Sayfa 1/2 12 SonSon
16 sonuçtan 1 ile 10 arası

Konu: İçinden okyanus geçen İstanbul, lüfere hasret kalmasın!

  1. #1
    ___BALIKCI FORUM___ aFaLa - ait Kullanıcı Resmi (Avatar)
    Üyelik tarihi
    Feb 2008
    Yaş
    56
    Mesajlar
    12.942
    Tecrübe Puanı
    2443

    Standart İçinden okyanus geçen İstanbul, lüfere hasret kalmasın!



    Şimdi ise sürdürülebilir kalkınma, iklim değişimi, Kyoto, vb. diye diye vahşice yok ediliyor.

    İstanbul her mevsim başka balığı olan, içinden kocaman okyanus geçen bir şehir olarak bilinirdi. Bu okyanus, bir gün lüfer, başka bir gün istavrit veya hamsi gibi nimet ve rızık verirdi. Onun için ilk çağlardan beri İstanbul’un balıkları bir çok yazarın dikkatini çekmişti. Örneğin P. Gyllius, “Marsilya, Venedik ve Taranto balıklarıyla meşhurdur, fakat İstanbul, bolluğu bakımından bu şehirleri geride bırakır. Liman iki denizden gelen pek çok miktarda balıkla doludur. Balık sürüleri yalnız Boğaziçi’nden değil, Kadıköy tarafından da limana doğru akın eder. Balık denizde o kadar boldur ki, çok defa sahilden elle tutulabilir. Kadınlar, pencereden sarkıttıkları sepetlerle balık tutabiliyorlar ve balıkçılar olta ile o kadar çok torik balığı avlıyorlar ki, bunlar bütün Yunanistan’a ve Asya ile Avrupa’nın büyük bir kısmına yeterlidir” diyor.

    ÜNLÜ LÜFER AVCILARI

    İstanbul, lüferle özleşmiştir adeta. Osmanlı döneminin bir çok ünlü şahsiyetinin lüfer balığı avcılığı yaptığı bilinir. Sultan Abdülaziz’in başmabeyincilerinden Nevres Paşa, Ahmet Rasim Bey, Recaizade Ekrem Bey, Ahmet Rasim, Saip Molla, Abraham Paşa, Sait Halim Paşa bunlara örnektir. Lüfer av partileri de dönemin vazgeçilmez merakları arasındaydı. Zaten eski İstanbullular sadece lüfere balık derlerdi. Osmanlı padişahları da bu balığa düşkündü. Sultan Aziz, geceleri Boğaz’da kayıkla lüfere çıkardı. Osmanlı döneminde bu balığın Boğaz’dan geçişleri ve üremesi sırasında gemi trafiği durdurulurdu. Kaçak lüfer avlayan balıkçılara verilen ceza ile ilgili bilgiler de devlet arşivelerindedir.
    Ama günümüzde İstanbullu uskumruyu , Boğaz’ın gerçek kraliçesi lüferi, balık dünyasının şovalyelerinden kılıçı, Boğaz sahilerindeki çiroz sergilerini neredeyse unuttu. İstanbul ve İstanbul halkı için önemli olan uskumru, kılıç, orkinos, mersin ve kalkan, günümüzde tamamen ortadan kayboldu ve nesli azalan türler listesine girdi. Öyle ki Beykoz’un meşhur kalkan balığı bitti. Gece yalılara vuran orkinoslardan haber yok. Haliç’i dolduran ve adına sikkeler yapılan palamut eser miktarda çıkmakta. Beykoz önlerinde yapılan kılıç balığı avcılığını hatırlayan kalmadı. Şimdilik kraça istavrit ile idare ediyoruz.

    ÇİNEKOP KATLİAMI

    Yani Lale Devri gibi, İstanbul’da “lüfer/kofana devri ” de bitti. Üstelik bu yetmemiş gibi şimdi lüfer balığının adeta gençliği olan 11-15 cm’lik çinekoplar da yok ediliyor. Oysa bu tam bir katliam! 1991 yılında 20 cm olan boy yasağı, 1999 yılında fiilen ve 2010 yılında da resmen 14 cm’ye indi. Böylece, 2002 yılında 25 bin ton olan üretim, 2007 yılında 7 bin tona düştü. Bu şekilde çinekop avlanınca gelecek yıllar lüfer de olmayacak. Ve bu katliamı önlemeye başta Tarım Bakanlığı olmak üzere artık hiç kimsenin gücü yetmiyor!..
    Türk Deniz Araştırmları Vakfı (TÜDAV), yetkililerin buna izin vermemesi için yıllardır çaba gösteriyor. En son, “Fikir Sahibi Damaklar” grubuyla “İstanbul Lüfere Hasret Kalmasın” adıyla bir kampanya başlattılar. Amaç, genç yaşta ve hiç yumurta vermeden avlanan 14 cm’lik çinekopların avlanmasını yasaklatmak. Avlanma boyu 20 cm olmalı yani, yavru balıklar en az bir kez yumurta verdikten sonra avlanmalı.
    Evet, İstanbullu her sabah iki denizin taşıdığı suyun üstünde işe gitmekte ve ucuz balık bulursa da mutlu olmakta. Ama yolunuz Kumkapı’daki balık haline düşer ve “Lüfer var mı? diye soracak olursanız, alacağınız cevap “Abi lüfer için adam vuruyorlar”dır! Onun için kaçak ve yavru balık satın almayarak, İstanbul’un kraliçesi Lüferi tanıyarak, değer vererek, koruyarak ve gelecek kuşaklara bırakArak insanlık görevimizi yerine getirelim. Ahmet Rasim, “Lüfer sözünü duyup da dönüp bakmayanı İstanbullu farz etmem“ demiş. Benzer bir şekilde, lüfer katliamını durdurmak için elinden geleni yapmayanlar da iyi bir insan, vatandataş, anne, baba, çevreci, devlet adamı, vb, olamaz.
    Kaynak





    Büyük balık küçük balıktan uzun yaşar
    Metabolizması yüksek balık düşük olandan uzun yaşar
    Soğuk sudaki balık sıcak sudakinden uzun yaşar


