E.Ü. Su Ürünleri Dergisi 2008
E.U. Journal of Fisheries & Aquatic Sciences 2008
Cilt/Volume 25, Sayı/Issue (2): 169–172
© Ege University Press
ISSN 1300 - 1590
jfas.ege.edu.tr
Derleme / Review






İstanbul Balık Halinde 1998–2007 Yılları Arasında İşlem Gören Türler Üzerine Bir Değerlendirme
*Naciye Erdoğan Sağlam1, Okan Akyol2, Tevfik Ceyhan2
1Ordu Üniversitesi Deniz Bilimleri Fakültesi, Fatsa, Ordu, Türkiye
2Ege Üniversitesi Su Ürünleri Fakültesi, 35100 Bornova, İzmir, Türkiye

Özet: Bu çalışma, 1998–2007 yılları arasında İstanbul balık halinde pazarlanan yıllık miktar ve tür çeşitliliğini rapor etmektedir. Bununla birlikte, sonuçlar hem İstanbul balık halinin eski dönem (1909–1923 ve 1996–1997) raporları hem de İzmir ve Çanakkale gibi diğer büyük balık halleriyle karşılaştırılmıştır. Halde, 93’ten fazla tür kaydedilmiştir. İstanbul balık halinde en büyük miktarda işlem gören balıklar sırasıyla hamsi (%43,5), istavrit (%17), palamut (%11,4), lüfer (%9), kültür çipura-levrek (%3,7), mezgit (%3,3) ve sardalye (%1,5)’dir. 1998–2007 arasında ortalama satış miktarı 33678 ton ± 2458 olarak tespit edilmiştir.

