Sayfa 2/7 İlkİlk 1234567 SonSon
66 sonuçtan 11 ile 20 arası

Konu: Geleceğimizi nasıl bitirdik..!!!!

  1. #11
    __BALIKCI FORUM__ özgürdeniz - ait Kullanıcı Resmi (Avatar)
    Üyelik tarihi
    Sep 2009
    Yaş
    56
    Mesajlar
    5.203
    Tecrübe Puanı
    0

    Standart

    Elimiz değdiğince,gücümüz yettiğince mücadeleye devam.Mesela yarın ataköyde ve yaklaşık 100 km sahil şeridinde denizin nefes aldığı tek kumsal betonlaştırılmaya çalışılıyor,devlet eli ve Başbakan adı kullanılarak toki tarafından.Oysa oralar binlerce yıllık av alanımız ve sadece bu yöre değil yalova,körfez,civar liman kayıklarıda avlanır.Mavri yani baruthane hadi anlamadınız ayanana katl edilmeye çalışılıyor ve her halta maydanoz istanbul denizcilik müsteşarlığı hala boğazdaki av alanlarını kısıtlamaya çalışırda bu konuda tıkı çıkmaz.Tabii nasıl çıkacak her yalının önünde bir tonoz kıyıya 100 metre ,hesapta boğaz turu yapan ne kanun nede geçiş üstünlüğü tanıyan tur tekneleride sen saldır elinde oltayla avlanan balıkçıya,yılmamalıyız bunların bir sahibi var demeli u bürokrat,salla başını al maaşı yok şikayette etmeliyiz işini yapmayanı.İşte burada Kooperatifler,birlikler ve sürkoop.Kalın sağlıcakla...
    Müfit Çıkrıkçıoğlu
    İstanbul

    KIYI BALIKCISI


  2. #12
    Hıcaz

    Standart

    Hep ve daima şahsi maddi çıkar doğrultusunda yapılan bu hareketler ne kadar yakışıksız vede haksız....Vatandaşın derdini dinleyen yok elbette...çok yazık çok...nereye gidiyoruz böyle....Herşeyin para olmadığını ne zaman anlayacagız..

  3. #13
    Reİs Burhan Reis - ait Kullanıcı Resmi (Avatar)
    Üyelik tarihi
    Nov 2009
    Yaş
    59
    Mesajlar
    5.695
    Tecrübe Puanı
    933

    Standart

    Halk nedir.? Eğer bu memlekette halkın sözü geçmiyorsa Demokrasi yok veya kanunları işleten kurum yok demektir.Denizin üç beş ağasına bu kanunlar değiştiriliyorsa burada demokrasiyi tartışmak gerekir.Bu denizler bizim ve bizim kalacak yok öyle bir şey ağalık düzeni diye.Kosayla biçerler.Bitmesede yine biçerler.Devletin denizi devletin olmalı hakça adaletçe paylaşilmalı.Paylaşımda hakkaniyet ölçülerinde yapılmalı. Yasaksa yasak kurallara uyulmalı.Kimilerinede yasalar ve yönetmelikler bir gecede değiştirilerek fayda sağlanmamalıdır.Yine satılıyor devletin belediyeye ait kurumlarının balık halinde trol balıkları buna dur diyen kim olacak acaba.Kim olacak örgütlenmiş balıkçı çamiası.Elbette buna da son diyecek bir gün.

    Yaşatmaya mecburuz.Yaşasın Derya denizlerimiz.
    ><((((º>`·.¸¸.·´`·.¸¸.-> BALIKÇI FORUM <-.¸¸.·`´·.¸¸.·`<º))))><

  4. #14
    Balıkçı
    Üyelik tarihi
    Jan 2010
    Mesajlar
    66
    Tecrübe Puanı
    16

