Güverte


Selcen Tanınmış , Ümit KÜRÜZ 11 Eylül 1999, Cumartesi

Yırtık büyük, yama küçük

Türkiye sahillerindeki yedi marinayla, Akdeniz'in en geniş marina zinciri olan Setur Marinas'ın Genel Koordinatörü Yılmaz Dağcı 47 senedir bu sektörün içinde. 1947 yılında Galatasaray Lisesi'nden mezun olduktan sonra, Norveç'e Deniz İşletmeciliği, Gemicilik ve Marinacılık eğitimi almaya gidiyor. 1952'de Oslo Üniversitesi'nden mezun oluyor. 37 yıl yurtdışında çalıştıktan sonra, 1985 yılında Türkiye'ye gelip Ataköy Marina'nın plan, proje ve organizasyonunu yapıyor. Yılmaz Dağcı üniversite seçimini yaptığı sıralarda Türkiye'de böyle bir sektör yok, nasıl böyle bir tercih yaptığın, içindeki deniz aşkının nereden geldiğini bilmiyor. Belki de ileri görüşlü olması onu Norveç'e gönderiyor. Bugün 72 yaşında. 1992 yılında kurucularından olduğ Deniz Temiz Derneği'nin İcra Komitesi Başkanı ve bu yıl Koç Grubu'na ait olan ve sektörün yüzde 60'ından fazlasını sahip olan Setur Marina'nın başına getirildi. Dağcı'yla Türkiye'deki marina sektörü üzerine konuştuk.

Yılmaz Dağcı, ‘Daha az bürokrasiye dayalı bir marinacılık politikası lazım.

Bir de marina dendiği zaman Türkiye'de herkesin aklına illa ki denize bir çıkış, bir dalgakıran geliyor. Eğer güzel bir nehir içeri giriyorsa, tepenin arkasındaki boş bir araziye de mükemmel bir marina yapılabilir.’

1947 yılında Oslo'ya gidip Deniz ve Marina İşletmeciliği üzerine eğitim almaya nasıl karar verdiniz?

- İçimden gelen bir duyguydu ve Galatasaray'ı bitirdiğim zaman benden başka denize giden arkadaşım olmadı. Norveç'e gittim çünkü dünyanın en ileri, Amerika'dan ve İngiltere'den de ileri, denizciliğine, en modern, gelişmiş deniz ticaret filosuna sahip. Denizcilik, deniz işletmeciliği, deniz sigortacılığı hatta deniz basını olan bir ülke. Nüfusu dört milyondur ama bu konuda liderdir. Oraya gidebilmek için çok uğraştım. Düşünün ki İkinci Dünya Harbi bitmiş, Norveç'in nerede olduğunu bilen çok az. Sevgi nereden geldi bilmiyorum ama uğraştım ve gittim.

YATÇILIĞI GELİŞTİRMEK LAZIM

Türkiye'deki marina sektörü hakkındaki değerlendirmeniz nedir?

- İspanya'nın sadece Akdeniz kıyısında, Cebelitarık Boğazı'ndan Barcelona'ya kadar olan kısımda, 270 tane marina vardır ki burada doğa çırılçıplak dümdüz bir sahildir. Bunun yanında bizim kıyılarımız ölçülemeyecek kadar güzel, dantel gibi, iklim şartları, tarihi güzellikleri... Türkiye'de şu anda, çok iyimser bakarsak belki 20 tane marina var. Marinacılığımız iyi bir yolda mı? Evet. Kafi mi? Hayır. Daha az bürokrasiye dayalı bir marinacılık politikası lazım. Bir de marina dendiği zaman Türkiye'de herkesin aklına illa ki denize bir çıkış, bir dalgakıran geliyor. Eğer güzel bir nehir içeri giriyorsa, tepenin arkasındaki boş bir araziye de mükemmel bir marina yapılabilir. Niçin hep denize çıkmak istiyoruz, denizi niye içeri çekmiyoruz. Hem daha ucuz, hem de kıyılarımızı daha güzel korumuş oluruz. Türkiye'de de buna uygun bol bol yer var.

