Sayfa 1/2 12 SonSon
11 sonuçtan 1 ile 10 arası

Konu: istanbul balıkçıları

  1. #1
    ___BALIKCI FORUM___ aFaLa - ait Kullanıcı Resmi (Avatar)
    Üyelik tarihi
    Feb 2008
    Yaş
    56
    Mesajlar
    12.942
    Tecrübe Puanı
    2443

    Standart istanbul balıkçıları

    İstanbul balıkçıları

    İstanbul, iki denizin kucaklaştığı bir yer olarak, tarihin her döneminde yoğun bir balık merkezi olmuştur. Balıkların kuzeyden güneye ve daha sonra yeniden kuzeye göçleri; Boğaziçi'nden düzenli olarak büyük sürülerin geçmesini sonucunu getirmiştir. Bu nedenle bu bölgeye ilk yerleşenler de herhalde balıkçılar olmuştur. On yedinci yüzyılda P.Gyllius, İstanbul'un balık bolluğu bakımından dünyanın bütün liman kentlerini geride bıraktığını söyler: 'Liman, iki denizden gelen pek çok miktarda balıklarla doludur. Balık sürüleri yalnız Boğaziçi'nden değil, Kadıköy tarafından da limana doğru akın ederler. Bunlar o kadar çokturlar ki, yirmi adet balıkçı kayığı tek bir ağla tutulan balıklara ancak kafi gelir. Balık, denizde o kadar bol oluyor ki, çok defa sahilden elle tutulabilir. Baharda, balık sürüleri Karadeniz'e doğru akın ettikleri vakit onları taşla öldürmek dahi kabil oluyor. Kadınlar, pencereden sarkıttıkları sepetlerle balık tutabiliyorlar ve balıkçılar olta ile o kadar çok torik balığı avlıyorlar ki bunlar bütün Yunanistan'a ve Asya ve Avrupa'nın büyük bir kısmına kâfi gelebilir.'1

    Kırım harbi sonrasında İstanbul'u anlatan La Baronne Durand de Fontmagne de Boğaziçi'nde en çok kılıç balığıyla uskumru tutulduğunu söyleyerek şöyle devam eder: 'Balık öylesine bol ki, bir balıkçının tek başına kısa zamanda koskoca bir sepeti doldurduğunu gözlerimle gördüm. Bu bolluk en çok sonbaharda balıklar Karadeniz'in soğuğundan kaçıp Ege'ye dogru akarken, bir de ilkbaharda geri dönerlerken oluyor.'2

    Dalyan avcılığı

    Boğaziçi'ndeki balık bolluğu için çok eski tanıklar aramamıza pek gerek yok. Yaşı yetenler bu bolluğa 30-40 yıl öncesine kadar bizzat yaşayarak tanık olmuşlardır. Boğaziçi, belki de bütün özelliklerinden önce bir balık kaynağı, bir balıkçılar cennetiydi.


    Peki balıkçılar balıkları nasıl yakalıyorlardı? Bu konudaki en eski bilgileri, on yedinci yüzyılda Beykoz dalyanlarını anlatan Evliya Çelebi'ye borçluyuz: 'İskele önünde, beş altı kadar gemi direğini birbirine bağlayarak denize dikmişler. Direğin ta tepesinde, bir adam bekçi olarak oturur. Karadeniz'in dalgalarından kurtulan kılıç balığı bu limana girince, direğin tepesindeki adam elindeki taşı kılıç balıklarının ardından denize atar. Taş denize 'cum' diye düşünce zavallı balıklar limana doğru 'selâmettir' diye kaçmaya başlarlar. Derhal denizin etrafını saran ağların ağzından içeri girerler. Gözcü ise direk başından 'Alâ!' diye bağırmaya başlar. Avcılar ise balık ağının ağzını kapatıp içeride kalan kılıç balıklarını mızrak ve tokmaklarla vurup avlarlar. Bu balıklar, taşıdıkları kılıca hiç davranmayan tenbel balıklardır. Bir kulaç kadar uzun burun kılıcı ağın deliğine girince, kımıldamaya bile vakit bulamaz. Fakat eti sarmısaklı ve sirkeli tarator ile pişirilince, gayet nefis bir yemek olur. Bu dalyanın balığı, balık emini tarafından yetmiş yük akçeye satın alınır.'3