    Standart

    dediğin gibi bu memlekette halkın sözü geçmiyorsa halk sözünün geçtiği iktidarları sağlayacak.başbakanın veya diğer tüm bakanların hiç birinin ağzından balıkçılık,balıkçı,deniz kirliliği vs.çıkmıyorsa ki çıkmıyor,deyiştireceksin,deyiştireceğiz.bakın denizler orman alanlarından büyük,tarımsal alanlara yakın,balıkçılık ve balıkçılarsa artvin hopa,hatay samandağ arasında faaliyet gösteriyor,türkiye genelinde balıkçıya direk veya endirek bağımlı 200 sektör var.bunların toplamında bu işten ekmek yiyen 20 milyon insan var.(çalışan demiyorum)nasılmı,bir oltacıyı ele alalım,sandalda bir kişi,hanımı iki,ikide çocuğu olsa etti dört kişi,bir gırgırı ele alalım,30 gemici,30 hanımları etti atmış.ikişer cocukları olsa etti 120 kişi,ortalama bir gırgırdan 150 kişi ekmek yiyor.bunun esnafı,balıkhanesi,ağ,mantar vs.fabrikası,kasası navloncusu vs.vs.vs.ortalama 200 iş dalı bunun toplamı ortalama 20 milyon ediyor ve bu 20 milyonda türkiye nin 4%1 nufusu demektir.yani biz balıkçılık sektörü bütünüyle birleşsek iktidarın yolu bizden geçer.iktidar kurar,iktidar bozarız.bizde bu gücü kullanamazsak birileri gelir sezon açılışında hııııı,bak size ötv siz yakıt verdik ha kıymetimizi bilin diye ukalalık yapar,sanki biz balıkçıya vermişler gibi.işte at binenin kılıçta kuşananın oluyor arkadaşlar.

  5. #15
    Vip Üye bnymnblr - ait Kullanıcı Resmi (Avatar)
    Üyelik tarihi
    Feb 2009
    Yaş
    41
    Mesajlar
    1.158
    Tecrübe Puanı
    185

    Standart

    Alıntı tekirci Nickli Üyeden Alıntı Mesajı göster
    dediğin gibi bu memlekette halkın sözü geçmiyorsa halk sözünün geçtiği iktidarları sağlayacak.başbakanın veya diğer tüm bakanların hiç birinin ağzından balıkçılık,balıkçı,deniz kirliliği vs.çıkmıyorsa ki çıkmıyor,deyiştireceksin,deyiştireceğiz.bakın denizler orman alanlarından büyük,tarımsal alanlara yakın,balıkçılık ve balıkçılarsa artvin hopa,hatay samandağ arasında faaliyet gösteriyor,türkiye genelinde balıkçıya direk veya endirek bağımlı 200 sektör var.bunların toplamında bu işten ekmek yiyen 20 milyon insan var.(çalışan demiyorum)nasılmı,bir oltacıyı ele alalım,sandalda bir kişi,hanımı iki,ikide çocuğu olsa etti dört kişi,bir gırgırı ele alalım,30 gemici,30 hanımları etti atmış.ikişer cocukları olsa etti 120 kişi,ortalama bir gırgırdan 150 kişi ekmek yiyor.bunun esnafı,balıkhanesi,ağ,mantar vs.fabrikası,kasası navloncusu vs.vs.vs.ortalama 200 iş dalı bunun toplamı ortalama 20 milyon ediyor ve bu 20 milyonda türkiye nin 4%1 nufusu demektir.yani biz balıkçılık sektörü bütünüyle birleşsek iktidarın yolu bizden geçer.iktidar kurar,iktidar bozarız.bizde bu gücü kullanamazsak birileri gelir sezon açılışında hııııı,bak size ötv siz yakıt verdik ha kıymetimizi bilin diye ukalalık yapar,sanki biz balıkçıya vermişler gibi.işte at binenin kılıçta kuşananın oluyor arkadaşlar.

    Aşağıdaki konu başlığı üzerinden bir şeyler belirtebiliriz. Aşağıdaki linki tıklayın.
    Balıkçılar seçim öncesinde oy baskısı uygulayabilir mi?
    Bünyamin

  6. #16
    Balıkçı
    Üyelik tarihi
    Apr 2010
    Mesajlar
    40
    Tecrübe Puanı
    19