Siz Setur Marina olarak bu tarz projelere başlamayı düşünüyor musunuz?

- Şu anda biz mevcut yedi marinamız üzerinde çalışıyoruz. İleride yeni marinalar almak ve kurmak üzerine projelerimiz var. Türkiye'de marinacılığı geliştirmek için yatçılığı da geliştirmek gerek. Bunun için de denize olan sevgi ve saygımızın artması gerek. Norveç'in nüfusu 4 milyon, İsveç'in 8 milyon. Bu 12 milyonluk ülkelerde, bir milyonun üzerinde kayıtlı tekne var. Türkiye 65 milyon, henüz 6 bine ulaştık mı bilmiyorum.

Ülkenin ekonomik şartlarıyla ilgili biraz da...


- Ben bunu kabul etmiyorum. Dünyanın en çok BMW ve Mercedes arabasının olduğu bir ülke olduğumuzu düşünürsek, bu deniz sevgimizin eksikliğinden ve korkmamızdan kaynaklanıyordur. Anneler çocuklarını yetiştirirken aman denize düşersin der! Oysa kolluğunu tak ve denize it, hiç bir şey olmaz.

Marinalar'ın kıyaları kirlettiği yolundaki düşünceler için ne diyorsunuz?

- Bu çok yanlış bir düşünce. Tam tersidir. Sigara içilen bir odada eğer sigara tablanız yoksa izmaritleri herkes yere atar. Ama sigara tablanız varsa ve çok güzelse onu kullanırsınız. Marina pisliklerin toplanmasını da organize eder. Madem ki yatlar var, bunların kullanımından doğal bazı kirlilikler de ortaya çıkacak. Marina bunları medeni bir şekilde toplar. Marinanın hem ekonomik, hem sosyal, hem de doğal bakımdan faydaları vardır.

Marina sayısını arttırmak için ne yapmak gerekiyor?

- Daha fazla marina Avrupa'daki yatları Türkiye'ye çekebilmemize bağlı. Bu da kanunlarımızdaki eksikliklerin düzeltilmesiyle olur. Bir örnek vereyim. Mega yatların gelmesini çok arzu ediyoruz. Bir mega yatın Türkiye'de bir hafta kalması bin turistin gelirine eşittir. Öyle acayip kanunlarımız var ki, mesela böyle bir yat güneyde bir marinaya girdiği zaman, liman idaresinden o yata fatura gönderilir. Çünkü bin gross tona kadar olan Türk Bayraklı yatlar yat kabul edilir ama 150 tondan büyük ecnebi yatlar ticari gemi kabul edilmiştir. Dolayısıyla büyük yatıyla gelen turist benim marinama para ödediği gibi hiç bir alakası olmadığı limana da para ödeyecek. Hem de 400 dolar gibi bir para. Hatta adam marinadan çıkıp bir yerleri gezip tekrar gelince yine 400 dolar ödeyecek. Eğer bize gelen yatçıyı yolunacak kaz olarak görürsek elbetteki hiç bir yatçı gelmez.

KURALLARI BİLMEK GEREK

Setur Marina olarak sektöre bakışınız nedir? Kendinizi öncü olarak görüyor musunuz?

- Gayet açık olarak bakıyoruz ama bunu kırıcı bir tenkit olarak değil yapıcı olarak söylüyoruz. Bürokrasideki insanların da içinde bulunduğu zorlukları biliyoruz. Politikacılarımızın denize gereken kıymeti vermemesinden dolayı ortada sıkıntılar var. Deniz kirliliği için de aynı şey geçerli. Dünyanın kabul ettiği prensipler var. Mesela IMO'nun kuralı, ‘‘kirleten öder’’dir. Bizim bunu uygulayabilmemiz için diğer kuralları bilmemiz gerek. Eksiklerimiz o kadar çok ki bir kişiyi, partiyi sorumlu tutamayız. Eski bir tabirle ‘‘yırtık büyük yama küçük nereye kullanayım?’’

