliği açısından hem köylü,hem de kentli aktivistlerin birlikte mücadele ettiği yapılara dönüşme kararı almıştır.Ekolojik krizi tanımlayan tüm öğeler insanlığın ortak sorunudur ve gıdanın üretildiği alan ile tüketildiği alan arasındaki tüm sorunlar doğrudan birbirine bağlıdır.
Örgüt kültürü ve normlarının oluşması aynı amaca bağlı olarak birlikte mücadele etmeye doğrudan bağlıdır. Bu bağlamda yapı içerisinde etkin üyelerin görüş ve amaç ortaklığını tanımlayan genel bir çerçeve çizilmesi gereklidir. Bu metin, bu işlevi yerine getirmesi amacıyla hazırlanmış ve herkes için bir başlangıç kılavuzu niteliği oluşturulması amaçlanmaktadır.
Bildirge sabit ve değişmez olarak kalmayacak,alanlarda gelişen somut durumlara göre,aramıza yeni katılacak aktivistlerin de katkılarıyla genişleyen mücadele olanakları,kazanılan mevziler,yürüyüşe katılan yeni kadrolar ile gerekli periyodlarda yapılan istişare ve dayanışma toplantıları ile güncellenecektir.
Ekolojik krizi tanımlayan tüm ögelerin doğru tanımlanması ve doğru yanıtlar üretilmesi ve tarım/gıda alanındaki sorunların doğru tarifi bildirgenin gücünü ve yol göstericiliğini sağlayacaktır.”


- Ekolojik Üreticiler Derneği; dünyanın ekolojik kriz içinde olduğunun bilincinde olan, ekolojik ürün üreten küçük çiftçilerin ve tüketicilerin sosyal ve ekonomik dayanışma örgütüdür.
- Bu amacı gerçekleştirmek;toplumda ekolojik toplum bilincini oluşturmak, ekolojik küçük çiftçi tarımını yaygınlaştırmak ve çiftçilerin köy / yöre bazında ortaklaşa örgütlenmesini sağlamak için çaba sarfeder. Ürünlerini doğrudan tüketiciye ulaştırabileceği bölgelerde yerel üretici pazarları ve büyük kentlerde ekolojik üretici pazarları kurar.
- Üreticilerin en önemli sorunları olan nakliye, depolama, paketleme ve işleme sorunlarına çözüm bulmak için çalışmalar yapar. Bu amaçla kooperatifleşmeyi destekler ve mevcut kooperatiflerle işbirliği yapmak için çalışır ve kooperatifler kurar.
- Üretici ile tüketici arasındaki doğrudan iletişim ve alışverişi destekler, en doğru buluşma alanının üretici pazarları olduğunu savunur. Pazarlar üreticiler ve örgütü ile yerel yönetimler arasındaki işbirliğine göre örgütlenir, kamusal mülkiyet alanı dışındaki AVM, süpermarket vb. girişimlere olumlu bakmaz. Ekolojik gıdalarla vatandaşların buluşturulmasının sosyal sorumluluk olduğunun altını çizer. Ayrıca, topluluk destekli tarım, kent bahçeciliği,permakültür ve benzeri doğayla işbirliği ve uyum içinde olan benzer modellerini ekolojik topluma uyumlu olması koşuluyla destekler. Örgütlü hale dönüşmesi için çaba sarfeder.
- Dünyamızın ekolojik krizin içinde olduğunun bilincinde olan , ekolojik krizin çözümünde doğayla uyumlu ve işbirliği öneren yöntemlerin öneminin farkında olan, gıda egemenliğinin teminatının ekolojik küçük çiftçi tarımı olduğunu ve ekolojik toplumu savunan herkes derneğe üye olabilir.
- Büyük megapoller oluşturularak nüfusun kentlere yığılması; küçük beldelerin ve köylerin insansızlaştırılması ekolojik sistemi bozmakta ve gıdanın üretildiği yer ile tüketildiği yer arasında büyük mesafeler oluşturulmaktadır. Buna karşı toplumun kent/kır eşitliğine dayalı, ekolojik değerlere göre yeniden örgütlenmesi gerektiğini savunur.
- Tarımdaki başat sorunun tarımın şirketleştirilmesi ve küçük çiftçiliğin tasfiyesi olduğunu kabul eder, hangi tarım modelinde olursa olsun, tarımda şirketleşmeye karşıdır ve üreticinin doğrudan kendi öz örgütlerini kurmasını savunur.