    Standart

    http://www.artuz.com/Artuz/LeventDen...seyazilari.asp

    burada ilginç yazılar var.
    zokayı yemiş balıkçılar yazısı çok doru


    - Kirletilen sular ve “zokayı yemiş” balıkçılar

    Savaşlar, toplumda infial oluşturan olaylar, cinayetler ve siyaset ile dolu haberler arasına sıkışmış, kamuoyunun “Marmara Denizi’nde beyaz köpüklenme” olarak bildiği ve Marmara Denizi’ndeki balıkçılığı olumsuz şekilde etkileyen, bitkisel bazı planktonlardaki artışa bağlı “salya” benzeri yapı 2007 senesi eylül ayından beri balıkçılığımızı olumsuz yönde ciddi boyutlarda etkilemektedir.
    Bir zamanlar sıra sıra teknelerin lüfer, palamut, sinarit, kırlangıç, kılıç balığı avladığı Marmara Denizi’nin İstanbul’a yakın bölgeleri başta olmak üzere, evsel ve sanayi atıklarının sorumsuzca, hiç bir arıtmaya tabi tutulmaksızın derin deniz deşarjı adı altında denize bırakıldığı pek çok kıyı, koy ya da körfezde kirlenme, her hangi bir bilimsel araştırma ve laboratuar deneylerine gerek göstermeyecek boyutlarda gözler önüne serilmektedir.
    Kirlenme olgusu, her ne kadar kamuoyu bu sorunlarla sadece 5 haziran dünya çevre günü veya deniz sezonunun başlangıcı gibi belli günlerde ilgileniyormuş gibi gözükse de, en azından görme, koku alma ve dokunma duyuları ile algılanabilecek bir düzeyi çoktan ulaşmış bulunmaktadır.
    Marmara Denizi genelinde kirlenmenin etkilerine bağlı su ürünleri üretimindeki düşüşün üzerinde çok düşünülmesi ve önemle durulması gereken başka bir yönü de, Marmara Denizi’nin kirletilmesinde, su ürünlerindeki istihsal düşüşü ve zehirli ve hastalık yaratıcı maddeler ile yüklenmesinde ve çevrenin birçok yönleri ile olumsuz etkilenmesinde hiç bir suçu olmayan, sayıları azımsanmayacak ve atadan miras gelenekleri ile ekmeklerini bu sulardan çıkaran balıkçıların bir bakıma cezalandırılıyor olmalarıdır.
    “Suç” ve “Ceza” burada adaletsiz bir dağıtıma uğramakta, hiçbir zaman destek bulamamış, hiç bir güvenceye sahip olamamış küçük balıkçı, bu alanda da, balıkçı deyimi ile “zokayı yemiş” bulunmaktadır.
    Balıkçı, mesleği için gerekli ekipmanları, birkaç yüz kulaç uzunluğundaki ağları ve 8-10m uzunluğundaki teknesiyle, denizlerin insanoğluna cömertçe sunduğu değerli proteini pazarlamaya ve bu yönden beslenme ekonomisine azımsanamayacak katkıda bulunmaya çabalarken, yine kendi yazgısı ile karşı karşıya bırakılmaktadır.
    Varolan koşullar altında, bu unutulmuş üretici gurubu hiçbir sosyal yada meslek güvencesine sahip değildir. Yapması gereken yatırım, elde ettiği gelire göre hiç de azımsanmayacak boyutlara ulaşmaktadır.
    Ortalama bir teknenin bu günkü motoru ile beraber maliyeti 450-500.000TL arasında değişmektedir. Bir takım yararlı ağ uzatmada 50-100.000TL, gır-gır takımında ise milyonları bulabilmektedir. Buna personel ve bakım işletim giderleri de eklendiğinde tutarın orta boy bir işletmeninkine eşit düzeylerde olacağı kendiliğinden ortaya çıkar.
    Buna karşın 1380 Sayılı Su Ürünleri Yasası’nın getirmeyi amaçladığı güvencelerden hiçbirisi, bu üretici gurubuna uygulanamamıştır ve uygulanamamaktadır.
    Çoğunluğu kooperatif çatısı altında bile örgütlenemeyen, sayıları Marmara Denizi genelinde bine yaklaşan özellikle küçük balıkçılar, bir kooperatife üye olsalar da, büyük bir hızla yukarılara tırmanan av araç ve gereç fiyatlarına karşın, bağlı oldukları örgütten çoğu zaman olumlu destek görememektedirler.
