Üç tarafı birbirinden farklı ekolojik ve hidrolojik yapıya sahip denizlerle çevrili olan ülkemiz; küresel ısınmadan en fazla etkilenecek ülkelerin başında gelmektedir. Dolayısıyla bu etkinin yaratacağı değişimler başta Karadeniz’in hamsisini gelecek 15-20 yılda yok edecektir. Zira; denizlerimiz bir taraftan Cebelitarık Boğazı ile Atlas Okyanus’unun, diğer taraftan Süveyş Kanalı ile Hint Okyanusu’nun etkisi altındadır. Halen Akdeniz’de bulunduğu bilinen 650 balık türünden 300 tanesi Kızıl Deniz kökenli olup, 56 farklı familyadan 90 tanesinin havzanın yeni müdavimlerinden olduğu tespit edilmiştir. Bunlardan 59 türünün de Süveyş Kanalı yoluyla Akdeniz’e girdiği anlaşılmıştır. Ülkemiz sularında tespit edilen Hint okyanusu kökenli balıkların sayısı şimdiden 30’un üzerindedir. Birçok tatil köyünde yenilen bu renkli balıklar geleneksel tatları aratmakta, çoğu kez kimse yediği balığın Hint okyanusunun sıcak sularından geldiğini ve ne olduğunu bilmemektedir.

KARADENİZ’İN AKDENİZLEŞMESİ

Bütün bu türlerin Doğu Akdeniz’e girmeleri ve koloni oluşturup yerli türlerle alan rekabeti yapmalarının ana nedenlerinden biri; Akdeniz’deki su sıcaklığının artışı ve bunun sonucunda da Akdeniz’de görülen tropikalleşme belirtileri ve bu tropikalizasyonun da bütün havzayı etkilemesidir. Daha şimdiden, tropikal türlerden olan ve katil yosun olarak bilinen Caulerpa Taxifolia türü yosun ile birçok balık havzada başarılı bir şekilde gelişmekte, hatta alan kazanmaktadır. Küresel ısınma arttıkça Karadeniz’in Akdenizleşmesi süreci hızlanmaktadır. Bilindiği gibi, Akdeniz -Karadeniz bağlantısı son 6.000 yılda tekrar sağlanmış ve Akdeniz kökenli türler bu denize girmişlerdir. Bu dönemde bu günkünün aksine Akdeniz’in su seviyesi daha yüksekti. Akdeniz’den Karadeniz’e geçen türlerin temel özelliği yüksek tuzluluk ve sıcak sularda yaşamasıdır. Örneğin Mıgrı, Baraküda, Peygamber balığı gibi balık türlerinin bu denize girmesi termofilik türlerin dağılımının genişlemesi ve bununda sebebinin havzanın su sıcaklığındaki yükselmeyle ilişkilendirilmektedir. Karadeniz’in Akdenizleşmesinin hızlanması birçok yeni türün bu denize girmesi ve besin zincirini değiştirmesi olasıdır. Örneğin Hamsi ve Çaça gibi balıklar planktonlarla beslenerek daha fazla organik maddenin dipte çökmesi yani H2S oluşmasına engel olur. Bu sisteme yeni giren balıklar bu dengeyi bozarsa H2S tabakasının yükselmesi kaçınılmaz olabilir. Bu haliyle Akdeniz ve Karadeniz arasında biyolojik koridor, barier ve aklimizasyon görevi gören Türk boğazlar sisteminin bu görevlerinden aklimizasyonun yerini adaptasyonun alacağını söylemek mümkündür. Çünkü Akdeniz’den Karadeniz’e çıkan yüksek tuzluluklu ve sıcak alt akıntı ile Karadeniz’den gelen daha hafif ve az yoğun bir üst akıntı deniz canlılarının dağılımını ve göçlerini düzenlemektedir. Deniz suyu sıcaklığının artışı Termofilik balık türlerinin Karadeniz’e geçişleri ve girişlerini etkileyeceğinden bu yeni bir lesepsiyen göçe benzetilmektedir. Kaldı ki Akdeniz’in aksine Karadeniz’de bunu önleyebilecek deniz çayırları v.s de yoktur. Dolayısıyla Karadeniz biyolojik istilaya açık olup, bu durum av kompozisyonu ve balık türlerini de değiştirerek artırıp, aynı zamanda avlanan balık miktarını ve çeşidini de değiştirecektir. Bu ise yüzyıllardır geleneksel hale gelmiş Karadeniz balıkçılığının değişime uğraması yani hamsinin yok olması demektir.

HAMSİ’NİN KADERİ NE OLACAK

Ancak, küresel ısınma Karadeniz’de en fazla H2S tabakasının değişmesi ve yükselmesiyle fark edilmekte, çünkü Akdeniz’den gelen sular daha sıcak olacak, Karadeniz’de bu dengeyi sağlayan tatlı su girdisiyse sıcaklık artışıyla hem azalacak hem de sıcaklık ve yoğunluk ara tabakası yükselecektir. Bu tabakanın yükselmesi ise zaten hacimsel olarak sadece % 7'lik bir alanı deniz canlılarının beslenme ve üremelerine uygun olan alanın Karadeniz’de ki söz konusu alanın daha da azalması demektir. Karadeniz’deki deniz suyu seviyesinin yükselmesi veya su sıcaklığının artışı soğuk su seven hamsi, mersin balığı ve alabalık başta olmak üzere birçok balık türünü de olumsuz etkileyecektir. Küresel ısınmaya bağlı olarak Karadeniz’in ısınması ve dolayısıyla, değişen atmosferik ritm nedeniyle de yağış rejiminin değişmesi sonucu, denize ani besleyici yüklerin girmesine ve bunların mevsimsel plankton patlamalarına dönüşmesine neden olacaktır. Sorun günümüzde yaşandığı gibi tüketiminden fazla gelişen planktonik organik maddelerin dibe yığılması ve bunların denizel sülfatları kullanarak parçalanmaları ve deniz ortamında sülfatların sülfürlere indirgenmesiyle canlı yaşamın dar bir kuşağa hapsedilmesidir. Küresel ısınma denizlerde yapılan balık yetiştiriciliği için tehlikelidir. Çünkü su sıcaklıklarının artması özellikle yazın daha fazla hastalık demektir. Bunun için üretimde daha fazla aşı ve kimyasal madde kullanma zorunluluğu ortaya çıkacaktır.



Kaynak