KARADENİZ’İN PELAJİK BALIKLARI


Su ürünleri üretimi açısından ülkemiz denizleri içerisinde farklı ekolojik yapıya sahip olan Karadeniz’in ve Karadeniz bölgesinin Türkbalıkçılığında özel bir yeri vardır. Ülkemizin 8300 km civarındaki kıyı uzunluğunun 1700 km’sini Karadeniz kıyıları oluşturmaktadır. Ülkemiz karasularındaki balık stoklarının miktarı Karadeniz’de en yüksek seviyeye ulaşmaktadır.
Türkiye 1981'den itibaren tüm Akdeniz ve Karadeniz ülkeleri arasında, her yıl en fazla balık avlayan ülke olmuştur. Türkiye su ürünleri üretimi 2007 yılı itibariyle toplam 772 bin ton olarak gerçekleşmiştir. Bu üretimin %58‘i (632bin ton) denizlerimizden avcılık yolu ile sağlanmıştır. Avcılık yolu ile denizlerimizden sağlanan su ürünleri miktarının %79’unu Karadeniz tek başına sağlamıştır. Ülkesel olarak su ürünlerinin ekonomik değerinin 700 milyon ytl cıvarın da olduğu düşünüldüğünde Karadeniz bu ekonomik paydan en büyük kısmı alan bölge durumundadır.
Yıllık ülkesel su ürünleri üretiminin %60‘ı,deniz balıklarının ise %80’iKaradeniz bölgesinde avcılık yolu ile elde edilmektedir. Karadeniz’deki ekonomik balık türleriçerisinde avlanan pelajik balıklar en çok avlanan stokları oluşturmaktadır.
Bu kadar değerli ve verimli denizürünlerine sahip olan Karadeniz’de gerek türlerüzerinde ki av baskısı gerekse denizsel kirliliğine etkisinden dolayı avlanan balık miktarlarında yıllar itibarıyla dalgalanmalar görülmektedir.Karadeniz’de balık stoklarının daha düzenli kullanılması için çeşitli tedbirlerin alınmasısosyal ve ekonomik açıdan ülke ve bölge yararına önem arz etmektedir. Karadeniz Bölgesinin ekonomik önem arz eden plajik türlerini kısaca tanıyalım.