    Yazın sıcağında, kışın dondurucu soğuklarında deniz üzerinde uğraş verirlerken karşılaştıkları tüm zorluklarla birlikte, yoklukların yarattığı yük de bütün ağırlığı ile onların omuzlarına binmektedir.
    Seslerini, boğuştukları dalgalar arasından topluma ulaştırma olanağı bulamayan balıkçıların sorunlarına, bir de kıyıları geniş çapta etkisi altına alan kirlenme sorunları eklenmektedir.
    Türkiye’nin üç bir yanı, dört ayrı yapı ve özellikte denizle çevrili olmasına karşın, denizci bir ulus olma yolundaki girişim ve çabalarının yetersizliği nedeni ile yasaların büyük çoğunluğu karasal üretime yönelik önlemler ve güvenceler getirdiğinden, ayağımız bir türlü denize erememektedir. Balıkçı sektörü, iç sulardaki de dahil, tümü destek ve güvencelerin genellikle kapsamı dışında kalmaktadır.
    Örneğin; karasal üretimi etkileyen herhangi bir doğal afet, sel baskını, aşırı kuraklık ya da deprem etkisi ile ürünü zarara uğrayan köylü, haklı olarak, devlet tarafından korunmakta, zararlarının bir bölümü de olsa, karşılanmaya çalışılmaktadır. Marmara Denizi’nde “salya oluşumu” şeklinde su yüzeyine çıkan, ancak yurdun pek çok bölgesinde, su ürünleri üretimini kapsayan 1380 Sayılı Yasanın 20’inci maddesinde belirtildiği biçimde, kirlenme olaylarından etkilenen küçük (ya da büyük) balıkçıların da korunması sorununu çözme zamanı gelmiş bulunmaktadır.
    Dünyanın gelişmiş ya da gelişmekte olan pek çok ülkesinde geçerli olan “zararı kirleten öder” kuralının, hiç vakit geçirmeden Türkiye’de de uygulanması zorunluluk olmuştur. Denizlerde sık sık karşılaşılan deniz kazaları sonucu ortama dökülen petrol artıkları ya da geçmişte Boğaziçi’ndeki bazı depoların yanması ile denize dökülen zehirli maddeler, Marmara Denizi’ne bırakılan akıl almayacak düzeylere ulaşan sanayi atıkları, Marmara Denizi’nin büyük bir bölümünü bir hidrojen sülfür kazanına çeviren evsel atıkların yarattığı çevre ve insan sağlığına ilişkin sorunlar, avcılığın üzerindeki dolaylı baskıyı arttırır niteliktedir.
    Ancak Su Ürünleri Düzenleme “tebliğleri” ile stokların azalmasının faturası balıkçıya kesilirken, çevreyi sorumsuzca kirleten, insan sağlığını hiçe sayarak tehlikeli maddeleri hiç çekinmeden ortama bırakan çevrelerin yerine, bu olaylarda hiçbir katkısı ve suçu bulunmayan balıkçıların cezalanması yönünde haksız bir uygulama ortaya çıkartmaktadır.
    Su kirlenmesi, söz konusu ortamdaki su ürünlerinin azalmasına, kalanların yenemeyecek boyutlarda zehirli madde ve hastalık yaratıcı mikroplarla yüklenmesine, av araç ve gereçlerinin normal süresinden çok daha önce yıpranarak kullanılamaz duruma gelmesine, su ürünlerinin başka alanlara göçmesine, yaşamlarını yitirerek yok olmasına neden olmaktadır.
    Marmara Denizi’nde yıllar yılı avlanan ve geçimlerini avuçlarının içi gibi bildikleri bu sulardan çıkaran balıkçılar, ÖTV siz bile olsa akaryakıtın altın değerinde olduğu günümüzde, millerce yol katederek kendilerine belki de kısa süre sonra kirletilecek ve terk etmek zorunda kalacakları yeni av alanları aramak ya da aile mesleğine son vermek zorunda bırakılmaktadır.
    Kimse işlemediği bir suçtan ötürü cezalandırılamayacağına göre, balıkçıyı kısmen de olsa koruyacak önlemlerin alınması gereklidir.
    Karada üreticilerin karşılaştıkları afetlerde olduğu gibi, başlıbaşına bir afet olan su kirlenmesinin etkisi altında kalan bölgelerde “hasar ve neden” saptaması sonucunda balıkçıların uğradığı zararların, özellikle kirletenden alınacak cezalarla karşılanması hukuk devleti anlayışının kaçınılmaz bir görevi olsa gerektir.