Sektörün doğru gelişmesi için ne yapmalı? Mesela balıkçı barınaklarını marinaya çevirme fikri var, bu arada balıkçılar düşünülüyor mu?

- Balıkçı barınaklarının marinaya dönüştürülme fikrini katiyetle kabul edemeyen bir insanım. Büyük anneme gelinlik giydirsen büyükkannem yine büyükannemdir. Balıkçı barınakları, tekneleri, dalgadan fırtınadan korumak için yapılmıştır. Marinanın asıl amacı ise dalgadan korumak değil, zaten adam okyanus geçip geliyor, o zaman bir koya girer. Asıl ihtiyacı olan sosyal aktiviteler, teknesinin bakımı, eğlenebileceği bir lokanta, bar, geldiği ülkenin insanlarıyla kaynaşmak. Başta da söylediğim gibi balıkçı barınaklarının marina olmasına karşıyım. Fakat bir kıyıda marinadan önce hayatını balıkçılıkla kazanan insanlar varsa onlara dokunmayın 50 metre, 100 metre ileride başka bir yer vardır. İlla ki gidip onları rahatsız etmemek gerek. Çok iyi planlanması gerek. Dediğim gibi denize çıkmak da şart değil. İçeri girmek prensibinden yola çıkılabilir. Derelereden yararlanılabilir. O zaman Türkiye'de değerlenecek çok yer var.

Bu sektörde çalışabilecek yetişmiş eleman bulabiliyor musunuz?

- Parmağınızı yaralara basıyorsunuz. Bir marina okulumuz yok, marinacılık dersimiz yok. Denizci olan insanlar marinacı olur anlayışından uzaklaşmalıyız. Marinacı olmak için denizci olmak gerek ama yüzde 20'si 25'i denizciliktir. Bunun yanında otelcilik, lokantacılık, eğitim, spor var. Bütün bunları birleştirmek gerek. Yeni marinalarda yetişmiş kalifiye insan sıkıntısı var gerçekten.

Siz bir eğitim veriyor musunuz?

- Henüz başlamadık. İki sene önce bir planımız vardı ama hayatı geçiremedik. Yat kaptanlarına bir eğitim vermeyi planlıyorduk. Yat kaptanlığı sadece dümen tutmak değildir. Yemek servisinden, kıyafetinden, temizliğinden, tekne sahibinin motorsikletinden arabasını kullanmaya kadar geniş bir spekturumu kapsayan bir meslektir. Marina personeli yetiştirmek daha zor. Uzun bir zamana ihtiyaç var.

Marinalar en çok ne zaman para kazanıyor? Kışın marina faaliyetleri azalınca neler yapılıyor?

- Kışın marina aktiviteleri azalıyor ama bu hava şartlarından dolayı değil. Çok güzel hafta sonları yaşanır. Türkiye'de karaya çekmenin çok yanlış kullanıldığı bir devirdeyiz. Bence bir tekneyi karada bekletmek demek sağlam bir insanın bacaklarını kırıp, sonra da koltuk değneği vermek gibi. Bırakın tekneniz denizde dursun. Karaya çekmenin esas gayesi kışlamak ve gemiyi korumak değil, onarım ve bakımını yapmak olmalı. Marinaların kazandığı paraya gelince, teknelerin karada durmasından değil denizdeyken ona verdiğimiz hizmettendir. Karaya çıkartınca, bir gün de bir sene de olsa indirme bindirme parasını zaten alıyoruz, senelik üyemizse denizdeki yeri boş duruyor. Kışın marinalar daha çok onarım ve bakım için çalışır.

Sularımızda kalan balık türleri

Bundan yirmi yıl önce böyle bir araştırma yapsak, belki de tam sayfaya sığamayacaktı. Ancak kalan balık türlerini açılan balıksezonuyla verelim dedik. Saklayın, bundan on yıl sonra 'bizim sularımızda da balık yaşardı' diye iyi bir anı olabilir.



Alıntı