Hamsi: (Engraulis encrasicolus,Linnaeus, 1758)
Karadeniz'den yakalanan hamsi(Engraulis encrasicolus), ülkemiz de avlanan su ürünleri miktarının büyük bir kısmın oluşturmaktadır. Karadeniz hamsisinin boyu 18cm ile 20 cm arasında değişir.Karadeniz hamsisi geçirdiği birinci kıştan sonra bir yaşında cinsel olgunluğa ulaşır.Mayıs-Eylül ayları arasında 10 veya daha çokbatında yumurtlama gerçekleşir. Bir yaşındakigenç balıklar ilk kez yumurtlama sezonununsonuna doğru yumurta bırakırlar. Bireyselortalama yumurta verimi 42,000 adet olarakbelirlenmiştir.Hamsinin ana yumurtlama alanının kuzeyve kuzeybatıdaki sahanlık bölgesi olduğusöylenmektedir Buna karşın bazı bilim adamlarıyaptıkları çalışmalarda önemli miktardaki hamsistoğunun Türkiye kıyılarında üreme gerçekleştirdiğini bildirmektedir. Hamsinin ömrü 2-3-4 yıldır. Yumurtlama17-18°C’deki kıyıya yakın 5-10metrederinliklerarasında gerçekleşir.Yumurtalar elips şeklinde olup pelajiktir. sığ sularda Su sıcaklığına bağlı olarak değişmekle birlikte 24saatte larvalar yumurtadan çıkar. Daha çok 5-30 metre derinlik arasında dağılım gösteren larvalar planktonlarla beslenir. Genellikle (mayıs ayında) erken bırakılan (batınlardan)yumurtalardan çıkan larvalarda yüksek ölümvoranları görülmektedir. Bu durum larvalarındikey göçleri esnasında soğuk suyla karşılaşmalarından kaynaklanmaktadır. En yüksek yaşam payı (kalım payı) haziran sonu temmuz başında bırakılan yumurtalarda görülmektedir.Karadeniz hamsisi kuzey-güney yönünde kışlama, beslenme ve üreme göçü yapar.Güney yönünde kışlamak ve kuzey yönünde de beslenme ve üreme göçünün hızı günde 10-20 mil olur. Sürüler, genellikle Anadolu, Kafkasya ve Kırım sahillerinin ılık alanlarında kışlarlar ve sık sürüler oluştururlar.Sürü yoğunluğu,gündüz oluşan sık sürülerde 500-800 birey/m³birey, seyrek sürülerde 200-400 birey/m³ iken bu, geceleri 20-60 birey/m³’e kadar iner. Hamsigece gündüz arasında dikey göç yaparlar.Hamsi nisanda Türkiye kıyılarındaki kışlama alanından kuzeydeki beslenme ve üreme alanına göçe başlar. Nisan ortasından ekime kadar tüm denize yayılmış olan hamsiözellikle Karadeniz’in kuzey kesiminde bulunur. Sıcak ve iklimsel değişimlere bağlı olarak genellikle kasımda güney göçü başlar. Güneye göçün başlama zamanları yıldan yıla önemli farklılıklar gösterir.Hamsi,planktonla beslenen bir balıktır.Beslendiği organizmaları, Calanus cinsi Copepoda (Kürek ayaklılar), Cirripedia (Dolaşık ayaklılar) ve Mollusca (Yumuşakçalar) larvaları oluşturur.
Hamsi sürü oluşturan bir balık türüdür. Genellikle gırgır tekneleri ile sürünün etrafı çevrilmek suretiyle avlandığı gibi, nadir olaraktek ya da çift tekneyle çekilen orta su trolü ile de avlanabilmektedir. Günümüzde gelişen teknoloji ile birlikte teknelere monte edilen su altı radarları ile hamsi sürülerinin yerleri ve sürünün büyüklüğü tespit edilerek belirlenen miktarda ki hamsi avlanılabilmektedir



İstavrit (Trachurus trachurus L., I758)
İstavrit, tropik ve ılıman denizlerde yaşayan karnivor bir balıktır. Denizlerimizde de çok yaygın olarak bulunan istavrit, Carangidae familyasına ait bir türdür. Yapısal özellikleri ile ayırt edilemeyen biri küçük, diğeri büyük iki farklı tipi vardır. Boyları 22 cm'ye kadar olan bireyler küçük-boylu tip, diğerleri ise büyükboylutip olarak adlandırılmaktadır. Büyük boy istavrit stokları 1959 yılından sonra azalmış,özellikle 1965'den sonra hemen hemen hiçgörülmemiştir. Bütün yaşamını Karadeniz'de geçiren istavrit mayıstan ağustosa kadar sahillerden birkaç mil açıkta sürüler halinde yumurta bırakır. Bir dişi yaklaşık olarak 100.000-140.000 adet yumurta bırakabilir. Yumurtalar pelajiktir ve yumurtadan çıkan larvalar ortalama 2.5-3 mm boyunda dır. İstavritlerin ortalam ömürleri 14 yıl kadardır. İstavrit balığınılarvaları plankton ile,erginleri ise hamsi, çaça, gümüş,sardalya, kaya balığı gibi balıkların yavrularıyla ve omurgasızlarla beslenirler. Ayrıca istavritler deniz analarının ovaryumlarından yumurtaları tek tek çekip yiyerek de beslenmektedir. Beslenmeleri esas olarak, su sıcaklığının 10.8 -25°C olduğu zamanlarda gerçekleştiği belirtilmektedir. Yaz aylarında 10-100 m derinliklerde dağılım gösterirken, sonbahar sonunda ise kışlamak için 500 m kadar derinliğe inebilirler.


