Bülent Bey öncelikle Fistan Kahvaltı Sohbeti söyleşisi davetimizi kabul ettiğiniz için size teşekkür ediyoruz. Sizi, tüm okurlarımız daha iyi tanıması açısından kısaca özgeçmişinizle söyleşimize başlamak istiyoruz.
—1946 İskenderun doğumluyum. Babam devlet memuru olduğu için sürekli şekilde şehirleri gezdik. 1960 yılında Mersin’e yerleştik. Bende Mersin’de İmisk firmasında işe başladım. 1997 yılında Ciner Grubu Hopa Limanını 30 yıllığına Denizcilik İşletmelerinden kiraladığında Ciner Grubu ile % 40 hissedarı olan İmisk firması olarak ben Hopa ilçesinde genel müdür olarak göreve başladım ve 1997 Temmuz ayından beri de Hopa ilçesinde bulunuyorum.
Sizlere de çok teşekkür ediyorum. Fistan Kahvaltı Sohbetlerini gazetelerinizden takip ediyorum. Bu zamana kadar yapmış olduğunuz söyleşilerinizle yaptığınız işin ciddiyeti ve söyleşileriniz ne kadar önemli bir yer teşkil ettiğini görülmektedir. Umarım bizim yapacağımız söyleşide Hopa’nın, bölgenin ve de Türkiye açısından ilerisi için bir ışık tutacaktır.

Genel Müdürüm, şimdi de Hopa Limanın tarihçesini kısaca alalım. Ve de liman şu an ne durumda Türk ekonomisine ne gibi katkıları var. Siz şirket olarak umduğunuzu bulabildiniz mi?
—Hopa Limanı 1964 yılında yapımına başlanılmış.1973 yılında tamamlanıp Türkiye Denizcilik İşletmeleri tarafından hizmete açılmış. 1970’li yıllarda limandan yurt dışına hamsi ihracatı yapılırmış.80’lı yıllarda da İran’a başlayan transit taşımacılıkla parlak dönem yaşamış.1988 yılında Sarp kapısı açıldıktan sonra BDT ülkeleri, Orta Asya ve Türkiye Cumhuriyetlerine başlayan ticarette yerini almak istemişse de deniz yolunu tercih edilmediği için fazla başarı gelmemiş.Hopa Limanı 1997 yılında özelleştirilip Park Grubuna geçtikten sonra Hopa Limanının daha aktif halinde ve ihtiyaca en işi şekilde cevap verebilmesi için büyük çalışmalar ve yatırımlar yaptık.Limanın kapasitesini artırdık. Doğu Karadeniz’in en büyük limanı haline getirdik. Tam donanımlı olup kapalı alanlarımızı büyüttük.18 bin 500m² kapalı alanımız var. Yılda 3 milyon ton yük işlenebilen bir liman olmasına karşın 300-400 bin ton yükle %10-15 kapasite ile çalışıyoruz. Diyorum ki umduğumu bulamadık. 97-98 yılında ortaasyadan pamuk getirdik. Türkiye’deki sayılı firmalar ham pamuk ithal edip Türkiye’den işlenip tekrar dışarıya satıyorlardı. Biz nakliye işini yapıyorduk. 2 yılda 150 bin ton pamuk getirdik. Dönemin hükümeti tarafından %25 giriş fonu, % 25 çıkış fonu uygulamasına başlandığı için Türkiye’deki iplik fabrikalarının % 70 kapandı. Daha sonrada Çin devletinin piyasaya girmesiyle iplik sektörüne ve pamuğa ihtiyaç kalmadı. O yıllarda Hopa serbest bölgesini gündeme getirdik ve Trabzon ve Rize serbest bölgelerinden dolayı olmaz denildi. Halen iddia ediyorum hem Trabzon’dan hem de Rize’den 3-5 misli daha fazla çalışır, Hopa serbest bölgesi. Bikere devlet Hopa’ya mutlaka yatırım yapması gerek. Ama nafile serbest bölge için girişim yaptık sonuç olumsuz oldu.

Serbest bölge konusunu biraz daha açalım. Hopa’ya neden serbest bölge yapılmadı? Hopa’yı serbest bölge yapmak için şartlar uygunmuydu?
—Hopa için serbest bölge gündeme geldiğinde biz firma olarak harekete geçtik. Limanımız serbest bölge için çok müsaittir. Balıkçıların konuşlandığı alan fazlasıyla beraber yeterdi. 120 bin m² alanda serbest bölge yapacaktık. Devlet Trabzon ve Rize’de serbest bölge yapınca Hopa Limanını uygun görmediler. Oysa serbest bölge için en iyi Hopa’dır. Niçin Hopa’dır bunu irdelemek gerek. Bi kere Hopa bir sınır ilçesi, kapı burda limanı var. Sanayisi bakımından ileri derecede. Ekonomik imkânları var. BDT ülkelerine ve uzakdoğu ülkelerine açılan bir yol güzergahında olması ticari hacmini dahada gelişmesine neden olacaktı. Biz hatta Liman-Batum arasında demiryolu ray sistemini yapmayı bile düşündük. Pamuk sıkıntısı olunca projeden vazgeçtik.

