Sayfa 1/5 12345 SonSon
42 sonuçtan 1 ile 10 arası

Konu: İhtiyar'ın Kitabi... Babam derdi ki

  1. #1
    Vıp üye İhtiyar - ait Kullanıcı Resmi (Avatar)
    Üyelik tarihi
    Oct 2009
    Mesajlar
    4.641
    Tecrübe Puanı
    957

    Standart İhtiyar'ın Kitabi... Babam derdi ki

    Sıkıştırdınız beni, ne yapayım, buyurun o zaman kitabın sayfalarından birini.

    Yavaş, dedi babam, yavaş çek oğlum kürekleri, kefal balığı bu, cin gibidir, ne bir çıt ister ne bir ışık, küreğin şıp dese kaçar gider.
    Çocuktum, yaşım kaçtı, hatırlamıyorum, ilkokul çağında olmalıydım.
    Soğuk, karlı bir Şubat gecesiydi, herkes evlerine çekilmiş, sobanın başında kebap yapıyor, belki de çoğu çoktan yatmış, kendisini uykunun dayanılmaz kollarına bırakmıştı, kim bilir.
    Babam, ağabeyim ve ben, el ayak çekilmiş, ortalıkta kimse kalmamış bu Şubat gecesinde, dereye, kefal tutmaya gidiyorduk.
    Denizde bir şey yok, olsa da onu yakalayacak imkan bizde yok, eve ekmek lazım, çocuklar sabah okula gidecek, para lazım, yani bir şekilde balık tutmak lazım, balık tutmak ve satmak, nafakayı temin etmek.
    Sessizce çekiyorum kürekleri babamın dediği gibi, O’na yardım ettiğim duygusuyla gururluyum, ellerimin üstüne yağan kar, düştüğü yerde yapışıp kalıyor, olsun, zaten soğuğu duymuyorum.
    Ben, babama yardım ediyorum, onunla balığa gidiyorum, ekmek parası kazanacağız.
    Ben derede yavaşça ilerlerken babam ağı hazırladı, sonra yer değiştirdik, küreğe O geçti, ben de arkaya, ağın olduğu yere.
    Biraz sonra ağı atacağımız yere yanaştık, ben bir yandan lapa lapa, buram buram yağan karı seyrediyorum gecenin karanlığında, bir yandan da balıkları merak ediyorum, ne kadar tutacağız acaba diye.
    -Baba, çok balık çıkar ha! Burası iyi yer değil mi?
    Bir filozof edasıyla cevaplıyor,
    -Oğlum, ekici ol da bilici olma.
    Susuyorum, bu sözü yıllar sonra anlıyorum, babam diyor ki, senin vazifen çalışmak, balıkçıysan ağını iyi yapacaksın, takımın sağlam, bilgin yerinde olacak, zamanı gelince ağını atacak ve rızkını Allah’tan bekleyeceksin, az çıkar, çok çıkar, ona karışmayacaksın.
    Ne çıkarsa, bereket versin.
    Ağı çeviriyoruz, babam dere ırıbı diyor, ortada küçük bir torba, torbanın iki yanında da 15’er kulaç kol dediği ağ var.
    Ben kıyıya çıkıyorum, ağın bir ucunu tutuyorum, babam kürek çekiyor, ağabeyim de ağı atıyor, böylece bir daire çizip kıyıya geliyorlar, sonra iki taraftan çekmeye başlıyoruz.
    -Aman oğlum, diyor yine babam, sakın yerden kaldırma, kefal balığı bu, ağı takip eder, kıyıya kadar gelir, dört parmak açık olsa, ağın altından kaçar.
    Kefal, iyice korkutmuş babamın gözünü diye düşünürken, o da ne, kiloluk bir balık ayaklarımın arasına geliyor, eyvah, hangi dört parmak su, karaya çıkmış balık, Fatih’in gemileri gibi karadan yürüyüp kaçacak.
    Hemen ağı üstüne sarıp kaçmasını engelliyorum.
    Derken ağ ağırlaşıyor, çekmekte zorlanıyoruz, oh! Diyorum, tamam balıkları doldurduk torbaya.
    Biraz daha çektikten sonra artık ağı kımıldatamıyoruz, bir yere takıldı galiba, Hayy Allah!
    O zaman, daha, vay anasına sayın seyirciler, denmemiş, o yüzden biz de sadece Hayy Allah! diyoruz.
    Babam sıkıntıyla, taktık bir yere diyor, çaresiz üstüne çıkacağız.
    Ben tam anlamıyorum ama bir şeylerin ters gittiği belli. Sandala biniyorlar, sakın yerden kaldırma dediği ağı çekerek, takıldığı yere doğru ilerliyorlar, kocaman bir ağaç dalı, kesip dereye atmışlar, o da çamura saplanıp kalmış, biz de tam onu bulmuşuz.
    Tabii balık malık hak getire, ağı topluyoruz, babam yırtılmış mı diye kontrol ederken ben de ayaklarımın arasına gelen tek balığı yakalayıp sandala biniyorum.
    Biraz daha içeriye, derenin yukarısına doğru ağır ağır çekiyorum kürekleri, onlar da ağı yeniden hazırlıyorlar.
    Herkes, ne yaparsa kendisine yapar.