İstavrit balığının yavruları küçük sürüler halinde genellikle birlikte yaşarlar hızlı bir şekilde büyüyen istavrit yavruları kasım sonunda 8 cm. boya ulaşır. Karadeniz'de Trachurus mediterraneus Steindacher,1968 ve Trachurus trachurus L., I758 olmak üzere iki alt türünün olduğunu belirtilmektedir. İstavrit bol avlanan ekonomik değeri yüksek balıklardandır. Amatör balıkçılar tarafından çaparilerle avcılığı yapılan istavritin
yoğun olarak avcılığı çevirme ağlarıylayapılmaktadır.



Palamut (Sarda sarda Bloch, 1793)
Karadeniz ve Marmara’nın en ünlü balığıdır. Denizel protein ihtiyacımızın karşılanmasında önemli bir yer tutan palamut (Sarda sarda Bloch, 1793) bahar aylarında beslenmek ve gonadlarını olgunlaştırarak, yumurtlamak için Karadeniz’e giriş yapar 18 –20ºC açık deniz sularında 400,000’den birkaç milyona kadar yumurta dökerek ürer,Karadeniz havzasının yüksek besin değerli,planktonik organizmalarca zengin suları içinde hızla büyüyerek 1.5-2 ay gibi kısa bir zaman içinde 10-15cm. boya ulaşır.


Sonbahardan itibaren ise ters istikamette kışlamak için Marmara’ya göç başlar. Büyük bireyler süratli ve iyi yüzücüdür. Her iki yönlü göçler sırasında bol miktarda av veren bu balıklar ve yavruları fazlasıyla yırtıcı ve oburdur.Sürü halindeki uskumru, kolyoz, , hamsi, sardalya,istavrit gibi balıklarla beslenirler.Palamutun büyük gırgır ağları, voli ağları,fanyalı ağlar ve ığrıplarla da avcılığı yapılır.Amatörler tarafından palamut çaparisi ve palamut yünlüsü ile avlanırlar. Gırgır tekneleri için hamsi ve istavritten sonre en önemli ticari balık türüdür.

Büyüklüklerine Göre Palamut İsimleri
0 – 10 cm. Vanoz – Gaco
10 – 25 cm. Çingene Palamudu
30 – 35 cm. Palamut
40 – 45 cm. Kestane Palamudu
50 – 55 cm. Zindandelen
55 – 60 cm. Torik
60 – 65 cm. Sivri
65 – 70 cm. Altıparmak
70 cm. ve üstü Peçuta olarak adlandırılır



Lüfer (Pomatomus saltatrix)
Lüfer göç balıklarının en lezzetlisidir.Büyüklüğüne göre değişik adlar alırlar. Boyu 10cm'ye kadar olan lüferlere defne yaprağı, 10-18 cm arasında olanlara çinekop, 18-25 cm arasında olanlara sarıkanat, 20-25 cm arasında olanlara lüfer, 35 cm'den fazla olanlara kofana denir. Güçlü çeneleri, sivri ve keskin dişlerinin gösterdiği gibi lüfer çok yırtıcı bir balıktır. Kendi boyunda, hatta kendisinden iri balıklara saldırıp parçaladığı olur. Lüferin başlıca besini hamsi, istavrit, sardalya, uskumru, kolyoz gibi sürü halinde gezen küçük ve orta boy balıklardır. Buldukları her tür küçük balığa saldırabilirler
Yazı Karadeniz'de geçiren lüferler havaların serinlemeye yüz tutmasıyla birlikte eylül ortalarından itibaren Boğaz'a girmeye başlarlar. Göç genellikle aralık sonuna kadar devam eder. Boğaz'ı geçen lüferlerin çoğu Marmara'da kışlar; bir bölümü de Ege Denizine geçer, ılık geçen kışlarda lüferlerin bir bölümü Boğaz'ı terketmeyerek bulunduğu bölgede kalır. Mayıs ayında lüferin Karadeniz'e çıkışı başlar ve Haziran başına kadar sürer.


