GIRGIR TEKNESİNİ DONATMAK

Gırgır avcılığında kullanılan ve "Karadeniz tipi" olarak adlandırılan teknelerin boyları
15–40 m arasında, motor güçleri ise 250–1150 BG arasında değişmektedir. Söz konusu bu
teknelerin büyük bir oranının (% 61'nin) 1980 yılından sonra inşa edildiği ve özellikle bu
yıldan sonra yaygın olarak üretimde sac malzemenin kullanıldığı görülmektedir.

Ana Boyutlar
Hâlen geleneksel yöntemlerle inşa edilmeye devam eden Karadeniz tipi balıkçı gemilerinde
yatırımcı kişi veya firma tarafından belirlenen tek dizayn parametresi gemi boyudur. Gemi
boyunun bilinmesi yapım ustaları tarafından söz konusu geminin imalatı için yeterli
olmaktadır. Geminin; genişlik, derinlik draft gibi diğer ana boyutları gemi boyu esas alınarak belirlenir. Söz konusu gemiler için yaygın olarak kullanılan değerler; boy-genişlik için L/B=3.33, boy-derinlik için D=8,3310 ve genişlik-draft için B/T=2,5 tir [5].

Resim 2.1: Gırgırteknesi

Genel Yerleşim Planı

Gırgır tekneleri, ilk kullanıldıkları günden zamanımıza kadar teknolojik gelişmelere
bağlı olarak bazı değişiklikler göstermekle beraber, donanımları açısından genel olarak tekne içi, güverte üstü ve köprü üstü donanımları olmak üzere üç ana başlık altında toplanabilir.

Tekne İçi Donanım

Teknenin kıç kısmı genel olarak ayna kıç şeklindedir. Ancak son yıllarda kıç üstü
tasarımında, yardımcı botun konulmasına ve ağın kayarak kolayca denize atılmasına imkân
sağlayacak şekilde önemli bir değişiklik yapılmıştır. Makine dairesi güverte altında kıça
yakın yerleştirişmiş olup genel olarak ana makine, jeneratör ve pompalan içine alır. Pervane kanatları 3 veya 4'lü olup ana makine adedine bağlı olarak tek, çift veya üç uskurlu olabilmektedir. Dümen sistemi hidrolik veya elektroniktir. Yakıt tankları kapasiteye bağlı büyüklüklerde olup simetrik olarak güverte altında ve kıça yakın olarak yerleştirilirler. Tatlı su tankları genel olarak teknenin baş veya kıç kısmında güverte altında bulunur.

Denizlerimizde gırgır balıkçılığı av sahaları sahilin pek uzağında olmadığı ve
balıkçılığın hemen hemen günübirlik olması nedeniyle, tatlı su tankları küçük kapasitelerde
olmak üzere güverte üstünde de bulunabilir. Balık ambarı genellikle ortada yer alır. Ancak
gırgır tekneleri genellikle yanlarında ayrıca bir taşıyıcı tekne bulundurduklarından nadiren bu ambara gereksinim duyarlar. Bununla beraber açık denizde balıkçılık yapan gırgırtekneleri, yanlarında taşıyıcı tekne bulundurmadığı için, balık muhafazasına uygun soğuk depolama ambarlarına sahip olacak şekilde tasarlanır veya modernize edilirler.

Güverte Araç Gereç Donanımları
Gırgır ağının çalıştırılabilmesi için gerekli olan araçlar burada bulunur. Bu araçlar
genel olarak; ana direk ve direğe bağlı bir eksen etrafında dönebilen bom direkleri, bom
direğine bağlı mekanik veya hidrolik sistemle çalışan ağ toplama makarası, istinga halatını
basan vinç, tel ve halatların geçirildiği sabit ve hareketli makaralar ve çelik mapaların
takıldığı mataforadan oluşur.

Köprü Üstü Donanımları
Denizlerimizde çalışan gırgır teknelerinin kamaralarının bulunduğu alan, teknenin
ortasından baş tarafa doğru olup yaklaşık olarak ana güvertenin 1/3'lük bir kısmını işgal eder.
Bu alan en az 15–20 kişiyi barındıracak bir kapasitede olup, mutfak, lavabo, tuvalet, banyo
ve yaşam alanı gibi mekânları kapsar. Güverte üst yapılan en az iki katlı olup köprü üstünde seyir araç gereçleri, balık bulucu ve haberleşme cihazlan bulunur.

Resim 2.2: Gırgır ağını toplayan gırgır teknesi

Gırgır gemisi analiz edilerek geleneksel tasarımın fiziksel, hidrostatik, stabilite, ve
genel mukavemet karakteristikleri tespit edilmiştir.
Hidrostatik: Ülkemizdeki gırgır gemilerinin çoğunluğu 30 m civarındadır. Bu
gemilerin gemi endaze planı kontrol edilip, en kesitleri tespit edilip ve
WOLFSON UNIT adlı bilgisayar programı kullanılarak gemi hidrostatik ve
stabilite karakteristikleri elde edilebilir. Bu karakteristikler; gemi deplasmanı,
sephiye merkezinin boyuna ve düşey konumu (LCB, VCB), yüzme merkezinin
boyuna konumu (LCF), bir santim batma tonu (TPC), bir santim trim momenti
(MCT) dir.
Ana değerler
Tam boy Loa=30 m Yükseklik D=3 m
Su hattı boyu Lwl=27 m Su çekimi T=2 m
Dikeyler arası boy Lbp=26 m Deplasman =197,3 ton
Maksimum genişlik B=8.25 m Blok katsayısı cb=0.43
Su hattı genişliği Bwl=7.92 m Motor gücü BHP=422 olmalıdır.
Statik: Balıkçı gemilerinin çalışma koşullarının ağırlığı ve değişkenliği
dolayısıyla, bu gemilerin can ve mal güvenliği yönünden yeterli bir denizcilik
ve stabiliteye sahip olmaları gerekmektedir. Balıkçı gemilerinde stabilite,
geminin yüklenme durumlarına göre değişiklik gösterdiğinden farklı koşullar
altında incelenmelidir. Bu karakteristik koşullar:
Donanımsız boş gemi (light ship) durumu
Limandan ayrılış durumu
Yarı yüklü olarak av bölgesinden ayrılış durumu
Tam yüklü olarak av bölgesinden ayrılış durumu
Donanımsız boş gemi, sadece kuru tekne ve makina ağırlığından ibaret olup hiçbir
donanım ve ekstra ağırlık ihtiva etmez. Limandan ayrılış durumunda tekne; gerekli av ve
seyir araçlarıyla donanmış olarak, personel, yakıt, yağ, su, kumanya, buz vs. ağırlıkları
bulundurur. Av bölgesinden ayrılırken teknedeki sarf malzemelerinin yarısının harcandığı ve
balık ambarının yarıya veya tam olarak dolu olabileceği düşünülür.
Genel mukavemet: Bu kısımda, geminin orta kesitinin Loyd Kurallarına
uygunluğu kontrol edilmelidir. Bu maksatla ilk olarak gemiye ilişkin ağırlık
kaldırma kuvveti diyagramı bulunup, bundan yararlanarak da yük diyagramı ile
kesme kuvveti ve eğilme momenti diyagramları çizilmelidir. Bu çalışmada
inceleme konusu olan balıkçı gemileri için en kritik yükleme durumu limandan
ayrılış durumudur. Çünkü bu durumda gemi ortasında bulunan ambar tamamen
boş ve uçlarda bulunan tanklar ise tamamen dolu olduğu için maksimum eğilme
momenti söz konusudur.