  2. #2
    __BALIKCI FORuM__ kenane - ait Kullanıcı Resmi (Avatar)
    Üyelik tarihi
    Aug 2009
    Mesajlar
    2.419
    Tecrübe Puanı
    352

    Standart

    Kampanyaya tepkiler:

    Alıntıdır:

    " Kampanya'nın 2 boyutu olduğunu hatırlatmak istiyorum:
    1) Lüfer'in küçük kardeşlerini tüketmeyerek bunları avlayanları bir ölçüde caydırmak.
    Özgür Korsan'ın dediği gibi bu tepki maalesef soruna kesin bir çözüm getirmeyecek.
    2) Tarım Bakanlığı'na imza kampanyası ile baskı yaparak lüferin avlanma alt limitinin 20 cm'e çıkarılması.
    Gerekli denetim ve yaptırımlar uygulansa bile, deniz kirliliği devam ettiği sürece, bu da lüfer (ve diğer deniz canlıları) için kökten bir kurtuluş sayılmayabilir.
    Mustafa Aziz Korsanım'ın haklı olarak dile getirdiği soruya benzer bir çok soru var yaşamımızda:
    - Denize neler atılmıyor ki benim tekneden atacağım sigara izmaritinin lafı mı olur?
    - İstanbul’daki bazı marinalarının deniz suyu öyle kirli ki ve marina yöneticileri de bu konuda öyle duyarsız ki, teknemin pissuyunu denize versem, sintinemi bassam, teknemi bol deterjanlı suyla yıkasam ne farkeder?
    - Teknemin pissu tanklarını kullanmak teknede koku yapıyor, üstelik marinalarımızın çoğunda atıksu toplanmıyor (toplansa da maliyeti var), çoğunluk bu konuda kurallara uymuyor. Ben neden bilmem kaç mil açığa çıkıp kurallara uyma zahmetine katlanayım?
    - Suda çözünüp doğayı kirletmeyen temizlik ve bulaşık deterjanları ve şampuanlar çok pahalı. Ayrıca diğerlerin kadar etkili değil, kokularını sevmiyorum, vb nedenlerim de varken neden bunları alayım? (Ben eşimi, Turmepa’nın bulaşık deterjanını, ofistekileri de Turmepa el sabununu kullanmaya ikna edemedim)
    - Denizlerimizde yaşayan lüferin soyu, kirlilikten ve aşırı avlanmadan dolayı eninde sonunda tükenecek. Ben sağlığımı ve kesemi düşünüp çinekop yemeye devam etsem, ne farkeder? (Ben çinekop tüketmesem, başkası tüketmeye devam edecek nasıl olsa)
    Cevaplar ise kişisel tercihimize ve yaşam koşullarımıza göre değişiyor. Yani herkes, bir ölçüde kendine göre, haklı.
    .



    "Denizlerimize içtiğimiz suya gösterdiğimiz özeni gösterelim."

    Kenan Haydan
    (Tevellüt; Teşrini evvel miladi 1964)
    YENİKÖY-İSTANBUL

    http://www.amazing-animations.com/animations/fish40.gifhttp://img451.imageshack.us/img451/3605/coadmin7nz9.gif


  3. #3
    Vip Üye bnymnblr - ait Kullanıcı Resmi (Avatar)
    Üyelik tarihi
    Feb 2009
    Yaş
    41
    Mesajlar
    1.158
    Tecrübe Puanı
    185

    Standart

    Keşke deniz suyu sıcaklığını gün gün verdikleri gibi Marmara denizinde Deniz suyunun içerdiği kolibasili ve nitrat,fosfat ve metal iyonlarını, yüzdesel miktarını verebilseler. Ne balıklarımızın stokunu, ne de deniz suyunun özellikleri ölçümlenmiyor. Gerçi bitmişliğin neyi ölçülecekse o da ayrı bir konu.
    Bünyamin

  4. #4
    __BALIKCI FORUM__ özgürdeniz - ait Kullanıcı Resmi (Avatar)
    Üyelik tarihi
    Sep 2009
    Yaş
    57
    Mesajlar
    5.203
    Tecrübe Puanı
    0

    Standart

    Bu kadarda kötümser olmayın Bakanlığın bu konuda çalışmaları var.Geçiş süreci her zaman sancılı oluyor ve çözümsüzlük sürüyorsa zaman kazanma amaçlı öteleme uygulanmakta,örnek misina ağlara 1 yıl daha uzatma kararı.Lüferin boyuna getirilecek kısıtlama sanıyormusunuz sadece her fırsatta saldırılan gırgırcıyı etkileyecek,kıyı balıkçısınında elinde "alamana" ve "uzatma" ağları mevcut ve ıskartaya çıkacak.Sorunların çözümü sektörün kendi elinde ve hızla kooperatifleşme,örgütlenme,güçlerin birleştirilmesi gerekli.
    Müfit Çıkrıkçıoğlu
    İstanbul

    KIYI BALIKCISI


  5. #5
    Vip Üye
    Üyelik tarihi
    Dec 2009
    Mesajlar
    272
    Tecrübe Puanı
    39

    Standart

    Tekneden atacağım sigara izmaritinin lafımı olur! Olurmu olmazmı sen karar ver Kenan'cığım. Bir sigara izmariti denize atıldığında, içindeki zift, is, nikotin, katran 50 lt deniz suyunun evsafını bozmakta kullanılamaz duruma getirmekte. Sadece İstanbul'da yılda kaç adet sigara izmariti denize atılıyor, ne kadar deniz suyunun evsafı bozulup kullanılamaz duruma geliyor boş bir zamanında fikir jimnastiği yaparsın bu işin bir yönü, diğer yönü kendi ciğerlerini koruyamıyan esnaf denizi nasıl koruyacak, sen bize lazımsın Kenan'cım kaç kişi kaldık!