Genel müdürüm, Hopa Limanı serbest bölgeden vazgeçildi. Ama kendi işlevini yürütmek durumunda. Şu an iş potansiyeliniz ne durumda. Personel durumunuzun mevcudu nedir? Diyelim ki komşu ülkelere aniden bir iş açılırsa Hopa Limanı olarak ihtiyaca cevap verebilecek durumda mısınız?
—Hopa Limanını 53 kişi ile devr aldık. Şu an 79 kişi çalışıyor. Gönül isterdi ki 300 kişi çalışsın. Ama olmuyor işte. Elbetteki iş sahamız genişlerse yükleme ve boşaltma kapasitemiz artarsa işçi sayısında da artış olur. Arkadaşlar çok samimi bir şekilde bu sorunuz cevap vereyim. Biz Hopalı Liman İşletmesi olarak hazır kıta durumundayız. Tam teşekküle ve tam donanımlı olarak hazır durumda bekliyoruz. İnanın yarın yeni iş sahası açılsın, komşu ülkelere ihracat başlasın biz yük akımına hazırız. Gerek personel, gerek makine parkı ve ekipmanlarımız her şey hazır kıta bekliyor.

Genel müdürüm, liman ile ilgili konuşmaya devam edersek, yine limanı ilgilendirecek diğer bir soru geldi. Ermenistan kapısının açılması gündemde. Eğer Ermenistan kapısı açılırsa Hopa Limanı olumlu yönden ne derece etki yapar?
—Ermenistan açılımı ile ilgili en çok olumlu etkilenecek olan Hopa, Kars ve Iğdır’dır. Eğer Ermenistan kapısı açılırsa Hopa Limanı olarak beklentimiz elbetteki var. Ancak Ermenistan’ın yıllık 4- 4,5 milyon dolar civarında ticari hacmi var. Fazla büyük payı yok. Ancak liman olarak 40-50 bin ton bizden mal gitse yinede iyi sayılır.

Hopa Limanında birçok depo yaptınız. Bu depolar boş mu duruyor? Hopa Limanı sadece ekonomi alanda sağladığı yaralardan öte turizme sektörüne de geçmiş yıllarca ev sahipliği yaparak limanımıza yatlar gelmişti. Artık neden gelmiyor.
—Depolarımız pamuk ithalatı döneminde yapıldı. Şu an hepsi boş değil. Bir depomuz GAP İnşaat Ahmet Çalık tarafından kiralanmış ve orada yurt dışından getirmiş olduğu iş makineleri bulunmaktadır. İkinci bir depomuz da ismini şu an veremeyeceğim bir firma tarafından tutularak ticari faaliyete geçirmek için hazırlık yapılıyor. Denizin kenarı Hopa’ya yasak edilmiş. Hopa’da balıkçı barınağı yok

TMO bir tek gemi aktarımı yapılmış ve ne yerel ne de transit yatırıma uygun değil. Şu an TDİ ait ve şu an hiçbir iş yapılmamasına rağmen boş yere yılda 220 bin dolar kira veriliyor. Bir dönem un fabrikası limana getirilerek ihraç kaydıyla buğday getirip orada un olarak ihraç edelim dedik, olmadı. Depoları bölmelerle mağaza yapalım. Gümrüksüz Batum’dan gemiyle ücretsiz insanları taşıyalım dedik, o da olmadı.
Turizm de ise Kayra (Karadeniz ülkeleri Yat Rallisi) 2 yıl sürdü ve bitti. Karadeniz ülkelerinin tamamının katılımıyla yapılan bir yat turizmiydi. Ataköy marina düzenliyor ve Cumhurbaşkanı Süleyman Demirel destekliyordu. Artık yapılmıyor.

İlimizle ilgili master planı konusunda neler yapılabilir, sizin bakış açınız nedir?
—Bir şehrin sosyal yapısına ayak uyduramazsan o şehirde yaşayamazsınız.
Kurumlar planlarını yapacaksa formaliteden uzak, konusunda uzman kişilerin çalışmalarına destek olunmalı. İl genel meclisi oturup bir plan çıkaracak, yapalım demek için değil, yapana nasıl yardımcı olunacağı şeklinde çaba sarf etmeli.
Artvin arazisi kırık olduğu için sanayi düşünemezsin, burada turizm ve eğitimle birlikte bir sektörü oluşturulmalı, hatta devlet özel üniversitelere yer verip, kredi vermeli. Kıbrıs modeli gibi üniversite kenti olabiliriz. Bunun önünü devletimiz açar ve buralar öğrenci kenti haline dönüşür. Yalnız burada öğrencileri rant unsuru olarak görmemek gerekir. Yoksa yapılacak olan çalışma amacına ulaşmaz. İlk etapta hedeflenen öğrenci sayısına ulaşabilmek için kent insanı özveride bulunmak zorundadır.