Deplasman büyüklüğü açısından bakıldığında balıkçı gemilerinde limandan ayrılış
durumundaki deplasmanın yan yüklü durumdaki deplasmana yakın olduğu görülür. Bu
nedenle ön tasarım aşamalarında ağırlık deplasman dengesi yan yüklü durumdaki deplasman
göz önüne alınarak kurulur.Karadeniz’de imal edilen gırgır gemilerinde B/D oranı ortalama
olarak 2.67 iken benzer diğer gemilerde bu oran ortalama olarak 2.23 değerinde olmaktadır.
Gemi genişliğinin büyük tutulması daha geniş bir güverte alanı sağlamaktadır. Bu durum
balık ağlarının kıç üstünde daha rahat istiflenmesine ve balıkçılık aktivitelerinin de kolayca yürütülmesine imkân sağlamaktadır. Gemi yüksekliğinin de az olması ağların denize atılıp toplanması sırasında avantajlı bir durum doğurur.
Karadeniz de imal edilen balıkçı gemilerinin güverte üst yapılan avcı tekneler için üç
kat taşıyıcı (yedek) tekneler için iki kat olarak yapılmaktadır. Üç katlı kamara yapımı eğilimi özellikle son on yılda artmıştır. Önceleri iki katlı olarak yapılan gemiler günümüzde üç katlı olarak yapılmaktadır. Bu eğilimin bilimsel olarak kesin bir izahını yapmak mümkün olmamakla beraber balıkçılarla, yapılan görüşmelerde denizi ve kıç üstündeki balıkçılık faaliyetlerini daha kolay gözlemleyebilmeyi gerekçe olarak göstermişlerdir. Çok katlı kamaralı yapının esas olarak balıkçıların ifade ettikleri gerekçelerden değil de prestij ve konfordan kaynaklandığını söylemek daha doğru bir saptamadır. Söz konusu balıkçı
gemilerinin yaşam mahallerinin de oldukça lüks ve konforlu bir donanıma sahip oldukları
görülmüştür. Prestij unsurunun makine gücünün belirlenmesinde de etkin olduğu
gözlenmiştir. Yapılan ön hesaplamalar sonucunda balıkçı gemilerimizin gereğinden çok
fazla güce sahip makineler kullandıkları anlaşılmıştır. Bu durum kuşkusuz mühendislik
hesaplamalarına dayanmayan ve tamamen balıkçının kişisel isteğinin bir sonucudur. Bölge
balıkçı gemilerinde ana makine adedinin artırılması yönünde de bir eğilim söz konusudur.
Önceleri tek makineli olarak yapılan gemiler şimdilerde iki ve bazen de üç makineli olarak
yapılmaktadır.Ana makine sayısı kadar da pervane kullanılmaktadır. Pervane seçimi de tamamen gelenekseldir.

Gırgır Teknesinde Bulunması Gereken Araçlar
Gırgır Ağları
Balıkların etrafını çevirmek ve bunları ağ içerisinde hapsetmek suretiyle
yakalanmalarını sağlayan ve pelajik balıkların istihsalinde kullanılan ağlara çevirme ağları denilir.
Gırgır ağları çevirme ağların en karakteristik olanlarıdır. Sürü çevrilince kurşun
yakada halkalar ve bu halkalardan geçen tel halat yardım ile kurşun yaka büzülüp gemiye
alınır. Sonra mantar yaka ve ağ toplanır. En sonunda torba kısmına toplanmış olan balıklar
gemiye alınır.
Gırgır ağları ile balık avcılığının yapılması kosulları şunlardır;
Denizin sığ bölgelerinde ilkbahar su sıcaklığının uygun olması
Suyun sığ bölgelerinde yoğun ve bol şekilde yüzen balık sürüsünün bulunması.
Deniz koşullarının avcılığa elverişli olması, koşulunda yapılabilir.
Avcılıkta kullanılan ağların yapılmasında göz önünde bulundurulacak hususlar ise;
Balığın su içindeki hareket ve alışkanlıklarını bilmek,
Ağın uzunluğu ve derinliğim tayin etmek,
Ağın şekli ve yapısını belirlemek,
Ağ ve halat malzemesinin seçimi,

Ağ, göz genişliği ve kullanılacak ipliğin kalınlığının saptanması,
Sarkma nispetinin saptanması,
Kurşun yakanın ağırlığı ve kurşunların miktarının saptanması,
Mantar yakada kullanılacak yüzdürücülerin saptanması,

Ayrıca, ağın büyüklüğü, kullanılacağı geminin tonajı ve donanımlarının da göz
önünde bulundurulması gerekmektedir. Türkiye'de kullanılan gırgır ağları da Akdeniz
ülkelerinde çok eskilerden beri bilinen ve kullanılan bir av aracıdır. Ancak, ilk modellerine
göre bugün kullanılanlar oldukça evrim geçirmiştir. Gırgır ağlarının boyutları avlanacak
balığın türüne ve av sahasının özelliklerine göre değişmektedir. Ortalama olarak 500–700 m
uzunluğunda, 100–150 m derinliğindedir. Ağ gözü genişliği avlanmak istenen balığın
büyülüğüne, göre değişir. Örneğin, hamsi için 6–7 mm, palamut-torik için 16–22 mm olur
(düğümden düğüme). Avlanılan balığın türüne göre, uskumru gırgırı, palamut gırgırı, hamsi
gırgırı gibi adlar alırlar.

Genellikle dikdörtgen biçiminde olan bu ağlar, mantar yaka, gövde (tor), torba
(bocilik), kurşun yaka ve istingadan meydana gelirler.

Gövde ve torbada aynı göz genişliğinde ağ kullanılır. Ancak torba için daha dayanıklı
iplikten yapılmış ağ kullanılır. Torba kısmı 40–70 m boyunda ve yaklaşık ağın derinliğine
eşit derinlikte olur. Gövde ağı derinliği ve uzunluğu eşit iki parçanın birbirine
birleştirilmesinden meydana gelmiş olup torba bu parçalardan birisine eklenir. Torba
kısmında göz açıklığı avlanılacak balığın çeşidine göre değişmekte olup yakalara sardon
denilen kalın ağlar vasıtasıyla üçte bir pot verilmek suretiyle donatılmıştır, örneğin 600 m.lik esas ağ, 400 m‘lik yakaya bu şekilde tespit edilir.

Mantar yaka ipinin kalınlığı hamsi gırgırı için 15 mm olup bu ipe 20 cm ara ile 17–18
cm uzunluğunda ve 3–4 cm çapında mantarlar veya plastik yüzdürücüler takılır. Kurşun yaka
ipi 6 mm. çapında olup, bu yakaya biraz daha irice olan bir ipe 25 cm. aralıklarla geçirilmiş 50–60 g ağırlığında kurşun ağırlıklar bağlanmıştır.

Mantar yaka ağın su yüzünde kalmasını, kurşun yaka ise dibe batmasını sağlar böylece
ağ su içinde yüzeyden dibe doğru bir duvar meydana getirir. İstinga, kurşun yakaya 5-7 m
ara ile tutturulmuş pirinçten yapılmış 8-10 cm. çapındaki ince halkalardır. Bu halkaların
ortasından sarma tel halat geçirilir. Böylece balık sürüsünün etrafına çevrilen ağın altını
torba ağzı gibi büzüp balıkların kaçması önlenir. Bir gemi ve bot yardımı ile çevrilen ağlarda ağın tamamı ana gemide olup, bocilik ağın ilk denize indirilen kısımdadır.
İki gemi ile çevrilen ağlarda bocilik ana gemide kalacak şekilde istif edilir. Ağın daha
az olan diğer parçası yardımcı gemide bulunur.

Ağ kıç üstüne kademeli olarak ve kolayca denize dökülebilecek şekilde istif edilir; en
üstte de ağın dökülmesi esnasında şamandıra görevi yapacak olan küçük bot yerleştirilir.
Gırgır ağların donanımı genellikle % 30–33 nispetindedir. Ancak ağ toplama makinesi
(power block) ile toplanacak ağlarda ve ışıkla balık avcılığında bu oran daha yüksektir.


Yardımcı Bot

Botlar 5–7 m boyunda sactan yapılmış ve 30–80 beygir gücü makineleri bulunan
teknelerdir. Bu botlar ağ teknenin arkasına bağlı taşınabildiği gibi, son yıllarda yapılan av
teknelerinin kıç tarafindan yapılan özel yere çekilerek orada da taşınabilmektedirler. Böylece
arkada yüzerek gelen botun teknenin hızını engellemesi ortadan kaldırılmış olur. Çünkü bu
av tekneleri balığın bulunduğu yerlere günlerce seyir yaparak gitmektedir.

