HOROZBİNA

Perciformes Blennidae

Blennius pavo








HOROZBİNA

Perciformes Blennidae

Blennius pavo




Sıcak ve ılıman denizlerin sahil bölgelerinde yaşayan horozbinalar Blennidae familyasındandır. Eti yenmediği, ticari değeri olmadığı ve av balığı olarak görülmediği için pek çok türü olduğu halde balıkçılar tarafından her türüne ayrı bir özel isim verilmemiş ve hepsi bir kalemde toplanıp horozbina diye adlandırılmıştır.

Sularımızda yaşayan 10 un üzerinde horozbina türünün bilimsel adları şunlardır:
Blennius ocelaris, Blennius pavo, Blennius gattorugine, Blennius tentacularis, Blennius sanguinolentus, Blennius sphinx, Blennius galerita, Btennius trigloides, Blennius ponticus, Blennius kııipowitsch.

Horozbinalar genel olarak küçük balıklardır. Boyları 3.5 - 5cm. ile 17 cm. arasında değişir. 30 cm. olanlarına rastlanır. Diplerde, taş oyuklarında yuva kurup yaşarlar. Renkleri de çevrelerinin rengine ayar. Koyu yeşil, koyu kahverengi ve siyahımsı renklerde olurlar. Gövdesinin belirli yerlerinde çizgiler ve hareler bulunur. Karın kısımları daha açık renktir. Gövdeleri koni şeklinde olup kafalarının yanları yassıca, göğsü çıkıntılı, anüsten kuyruğa kadar uzayan bölüm yassıdır. Gelişmiş yüzgeçlere sahip olmasına rağmen horozbinalar hareketsiz, dipte yatan balıklardır. Sırt yüzgeçleri ensesinden başlar, kuyruk yüzgecine kadar uzar. Anüs yüzgeci de anüsünden kuyruk yüzgecine kadar devam eder. Göğüs yüzgeçleri normal gelişmiş olup, karın yüzgeci önde ve küçüktür. Horozbinanın kafası gövdesine oranla iridir. Bazı türlerinin kafalarının üzerinde veya gözlerinin yanında anten biçiminde uzuvlar bulunur. Ağzı küçük, dudakları kalındır. Çok kuvvetli çenelere sahip olan horozbinaların keskin ve batıcı dişleri vardır.

Tesadüfen oltaya geldiğinde iğne çıkarılırken parmağı kaparsa insanın canını yakar. Ancak zehirli ve vuran bir balık değildir.

Gözleri kafasının üstünde ve ön tarafındadır. Balığın özelliklerinden biri de, gözlerini birbirine bağlı olmadan, istediği yöne döndürebilmesidir. Bir diğer özelliği de derisinde pul bulunmaması ve cildinin sümük gibi kaygan bir maddeyle kaplı olmasıdır. Bu da balığın elle tutulmasını engeller.

Horozbinalar altı-yedi yıllık bir ömre sahiptirler. Ekonomik bir değeri olmadığı halde davranışları ve yaşayışı açısından özellikleri olan bir balıktır.

Horozbinalar ikinci yaşlarından sonra nesil yetiştirmeye başlarlar. Üremeleri ilkbahar ortasından yaz sonuna kadar devam eder. Döktükleri yumurta sayısı diğer balıklar kadar çok değildir. Horozbinaların dişileri genellikle yumurtlar. Yalnız bir türü yavrularını canlı doğurur. Bu tür “doğurgan horozbina” diye tanınır.

Yumurtalar ovaldir veya armut biçimindedir. Dişi balık, bunları boş yumuşakça kabuklannın, dipte yatan şişelerin ya da kayalardaki yarıkların içine bırakır. Dişi, yumurtaları bu tür yer veya cisimlerin yüzeyine yapıştırır. Ondan sonra erkek balık bunların başında bekler. Nadiren bu işi erkek ve dişi balık birlikte yaparlar.
Görev genellikle erkek balığındır. Kuyruğunu sallayarak yumurtaların etrafında bir su akımı oluşturur. Böylece onların gerekli oksijeni almalarını sağlar. Horozbina, deniz çekildiği vakit ve özellikle üreme mevsiminde üzeri örtülü olduğu zamankinden daha savunmasız bir durumdadır. Martılara ve su sıçanlarına kolaylıkla yem olabilir. Ancak bazı cinsler renklerini fevkalade iyi kamufle edebilirler. Horozbina taşların veya yosunların altına gizlenerek her med-cezir süresinden sağ çıkmayı başarır. Bazıları bu işi daha da ileriye götürür ve oldukça uzun süre sudan çıkarlar.

Genellikle bu balıkların rekabetten kurtulmak için, denizden çıkma isteğine ya da içgüdüsüne uyduğu söylenir. Ama buna genişlemiş bir tiroid bezinin neden olduğu da anlaşılmaktadır.

Horozbina gibi iki yaşayışlı bir hayvan halini alabilecek balıklarda, iri bir tiroid bezi mevcuttur. Buna karşılık horozbinaların diğer türleri de normal olarak tüm yaşamlarını suda geçirip, solungaçlarıyla solunum yaparlar.

Horozbinaların doğal çevrelerinde neler yedikleri hakkında bilgi az olmasına rağmen etobur oldukları, solucanları ve yüzeyin yakınında dolaşan kabukluları yedikleri bilinmektedir.

Horozbinalar dövüşken balıklardır. Zamanlarının çoğunu birbirlerini kovalayarak geçirirler. Her biri bir kaya veya taşın altına bir sığınak kazar. Lastik gibi gövdesini kıvırıp bükerek kumları oyar. Böylece birkaç çukur açabilir. Sonra da beslenmek için bir dışarı çıkıp, bir yuvasına kaçar. Horozbina “yuva alanı” diye tanımlayabileceğimiz bir sahada dolaşır. Kendine göre bir uzaklık ölçüsü vardır. Başka bir horozbina yuva alanına yaklaşır veya girerse bundan endişelenir.
Bu durumda horozbinalardan biri üstünlük sağlar, diğeri ise boyun eğer. Önce birbirlerine yaklaşarak kavgaya başlarlar. Tos atarcasına hücum edip ısırırlar ya da güç gösterisi için yüzgeçlerini kaldırırlar. Her zaman olduğu gibi kuvvetli galip gelir. Zayıf olan da boyun eğerek geriler. Aynı şekilde zayıf bir horozbina bir sığınaktayken güçlü biri buraya girebilir. 0 zaman aciz olan sığınaktan çıkar. Zayıf olan kuvvetlinin yuvasına girdiği zaman da durum tersine döner. Kuvvetli olan yuvasına gireni dışarı atar. Yavrularda bile görülebilen bu toplumsal düzen daha çok balığın iriliğine göredir. İki horozbinanın boyları birbirine ne kadar yakınsa, kavga çıkması ihtimali de o kadar artar. Kavga sırasında biri diğerini ısırıp yüzeyde kalan yaralar açar. Horozbinanın kanı pıhtı halinde ve koyu kırmızıdır.

kaynak