    İstanbul, 21.01.2009

  7. #17
    TUNCAY ŞEKER

    Standart

    Levet artüz mükemmel bir biyolok rahmetli babasıda aynen biyoloktu levet beyin kardeşiyle birlikte marmarada çok araştırmaları vardır,ayrıca rahmetli babasından kalma da mükemmel bir arşivleri bulunmakta.babalarına 1956 yılında marmara da tüp geçit projesi ile ilgili araştırma yapması istenmişti,verdiği rapaor kısaca şöyleydi.eğer bu tüp geçit marmara denizinde yapılırsa balıkçılık biter.acaba doğrumu diyenler olacak,evet bana göre doğru,bir düşünün şu an balıkların k.denize geçiş süreci devam etmekte,diyelim ki marmaray projesi de bitti hayata geçti,balık geçiş yaparken trende o esnada geçmekte oldu ne olacak?düşünebiliyormusunuz o sesi,osmanlı medineye tren rayları yaptığında peygamber (a.s)efendimiz rahatsız olmasın diye raylara keçe döşemişti,şimdi raylarda keçede yok ne olacak o tren geçerken denize nasıl bir ses dalgası yayacak?ayrıca oradan çıkan çamur karada çukurlar açılıp kille sıvandıktan sonra oralara dökülüp üzeri kimyasalla kaplanıp toprakla kapatılacaktı bunlar çamurları ne yaptılar yalava çukuruna diye sivrinin çukuruna döktüler,peki bu kaykayın sebebi bu olamazmı?dünya bilim adamları denizler kirlendikçe medus denilen bu canlıların baskın tür olarak ortaya çıktıkların söylemekte bizimkiler haladaha yok oydu yok buydu diyorlar.çünki herkez konuşmaya korkuyor baksanıza aleyte konuşan herkez ya ergenekoncu,ya balyozcu,ya çekiççi,yada davulcu diye yargılanıyor.aslında herkez doğruyu denizlerin yok edildiğini biliyorda sadece safsata yapıyor.bir gün asıl deniz safsata yapacak ki,zaten yapmaya başladı da.

  8. #18
    Balıkçının Dostu
    Üyelik tarihi
    Jan 2010
    Mesajlar
    201
    Tecrübe Puanı
    30

    Standart

    ortalama son 20 yılda denizlerimizde avlanan gemi/tekne sayısındaki artış: %85 avlanma gerecleri/teçhizat-kapasite de artış: %300... pekiiii bu artışa karşılık balık istihsalinde topu topu 50.000 bin ton(o da çiftlik ve içsu ağırlıklı)artış sağlanmış.... sonuç: büyüğü-küçüğü boğazına kadar borca girmiş balıkcı ve aileleri .... sn. ÇIKRIKCIOĞLU nun yazdığı gibi bu işin çözüm yeri kooplar dır... balıkçılarımız öncelikli olarak 1: kıyı/küçük balıkçı ve balıkçılığın tanımını yapmalı..2:dünya balıkçılığının sorunları paralaelinde önerilen/desteklenen çözümleri paylaşmalı... 3:stokların korunması konusunda yerel ve bölgesel çalışmaları; resmi kurum/kuruluşlar,su ürünleri/gıda vb. akademisyenler;yerel yöneticiler;mülki amir/sorumlular ve STK larla KOOPların insiyatif ve önderliğinde başlatmalı...4:büyük balıkcılığın sebebolduğu sorunlar başta olmak üzere stoklar/türler üzerinde olumsuzluğa neden olan avlanma araç ve yöntemlerini kararlı bir duruşla saptamalı...alınan/alınacak kararların yürütülme/uygulamasında insiyatif alararak kalıcılık sağlanmalı...yoksa dünü sorumsuzca çarçur edenlerle, kullanmanın dayanılmaz hafifliğinde olanlarla tartışmanın hiç ama hiç faydası yok... balıkcınındostu Halit KONANÇ
    Halit KONANÇ
    balıkçınındostu.....