Örneğin, Orta Karadeniz'de av yapan bir tekne bir gün sonra Doğu Karadeniz'e veya
oradan gereğinde Marmara ve Ege'ye gitmektedir. Ava başlamadan önce bot mola kancası
denen bir kanca ile av teknesine bağlanır. Balıkçı reisinin "Mola" komutu ile ağlar atılmaya
başlanır. Ağın baş tarafı ile çelik halatın baş tarafı bota bağlanır ve botun av teknesindeki
mola kancası bırakılır. Bot olduğu yerde kalır. Av teknesi ağı dökerek daire çizer ve bota
geldiğinde ağın ve çelik halatın diğer ucuna bir cima atarak bota ulaştırır. Ağın ve çelik
halatın her iki ucunu alan bot ağın içinde kalır. Ağın ve çelik halatın uçlarını av teknesine ulaştırdıktan sonra ağın üzerinden geçen bot av teknesinin iskele tarafına geçer. Burada kendisine av teknesinden atılan halatı alır. Halatla birlikte av teknesinden belli bir mesafe uzaklaşır. Av teknesi ağı toplarken içine düşmemesi için halatla ağın ters istikametine av gemisini çeker.

Balık Bulucu Cihazlar

Birinci Dünya Savaşından kısa bir süre önce geliştirilip, harp yıllarında da kullanılan
enfranuj ışınları ile haberleşme ve düşman gemilerinin yerini saptama çalışmaları bu
cihazların esasını oluşturmuştur.

Önceleri seyir güvenliği ve askerî amaçlarla kullanılan su altı iskandilleri ve enfranuj
ışınları gönderme işlemi, İkinci Dünya Harbinden sonra daha da geliştirilerek balık
sürülerinin tespiti amacıyla kullanılmaya başlanılmıştır.

Aracın çalışma esasını elektrik enerjisini ses dalgalarına çeviren bir göndermeç ile su
altında herhangi bir cisme çarpıp geri dönen ses dalgalarını alternatif akım haline çeviren bir
alıcı teşkil eder. Bu araçta meydana gelen alternatif akım, bir amplifikatör vasıtasıyla
yükseltilerek üzerinden akım geçer bir iğne vasıtasıyla bir kâğıt yüzeyinde yankılar hâlinde kaydedilir (ekogram) ya da ekranda görüntülenir. Böylece balığın cinsi ve miktarı hakkında tahmin yapmak mümkündür.

Balık bulma cihazları yatay ve dikey olarak, yaklaşık 14–200 kHz ultrasonik ses
dalgaları gönderirler. Bu dalgalar, balık veya deniz dibine çarparak geri dönerler. Bu arada dip veya balık arasındaki uzaklığın ölçülmesi de mümkün olmaktadır.
İlk zamanlar çok basit ses bulma cihazları kullanılırdı. Günümüzde yardımcı av aracı
olarak yapılacak avcılığın çeşidine göre değişik tip ve modelde balık bulma cihazları
geliştirilmiştir.
Balık bulma cihazları, balık avcılığında olduğu kadar, balık av araçlarının
geliştirilmesi için; ağın su içindeki deformasyonunu ve balık sürüsünün su içindeki
davranışlarını izlemekte önemli rol oynarlar.

Gırgır ve trol teknelerinde kullanılan balık bulucu cihazların en önemlisi sonar ya da
diğer adıyla “Yatay Balık Bulucular”dır. Sonarlar siyah beyaz ekranlı veya renkli ekranlı
olabilirler. Yeni modelleri genellikle renkli ve çeşitli fonksiyonlara sahip özelliktedirler.
Günümüzde balıkçı teknelerinin balık bulmak amacıyla sürünün içine kadar girmesine gerek
kalmaksızın, güçlü sonarlar sayesinde birkaç mil uzaklıktan bile rahatlıkla balık sürüleri
rahatlıkla belirlenebilmektedir.

Echo-Sounder

Balık bulucu cihazlar, dikey ve yatay yönde kilohertz mertebesindeki ses frekanslarını
puls'lar şeklinde su ortamına gönderirler. Ortamdaki suya oranla yoğunluğu farklı olan
cisimlerden yansıyan bu puls'lar yine bu cihazlar tarafından alınarak yansıtmayı yapan cisim hakkında bilgi verirler.
Yalnız dikey yönde çalışan cihazlara genel olarak "Echo-Sounder" adı verilmektedir.
Bunlar, Navigasyon aleti olarak kullanılmakta iken, daha sonra balık avlama ve bilimsel
araştırmalarda da kullanılmaya başlanmıştır.

Kâğıt kayıtlı


Display üniteli Echo-Sounder.

Resim.2.3: Balık bulucu cihazlar

Echo-Sounder'ler ilk kez 1930'lu yıllarda kullanılmaya başlanmıştır. Bir Echo-Sounder'in
blok diyagramı şekil 2.3’te görüldüğü gibidir. 10–1000 kHz’de iletim yapan Echo-
Sonder'lerde puls tetiklenmesi time base (tetikleme zamanını ayarlayıcı) ünitesi tarafından
başlatılır. Tetiklenen pulsların süreklilik ve frekans boyutu Transmitter ünitesi tarafından yapılır. Transmitterin başlattığı ve transducer'in aldığı bu elektriksel pulsleri, su ortamına ses puls'i olarak aktarır. Yani transducer bir enerji dönüştürücüdür.



Şekil.2.1: Bir Echo-Sounder'in blok diyagramı

a-Hareket doğrultusu, b-Deniz dibinden dönen eko

Frekans ve süresi (puls uzunluğu) belirlenmiş olan bu ses dalgaları, su ortamında yayılırken rastladıkları "suya oranla farklı yoğunluktaki" cisimlerden yansırlar. Yansıyan bu dalgalar yine transducer tarafından alınarak alıcı ve yükseltici ünitesine (Receiver/Afflplifier) iletilir.
Alıcı ünite, bu çok zayıf elektriksel işareti kuvvetlendirerek kaydedici üniteye aktarır. Bu ünite ya klasik kayıtlı kaydedicidir, ya da ekrandır. Echo-Sounder’lar kayıtlı olduğunda, Receiver'den gelen elektriksel işaretin şiddetine göre özel bir rulo kâğıt üzerine çizilen gri ve siyah renkteki çizgiler, bize tekne ile dip arasındaki cisim veya cisimler hakkında bilgi verir.
Balık sürülerinin görünümleri farklı türler için değişik olmaktadır, istavrit (kraça) sürüleri daha açık renkte, ince çizgiler şeklinde göründükleri halde, hamsi sürüleri daha koyu bir görüntü arz ederler. Eğer hamsi miktarı az ise o zaman ince çizgiler hâlinde görülür ki buna balıkçılar seyrek anlamına "ince saman" veya "sinek" adı verirler. Çok yoğun hamsi, sürüleri tabandan yüzeye doğru büyük bir karartı sağlar.


Resim 2.4.: Transducer ve Echo-Sounder’in blok diyagramı

Echo-Sounder'larda ise echo sinyalinin şiddet seviyesine göre kırmızı, sarı ve yeşilin
tonları ile yansıma yapan cisim markalanır. Dolayısıyla hava keseli yoğun balık sürüsü dip
yapısı, batık gibi yoğunluğu suya göre çok farklı olan cisimler ekranda kırmızı renk tonları ile belirlenirken, özellikle uzaktaki seyrek balıklar, çamurlu dip yapısı ahşap yapılar sarı ve yeşil tonlarda belirti verirler.

Echo-Sounder’larda değişik frekanslarda amaca göre 0,1 ms'den 10 ms'ye kadar
değişik boylarda puls uzunluğu seçilir. Balık avlamak amacı ile kullanılan bir echo-sounder,
avlayacağı balığın yapısına göre ve aynı anda bulunduğu derinliğe göre puls uzunluğunu
seçebilir. Zira küçük balıkları yakından algılayabilmek için mümkün olduğu kadar sık
pulsler ve yüksekçe bir frekans seçmek zorunludur (Örneğin; 30–100 kHz gibi). Su
ortamında yayılan akustik dalganın frekansı ne kadar düşükse, ses dalgasının ulaşabildiği
mesafe de o kadar artar. Dolayısıyla büyük ve uzak objelerden echo alabilmek için alçak
frekanslı ultrasonik dalgayı uzun puls’lerle göndermek daha avantajlı olaçaktır.