    M.Mahir Ersin
    İstanbul 1945

  2. #2
    TUNCAY ŞEKER

    Standart

    ihtiyar emice harikasın ve senin kavağa gelip elini öpeceğim.

  3. #3
    Reİs Burhan Reis - ait Kullanıcı Resmi (Avatar)
    Üyelik tarihi
    Nov 2009
    Yaş
    59
    Mesajlar
    5.695
    Tecrübe Puanı
    933

    Standart

    BALIKÇILAR

    - Bugün açız yine evlatlarım, diyordu peder,
    Bugün açız yine; lakin yarın, Ümid ederim,
    Sular biraz daha sakinleşir... Ne çare, kader!

    - Hayır, sular ne kadar coşkun olsa ben giderim
    Diyordu oğlu, yarın sen biraz ninemle otur;
    Zavallıcık yine kaç gündür işte hasta...

    - Olur;
    Biraz da sen çalış oğlum, biraz da sen çabala;
    Ninen baban, iki miskin, biz artık ölmeliyiz...
    Cocuk düşündü şikayetli bir nazarla: - Ya biz,
    Ya ben nasıl yaşarım siz ölürseniz?

    Hala
    Dışarda gürleyerek kükremiş bir ordu gibi
    Döğerdi sahili binlerce dalgalar asabi.

    - Yarın sen ağları gün doğmadan hazırlarsın;
    Sakın yedek biraz ip, mantar almadan gitme...
    Açınca yelkeni hiç bakma, oynasın varsın;
    Kayık çocuk gibidir: Oynuyor mu kaydetme,
    Dokunma keyfine; yalnız tetik bulun, zira
    Deniz kadın gibidir: Hiç inanmak olmaz ha!

    Deniz dışarda uzun sayhalarla bir hırçın
    Kadın gürültüsü neşreyliyordu ortalığa.

    - Yarın küçük gidecek yalnız, öyle mi, balığa?
    - O gitmek istedi; "Sen evde kal!" diyor...
    - Ya sakın
    O gelmeden ben ölürsem?

    Kadın bu son sözle
    Düşündü kaldı; balıkçıyla oğlu yan gözle
    Soluk dudaklarının ihtizaz-ı hasirine
    Bakıp sükut ediyorlardı, başlarında uçan
    Kazayı anlatıyorlardı böyle birbirine.
    Dışarda fırtına gittikçe pür-gazab, cuşan
    Bir ihtilac ile etrafa ra'şeler vererek
    Uğulduyordu...

    - Yarın yavrucak nasıl gidecek?

    şafak sökerken o, yalnız, bir eski tekneciğin
    Düğümlü, ekli, çürük ipleriyle uğraşarak
    ılerliyordu; deniz aynı şiddetiyle şırak -
    şırak döğüp eziyor köhne teknenin şişkin
    Siyah kaburgasını... Ah açlık, ah ümid!
    Kenarda, bir taşın üstünde bir hayal-i sefid
    Eliyle engini guya işaret eyleyerek
    Diyordu: "Haydi nasibin o dalgalarda, yürü!"

    Yürür zavallı kırık teknecik, yürür; "Yürümek,
    Nasibin işte bu! Hala gözün kenarda... Yürü!"
    Yürür, fakat suların böyle kahr-ı hiddetine
    Nasıl tahammül eder eski, hasta bir tekne?

    Deniz ufukta, kadın evde muhtazır... ölüyor:
    Kenarda üç gecelik bar-ı intizariyle,
    Bütün felaketinin darbe-i hasariyle,
    Tehi, kazazede bir tekne karşısında peder
    Uzakta bir yeri yumrukla gösterip gülüyor;
    Yüzünde giryeli, muzlim, boğuk şikayetler...