Avcılığı genellikle uzatma ağlarıyla yapılmaktadır; ayrıca gırgır takımlarında istavrit
balığı avcılığı sırasında da ağlarda bol miktarda çıkmaktadır. Amatör balıkçılıkta ise zoka tabir edilen yapay balık şeklindeki iğneli oltalarla avlanmaktadır .

Büyüklüklerine Göre Lüfere verilen isimler.

1. 10 cm’ye kadar.....................yaprak (20 adet/kg)
2. 11-13 cm arası.................... çinekop(16-19 adet/kg)
3. 14-16 cm arası.................... kabaçinekop (10-15 adet/kg)
4. 17-20 cm arası.................... sarıkanat (9-14 adet/kg)
5. 21-30 cm arası ................... lüfer (4-8 adet/kg)
6. 31-35 cm arası.................... kaba lüfer(2-3 adet/kg)
7. 35 cm’den büyük................ ...kofana ( yaklaşık 1 kg/adet veya daha büyük).


Kefal (Mugil cephalus)
Kefal tuzluluk ve sıcaklığa karşı toleransı oldukça yüksek olan bir balıktır. Farklı tuzluluk veya az oksijenli sularda yaşayabilir ve çok sığ suda yüzebilirler. Dünyada geniş bir yayılım alanına sahiptir. Denizlerimizin sıcak ve ılık bölgelerinde, kıyılara yakın veya denizle ilişkili nehir ağızlarında sürüler halinde yaşarlar.


Karadeniz’de Mugil cephalus, Liza ramada,saliens, L. aurata ve Chelon labrosus olmak üzere beş adet kefal türü mevcut iken, 1980’li yıllarda pasifik kökenli Mugil so-iuy türünün Karadeniz’e bırakılmasıyla kefal tür sayısı altıya çıkmıştır. Türlerine göre 25 cm ile 90 cm boya erişebilirler. Yaklaşık 15 yıllık bir ömre sahiptir.6-7 yaşlarında yaz aylarında ürerler. Her anaç için 150 bin ile 7 milyon kadar yumurta verebilirler.Kefaller deniz bitkileri ve yumuşakçalarla beslenirler. Bu özellikleri sayesinde kıyılarda,akarsu ağızlarında yiyecek ararlar; çoğu zaman akarsuların içine kadar girerler. Bunların yanısıra kurtlar, balık yumurtaları ve planktonlarla da beslenir. Kefal balığı ticari
olarak Gırgır ve voli ağlarıyla avlanmaktadır, amatörbalıkçılar tarafından da olta ve zıpkınla avlanabilmektedir.

Çaça (Sprattus sprattus phalericus)
Karadeniz balık faunası içerisinde, Clupeidae familyasına dahil 13 farklı türden birini oluşturan çaça (Sprattus sprattus phalericus), Karadeniz’in bütününde yoğun olarak dağılım gösteren önemli bir balık türüdür.Çaça semi-pelajik bir tür olup, deniz suyu sıcaklığının artış gösterdiği aylarda açık ve derin sulara yönelmekte ve dağınık sürüler oluşturmaktadır. Baharda açık denizden kıyıya doğru göç ederler. İlkbaharda kuzeyden güneye, sonbaharda ters yönde hareket eder.Ergin bireyler genel olarak termoklin tabakasının altında bulunur. Fakat bahar ve güz periyodunda bu tabakanın üstüne doğru hareketlenir. Çaça balıkları gün boyunca düşey olarak su tabakasının altına doğru alçalır.