Sonarlar
İlk kez 1950 kışında, G.O. Sars adlı tekneye monte edilen sonar, balık bulucu olarak
inşa edilen sonarların ilkidir. Daha sonraki yıllarda sonarlar da, Echo-Sounderler gibi büyük gelişmeler göstermişlerdir. Sonarlar da Echo-Sounder'ler gibi Puls-Echo sistemine göre çalışmaktadırlar. Fakat sonarlarda kullanılan transducer farklılık gösterir. Çünkü sonar, puls'lerini istenilen eğimde gönderebilmektedir. Bu eğim, su sathından 90°'ye kadar
değişebilir, işte bunu temin eden sonarın özel yapıdaki transduceridir. Aşağıda bir sonarın
blok diyagramı görülmektedir.Verici, Time Base ünitesi tarafından elektrik akımı verilerek çalıştırılır. "Time Base" ile tetiklenen verici, puls üretmeye başlar ve puls'leri transducera iletir. Elektriksel enerji transducer tarafından akustik enerjiye dönüştürülür. Pulsler suda yayılmaya başlar ve yolu üzerindeki cisimlerden yansırlar. Yansıyan bu sinyaller tekrar transducere ulaştığında burada elektriksel enerjiye dönüşürler. Elektriksel enerji alıcı Amplifikatör tarafından yükseltilir.Böylece akustik dalganın transducerdan çıkıp geri dönene kadarki zayıflamasını telafi eden
ünitede görevini tamamlamış olur.

Şekil.2.2: Bir sonarın basit blok diyagramı
Vericiyi tetikleyen "Time Base" ünitesinin bir görevi de iletişimin yapıldığı oranı
kontrol etmektir.

Hidrolik ve Mekanik Cihazlar

Gırgır teknelerinde bulunan başlıca mekanik ve hidrolik cihazlar her geçen gün
gelişmekte ve bir yenisi eklenmektedir. Böylece av daha kolay, daha seri ve az insan gücü ile yapılır duruma gelmektedir. Bunların başlıcaları; ağ makaralar (power block), ırgatlar, mata-foralar, çıkrıklar ve balık pompaları (fish pump) dır.

.Ağ Makaraları (Power Block)

Ağ makaraları iç kısmı pürüzsüz kauçukla kaplı, ağa zarar vermiyecek yapıda,mekanik ve hidrolik olarak iki tiptir. Genelde küçük olanlar ve çok az oranda kullanılanlar mekanik makaralar, geniş çapta büyük gırgır ekiplerinde kullanılanlar ise hidroliktirler.Mekanik olanlar bir ip vasıtasıyla ve insan veya ırgatlar yardımıyla çalıştırılmaktadır. Bu tipte olanlara küçük kraça ve kefal gırgırlarında rastlanmaktadır.
Bunlarda makara içinden geçen sonsuz halat ırgatlara bağlanarak makaranın istenilen yönde
dönmesini sağlar.


Resim 2.5: Mekanik ağ makarası

1.Palanga,
2.Makaranın palangaya tutma halkası,
3.Makaranın açılıp kapanan üst kolu,
4.Makara gövdesi,
5.Makarayı yönlendiren kulaklar,
6.Kulaklara bağlı halatlar,
7.Yükseltme alçaltma palanga makarası,
8.Makara bom direği.

Çalışma prensibi olarak hidrolik makaralara benzer ondan da aynı işlemler yapılır. Hidrolik
makaralar ise makara içerisindeki dişlilerin döndürülmesini hidrolik güçle yapan
makaralardır. Bunların güç kaynağı jeneratörlerdir. Çünkü ağın toplanması anında ana
makinalar stop edilmektedir. Hidrolik makaralar giderek yaygınlaşmıştır. Çünkü bunlar daha büyük, daha ağır ve fazla güç isteyen ağların çekilmesinde kullanılmaktadır. Bir
gırgır av teknesinde ana bom direğine bağlı üç bom direği bulunur. Bunlar kıç üstüne dönük
olan ağların toplanmasında görev yapan powerblock (ağ makarası)nı taşımaktadır. Ağ
makarası bu direğin ucuna yerleştirilen küçük çaplı bir makaraya palanga sistemi ile bağlıdır.
Bu sistemle ağ makarası, ağlar toplanacağı zaman kıç üstüne palanga yardımı ile indirilir.


Resim 2.6: Bir gırgır av teknesindeki ana bom direği ve diğer taşıyıcı bom direkleri
1.Ana bom direği,
2.Ağ makarasını taşıyan direk,
3.Roşi ağını taşıyan direk,
4.Balık pompası hortumunu taşıyan direk,
5.Farklı direklerin ana bom direğine bağlantıları

Resim 2.7: Bom direklerinin çalışmasını sağlayan ırgat


Ağ makarasının üst kolu açılarak ağın baş kısmı (kanat kısmı) makara üzerinden
geçirilir. Ağ makarası palanga yardımı ile makara direğinin ucuna yükseltilir. Bu duruma
gelen ağ makarası ağları çekmeye hazırdır. Ağlar makaradan geçerken hem kontrol
edilmekte, hem ağa takılan yabancı cisimler ve ağ gözündeki balıklar temizlenmektedir. Bu
nedenle makara istenildiğinde durdurulabilmekte veya geriye çalıştırılabilmektedir.
Makaraya binen yük sürekli kontrol edilir. Aksi halde aşırı yüklenmelerde makara direğinin
kırılması olasıdır. Bu nedenle, makara direği diğer direklerde olduğu gibi, ana bom direğine metal borularla bağlantılıdır. Ancak bu bağlantılar bu direğin hareketini engellemez, taşıma gücünü artırır. Çünkü direk belli açıda hareket alanına sahiptir.

Resim 2.8: Direğe çekilmiş olan ağları çekmekte olan ağ makaraları


Irgat, Matafora ve Çıkrıklar

Irgatlar avcılığı kolaylaştıran yardımcı araçlardır. Bunlar mekanik ve hidrolik olarak
iki çeşittir. Önceleri ana makinaya bağlı olarak mekanik çalışan bu araçlar son yıllarda güçlü jeneratörlere bağlı hidrolik sisteme dönüştürülmüştür. Ağların altının basılmasında güçlü halatların makaralara sarılması bu araçlarla yapılmaktadır. Mekanik sistemdeki ırgatlarda bulunan üst makaralardan (fenerlerden) üç tur dönen çelik halat daha sonra kol yardımı ile çıkrıklara sarılmakta idi. Bu çıkrıkların biri sabit diğeri her yöne dönebilen "fırdöndü çıkrık"tır. Bu sistemde çelik halatı çeken ve saran sistemler ayrı ayrı çalışmakta idi.Ayrıca fırdöndü çıkrığa sarılan çelik halatın ana çıkrığa (sabit çıkrık) aktarılması gerekmekte idi.
Bu aktarma işlemi gemiciler için zor ve tehlikeli idi. Çünkü burulan çelik halatın açılması
anında arada kalan parmak, el ve kolları kesmekte idi. Bu mahzurlu yönleri ve güçlükleri
nedeniyle mekanik ırgatlar günümüzde büyük ölçüde hidrolik ırgatlara dönüştürülmüştür.

Resim 2. 9: Hidrolik ırgatlar ve çıkrığa sarılmış istinga halatı


Resim 2.10: Ana makineya bağlı olarak çalışan ırgatlar ve üstündeki dikey fenerlikler.

Resim 2.11: Çelik halatların yarısının sarıldığı çıkrık.