Hopa Türkiye için önemli bir yer midir?
—Evet, devlet bunu kabul edecek ve ona göre yatırımlar yapacak. Okullar yapılıyor, bahçeler ve spor salonları da yok. Salon sporlarına müthiş kabiliyet varken salonsuzluk engel oluyor. Tabiî ki siyasilerimiz de kenti düşünecekler.

Ben İstanbul’a gittiğimde Hopa’nın kıymetini bilin diyorum. Havası bitki örtüsü o güzel Akdeniz bitki örtüsünü bile burada görüyorsunuz. İklimi iyi, kışın dondurucu soğuğu yok şanslısınız
Tek şanssızlığınız asırlardan beri inşaat alanında ahşap kullanılmış. Bu bölgede bu nedenle tarihi eser yok. Taş ve mermer kullanılmayınca tarihi kalıntı kalmamış. Turizmde Artvin’in şansı var. Hopa sadece konaklamada şanslı, cankurtaran değil can alan dağı var. Tünel yapılırsa gerçek cankurtaran olacak.

Genel -Müdürüm birazda Hopaspor’u konuşalım. Bir dönem Hopaspor Kulüp Başkanlığını yaptınız. Ve şimdi Hopaspor’un yerlerinde yeller esiyor. Bu konuda neler söyleyeceksin?
—Hep dertlerden bahsettik bütün dünyada profesyonel spor ile şehrin ekonomik dengesiyle orantılı olarak gelişir. Ben Hopa’da hiç kimseyi suçlamıyor kimseye de olumsuz bir şey demiyorum. Bugün 3 büyükler bile vergi ödeyemezken, bir parça Hopaspor’dan bile vergi alınıyor. Artık, Hopaspor’a yöneticilik yapacak isim bile bulunamaz. 2002’den sonraki borçlardan çıkan bir icra süreci oluşmuş, o dönemden önceki borcumuzu ödemiştik.
O dönemde Hopaspor’un eski binasının bulunduğu yere yeniden 25 milyar harcadık, 8 katlı bir binanın temelini attık. Halk Bankası’dan Hasan Topaloğlu ‘binanın zemin ve birinci katına yıllık 60 milyar, 5 yıllık peşin ödeyelim gerisini siz yapın’ dedi. O esnada Ticaret Odası bu bankayla anlaştı ve Hopaspor’un o projesi heba edildi. Oradaki yer Hopa Belediyesinin, inşaat ve inşaat ruhsatı Hopaspor’undur.

Genel Müdürüm, sizin kültür ve sanat alanında faaliyetleriniz var. Bu konu ile ilgili okuyucularımızla neler paylaşmak istersiniz?
—Profesyonel olarak fotoğraf çekiyorum 1965 yılında Rus gemileri gübre getiriyorlardı, Zenit makine almıştım Lüpiterle de fotoğrafçılık yaptım. Resim sergisi sayısını hatırlamıyorum. Kıbrıs’ta 99 yılından beri her 2 yıl da bir yapılan fotoğraf günlerine katılıyorum. Her organizasyonda fotoğrafçılar değişir ama ben sürekli katılımcılarındanım. Bu yıl Kıbrıs’ta 4-7 Kasım’da Beyoğlu’nu konu alan bir dia gösterisi yapacağım.

Sergiler bir proje üzerine yapılır. Sergilerde konu bütünlüğü olması gerek. Aşure sergiler olmamalı. Karma sergilerde bile konu olur. Artvin’in ekolojisi dersin, mimarisi dersin ama bir bütünlük olur. Bazen tam senlik bir görüntü derler bana, o zaman eğer sen gördüysen benlik değil derim. Artık fotoğrafta ben görmek istediğimi oluştururum, görüleni değil. Fotoğraf artık belge değildir. Fotoğraflarım ABD, Almanya ve Japonya’ya gitmiştir.

Genel Müdürüm Hopa Festivalinin ilk kurucularındasınız nasıl oluşum oldu?
—İlk geldiğimiz yıl 1 Temmuz Denizcilik Bayramı kutlanmıştı. 98 yılında 1 Temmuz’u güzel bir şekilde kutlayalım dedik. O yıl sportif etkinliklerde ekleyerek yaptık Denizcilik Bayramını. O dönemin belediye başkanıyla görüştüm şu festivali yapalım dedim, olmadı. Fakat ilçe Kaymakamının öncülüğünde 2000 yılında 1. Hopa Kültür Sanat Ve Deniz Festivalini yapmaya karar verdik. İlk olarak festivalimizi 1-5 Temmuz’da yaptık. Artık Hopa Festivali 1-5 Temmuz’da ve sabit olacaktı. Her nedense sonradan tarihleri değiştirildi. Ancak Hopa Festivali her yıl aynı tarihte ve her gelen yerel yönetim tarafından mutlaka organize edilmeli ve formatı değişmemeli. Kültürü, sanatı, sporu ve bunun yanında denizi ve turizmi her zaman ön planda tutulmalı diyorum.

