Bu konuya ben de kirlilik üzerinden değinmek istiyorum.
İski'nin İstanbul' un bir çok yerinde yapmış olduğu arıtma tesisleri denetimsizlikten eleman yetersizliğinden yeteri kadar çalıştırılmıyor. Zaten bir çoğu tam anlamıyla arıtma tesisi niteliği taşımayan bu tesislerin ayrıca çalıştırılmaması da olayı daha vahim bir hale getiriyor. dereler gene pis sularını denize boşaltmaya devam ediyor. Şu anda yorgun düşen Marmara Denizi daha da yıpranmaya devam ediyor.

Ayrıca yapılan arıtma tesisleri nitelikli arıtma yapmıyor.
Bu tesisler Yenikapı,Baltalimanı,Büyükçekmece,Üsküdar,Kadıköy, KüçükÇekmece,Küçüksu, Bahçeşehir,Tuzla ön arıtma tesisleridir. Çünkü doğadan aldığınız suyu aynı şekilde geriye iade etmezseniz arıtma yapmış olmazsınız. Yapılan diğer tesislerde ızgaralar genelde katı atıkları ayıklama işi yapıyor. kimyevi atıkları temizleme gibi bir niteliği yok. o kadar arıtma tesisi yapıldı ancak boşuna yapılmış boşuna para harcanmış işletmeler. Denize akan kanalizasyon suyu katı atık sistemiyle temizlenemez. Sadece göz kandırmacası olur. Suyun berrak gözükmesi bile suyun temiz olduğu anlamına gelmez. Çünkü içerisindeki kimyasal bileşiklerin ne olduğu önemlidir. Marmara' nın her yanında ileri biyolojik arıtma diye tanımlanan arıtma tesislerinin yapılması zorunludur. Aslında Arıtmanın önü arkası olmaz ya vardır yada yoktur fakat anlam karmaşasına girmemek için aynı tanımı kullanıyorum.

Ancak halihazırdaki tesisler bile eleman yetersizliğinden tam olarak çalıştırılmamakta. Geçmiş dönemki İSKİ Genel Müdürü Dursun Ali Çodur da, atıksu arıtma tesisleri işletmelerini özelleştirmek istemelerinin sebebinin personel sıkıntısı olduğunu belirtti. Bu yıl atıksu arıtma tesislerinden 350 personelin emekli olacağını dile getiren Çodur, bu personelin yerine yeni elemanlar da alınamadığını ifade ederek, “Ne yapayım, bu tesisleri iş yapamaz hale mi getireyim? Hizmetlerin devam etmesi için bu tesislerin özelleştirilmesi lazım.” dedi

Şu an bildiğim kadarıyla da bu tesisler özelleştirilimedi.. halihazırda da kurulu olan tesislerde de personel eksikliği var bu durumda tesisler boş duruyor gibi bir vaziyet ortaya çıkıyor. Yakın bölgede oturanlar bir gün gitsin baksın Zeytinburnu'nda Ataköy'de, Kadıköy'de Tuzla'da akan derelere ne dediğimi tam olarak anlayacaksınız. Eğer arıtma olsa bu dereler berrak ve kokusuz akar. Söylediğim hangi dere temiz ve berrak akıyor. Çünkü tam arıtmadan geçmiyor.

Bunun dışında izmit körfezine yakın noktalarda bulunan fabrika atıkları neredeyse tamamen denize akıyor. Ayrıca Büyükçekmeceden daha ileri noktalardaki yazlıkçıların denize direkt akan kanalizasyon suları ile fabrika atıkları da ayrıca bir kirlilik nedenidir.

Bu konuda bir şeyler yapılmalı ama en etkili yol medyatik yöntem gibi geliyor. yakın bölgelerde oturanlar akan dereleri kameraya çekip Özel tv kuruluşlarına gönderseler onlarda bu konuda bir yayın yapsalar nasıl olurdu
Yada başka çözümler de üretilebilir. Tepkinizi ortaya koymanın birden çok yolu var. Çözüm alsanız da almasanız da tepki verme yollarını araştıralım. Mesela önümüzde belediye seçimleri var. Oy pusulalarının arkasına akan kanalizasyon için tam arıtma istiyoruz diye yazabiliriz. Bence belediyeler diğer bütün harcamaları bırakıp atıksuyla mücadeleye girmelidir. Halkımızın kendisi uyanık olsa hiç bir yönetim kimseden bir şey saklayamaz. Hatta bu konuda tepki yolları geliştirilebilir.

Arkadaşlar elinizde kameralı cep telefonunuz ya da kameranız varsa, böyle olumsuz durumları kamerayla kayda alın. Sonra tv kanallarında tanıdığı olanlar vasıtasıyla bu görüntüleri paylaşın. Derdimiz büyük hatta bazı konularda geri dönülemez durumlarda.

Yönetimler olması mümkün olmayan vaatler vererek insanları kandırıyor. Toplumun Ekolojik bilince bilim toplumuna ulaşmasıyla ilgilenmiyor. Çabaları çoğunlukla kendileri için .
Eskiden varolan bir çok şeyin artık günümüzde eski haline gelmesinin mümkün olamayacağı bir sürece giriyoruz. yönetimlerin yapamayacağı şeyler insanları etkilemesi yerine halkın dünyanın genel gidişatını iyi takip edip, yaşam tarzını
Aile Planlaması
Kariyer Planı
Dürüst ve Paylaşımcı olmak
Doğru görebilmek için kendini bile eleştrebilmek
Bildiklerinin dışına çıkabilmek
teknoılojiyi takip etmek ekseninde ele almak
zorundadır.


Bilim Toplumu olmamız şart. Doğru görebilmek, doğru eleştirebilmek doğru karar verebilmek "Büyük Yıkım" ın etkisini yavaşlatmak adına.