Hidrolik ırgatlar tek kişi tarafından idare edilebilen ve çektiği çelik halatları çıkrıklara sarabilmektedir. Ayrıca bunlar tasarruf sağlama yanında tehlikesizdirler. Halatların toplanmasında çıkrığa düzgün sarılmasını sağlayan, bir boru üzerinde hareketli küçük bir makara bulunmaktadır. Bu ırgatlar arzu edildiği hızda hareket ettirilebilmektedir. Bu hız çelik halatın çekiminde ortaya koyacak çekme gücüne göre değişir. Genellikle hızlı hareket eden palamut, lüfer, orkinos gibi balıklarda söz konusudur. Çünkü bu balıkların ağın altından açması önlenmektedir. Ayrıca taban çamur ise, ağın çökmesi (çamura oturması) sözkonusu ise hızlı hareket ettirilerek ağın altının hızlı basılması sağlanır. Hamsi gibi hareketi yavaş olan balıklarda daha düşük devirli ve yavaş olarak sarılır. Eğer hamsi sürüsü fazla tahmin ediliyorsa ağda tahminden fazla balık kalma durumu sözkonusu ise basma hızı da buna göre yarlanır.

Ağın altının basılması amacı ile çekilen bu çelik halat teknenin kenarına (küpeşte)
sürtünerek hem çekmenin zorlanması, hem de sürtünme nedeniyle aşınmalara neden olur.
Bu mahzuru ortadan kaldırmak için mataforalar teknenin sancak küpestesi için taratma, özel
olarak güçlendirilmiş kalın sac levha üzerindeki yuvaya, dört yönde hareket edebilecek
şekilde yerleştirilir. L seklinde içi dolu boru demirden olan bu mataforalar susta vasıtasiyle istenilen yönde sabitleştirle bilmektedir. Mataforaların uçunda kalın zincirlere yerleştirilen, üst kısmındaki bir menteşe vasıtasıyla açılıp kapanabilen makaralar mevcuttur. Çelik halat bu makara içinden geçerek ırgata gelir.

Resim2.12: Mataforalar

1.Matafora ana govdesi,
2.Çelik halat,
3.Susta,
4.Makara,
5.Menteşe,
6.Kilit.

Balıkları Tekneye Almada Kullanılan Sistemler

2.6.5.1. Kital (Roşi)
Gırgır ağının bocilik kısmında balıkların toplanmasına tava işlemi denir. Tavalanmış
balığın tekneye alımı kital ( roşi) adı verilen ağ ile yapılır. Kital 1-2 ton kadar balık alabilen ağ torbadır. 60–80 göz eninde 6–8 m uzunluğundaki kital ile motora alınmaktadır.

Bu ağ torba roşi direğine (en uzun bom direği) asılı olup alt kısmı kursun
donanımlıdır. Tavanın içine bırakılınca kurşun yaka tavanın içinde batar. Kurşun yaka
halatlarının iki ucu tekne üzerine monte edilir. Bu ağ içine dolan balık yükseltilir ve taşıyıcı tekneye alınır.

Fish Pomp
Fish pomp adı verilen hidromekanik balık pompası devreye girdi. Bu balık pompaları
tava edilmiş hamsiyi ağ içinden su ile birlikte almakta, daha sonra su ile hamsiyi ayıracak
düzene gelmekte, su bir boru ile teknenin bir kenarından dışarıya atılırken, sudan ayrılmış
balığı taşıyıcı tekneye yüklenmektedir. Balık pompasının emici kısmı tava içine indirilir,
tavadaki balık su ile birlikte emilir. Kazan kısmına kadar bol su ile gelen balık burada ayrılır.
Su teknenin kenarından akar balık ise tekneye aktarılır. Aynı araç taşıyıcı teknelerle
limanlara getirilmiş olan balığı eğer işlenmek için fabrikalara gidecekse dökme olarak
kamyonlara, kasalanacaksa kasalara nakletmek için kullanmaktadır. Fish pumplar hem
zaman hem de işgücü tasarrufu sağlamakta, işi önemli derecede kolaylaştırmaktadır. 40–50
ton balığın kovalarla taşıyıcı tekneden kamyon veya kasalara nakli çok uzun zaman
almaktadır.


Şekil 2.3: Balık pompasının planı


Haberleşme ve Seyir Araçları

Her teknede yasa gereği en az bir VHF ve bir de halk bandı denilen C.B. telsiz
bulunur. Ayrıca sisli havalarda yön tayini yapmak, çatışmayı önlemek için de bir su üstü
radarı mevcuttur. Bu araçları kullanmak için telsiz operatörü belgesi gereklidir. Her gemi,
seyir yapacağı sulara göre tehlike emniyet haberleşmelerini yapabileceği yeterli miktarda
telsiz cihazı ile donatılmış olmalıdır. Telsiz donanımının cinsi ve miktarı; geminin
büyüklüğüne göre değil, seyir yapılacak deniz sahasına göre belirlenmektedir. Ancak, şu da
unutulmamalıdır ki, deniz sahalarına bulundurulacak telsiz cihazı talepleri artarak
çoğalmaktadır. Sadece kıyısal sularda seyir yapan gemiler; VHF donanımına sahip olmaları
yeterlidir. Bunlarm yanı sıra, VHF cihazı, R/Telefon ile alma ve gönderme şeklinde genel
haberleşmeleri de yapabilecek durumda olmalıdırlar.

Portatif VHF El Telsizi
GMDSS sisteminde, can kurtarma aracında bulundurulması gereken telsiz cihazlarından
bir tanesidir. Bu cihazlar; gemiyi terk ederek can kurtarma aracına binen kazazedeler ile, arama çalışmaları yapan gemiler arasında yapılacak haberleşmeler için düzenlenmiştir. Bu VHF el telsizleri, deniz bandında ve sadece ses iletişimi şeklinde çalışmaktadır. Yani DSC (Dijital selektif çağrı) özelliği yoktur.

IMO standartlarına göre bu cihazlar; VHF 16. kanalda ve ayrıca bir diğer kanalda
çalışmalıdır. Telsiz ile ilgisi olmayan kişiler (herkes) tarafından ve ayrıca eldivenli bir
personel tarafından kullanılabilecek durumda olmalıdır. Kanal değiştirme işlemi hariç, tek
elle kullanılabilmeli ve kullanıcının elbisesine tutturulabilmelidir. Bir metre yüksekten sert bir zemine düşmeye karşı dayanıklı olmalıdır. Bir metre derinlikte, en az 5 dakika su

geçirmez durumca olmalı ve 45°C termal şok durumunda da su geçirmezliğini sürdürmelidir.
Deniz suyu ve yağdan aşırı derecede etkilenmemeli tasarımı can kurtarma salına zarar
verecek şekilde keskin, sivri olmamalı, küçük ve hafif olmalıdır. Ayrıca iyi görülebilecek
sarı/turuncu renkte olmalı ya da üzerinde cihazı çevreleyen sarı/turuncu renkli bir şerit
bulunmalıdır. Güneşe uzun süre maruz kalma durumunda çürümeye karşı dayanıklı
olmalıdır.

NAVTEX

Dar bant doğrudan yazan telgraf tekniği (NBDP) kullanılarak, otomatik telgraf sistemi
(R/Teleks) ile belirli kıyı istasyonları tarafından gemilere, denizcilik ve meteorolojik uyarılar ile, acil bilgilerinin yayınlanmasında kullanılan uluslararası servise kısaca "NAVTEX" denilmektedir.
Uluslararası denizcilik uyarı servisinin bir elemanı olan ve GMDSS'de önemli bir görevi
olan NAVTEX; kıyıdan yaklaşık 300 mil mesafeye kadar olan denizlere ait yukarıda bahsedilen
yayınların yapılması için kullanılmaktadır.
NAVTEX yayınlan, uluslararası alanda ve seçilmiş belirli istasyon tarafından tek bir
frekanstan (518 kHz)1 yapıldığı için, yayın süreleri; bu yayın yapan istasyonların yayınlarına müdahale etmeyecek şekilde düzenlenmiştir. Her bir NAVTEX yayınma ayrılan süre on dakikadır. Tarifeli NAVTEX yayınlan sekiz saati geçmeyecek aralarla yapılmalıdır. Ancak
genelde bu yayınlar dörder saat ara ile yapılmaktadır. NAVTEX yayınları sırasında,
istasyonlara ayrılan bu sürenin (on dakika) aşılmaması için yayınların bir tek dilde yapılması arzu edilmektedir ve tek bir dil kullanıldığında bu dil ingilizce olacaktır. Ülkemizdeki meteorolji istasyonlerı;Orta ve Doğu Karadeniz; Samsun, Hopa, Trabzon, Giresun, Ordu ve Sinop’tur.Batı Karadeniz ve Marmara; İstanbul, İnebolu, Zonguldak, Kireçburnu, Kumköy,Tekirdağ ve Çanakkale’dir.Ege ve Batı Akdeniz; İzmir, Gökçeada, Ayvalık, Dikili, Kuşadası, Bodrum ve Marmaris’tir.
Orta ve Doğu Akdeniz; Antalya, Finike, Anamur ve Alanya’dadır. Ülkemiz
kıyılarında meteorolji istasyonları dinleme kanalı olarak kanal 16’yı Çalışma kanalı olarak
67’yi kullanarak meteorolojik yayınlar yapar. Çalışma saatleri 09.00 – 09.15 , 12.00-12.15,
15.00-15.15, 18.00-18.15.21.00-21.15’tir. Yayınlar Türkçedir. Samsun, İzmir ve Antalya
İngilizce yayın da yapar.