Geceleri ise eğer sıcaklık uygun olursa, termoklin tabakasının daha üst kısımlarına çıkar. Bir boreal (kuzey yarımküre) tür olan çaça; daha çok soğuk suları tercih eder. Larvaldönemden sonra hızlı bir büyüme dönemine girerler. Boyları en fazla 16 cm’ye kadar ulaşabilmektedir. Eşeysel olgunluğa bir yaşında ulaşır ve yumurtlaması, Karadeniz’in Anadolu kıyılarında yoğun olarak kasım-mart ayları arasında gerçekleşmektedir. Ortalama yumurta verimlilikleri 20,000 yumurta/bireydir. Yumurtaları pelajik olup su yüzeyinden itibaren 100 m derinliğe kadar dağılım göstermektedir. Bu dağılımları su sıcaklığı ve tuzluluk yoğunluğu ile ilişkilidir. Yumurtalarının en fazla 30 ile 80 m arasındaki derinliklerde yoğunlaştığı bildirilmektedir.Çaça balıkları ekosistemin en alt ve en üst bileşenlerini oluşturan plankton ve predatör toplulukları arasındaki besin transferini sağlamada birinci derecede öneme sahiptir. Çaçanın başlıca predatörleri; yunuslar, köpek balıkları, istavrit, mezgit.lüfer,palamut ve kalkan balıklarıdır. Balık unu-yağı fabrikaları, hammadde ihtiyaçlarını çaça balığı ile de sağlamaktadır.Avcılığı gırgır ağlarıyla yada son zamanlarda orta su trolleri ile yapılmaktadır.


Zargana (Belone belone)
Ilıman denizlerimizin değerli balıklarındandır. Eti yönünden oldukça değerlidir. Zargana balıkları, Belonidae familyasından olup, çeneleri uzayarak gaga şeklini almıştır, sivri ve geniş gövdeli dişlere sahiptir, vücudu uzun ve yuvarlak olup ufak pullarla kaplı iskeleti yeşil balıklardır.


Boyları 60 – 70 cm bazen de 1 m uzunluğa varan Zargana balıkları ortalama 18 yıl yaşarlar.Yapısıyla gayet çevik ve süratli bir balıktır. Kendini korumak için su yüzeyine sıçrayarak da yüzebilir. Hamsi, çaça, çamuka ve kıraça gibi küçük balıklarla beslenir. 5-6 yaşlarında cinsel olgunluğa ulaşırlar.İlkbahardan Sonbahara kadar üreme süresince 30,000-50,000 adet yumurta bırakırlar.çevirme, Uzatma ağlarıyla ya da olta ile avcılığı yapılmaktadır.



Tirsi (Alosa fallax)
Sardalya ailesinden olan Tirsi ekonomik değeri yüksek bir balıktır. Tirsi ılıman ve nehir ağızlarına yakın sahalarda orta su bölgesinde büyük sürüler halinde bulunurlar Boyları 30 –33 cm’ye ulaşabilir. Üreme mevsimleri ilkbahardır.


Yumurta bırakmak için acı su bölgelerine ve nehirlere girerler. Gelgit sınırının üst kısımlarında yumurta bırakmayı tercih ederler. Erkek iki-üç yaşında, dişi ise dört-beş yaşlarında ergin birey haline gelir. Yumurtalar dişiler tarafından bırakıldıktan sona dibe iner. Dört-sekiz gün sonra çatlar ve yavrular kısa bir zamanda büyüyerek nehirden denizlere inerler.Tirsi kopepod ve balık larvası gibi büyük planktonlarla beslendiği gibi küçük balıkları da rahatlıkla tüketmektedir. Tirsi altı-yedi yıllık bir ömre sahiptir.Kılçıklı olmasına rağmen çok lezzetli bir balıktır. Gırgır, fanyalı ve sade ağlarda yakalandığı gibi çapari ile de avcılığı yapılmaktadır.


Hamza POLAT, Hasan ERGÜN
SÜMAE YUNUS Araştırma Bülteni, 8:1, Mart 2008