Çoğunuzun haberi vardır, 22 Ağustos 2011'den itibaren devlet 'güvenli internet' adı altında hangi sitelere girebileceğimize karar verecek. Size çocuk paketi, aile paketi gibi paketler sunulacak ve bunlardan birini seçmeniz istenecek. Eğer bu seçeneklerden hiçbirini seçmezseniz doğrudan standart paketi seçmiş sayılacaksınız. Bu filtreme sistemi ile siteler, girilebilir ve girilemez olarak ikiye ayrılacak. Bunu belirlerken hangi kriterlerin kullanacağı ise bilinmiyor. Ve asıl sorun da burda başlıyor.

Öncelikle paketler hakkında bilgi vererek başlamak istiyorum. En önemli nokta şu ki, seçtiğiniz paketler kullanıcıya göre değişiklik gösteremeyecek. Yani çocuk paketi seçtiyseniz o evde 7 yaşındaki kullanıcı da 70 yaşındaki kullanıcı da bu paketi kullanmak zorunda kalacak. Sistem farklı filtreleme sistemi kullanmak isterseniz buna izin vermeyecek. Bu paketlerin içeriği neye göre belirlenecek bilinmiyor. Eğer 'ben halimden memnunum allah paketinizin de sizin de belanızı versin' gibi haklı bir çıkış yapmak isterseniz o zaman standart pakete geçeceksiniz. Şimdikinden pek bir farkı yok gibi görünse de aslında sonu sizin için hiç de iyi olmayan uygulamalara varabilir. Şimdiden 60 bin yasaklı site var zaten. Hani eskiden ''amann dns var yeaaa'' diyorduk ya. Ha işte şimdi bunu diyemeyeceksiniz. O yasak sitelere girmeye çalışmakla suç işlemiş sayılacaksınız. Polis dayanacak kapınıza ve sonrası malum. Malum derken lafın gelişi. Yoksa gizli kapaklı sonrası. Daha anlaşılır kılınması gerekirse; filtreyi aşmak da suç sayılacak artık. O yasaklı sitelere girenlerin vay haline.

Peki bu ne anlama geliyor ve sonu nereye varır? Şimdiye kadar bizim yerimize okuyanların, bizim yerimize konuşanların, bizim yerimize hayaller kuranların artık bizim yerimize düşüneceği anlamına geliyor. Sen çocuğunun hangi siteye gireceğine karar veremeyecek kadar cahilsin çünkü, çünkü bu adamlar senden daha iyi biliyorlar bu interneti kullanmayı. Senin çocuğun üzerinde senden daha fazla söz hakkına sahipler, seni bile senden iyi biliyorlar.

Gazetelerde neyin yayınlanacağına onlar karar veriyorlar, haber kanallarının neleri göstereceğini onlar seçiyorlar. Okuyabileceğin kitaplara bile artık onlar karar veriyorlar. Okumaman gerekenleri toplatıyorlar, istemediklerini yazanları tutukluyorlar. Senin tek hakikatin bu internet. Bir bunun sınırı yok. Bir buna müdahale edemiyorlar. Ama bundan sonra buna da karışacaklar. O yere batası faşist inançlarını sana zorla benimsetecekler. Baldız kelimesinin bile cinselliğe çağrışım yaptığı boktan bir ahlak anlayışı bu. Artık sadece onların değil ama, senin de anlayışın olacak bu. Küçücük kızı taciz eden herifleri serbest bırakırlarken sırf porno izliyorsun diye sana potansiyel tecavüzcü damgası yapıştıracaklar. Eğer eşcinselsen sokakta tüküren bakışlarla bakmaları yetmezmiş gibi burdan seni anlayan insanlarla iletişim kurmanı da engelleyecekler. Çünkü onların inançlarında bunlar hastalıklı davranışlar. Çünkü çoğunluk onlar ve bu sistemin çoğunluğun azınlığı yok etme hakkı/zevki üzerine kurulu. O zaman çok rahat edecekler, profesyonelleştikleri şifre/kopya olaylarından artık haberimiz olmayacak, Wikileaks gibi bir olay daha çıkınca açıp yandaş gazetelerden okuya(maya)caksın. Sonra onlar gibi olmaya alışacaksın. Kısa etek giyen gördüğünde dilinin ucuna gelecek 'orospu' lafı, el ele tutuşan sevgililer görünce ilk sen bağırıp çağıracaksın. Ramazanda oruç tutmayan adamı öldüren sen olacaksın belki de. Böyle hastalıklı bir anlayış bu seni esir almak üzere olan. Sen hala 'burcucum çok güzel çıkmışsın ' yorumları yaparken 'çok ösledim yeaa görüselim bi ara?' diye saçmalarken bir de bakacaksın ki hiçbir şey eskisi gibi değil artık. Hani her şeyi sineye çektik yuttuk ettik de bu kadarı da fazla değil mi artık? Eğer şimdi de kaldırmayacaksan o kıçını oturduğun sandalyeden, gözlerini ayrıp da şu monitörden düşünmeyeceksen iki dakika ciddi ciddi......(nasıl tamamlayacağımı bilemedim, beter ol ne diyeyim)