GMDSS Haberleşmeleri
Tamamen gemilerin tercihine bağlı olarak; ya yersel servis kullanılarak yani MF, HF
ve HF frekans bantlarından ya da Inmarsat uydu frekanslarından yapılabilmektedir.
Deniz ticaret filomuzun büyük bir kısmını, Akdeniz içinde ve yakın sularda çalışan
küçük tonajlı gemilerin oluşturması nedeniyle, gemilerimizin GMDSS telsiz donanımlarının
seçiminde, yersel haberleşme sisteminin tercih edilmesi daha uygun olacak gibi
gözükmektedir.
Yani, yeni sistemdeki tehlike-emniyet haberleşmeleri MF, HF ve VHF frekans bantları
kullanılmak suretiyle, kesintisiz ve emniyetli bir şekilde sürdürülebilecektir. Ancak, uzak
doğu ve Pasifik gibi okyanus ötesi seyir yapan gemiler için Inmarsat uydu terminallerinin en azından cihaz çiftleme olarak tercih edilmesi uygundur.
Konu ülkemiz açısından değerlendirildiğinde, yersel servis kullanılarak yapılacak
GMDSS haberleşmeleri ön plana çıkmaktadır. GMDSS'in (yersel servisteki) özünü oluşturan
DSC tekniğini ise ön plana çıkar.
Bu "DSC" çağrı tekniği dijital selektif çağrı tekniği GMDSS'in karasal haberleşme dalında ayrılmaz bir parçası olup; gemi ve kıyı istasyonları arafından VHF, MF ve HF bantlarında kullanılacak şekilde planlanmıştır. (Uydu sisteminde DSC tekniği kullanılmamaktadır). DSC sistemi; tehlike amaçlı çağrıların yanı sıra, uluslararası alanda anlaşma sağlanmış kodlarla her türlü çağrıların yapılabileceği geniş kapsamlı bir sistemdir. Yani
DSC vasıtasıyla; radyotelefon ya da radyotelgraf talebi gibi genel haberleşme amaçlı değişik tip çağrılar da yapılabilir. Ayrıca; yine DSC çağrılarıyla, VHF kıyı istasyonları vasıtasıyla; gemiden- karaya ya da kara telefon abonesinden-gemiye doğru tam otomatik radyotelefon haberleşmeleri de yapılabilmektedir. DSC acelelik, emniyçt ve rutin çağrıları; "bütün gemilere", "bir istasyona" ya da "bir grup istasyona" hitaben gönderilebilir. Ancak, tehlike alarmları otomatik olarak "bütün istasyonlara" hitaben yayınlanmaktadır. Denizde VHF telsizleri çalışma kanalı tablo birde gösterilmiştir.

Magnetik pusula

Yer küresinin mıknatıs alanının etkisi ile çalışan ve yön gösteren bir seyir aletidir. Bu
pusulalar çok eski zamanlardan beri kullanılmaktadır. Bugün birçok teknede magnetik
pusula hâlâ birinci derecede veya yegâne kullanılan pusuladır. Cayro pusla bulunan
gemilerde ise ikinci derecede kullanılan pusuladır. Magnetik pusula (magnetik compass)
magnetik kutbu, cayro pusula hakiki kutbu gösterir.


Şekil 2.4 Manyetik pusla seması
Milletlerarası Denizde Can Emniyeti Sözleşmesi (SOLAS)’nin gereği olarak 150
gross tona kadar olan her tekne en az bir adet 150 gross tondan büyük her tekne en az iki
adet magnetik pusula taşımak zorundadır.
Gemide cayro pusulanın bulunması bu kuralı hafifletmez ve ortadan kaldırmaz. Bir
manyetik pusula; pusula sehpası, pusula tası ve pusula kartı olmak üzere üç ana kısma
ayrılır.
Pusula sehpası: Pusula sehpası, pusula tasını ve onun içinde bulunan pusula
kartını taşıyan, ona kaidelik ve koruyuculuk yapan, geminin yalpalaması veya
baş-kıç yapması nedeniyle meydana gelen hareketleri, pusula tasına iletmeyen
ve gemi bünyesindeki mıknatısiyeti önlemek üzere kullanılan aparatları taşıyan
bir sehpa veya dolaptır. Pusula sehpası tahtadan veya fiberden yapılmaktadır.
Sehpa bünyesinde manyetik demir veya çelik bulunmaz.

Pusula tası: Pusula kartını taşıyan ve dış etkilerden koruyan, alt üst tabanları
cam olan silindirik (sulu puslalar için) veya üstü camlı yarım küre şeklinde
(kuru pusulalar için) bir kaptır. Pusula tası manyetik olmayan madenlerden
yapılır ve yalpa çemberine iki noktadan oturtulur. Pusula taslanma kuru ve sulu
olmak üzere iki tipi vardır.
Kuru pusula taslarında, pusula kartı, kâğıttan olup, ipliklerle askıya alınarak
ve merkezlenerek bir yüksük yardımı ile pusula tasına bağlı bir iğneciğe
oturtulur. Pusula kartını iğnecik taşır. Yüksük, yakut tasından, iğne ise,
iridyumlu platinden yapılmıştır. Bundan amaç aşınmayı önlemektir. Kuru pusula
tasları, yarım küre şeklinde altları kapalı üstleri camlı olan bir yapıdadır. Kuru
pusulalar, geminin yalpalamasından, baş-kıç yapmasından ve geminin gezmesinden, dönmesinden çok etkilenirler bu nedenle oynaktırlar. Kuru pusulalar ile dümen tutmak zor olduğu için sulu pusulalar daha çok kullanılır.

Sulu pusula taslarının içinde saf su ve çok az miktarda alkol bulunur. Alkol,suyun donmasını önlemek için ortamın sıcaklığına göre belli oranda suya
karıştırılır. Türkiye enlemleri için binde 5 oranında alkol konulması
yeterlidir. Alkol miktan fazla olursa alkol buharlaşacağından tasın içinde
hava kabarcıklan oluşur. Suyun ve alkolün sıcaklık nedeniyle genleşmesi
sonucu tasın patlamaması için alt cam çerçevesi tasa bir körükte
bağlanmıştır. Su genleştiğinde körük açılır aksi durumda ise kapanır.

Şekil 2.5: A)pusula çubuklan B)pusula kartı C)pusulatası D)safsu-alkol E)şamandıra F)körük

Sulu pusulalarda pusula kartı, bir şamandıra tarafından taşınır. Şamandıranın, pusula
tası içinde gezmemesi için, şamandıranın altı oyuk yapılarak, bu oyuğa giren ve pusula tasına bağlı bulunan bir mil konulmuştur. Tasın içinde kabarcıklar oluştuğunda, yanda bulunan küçük kapak açılarak içerdeki hava çıkarılmalı, yerine su ve alkol ikmali yapılmalıdır. Bazı pusula taslarında kabarcıkları çıkarmak için yaylı düğmeler vardır.
Sulu pusula kartları geneldeplastik veya alüminyum gibi maddelerden yapılır. Sulu pusulalar
fazla oynak olmadıkları için rahat dümen tutulur, bu nedenle tercih edilir.