Giriş
Yaklaşık 12 milyon nüfusuyla yalnızca Türkiye’nin değil, dünyanın en büyük kentleri arasında sayılan İstanbul, bu yoğun nüfusunun gıda ihtiyacını karşılamada diğer toptancı halleri yanında, doğal olarak Türkiye’nin en büyük balık halini de bünyesinde bulundurmaktadır.
İstanbul’un balık piyasası geçmişinin çok eski yıllara dayandığını, aynı zamanda İstanbul balık hali eski müdürü olan Deveciyan’ın ilk basımı Osmanlıca olan 1915 tarihli “Balık ve Balıkçılık” eserinden anlamak mümkündür (Deveciyan 1926). Şüphesiz, boğazdaki balıkçılığa dair daha eski eserler de mevcuttur. Akçiçek (1998), çeşitli eski kaynaklardan derlediği bir çalışmasında, Fatih Sultan Mehmet’in sarayında 1473 yılında, her gün ne olursa olsun on akçelik balık, dört akçelik istiridye, üç akçelik karides yenmesinin adetten olduğunu ve sultanın piyazlı balığı çok sevdiğini ifade etmiştir.
Eskiden İstanbul’da iki balık pazarı vardı. Biri Eminönü’ndeki balıkhanenin çevresinde, diğeri ise Beyoğlu’nda Galatasaray’ın hemen gerisindeydi. Eminönü’ndeki balıkhane 17 Kasım 1902’de büyük bir merasimle açılmış, 1957 yılında ise yıkılarak, yeri Eminönü meydanına dâhil edilmiştir. Balıkhanenin istimlâkini müteakip, bu faaliyetlerin aksatılmamasını teminen önce meyve ve sebze hali yanındaki eski bir binaya taşınan ve sonra belediyece yeniden inşa ve tanzim ettirilen hal, Azapkapı’daki mahalde 20.10.1964 tarihinden itibaren faaliyete geçmiştir. Bu balıkhane 3000 m2’lik bir sahayı kapsamaktaydı ve balıkhane
idaresine ait bürolar, balıkçı kooperatiflerine, balıkçılar cemiyetine, balık komisyoncularına ve balık esnafı derneğine ayrı ayrı yer tahsis edilmişti. Bugün İstanbul’un en ünlü balık pazarı Sultan Abdülaziz zamanında kurulan, İstiklal Caddesi Sahne Sokağında bulunan Beyoğlu balık pazarıdır. Kıdem ve önem olarak Köyişi Caddesi’ndeki Beşiktaş balık pazarı, Beyoğlu balık pazarının hemen ardından gelir. Kumkapı, İstinye ve Sarıyer’de kurulmuş önemli balık pazarları bulunur. İstanbul balıkhane müdürü Karakin Deveciyan, İstanbul balıkhanesine o yıllarda her gün 80 çeşide yakın balık geldiğini bildirmiştir (Dozbay 1970, Akçiçek 1998).
Baysal (1971), İstanbul balıkhanesinin döner sermaye ile idare edildiğini, balıkhanenin Av Vergileri Müdürlüğü’nün idaresinde iken balık müstahsilleri, kabzımallar ve balık satıcıları arasında cereyan eden işlemlerden %12 oranında bir av vergisi alındığını; ancak bunun 1950 tarih 569 sayılı yasayla kaldırılmasıyla 1580 sayılı Belediye Kanunu’na göre, 1/4/1950’den itibaren belediye tarafından idare edilmekte olduğunu ifade etmiştir. İstanbul balıkhanesi ilki 1925 ve sonra da 1936 ve 1946 yılları bütçelerine konulmak üzere çoğaltılan ve 60.000 TL’na yükselen döner sermayesi ile (5639 sayılı kanunun 2. maddesi 2. fıkrası ile) belediyeye devredilmiştir. Bu devretmeden sonra nakdi teminat ve kefalet karşılığında tuzlayıcı esnafa ve taze balık satıcılarına 48 saatlik kredilerle satışlar -önceden olduğu gibi- yapılmış ve bu kredili satışlar bir yılın sonunda balıkhane idaresince kaldırılmıştır.
Eminönü’nden sonraki yıllarda ise, sırasıyla Unkapanı (1955–1965), Azapkapı (1965–1983) ve son olarak 29 Eylül 1983’te Kumkapı’ya taşınan balık hali 1350 m² lik kapalı alana kurulmuştur. Yapımı sırasında Almanya’ya gidilerek modern bir balık hali oluşturmak için projeler hazırlanmışsa da bunlar istenilen düzeyde uygulanamamıştır. Kumkapı Balık Hali’nin yapımında deniz kısmen doldurularak daha geniş bir alan elde edilmiştir (E. Balin, kişisel görüşme).
İstanbul balık halinin Türkiye balık pazarındaki önemine karşın, hal üzerine az sayıda araştırma bulunmaktadır. Bunlardan en önemlisi, 1900’lerin başında İstanbul balıkhanesi müdürlüğü görevini sürdüren Deveciyan (1926)’ın, Türkiye balıkları ve av araçlarını da tanıttığı, ayrıca balık hallerine giren balık miktarlarını karşılaştırdığı kapsamlı eseridir. Baysal (1971) ise, balık hallerinin ekonomik ve yasal çalışma prensiplerini derlemiştir. Daha sonra uzun bir boşluk döneminin ardından, İstanbul balık halinde 1996–1997 yıllarında pazarlanan balıklar üzerine bir çalışmaya rastlanmaktadır (Timur ve Doğan 1999). Son olarak, Avrupa ve Türkiye’deki bazı önemli balık hallerinin fiziksel koşullarının yasalarla uyumunun karşılaştırmalı olarak yapıldığı bir çalışmada, İstanbul balık hali de incelenmiştir (Mol ve Sağlam 2004). İstanbul balık hali dışında, önemli balık hallerinden Çanakkale ve İzmir için de ayrıca yapılmış iki çalışma bulunmaktadır (Tekinay vd. 2002, Akyol ve Perçin 2005).
Bu çalışmada, Türkiye’nin en büyük balık hali olan İstanbul balık halinin son on yılı (1998–2007) incelenerek, işlem gören türlerin bir listesinin oluşturulması ve halde, en çok pazarlanan balıkların geçmişten günümüze bir karşılaştırmasının yapılması amaçlanmıştır.
Materyal ve Yöntem
Bu çalışma, İstanbul balık halinin daha önce incelenmiş (Timur ve Doğan 1999) olan 1996–1997 yıllarına ait verilerinden sonraki son on yıllık (1998–2007) pazarlanan tür ve miktarlarını kapsamaktadır. İlgili yıllara ait tüm veriler İstanbul balık hali istatistik şubesinden temin edilmiştir. Bu verilerin derlenmesinde ve tür listelerinin hazırlanmasında, miktarca az önemde olan ve yöresel ya da yanlış isimlendirmeler nedeniyle saptanamayan birkaç tür göz ardı edilmiştir. Bununla birlikte, kolorit-kolyoz; kıraça-istavrit-yandros; vanoz-palamut-torik ya da çinakop-lüfer-kofana gibi boyut farkı gözetilen çeşitli balıklar ile barbun-tekir; kültür çipura-levrek; yerli ve ithal uskumru birleştirilerek değerlendirilmiştir.
Bulgular
İstanbul-Kumkapı balık halinde satışlar açık arttırma usulü ile saat 04.00’de başlamakta, en geç 11.00 civarında sona ermektedir. Kapalı alan içerisinde gerçekleşen mezatta, ürün ve fiyatı ışıklı tabelalara yansıtılmaktadır. Halin güney tarafı denize açılmaktadır ve gırgırlar dâhil her boyutta tekne bu rıhtıma yanaşıp, ürününü merkez hale en kısa yoldan indirebilmektedir. Bunun yanında diğer illerden gelen pek çok ürün de karayolu ile hale ulaştırılmaktadır.
Tutulan kayıtlara göre, halde dönemine göre 72 tür deniz, 7 tür tatlı su balığı ile 14 tür omurgasızdan oluşan en az 93 tür işlem görmektir (Tablo 1).
Elde edilen istatistiklere göre, 1998–2007 yılları arasında hale omurgasızlar, donmuş ve ithal olanlar dâhil yıllık en az 23799 ton (1998); en çok 44596 ton (2005) ürün girmiştir. Tüm yılların ortalaması ise 33678 ton ± 2458 olarak hesaplanmıştır. Yıllara göre ürün dalgalanması Şekil 1’de gösterilmiştir