    Sigara deyince etrafımdaki sigara kurbanlarının sayısı hızla artmakta, bizim arkadaşın (Barbi Reis) Babası akciğer kanserinden vefat etti. Daha yeni K. Ahmet'in gırtlağını sağ kulak memesinden, sol kulak memesine kadar (Boğazını boydan boya zigzaklı fermuar gibi kestiler) 3 ay konuşamıyacak işaretle konuşuyoruz, beslenmede sorun, hastaneye gittiğimizde boydan boya kesilen kısmı görünce şok geçirdim sanki boynuna can simidi takmışlar gibiydi hatta daha fazla şişmişti, o manzarayla karşılaşacağımı bilseydim fotoğrafını çeker buraya koyardım, neyseki şişi indi 2 ay daha işaretle konuşacak. En çokda ben ikaz ederdim kendisini iyi çocuk, parmaklarını tıklatır gibi (ah kafama tüküreyim) diye kafasına vuruyor her gördüğünde, doktoru açık havada (çay bahçesi gibi) biryerde bile sigara içiliyorsa derhal orayı terkedeceksin demiş.

    Reşit Abimiz önce baldırından damar değiştirdi doktoru çocuk gibi azarlamış gücüme gitti (75 yaşında) dedi, sigarayı o an bıraktı ama geç kaldı tabi bir yıl sonra kalp krizi neyseki direkten döndü. Ayni Abiyi tanırsın oda kalp krizi geçirince bıraktı emziği. Ekzoscu oda sigaradan kalp krizi (50 li yaşlarda) gitti, eskilerden rahmetli Çelenk (sigaradan) akciğer kanserinden gitti. Bizim Bilgin'in eski arkadaşlarından Metin nasihatimden 15 gün sonra 40 lı yaşlarda sigaradan kalp krizinden gitti. Hasan Abimiz bacakta sorunlar başlayınca korkudan bıraktı, o şimdilik yırttı. Şefik arkadaşımız kalp krizi (sigaradan) şimdi stentli kah bırakıyor kah içiyor, akıllanmadı. Çanakkale'ye giden başka bir arkadaşımız (sigaradan) kalp krizi şimdi stentli oda yırttı, kafasına vurup ah kafama tüküreyim diyenlerden. Cemal arkadaşımız onu bilmiyordum oda (Sigaradan) kalp krizi geçirince bırakmış şimdi stentli oda yırtmış durumda. Dinçer arkadaşımız başına gelecekleri önceden hissetmiş 10 sene öncesinden bırakmış. Hüsrev Arkadaşımız 10 sene önce bırakıp rengi düzelenlerden, yalnız onun ortağı sağında solunda boyun civarlarında kistler çıkıyor ısrarla içmeye devam ediyor (yok iyi huylu, yok kötü huylu ) hayatıyla kumar oynuyor çok iyi bir arkadaş birşey olmasından korkuyorum. İsimlerini hatırlamadığım esnaf haricindede bir sürü var.

    Gene bu sene Kardeşimin Hanımı, sigara bağışıklık sistemini çökertmiş (40 yaşında) kan değerleri çıldırmış durumda görünüyordu ( Doktor lösemi verileri var ama olmadığını biliyorum bağışıklık sistemi çökenlerde bir virüs bu değerleri gösteriyormuş virüsü doktorlar tanıyor ama adı henüz konmamış aynı zamanda karaciğer yağlanmasıda gösteriyormuş zayıf olduğu halde, doktor olmadığını biliyorum oda bu virüsün marifeti diyormuş) sigarayı görünce aklıma gelince midem bulanıyor diyordu, aşısını oldu, sigarayı bırakınca yemin ederim 10 gün içinde yüzüne renk geldi oda yırttı, 15 gün sonra rengi gene bozulmuş görünce sakın gene başladığını söyleme dedim malesef gene başlamış bune biçim bir illettir.

    Cabir usta Sigaradan kalp krizi, bizim boyacı Hüsnü'yü tanırsın sigaradan kalp krizi. 3 yaş ufak kardeşim balkona sigara içmeye çıkmıştı (Annem,Babam rahatsız olmasın diye) balkondan düşüp vefat etmişti 17 sene önce. Berç Baba dediğimiz sevdiğimiz abimizide sigara kalp krizinden (Beşiktaş maçını seyrederken) aramızdan ayırdı. 2 sene önce hanımın amcası sigaradan akciğer kanserinden gitti. Kardeşimin iki çocukluk arkadaşı İngiliz Kemal lakaplı olanı sigaradan kalp krizi stentli yırtmış ama gene içmekte. Bir diğeri Bostancı'daki fırının yanındaki ayakkabıcı Mustafa sigaradan kalp krizi 4 damarı değişti önceleri kaçamak içti şimdi korkudan içemiyor.

    Gelelim seninde tanıdığın Rıza Kolcu'ya sigaradan kalp krizi onu sende biliyorsun, bir kere Bostancı'da gördüm ağacın dibine oturmuş Yalova'ya taşındığını söyledi, birdaha görmedim, sen denk geliyormusun! Ahmet'i de özledim epey muhabbetimiz olmuştu, selam söylersin. İzmarit derken son 10-15 yılda çevremde gerçekleşen sigara kayıpları bunlar sadece aklımda kalanlar.

    Müfit'çimde sıkı tiryakilerden niye bu örnekleri saydım Türk halkı biraz unutkan olduğu için, durumun vehametini kavrayıp bir kişiyi kurtarsam kardır yazıda gördüğünüz gibi, sigaradan nerdeyse etrafımda adam kalmayacak, malum devletin nüfus planlamasınından sadece birisi. Allah kurtarsın diyorum, uyarım bir kişide işe yarasa ne mutlu bana diyor, sağlıcakla kalın diyorum.
    Baba Yalçın

  6. #6
    Vip Üye
    Üyelik tarihi
    Dec 2009
    Mesajlar
    272
    Tecrübe Puanı
    39

    Standart

    Yeniköy'lü Kenan'ı, Maltepe'li Kenan'la karıştırmışım, Ramazan, oruç, sıcak, uykusuzluk, bu sıcakta macun boya işlemleri eh yaşıda eklersen (alttaki Yeniköy'lü ufak oluncada) gözümden kaçmış kusuruma bakmazsın herhalde; Excuseme.
    Baba Yalçın

  7. #7
    Balıkçı
    Üyelik tarihi
    Jan 2010
    Mesajlar
    1.708
    Tecrübe Puanı
    237

    Standart

    ÇEVRE VE ORMAN BAKANLIĞININ GÖREVLERİ:

    f) Ülkedeki kirlenme konuları ile kirlenmenin mevcut olduğu veya olması muhtemel bölgeleri ve sektörleri tespit etmek ve izlemek, bu problemlerin teknik, idari ve finansman bakımından çözümünü sağlayan kaynağın bulunmasıyla ilgili çalışmaları yönetmek veya yönlendirmek.