Her iki tip pusula tasının altında pusula tasının daima dik durmasını sağlamak için
çepeçevre ağırlık konulmuştur. Her iki pusula tasında, pruvayı belirlemek için bir pruva
çizgisi veya mili olur.
Pusula kartı: Üzerinde derece taksimatları bulunan daire şeklinde kâğıt, plastik veya
alüminyum levhalardır. Kuru pusulalarda, mıknatıs çubukları, kartları taşıyan
ipliklere bağlı olurlar ve birbirlerine paralel vaziyette bulunurlar. Yorgan iğnesi
büyüklüğünde olan mıknatıs çubukları yüksüğün her iki yanında bulunur ve sayıları 4, 6
veya 8’dir. Sulu pusulalarda ise mıknatıs çubukları şamandıranın içindedir. Bu pusula
çubukları, yer mıknasiyetinin kuvvet çizgilerine paralel olmaya çalışarak kuzeye-güney
doğrultusunda dururlar böylece kartın 0 noktası kuzeye yönelmiş olur. Bazı pusula
kartlarında, pusula kartının üstündeki derecelerin alttan gelen ışıkla iyi okunmasını
sağlamak maksadıyla derece çizgileri ve rakamlar içi boş olarak yapılır.

Pusula kartlarının üstünde bulunan ve pusula gülü olarak isimlendirilen katranlar bugüne kadar üç değişik tipte yapılmıştır. Pusula kullanılmaya başlandığında kuzey ve güneş çizgilerinden ibaret olan bu katrana, daha sonra otuz çizgi daha ilave edilerek kerte taksimattı kadran kullanılmaya başlamış, bunu takiben dörtte bir dairesel (rubi taksimatlı) katran kullanılmış ve en son olarak da 360 dereceli katran kullanılmaya başlanmıştır.

Şekil 2.6 : Pusula kartları
Kerte taksimatlı kartlarda, 32 yönü belirleme imkânı vardır, bu yönler arasında kalan
yönler ise tam olarak belirlenemez, tahmini olarak değerlendirilir.

Cayro Pusula

Cayro pusula mıknatısı bir alet olmayıp, elektrik enerjisi ile çalışan bir cihazdır.
Elektriki veya mekanik bir arıza olmadığı müddetçe hakiki kuzeyi gösterir. Elektrik
kesilmesi hâlinde veya arıza durumunda ise kullanılamaz. Bu nedenle mıknatısı pusulaların
yerini alamamıştır. Ancak hatası olmaması hâlinde hakiki kuzeyi göstermesi, bir cayro
pusuladan gemi içinde istenilen değişik altı yerde yararlanabilmesi (ripiterler ile) cayroyu tercih edilir yapmıştır. Cayro pusula isminden de anlaşılacağı gibi yön gösteren bir alettir.
Cayro pusulanın esasının cayroskop denen alet teşkil eder.. Cayroskop kelimesinin aslı
gyroscope dir. Bu kelime gyros (dönüş) ve scopein (gözlem) kelimelerinin birleşmesinden
meydana gelmiştir.
Cayro pusulanın temelini cayroskop teşkil ettiğine göre önce cayroskopu tanımak
gerekir. Cayroskop, birbirlerini iki noktadan yataklayan iç içe üç çember ve en içteki çember tarafından yataklanan bir rotordan ibaret bir alettir. Rotor yüksek hızla dönen bir elektrik motorudur. Rotor dışardan bir etki almadan dönerse bu durumdaki cayroskopa, serbest cayroskop denir. Cayrokobun düşey, yatay ve dönüş ekseni olmak üzere üç ekseni vardır.

Şekil 2.7: cayroskop

Serbest Cayronun Özellikleri

Serbest cayronun iki temel özelliği vardır. Bunlar sağlamlık (caroskopik atalet ) ve
devinme (precession) adları ile anılırlar.

Hareketli veya hareketsiz cisimler bulundukları durumu muhafaza etmek isterler. Dönmekte
olan bir cisim, dönüş esnasında gerek dönüş eksenini ve gerekse dönüş düzlemini muhafaza etmek ister, bu olaya cayroskopik atalet veya sağlamlık denir. Örneğin dönmekte olan bir çemberin dönüş istikametini ve dönüş düzlemini korumak istemesi ve dışardan yapılacak etkiye tepki göstermesi cayroskopik atalet nedeniyledir. Aynı şekilde cayroskoptaki rotorun dönüş istikametini değiştirmemesi de cayroskopik atalet nedeniyledir. Rotor yeteri bir hız kazandıktan sonra dönüş ekseni belli bir doğrultuda sabit kalır. Bu doğrultu uzayda herhangi bir noktaya doğrudur. Bu sebeple
cayroskopik atalete " uzayda sağlamlık" da denir.
Devinme (Precession)
Hareket hâlindeki bir cismin hareket yönü değiştirilmek istendiğinde meydana gelen
olaya devinme denir. Dönmekte olan cisme dışardan etki olduğunda, cisim, dönüş yönünü ve
düzlemini muhafaza etmek için tepki gösterir. Dönmekte olan cisme dışardan bir kuvvet tatbik edildiğinde, tatbik edilen kuvvetin etkisi dönüş yönü istikametinde ve 90° ilerde bir noktada görülecektir. Hareket hâlinde bir cisme dışardan bir kuvvet tatbik edildiğinde tepkisini tatbik noktasından 90° ilerde bir noktada göstermesi olayına " devinme" denir.
Cayroskop, rotor eksenlerinden biri itilerek çevrilmek istense itilen eksen itme kuvveti
yönünde değil de buna dik olan yönde döner. A noktasından yapılan etki B’de kendini hissettirir ve C de kendini gösterir, rotor 3 no’lı eksen etrafında döner.
Serbest durumdaki cayroskoba, rotor yeterli hızı aldıktan sonra çeşitli hareketler yaptırılır,dönmekte olan rotor üç çember içinde veya üç eksen etrafında serbest olduğundan rotorun dönüş düzlemi ve yönü bozulmaz, ilk durumuna muhafaza eder.
Bir cayroskopta, cayroskopik ataletin (sağlamlığın) ve devinmenin (precession) iyi bir şekilde görülebilmesi için rotor kütlesinin mümkün olduğunca ağır olması, ağırlığın çevrede toplanması ve dönüş hızının yüksek olması gerekir.
Cayro pusulanın manyetik puslaya göre üstünlükleri;
Mıknatıs pusula kullanma sınırı olan mıknatıs kutup yakınında kullanılabilmesi.
Mıknatısı meridyenden etkilenmeden gerçek meridyen yönünü gösterir.
Miknatıs pusulayı etkiliyen, manyetik yük ve diğer etkenlerden etkilenmemesi
Miknatısi pusulanın verilerinin otomatik olarak girmesine imkân olmayan modern, seyir ve diğer kontrol sistemine pusula değerlerinin otomatik olarak girme olasılığı.
Cayro pusulanın manyetik pusulaya göre eksikleri;
Devamlı değişmeyen bir elektrik kaynağına olan gereksinmesi.Çok duyarlı ve özen isteyen karmaşık bir sistem oluşu.75° enleminden sonra güvenceli kullanılma özelliğinin azalması

Oto Pilot
Otomatik dümenci veya oto-pilot (auto-pilot), serdümen veya dümenci adı ile anılan gemi
adamının yerini alarak bir geminin dümenini istenilen rotada otomatik olarak tutan ve bunun
için dümene komuta eden bir aygıttır.
Ancak, aygıtın insanın yerini alması her zaman uygulanabilir bir durum değildir.
Görüş koşullarının zayıf olduğu zamanlarda, yoğun trafik içinde ve dar kanallarda dümen
idaresini oto-pilota bırakmak doğru olmaz veya bırakılsa bile başında bir insanın bulunması
gerekir. Oto-pilottan beklenen yararlar aşağıda sayılmaktadır:
Az insan gücü kullanmak,
Yakıtta ekonomiklik sağlamak,
Daha doğru seyir yapmak (zamanda ekonomi),
Makinelerde ki yıpranmayı azaltmak.

Radar

Radar sözcüğü İngilizce "Radio Detection And Ranging" sözcüklerinin altları çizilen
harflerinin bir araya getirilmesi ile oluşturulmuştur. Bu sözcükler "telsiz ile algılama ve
uzaklık ölçme" şeklinde Türkçeye çevrilebilir.