İstanbul-Kumkapı balık halinde satış miktarlarına göre en çok işlem gören on tür sırasıyla; hamsi (%43,5), istavrit (%17), palamut (%11,4), lüfer (%9), kültür çipura-levrek (%3,7), mezgit (%3,3), sardalye (%1,5), barbun-tekir (%1,2), uskumru (%1) ve kolyoz (%0,9)’dur (Tablo 2; Şekil 2).






Tartışma ve Sonuç
Türkiye’nin en büyük balık hali olan İstanbul-Kumkapı balık halinde, yıllık ortalama 33678 ton ± 2458 ürün işlem görmektedir. Türkiye’nin ikinci büyük balık hali olan İzmir’in ortalaması 4258 ton ± 707; Ankara’nın 3822 ton ± 272; Samsun’un 2567 ton ± 854; Trabzon’un 694 ton ± 133 ve Çanakkale’nin 264 ton ± 43’dur (Tekinay vd. 2002, Akyol ve Perçin 2005).







İstanbul balık haline yılda en az 93 türün girdiği saptanmıştır. Burada “en az” ifadesi, kefal, yaban dili, mersin, gibi bazı balıkların türlerine ayrılmadan tek bir tür gibi verilmesiyle ve yöresel isimlendirmeler nedeniyle tanımlanamamış birkaç türün bulunmasıyla ilgilidir. Timur ve Doğan (1999), İstanbul balık halinde 1996–1997 döneminde 73 tür, Akyol ve Perçin (2005) İzmir balık halinde 60 tür, Tekinay vd. (2002) Çanakkale balık halinde 55 tür tanımlamışlardır. Deveciyan (1926), 1909–1923 yılları arasında İstanbul balık halinde işlem gören tür sayısını 55’i deniz balığı, 9’u tatlı su balığı, 3’ü kafadanbacaklı, 5’i eklembacaklı ve 5’i de çift kabuklu yumuşakça olmak üzere toplam 77 adet olarak listelemiştir. Ancak burada da kefaller, mersin balıkları, lapina, tırpanagiller, köpekbalıkları türlerine ayrılmadığı için şüphesiz tür sayısı bunun üzerindedir. Eski İstanbul balıkhane kayıtlarında yer alan ve son yıllarda işlem görmeyen bazı türler ise istrongiloz (Smaris vulgaris), tırpana (Raja batis), kurbağa balığı (Uranoscopus scaber), kikla (Labrus maculatus), lapina (Labrus spp.), çamoka (Atherina hepsetus), sarıgöz (Sargus vulgaris), bıyıklı balık (Barbus barbus), tatlısu kayası (Tinca tinca), tatlı su kefali (Leiciscus cephalus), kerevit (Astacus leptodactylus), tarak (Pecten spp.), pina (Pinna nobilis) ve akivades (Tapes decussatus)’tir.