    ı) Hayvanların korunmasına yönelik çalışmaları, ilgili bakanlık, kurum ve kuruluşların işbirliği ile yapmak, yaptırmak, bu konuda yürütülen faaliyetleri desteklemek, denetlemek ve denetlenmesini sağlamak.

  8. #8
    __BALIKCI FORUM__ özgürdeniz - ait Kullanıcı Resmi (Avatar)
    Üyelik tarihi
    Sep 2009
    Yaş
    57
    Mesajlar
    5.203
    Tecrübe Puanı
    0

    Standart

    Bizde çevre bakanlığı buradaki balıkçı barınağı kalkmalı ön sorusu veriyor.İnanamadım bu bizim ülkenin Bakanlığımı?Şimdiye kadar balıkçıya zarar vermek dışında hiç bir işlevini göremedikte...
    Müfit Çıkrıkçıoğlu
    İstanbul

    KIYI BALIKCISI


  9. #9
    __kaptan nazan__ kaptan nazan - ait Kullanıcı Resmi (Avatar)
    Üyelik tarihi
    Nov 2009
    Mesajlar
    1.056
    Tecrübe Puanı
    0

    Standart

    BUYURUN SİZE ; LÜFERMİ DENİZ KİRLİLİĞİMİ !!!! ÖNCELİK SIRASINA ÖNEM VERMELİ !!!!


    İSKİ Master plan çalışmalarında 3-boyutlu deniz kirliliği modelleme programı belirlemiş ve çalışma sonucunda da aşağıdaki stratejik tavsiyelerde bulunulmuştur:

    •Marmara Denizi, Avrupa Topluluğu Yönergesi 91/171 EEC'ye uygun olarak "hassas sular" olarak tanımlanmalıdır. Karadeniz'in "az hassas" olduğu düşünülmektedir.
    •Marmara Denizi'nde kirliliğin etkilerinin azaltılmasıiçin atıksular mümkün olan yerlerde İstanbul Boğazı'nın alt tabakasına deşarj edilerek Karadeniz'e taşınmalıdır. Uzun vadede, Marmara Denizi'nin alt tabakasına deşarj edilecek olan tüm çıkış suları ıçin üçüncü derecede arıtma yapılması konusunda tedbir alınmalıdır, Modelleme, ikinci derece arıtmanın ara vadede yeterli olacağını göstermektedir, Marmara Denizi'nin kalite ve ekolojisindeki tüm olumsuz değişimlerin belirlenmesi için yapılacak izleme çalışmalarında, üçüncü derece tesislerinin işletmeye alınmasının 2010 yılında başlaması öngörülmektedir.
    •Üçüncü derece arıtma tesisleri, birincil üretim üzerinde en fazla etkisi olan ve sınırlayıcı besin maddeleri olduğu bilimsel olarak kanıtlanan azot ve fosforun giderimi için projelendirilmelidir.
    •Karadeniz'e yapılan deşarj için sonuçta AT yönergelerine uygun olarak birinci derece arıtma yapılması gerekli olduğu halde, alıcı su kalitesindeki olumsuz değişimlerin veya deşarj standartlarındaki değişikliklerin karşılanması amacıyla arıtma seviyesinde değışiklik yapılması için esnek olunmalıdır. Beklenmeyen nüfus artışı ile ilgili olarak tesis kapasitesinin artırılması için de esnek olunması gerekmektedir.
    •İstanbul Boğazı, Marmara Denizi ve Boğaz-Karadeniz bağlantısında su ve sediment kalitesi ile ekolojik değişimler izlenmelidir. İlave olarak, AT standartları ve özellikle Karadeniz ülkeleri arasındaki uluslararası anlaşmalar yerine getirilmeli ve bu anlaşmaların hükümleri tüm taraflar arasında uygulanmalıdır.
    Master planda tavsiye edilen yukarıdaki prensiplerin atıksu arıtımı ile ilgili sonuçları şu şekildedir:

    1.Uzun Dönemli Arıtma ve Uzaklaştırma
    Marmara Denizi: Küçükçekmece, B, Cekmece, Batı Marmara, Tuzla, Tepeören ve Adalar'daki atıksu tesisleri, üçüncü derece arıtmadan sonra çıkış suyunu derin deşarj ile Marmara Denizi'nin alt tabakasına deşarj etmelidir.

    İstanbul Boğazı: Yenikapı ve Baltalimanı'ndaki Avrupa Yakası atıksu tesisleri birinci derece arıtılmış olan çıkış suyunu Karadeniz'in alt tabakasına taşınmak üzere, İstanbul Boğazı'nın alt akımlarına deşarj etmelidir, Asya yakasındaki Göksu ve Kadıköy gibi yerlerde de İstanbul Boğazı'nın alt tabakasına deşarj yapılmalıdır. Bununla birlikte, izleme çalışması sonuçlarının gerekli olduğunu göstermesi durumunda, Asya yakasının tüm Boğaz deşarjları, Boğaz'ın kuzey girişinde tek bir deşarja yönlendirilmeli veya Boğaz'ın alt tabakasına deşarj edilmeden önce iyileştirilmiş arıtma sağlanmalıdır.

    Karadeniz: Paşaköy ve Terkos havza alanlarından gelen atıksu, üçüncü derece arıtmadan geçerek, Karadeniz'in üst tabakasına deşarj edilebilir. Kilyos ve Şile için atıksular sırasıyla birinci ve ikinci derece arıtmadan geçirilerek Karadeniz'e deşarj edilebilir.

    2. Uzun Dönemli Strateji ile Uyumlu Olan Ara Tedbirler
    Marmara Denizi: Büyükçekmece, Küçükçekmece, Batı Marmara, Tuzla ve Adalar'daki atıksu arıtma tesisleri, ikinci derece arıtmadan sonra çıkış suyunu derin deniz deşarjı ile Marmara Denizi'nin alt tabakasına deşarj edebilirler. Tüm tesislerde üçüncü derece arıtma için yeterli alan planlanmalı ve sonuç olarak uzun dönemde üçüncü derece arıtma uygulanmalıdır.