- Tarımsal yapının; yerel ve standart tohum ve hayvan ırklarına,ekolojik küçük çiftçi tarımına dayalı olmasını savunur. Bu modeli, toplumun gıda egemenliğinin sağlamasının teminatı olarak görür.
- Gıda üretimi ve gıdaya adil erişim ve paylaşım dün olduğu gibi çağımızda da temel bir insanlık hakkıdır. Bu yüzden tarımsal alanların korunması hayati önemdedir. Tarımsal alanları tehdit eden her türlü sanayi, turizm vb. girişimleri reddeder.
- Kırsal alanda yaşanan her türlü sosyal adaletsizlikle, cinsiyet eşitsizliği ve ayrımcılığıyla, her türlü azınlık toplumuna karşı gerçekleştirilen ayrımcılıkla mücadele eder.
- Her ekolojik üreticinin sağlıklı ve gerçek gıda üretmesi kuşkusuz mesleki bir sorumluluktur. Ekolojik Üreticiler Derneği, küçük çiftçilerin ve ekolojik gıda üreticilerinin insanca yaşama hakkını sağlayacak düzeyde sosyo-ekonomik çıkarlarının gözetilmesiyle yetinmez. Bundan da öte toplumsal sorumluluk ve duruşu ifade etmesi gerektiğini, her ekolojik üreticinin ekolojist olması gerektiğini savunur ve bunun için örgüt içi eğitim ve bilinçlendirme çalışmalarına önem verir.
-Yerel ve standart tohumların korunması, yaşatılması için köylerde yerel tohum dernekleri ve buna bağlı yerel tohum istasyonları kurar, tohum takas şenlikleri düzenler ve yerel yönetimler, üniversiteler ve sivil toplum örgütleri ile işbirliği yaparak tohumun özgürce paylaşılmasını sağlayacak tohum istasyonları kurulması için yapılan çalışmalara destek verir.
- Ekoloji düşüncesinin ve gerçek gıda bilincinin yaygınlaştırılması, güçlendirilmesi için her türlü etkinlik (yayınlar, seminerler, paneller, köy toplantıları vb.) düzenlemeyi kendine temel görev sayar.
- Tüketicilerin ne yediğini bilme hakkı olduğunu savunur ve tüketicilerin gerçek gıdaya erişimini sağlamak için çaba sarfeder. Tüketicilerin gıdaya ve doğaya karşı yabancılaşmasını gidermek, güvenlerini sağlamak için gıdanın üretildiği yerlerle doğrudan ilişki kurabilmesi için gerekli araçları sağlamaya çalışır. Toplumsal güven ve desteğin sağlanabilmesi için aracılığın yerine kolektif araçlar ve kooperatifler kurar.
- Ekolojik krizin içinde olan dünyamızı koruma adına; küresel ısınma, suyun ticarileştirilmesi, HES’ler, doğaya düşman bütün enerji üretim yöntemleri ve nükleer enerji, GDO’lar, endüstriyel tarım ve balıkçılık, endüstriyel madencilik gibi ekolojik krize neden olan her türlü girişime karşı mücadele eder.
- Çağımızın en önemli ekolojik sorunlarından biri olan küresel iklim değişikliğine karşı çeşitli mücadele yöntemleri geliştirmeyi kendisine görev sayar. Tarımsal üretimde ve kırsal yaşamda küresel iklim değişikliğinin oluşmasını tetikleyen karbon salımının azaltılmasına yönelik teknik, yöntem ve faaliyetleri destekler.
- Suyun ticarileştirilmesine karşı çıkar. Dünyadaki su kaynaklarının kullanım haklarının, kaynağın bulunduğu yörede yaşayan tüm canlılara ait olduğu bilinci ve sorumluluğuyla davranır. Bu bilinç ve sorumluluğun yaygınlaştırılması için çalışır.
- Dünyayı, insanlığı ve ekolojik sistemi tehdit eden riskler içeren nükleer enerji üretimine karşı çıkar. Bu konudaki bilincin geliştirilmesi ve yaygınlaştırılması için çalışır. Buna karşı;güneş,rüzgar,biogaz vb. ekolojiyle uyumlu yenilenebilen ve temiz enerji modellerini savunur.