1998–2007 yılları arasında İstanbul balık halinde en çok işlem gören türler sırasıyla; hamsi (%43,5), istavrit (%17), palamut (%11,4), lüfer (%9), kültür çipura-levrek (%3,7), mezgit (%3,3), sardalye (%1,5), barbun-tekir (%1,2), uskumru (%1) ve kolyoz (%0,9)’tur. Timur ve Doğan (1999), halde 1996–1997 döneminde en çok pazarlanan ürünleri sırasıyla; hamsi (%50), istavrit (%19), palamut (%11), mezgit (%11) ve sardalye (%9) olarak bildirmiştir. Burada sıralama benzer sonuçlar vermekle birlikte, mezgit ve sardalye oranında ciddi bir düşüş söz konusuyken, lüferde ise bir artış göze çarpmaktadır. Deveciyan (1926)’ın bildirdiği 1909–1923 dönemi toplamında ise ilk sırayı midye-pina-akivades (%36) oluştururken, onu palamut (%24), istiridye-tarak (%15), uskumru-çiroz (%10), hamsi-çaça (%3) ve istavrit-izmarit (%3) izlemektedir. Eski İstanbul balıkhanesinin satışlarının %50’sinden fazlasını oluşturan çift kabuklu yumuşakçaların günümüzde neredeyse bitme noktasına gelmesinin nedeni, aşırı avcılık ve kirlenmeye bağlanabilir. İzmir balık halinde ise 2001 yılında tespit edilen ilk beş tür sırasıyla sardalye (%35), hamsi (%26), kupes (%6), istavrit (%4) ve barbun (%4)’dur (Akyol ve Perçin 2005). Çanakkale’de 1996–2001 yılları arasındaki sıralama ise, sardalye, hamsi, lüfer, palamut ve kupes şeklindedir (Tekinay vd. 2002). İki boğaz kenti ile İzmir balıkhanelerinde ön plana çıkan balıklar birbirileriyle benzerlik göstermekle birlikte, sıralamaları oldukça değişkendir. Burada, Ege Denizi’nin sardalyesi İzmir ve Çanakkale’de ön plana çıkarken, hem Karadeniz hem de Marmara’ya kıyısı olan İstanbul’da hamsi, istavrit, palamut ve lüferin ön plana çıkması doğaldır.
Sonuçta, İstanbul balık hali özelinde incelenen ve satışı artan, azalan, kaybolan ya da yeni eklenen türlerin tarihsel perspektifte değerlendirildikleri bu çalışmanın, gelecekte de devam etmesi ve diğer tüm büyük balık halleriyle birlikte yalnızca tür-miktar olarak değil, ekonomik, sosyal ve kültürel olarak da izlenmesinde yarar vardır.
Teşekkür
Bu çalışmanın gerçekleşmesinde desteklerini gördüğümüz, İstanbul Balık Müstahsilleri Derneği Başkanı Abdullah Denizer’e, İstanbul Büyükşehir Belediyesi Kumkapı Balık Hali Müdürlüğü, Müdür Yardımcısı Efraim Balin’e, İnsan Kaynakları ve Yazı İşleri Şefliğinden Ramazan Gökdaş’a teşekkürlerimizi sunarız.
Kaynakça
Akçiçek, E. 1998. Fishes, fish markets and fish sellers of old İstanbul (in Turkish). Doğu Anadolu Bölgesi III. Ulusal Su Ürünleri Sempozyumu, 10–12 Haziran, Erzurum. s. 139–144.
Akyol, O. and F. Perçin. 2005. An investigation on fishes, marketing in Izmir fish market between 1993 and 2004 (in Turkish). E.Ü. Su Ürünleri Dergisi, 22(1–2):125–128.
Baysal, K. 1971. An Economic Scrutinize of Turkish Fishery (in Turkish). Balık ve Balıkçılık Dergisi, Et ve Balık Kurumu Genel Md. Yayınları, Cilt 18(5):13–20.
Deveciyan, K. 1926. Peche et Pecheries en Turquie, (in French). Çeviren: Erol Üyepazarcı, Aras Yayıncılık, 2. Baskı, Nisan 2006, İstanbul, 574 s.
Dozbay, K. 1970. İstanbul fish markets (in Turkish). Balık ve Balıkçılık Dergisi, 18(3):1-1.
Mol, S. and Ö.E. Sağlam. 2004. Investigating seafood marketing conditions in some important Turkish seafood markets with European countries. Tr. Journal of Fisheries and Aquatic Sciences, 4:65–70.
Tekinay, A.A., M. Alpaslan, Ö. Özden, P. Akyüz and D. Güroy. 2002. A comparison between the records of Çanakkale fish market and fisheries production of Çanakkale region from 1996 to 2001 (in Turkish). E.Ü. Su Ürünleri Dergisi, 19(3–4):455–463.
Timur, M. and K. Doğan. 1999. İstanbul (Turkey) fish auction hall and marketing (in Turkish). E.Ü. Su Ürünleri Dergisi, 16(1-2):1-17.