    İstanbul Boğazı: Yenikapı, Baltalimanı ve Üsküdar'dan çıkan ilk arıtma çıkış suyunun Boğaz'ın alt tabaka akımlarına ve Karadeniz'in alt tabakasına deşarj edilmesine devam edilmelidir. Aynı şekilde, Kadıköy, Küçüksu ve Paşabahçe'deki diğer planlanan ilk arıtma tesisleri de alt tabaka akımlarına deşarj edilmelidir.

    Karadeniz: Paşaköy drenaj alanından gelen atıksu, ikinci derece arıtmadan sonra Riva Deresi'ne deşarj edilirken, bu arada üçüncü derece arıtma sistemi de inşa edilmelidir. Aynı şekilde, Terkos atıksu arıtma tesisleri, ikinci derece arıtmadan sonra Terkos Deresi'ne (Terkos havzasının mansabından) deşarj yapabilir. Şile ilçesi için atıksular ikinci derece arıtma sonras Kilyos atıksuları ise ilk arıtma sonrası Karadeniz'e deşarj edilebilir.

    İSKİ master plan doğrultusunda birbiri arkasına hayata geçirdiği çevre koruma projeleriyle İstanbul denizlerinin kirlenmesine neden olan kaynakların önüne geçmiştir. İstanbul Büyükşehir Belediyesi ve İSKİ tarafından büyük bi kısmı tamamlanmış ve bir kısmının yapımı devam etmekte olan kanalizasyon ve kolektör inşaatı, atıksu arıtma tesisleri, terfi merkezleri ve derin deşarj tesisleri çalışmaları sürdürülmektedir.

    2004 tarihli Su Kirliliği Kontrolü Yönetmeliği'nin 23. maddesinde belirtilen Denizlerle ilgili Kirletme Yasakları denetim hizmetlerinin etkin, verimli, süratli bir şekilde gerçekleşmesi için idari cezayı vermeye yetkili amirler (Büyükşehir Belediyesi, Sahil Güvenlik, Büyükşehir dışında bulunan ilçelerin mülki idare amirleri) arasında sistemli bir çalışma başlatılmıştır. Ayrıca, İSKİ ile İstanbul Üniversitesi Deniz Bilimleri ve İşletmeciliği Enstitüsü arasında imzalanan protokol çerçevesinde, İstanbul Sahillerinde yer alan 154 noktada Mikrobiyolojik Kirlilik izleme çalışmaları yapılmaktadır. Yapılan bu çalışmalar neticesinde kirlilik ölçümü yapılan 359 km'lik sahil bandının 274 km'si temiz kıyı uzunluğu olarak belirlenmiştir. Ancak İSKİ'nin hızla devam eden atıksu yatırımları neticesinde temiz kıyı uzunluğunun artış trendi sürecektir.

    Alıcı ortamların korunması ve su kirliliği problemlerinin çözülmesine yönelik çalışmalar yetkili kurumlarca vakit geçirilmeden gerçekleştirilmektedir. Çevre Bakanlığı deniz çevresi kirliliğinin önlenmesi amacıyla "Su Kirliliği Kontrolü Yönetmeliği" ile deniz sularının kalite kriterleri çerçevesinde "tüm kıyı ve deniz sularının sağlıklı bir ortam halinde muhafazası için, deniz sularının genel kalite kriteri" belirtilmiştir. Yine aynı yönetmeliğin 24. maddesi ile "Her türlü motorlu su taşıtlarının yağ ve petrol atıklarını, sintine ve balast sularını su ortamlarına boşaltmaları yasaktır. Petrol ve türevlerini işleyen, doldurup boşaltan, depolayan işletmeler kaza sonucu ve istenmeyen özel durumlar nedeniyle su ortamlarına petrol boşalması ihtimali göz önünde bulundurularak, gerekli petrolle mücadele örgütü, ekipman ve malzemesini her an hazır bulundurmakla yükümlüdürler" denmektedir.

    İstanbul Büyükşehir Belediyesi kendi deniz sınırları içerisinde, 2872 sayılı Çevre Kanunu'nun 8. maddesinin 1. fıkrasındaki kirletme yasağına uymayıp denizi kirleten gemi ve deniz vasıtalarının Çevre Kanunu'nun 22. maddesi gereğince cezalandırılması işlemini, aynı kanunun 24. maddesine dayanarak yapmaktadır.

    Yukarı

    5.1. Derin Deniz Deşarjı
    Atıksuların deniz deşarjı sistemleri ile alıcı ortamda seyreltilmek suretiyle uzaklaştırılması bütün dünyada kabul gören ve uygulanmakta olan bir seçenektir. İSKİ kentin çeşitli yerlerine tesis ettiği atıksu arıtma tesisleri ile atıksular arıtıldıktan sonra 2004 tarihli Su Kirlililiği Kontrol Yönetmeliği'nin 33. maddesi uyarınca Derin Deniz Deşarjı ile ilgili hususlar çerçevesinde Boğaz'ın Karadeniz'e akan dip sularına deşarj etmektedir.

    Deniz deşarjı sistemleri, atıksuları sahilden belli uzaklık ve derinlikteki bir noktadan denize veren, bu arada meydana gelen seyrelmeler sonucunda, kullanımı yapılan kıyı şeridinde gerekli hijyenik koşulları sağlayan, yüzme imkanlarını oluşturan ve bunun dışında kalan deniz ortamına olumsuz çevresel etki yaratmayan altyapı tesisleridir. Sistemin elamanları, deniz tabanına gömülerek yerleştirilen "deşarj borusu", deşarj borusu ucunda atıksuyun deniz suyuyla iyi bir şekilde karışmasını sağlamak amacıyla yapılan "difüzör", deşarj borusu ve difüzörün stabilitesini sağlayan "tespit kuleleri" ve bölgenin topografyasına bağlı olarak istenen hızlarda boru içinden geçişini ve difüzörden çıkışını saglayan "terfi merkezi"dir.