Bülent Bey bu kadar işinizi altında boş zaman bulabiliyor musunuz? Değişik hobileriniz var mı?
—Şartlar ne olursa olsun kitap okumadan uyuyamam. Ayrıca Liman’da bir hayvanat bahçesi yaptım. Çocuklara hayvan sevgisini aşılamak için, gelsin görsünler hayvanları vurmasınlar dedim. İğneada ve Hopa göçmen kuşlarının geçtiği yerlerdir. Avcılar, hayvanları öldürmeyle, vurma egolarını tatmin ediyorlar. Üreterek, tüketilebilen avcılığa karşı değilim. Zevkine dağın başına çıkıp avlanmak bana göre yanlış. Çok kurumuş kuş fotoğrafları çektim. Eninde sonunda zevkin için bir canlıya zarar veriyorsan, ben ona karşıyım.

Genel Müdürüm. Gerek ilçemizin gerekse ilimizin çeşitli alanlarda faaliyet gösteren kurum ve kuruluşlara destekleriniz oluyor. Bunlardan bahseder misiniz?
—Kurumumuz ve grubumuzun almış olduğu kararlar neticesinde gerek ilçemize gerek ilimize ve gerekse komşu illerimize hatta komşu ülkemize bile çeşitli yardımlar yapılmaktadır. Genelde eğitim alanında yardımlarımız oluyor. Ciner Grubu olarak her yıl Türkiye genelinde bir okul yapıyoruz. Sportif ve folklorik gruplara da bütçemiz elverdiği kadarıyla katkılarımız oluyor. Yalnız şirketimizin de bağlı olduğu Ciner Grubu son almış olduğu kararlar neticesinde bu tür yardımları şirketler bünyesinde ayrı ayrı değil, grup bünyesinden merkezden yapılma kararı almıştır. Hatta Artvin Çoruh Üniversitesine bağlı olarak Hopa ilçemizde yapılması planlanan meslek yüksek okulu ve fakülte binasının yapımını grubumuz başkanı Turgay Ciner tarafından üstlendiği söyleniyor. O tür konular bizlere yanı alt şirketlere intikal etmez. Grup bünyesinde karar alınır ve uygulanır.

Genel Müdürüm, Hopa olarak Batum ile komşuyuz. Siz Batum’a işiniz gereği sık sık gidiyorsunuz. Karşılıklı olarak ne gibi faaliyetlerde bulunulabilir. Hopa sanatsal ve kültürel anlamda hatta bizler basın mensupları olarak Batum’daki basın mensupları ile tanışıp yayıncılık anlamda karşılıklı destek konusunda bir köprü bile oluşturamadık. Buda bizim eksiğimiz diyelim. Neler yapılabilir?
-Elbetteki konuşmalarımız içinde bu konu de önemli bir yer teşkil ediyor. Hakikaten Hopa ilçemize geçmişten beri sanatsal ve kültürel anlamda hiç el atılmamış. Yeterli kapasitede Kültür salonu yok. Spor salonu yok, tiyatro ve opera yapılacak salon yok. Bakın 3 ay önce Hopa’da uluslararası sinema film günlere yapıldı. Salon olmadığından film gösterileri Liman içinde hangarda yapıldı. Bunlar eksik olan şeyler. Niye Hopa’nın 2 bin kişilik salonu yok. Batum’a baktığında insanlar birçok şeyleri yıllar önce aşmışlar. Sanata ve kültüre büyük değer veriyorlar. Sizin ile ilgili konuya gelince elbetteki sizlerde Batum’daki medya mensuplarıyla tanışıp iyi ilişkiler kurmanız gerekiyor. Hopa ile Batum arasında kültürel anlamda bir köprü mutlaka oluşturulmalı diyorum.

Genel Müdürüm Fistan Kahvaltı Sohbetine katılıp yapmış olduğumuz söyleşi için tekrar teşekkür ediyoruz, görevinizde başarıların devamını diliyoruz.
Bende sizlere teşekkür ediyorum. Bundan sonraki çalışmalarınızda başarılar dilerim. Yörede çok önemli bir faaliyeti sürdürüyorsunuz. Bu hususta çabanızı ve çalışmalarınızı takip ediyorum. Bilinçli ve sorumlu yayıncılık anlayışınızın devamını ve kalıcılığını diliyorum.