    Adalbert de Beaumont ise, İstinye'nin girişinde iki büyük dalyan bulunduğunu anlatır: '[Bu] balık avlama yöntemi şu anda Boğazda balık avcılığı için kullanılan usüllerin en dikkat çekicisidir. Her sene ilkbaharda, üremek için alıştıkları yerlerine giden balıkların geçtikleri bilinen yerlere iskeleler kurup, onlara tuzaklar hazırlayan genellikle Bulgarlardır. Muazzam büyüklükte incecik bir ağı üç tarafından denizin içine çaktıkları kazıklara gererler; suyun dibine yerleştirilen bu ağın dördüncü kenarı su üstünde, onu makaralar yardımıyla tutan balıkçıların ellerinde olur. Sonra Balıkhanenin damındaki tecrübeli gözcü bir balık sürüsünün yaklaşmakta olduğunu bildirir. Bu sürü barbunya, palamut ya da başka bir balık sürüsü olabilir. Balıkçılar suyun dibini daha net görebilmek için suya zeytinyağı dökerler; yağ deniz yüzeyinde birikip bir mercek vazifesi görerek onlara yardımcı olur ve kapkara sürünün biraz daha ilerlediği anda hep birlikte dört bir yandan halatlara asılırlar: Elle yakalayabilecek kadar çok sayıdaki avları artık ağın içindedir.'4

    Aradan yüzyıllar geçtikten sonra bile, Beykoz'da dalyan avcılığının Evliya Çelebi'nin anlattığı biçimde yapıldığını, Musahipzade Celâl'in 1940'lı yıllarda kaleme aldığı şu satırlardan anlıyoruz: 'Beykoz dalyanı, kıvırcık, kalkan, kılıç sair nefis balıkleriyle meşhurdur. Sahilde beş, altı kadar seren direğinin tepelerini birbirine bağlayıp alt tarafı silâh çatar gibi denize dikilmiş, tepesine dalyan bekçisinin oturması için bir yer yapılmıştır. Karadeniz'in fırtınasından kaçıp, Boğaz'dan içeri giren kılıç balıkları dalyanın etrafında yüzerlerken direğin tepesindeki dalyan bekçisi elindeki ipe bağlı taşları balıkların yüzdüğü sahanın arasına atar. 'Tum!..' diye denize düşen bu taşlardan ürken balıklar selamet yakasına kavuşuyorum diyerek dalyanın içine dalar. Bekçi 'Av! Av!' diye feryat eder. Aşağıda balıkçılar işitir işitmez ağın kapısını kaparlar. İçerde kalan kılıç balıklarını harbi ve tokmaklarla tutarlar.'5