    Ülkemizde deniz deşarjı sistemlerinin teşkiline dair yasal dayanak Çevre Kanunu'nun amir hükümleri uyarınca çıkartılmış olan Su Kirliliği Kontrolü Yönetmeliği'nin 33. maddesinde yer almaktadır. Buna göre "deniz kıyısı olan yerleşimler ve kıyı bölgelerinde bulunan endüstriler için, alıcı ortamda yeterli seyreltme kapasitesinin bulunduğunun ayrıntılı mühendislik çalışmalarıyla kanıtlanması halinde, atıksuların ve soğutma sularının deniz deşarjlarıyla bertarafına izin verilir" denilmektedir. Deniz deşarjına izin verilebilecek atıksuların özellikleri yönetmeliğin 34. maddesinde, deniz deşarj kriterleri ise 35. maddesinde verilmektedir.

    İstanbul Boğazı'nın alt sularına verilen İstanbul şehrinin atıksularının üst sulara ne ölçüde karıştığı, yüzey sularına ulaşıp ulaşmadığı, üst tabaka akımlarıyla hangi oranda Marmara Denizi'ne döndüğü gibi sorular zaman zaman tartışılan konular olmuştur. Ancak, alt ve üst akımların bloke olduğu 'olağanüstü' koşulları da kapsayan doğrudan ölçümlerle, Ahırkapı deşarjından verilen atıksuların alt akımda öngörülen oranlarda seyrelerek Karadeniz'e ulaştığı ve oldukça zorlayıcı koşullarda bile atıksu girdisinin yüzeye ulaşan miktarlarının az miktarlarda olduğu gösterilmiştir ( Özsoy et al., 1995; Beşiktepe et al., 1995). Bilimsel çalışmalar İSKİ'nin arıtılmış atıksuları Boğaz'ın dip sularına vermesinin yerinde bir uygulama olduğunu göstermiştir.



















    İSKİ Master plan çalışmalarında 3-boyutlu deniz kirliliği modelleme programı belirlemiş ve çalışma sonucunda da aşağıdaki stratejik tavsiyelerde bulunulmuştur:

    •Marmara Denizi, Avrupa Topluluğu Yönergesi 91/171 EEC'ye uygun olarak "hassas sular" olarak tanımlanmalıdır. Karadeniz'in "az hassas" olduğu düşünülmektedir.
    •Marmara Denizi'nde kirliliğin etkilerinin azaltılmasıiçin atıksular mümkün olan yerlerde İstanbul Boğazı'nın alt tabakasına deşarj edilerek Karadeniz'e taşınmalıdır. Uzun vadede, Marmara Denizi'nin alt tabakasına deşarj edilecek olan tüm çıkış suları ıçin üçüncü derecede arıtma yapılması konusunda tedbir alınmalıdır, Modelleme, ikinci derece arıtmanın ara vadede yeterli olacağını göstermektedir, Marmara Denizi'nin kalite ve ekolojisindeki tüm olumsuz değişimlerin belirlenmesi için yapılacak izleme çalışmalarında, üçüncü derece tesislerinin işletmeye alınmasının 2010 yılında başlaması öngörülmektedir.
    •Üçüncü derece arıtma tesisleri, birincil üretim üzerinde en fazla etkisi olan ve sınırlayıcı besin maddeleri olduğu bilimsel olarak kanıtlanan azot ve fosforun giderimi için projelendirilmelidir.
    •Karadeniz'e yapılan deşarj için sonuçta AT yönergelerine uygun olarak birinci derece arıtma yapılması gerekli olduğu halde, alıcı su kalitesindeki olumsuz değişimlerin veya deşarj standartlarındaki değişikliklerin karşılanması amacıyla arıtma seviyesinde değışiklik yapılması için esnek olunmalıdır. Beklenmeyen nüfus artışı ile ilgili olarak tesis kapasitesinin artırılması için de esnek olunması gerekmektedir.
    •İstanbul Boğazı, Marmara Denizi ve Boğaz-Karadeniz bağlantısında su ve sediment kalitesi ile ekolojik değişimler izlenmelidir. İlave olarak, AT standartları ve özellikle Karadeniz ülkeleri arasındaki uluslararası anlaşmalar yerine getirilmeli ve bu anlaşmaların hükümleri tüm taraflar arasında uygulanmalıdır.
    Master planda tavsiye edilen yukarıdaki prensiplerin atıksu arıtımı ile ilgili sonuçları şu şekildedir:

    1.Uzun Dönemli Arıtma ve Uzaklaştırma
    Marmara Denizi: Küçükçekmece, B, Cekmece, Batı Marmara, Tuzla, Tepeören ve Adalar'daki atıksu tesisleri, üçüncü derece arıtmadan sonra çıkış suyunu derin deşarj ile Marmara Denizi'nin alt tabakasına deşarj etmelidir.

    İstanbul Boğazı: Yenikapı ve Baltalimanı'ndaki Avrupa Yakası atıksu tesisleri birinci derece arıtılmış olan çıkış suyunu Karadeniz'in alt tabakasına taşınmak üzere, İstanbul Boğazı'nın alt akımlarına deşarj etmelidir, Asya yakasındaki Göksu ve Kadıköy gibi yerlerde de İstanbul Boğazı'nın alt tabakasına deşarj yapılmalıdır. Bununla birlikte, izleme çalışması sonuçlarının gerekli olduğunu göstermesi durumunda, Asya yakasının tüm Boğaz deşarjları, Boğaz'ın kuzey girişinde tek bir deşarja yönlendirilmeli veya Boğaz'ın alt tabakasına deşarj edilmeden önce iyileştirilmiş arıtma sağlanmalıdır.

    Karadeniz: Paşaköy ve Terkos havza alanlarından gelen atıksu, üçüncü derece arıtmadan geçerek, Karadeniz'in üst tabakasına deşarj edilebilir. Kilyos ve Şile için atıksular sırasıyla birinci ve ikinci derece arıtmadan geçirilerek Karadeniz'e deşarj edilebilir.

    2. Uzun Dönemli Strateji ile Uyumlu Olan Ara Tedbirler
    Marmara Denizi: Büyükçekmece, Küçükçekmece, Batı Marmara, Tuzla ve Adalar'daki atıksu arıtma tesisleri, ikinci derece arıtmadan sonra çıkış suyunu derin deniz deşarjı ile Marmara Denizi'nin alt tabakasına deşarj edebilirler. Tüm tesislerde üçüncü derece arıtma için yeterli alan planlanmalı ve sonuç olarak uzun dönemde üçüncü derece arıtma uygulanmalıdır.