  9. #19
    TUNCAY ŞEKER

    Standart

    sn.konanaç
    biz ne dünde nede hafif insanlardan kurulu bir sektör deyiliz,ayrıca bu sektörün buralara gelmesinde,bu denli yok olmasında sadece balıkçının suçu var demek insanlık adına ihanet olur.bu gün biz balıkçıları suçlayan bürokratından bilim ve öğretin görevlileri teşkilatların bu denli büyümemesi ve balıkçının aydınlatılması için neler yaptılar.?ya bu denli denizlerimizin kirletilmesinin durdurulması için neler yaptılar.?bakın bırakın tunayı diğer k.deniz ülkelerini,bizim k.denizi bakır işletmeleri,şeker fabr.gübre fabr.belediyelerce,marmarada dilovası çivarında kimya ve boya fabr.badırma gübre fabr.haliç,vs.vs.için her hangi bir iyileşrirme vs.yapıldımı?bugün lüferin boyunun 20 sm.olmasını isteyenler bu deniz nedenli kirlettiklerini biliyorlarmı.?ya halk bu denize kimyasallarla veya atıklarla ne denli zarar verdiklerini biliyorlarmı?ya siz sn.konanç evinizde hiç kimyasal kullanmıyormusunuz?sn.konanç bu sadece balıkçının suçlanabileceği ve balıkçının sorumluluğunda olduğunu söylemek gerçekten bu millete ihanet olur.yani bizler birey ve sektör olarak üzerimize düşenleri yaparken,türkiye cumhuriyeti her vatandaşıda üzerine düşeni yapmak mecburiyetindedir.yoksa hadise bir reklam filmine döner,hatırlarsınız bir reklam vardı sonu şöyleydi,ağzı olan konuşuyor.

  10. #20
    Vip Üye bnymnblr - ait Kullanıcı Resmi (Avatar)
    Üyelik tarihi
    Feb 2009
    Yaş
    41
    Mesajlar
    1.158
    Tecrübe Puanı
    185

    Standart

    Evet denizi kirleterek deniz suyu kimyası bozuluyor. Daha sonrasında bu kadar madde denizin üst kısımlarını bir perde gibi kaplıyor. Alt kısım hem kirlilikten hem de ışık alamamaktan gelişemiyor. Denizin dip faunası gelişemeyince
    buraya balığın yumurta döktüğünü düşünseniz bile ne olacak?
    Her taraf salya çamur içinde
    yumurtaların larvaya dönüşmeleri için ciddi anlamda oksijene ihtiyaç var.
    Diyelim ki, oksijen konusunda sorun yok.
    Balıkların döktükleri yumurtalar gelişmesi için fitoplankterlere ve çeşitli diğer organizmalara ihtiyaç duyar. Bu olmayınca balık yumurta dökse de o çamurun ve oksijensizliğin içerisinde ne olur.
    Sadece tek bir etki yok illa ki, ama dipyapısının bozulması ciddi bir tehdit.
    Türkiyedeki akademisyenler de çevresel etkiler konusunda yol alınmadığını gördükleri için sürdürülebilir balıkçılığın balığın üreme boyuna dikkat edilerek sağlanacağı konusunda görüş bildiyorlar. Ama denizsuyu kimyasının değişmesi ve dip yapısının çamura dönmesi çok ciddi sorun..
    Afaki yaklaşımla
    temiz denizde 1 milyon yumurtadan 10000 larva çıksa
    kirli denizde 100 tane dahi çıkamıyor.
    bu da en azından balık nüfusunun artışında 100 katlık bir gerilemeye işaret eder.
    Bünyamin

Sayfa 2/7 İlkİlk 1234567 SonSon

Konu Bilgileri

Users Browsing this Thread

Şu an 1 kullanıcı var. (0 üye ve 1 konuk)

Benzer Konular

  1. aynanın taradığı alanda balığı nasıl buluyorsunuz?
    By alikemal in forum Balık Bulucu / Pro
    Cevap: 52
    Son Mesaj: 03.03.11, 07:07
  2. Renkler su altında nasıl görünür
    By kenane in forum Balıkçılık Hakkında Genel Bilgiler
    Cevap: 4
    Son Mesaj: 19.07.10, 00:25
  3. Avrupa birliği tarım ve balıkçılığı nasıl yönetiyor?
    By kenane in forum Güncel Deniz Haberleri
    Cevap: 2
    Son Mesaj: 02.06.10, 08:31
  4. Denizlerimizi nasıl koruyalım
    By Hıcaz in forum Deniz Kirliliği Haberleri
    Cevap: 0
    Son Mesaj: 16.02.10, 12:38

Bu Konudaki Etiketler

Bookmarks

Yetkileriniz

  • Konu Acma Yetkiniz Yok
  • Cevap Yazma Yetkiniz Yok
  • Eklenti Yükleme Yetkiniz Yok
  • Mesajınızı Değiştirme Yetkiniz Yok
  •  
BALIKCI FORUM