    Voli yerleri

    Bütün bu anlatılanlardan, İstanbul'da sadece dalyan balıkçılığı yapıldığı gibi yanlış bir kanı uyanmasın. Daha onyedinci yüzyılda bile, ağ ve olta balıkçılığı İstanbul'da yaygın bir iş koludur. Evliya Çelebi, olta balıkçılığı esnafının 60 dükkanı olan 1000 kişiden, ağ balıkçılığı esnafının ise 70 dükkanı olan 300 kişiden ibaret olduğunu söyler. Ağ ve olta balıkçılığının voli yerlerini yine Musahipzade Celâl aktarır. Beykoz, Burunbahçe, Paşabahçe, Çubuklu, Anadoluhisarı, Vaniköy, Çengelköy, Üsküdar Şemsipaşa, Yenimahalle en önemli voli merkezleridir. Iğrıp çekilen yerler ise Sarıyer, Büyükdere, Kireçburnu, İstinye, Rumelihisarı, Arnavutköy, Beşiktaş ve Fındıklı'dır. Musahipizade, tarak ve istridye'nin Dolmabahçe Sarayı önünde tarlası bulunduğunu, ayrıca Harem-Salacak açığında ve Pendik'te de bulunduğunu yazar. Boğaziçi'ndeki midye tarlalarının ise Kavaklar, Arnavutköy ve Baltalimanı'nda olduğunu ekler. Elli yıl öncesine ait bu bilgiler şöyle devam ediyor: 'Gümüş ve hamsi balıkları Kuzguncuk ile Beylerbeyi arasında Nakkaş Camii önünde tutulur. Bunun için, kendine mahsus torba ağ yapılır. Torik, kefal içinse serpme ağ vardır. Serpmeciler bu ağ ile en çok akıntılı burun başlarını beklerler. Balık geçtiğini görünce serpmelerini atarlar. Arnavutköy, Kandilli, Kanlıca, Şemsipaşa, Sarayburnu bu yerlerdendir.'6

    Eski bir İstanbul hanımefendisi olan İffet Evin ise, 'Daha düne kadar balıkçılar bir araya gelirler, kıyının belirli yerlerinde ağlarla balık çekerlerdi,' diyerek şöyle anlatır: 'Mevsimi gelince [Üsküdar] Şemsipaşa'da Avni Paşa Medresesi'nin rıhtımında balıkçılar yayılırlar, alamanalarını kıyıdan biraz açıkta, ip üzerinde hazır tutarlar, büyük ağlarla balık çekerlerdi. Denizin dibinden güçlükle gelen kalın ipi sıra olup yakalarlar, düzenli ritmle küçük adımlar atarak geri geri giderler, büyük bir gayretle, adeta sırt üstü yatarcasına asılarak ağı çekerlerdi. En sondaki adamın arkası duvara ulaşınca ipi bırakır, en öne, ipin sudan çıkan kısmına gelir, yeniden çekmeye başlardı. Ağ çekmenin usulü böyle idi.'7

    Ruşen Eşref de, Boğaziçi'nde yıllardır görülmeyen bir balık avlama yönteminden, saçmacılıktan bahseder. Saçmacıların bilhasa durgun gecelerde ortaya çıktığını söyleyen yazar şöyle devam eder: 'Boğaz kıyılarındaki elektrik fanuslarını tutan direklerin dibinden suya, ara sıra küçük küçük mercan taneleri damlıyor gibi olur. Bunlar, rıhtım taşlarına çömelmiş, ya da nemli çuvallara diz çökmüş muşamba ceketli 'saçmacı'ların attığı cıgaralardır. Saçmacıların sırtlarında ağbardan birer de 'puşiyde' var; uçları küçük küçük kurşun topuzlu puşiydeler... Onları bu kılıkta görseniz, bir takım tel tennurelere bürünmüş esrarlı meczuplar sanarsınız. Derin bir mürakabeye dalmış gibi boyuna suya bakarlar. Halbuki zavallılar, onun içinden geçecek lüferleri, kefalleri gözlemektedirler.'8