    İstanbul Boğazı: Yenikapı, Baltalimanı ve Üsküdar'dan çıkan ilk arıtma çıkış suyunun Boğaz'ın alt tabaka akımlarına ve Karadeniz'in alt tabakasına deşarj edilmesine devam edilmelidir. Aynı şekilde, Kadıköy, Küçüksu ve Paşabahçe'deki diğer planlanan ilk arıtma tesisleri de alt tabaka akımlarına deşarj edilmelidir.

    Karadeniz: Paşaköy drenaj alanından gelen atıksu, ikinci derece arıtmadan sonra Riva Deresi'ne deşarj edilirken, bu arada üçüncü derece arıtma sistemi de inşa edilmelidir. Aynı şekilde, Terkos atıksu arıtma tesisleri, ikinci derece arıtmadan sonra Terkos Deresi'ne (Terkos havzasının mansabından) deşarj yapabilir. Şile ilçesi için atıksular ikinci derece arıtma sonras Kilyos atıksuları ise ilk arıtma sonrası Karadeniz'e deşarj edilebilir.

    İSKİ master plan doğrultusunda birbiri arkasına hayata geçirdiği çevre koruma projeleriyle İstanbul denizlerinin kirlenmesine neden olan kaynakların önüne geçmiştir. İstanbul Büyükşehir Belediyesi ve İSKİ tarafından büyük bi kısmı tamamlanmış ve bir kısmının yapımı devam etmekte olan kanalizasyon ve kolektör inşaatı, atıksu arıtma tesisleri, terfi merkezleri ve derin deşarj tesisleri çalışmaları sürdürülmektedir.

    2004 tarihli Su Kirliliği Kontrolü Yönetmeliği'nin 23. maddesinde belirtilen Denizlerle ilgili Kirletme Yasakları denetim hizmetlerinin etkin, verimli, süratli bir şekilde gerçekleşmesi için idari cezayı vermeye yetkili amirler (Büyükşehir Belediyesi, Sahil Güvenlik, Büyükşehir dışında bulunan ilçelerin mülki idare amirleri) arasında sistemli bir çalışma başlatılmıştır. Ayrıca, İSKİ ile İstanbul Üniversitesi Deniz Bilimleri ve İşletmeciliği Enstitüsü arasında imzalanan protokol çerçevesinde, İstanbul Sahillerinde yer alan 154 noktada Mikrobiyolojik Kirlilik izleme çalışmaları yapılmaktadır. Yapılan bu çalışmalar neticesinde kirlilik ölçümü yapılan 359 km'lik sahil bandının 274 km'si temiz kıyı uzunluğu olarak belirlenmiştir. Ancak İSKİ'nin hızla devam eden atıksu yatırımları neticesinde temiz kıyı uzunluğunun artış trendi sürecektir.

    Alıcı ortamların korunması ve su kirliliği problemlerinin çözülmesine yönelik çalışmalar yetkili kurumlarca vakit geçirilmeden gerçekleştirilmektedir. Çevre Bakanlığı deniz çevresi kirliliğinin önlenmesi amacıyla "Su Kirliliği Kontrolü Yönetmeliği" ile deniz sularının kalite kriterleri çerçevesinde "tüm kıyı ve deniz sularının sağlıklı bir ortam halinde muhafazası için, deniz sularının genel kalite kriteri" belirtilmiştir. Yine aynı yönetmeliğin 24. maddesi ile "Her türlü motorlu su taşıtlarının yağ ve petrol atıklarını, sintine ve balast sularını su ortamlarına boşaltmaları yasaktır. Petrol ve türevlerini işleyen, doldurup boşaltan, depolayan işletmeler kaza sonucu ve istenmeyen özel durumlar nedeniyle su ortamlarına petrol boşalması ihtimali göz önünde bulundurularak, gerekli petrolle mücadele örgütü, ekipman ve malzemesini her an hazır bulundurmakla yükümlüdürler" denmektedir.

    İstanbul Büyükşehir Belediyesi kendi deniz sınırları içerisinde, 2872 sayılı Çevre Kanunu'nun 8. maddesinin 1. fıkrasındaki kirletme yasağına uymayıp denizi kirleten gemi ve deniz vasıtalarının Çevre Kanunu'nun 22. maddesi gereğince cezalandırılması işlemini, aynı kanunun 24. maddesine dayanarak yapmaktadır.

    Yukarı

    5.1. Derin Deniz Deşarjı
    Atıksuların deniz deşarjı sistemleri ile alıcı ortamda seyreltilmek suretiyle uzaklaştırılması bütün dünyada kabul gören ve uygulanmakta olan bir seçenektir. İSKİ kentin çeşitli yerlerine tesis ettiği atıksu arıtma tesisleri ile atıksular arıtıldıktan sonra 2004 tarihli Su Kirlililiği Kontrol Yönetmeliği'nin 33. maddesi uyarınca Derin Deniz Deşarjı ile ilgili hususlar çerçevesinde Boğaz'ın Karadeniz'e akan dip sularına deşarj etmektedir.

    Deniz deşarjı sistemleri, atıksuları sahilden belli uzaklık ve derinlikteki bir noktadan denize veren, bu arada meydana gelen seyrelmeler sonucunda, kullanımı yapılan kıyı şeridinde gerekli hijyenik koşulları sağlayan, yüzme imkanlarını oluşturan ve bunun dışında kalan deniz ortamına olumsuz çevresel etki yaratmayan altyapı tesisleridir. Sistemin elamanları, deniz tabanına gömülerek yerleştirilen "deşarj borusu", deşarj borusu ucunda atıksuyun deniz suyuyla iyi bir şekilde karışmasını sağlamak amacıyla yapılan "difüzör", deşarj borusu ve difüzörün stabilitesini sağlayan "tespit kuleleri" ve bölgenin topografyasına bağlı olarak istenen hızlarda boru içinden geçişini ve difüzörden çıkışını saglayan "terfi merkezi"dir.