Radar her türlü hava koşulunda, karanlık, sis gibi gözle görmeye az imkân tanıyan
veya imkân vermeyen durumlarda güvenli seyir yapmak, su üstündeki cisimleri arama ile
bulmak, cisimlerin bulunduğu yönü, uzaklığını ve hareketlerini saptamak, izlemek ve
gerektiğinde çatışmayı önleme manevrasını planlamak ve uygulamak için kullanılan bir
aygıttır. Radarın yetenek ve sınırlıkları ise; seyir radarı başlıca kıyı seyri ve çatışmayı
önleme konularında yararlı olarak kullanılır. Özellikle görüş koşullarının iyi olmadığı
durumlarda radardan yararlanma çok önemlidir. Bu maksatlarla radardan yararlanma düzeyi,
radarı kullananların radar aygıtının özelliklerini, yetenek ve sınırlılıklarını iyi bilmesine ve radarın verdiği bilgileri değerlendirebilme ve kullanabilmesine bağlıdır. Aşağıda radarın yetenek ve sınırlılıklarına ait bilgiler, hedef bulma (algılama) uzaklığı, ışın genişliği, kerteriz ve uzaklık ayırımı, radar gölgesi, en az uzaklık, yanlış ekolar ve hava ve atmosfer koşullarının etkisi ile ekolar ekrana yansımaktadır.
Hedef algılama (bulma) uzaklığı; anten gücü, hedefin yansıtma özelliği etkilidir.
Anten gücü (anten tepe gücü) yani radarın yayım gücü büyüdükçe hedef
yakalama uzaklığı büyür. Uzaklık erimi düğmesi büyük uzaklığa alındığında
atım süresi otomatik olarak büyür, ancak anten tepe gücü atım süresinin
büyüklüğünü sınırlar. Bu nedenle atım süresinin büyütülmesi prf otomatik
olarak küçültülerek sağlanır. Bazı radarlarda atım süresinin istendiğinde el ile
büyütülmesi için bir kontrol düğmesi bulunur. Bu düğme radarın ortalama
gücünün tam olarak kullanılmasını sağlar.

Hedefin Yansıtma Özelliği
Her hedefin kendisine çarpan radar dalgalarını yansıtma özelliği değişiktir. Bu özellik
hedef materyalinin yapısına ve hedefin gösterdiği yansıtma alanına bağlıdır. Tahta ve
plastikden yapılan hedefler demir ve diger metallerden yapılanlara göre daha zayıf eko
verirler. Bazı boyalar da yansımayı zayıflatır. Yansıtma alanı genellikle hedefin
büyüklüğüne bağlıdır. Büyük hedefin yansıtma alanı büyük olur ve ekosu da büyük olur.
Ancak bazı hallerde küçük hedef büyük hedeften daha büyük eko verebilir. Hedefin ne kadar
yansıtma alanı gösterdiği önemlidir. Örneğin, radar ekranında ekosu görülen bir geminin
pruvası veya pupası kendi gemimize bakıyor ise ekosu küçük olur, antene bordasını
gösteriyor ise ekosu büyük olur

Hedefin kendi gemimiz karşısındaki duruşu ile ilgili olarak "Hedef Açısı" terimi
kullanılır. Hedef açısı, bizim gemimizin hedeften göreli kerterizdir. Hedef açısı 90° veya ona yakın ise yansıtma alanı büyük olacağı için eko büyük olur, hedef açısı 0° veya 180° veya bunlara yakın ise yansıtma alanı küçük olacağı için eko küçük olur.

GPS Global Positioning System

(Küresel Yer Belirleme Sistemi) demektir. Düzenli olarak kodlanmış bilgi yollayan bir
uydu ağıdır ve uydularla aramızdaki mesafeyi ölçerek dünya üzerindeki kesin yerimizi tespit
etmeyi mümkün kılar. Bu sistem, ABD Savunma Bakanlığına ait, yörüngede sürekli olarak
dönen 24 uydudan oluşur. Bu uydular çok düşük güçlü radyo sinyalleri yayarlar.
Yeryüzündeki GPS alıcısı, bu sinyalleri alır. Böylece konum belirlenmesi mümkün olur. Bu
sistemin ilk kuruluş hedefi tamamen askerî amaçlar içindi. GPS alıcıları yön bulmakta,
askerî çıkartmalarda ve roket atışlarında kullanılmak üzere tasarlanmıştır. Ancak, 1980'lerde GPS sistemi sivil kullanıma da açılmıştır.
Uzay bölümü, en az 24 uydudan (21 aktif uydu ve 3 yedek) oluşur ve sistemin
merkezidir. Uydular, "Yüksek Yörünge" adı verilen ve dünya yüzeyinin 20.000 km
üzerindeki yörüngede bulunurlar. Bu kadar fazla yükseklikte bulunan uydular oldukça geniş
bir görüş alanına sahiptirler ve dünya üzerindeki bir GPS alıcısının her zaman en az 4 adet
uyduyu görebileceği şekilde yerleştirilmişlerdir.

Uydular saatte 7.000 mil hızla hareket ederler ve 12 saatte, dünya çevresinde bir tur
atarlar. Güneş enerjisi ile çalışırlar ve en az 10 yıl kullanılmak üzere tasarlanmışlardır.
Ayrıca güneş enerjisi kesintilerine karşı yedek bataryaları ve yörünge düzeltmeleri için de
küçük ateşleyici roketleri vardır.

Uyduların her biri, iki değişik frekansta ve düşük güçlü radyo sinyalleri
yayınlamaktadır. (L1, L2) Sivil GPS alıcıları L1 frekansını (UHF bandında 1575.42Mhz),
ABD Savunma bölümü alıcıları L2 (1227,60 Mhz) frekansını dinlemektedirler. Bu sinyal
"Görüş Hattında" Line of Sight ilerler. Yani bulutlardan, camdan ve plastikten geçebilir
ancak duvar ve dağ gibi katı cisimlerden geçemez.

Daha rahat anlaşılması için, bildiğimiz radyo istasyonu sinyalleri ile L1 frekansını
kıyaslamak istersek; FM radyo istasyonları 88 ile 108 Mhz arasında yayın yaparlar, L1 ise
1575,42 Mhz'i kullanır. Ayrıca GPS'in uydu sinyalleri çok düşük güçtedirler. FM radyo
sinyalleri 100.000 Watt gücünde iken L1 sinyali 20–50 watt arasındadır. Bu yüzden GPS
uydularından temiz sinyal alabilmek için açık bir görüş alanı gereklidir.

Her uydu yerdeki alıcının sinyalleri tanımlamasını sağlayan iki adet özel pseudo-
random (şifrelenmiş rastgele kod) kodu yayınlar. Bunlar korumalı (Protected P code) kod ve
Coarse/Acquisition (C/A code) kodudur. P kodu karıştırılarak sivil izinsiz kullanımı
engellenir, bu olaya Anti Spoofing adı verilir. P koduna verilen başka bir isim de "P (Y)" ya da sadece "Y" kodudur.

Bu sinyallerin ana amacı yerdeki alıcının, sinyalin geliş süresini ölçerek, uyduya olan
mesafesini hesaplamayı mümkün kılmasıdır. Uyduya olan mesafe, sinyalin geliş süresi ile
hızının çarpımına eşittir. Sinyallerin kabul edilen hızı ışık hızıdır. Gelen bu sinyal, uydunun yörünge bilgileri ve saat bilgisi, genel sistem durum bilgisi ve ionosferik gecikme bilgisini içerir. Uydu sinyalleri çok güvenilir atom saatleri kullanılarak zamanlanır.

Kontrol bölümü, GPS uydularını sürekli izleyerek, doğru yörünge ve zaman bilgilerini
sağlar. Dünya üzerinde 5 adet kontrol istasyonu bulunmaktadır. Bunlardan dördü insansız,
biri insanlı ana kontrol merkezidir. İnsansız kontrol merkezleri, topladıkları bilgileri ana merkeze yollarlar. Ana merkezde bu bilgiler değerlendirilerek gerekli düzeltmeler uydulara bildirilir.