    Balıkçıların sureti

    İstanbul’da balık ve balıkçılık üzerine yukardaki ipuçlarından da anlaşılacağı gibe çok kişi kalem oynatmıştır. Ama bizzat ve tam anlamıyla balıkçıları anlatan olmuş mudur? Amatör balıkçıları, bu işi zevk için yapanları kastetmiyorum. Çünkü onlar anılara, yazılara çok konu edildi. Kastettiğim geçimini denizden sağlayan balıkçılar. Yani profesyonel bu işi yapanlar. Onları gözünüzün önüne getirebiliyor musunuz? Örneğin cumhuriyetin ilk dönemlerinde?
    Bu konuda iki kaynaktan sözedebilirim. Birincisi bir dönemin önemli röportajcılarından Feridun Kandemir’in tanıklıkları. 1936 ve 1949 yıllarına ait iki ayrı röportajının konusu balıkçılardır. 1936 yılında onlarla İncirköy’de bir balıkçı kahvesinde konuşur. Yirmi otuz yıldır balıkçılık yapan ustalar, 'her işin para' olmasından şikayetçilerdir. En eskileri 'Bugün yirmi bin liran olmazsa balıkçılık edemezsin. Yirmi bin liralık takım beş sene dayanır, bu müddet (2) Durand de Fontmagne, Kırım Harbi Sonrasında İstanbul, Çev. Gülçiçek Soytürk. İstanbul 1977, s.77
    (3) Evliya Çelebi Seyahatnamesi, C. 1-2, İstanbul 1986, s.356-57
    (4) Adalbert de Beaumont, 'Le Bosphore,' Çev.Cem Özdol, İstanbul Şehrengizi, içinde,
    İstanbul 1992, s.207
    (5) Musahipzade Celâl, Eski İstanbul Yaşayışı, İst.1946,
    s.75-76
    (6) Musahipzade Celal, agy, s. 75
    (7) İffet Evin, Yaşadığım Boğaziçi, İstanbul 1987, s.71
    (8) Ruşen Eşref Ünaydın, Boğaziçi Yakından, İst.1938, s.80
    (9) Kandemir, 'Balıkçılar',
    Aydabir, Nisan 1936
    (10) Feridun K., 'Boğaziçinin Yazı Kışı,' Her Hafta, 9 Temmuz 1949





    Büyük balık küçük balıktan uzun yaşar
    Metabolizması yüksek balık düşük olandan uzun yaşar
    Soğuk sudaki balık sıcak sudakinden uzun yaşar


  2. #2
    TAYFA küçükbalıkçı - ait Kullanıcı Resmi (Avatar)
    Üyelik tarihi
    Apr 2008
    Yaş
    25
    Mesajlar
    373
    Tecrübe Puanı
    59

    Standart

    Paylaşımın için teşekkürler Cengiz abi.. güzel bir paylaşım....

  3. #3
    NİHAT

    Standart

    Paylaşımın için teşekkürler gercekten cok güzel bir yazı

  4. #4
    USTA BALIKÇI
    Üyelik tarihi
    Mar 2008
    Yaş
    38
    Mesajlar
    1.340
    Tecrübe Puanı
    231

    Standart

    paylaşım için teşekkürler Cengiz abi. bide ozamanlardaki gibi balıklar olsa
    BARIŞ AYDOĞAN
    24.05.1981
    K.ÇEKMECE/İST
    AB rh+

    ince misina büyük balık, usta işi

    barisaydogan1981@hotmail.com


    Bende 1 Lira Vardı,
    Sende 1 Lira vardı.
    Paraları değiştirdik yine 1 liramız var.
    Bende 1 bilgi, Sende 1 bilgi vardı.
    Bilgileri değiştirdik, şimdi sende 2 bende 2 bilgi var...
    İşte Paylaşım Ruhu Budur

  5. #5
    ___BALIKCI FORUM___ aFaLa - ait Kullanıcı Resmi (Avatar)
    Üyelik tarihi
    Feb 2008
    Yaş
    56
    Mesajlar
    12.942
    Tecrübe Puanı
    2443

    Standart

    Alıntı balıkcı Nickli Üyeden Alıntı Mesajı göster
    paylaşım için teşekkürler Cengiz abi. bide ozamanlardaki gibi balıklar olsa

    selam olsun o yıllara dıyelim bariş bu gidişle biz bile görmedık bizim cocuklarımız hiç bilmiyecek





    Büyük balık küçük balıktan uzun yaşar
    Metabolizması yüksek balık düşük olandan uzun yaşar
    Soğuk sudaki balık sıcak sudakinden uzun yaşar


  6. #6
    BALİKÇİ FORUM sunshine - ait Kullanıcı Resmi (Avatar)
    Üyelik tarihi
    Nov 2008
    Mesajlar
    215
    Tecrübe Puanı
    35

    Standart

    ya ne kadar şansızız bunları göremedik ama bir o kadarda şanslıyız bizim gördüklerimizi göremeyenlerde olucak dünya hakikaten garip ve insanın doğasında sonuna kadar tüketmek var herhalde.paylaşım için teşekkürler
    Tamer Kömel
    İç kumsal-k.çekmece
    istanbul

  7. #7
    Reİs
    Üyelik tarihi
    Apr 2011
    Mesajlar
    1
    Tecrübe Puanı
    0

    Standart

    Çok Anlamlı Teşekkürler.Anlayanaaaaaaaaa.