    Ülkemizde deniz deşarjı sistemlerinin teşkiline dair yasal dayanak Çevre Kanunu'nun amir hükümleri uyarınca çıkartılmış olan Su Kirliliği Kontrolü Yönetmeliği'nin 33. maddesinde yer almaktadır. Buna göre "deniz kıyısı olan yerleşimler ve kıyı bölgelerinde bulunan endüstriler için, alıcı ortamda yeterli seyreltme kapasitesinin bulunduğunun ayrıntılı mühendislik çalışmalarıyla kanıtlanması halinde, atıksuların ve soğutma sularının deniz deşarjlarıyla bertarafına izin verilir" denilmektedir. Deniz deşarjına izin verilebilecek atıksuların özellikleri yönetmeliğin 34. maddesinde, deniz deşarj kriterleri ise 35. maddesinde verilmektedir.

    İstanbul Boğazı'nın alt sularına verilen İstanbul şehrinin atıksularının üst sulara ne ölçüde karıştığı, yüzey sularına ulaşıp ulaşmadığı, üst tabaka akımlarıyla hangi oranda Marmara Denizi'ne döndüğü gibi sorular zaman zaman tartışılan konular olmuştur. Ancak, alt ve üst akımların bloke olduğu 'olağanüstü' koşulları da kapsayan doğrudan ölçümlerle, Ahırkapı deşarjından verilen atıksuların alt akımda öngörülen oranlarda seyrelerek Karadeniz'e ulaştığı ve oldukça zorlayıcı koşullarda bile atıksu girdisinin yüzeye ulaşan miktarlarının az miktarlarda olduğu gösterilmiştir ( Özsoy et al., 1995; Beşiktepe et al., 1995). Bilimsel çalışmalar İSKİ'nin arıtılmış atıksuları Boğaz'ın dip sularına vermesinin yerinde bir uygulama olduğunu göstermiştir.
    YA SEV ,YA TERKET !!!!

    Benim yaradılışımda fevkalade olan bir şey varsa ;TÜRK olarak dünyaya gelmemdir !!!

  10. #10
    Vip Üye bnymnblr - ait Kullanıcı Resmi (Avatar)
    Üyelik tarihi
    Feb 2009
    Yaş
    41
    Mesajlar
    1.158
    Tecrübe Puanı
    185

    Standart

    captain nazan'dan alıntı

    İstanbul Boğazı'nın alt sularına verilen İstanbul şehrinin atıksularının üst sulara ne ölçüde karıştığı, yüzey sularına ulaşıp ulaşmadığı, üst tabaka akımlarıyla hangi oranda Marmara Denizi'ne döndüğü gibi sorular zaman zaman tartışılan konular olmuştur. Ancak, alt ve üst akımların bloke olduğu 'olağanüstü' koşulları da kapsayan doğrudan ölçümlerle, Ahırkapı deşarjından verilen atıksuların alt akımda öngörülen oranlarda seyrelerek Karadeniz'e ulaştığı ve oldukça zorlayıcı koşullarda bile atıksu girdisinin yüzeye ulaşan miktarlarının az miktarlarda olduğu gösterilmiştir ( Özsoy et al., 1995; Beşiktepe et al., 1995). Bilimsel çalışmalar İSKİ'nin arıtılmış atıksuları Boğaz'ın dip sularına vermesinin yerinde bir uygulama olduğunu göstermiştir

    yazıyı yukarıdan aşağı göz geçirerek okudum
    aklıma bazı sorular geldi
    Derin deşarj yöntemi okyanus kıyısında olan ülkelerin uyguladığı bir sistemdir. Okyanus üzerinde büyük su akımlarını barındırır kirliliği rahat dağıtır. Ancak bizim denizlerimiz birer içdenizdir.
    Bir tarafta okyanus diğer tarafta Marmara veya Karadeniz
    Aynı sonucu alabilmek mümkünmü
    Dipsuyuna derin deşarj dip bölgesindeki canlılığı öldürmez mi
    denizlerin ve dünyanın oksijen kaynağı ve bir çok balığın beslenmesi denizlerin dipyapısından oluyorsa,

    bu yapılan işlem kirliliği gizlemek olmaz mı?

    Karadeniz ve Marmara'da dipsuyunda bulunan yüksek metal içeriğinin ne olduğu konusunda bilgi var mı?
    yüksek metal iyon oranının balıkların yaşamına ve insan sağlığına ne ölçüde etkileyebilir düşünen var mı


    Benim anladığım ve algılayabildiğim,
    Denizleri kurtarmak için ileri biyolojik arıtma tesislerinin süratle artırılması gerekir.
    Derin drenajla dip yapısı tükenen bir denizde
    salyanın da olması normaldir balığında azalması normaldir.

    avcılık konusunda şahsi görüşüm, belirlenecek boyun üzerindeki teknelere yeni ruhsat verilmemesidir. bu işi başından çözmektir. Ruhsatsız çalışacak olursa da teknesine süresiz el konulmalıdır.

    Büyük ölçekli balıkçılığı azaltmak en genel çözümdür. tabi bunları da hemen yapmamalılar 5 yıllık 10 yıllık planlar dahilinde olması gerekir diye düşünüyorum.
    Bünyamin

Sayfa 1/2 12 SonSon

Konu Bilgileri

Users Browsing this Thread

Şu an 1 kullanıcı var. (0 üye ve 1 konuk)

Benzer Konular

  1. Balıkçı malzemesi üretenlerin listesi
    By Erkan in forum Ağ Balıkçılığı
    Cevap: 7
    Son Mesaj: 13.10.12, 01:51
  2. İçinden okyanus geçen İstanbul,
    By Burhan Reis in forum Magazin
    Cevap: 0
    Son Mesaj: 24.05.10, 18:07
  3. Cevap: 42
    Son Mesaj: 17.04.10, 02:07
  4. Okyanus akıntıları ve iklim
    By Hıcaz in forum Magazin
    Cevap: 0
    Son Mesaj: 18.12.09, 22:58
  5. Balıkçı malzemesi üretenlerin listesi
    By kenane in forum Balıkçı Borsası
    Cevap: 3
    Son Mesaj: 02.12.09, 20:34

Bookmarks

Yetkileriniz

  • Konu Acma Yetkiniz Yok
  • Cevap Yazma Yetkiniz Yok
  • Eklenti Yükleme Yetkiniz Yok
  • Mesajınızı Değiştirme Yetkiniz Yok
  •  
BALIKCI FORUM