    - Tevfik Fikret
    ><((((º>`·.¸¸.·´`·.¸¸.-> BALIKÇI FORUM <-.¸¸.·`´·.¸¸.·`<º))))><

  4. #4
    Vıp üye İhtiyar - ait Kullanıcı Resmi (Avatar)
    Üyelik tarihi
    Oct 2009
    Mesajlar
    4.641
    Tecrübe Puanı
    957

    Standart

    - Bugün açız yine evlatlarım, diyordu peder,
    Bugün açız yine; lakin yarın, Ümid ederim,
    Sular biraz daha sakinleşir... Ne çare, kader!

    Bunu da yazacağız inşallah.

    Yine ilk defa sizlerle paylaşayım.

    Rahmetli babam hiçbir zaman böyle demedi, ağzından yok kelimesinin çıktığını duymadım. Sanki bu kelime lügatinde yoktu.

    O sadece yarın inşallah oğlum derdi, yarın inşallah.

    Belki istediğim bir kurşun kalem parasıydı, kaç kuruştu bilmem, ama olmayınca ümitler yarına kalıyordu işte.
    YArın ağını atacak, Allah'tan rızkını isteyecek, balık çıkar, para ederse kurşun kalem alınacaktı.

    Tevfik Fikret'in Aşiyanın'ının tam karşısında, O'na inat, yok yoktu, yarın inşallah oğlum, vardı ve bu slogan gibi söyleyiş, hepimize o gün için istediğimizin yapılamayacağını anlatırdı.

    Selam sevgiler.
    Herkes, ne yaparsa kendisine yapar.

    M.Mahir Ersin
    İstanbul 1945

  5. #5
    Vıp üye İhtiyar - ait Kullanıcı Resmi (Avatar)
    Üyelik tarihi
    Oct 2009
    Mesajlar
    4.641
    Tecrübe Puanı
    957

    Standart

    Alıntı TUNCAY ŞEKER Nickli Üyeden Alıntı Mesajı göster
    ihtiyar emice harikasın ve senin kavağa gelip elini öpeceğim.
    SAğ ol

    Kavağa kadar zahmet etme Hisar'a gelmen yeter. :)

    El öpmeye gelince, estağfirullah.

    Sadece ana babanın ve belki üstadın, hocanın eli öpülürmüş.
    Herkes, ne yaparsa kendisine yapar.

    M.Mahir Ersin
    İstanbul 1945

  6. #6
    dökülük

    Standart

    Defterler sarı, kalemler tükrüklümüydü?

  7. #7
    Vıp üye İhtiyar - ait Kullanıcı Resmi (Avatar)
    Üyelik tarihi
    Oct 2009
    Mesajlar
    4.641
    Tecrübe Puanı
    957

    Standart

    Yok, onlar da vardı da, ben boş ya da bir tarafı yazılı sayfalar bulurdum defter yerine.
    Aslında çok yazı da yazmazdım, mektepte sadece hocayı dinlerdim, bir kalem bir sömestr yeterdi.
    Herkes, ne yaparsa kendisine yapar.

    M.Mahir Ersin
    İstanbul 1945

  8. #8
    dökülük

    Standart

    Ben yetiştim sarı defterle tükrüklü kaleme İLK 1. sınıfta.

  9. #9
    Vıp üye İhtiyar - ait Kullanıcı Resmi (Avatar)
    Üyelik tarihi
    Oct 2009
    Mesajlar
    4.641
    Tecrübe Puanı
    957

    Standart

    Tevellüt kaç?
    Herkes, ne yaparsa kendisine yapar.

    M.Mahir Ersin
    İstanbul 1945

  10. #10
    dökülük

    Standart

    1956 54 e girdim :)

Sayfa 1/5 12345 SonSon

Konu Bilgileri

Users Browsing this Thread

Şu an 1 kullanıcı var. (0 üye ve 1 konuk)

Bu Konudaki Etiketler

Bookmarks

Yetkileriniz

  • Konu Acma Yetkiniz Yok
  • Cevap Yazma Yetkiniz Yok
  • Eklenti Yükleme Yetkiniz Yok
  • Mesajınızı Değiştirme Yetkiniz Yok
  •  
BALIKCI FORUM