  8. #8
    Moderators MURAT GÜNAY - ait Kullanıcı Resmi (Avatar)
    Üyelik tarihi
    Jul 2010
    Yaş
    50
    Mesajlar
    1.006
    Tecrübe Puanı
    259

    Standart

    Selamlar,
    Ellrine sağlık harika bilgiler dikkat edersinizki o tarihlerde bu bilgiler not alınıyordu ama bu denizlerden ekmek yiyenler denizler için hiçbirşey yapmamışlar şimdi olduğu gibi konuştuğum balıkçı bana aynen şunu söyledi "balıklar tutmakla bitmez"
    işte geldiğimiz nokta budur önce denize ağını, oltasını atanı deniz ve balıkçılık konusunda kursa tabi tutup eğitmek gerekir.
    Saygılarımla,
    MURAT GÜNAY
    RUMELİ KAVAĞI-SARIYER
    21/01/1969


  9. #9
    Balıkçı snapper - ait Kullanıcı Resmi (Avatar)
    Üyelik tarihi
    Jun 2008
    Yaş
    45
    Mesajlar
    1.116
    Tecrübe Puanı
    179

    Standart

    galba biz cok sansliyiz,milat oncesi durumlari her hafta sonu yasadigimiz icin ,yakalanmasindan ayri seyretmesi bir zevk bollugun,

  10. #10
    Moderators MURAT GÜNAY - ait Kullanıcı Resmi (Avatar)
    Üyelik tarihi
    Jul 2010
    Yaş
    50
    Mesajlar
    1.006
    Tecrübe Puanı
    259

    Standart

    Bahri kardeşim selamlar,
    burada sabırsızlıkla siteye ekleyeceğin resim ve videoları bekliyoruz bizi en azından o zevkten mahrum bırakma.
    Bol avlar dilerim.
    Selamlar,
    MURAT GÜNAY
    RUMELİ KAVAĞI-SARIYER
    21/01/1969


Sayfa 1/2 12 SonSon

Konu Bilgileri

Users Browsing this Thread

Şu an 1 kullanıcı var. (0 üye ve 1 konuk)

Benzer Konular

  1. Orkinos Balıkçıları
    By aFaLa in forum Balık Resimleri
    Cevap: 12
    Son Mesaj: 20.10.10, 04:42
  2. İstanbul Bogazı hakkında neler biliyoruz
    By Hıcaz in forum Balıkçı Kahvesi
    Cevap: 0
    Son Mesaj: 19.03.09, 15:42
  3. Kanada'da İspanyol balıkçıları kurtarıldı mı
    By Hıcaz in forum Güncel Deniz Haberleri
    Cevap: 0
    Son Mesaj: 19.03.09, 15:17
  4. Deniz Kirliliği
    By Hıcaz in forum Deniz Kirliliği Haberleri
    Cevap: 1
    Son Mesaj: 19.03.09, 12:15
  5. Bogazlarda ve denizlerimizdeki kirlilik
    By Hıcaz in forum Deniz Kirliliği Haberleri
    Cevap: 0
    Son Mesaj: 19.03.09, 01:37

Bu Konudaki Etiketler

Bookmarks

Yetkileriniz

  • Konu Acma Yetkiniz Yok
  • Cevap Yazma Yetkiniz Yok
  • Eklenti Yükleme Yetkiniz Yok
  • Mesajınızı Değiştirme Yetkiniz Yok
  •  
BALIKCI FORUM