- HES (hidroelektrik santrallar) ekolojik sistemi ve habitatı yok etmekte, kullanım haklarının yöre halkına ait olması gereken su kaynaklarını gaspetmektedir. Bu nedenle HES’lere karşı çıkmaktadır. Buna karşın; pınar, çay, dere, ırmak, nehir, göl gibi su kaynaklarının doğal akış ve çevirimini bozmadan gerekli yerlerde küçük bent ve barajlar yapılmasını, su değirmenleri gibi küçük çaplı enerji çözümlerinin özgürce yapılabilmesini, buralarda üretilen enerjinin ve suyun gerek içme suyu, gerekse tarımsal sulama için yöre halkının kullanımına tahsis edilmesini savunur. Yeraltı suları suyun doğal depolanma ve çevrimine uyumlu olarak kullanılmadır. Su kaynakları yöre halkı ve köyleri tarafından kolektif olarak yönetilmelidir.
- Yeşil devrim adı altında başlatılan; tarımda şirketleşmeye, büyük mekanizasyona, fosil yakıta, hibrit tohumlara, GDO’lara ve monokültüre dayalı endüstriyel tarımdan vazgeçilmeli, buna karşın; yerel ve standart tohumlara, biyoçeşitlliğe, yerel üretim ve tüketime ve doğrudan üreticiler ve tüketiciler arasında buluşma sağlayan pazarlara ,yenilenebilen ve temiz enerji, hayvan gücü kullanımına dayalı ekolojik küçük çiftçi tarımı desteklenmelidir.
- GDO’lar (genetiği değiştirilmiş organizmalar) çağımızın felaketidir. İnsan ve hayvan sağlığına zararlı, ekosistemi mahvetme potansiyeli taşıyan, biyoçeşitlilik ve yerel türlere karşı tehdit oluşturan, yaşamın özü olan tohumda patentler yoluyla canlılar üzerinde tasarım ve mülkiyet iddiasında bulunan, çiftçiyi sürekli tohum satın almak ve patent parası ödemek zorunda bırakarak ekonomik ve sosyal bağımlılığa neden olan, GDO’ların ekimi, dikimi, üretimi, ithalatı ve ihracatı tamamen yasaklanmalı ve ülkemiz GDO’suz ülke olarak ilan edilmelidir.
- Endüstriyel balıkçılık; balık çeşitlerini ve varlığını yok etmektedir. Gırgır, trol vb. avlanma teknikleri avlanan balığın dışında deniz canlılarını yok etmekte, deniz ekosistemini tahrip etmektedir ve bu yüzden yasaklanmalıdır. Balığın avlanarak balık yemi yapılmasına, kültür balıkçığına dayalı balık çiftlikleri hem deniz canlılarını yok etmekte, hem de çevre ekosistemini bozmakta ve kirletmektedir. Bu sisteme dayalı balık çiftlikleri kaldırılmalıdır. Bunun yerine; küçük kıyı balıkçılığına ve olta balıkçılığına dayalı, balığın doğal üreme sürecine saygılı ve belirli ölçüleri gözeten, avlanma sınırlarını belirlenmiş kotaya sahip, kooperatifler tarafından yönetilen ve küçük balıkçının balığını doğrudan tüketicilere ulaştırabildiği mekanizmalar üretilen bir balıkçılık sistemi yaratılmalıdır.
EÜD&KARAOT bileşik örgütlenmesi;benzer amaçlar üzerine kurulmuş sivil toplum örgütleri ile adil ve eşit olması kaydıyla her türlü işbirliği ve dayanışmaya açıktır. Ancak ortamımızda sıkça görülen hegomonyacı ve tekelci anlayışları reddeder.Emek eksenli toplum amaçlayan yapıların,diğer yapıların emeğini yok sayarak etiket ve yafta yapıştırma siyaset tarzını reddeder ve emeğe dayalı toplum anlayışına aykırı olduğunu tespit eder.Örgütlenme içerisinde katılımcı emek demokrasisini savunur ve emeğe dayalı kolektif yönetim tarzını oluşturmaya çalışır.
Yukarıdaki temel yönelimleri benimseyen, derneklerin düzenlediği çalışma ve etkinliklere aktif olarak katılmak ve destek vermek isteyen herkesi birlikte mücadeleye çağırıyoruz.

Levent Gürsel Alev
EÜD Başkan